Fotoğraf sabah 6:55'te apartman kapısını açmadan önce çekildi, sokak ışığının yansıması hoşuma gitti. Hava biraz yağmurluydu ama yine de bu ayakkabıyı giydim, kombinim siyah ağırlıklı olsa da yakıştırdım ben. Bence bu beyaz spor ayakkabılar kombin kurallarından muaf, istediğimiz gibi giyilebiliyorlar :)) Bugün cumartesi, kot pantolon giyebiliyoruz ama giymedim.
Bu gece çok tuhaf bir rüya gördüm, babama benim ölmem gerektiğini söylemişler. Trump mı ne söylemiş, ya da Erdoğan söylemiş ama ona da Trump söyletiyor. Öyle büyük yerden gelmiş emir. Babam da gelip bana bu akşam ölmem gerektiğini söylüyor. Geleceklermiş bir şey yapacaklarmış acısız ölecekmişim. Bir şey demiyorum, annemle kardeşim de demiyor. Herkes kabulleniyor hemen durumu kimse itiraz etmiyor. İnsanları azaltma çalışmasıymış sanırım rasgele insanları seçip ölümlerine emir veriyorlar. Bizim apartmanda bir tane de erkek seçilmiş öyle ölmek için. Neyse akşam oluyor ben önce biraz bekliyorum sonra banane ya diyip odama gidip yatağıma girip uyuyorum. Normalde salonda oturup gelmelerini beklemem gerekiyordu. Ama annem babam kardeşim herkes yatmaya gidince ben niye kurbanlık koyun gibi bekliyim diyip gidiyorum. Sabah uyanıyoruz annem benim ölmemiş olduğumu görünce gözleri parlayarak yanıma geliyor ama ben çok kırgınım ona yanıma yaklaştırmıyorum. Dün gece kızı ölecekti gidip uyudu şimdi de utanmadan ölmediğime seviniyor diyorum. Diğer seçilen erkek kişiye gelip bişeyler yapmışlar, sağ böbreğine bir şey basmışlar yani anjiyo gibi damardan girip böbreğe bir şey vermişler, ölmeyecekse de bunu vermiş oluyorlarmış yani. Sanırım bunu verip öldürüyorlar ölmediyse bırakıyorlar da olabilir. Annem "çok zorlanmış bir türlü yapamamışlar uzun sürmüş" diyor. Ölmemiş. Benim için de kimse bir şey demiyor, nerede diye soran da olmamış, beni bulamayınca gitmişler. Hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum yani, ama aileme büyük kırgınlığım oluşmuş ve artık eski ben gibi hissetmiyorum kendimi. Ailem beni bu kadar kolay gözden çıkarabiliyormuş demek ki, meğer ben tek başımaymışım diye düşünüp yalnız ama güçlü hissediyordum.
Babama anlattım, tam böyle bir film var dedi ama ismini hatırlamadı. İnternetten arattım “insancıl”mış adı. İzliyim bakayım rüyama beziyor mu :))
Eve giderken kardeşimden mesaj geldi, hediye gelen bir çiçek saksısından kocaman kırkayaklar çıkmış foto attı, bakmaya bile dayanamadım korkunçççç.
Ufacık saksıya nasıl sığmışlar hayret. Chatgptye sormuş eve girmiş midir diye, betonda yaşayamazlarmış topraktan çıkmazlar demiş. Komple çöpe attı çiçeği saksısıyla. Bi çiçek gönderme uygulamasıyla gelmişti hangisiydi bilmiyorum ama belli ki kırkayakların yumurtladığı kötü bir toprak kullanmışlar. Böyle işler yapan işletmelerin buna özellikle önlem almaları gerekmez mi? En azından toprağı zararlılardan/böceklerden koruyacak bir sprey falan sıkmaları gerekiyor bence ya. Dışarıdan bir yerden toprak alıp koyulsa bile daha temiz çıkardı bundan.

Ailem beni bu kadar kolay gözden çıkarabiliyormuş demek ki, meğer ben tek başımaymışım diye düşünüp yalnız ama güçlü hissediyordum. Gerçek hayatta da böyle değil misin
YanıtlaSilEvet, iyi yakaladın :)
SilMorg'da o kadar ölü insan kokusunu almandan dolayı olabilir mi bu rüya? :) Önceki günde bayağı goygoyunu yapmıştık ehe. Zihnin merhabalaşmış olabilir.
YanıtlaSilOlabilir :)) çok acaipti
Silamanin rüya ve kırkayaklar :)
YanıtlaSilEvettt
SilSon gündemin bilinç altına işleme hızı diyelim buna... Neyse ki sadece bir rüya..
YanıtlaSilOlabilir bilincaltim görev basinda :))
Sil