Sayfalar

30 Haziran 2017 Cuma

181 / 365


Hâlâ hastayım, bizimkiler Yalova'da. Ben de işten çıktığım gibi yola koyuldum. Yalova'ya gidiyorum.
Şu an denizin ortasından yazıyorum. Çok canım sıkıldı. Daha bir saat var. Turyol'dayım. Kitap okuyayım dedim uykum geldi, işten çıkmadan tylolhot içmiştim direnç olsun diye o da uyku yaptı galiba, çok uykum var. Ama gemi de o kadar kalabalık ki oturmaya zor yer buldum, bir yere kıvrılıp uyumam imkansız.

Aklıma ne geldi ya, eskiden telefonlar daha Android değilken kızılötesi vardı. Böyle gemi yolculuklarında falan çok canımız sıkılınca kızılötesini açardık, muhtemelen bir çok kişi de açmış olurdu zaten. Oradan dosya gönderme talebi atardı bazıları, açınca selam nasılsın falan yazısı çıkardı. Hatta bu şekilde tanışıp sevgili olan bile vardı.
Neyse buraya yazınca uykum açıldı biraz.
İnşallah bu kısa tatil iyi gelir de pazar akşamı toparlamış şekilde dönerim İstanbul'a.

29 Haziran 2017 Perşembe

180 / 365


Çok sıcak yaaaa...
Hastayım bi de.
Eve gelirken Tylol-hot aldım daha da kötüleşmeden toparlanayım diye ama henüz içmedim. Sıcaktan, hareket edesim bile gelmiyor. Bir anda hava bu kadar ısınmayaydı iyiydi.

28 Haziran 2017 Çarşamba

179 / 365


Lokuma kız aldık :)
Bu fotoğrafı nasıl çekebildim bilmiyorum çünkü hiç durmuyorlar sürekli öpüşüyorlar :D

Çok korkuyorduk acaba Lokum ister mi? Ya saldırırsa, yaralarsa falan diye. Hatta aldığımız yere de sorduk anlaşamazlarsa napıcaz dedik, geri getirirsiniz başka bir tane veririz dediler.
Neyse ki gerek kalmadı, yavrum yalnızlıktan o kadar bunalmış ki, diğeri kafesten içeri girer girmez yağcılık yapmaya başladı :)) tüylerini düzeltiyor, gagasına uzanıp duruyor falan.
İsmine Limon koyduk dişinin, Limon nereye Lokum oraya :) Limon kalabalık ortamdan geldi tabi, başka bir kuşla olmak yabancı bir durum değil onun için ama Lokum için bu bir devrim :))

İnternetten dişi-erkek muhabbet kuşunun ayrımını araştırıp öğrenmiştim, burnu pembe, mor ya da maviyse erkek; beyaz, sarı ya da kahverengiyse dişiymiş. Erkek kardeşimle biz baktık seçtik ama emin olmak için yine de sordum dişi mi diye evet dişi dediler.

27 Haziran 2017 Salı

178 / 365


Ve bugün bayramın üçüncü günü. Ramazan da bitti bayram da bitti...

Havalar da bir ısındı ki... Tam denize girmelik :)

Lokum'a (muhabbet kuşumuz) bir arkadaş almayı düşünüyoruz. Çok canı sıkılıyormuş gibi geliyor çünkü. Bir de çok tüy döküyor, stresten galiba. Bizimki erkek, bir dişi alalım diyoruz, belki yarın :)

26 Haziran 2017 Pazartesi

177 / 365


Evin önünde bir kaza oldu bugün. Motorsiklet, arabaya çarptı.

Motorsikletteki adamın bacağı yaralanmıştı, belki de çatlak ya da kırık vardı tam anlayamadım. Kaldırıma oturmuştu ama basabiliyordu sanki üstüne. Çok bağırıyordu ama :( bir de arabadaki çocukların eli yüzü çizilmişti. Başka bir şey yoktu. (İçe göçmüş arabanın ön sol kapısı ve motorsikletin parçalanmış ön kısmı haricinde.)

Sonra ambulans gelip aldı adamı.

Daha sonra ne oldu bilmiyorum, gitmem gerekiyordu çünkü.

---

Evde misafir bekliyoruz şu an, sizin nasıl geçiyor bayramınız?
Bu arada gündüz yemeye içmeye henüz alışamadım, susuyorum ama su içmek aklıma gelmiyor :s

Bu arada, fotoğraf Beykoz vapurundan çekildi.

25 Haziran 2017 Pazar

176 / 365


Dün kahve içip de yatmaya çalışınca gece 3e kadar bir türlü uyku tutmadı. Sabah da 6da kalktık, 3 saatlik uykuyla ve dünkü bayram temizliğinin verdiği hamlıkla ayakta kalmaya çalışıyorum.

Hiç şeker toplamaya gelen çocuk olmadı. Bu alışkanlık da mı maziye gömüldü yoksa? Onları görünce çocukluğumu hatırlıyordum. Ama artık kim gönül rahatlığıyla çocuğunun başkalarının kapılarında dolanmasına izin verir ki? Biri manyak çıksa, çekip içeri alsa nerden bileceksin kimin kapısındayken kaybolduğunu....
Çocuklar için çok endişeleniyorum. Bu devirde çocuk sahibi olabilenleri de cesaretlerinden dolayı tebrik ediyorum...

Human Planet diye bir belgesel varmış, sekiz bölümlük. Çok güzel diyorlar. İlk bölümüne bakayım dedim ama bir kaç dakika sonra misafir gelince bıraktım tabi. Yalnız baştaki söylenen şey çok dikkatimi çekti. Dünya'nın %70'ini denizlerin oluşturduğunu biliyoruz, peki dünyadaki canlı sayısının 4te 3ünü de deniz canlılarının oluşturduğunu düşünmüş müydünüz? Ben hiç bu açıdan bakmamıştım. Düşünsenize su altında devasa bir alem var ve biz yeryüzündeki bir kaç milyonluk insan türü olarak kendimizi dünyanın sahipleri sanıyoruz. Biz nefes alarak, karada yaşıyoruz ama bizim iki katımızdan fazla sayıda canlı suda yaşıyor. Okyanus dibinde hiç haberimiz olmayan yaşamlar var.

24 Haziran 2017 Cumartesi

175 / 365


Bugün Arefe. Bayram temizliği yaptık tabi.

Sonra günlüklerimi toparlayıp ayrı bir kutuya koydum.
En son 2015te yazdıklarımı defterden koparıp, artık yazmaya devam etmemiştim ve sonraki yıla ait hiç günlük yazım yok. Yani 2016'ya.
Kötü bir yıldı. O yüzden, günlük tutmak da dahil, her şeyden elimi eteğimi çekmiştim. Neyse ki 2016nın son aylarında bu blogumu açtım da bir iki anı kaydedebildim :)
Ve bu yıl yeniden başladım günlük tutmaya. Hem defterde hem de blogumda yazıyorum.
Farkettim ki ben, yazmadan duramıyorum.

Bir de bugün, kitaplıkta okunmayı bekleyen kitaplarımı not aldım not defterime. 3 sayfa tuttu. Ben bu kadar kitabı ne ara okuyacağım acaba?

Saat 20:10 son iftarı bekliyoruz :) Herkese şimdiden mutlu, hayırlı, huzurlu, iyi bayramlar !

23 Haziran 2017 Cuma

174 / 365


Oruçlu son iş günü de bitti. Ne çabuk bitti falan diyorlar ama bana göre aylarca sürdü sanki. Hatta gündüz yemeye içmeye adapte olamayabilirim bir süre.
Bu Ramazan zordu, yaza denk gelen her Ramazan gibi...
Artık kışa dönsün yine ya, ne güzel ortaokuldayken son ders sınıfta iftar açıyorduk.
Beslenme çantası götürüp, son ders yiyorduk.

---

Üsküdar sahiline gittim bugün, çimenlerde gölge yerlere uzanan kişiler vardı. Hafif, tatlı tatlı esen rüzgar ve deniz kokusu eşliğinde uzanmış olmalarını görmek bile beni rahatlattı. Ben uzanamadım ama onları öyle görünce huzur doldum, izledikçe ben de uzanmış kadar oldum.
Allah, elindeki imkânlarla mutlu olmayı başaranların mutluluğunu bozmasın.

Kibirli mutlulardan hoşlanmıyorum. Her şeyi gözümüze sokmaları hiç de iyi niyetli gelmiyor. Ama kendi halinde, kendi huzurlu ortamını yaratabilenlere hayranım.

21 Haziran 2017 Çarşamba

172 / 365


Üsküdar - Anadolu Kavağı arası yeni açılan vapuru deneyimledik bugün işten arkadaşlarla.
Çok beğendik.

Üsküdar'dan binip Beykoz'a kadar gittik inip biraz yürüyüp geri bindik. Oyalanmadık orada, çünkü iftara yetişecektik.

Beylerbeyi, Çengelköy, Anadolu Hisarı, Paşabahçe ve Beykoz iskelelerine uğruyor gemi.

Bence boşuna boğaz turlarına 15 tl vermeyin, Üsküdar'a gelin tek akbille yalıları gezin... Bayıldım, çok güzeldi. Normalde boğaz turunda gemi açıktan gider, kıyıdaki şeyler küçük görünür ama bu gemi kıyıya çok yakın bir şekilde gidiyor. Yalıların içini bile görebiliyorduk.
Bir saat sürdü Beykoz'a gitmemiz.

Tekrar gitmek istiyorum, sırf boğaz turu yapmak için.

Ekleme: Yazmayı unutmuşum, tüm islam aleminin Kadir gecesi mübarek olsun :)

20 Haziran 2017 Salı

171 / 365

Yıllanmış arkadaşlarla Sultanahmet'te buluşup iftar açmak üzere, Üsküdar'dan vapura binip canlı müzik eşliğinde keman sesi ile Eminönü'ne geçtim. Şu vapurlarda canlı müzik ne süper bir fikir ya, kim önermiş ve başlatmışsa Allah razı olsun. Bayılıyorum böyle yolculuk etmeye.

Vapurda yanıma bir abla geldi, Çocuklardan birini tuvalete götürmem lazım da diğer çocukları senin yanına oturtsam olur mu, amca var güvenemedim dedi. Tabi olur dedim. Sonra bu güvensizlik hissinin içimize bu kadar işlemesine, hayatımıza artık eskisi gibi devam edemememize üzüldüm. Vapur iskeleye yanaştı, herkes inmeye başladı ama ben çocukları bırakıp gitmedim tabi ki. Bir yandan da, neden beni güvenilir gördü acaba diye düşündüm. Hemcinsi olmam ve düzgün birine benzemem yeterli herhalde. Oysa ki yine aynı ben, kemanımla Marmaraya binmek istediğimde durdurulup keman çantamı açıp gösterdiğimde geçebilmiştim ancak.

Neyse buluştuk. Bir yer bulduk ayırttık, gezdik geldik.
Değirmencioğlu Restoran'a gittik, sakin bir sokakta dışarıda oturduk. Ortamı çok beğendim. Yemekleri de fena değildi. Bir kaç yemek var iftar menülerinde, kebap, İskender falan. Ne istediğimizi sormadılar başta, neden sormadılar diye birbirimize bakarken garsonların tepsilerle yemek gezdirdiğini gördük. Biri tepsiye iskenderleri doldurmuş kim istiyor diyor, başkası kiremit kebabı koymuş kim istiyor diye masa masa dolaşıyorlar böyle. Güzel, değişik geldi.
Şimdi eve dönüyorum, minibüsten girdim yazıyı yine :)

19 Haziran 2017 Pazartesi

170 / 365


Bizimkiler​ Survivor izliyor arada, ben de bazen takılıyorum. Yazık Ogeday'a yaa tek başına kalmış gönüllülerde. Konuşacak kimse yok, içine içine ağlıyor.
Ünlüler tarafına geçiyor kamera herkes bıcır bıcır konuşuyor falan, gönüllüler tarafına geçiyor tek bir kişi var ondan da sadece bir iki ööö, öhö sesleri çıkıyor gerisi sessizlik.
Bazı zamanlar bizim de hayata karşı duruşumuz gibi.

Benimle geçmişe gelin : Yıllar önce kapattığım blogumdan arşivde kalanlar


web.archive.org sayesinde, ta Kasım 2009'da açıp Ekim 2011'de kapattığım ozzeinep.blogspot.com adlı blog sitemi görünce hüzünlenmedim desem yalan olur. Aynı zamanda da kendime çok kızdım, neden kapatmışım ki? Ne zararı vardı ki sanki dururdu bir kenarda.

Kötü bir huyum var, ya hep ya hiç diye yaşayanlardanım, hep uçlardayım. Bunu değiştirmedikçe de kendime kızmaya devam edeceğim, biliyorum.

web.archive.org sadece bir kaç sayfanın görüntüsünü kaydetmiş.
Yani Hakkımda, İletişim ya da etiketlere tıkladığımda bir şey görüntülenmiyor.
Yukarıda resim olarak eklediğim sayfanın adresi şu:
https://web.archive.org/web/20110925190157/http://ozzeinep.blogspot.com/

Bir kaç ekran görüntüsü eklemek istiyorum:

Arşivim










Biraz beyin fırtınası yapmak istemişim anlaşılan. İllüminati'nin yeni çıktığı, herkesin diline dolandığı, bir neslin araştırma becerisinin ciddi anlamda arttığı dönemler.... Michael Sikkofield takipçisiymişim. Geçen seneye kadar hâlâ ara ara takip ederdim aslında, çok eski bir şey değil.

Tüm sayfalarında tek tek gezinebilmeyi çok isterdim ama malesef görünen kısmı sadece bu...

18 Haziran 2017 Pazar

169 / 365


Yine son dakikalarına yetiştiğim bir günün yazısından merhaba.
Bu resim ne alaka derseniz, bu resim benim whatsapp sık kullanılan emojilerim. Ne kadar sade bir insanım görüyorsunuz 😁

Neler yaptım bugün, evi temizledim malûm yarın iş var. Annem de dizinden rahatsız olduğu için ev işleri bize kaldı.
Kitap okuyayım dedim, üşendim.
Günlük yazayım dedim, üşendim.
Biraz müzik dinleyeyim dedim, ona bile üşendim.
Temizlik, iftar hazırlığı ve yarına hazırlık ile geçti gün.
Yarın görüşürüz!

17 Haziran 2017 Cumartesi

168 / 365

D&R in önünden geçerken, vitrindeki kitaplar gözüme çarptı. Alex de Souza ₺9,90 ve hemen yanında Rihanna kitabını da ₺9,90 a görünce, bir kaç adım daha uzaklaşmaya zorlasam da yapamadım ve geri dönüp içeri girdim. Dört kitap aldım, normalde 90lira verecekken 40 lira verdim. Pardon 41 lira, çünkü kart çıkarmam gerekti. Bu indirim D&R kartı olanlara geçerliymiş. Kart 1 tl.

Erkek kardeşimin kafa topu oyununda biriktirdiği 2 milyon altını bugün kendiliğinden sıfırlanmış. Üzüldüm, yazık. Mail falan attı da bakalım çözecekler mi durumu...

Mim #8 : Yaz için öneriler


Önerilere her zaman herkesin ihtiyacı vardır. Neler çıkacak şimdiden çok merak ediyorum :)

Mim'mimizin konusu çok renkli. Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde zamanımızı en verimli şekilde geçirmek için ya da olası problemlere karşı önlem almak için öneriler paylaşıyoruz. Amacımız yazın hakkını vermek :)

---

Bu yaz, hasır ipten yapılan sandaletler çok kişinin ayağında görülecek gibi.


İlk defa Instagram'da denk gelip de gördüğüm bu sandaleti giyenler çok rahat olduğunu söyleyip duruyor. Belki de bir tane almalı, ne dersiniz?

Bu yazın sembolü Flamingolar !

Kıyafetlerinizde, plaj çantasında veya mayoda bu deseni tercih edebilirsiniz.
2017 yazında modası flamingo ve bence çok güzeller :)

Bir diğer önerim de lavanta yağı ya da lavanta kolonyası olacak. Yani kısacası lavanta :)
Dün sevgili blogger komşum Handan'ın blogunda bir yazıya rastladım, börtü böcekleri uzaklaştırmak için lavanta kullanıyormuş. Daha önce duymamıştım o yüzden çok şaşırdım.
Yaz mevsiminin sinir bozucu vızıltılarından ve kaşıntılarından korunmak için bu öneriyi denemekte fayda var.
Baş ucunuza, lavanta yağı döktüğünüz bir parça pamuğu koyup öyle yatarsanız hem rahat hem de mis kokulu bir uyku çekebilirsiniz :) Ya da pamukla falan uğraşmak istemiyorum derseniz direk cildinize lavanta kolonyası da sürebilirsiniz.

Peki sizin bu yaz için önerileriniz neler?
Bir kitap önerisi ya da spor aktivitesi önerisi, güneş kremi önerisi, yüz maskesi önerisi vs olabilir, yani yaza uygun her türlü öneri kabul :)

Herkesi bu mime davet ediyorum ama ille de bir kaç isim vermem gerekirse :
Daha mutlu yaşam (yazısı için tıklayın)
Ece Evren (yazısı için tıklayın)
Ben meczup (yazısı için tıklayın)
Cem Kazan (yazısı için tıklayın)
Filiz Şahin
Persephone (yazısı için tıklayın)
Tuğçe Yüksel (yazısı için tıklayın)
Handan (yazısı için tıklayın)
Sessiz kaldım(yazısı için tıklayın)
Ve isteyen herkes... Katılanlara şimdiden kucak dolusu sevgiler 🤗

16 Haziran 2017 Cuma

167 / 365


Bugün uykuya doyamıyorum.
Gün boyu başımı dik tutmak için mücadele verdim. Eve gelir gelmez uyudum, yetmedi. Sanki günlerce uyusam ancak o zaman uykumu alabilirmişim gibi...

15 Haziran 2017 Perşembe

166 / 365


Saçmalama telefondaki oyun için para mı vereceksin, oyun içinde parayla alışveriş mi yapacaksın hayır kesinlikle olmaz diye diye bir de bakarsınız ki kendi ellerinizle marketten küçük kardeşinize google play kart almışsınız...

Kafa topu oyununda altın top ve bişey daha alacakmış, hiç bir arkadaşında, hiç kimsede yokmuş. Ramazan'a özel indirimliymiş...

Mutluluğunu görünce para boşa gitti hissim biraz hafifledi. Neyse dedim zaten tekrar almayız, bir kereye mahsustu. Yine de büyük konuşmayalım da...

9 Ay 10 Gün oldu


Bugün, blogumu açıp ilk yayınımı yayınlamamın üzerinden tam 9 ay 10 gün geçti.

Eylül 2016'dan 2017'nin ilk gününe kadar yazdıklarım canım ne isterse ve ne zaman isterse öyleydi. Ama yılbaşından itibaren kendimi düzenli yazmak konusunda disipline etmek adına 365 serisine başladım. İyi ki de başladım, istisnasız her gün en az 1 kere blogtaydım. Böylelikle bu durum bana burayı daha yakın takip etme, yorumlara hemen cevap verme imkanı da doğurdu.
Ne yalan söyleyeyim, bırakmayı çok düşündüm bu seriyi. Bazı günler hiç bir şey yazamıyordum ama sırayı bozmak da istemiyordum. Hiç bir şey çıkmıyorsa da kendimi zorladım bir cümle yazdım, zinciri kırmadım :)

365 serisinin ana amacı, her gün en az bir yayın paylaşmaktı. Blogumu her gün güncel tutmak istiyordum ve bunu şu ana kadar başardım. Bundan sonra da bu şekilde aktif olarak devam etmeyi düşünüyorum.
Bazı günler Challenge'larla çeşitlendirdim yazılarımı, monoton bir şekilde günleri saymak yerine araya bir iki challenge serpiştireyim dedim.

Arada sırada havadan sudan yazılar da yazdım. Kimi zaman da o an merak ettiğim şey hakkında kısa bir araştırma yapıp hemen yazıya döküp paylaştım... Sıkıcı bir hale dönüşsün istemedim blogum ve bir kalıba sığmak istemedim.
Moralimin çok bozuk olduğu zamanlar da oldu, böyle zamanlarda 365'i bile zar zor yazıyordum. Eğer 365'e başlamamış olsaydım o dönemlerde bir süre buralara uğramazdım muhtemelen.
Ve siz değerli blogdaşlarım, okuyucularım bu yazılarımın neredeyse hiçbirini yorumsuz bırakmadınız, bana kendimi yalnız hissettirmediniz. Benim fırsat bulamayıp blogları gezemediğim zamanlarda bile siz bloguma gelmeye devam ettiniz.

Bu süre zarfında ziyaretleriniz ve yorumlarınızla hep yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bugün perşembe, haftaya perşembe de benim doğum günüm :) Böyle de uyumluyuz blogcuğumla.

Daha nice güzel paylaşımlarda, güzel enerjilerde buluşmak üzere!

14 Haziran 2017 Çarşamba

165 / 365


Geldim ama ne anlatayım ki, bir şiir yazayım bari:

Gitmek mi zor kalmak mı
Susmak mı zor yazmak mı
Gezmek mi zor okumak mı
Hayat neyi tercih ettiğindir

Haydi eyvallah.


13 Haziran 2017 Salı

164 / 365


Tanımadığım bir numaradan bir mesaj geldi.
- Naber nasılsın dostum
diye.
Dostum mu? Eğer bu kişi benim dostumsa neden numarası yok. Yanlış mı attı biri acaba? Arkadaşlardan biri yeni hat alıp şaka mı yapıyor yoksa?
Numaraya baktım baktım son dört hanesi tanıdık gelmeye başladı ama hatırlamaya çalışıp uzun uzun baktığım için de öyle gelmiş olabilir. Bir kaç ihtimal düşünsem de emin olamadım.

Önceden buraya da yazdığım gibi, rehberimde çok numara tutmuyorum. Bir süre görüşmezsek siliyorum.
Ama son zamanlarda bir kaç defa yaşadım bunu, birileri aradı/yazdı ama ben tanıyamadım ve karşıdaki insan çok alındı. Ben de çok kötü hissettim tabi.
Şimdi bu kişi gelmiş bana dostum demiş, nasıl kimsiniz tanıyamadım falan diyebilirim ki? Profilinde fotoğraf da yok.

Bana dostum diyen tek bir kişi geldi aklıma o da ta 2009da gittiğim İspanyolca kursundan bir arkadaştı. Kurstan sonra da bir süre irtibatı koparmamıştık. Psikopat bir sevgilisi vardı, annesi de ben de bırak şu çocuğu diyip bir türlü bıraktıramıyorduk. Hiç değer vermiyordu kıza ama kız kendini paralıyordu onun için. Sonra ayrıldığını, o zamanlar ne kadar aptal olduğunu farkettiğini falan söylemişti. Sonra tavsiye üzerine biriyle tanışıp nişanlandı.

Çaktırmayayım dedim, illa ki anlaşılır kim olduğu.
- iyi sen
- ben de iyiyim Üsküdar'da işe başladım mutlaka görüşelim bak
Demek ki normalde Üsküdar'da değil. Nerede çalıştığını sorup ipucu yakalayayım dedim. Öğretmense İspanyolca'daki arkadaştır. Gerçi okullar da kapandı ama...
Önce buluşma teklifine geçiştirmelik bir cevap verdim: inşallah. Üniversitede bir arkadaş, buluşmak istemediğim birine ne diyeceğimi bilemediğimi söylediğimde inşallah de bişey diyemez demişti. Söz vermiş de olmazsın demişti. Çok hoşuma gitmişti o gün bugündür kurtarıcı olarak kullanıyorum, sağolsun :)
- inşallah diyelim. Nerede başladın?
- muhasebe bürosunda, pazar sokağında bir yer
Haa muhasebe. Şimdi hatırladım. Bu geçen sene bize gelen stajer. Benden iki ya da üç yaş küçüktü sanırım. Bir kaç defa birlikte yemeğe çıkmıştık.
- hayırlı olsun
Deyip kapadım interneti. Sabah gördüm ki tekrar yazmış.
- aslında senden bir şey isteyecektim. Bir powerpoint sunusu hazırlamam gerekiyor ben yazdım ama yazılar büyük olacak resimli falan tasarımı güzel olmalı. Sana göndersem yapabilir misin diyecektim
Hönk! Yardımcı olur musun falan değil, açıkça sana göndereyim sen yap yolla demiş. Kısa bir şok yaşadım, neden numarasını tutmak istemediğimi anladım. Dost olmadığımız halde, hatta belki arkadaş bile sayılmazken beni dostum diyerek yakın tutma çabasını da anladım.
- çok yoğunum cnm ona vakit ayıramam
- tamam dostum olduğu kadarıyla artık napim
Yazdı.
Ne hissedeceğimi ne düşüneceğimi bilemedim. Yakın arkadaşım olsa hiç düşünmem yaparım, en iyisi olsun diye de uğraşırım ama işi düşünce birden dost olmak tuhaf... ilk defa yaşadım böyle bir durum. Aşırı mı tepki verdim bilmiyorum. Ama hiç hoşuma gitmedi.

12 Haziran 2017 Pazartesi

163 / 365


Ramazan saatleri iyice unutturdu bana, bu seri ramazanda da bozulmazsa artık hiç bozulmaz herhalde :))

Arkadaşla yaptık iftarı bugün, Üsküdar'da.
Kalabalıktı, güzeldi.

Bu aralar beynim durmuş gibi, ne yazı yazabiliyorum ne de kendi işlerime yetişebiliyorum... Ne zamandır doğru düzgün sizi ziyaret de edemiyorum. İçim rahat değil bu yüzden, ama inanıyorum her şey güzel... (olacak dememek lazımmış şimdiki zamanlı konuşun diyorlar o yüzden her şey güzel, mükemmel, harika, fevkaladenin fevkinde yaniii hı hı)

11 Haziran 2017 Pazar

162 / 365


Geleneksel Sultanahmet'te Burger King'le iftar açma günümüzü bu yıl da gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Her yıl kızkardeşimle yapıyoruz böyle, güzel oluyor. Aşırı kalabalıktı yer bulamadık en sonunda bir yere oturduk. Her yer doluydu, ama her yer. Taş, kaldırım, çimenlik ve hatta yürüdüğümüz düz yere bile bişey serip oturan vardı. İftarı açıp biraz gezdik oraları. Geleneksel lezzetler miydi hatırlamıyorum şimdi, öyle bir pasaj yapmışlar her seneki gibi, orayı gezdik. Ebru yapımını, cam yapımını izledik. Hatta bir yerde de ipek böceğinden ipek yapımını gösteriyorlardı. Kozaları tencereye atmışlar ipleri çekiyorlar bir mekanizmayla. Kozalar inceldikçe içindeki böcek belli oluyordu. Kötüydü ya. Yazık. Canlı canlı kaynatıp kozayı söküyorlar...
Neyse sonra oradan Beyazıt'a geçip kitap baktık ama almadık. Sonra da eve dönüş yoluna girdik. Şu an minibüsteyim, eve gidene kadar saat 12yi geçebilir diye hemen yazayım dedim.

Öğlen de Kadıköy'de toplantımız vardı. 3 saat sürdü. Bugün gün boyu dışardaydım. Çok yorgunum.

10 Haziran 2017 Cumartesi

161 / 365


Facebook'ta Lokum Paşa adında bir sayfam var :) ona bir şeyler ekledim bugün.
Twitter'da gezindim, bazı twitlere çok güldüm. Kaliteli mizah, keskin zekanın işaretidir. Güldürebilen insanların olması ve gülebilmemiz büyük şey. Allah eksikliğini vermesin.

Bu arada bizim iki balık vardı yıllardır beslediğimiz. Biri öldü, bir kaç gün sonra da diğeri öldü... Yaşlanmışlardı herhalde artık.

Şu an sadece muhabbet kuşumuz var.

9 Haziran 2017 Cuma

160 / 365


Ofise telefonla konuşarak giren bir abinin konuşmasını ekliyorum: E hani sen kesin bitti bu sefer demiştin? Şimdi de ayrıldık diyorsun yine? Oğlum sen bu kıza çok yüz verdin bak, bırak biraz da o senin peşinden koşsun. Hep ben de diyorum ya işte sana. Bu kadar ne uğraşıyorsun sen ya? Annesi mi demiş? Git annenin yanından ayrılma deseydin o zaman sen de. Bırak giderse gitsin naparsa yapsın, o düşünsün sana bişey olmaz. O düşünsün sen elini sallasan ellisi. O giderse başkasını bulursun sen bişey kaybetmezsin ki. Tabi oğlum ya. Vaaay buldun bile ha? Helal olsun sana be, tabi ya sen bulmadan bırakmazsın diğerini. Bi daha mı gelicen dünyaya. Sıkıntıya değer mi bu kadar. Hadi yavrum benim biraz işlerim var yine ararım seni. Kızı da takma kafaya artık düşünme, gitsin napıyorsa yapsın sen boşver. 
Deyip kapattıktan sonra bu çocuk da nişanlandı iki de bir atıyorlar nişanı bir ayrıl bir barış, ben de uğraşma bırak gitsin artık dedim dedi.
Yorumu size bırakıyorum.

8 Haziran 2017 Perşembe

159 / 365


Bilenler bilir Fotolife Akademi'ye gidiyordum Ramazan'dan önce ben. Temel fotoğrafçılık eğitimi için.
Son derste sertifikaları almamız gerekirken hoca kağıt bitmiş biz adresinize göndereceğiz, zaten altı üstü bir kağıt parçası çok da takılmayın sertifikaya demişti. İşte bugün o kargo eve gelmiş, bir kağıt parçasını şeffaf dosyaya bile koymadan direk kargo poşetine koyup yollamışlar hem de karşıdan ödemeli. Evde de sadece 11 yaşındaki kardeşim var, annem Kuran'da. Beni aradı, abla sana bi kargo geldi 4,5 lira istedi ben ödedim aldım haberin olsun dedi. Ne varmış içinde aç da bi ara beni dedim. Sonra tekrar aradı sertifika olduğunu söyledi. Sinirden cevap veremedim çocuğa. Tamam canım teşekkür ederim falan diyorum ama kime çatsam diye de düşünüyorum​ bir yandan. Çocukcağız önemli bir şeydir diye kendi harçlığından vermiş. Kargocunun da suçu yok ki, suç kursta.

Bizim, kursa kaydolduktan sonra oluşturulan bir whatsapptan grubumuz var. Kurs bittiğinden beri kimse yazmıyor ama kimse çıkmıyor da. Kursu arayıp da muhatap bulmaya çalışmak istemedim açıkçası. Oraya yazdım, sertifikam geldi 4,5tl kargo ödemeli, söyleseydiniz gelip alırdık diye. Başka birisi​ evet ben de ödedim yazdı. Sonra başkası bu yaptığınızı hiç yakıştıramadım falan yazdı. Kurstan kayıtta çalışan biri ve hocalar da var grupta, onlara yazıyoruz yani ortaya yazarken.
Meğer herkes kuzu kuzu ödemiş ben ses çıkarınca patır patır döküldüler. Sonra bir hoca yazdı, yanlışlık olmuş almasaydınız iade etseydiniz önce bizi arasaydınız vs yazdı... Henüz almamış olanlar kargo gelince almasın dedi almış olanların da zararını karşılamak isteriz yazdılar ama kim uğraşacak. Nasıl böyle bir yanlışlık yapılır ki, bir şey gönderirken soruluyor sonuçta kargo ödemesi nasıl olacak diye. O kadar kişinin kargo ücretini kurum cebinden çıkarmak istememiş olabilir bana en mantıklısı bu geliyor.
Önceden haber de vermediler sertifikalarınız kargoya verildi diye. Gizli saklı işler. Ben umudu kesmiştim sertifikalardan artık.
Bir de böyle durumlarda onları arayıp öyle söylememiz gerekirmiş, öyle olsa diğerlerini tek tek arayıp kargo gelince almayın mı diyeceklerdi ki?
Bence sertifikaları​ hoca eliyle teslim etmeliydi ve toplu bir fotoğraf da çekilebilirdi. Çok saçma bitti kurs. Sevmedim.


7 Haziran 2017 Çarşamba

158 / 365


Kitap okumaya ne kadar çok ara verdiğimi düşündüm bugün. Ama hiç de elime kitap alasım yok. Ajanda, planlayıcı ve günlük defterim kaç gündür boş. İçim rahat değil ama elim gitmiyor. En iyisi hemen şimdi hepsini elden geçirmek. Bu kadar ertelemek yeter.
---
Sabah çok kötü bir ruh hali ile uyandım. Anlatmaya çalışabilirim ama anlatamam. Aşırı derecede hayattan bıkmış, her şeyden soğumuş bir haldeydim. Tek istediğim sadece biraz daha uyumaktı. Eğer biraz daha uyursam mutlu olabilirdim ama o zaman da işe geç kalırdım. Kendimi, o halde işe yetişebildiğim için tebrik ediyorum. Gözlerim uyku diye ağlarken bir de eğitime gittim. Hocamız da karşımızda esneyip duruyordu.
---
Bazı şeylerin değerini gerçekten de anlamıyoruz. Bir şeyin, karanlık taraftaki aksini görünce o şeyin kıymeti anlaşılıyor ancak. Açlık çekince yemeğin tadını bir başka alıyoruz, yorgunluktan bitap düşünce uykunun tadı da bir başka oluyor. En lezzet veren şeyler de sanki aksini yaşadıktan sonra gördüğümüz şeyler oluyor. Yani başımıza gelen kötü olaylar belki de iyi olayların tadını özüne kadar alabilmemiz için oluyor. Şikayet etmemek gerek.

6 Haziran 2017 Salı

157 / 365


RoadBlock(Hırsız Polis) oyununu aldım bugün, küçük kardeşimle oynarız diye. Aslında reverzi almak istiyorduk ama kalmamış. Ne pahalı bu zeka oyunları ya, RoadBlock'u 60liraya aldım. Reverzi'nin fiyatı da 65 tlymiş.
Doğancılardaki zeka atölyesinden aldım, çeşit çeşit bir sürü oyun vardı.
Zeka oyunları çok keyifli bence. Ama çok da pahalılar...
Gerçi oyuncakların hepsi pahalı. Uçmuş fiyatlar. Böyle genel piyasayı düşününce o parayı oyuncak ayı yerine zekâ oyununa vermek daha mantıklı aslında.

Oyun şöyle, kutunun içinden bir kitapçık, binalar, polis arabaları ve bir tane de kırmızı araba çıkıyor (hırsızın arabası). Kitapçıkta resmedildiği gibi evleri ve hırsız arabasını konumlandırıyoruz. Sonra da, polis arabalarının üzerlerine yapıştırıldığı yap-boz parçalarını hiç boş kalmayacak şekilde ve hırsızın kaçamayacağı şekilde yerleştirmeye çalışıyoruz. Yapabilirsek bir sonraki sayfaya geçiyoruz, gittikçe zorlaşıyor.


5 Haziran 2017 Pazartesi

156 / 365


Evren Soyuçok'un, Ece Evren ile görüntülü sohbet eşliğindeki videosunu izledim biraz bugün. Blogger üzerinden sadece yazıları ile tanıdığımız kişileri gerçek görüntüleriyle görmek çok değişik ve güzel :)
İzlemek isteyenler için Link: https://youtu.be/0xjHvQlvM7A

---
Bu arada www.bironeridebizden.com'da Editörlüğe başladım. Daha yeniyiz ama hızla büyüyeceğimize eminim. Mutlaka ziyaret edin :)

4 Haziran 2017 Pazar

155 / 365


Belki de hayat, kısır bir döngüydü. Hangi girdaba girdiysen, artık oradan çıkamıyordun.

Bazı duvarları yıkmak gerek, yıkmak içinse balyoz. Balyozu kullanmak için de güç gerek. Peki biz bu gücü nereden bulacağız?

Saçmalıyorsam mazur görün, başımı fena çarptım da !

Bir arkadaş vardı daha yirmilerimizin başındayken. Hep ben hayata bir sıfır yenik başlayanlardanım derdi. Yazık derdim bu yaşta böyle arabesk sözler söylüyor. Belki de hayatı erken çözmüştür?
Var mı gerçekten hayata bir sıfır yenik ya da kazanmış halde başlayan? Yoksa ajitasyon hoşumuza mı gidiyor, gidiyorsa da neden?

3 Haziran 2017 Cumartesi

154 / 365


Bazen kendime çok kızıyorum. Karşımdaki anlamadıkça ben anlasın diye kendimi yırtıyorum, yorgunluktan bitap düşünce pes ediyorum ancak. Ne gerek var. Boşuna mı demiş Mevlana, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır diye.

2 Haziran 2017 Cuma

153 / 365


Bu aralar bende mi sorun var yoksa evdekiler mi pimi çekilmiş bomba gibi anlamadım, dün annemle fena tartıştık bugün de babamla. Tamamen farklı konular.
Bir yaştan sonra artık anne babayla yaşamak çok zor geliyor. Kız cinsiyetine sahip olmamdan mütevellit, ayrı ev konusunu açamıyorum bile.
Çok bunaldım.

1 Haziran 2017 Perşembe

152 / 365


Fetöcü denilip içeri alınan bir akrabamızın temiz olduğu anlaşılıp serbest bırakıldığını öğrendim. Boş yere 7 ay içerde yattı, üstelik normal mahkum gibi de değil daha ağır şartlarda. Daha çok küçük olan çocukları, eşi, sevenleri çok zor geçirdi bu süreci. Duruşmaya çıkmamış, adını söyleyip serbestsin demişler göndermişler. Adam stresten, haksızlığa uğramayı kaldıramadığından içerde antidepresanlara başlamıştı artık. Şimdi eve gidiyormuş.

30 Şarkı Meydan Okuması #6 : Sana Dans Etme İsteği Uyandıran Bir Şarkı

6 . Sana Dans Etme İsteği Uyandıran Bir Şarkı

Bir Zumba şarkısı olarak Apretaito al Pickup :)
İlk defa Spotify'dan eklemeyi deniyorum, olmuştur inşallah. Malum, Youtube yasaklı olduğu için iş yerinde, videoyu açamayıp google'dan linkini bulup sonundaki kodu alarak ekliyordum buraya ama bir yandan da tedirgin oluyordum acaba iyi bir video mu ekledim diye... Bakalım Spotify oluyorsa ordan eklerim artık.