Sayfalar

26 Şubat 2026 Perşembe

Hat taşıdım, Masumiyet Müzesi’ne başladım

Öncelikle herkese geçmiş olsun dilekleri için teşekkür ederim. Bugün daha iyiyim. Sabah yataktan kalkabildim mide bulantısı olmadan. Sıcak bi duş aldım. Yarın işe dönüyorum. Sadece biraz boğazım ağrıyor ve bağırsaklar da arada yokluyor ama geçecek. 

Hasta nazı nasıl olur bilirsiniz, ufacık şeylerden nazlanıp ilgi ister insan. Bu sabah ayaklandığım gibi azıcık enerji bulunca nazlanmaya başladım ama bizimkilerden ters tepti tabi. Bizim evde babamdan başkasının nazlanması yasak :)) düşündüm de, güçlü olana kadar canım çıktı resmen ama güçlü olabilmeyi başarınca da nasıl herkes iyi olmaya başladı. İnsanlar güçsüz insana tahammül edemiyor. Bu kişiler en yakınlar olunca hayat daha da zor olabiliyor. Neyse günahlarını almayayım annem baya ilgilendi benimle ama babama nazlandım biraz insan bi gelir bakar en azından seni görmek isterdim dedim söyleseydin annene babam gelsin deseydin dedi, geçeceği belliydi zaten bişey yok ki dedi :))

Terapilerin meyvelerinden biri artık böyle anlara uzun süre üzülmüyorum, duygunun içinden geçip gidebiliyorum. Akşam kahve içmeye yanlarına gittim, tripsiz davrandım her şey tatlıya bağlandı. 

Bugün hat taşıma işlemim gerçekleşti, bir yıldır Türk Telekom’luydum önümüzdeki bir yıl da Vodafone’luyum. Bakalım bu nasılmış. 

Dün yanımdaki kıza mesaj atmıştım sabah, “Bugün gelmeyeceğim hastayım rapor alıcam” yazdım. Cevap olarak ne yazdı sizce? Hayır geçmiş olsun neyin var değil. “Nerden alcan raporu”. “Geçmiş olsun de geç napıcan nerden alacağımı bi yerden alıcam işte hastayım bi de onu düşünemicem” dedim sinirle. Tamam geçmiş olsun sordum sadece yazdı. Hasta hasta sinirlerim zıpladı ya. Ayyy valla hiç işe gidesim gelmiyor Allah’ım şu iş yerini çekici kılacak bir şeyler birleri bi ortam falan olsun nolur. Cezaevine gidiyormuşum gibi hissediyorum ya ne zaman alışıcam acaba.

Bir ara çok yoğun bi “kimse beni anlamıyor çok yalnızım neden bu kadar farklı hissediyorum neden diğerleri kadar hayatı idare edemiyorum” düşünceleri bastırınca acaba tekrar bi terapist arayışına mı başlasam diye düşündüm. Çünkü yaş aldıkça duygusallık artacak ve daha da zorlanabilirim. Sonra belki de hasta psikolojisindendir biraz zaman vereyim kendime dedim. Her şeye bir de duygusal açıdan bakan ve içselleştiren biri olmak zor. He he diyip geçebilenlere, yüzeysel yaşayabilenlere çok özeniyorum bazen. Yapay zeka ile konuşurken bazen duygusal zekama methiyeler düzüyor “sçarım böyle duygusal zekaya” diye geçiriyorum içimden. Ne hayrını görmüşüm acaba şu hayatta? Kendimi üzmekten başka.

Neyse böyle işte, pek bişey yiyip içemedim iki gündür bi tartılayım bakayım kilo vermiş miyim. Üfff yok yaaa vermemişim hatta almış gibi görünüyorum bu nasıl olabilir ki? Ödemdir belki de yani inşallah.

Bir de bugün ben Masumiyet Müzesi dizisine başladım daha iki bölüm oldu şu anlık güzel gidiyor. Kitabı da var bende ama okumadım daha. Siz izlediniz mi? Beğendiniz mi?


Fotoğraf Pinterest. 

12 yorum:

  1. Bazen insanın kendi iç dünyasını bu kadar dürüstçe dinlemesi çok değerli bir beceri bence. Hayatı yüzeyde tutabilmek kolay görünüyor ancak derin hisseden tarafın da Dünyaya kattığı başka bir zenginlik var. Duygusal olmak olgusunun insanı yoran, insanı düşüren bir şey olduğunu keşfettiğinde daha net bakabileceksin konuya. Dikkat et vicdan demiyorum. Duygusal olmak insanı düşüren olumsuz bir olgudur. Senin duygusal bir yapıya bürünmeni hiç istemem, uzak dur lütfen.

    Şu arkadaşına takıldım. Sana geçmiş olsun demektense raporu merak etmiş. Yazdıklarımdan etkilenme lütfen, kendi fikrimi söylemek istiyorum. Bu şekilde düşünen bir insanla beraber çalışamazsın, bence bir iş bulman gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten beraber çalışılacak biri değil, ama iş bulmak da kolay değil... bunu bile nasıl buldum diye şaşırmıştım meğer bu kızın yanında kimse duramıyor diye ha bire birilerini aldıkları içinmiş.
      Duygusallık bir anda kuşatıyor insanı ya, o yapıya bürünmesek ne iyi olur. Dünyaya kattığı zenginliğe değer mi dünya için hiç bilemiyorum gerçekten. Ot gibi yaşayıp gitmek vardı bazıları gibi şu yerden.

      Sil
  2. toparlamana sevindim, bağırsak florasını yeniden oluşturmak lazım şimdi, probiyotikler, prebiyotikler.... ay ben de tam "öneri veren teyze" oldum bu sıra :))
    aslında ben de alpirik'e katılıyorum bu konuda, bence sen en azından tek gözünü yeni iş ilanlarında tut derim ya da şöyle yakışıklı bir jön'ün bu hikayeye girme zamanı gelmiş..... hazır bahar da gelmişken, yok mu koca hastanede bir doktorcuk, bir bilgi işlem uzmanı falan, neşeli durumlar olabilir bu sayede :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ben bu yoruma bayıldım. Analık şeysi bu nerde görsem tanırım :)) Ayrıca ben de bu hikayede bir jön beklentisi içerisindeyim. Bu sayfada aşk yazılarını okuma fikri şimdiden yüzümü gülümsetti bile. Hadi inşallah olacak olacak 🩷🫠

      Sil
    2. Sade'Ce; Tavsiyelerin için çok teşekkür ederim, minnettarım :)
      Bir yandan iş bakmaya devam ederim. Yakışıklı jön konusunda da bizden geçti artık gibi geliyor :) zira yaşıtım bekar bulmak bile artık çok zor

      Sil
    3. Annabel; Benim sesim yukarıdan pek duyulmuyor gibi gelmeye başladı artık ama belki sizin dileğiniz doğrultusunda oluverir kim bilir, ben de yazarım buraya ne güzel :)

      Sil
  3. Benim okulumda çok yakın arkadaşlarımdan biri vardı, şimdi maalesef başka okula geçti ama her akşam olanca dürüstlüğüyle bana duygu ve düşüncelerini yazardı. Bazen birlikte saydırır rahatlardık. Halen arada yaparız bunu ama senin yazılarını okumak yakın arkadaşımın dürüst ve içten mesajlarını okumak gibi hissettiriyor. Galiba sizi de birbirinize benzetiyor olabilirim. 🫠 Duygusal zeka konusunda söylediklerine katılmamak mümkün değil. Bu kadar insanların duygu ve düşüncelerine açık ve hassas olmak bir kere aşırı yorucu. Günün sonunda sinir sistemimiz o kadar uyarılıyor ki sakinleşmek için envai çeşit beceri de gerektiriyor. Bu arada bence de kesinlikle ödemdir, vücut kendisini korumaya çalışıyordur diye düşündüm. :)) Masumiyet Müzesi'nin kitabını okumayı düşündüm ben diziden önce. Ama ne zaman olur, bilmiyorum gerçekten, umarım beğenirsin sen de 🩷

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim bu yoruma, ne güzel bir hatırayı anımsatmışım sana. Senin gibi bir arkadaşı olduğu için çok şanslıymış, güvenip içini dökebiliyor ve destek alabiliyormuş.
      Evet allak bullak oluyoruz bu kadar duygulara açık olunca, o dayanıklılığı elde edebilmek de zaman ve güç gerektiriyor. Ve yine de elde edemeyebiliyoruz da.
      Evet evet vücut su kaybediyorum korkusuyla su depolamaya ve ödem yapmaya basladı bence de :))
      Kitabı okursam elimde sürünür diziyi de izleyemem kalır hepsi diye düşündüm ben, bu sefer önce dizi dedim. Eve gidince devam edeceğim :))

      Sil
  4. düşünmemeyi dene yaaa o zaman belki duygusal zekan zayıflar :) tam düşünecekken salla kafanı iki yana hızlı hızlı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama duygusal zeka iyi bişeymiş kullanmayı öğrenmek gerekiyormuş

      Sil
  5. Kitabını okumuştum. Daha diziyi izlemedim. Diziyi bitirince görüşün ne olacak bakalım.

    YanıtlaSil