Yanımdaki kızla alakalı öyle şeyler öğrendim ki. Banu dicem demiştim ama Banu’ya yazık. İsimsiz kalsın.
Hani bizim katta bi abla var demiştim ya arada gel falan demişti, onunla karşılaştık holter için randevu almaya giderken. Sonra taktırdın mı diye sormaya odaya geldi ayaküstü sohbet ettik bu kız da odadaydı, o yüzden çok uzun konuşmadık. Öğle molasında karşılaştık yine ablayla, resmen bu anı bekler gibi her şeyi bir nefeste anlattı. Meğer benim yanımdakinden herkes nefret ediyormuş. İnsanlar aslında soğuk/tuhaf değilmiş, beni bu kızın yanında gördükçe ben de onun gibiyim sanıyorlarmış. Abla “ben de öyle sanıyordum sizi birlikte gördüğüm için, hani bi söz var ya bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim diye, demek ki o da ona benziyor anlaşıyorlar iyi bulmuşlar birbirlerini napıyolarsa yapsınlar diyordum” dedi. Benden öncekiler tam da tahmin ettiğim gibi hep bunun yüzünden istifa etmiş ya da bunun arkadan iş çevirmesiyle işten atılmış. Ama kıza sorunca hepsi için “maaş yüzünden” diyordu. Hatta bi tanesi 46lık olup atılmış, detayını da anlattı abla. 46 görevi kötüye kullanma, hırsızlık, ahlak kurallarına aykırı davranış vs bir daha kimse işe de almıyor yani böyle atılınca. Tazminat, işsizlik maaşı da alamıyor. Sonradan bu abla bizim kızın yanına gelip telefonunun ses kaydını açıp sorular sorup konuşturmuş, utanmıyor musun nasıl yaparsın falan diye. Sonra da uzlaşmacıya onu sunup 46yı kaldırtmışlar. “Napim işten çıkamam burdan çıkarsam başka iş bulamam” diyormuş. Ödü kopuyor işten çıkarılmaktan. “Sakın güvenme ona çok kolay adam satar o” dedi abla.
Bi rahatlama geldi bana, hala umut var işyerime adapte olmamala alakalı demek ki. Demek ki aslında muhatap olacağım birilerini bulmak mümkün.
O kadar ağırıma gidiyordu ki anlatamam, insanlara selam veriyorum ya almıyorlardı ya da mecburen cılız bir karşılık veriyorlardı o derece yani, sonra başkalarıyla güle oynaya konuşuyorlardı ama. Ve ben nedenini anlayamadığım için ya kendimi ya iş yerini sorguluyordum. Ne tuhaf bir yere düştüm diyordum sürekli. Ya da ben acaba çok kibirli, itici falan mı görünüyorum diye kendimi eleştirip duruyordum. Hatta kız kardeşimle konuşurken “abla kendinde bir sorun aramayı bırak artık” demişti. Nasıl ki herkes beni yanımdaki gibi sanıyorsa ben de herkesi yanımdaki gibi sanmaya başlamıştım çünkü herkes onun gibi tuhaf davranıyordu. Şimdi taşlar biraz yerine oturdu.
Abla dedi ki “benim sevmediğim insan sayısı çok azdır, ama ondan nefret ediyorum o kadar diyim sana, çünkü ne olduğunu biliyorum”. Bu kadar net söylemesi şaşırttı.
Ben de bi tırsmadım değil. Hatta ufak tefek hırsızlık olayları bile olmuş öncekilerle. Öncekiler de hep kızın yanından kaçıp bu ablayla zaman geçiriyormuş her şeyi biliyor o yüzden.
Bi de dedi ki sen sorumlusun o ise görevli ama sanki o sorumlu sen görevliymişsin gibi duruyor izin verme. Üstü olduğunu belli et dedi, bir kaç yaptığım işi söyledi sen niye yapıyorsun bunları onun yapması gerek dedi falan… kibar ve anlayışlı tavrımı biraz rafa kaldırmam gerek. Gerçekten de yüz verince ipin ucu kaçıyor zaten bu yüzden molalara yalnız çıkacağım diyip mesafe koymaya başlamıştım. İyi yapmışım o mesafeyi biraz daha açmak lazım şimdi. Yoksa oynatmaya az kaldı zaten.
Bu arada bugün holter takıldı, yarın çıkacak. Bu ablayla konuşup içim rahatladı diye mi nedir, bugün hiç çarpıntı hissetmedim. Holter takılmadan önce de takıldıktan sonra da. “Neden kimse beni görmüyor, ciddiye almıyor” üzüntüsüydü belki de sadece. Biraz ablayla takıldım etraftakiler bizi birlikte görsün diye “sicilim temizleniyor gibi hissediyorum” dedim gülerek. Gerçekten de onunlayken daha çekilir oldu işyeri, herkese selam veriyor güler yüzler var falan. Normal olduğumu bilsinler istedim “sen normalsin zaten merak etme” dedi.
Sonra çalışma yerime dönünce her şey daha zor geldi tabi, enayi gibi ne kadar çok şey almışım üzerime diye farkettim. Yavaş yavaş görev dağılımını düzelticem. Bir şey belli etmeden, öfkelenmeden, usulca.
Benden iki ay önce işe girmiş olan bir sekreterle konuştuk, aslında kimseye anlatmak istemiyordum ama herkese “ben öyle değilim” diye bağırasım geliyordu. Neyse biraz özgüvenim yerine geldi. Özgüvenim de ciddi anlamda zedelenmeye başlamıştı çünkü. Bu su meselesi bile bu sebepten büyüdü belki de. Su bile vermek istemiyorlar bize ya. Zamanla herkes tanıyacak beni elbet, o zaman daha kolay olacak her şey diye umut ediyorum. Sekreter de evet o yüzden yaklaşmıyor kimse size dedi. Sonra “belki de bu sefer sen onu gönderirsin” dedi gülerek. Sanmıyorum o çıkmaz asla işten dedim. İster çıksın ister çıkmasın, ben iyi olayım da. Kimseye zararım yok zaten. Kimsenin de bana olmasın.
Görsel yapay zeka
Vay vay vay. Neler oluyormuş desene.
YanıtlaSilValla öyle
Silo kıza acıyorlar herhalde patronlar işten çıkarmıyorlar.
YanıtlaSilAcıma duygusu ile baktıklarını sanmıyorum tazminat vermemek için kendi çıkmasını bekliyorlardır
SilÇarpıntılarından kurtulmanı okumak sevindirici. Umarım bir daha çarpıntı yaşamazsın, daha genciz yahu. Bu arada holter çıktıktan sonra da çarpıntı konusu tamamen gidecek mi? Doktora sordun mu?
YanıtlaSilTeşekkür ederim, holter sonucu carpintinin sebebi anlaşılır sanırım. Holter sadece 24 saatlik ritmi kaydetmek için takıldı bi bozukluk var mı ritimde diye bakılacak
SilHeyoo dün yazı yazmayınca merak ettim, umarım her şey yolundadır. 🙏😊
YanıtlaSilGeldim geldim hastaydım teşekkür ederim ☺️
Sil