31 Mayıs 2017 Çarşamba
151 / 365
Canınız çekmesin diye tam yemeğin üstüne koydum sayıyı, değerimi bilin :p
Bugün toplantı yaptık, bir proje için. Kadıköy'deydim. İftara eve yetişmeyi düşünüyordum ama olmadı. Niyetli olan başka bir arkadaşla Kadıköy'de Saray Muhallebicisinde açtık iftarımızı. Sadece bir iskender bir de su aldım 37,5 tl tuttu, çok geldi valla ama başta menüye dikkatli bakıp düşünüp almazsam olacağı bu.
Yalnız farkettim de oruç tutan neredeyse hiç yoktu. Koskoca restoranda toplasan 5-6 masa doluydu. Nerde o eski ramazanlar... Belki de lokasyon bazlı ele alıp bu durumu daha normal karşılamak lazım.
Lokasyon bazlı deyince Kadıköy'ün sokak modası zenginliğine değinmeden geçemeyeceğim.
Bilirsiniz, Kadıköy'de dolaşırken her türden insanla karşılaşabilirsiniz. Marjinal stil sahibi insanlar genellikle ufkunuzu açarken zaman zaman sizi dumura da uğratabilir. Bugün karşılaştığım, transparan siyah bluzu ve içindeki straplez giysisi ile başı kapalı hanım kızımız gibi...
Kınamak istemiyorum kesinlikle, ama birkaç şey söylemek istiyorum. Muhtemelen bu kişi çevre baskısı ile ya da bir anlık hevesle kapanıp, tekrar başını açmaya cesaret edememiştir diye düşünüyorum. Eğer böyleyse Allah başını açma cesaretini versin ki iki arada bir derede kalmasın. Kendisi için de zor bir durum çünkü, kimliğini belirleyememek gibi bir şey. Ya da Allah kalbini tesettüre biraz daha ısıtsın.
Diyeceklerim bu kadar.
Başlangıçları Yeni Ay'a denk getirmek
Bazı zamanlar uyuyamadığımda ayın o gece Dolunay olduğunu öğrenmem ya da çok sıkıntılı bir gün geçiriyorsam sonradan o günün retro olduğunu öğrenmem gibi şeyler, beni ayın hayatımıza etkisinin hafife alınmayacağına inandırdı.
İnternetten araştırmalarımda, bir işe başlarken o işin yeni ayda başlamasının bir tohumun mevsiminde ekilmesi ve filizlenmesi gibi olduğunu okudum. Dolunay ise, çalışmalarınızın meyvesini alabileceğiniz bir gün. Dolunay günleri bir şeylerin açığa çıkmasını da sağlıyor. Kafa karıştıran belirsiz konular Dolunay'da netlik kazanabiyor.
Ayrıca önemli olan bir diğer evre de Yeni ay'dan bir önceki evre. Ayın bu şekline Balzamik Ay deniyor. Bu süre zarfında bir işe başlamamak gerekiyor. Bir çiçeğin çürüme evresi gibi düşünün bu evreyi. Ay tamamen kararmaya doğru son adımını atarken yapılacak girişimlerden çok fazla bir gelişme beklememek gerekir.
Vücudumuzun %70inin su olduğunu da hatırlarsak, uçsuz bucaksız denizlerde ve okyanuslarda gel-gitlere sebep olan Ay, bizim de vücudumuzdaki dengeleri değiştirebilir. Duygusal durumumuzu olumlu/olumsuz etkileyebilir.
Bu bağlamda, kafanızda daha belirgin bir tablo oluşabilmesi için ay içinde Ay'ın evrelerini gösteren bir takvim hazırlamak istedim ama hiç gerek kalmadı çünkü tr.rhythmofnature.net zaten böyle bir takvim hazırlamış.
Her ne kadar bugün Mayıs ayının son günü olsa da, Mayıs ve Haziran aylarına ait gün gün ay görüntülerini ekliyorum.
Faydalanmanız dileğiyle...
![]() |
| https://tr.rhythmofnature.net/ayin-evreleri-takvim |
30 Mayıs 2017 Salı
150 / 365
Kararlarımızı baltalamaya çalışan, hevesimizi kırmaya çalışan insanlar var ya onlar hayatı daha da zorlaştırıyorlar... Yoksa eğlenceli hâle mi getiriyorlar?
29 Mayıs 2017 Pazartesi
149 / 365
Oruçlu ilk iş günü:)
Mesainin bitmesine çeyrek kala patır patır gitmeye başladı herkes. Bir an önce eve gidip yatmak için.
Açlık susuzluk bir yana, yorgunluk uykusuzluk fena.
Yarın yazıyı bu kadar geciktirmemeye çalışıcam çünkü unutuyorum son anda aklıma geliyor.
Genel olarak bu Ramazan acayip geçiyor.
30 Şarkı Meydan Okuması #5 : Yüksek Sesle Dinlenmesi Gereken Bir Şarkı
5. Yüksek Sesle Dinlenmesi Gereken Bir Şarkı
Bence Metallica - Nothing else matters.
Bu şarkıyı dinlerken başka ses duymak istemiyorum, şarkının içinde yüzmek istiyorum sadece. O yüzden yüksek sesle dinlenesi.
Bence Metallica - Nothing else matters.
Bu şarkıyı dinlerken başka ses duymak istemiyorum, şarkının içinde yüzmek istiyorum sadece. O yüzden yüksek sesle dinlenesi.
Challenge / Apartman Sohbetleri #14 : En Sevdiğin Fiziksel Acı
Fiziksel acı? Sevmek? Çok mantıksız değil mi ya? :) Belki uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra kendimi esnetirken hissettiğim ağrıları sayabilirim buna. Ama hiçbir acıyı sevmiyorum.
---
Apartman Sohbetleri Challenge:
Nasıl bir apartmanda büyüdün?(link)Çocukluk eğlencen neydi?(link)Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?(link)Çocukluk kahramanın kimdi?(link)Gereksiz bir yeteneğin var mı?(link)Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?(link)En saçma zevkin?(link)En büyük çılgınlığın?(link)Çocukken en çok korktuğun şey?(link)En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?(link)Karşı cins karşısında en çok utandığın an?(link)En maskulen/feminen yanın nedir?(link)Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?(link)- En sevdiğin fiziksel acı?
- Almış olduğun en saçma teklif?
- Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
- Annenden ve babandan ne öğrendin?
- Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
- Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
- Hayat sana ne öğretti?
28 Mayıs 2017 Pazar
148 / 367
Sahurda yulaf yedim yoğurtla birlikte, sonra o yulaf midemde şişti su falan bırakmadı. Tavsiye etmem, sahurda yemeyin ya da yerseniz bol su için.
---
Kuranıgüzel okuma yarışması diye bir şey çıkmış. Bana çok saçma geldi. Kur'an'ı anlayarak okumak önemli asıl. Kim okursa güzeldir çünkü Kuran bu yaa amaç ondan bilgi almak, anlamak. Bildiğin şarkı yarışması konseptinde bir yarışma olmuş. Beğenenler var baya ama ben beğenmedim.
27 Mayıs 2017 Cumartesi
147 / 365
Ramazanın birinci günü nasıl geçti? Ben bitkindim baya. Açlık susuzluk hissetmedim ama çok halsizdim.
Bir ara Instagram'dan yemek tariflerine bakmaya başladım, her şey ne kadar muazzam ve aşırı lezzetli geliyor açken.
Instagramda gezinirken yabancı bir profilde Nusr-et in tuz dökme hareketini gördüm. Kadın, hazırladığı tatlıların üzerine şekerleme serperken Nusr-et gibi yapmıştı kolunu ve şekerlemeler koluna çarpıp da dökülüyordu. Videonun altındaki etiketlere bakınca yaptığı şeyin adının #sprinklebae olduğunu öğrendim. Bir de sizin tarafınız hangisi diye sormuş, sprinklebae mi saltbae mi... Yani bu hareket Nusr-et e ait bir hareket değil o zaman. Siz ne düşünüyorsunuz? Ya da Nusret bu kadar ün yapmış olabilir mi gerçekten? Ama öyle olsa Nusreti de etiketlemezler miydi? Kafamda deli sorular :)
Fotoğraf: Yahya Efendi türbesi
Bir ara Instagram'dan yemek tariflerine bakmaya başladım, her şey ne kadar muazzam ve aşırı lezzetli geliyor açken.
Instagramda gezinirken yabancı bir profilde Nusr-et in tuz dökme hareketini gördüm. Kadın, hazırladığı tatlıların üzerine şekerleme serperken Nusr-et gibi yapmıştı kolunu ve şekerlemeler koluna çarpıp da dökülüyordu. Videonun altındaki etiketlere bakınca yaptığı şeyin adının #sprinklebae olduğunu öğrendim. Bir de sizin tarafınız hangisi diye sormuş, sprinklebae mi saltbae mi... Yani bu hareket Nusr-et e ait bir hareket değil o zaman. Siz ne düşünüyorsunuz? Ya da Nusret bu kadar ün yapmış olabilir mi gerçekten? Ama öyle olsa Nusreti de etiketlemezler miydi? Kafamda deli sorular :)
Fotoğraf: Yahya Efendi türbesi
26 Mayıs 2017 Cuma
146 / 365
İşyerinden çok tatlı bir arkadaşla öğle tatilinde kahve içmeye çıktık, Ramazan'dan önce son öğle kahvesi oldu güzel oldu.
Bugüne kadar, nasıl olacak ramazan geliyor dayanabilir miyim endişeleri ile doluyken, bugün biran önce bu ay başlasın istedim. İlk sahuru yapacak olmamızın heyecanı ile doldum. Ve sanki bir çırpıda bitecekmiş gibi geldi. İnşallah hakkıyla geçiririz bu huzurlu, güzel, mübarek ayı. Hem ruhen hem bedenen arınmış, hafiflemiş çıkarız.
Blogumdan bana ulaşan bir kişinin maili dikkatimi çekti bugün. Bir proje içinoluşturduğu ekibe benim de katılmamı teklif etti. Projenin detayını biraz öğrenince ve karşımdaki kişinin de ciddi olduğunu anlayınca katılmaya karar verdim. Hayırlısı olsun bakalım.
315. Yazı
05.09.2016 tarihinden bu yana yayın paylaşmakta olduğum blog'umda 315.yazımı yazmanın haklı heyecanını yaşıyorum :))
Tamam tamam abartmayayım, o kadar da heyecan yaşamıyorum :D size yalan mı söylicem.
Bir kaç blog gezdim. 2009 yılında başlayanlar 2005 yılında başlayanlar falan var. Vay be dedim, 8 yıl boyunca 12 yıl boyunca yazmış adamlar/kadınlar. Bir yılda yüzlerce yazı paylaşılmış, toplamda bini geçen yazılar var, koskoca bir arşiv olmuş blogları. Ben de o günleri görür müyüm, görsem mutlu olur muyum, o günlere ulaştığımda farklı bir durumda olur muyum, hala aynı sayıda yorum ve okunma mı alırım yoksa çıtayı yükseltir miyim diye düşünürken dur bi bakayım ben kaç yazı paylaşmışım dedim. 314 yazı olmuş. 315 oldu bununla birlikte. Bugün 365 serisine de bir yazı ekleyince 316 garanti, başka yazı yazasım gelirse sayı artabilir, mesela challenge'lar duruyor. 264 günde 316 yazı fena değil. Bakalım 10 yıl sonra durum ne olacak :)
25 Mayıs 2017 Perşembe
145 / 365
Fi dizisini 5.bölüme kadar izledim. Sonra karakterleri hayal ettiğim şekilleriyle özleyince pi kitabına geri döndüm. Biraz kitap biraz dizi devam edeceğim galiba.
Muhabbet kuşumuz Lokum'u birkaç gündür kafesinden çıkarmıyorduk. Bir haftayı geçmiş de olabilir. Bugün çıkardım hemen uçmaya başladı, özlemiş belli ki. Yakalamayayım diye benden uzakta uçuyor :)
Annemin alerjisi varmış, biz evde kuş beslemeye başlayınca iyice kesinleşti. O yüzden o evde yokken çıkarıyorum sadece.
Bir ara fotoğrafını çekeyim. O kadar üşengecim ki kim bilir ne zaman çekerim :) Ne olacak benim bu erteleme hastalığım...
Fotoğraf: Mihrimah Sultan camii
24 Mayıs 2017 Çarşamba
144 / 365
Hayatın bana istediklerimi vermeme sebebi sen bakarken soyunamıyorum deme şekliymiş. Hadi tamam kapattım gözlerimi :))
Ramazana çok az kaldı, heyecan dorukta!
Bir şeyler yapmak istiyorum, bir şeyler üretmek sonra o ürettiklerime bakıp kendimle gurur duymak falan. Ya da hiç yapmadığım şeyler yapmak istiyorum, belki kimsesizler yurduna gitmek huzur evinde teyzelere çorba içirmek falan filan...
Bugün farkettim de, ben hayatıma baya detoks yapmışım. Çok kişiyi çıkarmışım.
Arkadaş konusunda çok seçiciyim, içime tam sinmeyenlere karşı hep mesafemi korurum. Uzun zaman olmuş ve artık görüşmüyorsak telefondan silerim. Rehberim hep az ve özdür.
Bu konuda gerçekten garip bir huyum var, sık görüşmediğim kişiler rehberimde kalsın istemiyorum. Akrabalardan dahi çoğu kişinin numarasını bir süre sonra silmişimdir. Rehberimde şu an 70 kişi var. Ama rehbere bakınca farkettim de, bayadır görüşmediğimiz halde silmeye gönlümün el vermediği kişiler de var. İyi ki var onlar, biliyorum ki ne zaman iletişime geçsem aynı muhabbetle devam edebiliriz. Böyle insanlar armağan gibi değil mi?
23 Mayıs 2017 Salı
143 / 365
Arkadaşla Beşiktaş'a, Yahya Efendi türbesine gittik. İlk defa gittim. Bebe mavisi tonları kullanılmış içerisinde, çok tatlı görünüyor. Halılar, kapılar hep bebe mavisi, hep pudra mavi.
Manzarası muhteşem. Onun fotoğrafını da ekleyeyim :
Buraya gelen bir grup genç kızdan biri dead people always have the best view dedi arkadaşına. Belli ki türbeleri geziyorlar ve mezarlık kısımlarında en güzel manzaraların olması dikkatlerini çekmiş.
Benim dikkatimi çeken şey de kediler oldu. Çok fazla sayıda ve çok rahattılar. İyi bakıldıkları belliydi.
Onları da çektim, bir fotoğraf da onlardan ekleyeyim:
Yarın görüşmek üzere :)
30 Şarkı Meydan Okuması #4 : Sana Unutmak İstediğin Birini Hatırlatan Bir Şarkı
4. Sana Unutmak İstediğin Birini Hatırlatan Bir Şarkı
Platonik aşk ne zordur yaşayan bilir. Benim de hayatımda tek bir platonik aşkım oldu, hiç açılmadım. Açılmayı düşünmedim bile. Açılmadığım gibi ondan gelecek olan bir adımı da hep engelledim. Ulaşılmaz olmasıydı belki de beni çeken. Uzaktan daha güzeldi.
O acıyı yaşamak istedim ya da, mantıklı bir açıklaması yok :)
Bir sene sürdü böyle. Sonunda yollarımız ayrılınca o kadar canım yandı ki, baya uzun bir süre(4 sene kadar) çektim o acıyı hafiflemiş de olsa. Hayatımın o dönem her alandaki dengesiz iniş çıkışları da bu acılı bunalımdan çıkmamı geciktirmiş olabilir.
Hep özledim, merak ettim, sosyal medyanın altını üstüne getirdim hiçbir yerde bulamadım. Öldü mü ne olduysa izine rastlayamadım bir türlü. Niyetim iletişime geçmek değil, sadece merak ediyorum evlendi mi, değişti mi vs diye...
Neyse işte o acılı/sancılı dönemde böyle çaresizce umut veren şarkılar hep içime işlerdi. Şimdi saçma geliyor olsa da :) Bu şarkı da onlardan biridir.
Zeki Müren - Elbet bir gün buluşacağız
Platonik aşk ne zordur yaşayan bilir. Benim de hayatımda tek bir platonik aşkım oldu, hiç açılmadım. Açılmayı düşünmedim bile. Açılmadığım gibi ondan gelecek olan bir adımı da hep engelledim. Ulaşılmaz olmasıydı belki de beni çeken. Uzaktan daha güzeldi.
O acıyı yaşamak istedim ya da, mantıklı bir açıklaması yok :)
Bir sene sürdü böyle. Sonunda yollarımız ayrılınca o kadar canım yandı ki, baya uzun bir süre(4 sene kadar) çektim o acıyı hafiflemiş de olsa. Hayatımın o dönem her alandaki dengesiz iniş çıkışları da bu acılı bunalımdan çıkmamı geciktirmiş olabilir.
Hep özledim, merak ettim, sosyal medyanın altını üstüne getirdim hiçbir yerde bulamadım. Öldü mü ne olduysa izine rastlayamadım bir türlü. Niyetim iletişime geçmek değil, sadece merak ediyorum evlendi mi, değişti mi vs diye...
Neyse işte o acılı/sancılı dönemde böyle çaresizce umut veren şarkılar hep içime işlerdi. Şimdi saçma geliyor olsa da :) Bu şarkı da onlardan biridir.
Zeki Müren - Elbet bir gün buluşacağız
22 Mayıs 2017 Pazartesi
142 / 365
Ürkek, çekingen, yabancı halleri nedeniyle zamanında evcil bir kedi olduğunu düşündüğümüz bu fotoğraftaki prensesin iki gün önce öldüğünü öğrendim. Kedilerin annesi olarak gördüğüm abla, bu kediyi evdekiler istemediği için evine alamıyordu bu yüzden de biri sahiplensin diye uğraşıyordu. Ama cins kediler tercih edildiği için tek gözünü kaybetmiş bu kedicik talep görmedi. Yakın zamanda kısırlaştırmıştı onu ablamız, hamile kalıp da yavrularına bakamaz diye. Ve çok savunmasız olduğu için mama verdiği zamanlar mamasını bitirene kadar başından ayrılmazdı. Giderse diğer kediler yerdi onun mamasını ve o aç kalırdı çünkü.
Hayvanların da insanlar gibi karakterleri var. Kimisi çok yaramaz, kimisi çok içe kapanık, kimisi depresif, kimisi vurdumduymaz... Bu kedi pasif, kendini savunmayan bir kediydi o yüzden sahiplenmesi için çok uğraşılsa da olmadı.
Haftasonu, araba çarpıp ezildiğini öğrendim.
Diyeceğim o ki, hayvanlar hediyelik oyuncak değiller. Heves alınıp sokağa , ormana salınmayı hak etmiyorlar. Ya baştan iyi düşünün emin değilseniz almayın ya da aldıysanız artık hayatınızı ona uydurmaya başlayın.
21 Mayıs 2017 Pazar
141 / 365
Yağmurlu, soğuk, karanlık, tatsız bir gün olarak başladı, öğleden sonra biraz güneş açtı bugün.
---
Kız kardeşimin KPSS sınavı vardı, zormuş.
---
Teyzemin hastaneye yattığını öğrendim, kan değerleri çok yüksek çıkmış, MR için sıra bekliyormuş 3 gündür.
---
Erkek kardeşimin yarın matematik sınavı var, litreden metreküpe dönüştürmeyi çalıştık. Okul dönemlerimi hatırladım. Keşke tüm hayatımız kayda alınırken bize de bir kopyasını verseler de dönüp izleyebilsek özlediğimiz ya da şimdiki aklımızla o yaştaki tepkimizi merak ettiğimiz anları. Böyle bir şey mümkün olmadığı için kendi hayatımızı kendimiz arşivliyoruz. O zaman bloglamaya devam.
---
Çok güzel ve becerikli kızların, normal standartların çok altında yakışıklılıkta ve kişilikte erkekler ile birlikteliklerini dünyanın en uyumlu çiftleriymişçesine tüm aleme gösterme çabasını anlayamıyorum. Galiba eski Türklerde olduğu gibi, anaerkil aile yapısına geri dönüyoruz. Çünkü erkekler hiç bir söz sahibi değil gibi artık, özellikle bu bahsettiğim çiftlerde böyle. Hep kadın baskın, kadın daha güzel daha gösterişli daha güçlü ve yönetici. Erkek ise sadece figüran.
---
Kız kardeşimin KPSS sınavı vardı, zormuş.
---
Teyzemin hastaneye yattığını öğrendim, kan değerleri çok yüksek çıkmış, MR için sıra bekliyormuş 3 gündür.
---
Erkek kardeşimin yarın matematik sınavı var, litreden metreküpe dönüştürmeyi çalıştık. Okul dönemlerimi hatırladım. Keşke tüm hayatımız kayda alınırken bize de bir kopyasını verseler de dönüp izleyebilsek özlediğimiz ya da şimdiki aklımızla o yaştaki tepkimizi merak ettiğimiz anları. Böyle bir şey mümkün olmadığı için kendi hayatımızı kendimiz arşivliyoruz. O zaman bloglamaya devam.
---
Çok güzel ve becerikli kızların, normal standartların çok altında yakışıklılıkta ve kişilikte erkekler ile birlikteliklerini dünyanın en uyumlu çiftleriymişçesine tüm aleme gösterme çabasını anlayamıyorum. Galiba eski Türklerde olduğu gibi, anaerkil aile yapısına geri dönüyoruz. Çünkü erkekler hiç bir söz sahibi değil gibi artık, özellikle bu bahsettiğim çiftlerde böyle. Hep kadın baskın, kadın daha güzel daha gösterişli daha güçlü ve yönetici. Erkek ise sadece figüran.
20 Mayıs 2017 Cumartesi
140 / 365
İstanbul'u merak edenler varsa, burada görüntü böyle. Anadolu yakası, Çamlıca bile böyleyse diğer yerleri siz düşünün...
Yakında bizi de kaldırıp yerimize gökdelen dikecekler gibi sanki.
---
Pi'yi bitiremiyorum bir türlü. Çünkü kitap okuyasım yok bu aralar. Ben de Fi fizisine başlamaya karar verdim. O kadar fazla övgü duydum ki dizi hakkında, yabancı diziler gibi olmuş çok kaliteli vs diye. Daha fazla bekleyemedim başladım ben de. Gerçekten çok güzel olmuş ama Duru karakterine Serenay Sarıkaya'yı bir türlü oturtamıyorum. Can Manay ne kadar içli bakarsa baksın ben Duru'da o enerjiyi göremiyorum. Mimikleri, hareketleri belki çok başarılı ama benim kafamdaki Duru ile yakından uzaktan alakası yok. Can Manay'ı da oturtamadım önce ama sonra alıştım, Duru'ya da alışır mıyım bilemiyorum şu an.
---
Bilemiyorum deyince aklıma geldi, geçenlerde işyerinde bir abla benim en cok kullandığım kelimenin "bilemedim ki" olduğunu söyledi. Hiç farkında değildim ama o söyledikten sonra ben de farkettim. Ne kadar kararsız olduğumu belli ediyor sanırım bu durum, bilemedim.
19 Mayıs 2017 Cuma
139 / 365
Fotoğraftaki güzel, dün VetGöz'e getirilen bir dişi Pitbull. 14 yaşında ve 30 günlükken sahiplenilmiş. 14 yıldır aynı ailede özenle bakılıyor.
Sırasını beklerken o kadar gergindi ki, korkudan tir tir titriyordu. Bizim kedi ise onu gördüğü andan beri güçlü bir gırlama sesi ile kafesin en dibine kadar gitmişti. Ama köpeciğin gözü kedi falan görmüyordu, kendi canının derdindeydi. O telaşını, kâh ayaklanıp hızlı hızlı nefes alışını kâh uzanıp sessizce etrafa bakışını gördükçe içim gitti. Gidip sarılasım geldi ilk defa bir köpeğe. Kıyamam ya ne kadar da masum, şaşkın ve çocuksular.
Şu an çok yorgunum. Gün boyu dışardaydım. Her an bir yerlerde uyuyup kalabilirim diye eve gelir gelmez serinin bugünkü yazısını yazayım dedim.
Herkesin 19 Mayıs gençlik ve spor bayramını kutlarım.
18 Mayıs 2017 Perşembe
138 / 365
Sokaktan gözü yaralı bir kedi bulup iki defa ameliyat ettiren ve hâlâ bakımını, kontrollerini aksatmayan ablamız bugün veterinere giderken ben de peşine takıldım. Bu sayede hayatımda ilk defa bir veterinere gitmiş oldum. Ama bu sıradan bir veteriner değil, hayvanlara özel göz hastanesi. Kediciğin tek gözü görmüyor, sadece ışığı görüyormuş. İlaçları değiştirdi hekim, tedaviye devam edilecek ama gözün gelebileceği en iyi seviye buymuş. Daha fazla göremezmiş.
Sokağa salma konusunda ise dediği şey şu: köpeklerin çok olduğu, cadde gibi işlek yerlere bırakmamak lazımmış. Park ya da bir site olabilirmiş ama evde bakılması, sahiplenilmesi daha iyi olurmuş. Kediye sahip arıyoruz. 6 aylık dişi tekir.
17 Mayıs 2017 Çarşamba
137 / 365
Bazı gösteriş budalaları beni gerçekten insanlardan soğutuyor. Oysa mütevazılık ne güzel, ne huzurlu şey.
Keşke başkalarına kendimizi kabul ettirmeye bu kadar uğraşmasak. Birilerine benzemeye çalışarak saygınlığımızın artmasını beklemesek. Hep kendimiz olabilsek...
Google'ın Oyunları
Dün akşam erkek kardeşim abla telefonunu ver bir şey göstereceğim diye heyecanla yanıma geldi. Aldı telefonu gizli gizli bir şeyler yaptı sonra hazır mısın dedi, tataaa diyerek tic tac toe oyununu gösterdi. Google'a tic tac toe yazdığınızda direk bu oyun çıkıyormuş, hangi tarafı seçmek istiyorsan tıklıyorsun ve karşı taraf Google oluyor karşılıklı oynuyorsunuz.
Bir kelimeyi Google Translate'de çevirmek için translate xxx diyerek (xxx yerine çevirmesini istediğim kelimeyi yazıp) enter'a bastığımda daha hızlı bir şekilde çevirisini görmek beni sevindirmişti ilk farkettiğimde. Ama başka kısayollar araştırmamıştım.
Aa ne güzelmiş dedim, dur daha bitmedi dedi. Bu sefer de solitaire'ı açtı. Bunun için de Google'a solitaire yazmak yeterli. Bir tane daha var dedi ve pacman'i açtı, tabi ki yine Google'a pacman yazarak. Bir tane daha var bu en bombası dedi mayın tarlası mı yoksa dedim hayır dedi ama tam ismini hatırlayamadığı için gösteremedi, sonra gösterirsin onu da aklına gelince dedim ve gitmem gerektiği için telefonu aldım. Tamam ben hatırlayınca sana whatsapp'tan yazarım dedi. Hiç bilmiyordum bunları, gösterdiğin için teşekkür ederim dedim.
Bu sabah aklıma geldi, merak edip biraz araştırdım ve hatırlamadığı oyunu sanırım buldum: Atari breakout. Google'a Atari Breakout yazın ve görseller sekmesine tıklayın, oyun hemen başlıyor.
Pacman oyununu açınca aklıma geçen seneki iş yerinde haritacı bir arkadaşın bu oyunu google haritalardan açtığı geldi. Bir şey yapmıştı ve haritanın rengi kararıp pacman oyununa dönüşmüştü. Sokaklarda gezdirebiliyorduk. Arattım ama bulamadım. Galiba o döneme ait bir şeydi, şu an yok.
Son olarak, bugün internette şunu gördüm. Hani internetimiz yokken tarayıcıyı açtığımızda Çevrimdışısınız yazan gri bir sayfa çıkar ve bu sayfada bir T-rex ve kaktüs vardır ya, işte bu sayfa internetiniz yokken oynayabileceğiniz bir oyun sayfası aslında. Eğer bilgisayar başındaysanız Klavyeden space (boşluk) tuşuna biraz uzun basınca oyun başlıyor(-muş, bilgisayardan henüz denemedim telefondan denedim sadece), dinazoru kaktüslerin üzerinden atlatarak ilerlemeye çalışıyorsunuz. Android telefonunuzda da dinazorun üzerine dokunduğunuzda oyuna başlıyorsunuz ve ekrana dokudukça dinazor zıplıyor, kaktüslere değmeden ilerledikçe puan kazanıyorsunuz.
Benden bu kadar, sizin bildiğiniz başka Google sürprizleri varsa yorum olarak yazarsanız sevinirim :)
16 Mayıs 2017 Salı
136 / 365
Bir şeyi bin kere istersin yine de olmaz, ama başka bir şeye bir kerecik aman olmasın dersin ve o şey olur.
Olsun diye kendini paralarsın yaprak kıpırdamaz, olmasın diye uzak durduğun şeyde ise bir anda mucizeler gerçekleşmeye başlar ve o şey gelir senin başını bulur.
Hayat acayip.
30 Şarkı Meydan Okuması #3 : Sana Yazı Hatırlatan Bir Şarkı
3.Sana Yazı Hatırlatan Bir Şarkı
Yaz deyince gözümün önünde canlanır sahilde gitar çalanlar ve kulağıma uzaklardan bir ses gelir Akdeniz akşamları... :))
Yaz deyince gözümün önünde canlanır sahilde gitar çalanlar ve kulağıma uzaklardan bir ses gelir Akdeniz akşamları... :))
15 Mayıs 2017 Pazartesi
135 / 365
Fotoğraf Küçükçekmece'den. Cumartesi günü çekildi. Gün batımı. Orada gün batımının rengi hep böyle grimsi mi acaba... Kızıllık yoktu.
---
Bizim dün fotoğrafçılık kursu bitti ya hani. Bugün aradılar ileri seviyeye devam edecek misiniz diye. Henüz karar vermediğimi söyledim. Geri ararım sizi dedim. Sonra netten kurslara baktım biraz araştırdım. Benim bu kursa başlamam tamamen tesadüf olmuştu. Çok araştırıp da bulduğum bir yer değildi yani. Denk geldi açtım siteyi, kaliteli göründü, %50 indirimi de görünce hemem kaydoldum ama bugün bulduğum kurs daha çok mantıklı geldi şimdi. Üstelik fiyatı benim gittiğim %50 indirimli fiyatın da %40 indirimli hali. Yani bize indirimli dedikleri fiyat bu yeni keşfettiğim kursun normal fiyatı. Ders saati de bir gün fazla olduğu için 2,5 saat fazla. Konulara baktım, aynı görünüyor. Eğitmenler alanında uzman kişiler.
Bu arada benim gittiğim kurs Fotolife, bugün araştırdığım kurs Photoplay. Bu ikisi hakkında fikir beyan etmek isteyen varsa memnuniyetle dinlerim. Başka önerilere de açığım.
14 Mayıs 2017 Pazar
134 / 365
Öncelikle, tüm annelerin anneler gününü kutlarım. Şebboy çiçeğini evde yazar blogu sayesinde tanımıştım. O blogu tanımama vesile olan da yine bu çiçek hakkındaki yazısını blog hocam sitesinde paylaşması ile olmuştu. Gece kokusu artıyormuş, merak etmiştim. Anneler günü bahanesiyle aldım ilk defa bugün. Kokusu harika.
---
Bugün fotoğrafçılık kursunda son dersimizdi. Bir kaç fotoğraf götürdük hoca değerlendirdi. Benim fotoğraflarım bir kaç eksik dışında baya beğenildi. Sertifikalarıhenüz almadık, kargoyla eve yollanacakmış...
Kursa devam etmeyi düşünmüyorum şimdilik. Gezilere, kulüplere katılarak kendimi belli bir seviyeye getirebilirim diye düşünüyorum eğer üşenmezsem tabii. Bir kaç arkadaşla numaralarımızı aldık, etkinlik görünce birbirimize haber vereceğiz.
13 Mayıs 2017 Cumartesi
133 / 365
Kız kardeşin mezuniyeti vardı bugün. Kendi hiç bir mezuniyetime katılamadım ama kardeşinkine katılmak zorunda kaldım, asla bir daha konuşmam seninle diye tehdit edince. İstemeye istemeye gittim sırf gönlü olsun diye, bir şey belli etmedim ama çok sıkıldım.
Yanağımdaki şiş hâlâ inmedi. Dişçiyi aradım buz tutun falan dedi. Tuttum işe yaramadı. Şiş yanakla gittim ben de törene.
Resmen bünye ilacı almak istemiyor, kaldı orda dağılmıyor. Ay yok bi daha gitmem ben bu dişçiye, benden çok o korkuyor acıyacak diye basıyor uyuşturucu iğneyi, spreyi. Diğer randevuyu de iptal edicem.
12 Mayıs 2017 Cuma
132 / 365
Dişçiye gittim, acil olan dişi doldurduk diğeri için de yine randevu aldım. Ama dört saat geçmesine rağmen yanağımdaki uyuşukluk hâlâ geçmedi. Üstelik şişlik de var. Daha oradayken vardı ve bu normal mi diye sordum normal dedi dağılır dedi. Ama 4 saat oldu hâlâ dağılmadı ve ufaktan korkmadım da değil.
Çok fazla ilaç sürüyor yaa. Hem fıs fıs sıkıyor hem de iğne yapıyor sanki ameliyat yapacak. Doktor iyi hoş da bu aşırı uyuşturma işini sevmedim. Bir sonraki gidişimde bunu söyleyeceğim. Derin değilse bu kadar fazla ilaç doldurmayın yanağımda saatlerce kütle olarak kalıyor uyuşukluğu geçmiyor diyeceğim.
Yıllar önce bir tavsiye üzerine bir dişçiye gitmiştik, aslında çocuk ve engelli dişçisi kendisiydi ama küçük kardeşimi götürmüşken biz de çürükleri temizletelim demiştik. O dişçi çok ilginçtir ki mecbur kalmadıkça uyuşturmuyordu. Ufak bir çürük, sinire gelmeyecek diyip hiç uyuşturmadan girişiyordu biz de dişçi koltuğunda ecel terleri döküyorduk ha acıdı ha acıyacak diye. Sinire değdirdiği olmadı mı oldu tabii. Küçük kardeşim kaç gün ağlamıştı acıdan. Artık kardeşim mi çok nazlıydı doktor mu çok katıydı bilemedim ama tekrar gitmeye de cesaret edemedik oraya.
Şimdi hatırladım da, küçücük haliyle ne diş ağrıları çekmişti çocuk yaaa, içimiz parçalanıyor ama bir şey yapamıyorduk dişçiye gidene kadar. Çocukların acı çekmesine dayanamıyorum, ama acı çekmeden de büyünmüyor ne yazık ki.
30 Şarkı Meydan Okuması #2 : Adında Sayı Olan Sevdiğin Bir Şarkı
Meydan Okumamızın 2.maddesine geçelim.
2.Adında Sayı Olan Sevdiğin Bir Şarkı
20lerimin başlarında bu şarkı çıkmıştı ve ben kendimi hiç büyümemiş kabul ederek bu şarkıyı hep üzerime alınırdım. 19 yaşındayken 24 yaşındakiler ne kadar büyük görünürdü gözüme. Onları karta kaçmış, kendimi de taze filiz gibi görürdüm :)) 23 olunca eyvah evlenmem lazım telaşıyla alelacele bir sevgili yapıp sözlenip yürütememiş ve ayrılmıştım. Şimdi 30 oldum... Hey gidi yıllaaarrr...
2.Adında Sayı Olan Sevdiğin Bir Şarkı
20lerimin başlarında bu şarkı çıkmıştı ve ben kendimi hiç büyümemiş kabul ederek bu şarkıyı hep üzerime alınırdım. 19 yaşındayken 24 yaşındakiler ne kadar büyük görünürdü gözüme. Onları karta kaçmış, kendimi de taze filiz gibi görürdüm :)) 23 olunca eyvah evlenmem lazım telaşıyla alelacele bir sevgili yapıp sözlenip yürütememiş ve ayrılmıştım. Şimdi 30 oldum... Hey gidi yıllaaarrr...
11 Mayıs 2017 Perşembe
131 / 365
Sen o kadar kendini hazırla maddi, manevî / psikolojik, fizyolojik... Randevuya yarım saat kala dişçi seni arayıp makinelerin arızalandığını ve randevuyu iptal etmek zorunda kaldığını anlatsın...
Challenge / Apartman Sohbetleri #13 : Asla cesaret edemeyeceğin bir şey
Hani bazı videolarda veya resimlerde siz de denk geldiyseniz bilirsiniz, koskoca örümceği yüzünde, üzerinde gezdirenler var ya işte ben ona asla cesaret edemem sanırım.
Misal:
---
Apartman Sohbetleri Challenge:
Nasıl bir apartmanda büyüdün?(link)Çocukluk eğlencen neydi?(link)Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?(link)Çocukluk kahramanın kimdi?(link)Gereksiz bir yeteneğin var mı?(link)Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?(link)En saçma zevkin?(link)En büyük çılgınlığın?(link)Çocukken en çok korktuğun şey?(link)En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?(link)Karşı cins karşısında en çok utandığın an?(link)En maskulen/feminen yanın nedir?(link)- Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
- En sevdiğin fiziksel acı?
- Almış olduğun en saçma teklif?
- Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
- Annenden ve babandan ne öğrendin?
- Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
- Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
- Hayat sana ne öğretti?
30 Şarkı Meydan Okuması #1 : Adında Renk Olan Sevdiğin Bir şarkı
Yeni meydan okumamızın ilk maddesiyle başlıyoruz.
1.Adında Renk Olan Sevdiğin Bir şarkı
Aslında aklıma bir şarkı gelmedi önce, ben de Google'a yazıp bunu buldum :D Gözlerim kahverengi değil siyah ama bu, bu şarkıyı sevmeme engel değil :))
İyi dinlemeler :)
1.Adında Renk Olan Sevdiğin Bir şarkı
Aslında aklıma bir şarkı gelmedi önce, ben de Google'a yazıp bunu buldum :D Gözlerim kahverengi değil siyah ama bu, bu şarkıyı sevmeme engel değil :))
İyi dinlemeler :)
Van Morrison - Brown Eyed Girl
Sha la la la la la la la la la la te da
Just like that
Sha la la la la la la la la la la te da
La te da
10 Mayıs 2017 Çarşamba
30 Şarkı Meydan Okuması
Beydanın Kitaplığı sayesinde haberdar olduğum, Öneri Makinesi'nin başlattığı 30 Şarkı Meydan Okuması'na ben de katılmaya karar verdim. Apartman Sohbetleri henüz bitmedi farkındayım :) Ama ikisini de devam ettirebilirim diye düşünüyorum.
Katılmak isteyenler linke tıklayabilirler: https://onerimakinesi.blogspot.com.tr/2017/05/sevgili-gulluk-32-30-sarki-meydan-okumasi.html
9 Mayıs 2017 Salı
129 / 365
Gündüzleri kavurucu sıcak, akşamları yağmur hatta dolu. Acayip havalar yaşıyoruz, çöl iklimine mi kaydık acaba? İlginç geliyor bana.
Fotoğraf Beykoz Korusu'ndan. Bugün çekilmedi.
YouTube'daki CaseyNeistat kanalını biliyor musunuz? 7 milyon abonesi var, vloglarda genelde güneş gözlüğü ile çekim yapıyor. Bugün bir kaç videosunu izledim ilk defa. Fena değildi.
Daily Bumps kanalına baktım bir de bugün, kümeste kuluçkadaki yumurtalara tek tek baktılar ışık üstünde. Yumurtaların içindeki hava alanları ve hareket eden civcivler gerçekten etkileyiciydi. :)
Bir de şey diycem, canon mark III ne güzel bir kamera. Bu kamerayla çekilen fotoğraflara baktım da, hayran kaldım.
Şunu da yazıp gidicem: bizevdeyokuz ailesi 18 ülke gezme ödüllü yarışma düzenlemiş. Detayları öğrenmek için şu linke tıklayın: http://www.bizevdeyokuz.com/artik-bi-gitsin-yarisma
Görünce hoşuma gitti ama çok üşendim :) belki birinin işine yarar diye sizinle paylaşayım dedim. Yarın görüşürüz!
8 Mayıs 2017 Pazartesi
128 / 365
Sürekli dokunarak iletişim kuran bir arkadaş var. Başlarda bu kadar değildi ama artık her fırsatta koluma girmesi, bir şey derken illa ki koluma omzuma dokunması beni rahatsız etmeye başladı. Ben konuşurken dokunulmayı da dokunmayı da sevmiyorum. Ve bunu sınırın aşılması olarak görüyorum. Hatta biriyle karşılaşınca ya da misafir gelince sarılmayı da sevmem.
Ama karşı taraf alınmasın diye çaktırmam ben bu huyumu pek. Bu arkadaş da benim ses çıkarmayışımdan cesaretle sanırım, yapışık ikiz gibi gezmemize sebep olmaya başladı. Kırılmasın diye bir şey de diyemiyorum. Çok sinir bir durum. Çok rahatsızım ama söyleyemiyorum...
Biraz belli etmeye çalıştım gerçi, kolumu bahanelerle çekmeye başladım falan. Bu kişi daha yeni tanıştığımızda da kırk yıllık arkadaşmışız gibi davranmaya başlamıştı zaten o da tuhaf gelmişti.
Ben bu kadar samimiyete gelemiyorum.
Özel günleri kutlamayı da sevmiyorum, kimsenin doğumgününü, bayramını vs kutlamayı çok sevmem. Bir tek pasta yeme kısmını seviyorum. Benimki de kutlanmazsa neden demem. Çok mu yabani bir insanım? Yoo aslında tanıyanlar hep çok sıcak kanlı olduğumu söylerler. Ama sevmiyorum işte.
Nedenini bilmiyorum ama bir de bu özel günlerde hep modum ciddi anlamda düşük olur, çok depresif olurum. Kendimi bildim bileli böyle. Eski bir arkadaşın da dediği gibi, galiba çocukluğuma inmek lazım.
7 Mayıs 2017 Pazar
127 / 365
Bugün fotoğrafçılık dersimiz dışarıda uygulamalı olacaktı. Bunun için hepimiz Balat'ta buluştuk. İlk defa böyle çekim için sahalardaydım :)
Çok güzel fotoğraflar çektik, çok eğlendik ve çok yorulduk. Hava da çok güzeldi bugün. Haftaya son dersimiz, çektiğimiz fotoğrafları inceleyeceğiz. Sonra belki bir program yapıp Edirne tren garına gidebiliriz. Fotoğraf çekerken neyi nasıl neden çektiğini bilince çok daha keyifliymiş bunu iyice anladım.
6 Mayıs 2017 Cumartesi
126 / 365
Ne dolu yağdı ama bugün...
Kahvemi yaptım, kitabımı aldım ve yağmur başladı. Ay ne güzel denk geldi, tıpkı telefondan arkafon olsun diye açtığım yağmur sesi gibi. Telefon sarjdaydı açamıyordum iyi oldu diye düşündüm. Açtım kitabı okumaya başladım ama yağış sesi o kadar yükseldi ki konsantre olamadım. Yok ben okuyamıyorum en iyisi yağmuru izleyeyim diye dışarıya bir baktım ağzım bir karış açık kaldı. Büyük şok yaşadım! Gökten beyaz misketler yağıyor sanki. Ben bu kadar büyük dolu görmemiştim herhalde, hatırlamıyorum. Tektim ve cidden korktum. O kadar gürültülü bir şekilde çarpıyorlardı ki düştükleri yere, yoldaki araçlarda hasar oluşturmuş bile olabilirler bence.
Videosunu YouTube kanalıma ekledim, 8 saniyelik kısa bir çekim.
---
Akşam bizimkiler markete gitti, babam bir de karpuz almış. Böylece yılın ilk karpuzunu tatmış oldum. Sezer İktekin kelimelerbenim.com adlı sitesinde karpuz seçmek ile alakalı güzel bilgiler paylaşmıştı kesinlikle gidin bakın, yazının linki: http://www.kelimelerbenim.com/mukemmel-karpuzu-secmek
Geçen hafta bu yazıyı okuyup, verilen bilgileri aklıma yazıp, karpuz çıktığında eve mükemmel karpuz ile birlikte dönüp herkesin yılın ilk karpuzunu lezzetli bir şekilde deneyimlemesini istiyordum ama olmadı.
Babamın getirdiği karpuza şöyle bir baktım, erkek bu dedim, altına baktım tam olmamış sararmamış ayrıca polenlenmemiş tatsız bu dedim. Hakikaten de dediğim gibi çıktı. Babam şaşkınlıkla suratıma baktı, sen bu kadar bilgiyi nerden öğrendin dedi, peki salatalık nasıl seçiliyormuş onu da biliyon mu dedi kızkardeşim de abla sen karpuzcuda falan mı çalıştın dedi. Şaşkınlık ve saçmalama içerikli kısa konuşmalar bitince babam ona da anlatmamı istedi anlattım ama korkarım bundan sonra karpuzları bana aldıracaklar 😂
5 Mayıs 2017 Cuma
125 / 365
Bugün bahçeli ev, bostan ve tavuklar içeren hayaller kurarken konu mavi yumurtlayan tavuklara geldi. Bu tavukların tanesi 10bin tlymiş. Yumurtaların tanesi ise 10₺.
10bin liralık tavuk mu olur diye baya şaşırdım. Sonra acaba genetiği ile mi oynanmış diye düşündük ama bir şey bulamadık. Bir de siyah horoz var gagası, ibiği hatta eti bile siyah. Bunlar gerçek mi? Genetiğiyle oynanmış olabilir mi?
4 Mayıs 2017 Perşembe
124 / 365
Tam karşıda, uzaklarda Beşiktaş...
Benim için önemli bir yeri yok ama dikkati oraya çekesim geldi :)
Bazı zamanlar, zamanı durdurup gidip gezip tozup üstüne bir de dinlenip zamanı kaldığı yerden devam ettirebilseydik güzel olurdu değil mi?
3 Mayıs 2017 Çarşamba
123 / 365
Canımız çekti, hindistan cevizi aldık. Kız kardeşim sağolsun parçalamayı başardı. Deliklerden biri diğerinden yumuşak oluyormuş oradan suyunu içtik önce. Seviyorum hindistan cevizinin tadını.
Beni bu güzel havalar mahvetti diyen şairi anlamaya başlıyorum sanırım.
Challenge / Apartman Sohbetleri #12 : En maskulen/feminen yanın nedir?
En maskülen yanım: Valla düşündüm düşündüm bulamadım...
En feminen yanım: Feminen kelimesi kadınsı erkekler için kullanılan bir kelime daha çok, yani nasıl cevap vereceğimi bilemedim ki şimdi...
Aman ya ne zormuş çelıncın bu sorusu, bir soru çıkıyor böyle tıkanıyorum bir türlü ilerleyemiyorum sonra :)
Hmmm....
Çok kibar bir insanım, en feminen yanım bu olsun. Maskülen yanım da, duygularımı belli etmiyorum, bu olsun. Oh be :)
---
Apartman Sohbetleri Challenge:
Nasıl bir apartmanda büyüdün?(link)Çocukluk eğlencen neydi?(link)Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?(link)Çocukluk kahramanın kimdi?(link)Gereksiz bir yeteneğin var mı?(link)Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?(link)En saçma zevkin?(link)En büyük çılgınlığın?(link)Çocukken en çok korktuğun şey?(link)En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?(link)Karşı cins karşısında en çok utandığın an?(link)- En maskulen/feminen yanın nedir?
- Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
- En sevdiğin fiziksel acı?
- Almış olduğun en saçma teklif?
- Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
- Annenden ve babandan ne öğrendin?
- Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
- Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
- Hayat sana ne öğretti?
2 Mayıs 2017 Salı
122 / 365
Hayat olaylar bütünü, ve biz de o olaylara duygu yüklüyoruz.
Neye bakarsak onu görüyoruz demek yanlış, nasıl bakarsak onu öyle görüyoruz aslında.
Sürekli negatif düşünen, sürekli şikayet eden birine en büyük imkanları verseler bile şikayet edecek bir şey bulur. Elindeki fırsatları görüp değerlendirebilmeli insan. Bu yüzden de hayatta yolunda gitmeyen şeylerden yakınmak yerine, eğer mutsuzsan kendinde aramalısın sorunu. İnsan, geçtiği yolları çiçek bahçesine de çevirebilir; karanlık dikenli bir yokuşa da.
Rihanna'nın vücuduna yazdırdığı dövmedeki gibi "Never a Failure, always a lesson" yani Asla hata değil, her zaman bir ders.
Not: Rihanna, Chris Brown'dan ayrılınca yaptırdığı bu dövmeyi, aynadan baktığında okuyabilmek icin özellikle tersten yazdırmış.
Ayrıca şunu da eklemek istiyorum İnsan ulaşamadığı şeyin delisi, ulaştığı şeyin nankörüdür.
1 Mayıs 2017 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













































