31 Aralık 2016 Cumartesi
2016'nın son örgüleri ve sohbet
Niyeyse bugün amigurumi yapasım geldi. Bir yıl önce arkadaşa söz verdiğim kurbağayı yaptım sonunda.
Arkada da, ani bir elektrik kesintisine karşı hazır bulundurulan şarjlı lambayı görüyorsunuz :) Neyse ki bugün hiç kesilmedi, hayret.
Bir de, çantama attığım kitap ya da defterler bozulmasın, kırışmasın diye motiflerden kılıf yapmak istedim.
Henüz iki tane oldu, 8-10 tane olması lazım.
Yılın bu son gününde siz nasılsınız bilmiyorum ama ben hüzünlü hissediyorum. Yeni yıl biraz korkutuyor beni açıkçası, bazı yerlerde 2016yı aratacak falan yazmışlar da... 2017, 2016dan kötü olursa artık toplu intihara başlarız herhalde...
İnşallah çektiğimiz sıkıntıların karşılığını alırız, yüzümüz güler bu yıl.
Gece rüyamda bir ordudan fazla beyaz çarşaflı bir sürü kadın gördüm. Saf saf dizilmislerdi çok fazlaydılar ve sonra asker gibi yürümeye başladılar hizayı bozmadan. Ben de onları fotoğraflıyordum. Çok tuhaftı.
YouTube kanalımda pek fazla videom yok çünkü hala adapte olma aşamasındayım. 3 hafta önce Gratis alışverişim diye bir video eklemiştim. Az önce baktım, 524 görüntülenme olmuş. Diğer videolar yerinde sayıyor ama bu her baktığımda izlenme sayısı yükselmiş oluyor.
İki kişi yorum bırakmış, bu güzel. Hiç reklamını yapmadığım halde bu kadar izlenme ve yorum alışı hoşuma gitti. Ama 2 kişi beğene tıklamış 3 kişi de beğenmedime tıklamış. Sesim kısık çıkmış onu mu beğenmediler acaba bilmiyorum. İnsan neden durup dururken beğenmedime tıklar ki, yani tıklayabilir tabi bişey diyemem ama bari neyi beğenmediklerini yazsalarmış ben de ona göre kendimi düzeltirdim.
Galiba yeni yıla bi de alıngan giricem :) hüzünlü ve alıngan.
2017den istediğim şeyler vardı ya hani, burada yayınlamıştım daha kimse yayınlanmamışken, ne acelem varsa :) işte şimdi hiç biri umrumda değil, ben huzur istiyorum ya. Adalet istiyorum. Zararlı insanlar bana yaklaşamasın ve Allah beni, benim gibi insanlarla karşılaştırsın istiyorum. Çok yoruldum bu insanlarla uğraşmaktan ben.
30 Aralık 2016 Cuma
İnsan en çok kendisine yabancıdır
Pek isteksiz görünüyordu ama ben kabul et deyince ikilemde kaldı. Sonra bana, sen mühendis olarak böyle diyorsan benim diyecek lafım yok dedi.
Sahi, ben mühendistim değil mi? O kadar asimile oldum ki, ben bile artık kendimi mühendis olarak göremezken beni mühendis olarak görenler varmış. Ne hissedeceğimi bilemedim...
Tıpkı sadece üç aylık bir süre öğretmenlik yaptığım halde, geçen seneye kadar hala öğretmenler günümü kutlayan eski öğrencilerim gibi...
Peki beni kendime karşı dolduran ne?
İnsan en çok kendisine yabancı, ve insanın en büyük düşmanı yine kendisiymiş.
Ruha dokunan şarkı günlüğü
“
Alırım başımı, başım bir deli nehir
Silerim yaşımı, siler ismimi şehir
Kestirir saçımı kendimi avuturum
Bir gülü kurutur, kurursa unuturum
”
Sertab Erener - Olsun
20 Aralık 2016 Salı
16 Aralık 2016 Cuma
Size kısa bir masal anlatayım mı? - (Çizimlerim 3)
15 Aralık 2016 Perşembe
Çizimlerim 2
Bir kadın bağırıp çağırıyorsa, bir şeyleri düzeltmek istiyordur.
Susuyorsa, artık umudunu kesmiştir.
13 Aralık 2016 Salı
Hayatımın kısa bir özeti
Postcrossing.com aracılığıyla gönderdiğim kartpostallardan, Çek Cumhuriyeti'ne olan kart sahibine ulaşmış. Kodu siteye girmiş, teşekkür edip yeni yılımı kutlamış saolsun :)
Yani bu da demek oluyor ki, artık bana da her an kartpostal gelebilir.
Postcrossing ten bahsettiğim yazımda, ortaokul zamanında dershane ogretmenimin kartpostal yolladığından bahsetmiştim. Liseye giriş sınavları için orta sonda dershaneye gidiyordum.
Bugün çatı katına çıkıp kutularıma, eşyalarıma bakarken o kartpostalı gördüm.
İlk üniversitem İstanbul Üniversitesi'ydi. Sonra terkettim.
Üniversiteden, bölümümden öylesine nefret ettirmişlerdi ki kaydimi iptal ettirmek için bile uzun bir süre bir daha gitmemiştim okula.
2004 yılında girdiğim okulda 2007de bile hala kayıtlı görünüyordum...
O zamanların akbili :)
Sonra başka üniversitede başka bir bölüme başladım. Okulda boynumdan çıkarmadığım üç kolyeden ikisi bunlardı. Üçüncüsü de fildişi şeklinde tahta bir kolyeydi, mumlu iple boyna bağlanıyordu, bu gümüşlerle alakası yok yani. Hâlâ duruyor ama fotoğraflamayı unuttum.
Bir zamanlar ciddi ciddi Avon temsilciliği yapıyordum, bunlar da elimde kalan numuneleri :)
Burnumu deldiricem diye tutturduğum bir dönemde, bizimkiler artık illallah edip "ne halin varsa gör" deyince hemen gidip burnumu deldirmiştim. Evdekiler inanamamıştı, yapıştırdım sanmışardı. Sonra alıştılar.
Ama çok uzun sürmedi hevesim. Kullandıklarım bu fotoğraftakilerdi sadece. Zaten takıp çıkarınca acıyıp kanaması yüzünden pek sık değiştiremiyordum. Hatırlıyorum da, şu ucu top şeklinde olanlar çıkartırken ne acıyordu ya...
Ha bir de sözlendiğim bir dönem vardı. Neler yasamışım be :)
Çok fazla seviliyordum, hatta bir gün buluştuğumuzda "bi dakka bekler misin" diyip hemen bir dükkandan nazar ayeti yazan bu kolyeyi almıştı bana nazar değmesin diye, boynundan hiç çıkarma demişti. Kaldıramadım o kadar sevgiyi sanırım, kendimi o kadar sevilmeye layık göremedim bir türlü... Altında ezildim, dayanamadım, ayrıldım...
Ona ait her şeyi yok etmiştim aslında ama bu kolye hala duruyormuş, ayet yazılı olduğu için ne yapacağımı bilmemişim galiba. Neyse dursun, zararı yok...
Yüzük takmayı sevemeyen birinin neden bu kadar cok yüzüğü olur ki?
Kabını çok sevdiğim için aldığım, kullanıp hoşlanmadığım ama kabından dolayı sakladığım pullu kremli elmalı dudak balmım.
Eskiden daha hamaratmışım ben. Bu kolye, bileklik ve kılıf(ya da kese) tamamen el yapımı, tamamen bana ait :)
Bir tane de disketim vardı benim, siyah.
CDlerin yaygınlaştığını gordukce hatıra kalsın diye saklamıştım, o nerede acaba...
İşte böyle, hayatımın özeti gibi oldu. Anılarımı seviyorum, acısıyla tatlısıyla...
12 Aralık 2016 Pazartesi
(︶︹︺) Beşiktaş'taki patlama
10 Aralık cumartesi günü Beşiktaş'ta olan patlamayı biz de Çamlıca'dan duyduk, hatta Ümraniye Çakmak'taki arkadaşım bile duymuş.
Bir anda gündemimiz değişti, hüzne boğulduk yine...
Dün ulusal yas ilan edildi.
"Alışma" diye birbirimizi dürtüyoruz, ama dürtülmeye de bağışıklık kazanmaya başladık.
Bu kaçıncı? Neden önünü alamıyorlar, neden daha da kötüleşiyor ülkemizin durumu, nereye gidiyoruz böyle?
Patlamanın ertesi günü, sabah yolda yürürken gökyüzündeki bir uçağa gözüm takıldı. Onu izlemek biraz olsun huzur verdi. Belki uzakları hatırlattığı içindir...
Ben de gitmek istedim, "ülkenizi bırakıp nereye gidiyorsunuz" diye azarlayanlardan biriydim ama buna rağmen ben bile gitmeyi hayal ediyorum artık...
Sıra Türkiye'ye gelecek diye diye, sıra bize de geldi galiba...
![]() |
| Üsküdar'dan, sahilde gitar çalan gençlerin kamerasına yansıyan patlama anı. |
Bu ülkede ruh sağlığımızı korumak gittikçe daha da zorlaşıyor. Canımız burnumuzda, canlı bombalarla birlikte dolaşıyoruz, toplu taşıma araçlarını kullanıyoruz. Ne zaman patlayacakları belli değil, onca hayaller hedefler bir beyniyıkanmışın butona basmasıyla yok oluyor. Hiç bir suçumuz yokken, hiç bir kanun dışı olaya karışmamışken, ahlaklı, dürüst, saygılı yaşamaya çalışırken bir anda öldürülüyoruz.
Bu çok ağır bir şey, bu şekilde öleceğimize bari savaşalım da bir sebepten ölüme koşarken ölelim diyorum bazen. Bu gidişle de savaş kaçınılmaz görünüyor gerçi, insanlar evladını kaybediyor ya, karıncaya zarar veremeyecek insanlar öldürülüyor. Daha hala okula giden, hayata atılmamış çocuklar ölüyor. Bu kişilerin ailelerinin nefretini düşünebiliyor musunuz? Ateş düştüğü yeri yakıyor, ne kadar empati kurmaya çalışsak da o acıyı hissedemiyoruz...
Tüm yakınlarını kaybedenlere sabırlar, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.
İnşallah bu son olur...
*fotoğraflar alıntıdır*
10 Aralık 2016 Cumartesi
2017den isteklerim
2016'nın sonuna da geldik. Bir kaç hafta sonra 2017ye merhaba diyoruz...
Aklımda birkaç şey var, bu yıl hayatımda güzel değişiklikler istiyorum.
Öncelikle, YouTube ile daha haşır neşir olup ilerlemek istiyorum hayırlısıyla. Videolarımı çekmek için de kamera araştırması yapıyorum günlerdir.
Canon 650d, dji osmo, iPhone 6, Panasonic Lumix falan derken Canon powershot g7x te karar kıldım. 60ftp, 180 derece dönen ekran, test videolarında şahit olduğum görüntü ve ses kalitesi harika. Tek eksisi focus olayı. Video çekerken geç odaklıyor ama diğer özellikleri o kadar hoşuma gitti ki bu eksisini gözardı edebilirim sanırım. Şimdi tek sıkıntı, azıcık pahalı olması... Cesaret edemiyorum. Hiç böyle pahalı bir şey almadığım için, aldıktan sonra alternatifler keşfedip pişman olmaktan korkuyorum. Ama bir yandan da çok istiyorum. İnşallah bir yerde kampanyaya falan denk gelip öyle alırsam çok güzel olacak. 2017den ikinci dileğim budur; 2000 küsür tllik blog kamerası...
Üçüncü olarak, ben bu Scotish Fold cinsi kedilere aşık oldum resmen. 2017de bir tane sahiplensem hiç fena olmaz :)
Ne yazık ki evdekiler asla evde kedi köpek beslemeye izin vermiyorlar, zaten annemin astımı olduğu için de alamam. Bu yüzden 2017de ya ayrı eve çıkıp ya da hayırlısıyla artık evlenip öyle evime yavru bir Scotish Fold almak istiyorum. Kendim için değil yâni kedi için :)
Son olarak, evlilik demişken, artık şöyle heyecanlı, mutlu değişiklikler fena olmaz yani. 2016 canımı çıkardı resmen, şimdi yeniden canlanmak iyi olurdu.
Bugün bir mağazada denk geldiğim bu elbise ile depreşti bu duygum aslında. Yani sırf elbiseyi alabilmek, giyebilmek için söz merasimi düzenleyesim geldi :) fiyatı 300tl, çok iyi bence ama yakında bir düğün falan yok, alıp giyinip süslenip püslenip evde oturamam. Evleneceklere sesleniyorum, ya düğününüze beni de çağırın ya da dua edin de evleneyim.
Bunlar genel maddi istekler tabi. İnşallah 2017 hepimize huzur, mutluluk, neşe getirir. İç huzurumuz olduktan sonra diğerleri sadece pastanın üstündeki krema, çikolata :)
Aklımda birkaç şey var, bu yıl hayatımda güzel değişiklikler istiyorum.
Öncelikle, YouTube ile daha haşır neşir olup ilerlemek istiyorum hayırlısıyla. Videolarımı çekmek için de kamera araştırması yapıyorum günlerdir.
Canon 650d, dji osmo, iPhone 6, Panasonic Lumix falan derken Canon powershot g7x te karar kıldım. 60ftp, 180 derece dönen ekran, test videolarında şahit olduğum görüntü ve ses kalitesi harika. Tek eksisi focus olayı. Video çekerken geç odaklıyor ama diğer özellikleri o kadar hoşuma gitti ki bu eksisini gözardı edebilirim sanırım. Şimdi tek sıkıntı, azıcık pahalı olması... Cesaret edemiyorum. Hiç böyle pahalı bir şey almadığım için, aldıktan sonra alternatifler keşfedip pişman olmaktan korkuyorum. Ama bir yandan da çok istiyorum. İnşallah bir yerde kampanyaya falan denk gelip öyle alırsam çok güzel olacak. 2017den ikinci dileğim budur; 2000 küsür tllik blog kamerası...
Üçüncü olarak, ben bu Scotish Fold cinsi kedilere aşık oldum resmen. 2017de bir tane sahiplensem hiç fena olmaz :)
Ne yazık ki evdekiler asla evde kedi köpek beslemeye izin vermiyorlar, zaten annemin astımı olduğu için de alamam. Bu yüzden 2017de ya ayrı eve çıkıp ya da hayırlısıyla artık evlenip öyle evime yavru bir Scotish Fold almak istiyorum. Kendim için değil yâni kedi için :)
Son olarak, evlilik demişken, artık şöyle heyecanlı, mutlu değişiklikler fena olmaz yani. 2016 canımı çıkardı resmen, şimdi yeniden canlanmak iyi olurdu.
Bugün bir mağazada denk geldiğim bu elbise ile depreşti bu duygum aslında. Yani sırf elbiseyi alabilmek, giyebilmek için söz merasimi düzenleyesim geldi :) fiyatı 300tl, çok iyi bence ama yakında bir düğün falan yok, alıp giyinip süslenip püslenip evde oturamam. Evleneceklere sesleniyorum, ya düğününüze beni de çağırın ya da dua edin de evleneyim.
Bunlar genel maddi istekler tabi. İnşallah 2017 hepimize huzur, mutluluk, neşe getirir. İç huzurumuz olduktan sonra diğerleri sadece pastanın üstündeki krema, çikolata :)
6 Aralık 2016 Salı
Kitaplar #8 : Veronika ölmek istiyor
En fazla beş gün ömrünüz kaldığını bilseydiniz ne yapardınız. Üstelik zaten ölmeyi deli gibi isterken, ama ölemezken.
Kitap çok etkileyici. Hayatımızın geçici olduğunu, ölümün her an bizi bulabileceğini bildiğimiz halde, yaşarken yeterince bunu idrak edemiyoruz. Ölümün nefesini ensemizde hissetmeden de bazı şeyleri idrak edemeyeceğiz.
İtiraf etmeliyim ki, kitaba başlarken basit bir konu bekliyordum ama özellikle son kısımları beni çok şaşırttı.
Hayatımı tekrar sorgulama ihtiyacı duydum. Bakabileceğim farklı bir pencere açtı bana.
Kitapların en güzel yanı da bu değil mi zaten, ne kadar çok okursak o kadar fazla pencere açılıyor, o kadar fazla gün ışığı alıyoruz ve dışarıyı(hayatı) da o kadar fazla açılardan seyredebiliyoruz.
Okudum, beğendim. Tavsiye ederim.
5 Aralık 2016 Pazartesi
Filmler #1 : Görümce
Heey duyduk duymadık demeyin, Ümraniye Canpark Sinemaları'nda filmin ilk seansı 8 tl'ymiş :)
Bunu bilen kardeşim ile, Gupse Özay'ın yazıp oynadığı, 2 Aralık'ta vizyona giren "Görümce" filmini izlemek için 3 Aralık'ta Canpark'taydık.
Fiyatı da güzel olunca artık film izlemek istediğimde ilk seçeneklerimden olacak.
Ben normalde sinema biletlerimi firsat.me'den ucuza alırdım ama geçen sene bilet fiyatlarını İstanbul, İzmir ve Ankara için farklı yapmışlar. Oradan alsaydım 11 tl olacaktı, Canpark'ta ilk seansa gittim 8 tl ödedim. Bu arada ilk seans 11:30daydı.
Filme gelirsek, ben çok beğendim. Çok güldüm, ilk yarı nasıl geçti anlamadım. İkinci yarıda biraz duygusallık da vardı ama ilk yarı full komedi.
Basit bir konusu var, izleyene bir şey katmıyor ama zaman geçirmek ve biraz keyiflenmek için çok iyi.
Oyuncular da çok başarılıydı, özellikle Gupse Özay harikaydı.
Kafa dağıtmak isteyenlere, gülmeye ihtiyacı olanlara şiddetle tavsiye ederim. Yan tarafımızda oturan teyze Düğün Dernek filmine gidip gülmediğini anlattı bize film başlamadan önce "salonda herkes gülüyordu bi ben gülmedim, inşallah bu sefer gülerim" dedi. Daha film başlar başlamaz bizden önce gülmeye başladı, film araya girdiğinde ise telefonla konuşurken filmi tavsiye ediyordu :))
Yok canım ne kıskanıcam
Az önce "Gazeteci N.G"nin blogunda okuduğum yazı ile kısa bir şok geçirdiğimi itiraf etmeliyim.
Bir ünlü youtuber buluşma ayarlamış ve AVMde izdiham çıkmış buluşma iptal olmuş. Vay canına... :))
Youtube'da takipçisi olduğum bir youtuber kendisi. "Enes Batur", aslında çok bana hitap eden konuları olmasa da sevimli-şapşik yüz ifadesi ve samimi konuşması hoşuma gittiği için takip ediyorum. Takip ettiğim diğer youtuberlarla buluşmaları, ortak challenge'ları oluyor. Orkun Işıtmak, Ruhi Çenet vs. Milyonlarca aboneleri var bu kişilerin, her gün binlerce kişi tarafından izleniyor videoları. Tebrik edilesi.
Bu ahali ile ilk tanışmam Orkun Işıtmak sayesinde oldu. Kendisnin bir videosundan kardeşim bahsedince ilgimi çekti. Iphone7 yi türkiyeden alacağıma gider amerikadan alırım daha ucuza gelir diyenlerin olduğu bir zamanda o bunu gerçekleştirmişti. Newyorka gidişi, apple store'da sıraya girişi vs her şeyi kaydetmiş yayınlamıştı, kardeşim bahsettiğinde çok ilgimi çekmiş ama o zaman açıp izlememiştim. Başka bir gün(bir hafta önce) yine kardeşim Orkun Işıtmak'ın "90 yaşındasın ve ölüyorsun, tekrar dünyaya gelecek olsan ne yapardın" düşüncesinden yola çıkarak Dubai'ye gittiği bir videodan bahsetti. Öğlen aöf sınavım vardı, biraz kafam dağılsın diye izledim. Derken diğer videolarını da baya gülerek izledim bir türlü bırakamadım sınava geç kalıcam diye sonunda kapatıp çıktım. Çok ihtiyacım varmış meğer bu tarz videolara gülmeye diye geçirdim içimden. Eve gelince youtubeda gezinmeye devam ettim, Enes Batur'u ve Ruhi Çenet'i de keşfettim. Meryem Can'ı da çok sevdim.
Benim at kafası ile çektiğim bu video da onlardan özenerek ortaya çıkan bir çalışmadır aslında :)
Kendilerini tebrik ediyor, darısı başıma diyor ve gidiyorum :)
Kitaplar #7 : Hayvan Çiftliği
Hayvan çiftliği kitabını okudum, bitirdim. Çok beğendim, hatta bayıldım.
Kitabın ana kahramanları hayvanlar. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar insanların sömürgesinden kurtulmak için başkaldırırlar ve çiftliği insanlardan temizlerler. "Dört ayak iyi, iki ayak kötü" mottosuyla insanları düşman kabul ederek çiftlikte yeni bir sistem kurarlar.
Tüm hayvanlar eşittir düşüncesi, diğer hayvanlardan daha zeki olan domuzların yönetim sevdasıyla bozulmaya başlar. Zamanla insanlardan daha baskıcı bir diktatörlük sistemi kurulur.
Goerge Orwell bu kitabıyla Stalin'i eleştirir, önderlik eden domuz Stalin'i simgeler. Öğrendiğime göre 2.Dünya savaşı sıralarında İngiltere, müttefiklerini kızdırmamak için kitabı sansürlemiş.
Kitabın bir kısmı çizimlerle desteklenmiş. O kadar güzel bir dille, masal tadında değinilmiş ki konuya, bir çırpıda okunup bitirilebilecek bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
2 Aralık 2016 Cuma
Postcrossing.com'a üye oldum
Postcrossing.com'a Bir Küçük Eylül Meselesi'nden cesaretlenip sonunda üye oldum.
Hayatımda hiç kimseye kartpostal yollamışlığım yoktur. Hatta ortaokulda dershane öğretmenim hepimize yılbaşı kartı yolladığında, bana çok saçma gelmişti. Yolladığı kartı öğretmenimin hatırına saklamaya çalışsam da muhtemelen kaybettim gitti.
Asıl niyetim başta mektup arkadaşlığı olsa da, kartpostal ile başlamak daha mantıklı geldi.
Bu sitede bir kartpostal arkadaşı bulup karşılıklı postalaşmıyorsunuz, siteye üye olduğunuzda 5 tane adres alabiliyorsunuz ama bunu da siz seçemiyorsunuz. Sistem sizi rastgele kişilerle eşleştiriyor siz de kaderinize razı oluyorsunuz :)
Eğer isterseniz kendi adresinizi de yazabilirsiniz, karşıdaki kişi swap(takas) seçeneğini yes(evet) olarak işaretlemişse. Böylece kartınızı aldığında sizin adresinize geri dönüş yapabilir.
Kartpostalın bir köşesine, sitede size verilen kodu yazmanız gerekiyor. Bu kodu, sizinle eşleştirdikleri kişinin adresini gördüğünüz sayfada görebilirsiniz. TR ile başlar Türkiye'den çıkacaksa.
Gönderdiğiniz kartpostal yerine ulaştığında, alan kişi bu kodu siteye girer ve böylece siz başarıyla bir kartpostalı göndermiş olursunuz, bunun karşılığı olarak da sizin adresiniz bir kişi tarafından seçilebilmesi için havuza düşer.
Teslim edilen kartpostalların kodu sisteme girildikçe, size de kartpostal gönderilmesine izin veriliyor.
Kız kardeşimin de hoşuna gitti bu fikir, o da üye oldu. Ben kendi kartpostallarımı hemen o gün kırtasiyeden aldım dayanamayıp, ama dün akşam yine de Keskin Color'a gitmek için Eminönü/Sirkeciye geçtim, kızkardeşim ve kendim için bir kaç kartpostal seçtim.
Fotoğrafta gördüğünüz yapı PTT, onun karşısındaki büfenin yanında küçük bir sokak var, Keskin Color orada .
Bu da konuyla alakasız ama Ziraat Bankasının binası. Tarihi bina olması hoşuma gitti fotoğraflamadan edemedim. :)
Keskin Color'un üst katı neredeyse tamamen kartpostallara ayrılmış. Tanesi 20 kuruş, kapaklı olanlarda fiyatlar değişiyor ama 75 kuruş falan sanırım.
Bir kaç tane de zarf aldım. Karpostallarımı zarfladım, adresleri yazdım ve bugün pttye bıraktım :) 5 tanesine 16 tl ödedim.
Bana gönderecek olanlar için kartpostalları zarfta istediğime dair not yazmıştım profilime, o yüzden ben de onlara zarflı gönderiyorum. Bozulur, ıslanır, yırtılır belli mi olur...
Ne zaman teslim alacaklarını ve bana ne zaman gönderileceğini merakla bekliyorum... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































