30 Nisan 2019 Salı
120- Yeni site yeni isim
Wordpress temalı, com uzantılı bir siteye başlamak istiyorum ama bir türlü isim bulamıyorum, yine...
Bu arada Pazar günü Magnum Yakut’u denedim. Bahsetmemiştim sanırım. Güzel, hafif bir dondurma ama favorim hâlâ bademli olan :)
29 Nisan 2019 Pazartesi
119- Ne bunaltıcı bir gündü bugün
Aşırı sıcaktı, çok sıkıcıydı zaman geçmek bilmedi. Ciddi ciddi denize girmelik yaz günü gibiydi bugün. Yaz geldi mi yoksa ya.
Geçende aldığım saatin kordonunu kısalttırdım, biraz fazla kısaltmışlar yarın tekrar götürcem. Bir şeyi tek seferde yapamayınca sinir oluyorum pek bir tahammülsüzüm yahu... Alışkın olmadığım için bana öyle geliyor diye düşünüp oldu demiştim ama önümüz yaz, sıcaktan bileklerim şişti diyelim rahatsız etmeyecek mi? En iyisi biraz geniş tutmak.
Kaktüsümün yavrusuna bakın almış başını gidiyor :))
28 Nisan 2019 Pazar
118- Bebek’te üç beş tur atarım
Bugün ani bir kararla kardeşimle Bebek sahiline gittik.
Şeyma Subaşı’nın cafesini gördüm, fotoğraftaki, resmen hayal kırıklığı yaşadım. Daha şatafatlı bir şey bekliyordum.
Bir iki dükkan ilerisindeki Starbucks’a girdik çok güzeldi ama denize sıfır olan yerler kalabalıktı. Çok içeride oturmadık o yüzden. Çıkıp sahilde dolaştık, sonra da Beşiktaş’a geçtik ve Üsküdar’a döndük.
Hava çok sıcaktı, her yer insan kaynıyordu, güzel bir gün oldu.
Deniz havası almak bile yetiyor bazen :)
27 Nisan 2019 Cumartesi
117- Şemalar
Geçende söylemiştim, Hayatı Yeniden Keşfedin adlı kitaba başladım diye. Daha başındayım ve şemalara giriş yapmadan önce bir test var kendi şemalarımızı bulmamız için. Onu yaptım az önce, tam 8 tane şemam çıktı. Zaten toplam 11 şema var. Öldürmeyen Allah güçlendiriyor işte. Bu şemalarla bu yaşıma kadar gelebildiğim için kendimi tebrik ediyorum. Bakalım bu kitap beni bu girdaplardan kurtarabilecek mi...
Teste göre bende olan şemalar: Güvensizlik, Bağımlılık, Duygusal Yoksunluk, Sosyal İzolasyon, Kusurluluk, Boyun Eğicilik, Yüksek Standartlar, Haklılık.
Bilen, bilgisi olan, söz almak isteyen var mı?
26 Nisan 2019 Cuma
116- Yeni kol saatim
Ermiş kitabını okumaya başladım işyerinde. Ama işyerinde okuyunca gıdım gıdım ilerlediği için bitmedi 55 sayfalık kitap. Eve geldiğimden beri de Game of Thrones izlediğim için elime alamadım. Uyumadan önce bitireceğim. Sonra da Hayatı Yeniden Keşfedin kitabına devam edeceğim, üç gündür akşamları birkaç sayfa okuyorum ve iki gecedir bebek gibi uyuyup huzurlu rüyalar görmemi kitabın ruhuma iyi geldiğine yoruyorum.
25 Nisan 2019 Perşembe
115- Çocukluğumun bitkileri
Çocukluğum boyum kadar uzun bu bitkilerin arasında koşturarak geçti.
Tırtıl gibi olan uçlarını kopartıp iki avucumuzun arasında yürütmeye çalışmamız geldi aklıma.
Minik arkadaşlarımın gülüşleri kulaklarımda çınladı sanki.
6-7 yaşlarındaki ben belirdim gözlerimin önünde. İnsan 7sinde neyse 70inde de odur derler ya, gerçekten doğruymuş.
Özüme dönüp düşününce aslında hiç değişmediğimi farkettim. Hep aynı, eğlenmeyi seven ama hemen kaynaşmayan, kırılgan, içe kapanık, neşeli, yerine göre konuşkan ama genelde sessiz sakin bir kız...
Bir de saçaklı bir bitki vardı, bununla aynı yerde yetişiyorlardı. Saçaklarını tek bir el hareketiyle kopartıp avucumuzda biriktirip havaya atardık yağmur yağıyor diyerek...
3 Film: Love, Rosie | Titanic | Issız Adam
Bu hafta izlediğim üç filmi paylaşmak istiyorum.
Aslında bunları bir haftaya yaymadım, peş peşe toplamda iki günde izledim.
Love, Rosie bir arkadaşımın tavsiyesiyle not alıp izlemeyi düşündüğüm bir filmdi. Afişine, görsellerine bakınca sıradan bir ergen filmi olduğunu ve beğenmeyeceğimi düşünmüştüm ama sıradan ergenliğin içine karışan gerçek hayat darbesi ile hayatın akışının nasıl değişebileceğini gösteren bir film ile karşılaştım. Dolayısıyla beğendim.
Konusunu Beyazperde.com'dan alıntılıyorum:
Rosie ve Alex 5 yaşından beri birbirlerinin en iyi dostu olmuştur; bu yüzden aralarında aşka ve sevgili olmaya dair hiçbir ihtimal olmamıştır. Ama ne zaman olay sevgili seçimlerine gelse, birbirlerinin en büyük düşmanı olmuşlardır. 18 yaşında yapılan bir seçim, kaçırılan bir fırsat ise hayatlarını bambaşka yönlere sürükler. Ama aralarındaki bağ, kilometrelerce mesafeye, akıp giden zamana yenilmez. Bu arada hayal kırıklıklarıyla sonuçlanan ilişkiler, evlilikler, boşanmalar da cabası… Birbirlerini yeniden bulduklarında ikinci bir şansları olacak mı yoksa her şey için çok mu geç kaldılar?
Cecelia Ahern'in "Where Rainbows End" adlı çok satan romanından uyarlanan filmin yönetmenliğini Christian Ditter üstlenirken, oyuncularda Sam Claflin ve Lily Collins başrolleri paylaşıyor.
Çok da beğenememiştim açıkçası. İlk seans fazla +18di. Adam fazla egoist ve çok salaktı. Zaten bu filmden sonra herkes bir anda ıssız adam rolleri kesmeye başladı.
Bu ikinci izleyişimde yine adam çok salak geldi, hatta daha salak geldi.
Bence bu film, bu tip insanlar da var kimseyi iyileştireceğini düşünme başta tanıdığın insan neyse sonda da odur diyor.
Bu kadar tepkili anlatışımdan da anlaşıldığı üzere, oyuncular da konu da müthiş işlenmiş bu filmde. Şarkılar da efsane. Ben filmi izledikten sonra şarkılarında döngüye girenlerdenim. Kaç kere dinlediğimi bilmiyorum.
Konusunu sinematurk.com'dan alıntılıyorum:
Alper 30’lu yaslarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken... Hayatının akışı, bir gün Beyoğlu’nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.
Ada, 20’li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper’in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu’nda dolaşırken Alper ile aynı kitapçıya girer. Çapkın bir adam olan Alper, Ada’nın güzelliğinden etkilenir ve Ada’yı takip etmeye başlar. Ada’nın aradığı kitabı bulmuştur. İlk sayfasına telefon numarasını yazar. Ada’nın işyerine kadar devam eden takip, Alper’in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı Ada’ya vermesiyle son bulur.
Ada ve Alper’in yaşamlarında ilk defa karşılaştıkları tutkulu aşkın ilk sinyalleri bu kitapla başlar. Alper kopamadığı özgür hayatının içerisinde Ada’ya yer açmaya çalıştıkça, yaşamının daraldığını fark eder. Aşkı ve özgürlüğü arasında kalan Alper’in sessiz çığlıklarını duyamayan Ada, kendini aşkın rüzgârına kaptırmıştır bir kere... Ve yaşam bir kere daha aşk oyununun perdelerini Ada ve Alper için açacaktır...
Veee efsanelerden, Titanic. Lisede izledim, daha sonra tvde denk gelip izlemiştim ama baştan sona değildi o. Geçen gün tekrar açıp izledim, tekrar izlemek güzeldi.
Konusunu beyazperde.com'dan alıntılıyorum:
Dünyanın hatırlamak istemediği türden felaketlerden olan 'Titanik faciası', dev prodüksiyonların yönetmeni James Cameron tarafından çekilen görkemli bir film.
Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiç bir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu 'Düşler Gemisi' nin yolcuları arasında Avrupa`da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack adlı genç bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia`ya giden Rose adlı genç bir kız da vardır. İki genç, şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Bu arada doğa insanoğlunun günden güne artan kibirine bir nokta koymayı planlamaktadır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.
24 Nisan 2019 Çarşamba
114- Amir değişikliği
Neler oluyor böyle bu ay yaaa... Bugün müdürümüz görevinden alındı. Yerine gelecek olanı tanımıyorum. Gelen gideni aratmaz inşallah...
Bu ay ayriyetten benim işyerindeki masamın da değişmesinin yanında bir şey daha oldu, onu da not düşeyim buraya çünkü not düşmediğim hiçbir şey yok neden eksik kalsın ki. Google’dan yaptığı bir aramayla bloğuma gelip burdan da instagrama atlayıp beni ekleyip konuşmaya başladığımız biri olmuştu. Acaba mı yoksa diye düşünmedim değil. Baya baya anlaşıyorduk. Yoksa dedim o kadar gökten zembille mi inecek sanki derken eşref saatime mi denk gelmişti, blogum bana hayatımın aşkını sunabilir miydi? Artık herşey internetten oluyordu, aşk neden olmasındı ki. Ama sonuç negatif, internetten olur muymuş hiç düşüncesine çok geçmeden geri bağlandım :))
23 Nisan 2019 Salı
113- 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk Bayramı
23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız kutlu olsun.
Biraz isyanlardayım bu ara. Hayatıma başka bir şekil mi versem acaba bilemiyorum. En son ne zaman gerçekten mutluydum acaba ve neden.
22 Nisan 2019 Pazartesi
112- Fake it till you make it
Yani diyor ki, o şey olmamışsa da sen olana kadar olmuş gibi yap.
Mutlu olmak için hep -mış gibi yapmak mı lazım gerçekten?
21 Nisan 2019 Pazar
111- Güneşli ve güzel bir Pazar
Ben de dışarı çıkıp gezen tayfadaydım. Her taraf o kadar kalabalıktı ki, Pazar tatilimden hiçbir şey anlamadım diyebilirim ama olsun farklı geçti en azından.
Yarın iş var, Salı tatil.
20 Nisan 2019 Cumartesi
110- Kadın olmak çok zor
19 Nisan 2019 Cuma
18 Nisan 2019 Perşembe
108- Suluboya yapasım var
Öğlen müdürlükçe yemeğe gittik.
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmeyi öğreniyorum.
İş çakışı arkadaşla alışverişe çıkalım dedik, ayakkabı bakmaya. Bizde mi sorun var yoksa piyasa mı saçma anlamadım. Doğru düzgün bir şey yok ama fiyatlar çok yüksek.
Nevmekan sahilde Hatice Kahraman’ın suluboya sergisi vardı, bayıldım. Ben de yapabilsem keşke...
Bu arada akşam yine soğudu hava. Cumartesi günü karla karışık yağacak diye duydum, bakalım...
17 Nisan 2019 Çarşamba
107- Mola istiyorum
Kimseyle muhatap olasım yok, ofiste de herkese gıcığım şu an sebepsizce. Gerginim çok. Tatile çıksam iyi olurdu belki...
Geçen yaz Muğla’ya gittiğimde yol kenarından bulup aldığımı söylediğim kaktüs parçası fotoğrafta. Bugün tepesindeki o çıkıntıyı farkettim. Dün de var mıydı acaba bilmiyorum. Çiçek değil galiba, dal veriyor olabilir mi? Ne bu sizce?
16 Nisan 2019 Salı
106- Yer değişikliği
İş yerinde çocukmuşum gibi yerim değiştirildi. Görevim aynı ama masamın yeri farklı. Çok sinirli başladı günüm, sonra geçti. Akşam güneşli havada yine işten eve yürüyünce de pamuk gibi oldum. Ama bu akşam duygularım birbirine karışmış gibi. Hayatımın gidişatı ve ihtimaller beni korkutuyor bugün.
15 Nisan 2019 Pazartesi
105- Hava yine buz kesti ya
Sabah havanın kapalı olduğunu gördüm ama son günlerde kapalı da olsa sıcak olduğu için özellikle kalın parkamı bırakıp ince bir şey aldım üzerime. Dışarı çıkmam ve rüzgarı önüme almamla üşümeye başladım. Hala üşüyorum. Hani nerede bahar? Sıkıldım ama ya bir karar versin artık havalar da.
Game Of thrones sekizinci yani final sezonunu yayınlamaya başlamış dün ya da bugün. Ben Temmuz sanıyordum hazırlıksız yakalandım. Eski sezonlara bakıp nerede kaldığımı bulup açığı kapatacaktım daha. Bugün eve gelir gelmez 6.sezonu arattım internetten ama hiçbir yerde bulamadım. Hep kaldırılmış. Sonra bloğumda size sorduğumu ve birinin verdiği sitede bulduğumu hatırlayıp buraya geldim. Şimdilerde pek aktif değil ama kulakları çınlasın sheistheman yazmıştı, setfilmizle sitesinden izleyebilirsin diye. Açtım baktım ve evet videolar açılıyor :) 6.sezonu izlemiştim ama bitirmiş miydim bitirmediysem nerede kalmıştım hatırlamıyorum. Onu hatırlamaya çalışıyorum şimdi.
Bugün internetten güneş kremi aldım. İlk defa alışveriş yaptığım bir siteydi, en ucuz orda vardı. İnşallah memnun kalırım. Sitenin adı Dermoriva.
14 Nisan 2019 Pazar
104- Bu Pazar da bitti
Aldığım iplerden sarı olanıyla fotodaki sepeti yaptım dün. Diğeriyle de (rengini bilmiyorum yeşille gri arası bir renk) yuvarlak sepet yapmaya başladım bugün, başak modeli. Ama daha duvarını örmedim. Arkadaş arayıp avmye çağırınca olduğu gibi bıraktım çıktım örgüyü.
Haftasonu pek yorumlara dönemiyorum ama yarın hepsine döncem.
13 Nisan 2019 Cumartesi
12 Nisan 2019 Cuma
102- Unutkan günler
Son birkaç gündür hep son anda hatırlıyorum yazmayı, uyumadan hemen önce. Bu sefer iş çıkışı Kadıköy'e geçicem sonra da tiyatroya gidicem kesin unuturum şimdiden yazayım bari.
Nasıl olduğunu da yarın yazarım artık :))
Gideceğimiz oyunun adı: Şahane Züğürtler.
Saat 4-5 gibi yağmur başlayacak görünüyor hava tahmininde ama tutmaz inşallah :)
11 Nisan 2019 Perşembe
101- Yürüyüş
Bugün işyerimden eve kadar yürüdüm. Aynı yerde oturduğumuz arkadaşımla birlikte. Yaklaşık iki saat yürüdüm yani. İşten eve yürüdüğüme inanamıyorum 😄
10 Nisan 2019 Çarşamba
100- Sıkıcı günler
Hava kapalı diye mi bilmiyorum ama bugün çok sıkıcıydı geçmek bilmedi ya.
Kaç gündür örgü örmüyorum, kitabı elime alıp bırakıyorum. Ama bugün biraz kitap okuyabildim neyse ki.
Dizi ya da film izleyesim de gelmiyor. Haftasonu çabuk gelse bari.
Netflix Belgeseli: Tidying Up with Marie Kondo
1 sezon 8 bölümlük bir Netflix belgeseli olan "Tidying Up with Marie Kondo"yu bitirdim. Türkçe ismi Marie Kondo ile Toplama Sanatı gibi bir şey olsa gerek :)
Neredeyse her insana hitap edecek bölümleri var. Her bölümde farklı bir aileye dahil oluyor. Bebek bekleyen, yeni evli, eşini yeni kaybetmiş, eşcinsel gibi...
Çok beğenerek ve faydalanarak izledim herkese de izlemesini tavsiye ederim. Kısaca bölümleri şöyle:
1. Küçük Çocuklarla Düzenleme
İki küçük çocuklu bezgin bir çift, oyun odası dağınıklığını azaltmayı, mutfağı düzenli tutmayı ve giysileri yerleştirmeyi öğrenerek huzur buluyor.
2. Boş Bir Yuva
Marie emekli bir çifte giysilerini azaltmayı, Noel süslerini depolamayı ve eski aile fotoğraflarını sergilemeyi göstererek evlerini daha iyi kullanmalarına yardım ediyor.
3. Eşya Azaltanlar
Marie, küçük bir dairede yaşayan bir aileye geçici depolama çözümleri yaratma yollarını ve ulaşılması zor dolapları nasıl daha iyi kullanabileceklerini gösteriyor.
4. Yas Döneminde Bir Tutam Neşe
Yas tutan dul bir kadın; çantalarını düzgün şekilde saklamayı, anı kutusu yapmayı ve artık ihtiyaç duymadığı şeylerle vedalaşmayı öğrenerek yeni bir başlangıç yapıyor.
5. Öğrenci Evinden Düzenli Hayata
İki yazar; kütüphanelerini sadeleştirmek, manevi değere sahip eşyaları ayırmak ve kablolarıyla elektronik aletlerini kontrol altında tutmak için birlikte çalışıyor.
6. Bir Yığın Eşyadan Kurtulmak
Marie, iki çocuk ve kesinlikle çok fazla eşya sahibi evli bir çifte şal katlamayı, eski oyuncaklardan nasıl kurtulacaklarını ve garajlarını düzenlemeyi öğretiyor.
7. Bebeğe Yer Açmak
İlk bebeklerini bekleyen bir çift; ayakkabıları düzenlemek, çorapları katlamak ve koca bir evrak yığınını düzenlemek için ipuçları alıyor.
8. İki Dağınıklık Birleşince
İki köpekli yeni evli bir çift, hayvanlarının tüm eşyalarını topladıktan sonra, kutu kullanmanın ve çekmece ile dolapları düzenli tutmanın büyüsünü öğreniyor.
Kesinlikle her bölümde içiniz evi derleyip toparlama ve fazlalıklardan kurtulma hissiyle dolacak. Fazlalıklardan kurtuldukça da huzur ve neşe dolduracak o boşlukları :)
Göksu Nehri kenarında Serpme Kahvaltı, Lotus Cafe
Geçtiğimiz hafta sonu kız kardeşimle Lotus Cafe'ye gittik. Gitmeden bir saat önce nehir kenarında masa ayırtmak için aradık, rezerve ettirdik. Gittiğimizde nehir kenarında üç masa vardı, birinde rezerve yazıyordu ama istediğinize oturabilirsiniz diyerek bize bıraktılar. Rezerve etmesek de olurmuş yani. 11'e doğru oradaydık.
Giderken 14R otobüs hattını kullandık, Rasathane yönüne doğru. Son durakta inip biraz yürüdük. Anadolu hisarının karşısında kalıyor biraz. Fotoğrafa göre ise sağda kalıyor, fotoğrafı cafeden çekmedim yürürken çektim.
Tek kişilik kahvaltı 35 TLydi, Serpme alırsak kişi başı 45 TL ve sınırsız çay vardı. Gelen herkes gibi biz de sınırsız çayın da cazibesine kapılarak serpme kahvaltı aldık. Abartmıyorum, her şey ayrı ayrı çok lezzetliydi. Her kahvaltıda illa ki bir şeyler bayat olur ya da tadı kötü olur ama burada öyle bir şey olmadı.
Duyduğuma göre kendi yetiştirdikleri ürünleri kullanıyorlarmış, lezzeti bundan sanırım.
Fotoğrafta görünen otobüs 14R değil, 11H :)
Aşağıdaki fotoğraf ise Anadolu Hisarı'na giriş var mı diye bakınırken kendimizi bulduğumuz sahilden çekildi :)
Bir haftasonunuzu ayırıp Göksu Nehrinde kahvaltı yapmanızı öneririm. Fiyat belki biraz fazla gelebilir ama değiyor bence.
9 Nisan 2019 Salı
99- Yağmura devam
Sherlock’un ikinci bölümüne başladım yarısına kadar izleyebildim çok yorgun hissediyorum bugün baya erken yatıcam gibi. Bölümler de o kadar uzun ki her biri bir film kadar. Ondan bir sezona 3 bölüm koymuşlar.
8 Nisan 2019 Pazartesi
7 Nisan 2019 Pazar
97- Bu şehir girdap gülüm
Yarın Pazartesi olduğu için çok üzülüyorum.
Haftasonu neden 5 gün değil. Hiç adil bir dağılım yok ortada.
Bu pazar akşamları üniversitedeki final dönemi öncesine benziyor. İçimde bir dürtü, evlenip evimin kadını çocuklarımın anası olasım var.
Penye ipten sepet yaptım
Ivır zıvırlarımı koymak için nasıl bir kutu alabilirim diye düşünürken neden kendim bir şeyler yapmıyorum ki dedim.
Aklıma bu penye ipten yapılanlar geldi. İnsanlar yapıp satıyor ve geçiniyor bununla. Denk gelirsem alırım diye aklımda tuttum. Dün denk gelince ip ve tığ aldım, rengi kardeşim seçti. Kiremit rengi. YouTube’dan videosunu izleyerek yaptım, aslında videoda modelli yapıyordu ama ben düz ördüm. Sadece ilk sıra modelli, en alttaki sıra bir uzun bir kısa olarak gidiyor.
Yaparken kollarım ağrıdı. İp kalın ve lastikli, tığı içinden geçirmek güç gerektiriyor. Parmağına ipi dolayamıyorsun nasıl tutacağını bilemiyorsun falan ama hemencecik bitiyor olması çok güzel. Günlerce örmeme gerek kalmadan işe yarar bir sepet yapabildim. Hem de ilk denememde.
Bir yumaktan bu çıktı. Bir yumak daha alıp bir tane daha örmek istiyorum. Çok kullanışlı, ne güzel toparladı dağınıklığı bir nebze de olsa.
6 Nisan 2019 Cumartesi
96- Güzel bir Cumartesi
Sabah kızkardeşimle ne zamandır gitmek istediğimiz yere, Göksu Nehri kenarındaki Lotus Cafe’ye kahvaltıya gittik. Harikaydı. Burada paylaşırım ayrı bir yazıda ama instagramda hikaye olarak paylaştım, bakmak isteyenleri hesabıma beklerim: @ozlemkutlu__ (iki alt çizgili)
Nehir kenarında huzur içinde yaptık kahvaltımızı.
Oradan çıkıp Küçüksu Kasrı’na gidip Boğaz’a ve Rumeli Hisarı’na karşı kahve içtik.
Rüzgar yine çok sertti ama güneş vardı bugün. Gezmek için hep merkeze inerdik, Üsküdar, Kadıköy, Eminönü gibi. Hiç ters istikamete gitmemiştik. Çok uzun sürer yol bitmez diye düşünüyorduk tamamen yanılmışız. Gitmemiz gelmemiz çok rahat oldu. 14R ile gidince son durakta indik oraya varmak için.
Oradan Ümraniye’ye geçmek gibi bir hata yaptık. İki dakika yürüdük diye hemen yorulduk gürültü ve kalabalıktan.
Annemin kimlikte Doğum günü bugün. Gerçek Doğum tarihi net olarak bilinmiyor. Neyse ben onu unutmuştum kardeşim hatırlattı, bir buket çiçek yaptırdım hediye olarak. Bir de pasta aldık eve gelirken.
Bir de, bugün penye ip ve 6 numara tığ aldım. Yeni hobilere başlamamak için kendimi tutsam da bir yerden kaçırıyorum bazen.
Küçük bir sepet örmek istiyorum.
Aslında 8 numara tığ ile yapılıyor bu penye iple yapılan şeyler sanırım. Tuhafiyedeki kadın 7 ve 8 numaralı tığ getirdi zincir çek bakalım dedi. 7 ile denedim, zorlanınca “8 ile hiç yapamazsın o zaman” deyip 6 numara getirdi. Elime uyan tığ 6 numara oldu. YouTube’dan bakarak başladım ama çok sıkı oldu söktüm tekrar başlayacağım. Penye ip o kadar da kolay değilmiş, hele ki benim gibi eli sıkı olan birini zorlar gibi. Çektikçe lastik gibi uzuyor, öyle örmeye devam edince de büzülüyor.
Günlük raporum burada sona erdi. Herkese hayırlı geceler dilerim 😄
5 Nisan 2019 Cuma
95 - Haftasonu, sen ne güzelsin
Siri’yle muhabbetler :))
Sherlock 1.bölüm bitti. Bölümler uzun olduğu için ikinciye geçmedim. Çok güzeldi.
Akşam erkek kardeşimle evcil hayvanların artılarını ve eksilerini konuştuk. Tam kedide karar kılacaktık ki internetten psikopat kedi videoları izleyince vazgeçtik :)). Hamster alırız belki diye düşünüyoruz evdekilerden de izin çıkarsa.
Bu haftasonunu elimden geldiğince bereketli ve güzel geçirmeye çalışacağım. Kafa dağıtmaya, gerçek bir tatil yapmaya ihtiyacım var.
The Umbrella Academy 1.Sezon bitti
Afişte her karakterin görevi çok ustaca belli edilmiş :)
Geçenlerde Osmaniye'de çıkan fırtınaya karşı şemsiyeyi kurtarmaya çalışırken şemsiyeyle birlikte havalanan bir adamın haberi çıkmıştı hatırlarsanız. Videosu şu: https://www.youtube.com/watch?v=V26mm-lN8BU
Onunla ilgili bobiler.örg şöyle bir şey hazırlamıştı:
Bunu instagram story'de paylaştıktan sonra bir arkadaştan DM geldi: izlemelisin bu diziyi diye. Ben de hali hazırda Breaking Bad bitirmiş ve Sherlock'ta henüz devamlılık sağlayamamış olduğum için (bölümler çok uzun geldi ama izleyeceğim) hemen tamam deyip başladım izlemeye.
Dün akşam son bölümü izledikten sonra yeni bölüm için geri sayım başlamayınca bir sorun oluştu sandım, iyice bakınca ikinci sezonun daha yayınlanmadığını görüp hayal kırıklığına uğradım. Genelde en az 2 sezonu yayınlanmadan dizileri izlememeye çalışıyorum çünkü bir sonraki sezonu yayınlanana kadar önceki izlediklerimi unutuyorum, istediğim tadı alamıyorum. 2-3 sezonu yayınlanmışsa ben zaten o sezonları bitirene kadar yeni sezon çıkar diye düşünüyorum (genelde öyle olmuyor tabi yine bekliyorum) ya da en azından daha fazla bölüm izlemiş olacağım için hatırlaması kolay olur sanıyorum. Stranger Things'i bile sırf ikinci sezon daha çıkmadığı için erteliyordum. Acaba bu kadar kasmasam mı ya? :D
Diziyle nasıl tanıştığımı yazayım bahanesiyle biraz kafa ütüledikten sonra yorumuma geçebiliriz:
Güzel bir dizi, beğendim. Sonunda biraz Alacakaranlık'taki Bella'ya bağlamasa daha iyiydi ama güzeldi yine de... Bu süpergüçlü fantastik dizi ve filmlerde genel olarak benzer şeyler oluyor. Aşırı bir woov!'lık durum olmuyor, ya da şimdilik olmadı bende ama ikinci sezonda ne olur bilmiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































