Şu an kursa gitmek için hazırlanmam lazım yine oturdum kaldım elimde telefonla. İki haftadır hoca rahatsız diye ilk dersi yapamıyoruz, bugün yaparız inşallah. Kursun adı motivasyon yönetimi, instagram hesabım için bi katkısı olur mu acaba. Hem onun için hem de hayata karşı motivasyon kazanmak için yazılmıştım ama ne dersler işlenecek hiçbir bilgim yok göreceğiz.
30 Aralık 2024 Pazartesi
Influencer mı oluyorum
25 Aralık 2024 Çarşamba
Hayat yolu
Dikişlerimin günlük pansumanını yaptım ve günü bitirmek üzereyim. Yarın arkadaşlarımla buluşacağım ama aslında hiç gidesim yok. İptal etsem mi gelemicem desem mi hastayım derim diye düşündüm ama bi yandan bana iyi gelme ihtimali de yüksek. Kendimi eve kapatmak sorunları çözmek için bir şey ifade etmiyor. Ayrıca sorun zaten benim bunalmış olmam, sıkılmam. Al işte sana fırsat, böyle fırsatlar çıkınca da yapasım gelmiyor bu sefer. Bi arkadaşa sordum git git dedi anneme sordum git iyi gelir dedi, kimse de isteksizliğimi desteklemedi. Terapistimin söylediği bir şey geldi aklıma, bana demişti ki önceden planladığın bir şeyin zamanı geldiğinde canın onu yapmak istemiyorsa bile yap böylece seni durduran, aşağı çeken duygularına başka bir açıdan da bakma şansın olur ve o felç inmiş gibi hissettiren halin geçer. Bunu da hatırlayınca kesin karar verdim gidicem…
Şu pansumanın bantlarını da biraz gergin yapıştırmışım galiba bi çekiyo sanki deriyi anlamadım yarın da bu şekilde çıkıcam ya dışarıya dikkatimi ona verdiğim için daha çok hissettiriyor da olabilir. Bantı kaldırıp yeniden yapıştırsam bu sefer de yapışkanlı gidebilir. Neyse esner herhalde yarına kadar.
Bu arada asgari ücret açıklandı 22.104₺. Valla ne yalan söyleyim iyi ki istifa etmişim dedim yoksa aşırı üzülürdüm herhalde. 10 yıllık iş hayatımda hep asgari ücretin bi tık üstü maaşla çalıştım ve son zamanlarda durum iyice kötüydü. Şu an iş arkadaşlarımın beklentisini biliyorum ve hayal kırıklıklarını tahmin edebiliyorum…
Zaten bu maaşın yarısı kıyafet, yol, yeme, içmeye gidiyor çalışan bir insan olunca. İş hayatının stresini atmak için bir yerlere gitmek, gezmek, bişeyler yiyip içmek, etkinliklere katılmak istiyorsun ki mental sağlığını koruyabilesin. Ama mümkün değil bu maaşla ya. Hele ki bi de kiradaysan, evliysen, çocuğun varsa...
Ayrıca ben çalışan insanların kesinlikle belli aralıklarla terapiye gitmeleri de gerektiğini düşünüyorum ama bu o kadar lükse giriyor ki, mümkün değil bu durumda…
Ama benim için terapi hep birinci sıradaydı biliyor musun, ne zaman bi işe girsem hemen terapiye giderdim. Benim için ekmek su gibi bir ihtiyaç sanki. İş hayatına adapte olamadığım için mi, ev ile iş hayatı arasındaki uçurumu sindiremediğim için mi yoksa hayat mücadelesinde ruhsal bunalımlarımın sesi daha çok çıktığı için mi bilmem. Maaşım hep düşüktü, yetiremediğim zaman mecburen bırakırdım terapiyi. Bir süre kendimi toparladıktan sonra ve depresyonum da başlayınca mecbur yine giderdim… Hala gidiyorum, 1,5 senedir gittiğim bir terapistim var. Aslında düşünüyorum da mecbur kalmasam belki ikinci plan yapardım ama benim duygusal hezeyanlarım baya şiddetli oluyor içinden çıkmam için illa ki bir destek almam gerekiyor gerçekten. Bu son terapiste de panik atak başladığı için gittim, geçti çok şükür 🙏 Alt sebeplerini kazıyoruz, bitecek inşallah.
Hayat herkes için ayrı zor ve herkesin mücadele şekli kendine özgü, farklı. Hepimizin yolu farklı, çıkışı farklı… Dilerim herkes kendi yolunu bulsun ve güvenle ilerleyebilsin…
21 Aralık 2024 Cumartesi
Yetersizlik hissi mi bu
Gün içinde bir sürü şey yapıyorum ama sanki hiçbir şey yapmamışım gibi ve hiç bir işe yaramıyormuşum gibi hissediyorum bazen neden acaba?
20 Aralık 2024 Cuma
Bir cuma
Fotoğraf geçen hafta cuma günü gittiğim bir resim atölyesinden. İnatagramdan bulup kaydolduğum 3 saatlik bir atölyeydi. Benim eserim bu oldu. Keyifliydi.
Arada sosyalleşmek farklı ortamlarda bulunmak iyi oluyor.
Bugün dahiliye randevum vardı, tüm kan değerlerim ve vitaminlerime baktırmak için gittim. Kan vermem için aç gitmem gerekiyormuş, bana bi arkadaş “artık aç gitmeye gerek yok tok da yapılıyor” demişti ama yanlış biliyormuş demek ki. Şekere de bakılacağı için sanırım aç olmak lazım. Böbreklere de bakılsın istedim, çünkü böbrekler kendini hissettirmeden bitiveriyor Allah korusun, arada baktırmak lazım. Pazartesiye kaldı maalesef. Keşke aç gitseydim nolcaktı sanki aç gitsem, neyse yapacak bişey yok.
Ben telefondan bloggera yorum yapamadığımı unutmuşum ya. Bunun düzelmemiş olması da çok sinir bozucu… Bilgisayardan girdiğim bir vakit ziyaret ederim artık diğer blogları.
Bu ara yine hafiften egzamalarım çıkmaya başladı. Egzama ayrılık ile alakalıymış. Ya gitmek isterken kalmak zorunda olmak ya da ayrılmak istemediğin bir şeyden ayrılmak gibi. Terapiye gidiyorum bir süredir, buraya yazmış mıydım bilmiyorum. Yazmadıysam da yazıyorum. Benim terkedilme, yalnız kalma korkum üzerine çalışıyoruz şu an. Bunlar çocukluktan beri maruz kaldığım şeyler olduğu için inançlara dönüşmüşler yani çok köklüymüşler o yüzden zor olacakmış ama benim kaldıramayacağım bir zorluk değilmiş. Yakın zamanda bir ayrılık yaşadım, aslında ayrılmak istemeyip sürekli ayrılmak zorunda kaldığım bi ilişkiydi. Her seferinde tekrar barışmak için ikna ediliyordum ama verilen vaatler hiç tutulmuyordu. Bu defa tüm yolları kapadım ve çok kararlıyım. Ve bunu yaptığımdan beri de egzamalar başladı yeniden. Ben de bunu ayrılmak istemediğim halde ayrılmak zorunda kalmamdan dolayı yaşadığım strese bağlıyorum. Kendime sadece biraz daha süre vermem gerekiyor biliyorum, birkaç ay sonra hiçbir şey kalmayacak inşallah hem duygusal hem de fiziksel anlamda.
Bir instagram hesabı açtım, yine. Şu sosyal medyayı iş haline getirmeyi deneyip deneyip bırakıyorum maalesef ama bu sefer daha emin adımlarla ilerlemeye çalışacağım olur inşallah bu defa. Şimdilik 10 takipçim var, tanıdıklara söylemiyorum. Olur da tutturursam burdan da reklamımı yaparım illa ki.
Karşılıksız sevgiyi, başkalarını da önemsemeyi, yeri geldiğinde onları önceliklendirmeyi ama kendini de hiçbir zaman ihmal etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum.
Bugün cuma. Hayırlı cumalar…
19 Aralık 2024 Perşembe
Benlerimi aldırdım
İki gün önce bacağımdan iki ben aldırdım. Et beni değillerdi. Biri doğuştan göz gibi yuvarlak, diğeri sivilce gibi çıkıp sönüp içeride yara olarak çürümüş gibi bir kitleydi. Bu kitle beni biraz tedirgin etti en kötü ihtimalle kansere çevirir mi vs diye, onu aldırırken de doğuştan olan diğer beni de aldırdım. Ben hemen alırlar çıkarım sanıyordum ama baya uzun sürdü. Bir saati geçti ya da tam bir saat sürdü. Ve ikisine de hem iç dikiş hem dış dikiş atılıp uzun birer şerit halinde kapatıldı. Remsen ameliyat oldum gibiydi. Dikişler büyük olduğu için de 15 gün pansuman yapıp sonra dikişleri aldıracağım. İlk iki gün hiç elleme dediler, 3.gün günde bir batikon sürerek devam ediyorum şu an 3.gündeyim. Vay be resmen ikisi de gitti. Dikişler de alınınca yokluklarını çok net göreceğim ve kesin çok tuhaf gelecek. 1 ay sonra da sonuç çıkacakmış parçaları biyopsiye yolluyorlar onun sonucu. O da temiz çıkarsa süper.
Birkaç gündür psikolojik olarak çok zorlanıyorum herkes böyle mi ben mi böyleyim bilmiyorum. Ama bu yıl çok şey yaşamış olmamın da etkisi olabilir. Kardeşlerimin durumları, biri rahatsızlık geçirdi diğeri evlendi. Ben istifa ettim. Yakın zamanda da annemin beyninde bir kist farkedildi… büyüyüp büyümediği kontrol edilecek büyümüyorsa sıkıntı yok ama büyüyorsa sıkıntı çok maalesef çünkü ameliyat edilebilir bir yerde değilmiş. 3 ay sonra tekrar mr çekilecek ve kontrol edilecek. Umarım zaten doğuştan ya da ergenlikten kalan bi kisttir ve büyümüyordur. Öyle olabilirmiş çünkü. Hatta menepozda da çıkabiliyormuş. Başka bir şey için mr çekilince farkedildi, bazı insanlar mr çektirmedikleri için bu kistin varlığından habersiz yaşayabiliyolarmış çünkü genelde zararsızmış ama yine de o %1’lik kötü ihtimal bizi darmadağın etti. Günlerce ağladık, kabul edemedim korktum bişey olursa diye, annem kafaya takmasın diye kafasını dağıtmaya çalıştık falan… mecbur beklicez bir sonraki mr tarihini, onun dışında yapacak hiçbir şey yok.
Bu arada burada olmadığım süreçte kendime sesli notlar tutmayı denedim. Ses kaydını açıp konuşup içimi döküyordum, sonra dinliyordum. Onun da bana çok iyi geldiğini farkettim. Sanki bi arkadaşın derdini dinliyormuş gibi oluyor, dert ettiklerim çözümsüz görünmüyor. Arada ona da devam edebilirim. Ama daha fazla tutmayıp siliyorum bir süre sonra, kendi sesime konuşmama henüz çok da tahammül edemiyorum sanırım.
Bu bloğu artık kimse okur mu, gizli devam etmeyi özel okuyucularla yapabilir miyim bakıcaz. Kimse okumasa bile ben yazmaya devam ederim herhalde… ama insan okunsun da istiyor ya arada bir iki yorum iyi geliyor. Bakalım.
Yine bir gün biz böyle
Blogumun herkese açık olması bir türlü içime sinmedi, daha doğrusu okumasını istemediğim bazı eski tanıdıkların ben blog adımı/adresimi değiştirmeme rağmen bi şekilde bulup yorum yapabilmeleri canımı sıkmaya başladı. Başka bir blog açmak istemedim burası yıllardır arşiv gibi tuttuğum bir yer oldu çünkü ve benim için değerli. Tek çözüm olarak gizli bir blog şeklinde devam etmeye karar verdim…
Ve blog adresimi ilk açtığım adres ve isme geri çevirdim. Yeniden “yine bir gün biz böyle” yim… davet isteyen bloggerları kabul edeceğim, anonim almıyorum içeri :)
Bakalım, bu şekilde bi sıkıntı çıkmadan devam edebilirim umarım artık.



