Sayfalar

30 Aralık 2024 Pazartesi

Influencer mı oluyorum

27 Aralık Cuma günü bu soldaki hikayeyi paylaştım yeni açtığım instagram hesabından ve yazdığım gibi o gece bu uygulamaya başladım. 15 cümle şeklinde her bir dileğim için isteklerimi olmuş gibi yaptım. Bu instagram hesabımın hızla büyüyüp bana para kazandıracak hale gelmesini ve keyifli bir paylaşım alanı olmasını diledim. 
26 Kasımda açmıştım hesabı ve ara ara galerimdeki manzara videolarını müzik ekleyerek reels atıyordum. Öylesine rahatlatıcı videolar olarak. Çok gören eden olmasa da arada bir etkileşim alıyordu. 
Cumartesi günü yani manifesti ilk yaptığım gecenin sabahı bir reels videosu paylaşma fikri geldi aklıma. Bir buçuk yıl önce bir arkadaşımın tesbih dileğini yapıp bir yıl sonra o şeye kavuşmuştum. Arkadaşımınki 3 ayda gerçekleşmişti. Ne zaman gerçekleşeceği belli değil ama eninde sonunda gerçekleşiyor şükür 🙏 . Tarihi tam hatırlamıyorum ama Ekim sonu Kasım başıydı 30 Ekim falan olabilir tekrar yaptım başka bir dileğim için, ve dilek sonunda etrafa tesbih dağıtma kuralı var arkadaşlarıma verirken çok yakın olduklarıma ne yaptığımı da anlatıyordum baya ilgilerini çekiyordu. Ben bunu reels çekeyim detaylı bi şekilde yazayım dedim. Astığım tesbihin videosunu çekip açıklamaya da detaylı bi şekilde nasıl yapılacağını yazdım. Bir süre bir etkileşim olmadı sonra azar azar izlenme artmaya başladı. Akşama doğru beğeniler ve takip etmeler başladı. Gece iyice coştu. Yorumlar, beğeniler, takipler… bildirimler yağıyor. Ben şok içinde telefona bakıyorum. Yetişebildiğim kadarıyla yorumlardaki sorulara cevap verdim ama artık bunaldım bıraktım. Şaka gibi geldi durup durup bakıyorum her baktığımda artan sayılarla şok geçiriyordum. Gece 2yi geçiyor uyumak için 11 gibi girmiştim yatağa merak ve heyecandan telefonu bırakamadığım için uyuyamadım. 
Video izlenmesi 1000 olsun diye bekledim oldu, 2000 olsun diye bekledim oldu. Takipçi 20 oldu, 30 oldu, 50 oldu… En son bıraktım artık “yarına uyandığımda kesin en az 10bin izlenmiş olur takipçi sayım da 200 olmuş olur” dedim ve yattım. Ertesi sabah dediğim gibi olmak üzereydi ve kısa sürede oldu. 
Akşama kadar bildirimler yağmaya devam etti, bildirimleri kapatmak zorunda kaldım artık şarjım bitiyor ve telefonun ekranı açılıyor sürekli diye. Yüzümde şapşal bir gülümseme ve hayret ifadesiyle bizimkilerin yanıma gittim içim kıpır kıpır ama kimseye bir şey demedim çünkü birilerine anlatırsam içimdeki hırslı ateş azalıyor bunu önceki deneyimlerimden öğrendim artık. Dizginler bende kalmaya devam etmeliydi. Dün bi de tesbihi verdiğim ve anlattığım arkadaş kişisel hesabımdan bana bu reelsi mesaj olarak attı “bahsettiğin buydu di mi” diyerek, vay canına arkadaşlarımın bile keşfetine düşüyor ve ben olduğumu farketmeden bana yolluyorlar diye bi mutlu şaşkınlık daha yaşadım. Evet dedim sonra “bu hesap bana ait bu arada” falan yazdım ama yazmasa mıydım diye düşünüyordum, neyse ki yarım saat kadar cevap gelmeyince ben de vazgeçip geri aldım mesajı. Kimse bilmesin daha çok yeni, iyice oturduğundan emin olunca söylerim zaten. 

Şu anda da bildirimler kapalı, yoksa telefondan kopamıyorum. Dün akşam da yine biraz bakayım dedim uyuyamadım. İlk paylaştığımda 16 olan takipçi sayım şu an 2.363 oldu. Reels 1,9 milyon izlendi. Hikaye görüntülenmelerim binin üstünde. 
Şu eklediğim ekran görüntüsüne bakar mısınız, bildirimler 100e kadar gösteriliyormuş 100den sonrasını saymıyor. En fazla 2000 takipçi ve 1 milyon izlenme olur diyordum ama şu an acaba 4 milyon izlenme olur mu ve takipçim de 5 bini geçer mi diye düşünüyorum. Vay be bir reels nelere kadir. Arada YouTube videolarından izliyordum bahsediyorlardı bir anda tutan bir şey olur ve keşfedilirsiniz diye doğruymuş. İnşallah devamını getireceğim 🙏 

Şu an kursa gitmek için hazırlanmam lazım yine oturdum kaldım elimde telefonla. İki haftadır hoca rahatsız diye ilk dersi yapamıyoruz, bugün yaparız inşallah. Kursun adı motivasyon yönetimi, instagram hesabım için bi katkısı olur mu acaba. Hem onun için hem de hayata karşı motivasyon kazanmak için yazılmıştım ama ne dersler işlenecek hiçbir bilgim yok göreceğiz.

25 Aralık 2024 Çarşamba

Hayat yolu


 Dikişlerimin günlük pansumanını yaptım ve günü bitirmek üzereyim. Yarın arkadaşlarımla buluşacağım ama aslında hiç gidesim yok. İptal etsem mi gelemicem desem mi hastayım derim diye düşündüm ama bi yandan bana iyi gelme ihtimali de yüksek. Kendimi eve kapatmak sorunları çözmek için bir şey ifade etmiyor. Ayrıca sorun zaten benim bunalmış olmam, sıkılmam. Al işte sana fırsat, böyle fırsatlar çıkınca da yapasım gelmiyor bu sefer. Bi arkadaşa sordum git git dedi anneme sordum git iyi gelir dedi, kimse de isteksizliğimi desteklemedi. Terapistimin söylediği bir şey geldi aklıma, bana demişti ki önceden planladığın bir şeyin zamanı geldiğinde canın onu yapmak istemiyorsa bile yap böylece seni durduran, aşağı çeken duygularına başka bir açıdan da bakma şansın olur ve o felç inmiş gibi hissettiren halin geçer. Bunu da hatırlayınca kesin karar verdim gidicem… 

Şu pansumanın bantlarını da biraz gergin yapıştırmışım galiba bi çekiyo sanki deriyi anlamadım yarın da bu şekilde çıkıcam ya dışarıya dikkatimi ona verdiğim için daha çok hissettiriyor da olabilir. Bantı kaldırıp yeniden yapıştırsam bu sefer de yapışkanlı gidebilir. Neyse esner herhalde yarına kadar. 

Bu arada asgari ücret açıklandı 22.104₺. Valla ne yalan söyleyim iyi ki istifa etmişim dedim yoksa aşırı üzülürdüm herhalde. 10 yıllık iş hayatımda hep asgari ücretin bi tık üstü maaşla çalıştım ve son zamanlarda durum iyice kötüydü. Şu an iş arkadaşlarımın beklentisini biliyorum ve hayal kırıklıklarını tahmin edebiliyorum… 

Zaten bu maaşın yarısı kıyafet, yol, yeme, içmeye gidiyor çalışan bir insan olunca. İş hayatının stresini atmak için bir yerlere gitmek, gezmek, bişeyler yiyip içmek, etkinliklere katılmak istiyorsun ki mental sağlığını koruyabilesin. Ama mümkün değil bu maaşla ya. Hele ki bi de kiradaysan, evliysen, çocuğun varsa... 

Ayrıca ben çalışan insanların kesinlikle belli aralıklarla terapiye gitmeleri de gerektiğini düşünüyorum ama bu o kadar lükse giriyor ki, mümkün değil bu durumda… 

Ama benim için terapi hep birinci sıradaydı biliyor musun, ne zaman bi işe girsem hemen terapiye giderdim. Benim için ekmek su gibi bir ihtiyaç sanki. İş hayatına adapte olamadığım için mi, ev ile iş hayatı arasındaki uçurumu sindiremediğim için mi yoksa hayat mücadelesinde ruhsal bunalımlarımın sesi daha çok çıktığı için mi bilmem. Maaşım hep düşüktü, yetiremediğim zaman mecburen bırakırdım terapiyi. Bir süre kendimi toparladıktan sonra ve depresyonum da başlayınca mecbur yine giderdim… Hala gidiyorum, 1,5 senedir gittiğim bir terapistim var. Aslında düşünüyorum da mecbur kalmasam belki ikinci plan yapardım ama benim duygusal hezeyanlarım baya şiddetli oluyor içinden çıkmam için illa ki bir destek almam gerekiyor gerçekten. Bu son terapiste de panik atak başladığı için gittim, geçti çok şükür 🙏 Alt sebeplerini kazıyoruz, bitecek inşallah.

Hayat herkes için ayrı zor ve herkesin mücadele şekli kendine özgü, farklı. Hepimizin yolu farklı, çıkışı farklı… Dilerim herkes kendi yolunu bulsun ve güvenle ilerleyebilsin…

21 Aralık 2024 Cumartesi

Yetersizlik hissi mi bu

 Gün içinde bir sürü şey yapıyorum ama sanki hiçbir şey yapmamışım gibi ve hiç bir işe yaramıyormuşum gibi hissediyorum bazen neden acaba?

20 Aralık 2024 Cuma

Bir cuma

Fotoğraf geçen hafta cuma günü gittiğim bir resim atölyesinden. İnatagramdan bulup kaydolduğum 3 saatlik bir atölyeydi. Benim eserim bu oldu. Keyifliydi. 

Arada sosyalleşmek farklı ortamlarda bulunmak iyi oluyor. 

Bugün dahiliye randevum vardı, tüm kan değerlerim ve vitaminlerime baktırmak için gittim. Kan vermem için aç gitmem gerekiyormuş, bana bi arkadaş “artık aç gitmeye gerek yok tok da yapılıyor” demişti ama yanlış biliyormuş demek ki. Şekere de bakılacağı için sanırım aç olmak lazım. Böbreklere de bakılsın istedim, çünkü böbrekler kendini hissettirmeden bitiveriyor Allah korusun, arada baktırmak lazım. Pazartesiye kaldı maalesef. Keşke aç gitseydim nolcaktı sanki aç gitsem, neyse yapacak bişey yok. 

Ben telefondan bloggera yorum yapamadığımı unutmuşum ya. Bunun düzelmemiş olması da çok sinir bozucu… Bilgisayardan girdiğim bir vakit ziyaret ederim artık diğer blogları. 

Bu ara yine hafiften egzamalarım çıkmaya başladı. Egzama ayrılık ile alakalıymış. Ya gitmek isterken kalmak zorunda olmak ya da ayrılmak istemediğin bir şeyden ayrılmak gibi. Terapiye gidiyorum bir süredir, buraya yazmış mıydım bilmiyorum. Yazmadıysam da yazıyorum. Benim terkedilme, yalnız kalma korkum üzerine çalışıyoruz şu an. Bunlar çocukluktan beri maruz kaldığım şeyler olduğu için inançlara dönüşmüşler yani çok köklüymüşler o yüzden zor olacakmış ama benim kaldıramayacağım bir zorluk değilmiş. Yakın zamanda bir ayrılık yaşadım, aslında ayrılmak istemeyip sürekli ayrılmak zorunda kaldığım bi ilişkiydi. Her seferinde tekrar barışmak için ikna ediliyordum ama verilen vaatler hiç tutulmuyordu. Bu defa tüm yolları kapadım ve çok kararlıyım. Ve bunu yaptığımdan beri de egzamalar başladı yeniden. Ben de bunu ayrılmak istemediğim halde ayrılmak zorunda kalmamdan dolayı yaşadığım strese bağlıyorum. Kendime sadece biraz daha süre vermem gerekiyor biliyorum, birkaç ay sonra hiçbir şey kalmayacak inşallah hem duygusal hem de fiziksel anlamda.

Bir instagram hesabı açtım, yine. Şu sosyal medyayı iş haline getirmeyi deneyip deneyip bırakıyorum maalesef ama bu sefer daha emin adımlarla ilerlemeye çalışacağım olur inşallah bu defa. Şimdilik 10 takipçim var, tanıdıklara söylemiyorum. Olur da tutturursam burdan da reklamımı yaparım illa ki. 

Karşılıksız sevgiyi, başkalarını da önemsemeyi, yeri geldiğinde onları önceliklendirmeyi ama kendini de hiçbir zaman ihmal etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum. 

Bugün cuma. Hayırlı cumalar…

19 Aralık 2024 Perşembe

Benlerimi aldırdım

İki gün önce bacağımdan iki ben aldırdım. Et beni değillerdi. Biri doğuştan göz gibi yuvarlak, diğeri sivilce gibi çıkıp sönüp içeride yara olarak çürümüş gibi bir kitleydi. Bu kitle beni biraz tedirgin etti en kötü ihtimalle kansere çevirir mi vs diye, onu aldırırken de doğuştan olan diğer beni de aldırdım. Ben hemen alırlar çıkarım sanıyordum ama baya uzun sürdü. Bir saati geçti ya da tam bir saat sürdü. Ve ikisine de hem iç dikiş hem dış dikiş atılıp uzun birer şerit halinde kapatıldı. Remsen ameliyat oldum gibiydi. Dikişler büyük olduğu için de 15 gün pansuman yapıp sonra dikişleri aldıracağım. İlk iki gün hiç elleme dediler, 3.gün günde bir batikon sürerek devam ediyorum şu an 3.gündeyim. Vay be resmen ikisi de gitti. Dikişler de alınınca yokluklarını çok net göreceğim ve kesin çok tuhaf gelecek. 1 ay sonra da sonuç çıkacakmış parçaları biyopsiye yolluyorlar onun sonucu. O da temiz çıkarsa süper. 

Birkaç gündür psikolojik olarak çok zorlanıyorum herkes böyle mi ben mi böyleyim bilmiyorum. Ama bu yıl çok şey yaşamış olmamın da etkisi olabilir. Kardeşlerimin durumları, biri rahatsızlık geçirdi diğeri evlendi. Ben istifa ettim. Yakın zamanda da annemin beyninde bir kist farkedildi… büyüyüp büyümediği kontrol edilecek büyümüyorsa sıkıntı yok ama büyüyorsa sıkıntı çok maalesef çünkü ameliyat edilebilir bir yerde değilmiş. 3 ay sonra tekrar mr çekilecek ve kontrol edilecek. Umarım zaten doğuştan ya da ergenlikten kalan bi kisttir ve büyümüyordur. Öyle olabilirmiş çünkü. Hatta menepozda da çıkabiliyormuş. Başka bir şey için mr çekilince farkedildi, bazı insanlar mr çektirmedikleri için bu kistin varlığından habersiz yaşayabiliyolarmış çünkü genelde zararsızmış ama yine de o %1’lik kötü ihtimal bizi darmadağın etti. Günlerce ağladık, kabul edemedim korktum bişey olursa diye, annem kafaya takmasın diye kafasını dağıtmaya çalıştık falan… mecbur beklicez bir sonraki mr tarihini, onun dışında yapacak hiçbir şey yok. 

Bu arada burada olmadığım süreçte kendime sesli notlar tutmayı denedim. Ses kaydını açıp konuşup içimi döküyordum, sonra dinliyordum. Onun da bana çok iyi geldiğini farkettim. Sanki bi arkadaşın derdini dinliyormuş gibi oluyor, dert ettiklerim çözümsüz görünmüyor. Arada ona da devam edebilirim. Ama daha fazla tutmayıp siliyorum bir süre sonra, kendi sesime konuşmama henüz çok da tahammül edemiyorum sanırım. 

Bu bloğu artık kimse okur mu, gizli devam etmeyi özel okuyucularla yapabilir miyim bakıcaz. Kimse okumasa bile ben yazmaya devam ederim herhalde… ama insan okunsun da istiyor ya arada bir iki yorum iyi geliyor. Bakalım. 

Yine bir gün biz böyle

Blogumun herkese açık olması bir türlü içime sinmedi, daha doğrusu okumasını istemediğim bazı eski tanıdıkların ben blog adımı/adresimi değiştirmeme rağmen bi şekilde bulup yorum yapabilmeleri canımı sıkmaya başladı. Başka bir blog açmak istemedim burası yıllardır arşiv gibi tuttuğum bir yer oldu çünkü ve benim için değerli. Tek çözüm olarak gizli bir blog şeklinde devam etmeye karar verdim… 

Ve blog adresimi ilk açtığım adres ve isme geri çevirdim. Yeniden “yine bir gün biz böyle” yim… davet isteyen bloggerları kabul edeceğim, anonim almıyorum içeri :) 

Bakalım, bu şekilde bi sıkıntı çıkmadan devam edebilirim umarım artık.