Sayfalar

31 Mart 2017 Cuma

90 / 365

Ani bir kararla bugün, önümüzdeki haftaya dört gün izin aldım.

Ne zamandır ihtiyaç duyup, yazın kullanırım diye erteliyordum. İhtiyaç duyduğumda kullanmayacaksam ne anlamı var dedim ve bir kısmını kullanmaya karar verdim.

30 Mart 2017 Perşembe

Ahmer Ertegün anısına düzenlenen İlhan Erşahin jazz konserindeydik


Dün akşam, Üsküdar Bağlarbaşı Kültür ve Kongre Merkezinde, müzik dünyasının önemli ismi Ahmet Ertegün'ün ölümünün 10.yılı anısına düzenlenen, ünlü jazz sanatçısı İlhan Erşahin konserindeydik.
Istanbul Sessions adlı albümü ile müzik ziyafeti yaşadık.

Önce, programın sunuculuğunu yapan İzzet Öz'ün hazırladığı Ahmet Ertegün'ün hayatını anlatan belgeseli izledik.

Ardından gecenin sürprizi, genç yetenek Hakan Başar piyanonun başına geçerek yeteneğini sergiledi.
13 yaşındaki Hakan Başar, geleceğin dünyaca tanınmış müzisyenlerinden olacağının sinyallerini şimdiden veriyor.


Üsküdar Belediye başkanı Hilmi Türkmen tarafından kendisine 10bin TL'lik burs çeki verildi.
Gecenin sonunda ise tekrar sahneye çıkarak İlhan Erşahin ile düet yaptı.

Suşi yaptık


Bugün kızkardeşle suşi yaptık. Yapımı, görüntüsü güzeldi ama yemesi konusunda olumlu bir şey yazamayacağım...
Aman Yarabbim o nasıl keskin bir koku nasıl keskin bir tat. Deniz kenarında kokuşmuş yosunları yiyormuşuz gibi.

İlkini bi şekilde yedim yuttum. Bir süre sonra tekrar denemek istedim. Bu arada soya sosuna batırıp yeniyor. Çiğnedikçe ağza yayılan dehşet yosun aroması beni benden aldı. Ama inat ettim onu da yedim. Millet nasıl yiyor hapur hupur ben niye yiyemicekmişim düşüncesi ikinciyi de nihayet yuttuktan sonra yok oldu.

Bari o kadar yaptık, belki merak edenler vardır diye apartmandakileri dolaştık. Bazısı sadece pirincini yedi. Bazısı hop diye ağza atınca geri çıkaramadı artık yedi. Bazısı alıp içeri götürdü sonra denemek üzere. Bazısı ise hiç yaklaşmadı bile. Sonuç olarak, memnun kalan yok. :))

---

Bugün kandil, öncelikle hepinizin kandili mübarek olsun. Kandilde herkes helva dağıtır biz suşi dağıttık 😁

Bir kandil mesajı geldi, bilmediğim numara. Kim bu ya diye okurken sonuna eklediği ismi okudum ama jeton biraz geç düştü. Neden geç düştü çünkü en son 10 sene önce konuştuğum ve orada kalan biriydi. Hafızamı zorlamam gerekti. Adını soyadını tam bir şekilde yazmış ama hangisi ya kim bu nerde tanıştık nerden kalmış numaram derken uniden bir arkadaş olduğunu hatırladım. Arkadaş da sayılmaz aslında, pek kanımın ısınmadığı, çok muhabbet kurmadığımız, soğuk biri. "Aa cok şaşırdım sende hala numaram var mı" dedim, "evet sen misin diye kontrol etmek istedim" dedi. Ne kontrolü yaaa ben yazmasam nasıl kontrol edecektin? Sanki adımı yazmış hal hatır sormuş da kontrol ediyormuş peh. Neyse sonra napiyosun çalışıyor musun dedi, evet çalışıyorum sen napiyosun dedim ses kesildi. Muhtemelen kendisi çalışmıyor. İşsizlik çok zor biliyorum. Eğer işsizse Allah yardımcısı olsun ama sorumun havada kalmasına sinir oldum. Bir de zaten erkeklerde, bir kız onla konuşuyorsa ona yazıyor anlayışı var uyuz oluyorum. O yüzden de tekrar yazmak istemedim bir şey. Sildim konuşmamızı, numarası yoktu zaten. Gerek yok zaten fi tarihinden insanlarla uğraşmaya. Gerekli olsaydılar fi tarihinde kalmazdılar.

Challenge / Apartman Sohbetleri #11 : Karşı cins karşısında en çok utandığın an?


Hmmmm... Düşünüyorum, düşünüyorum...
7-8 yıl önce, eski sevgilimle ortak günlük tutmaya karar vermiştik. Benim zaten bir günlüğüm vardı, ona da bir tane alacaktık dönüşümlü kullanacaktık. Bir kırtasiyeye girdik, defteri seçtik, ben dedim fikir benden çıktı ben ödeyeceğim. Onun da ısrar etmeyesi tuttu. Baktım çantama param yok, "aşkım ya sen ödesen olur mu?" demiştim mahcup bir şekilde. Gülüp "tamam öderim sorun değil" demişti. Çok utanmıştım ya.

---

Apartman Sohbetleri Challenge:
  1. Nasıl bir apartmanda büyüdün? (link)
  2. Çocukluk eğlencen neydi? (link)
  3. Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı? (link)
  4. Çocukluk kahramanın kimdi? (link)
  5. Gereksiz bir yeteneğin var mı? (link)
  6. Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi? (link)
  7. En saçma zevkin? (link)
  8. En büyük çılgınlığın? (link)
  9. Çocukken en çok korktuğun şey? (link)
  10. En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin? (link)
  11. Karşı cins karşısında en çok utandığın an?
  12. En maskulen/feminen yanın nedir?
  13. Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
  14. En sevdiğin fiziksel acı?
  15. Almış olduğun en saçma teklif?
  16. Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
  17. Annenden ve babandan ne öğrendin?
  18. Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
  19. Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
  20. Hayat sana ne öğretti?

29 Mart 2017 Çarşamba

88 / 365


Ayazma camisini görmeye gittik ama restorasyon çalışması varmış avluya bile giremedik. Dışardan bakıp döndük.

Bu akşam Bağlarbaşı kültür merkezinde Ahmet Ertegün anısına İlhan Erşahin jazz konseri vardı. Çok güzeldi. Ruhumuzu besledik geldik :) Belediyemizden böyle kaliteli programların devamını bekliyoruz.

Bugünkü fotoğraf, konserden bir kare.

Filmler #5 : Vavien


Evliliğinden mutlu olmayan Celal'in, pavyonda tanıştığı bir kadına olan karşılıksız aşkı ve işlerinin iyi gitmemesi ile yaşadığı buhran işlenmiş.
Bir de bunun etrafındaki insanlara etkisi var.
Çok aman aman bir konusu yok, zaman geçirmelik bir film. Zorla evlendirilmiş sıradan bir aile yaşantısı. Bazı yerleri komik :)

Nazar, aura ve çakra hakkında


Nazardan korunmak için o kadar çok şey yazıyor ki internette. Dualar, hadisler, tütsüler vs... İnsan, alıntılarla uzadıkça uzamış yazılar içinde nereye bakacağını şaşırıp beziyor.

Kısaca şunu bilmemiz gerekiyor ki, nazar en fazla enerjisi düşük, endişeli, alıngan, mutsuz insanları buluyor. Halk deyişiyle yıldızı düşük olan insanlar, çok zayıf bir auraya sahip oldukları için gelen negatif enerjilere iyi bir kalkan oluşturamıyorlar.

Bunun için doğal taşlardan yardım alabileceğimiz söylenmiş bazı makalelerde. Mesela Ametist. Ne kadar etkili olur bilmiyorum, denemedim. Sürekli topraklanması gerekiyormuş kullanırken. İlgilenenler araştırabilir. Ben normal enerjimizin nazar karşısında nasıl etkili olduğundan bahsedeceğim.

Neşeli ve enerjik insanlar, yaydıkları güzel enerji ile nazar enerjisinden hem kendilerini hem de yanlarında bulunan kişileri korumuş olurlar. Çünkü enerjileri, çevrelerindekilere de yayılacak kadar yüksektir. Auraları güçlü olduğu için, kendilerini koruma altına almıştırlar. Auraları görebilen kişiler, bu insanların bedenini saran auranın daha kalın ve canlı renkte olduğunu söylerler.

Ama yıldızı düşük insanların auralarının daha ince bir halde ve soluk göründüğü söyleniyor.



Auramızı nasıl güçlendiririz?

Auramızın daha sağlıklı olması için çakralarımızı açmamız gerekiyor. Hangi çakramız daha iyi çalışıyorsa, auramızın rengi o renge daha yakın oluyor.

Çakra açma ile ilgili çok bilgim olmadığı için ahkam kesmeyeceğim. Ama hayat kalitemizin yükselmesi, enerjinin içimizde normal bir akışta seyretmesine bağlı. Bu da çakralar ile mümkün. Çakralardan bazıları düzgün çalışmazsa ya da çok fazla çalışırsa bu, içimizdeki enerjinin aksamasına ve akışın bozulmasına neden olur. Hayatımıza da yansır. Sürekli problemler üst üste geliyor dediğimiz şeyler belki de karşılaştığımız bir olay karşısında çalışması bozulan çakradan dolayı doğru enerjiyi içimize alamamaya başlamamızdan olabilir.

Meditasyon, yoga, reiki, bioenerji gibi yöntemler ile çakralarımızı dengeleyebiliriz. Olumlamalar yaparak enerjimizi arttırabiliriz. Mesela, nazarının değdiğini düşündüğümüz kişi ile aynı ortamdaysak üçüncü çakramızın olduğu yere (solar plexus) elimizi koyup derin nefes alarak 'Şu anda bana gelen ve hayrıma olmayan tüm enerjileri kesiyorum ve geri gönderiyorum' diyebiliriz.

Modumuz yüksek, enerjimiz neşemiz yerinde ve her şey her zaman yolunda olsun dileklerimle... :)

Challenge / Apartman Sohbetleri #10 : En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?


En sevdiğim özelliğim: Bir insandan soğuduysam ya da hoşlanmıyorsam, o kişi ile muhatap olmam. Yani sevmediğim insanların yüzüne gülmem, canım cicimli olmam. Olamam.

En sevmediğim özelliğim: Kinciyim, unutmuyorum. İntikam almaya çalışmasam da unutmuyorum ve kendimi çok kolay mutsuz edebiliyorum maalesef.

---

Apartman Sohbetleri Challenge:
  1. Nasıl bir apartmanda büyüdün? (link)
  2. Çocukluk eğlencen neydi? (link)
  3. Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı? (link)
  4. Çocukluk kahramanın kimdi? (link)
  5. Gereksiz bir yeteneğin var mı? (link)
  6. Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi? (link)
  7. En saçma zevkin? (link)
  8. En büyük çılgınlığın? (link)
  9. Çocukken en çok korktuğun şey? (link)
  10. En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?
  11. Karşı cins karşısında en çok utandığın an?
  12. En maskulen/feminen yanın nedir?
  13. Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
  14. En sevdiğin fiziksel acı?
  15. Almış olduğun en saçma teklif?
  16. Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
  17. Annenden ve babandan ne öğrendin?
  18. Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
  19. Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
  20. Hayat sana ne öğretti?

28 Mart 2017 Salı

87 / 365


Suşi yapmaya karar vermiştik son bir haftadır. Malzemeleri almak için bu akşam iş çıkışı kız kardeşim ile Akasya AVM'deki macro center'a gittik. Yosun almamız gerekiyordu, bir tek orada varmış. Paketinin 43 tl olduğunu görünce çok kararsız kalsak da, o kadar niyetlendik geldik alalım deyip alıverdik. İnşallah pişman olmayız. Bir de pirinç sirkesi ve soya sosu aldık.
Eve geldiğimizde çok yorgun olduğumuz için yapma faslını sonraya bıraktık.

---

Ha bir de aspirin aldım eczaneden, asprin-bal maskesi yapmayı düşünüyorum. Daha önce hiç yapmadım ama aylardır bir arkadaşım tavsiye edip duruyordu sonunda deneyeceğim.

---

Bugün ruh halim aşırı değişkendi. Hiç bu kadar kısa sürede bu kadar değişken psikolojiye büründüğümü hatırlamıyorum. Sabah iyiydim, öğlene doğru durgunlaştım, öğleden sonra duygusallık bastı, akşam yine iyiydim ve şu an durgunum.

---

18 yaşındaki kuzenimin doğum gününden bir önceki gece kalp krizi geçirdiğini öğrendim. 18.yaş gününe kalp krizi ile girdi yani. Üzüldüm çok... Bugün yine bir kriz geçirmiş. Kalp sağlığı ne kadar çok önemli :( stres yapmaması lazım demiş doktor ve spor da yapmayacakmış.

---

Bir abla ile sohbet ettik bugün. Ta 28 yıl önce, 22 yaşındayken yaşadığı ayrılığı anlattı. 10 kilo verdim, babamla 6 ay konuşmadım falan dedi ama bunları söylerken her ne kadar gülerek kamufle etmeye çalışsa da gözlerinin yaşarmasına engel olamadı. Hiç evlenmemiş, hala bekar. Başkalarıyla görüşmüş ama olmamış...
Adam evlenmiş tabi. "Yıllar sonra yeniden gördüm, ben bunun için mi o kadar acı çekmişim dedim" dedi gülerek ama burnu kırmızı ve gözleri ıslakken dedi bunu. Merak edip ben sormuştum. Pişman oldum sorduğuma.
Erkeklere bir şey olmuyor ki olan kadınlara oluyor. Onlar yine hayatlarına devam ediyorlar ama kadınlar bir türlü atlatamıyor. Gerçi genelleme yapmak yanlış olur, kadınına ve erkeğine göre değişir bu. Bir de kimi sevdiğine göre.

27 Mart 2017 Pazartesi

86 / 365


Dün biraz spor yaptım. Spor dediğim de, 5 kere sağ bacağımı 5 kere sol bacağımı kaldırıp indirdim o yani. Ama bugün üst bacaklarım ve karın bölgem hamlamış. Yürürken bacaklarım ağrıyor.

---

İş yerinde bir arkadaş, sabahları namazdan sonra yoga yaptığını söyledi. Şaşırdım, takdir ettim. Erken kalkıp namazı kılıp kalan vakitte de yoga yapıyormuş. Çok özendim ama yapamam sanırım ben... Bir kere yaptım o da pazar günüydü, her pazar yaparım dedim ama nerdeee... bir daha yerimden kalkmadım.

---

Bir meditasyon videosuna denk geldim YouTube'da, kadının sesi, müzik, her şey o kadar rahatlatıcı ve huzurlu geldi ki indireyim telefonuma da her gün dinleyeyim bari dedim. Kadın da zaten 21 gün devam edin diyordu.
Ben youtube videolarını indirmek için www.youtube.com/.... olan adreste youtube yazısının başına ss koyuyorum, şöyle ki www.ssyoutube.com/... yapıp enter diyorum ve beni indirme sayfasına yönlendiriyor oradan da indirmek istediğim kaliteyi seçiyorum.
Video olarak indirmeyi seçmişim dikkat etmeden, halbuki hiç gerek yok videoluk bir şey yok çünkü. İnternet paketim de çok yoktu, indirme bittikten sonra farkettim ki paket bitmiş üstüne 5 tl de benden gitmiş. Nasıl içime oturdu. Açtım dinliyorum ama aklıma sürekli biten paketim ve 5 liram geliyor. Bir türlü meditasyona konsantre olamadım.

26 Mart 2017 Pazar

85 / 365


Günlük yazmayı bırakmıştım güya, sıkıldıkça telefonumun notlar kısmına yazıp durmuşum.
Telefona bişey olur silinir, bari korumaya  alayım bunları deyip tek tek deftere geçirmeye başladım ama çok geçmeden vaz geçtim. Yaz yaz bitmiyor ki. Elim, bileğim ağrıdı bıraktım. Zaten 2001den beri defterler var saklaya saklaya arşiv başıma dert oldu atsan atılmaz satsan satılmaz.
Gerek yok yeni ciltler eklemeye dedim. Madem yazmak bana iyi geliyor, içimi dökmeye ihtiyaç duyuyorum. O zaman dijitale yazıp bir süre sonra sileyim gitsin dedim ve artık günlüklerimi kısa ömürlü ve  dijital(ya da bir kağıda yazıp atmalık) tutmaya karar verdim.

--

İş yerinden bir abimizin bugün kalp krizi geçirip öldüğünü öğrendim. Ölüm ne kadar ani geliyor, bir anda tüm planları hayalleri bırakıp gidiyorsun. Hayat çok acayip. Hiç bir hastalığı yoktu diye biliyorum. Bahçede çapa yaparken kalp krizi geçirmiş ve o anda ölmüş. Ambulans geldiğinde ölüymüş.
Ölüm diye bir gerçek var ve aslında bize sandığımızdan daha yakın. Biz ise ne kadar da hayatı garantilemiş gibi gelecek kaygısı içerisinde yaşıyoruz.
Hayatın misafirhane olduğunu unutmayıp bugünümüzü kurtarmaya bakalım önce.

25 Mart 2017 Cumartesi

84 / 365


Bugün çok soğuktu yine. Yok bu sıcaklar gelmiyor bir türlü :(

Fotoğraf makinemi alıp çıktım yine de.

Bugün kullandığım fotoğraf benim çekimim, bugünün havası buydu. Sisli ve soğuk.

Ayrıca, tarçınlı süt içtim bu akşam. Azıcık hareket, spor falan da yapsam iyi olacak ama nerdee...
Her gün sekiz bardak su içmeye dikkat etmeyi düşünüyorum. Normalde bir iki bardağı geçmiyor maalesef. Kendime daha iyi bakma niyetindeyim yani anlayacağın, üşenmezsem.

Maltepe sahil parkı

Bu sabah, Maltepe Sahil Parkındaydık. Biz orada olduğumuz sürece hava sisli ve buz gibiydi. Sonradan güneş çıktıysa bilmiyorum.

Makinemi alıp acemice her şeyi çektim neredeyse. Bazılarını ekleyeceğim.

Bundan sonrası sadece fotoğraf :)





















   



Valide-i Cedid Cami

Fotoğraflar telefonla çekildi.
Üsküdar merkezde, marmarayın tam karşısında bulunan Validei Cedid Cami dış çekimleri :)








Otobüs şirketlerine ve Marmaray'a çıkış.

Avluya giriş.



Ve meşhur "Kuş Evleri"



Çıktıktan sonra hemem sol köşede içme Sebil var. Bardaklara içme suyu konulmuş, alabilirsiniz.