Sayfalar

31 Ocak 2017 Salı

31 günlük Ocak ayını 60 yayın ile tamamlayan bana bir alkış


Bloglamaya başlarken çok hırslı başlamadım. Ben içimden geldiği gibi yazacaktım, kendisine yakın gören zaten gelirdi. İlla ki tarzımı seven çıkardı, çıkmayanlar da olacağı gibi.

Her artan okunma sayısı, her yeni yorum ve blogumu keşfeden her bir yeni kişi ve benim keşfettiğim yeni kişiler beni hala heyecanlandırıyor.

İyi ki yıllar sonra yeniden blog açma kararı almışım :)

31 / 365


Kendimi kaderin ellerine bıraktım. Sadece iyi ve güzel enerjiler almayı umudediyorum. Lütfen her şey çok güzel olsun...

Postcrossing 2.kartım geldi :)



Postcrossing üyeliğim sayesinde, ikinci kartpostalım da bu sefer Almanya'dan yola çıkıp bana ulaştı :)

30 Ocak 2017 Pazartesi

30 / 365


Yorgunuuuumm...
Dinlenmeye öyle çok ihtiyacım var ki.
Havalar da hâlâ buz gibi. Kar yok ama cok soğuk.

Bu arada bir haftalık, nur topu gibi bir ilişkim var...

29 / 365


Dün yazı girmeyi unutmuşum :(

Eğitimden biraz erken çıktık, hocamız erken bitirdi dinlenelim diye sağ olsun. Ama tabi İstanbul'un trafiğinde eve gitmemiz yine 4ü 5i buldu.

Kız kardeşim gelmişti dün, o da sevindi erken gelişime. Kahve içip sohbet etik, Yeni aldığım makineyle(Samsung nx3000) deneme çekimler yaptık.

28 Ocak 2017 Cumartesi

28 / 365


Sadece uyumak istiyorum.
Kimseyi alttan alacak gücüm, kimseye kendimi açıklayacak halim yok. Hayatın dalgasına gözlerimi kapatıp, derin bir uykuya gömülesim var.

26 Ocak 2017 Perşembe

26 / 365


Ev anahtarını isyerinde masamda unutmuşum, evde tekim kaç gündür. Dolayısıyla dışarda kaldım.

Neyse ki babaannem yakında oturuyor, ondayım şimdi ve bu gece.

25 Ocak 2017 Çarşamba

25 / 365


Bir buket çiçek yeterdi, kadının gülümsemesini görmek için...

Portakal kabuğunda Türk kahvesi



Sevgili blogger Annesi'nin Prensesi 'nde görüp denemeye karar verdiğim portakal kabuğunda türk kahvesi yapımını dün gerçekleştirmiş bulunmaktayım.

Aşamaları şöyle sıralayayım. Önce portakalın üst kısmını kesip içini oyuyoruz, üstümüz başımız portakal suyu olabilir. Daha kalın kabuklu ve susuz olanları tercih etmek gerekebilir gibime geliyor...

Daha sonra içinde bir fincanlık kahve malzemelerini koyup ocağın üzerine koyuyoruz.
Kısık ateşte pişiriyoruz, yoksa kabuğun alt kısmı yanabilir. Ben fazla açmışım gazı, o yüzden biraz yandı.


Yanınca biraz da eğildi. Çay kaşığıyla destek yaptım. Bu şartlarda bir de fotoğraf çektim. Ocağın kirliliğine de takılmayın lütfen.

Kabarmaya başladığında ocaktan aldım. Peçete ile tuttum çünkü hem biraz sıcaktı hem de alt kısmı yandığı için herhalde, yamuluyor gibiydi.

Kabuktaki son durum.

Portakal kabuğu rendesi katılmış kahve gibi oldu. Tadı da kokusu da...
Fena değildi. 

Mim #3 : Gökten 3 elma düşmüş



Sevgili Ömer beni mimlemiş.

Mimi kimin başlattığını merak ettiğim için aradım buldum : Tawannanna ! Mim sayesinde blogu ile tanışmış oldum :) Ayrıca kuralları ve diğer soruları görüp oradan seçebildim.

Açıklamasını ekleyip mime öyle başlamak istiyorum.


Adından da anlaşılabileceği gibi gökten üç elma düşüyor. İlk iki elma belli, üçüncüyü biz buluyoruz.

 Kurallar şöyle;

I - Doğal olarak 3. elma için tek bir doğru bir cevap yok, cevap bize kalmış ancak yanıtlarken sorunun ya da cevapların içindeki kısıtlara dikkat ediyoruz.

Örneğin;

Dostoyesvki' den 3 elma düşmüş, 1. si Karamazov Kardeşler  2. si Beyaz Geceler  3. ise ..... imiş.

Cevaplarda bir kısıt yok, soru Dostoyevski olarak sınırlamış. Dostoyevski' nin eserleri bol, içinden istediğimiz, sevdiğimiz birini seçiyoruz.

Gökten üç spor dalı düşmüş, birincisi futbol, ikincisi voleybol üçüncüsü ise .... miş.

Burada, ilk iki elma takım sporu olduğu için 3.yü seçerken bunun da bir takım sporu olmasına dikkat ediyoruz.

II- "Çünkü" kısmını mutlaka doldurmak. Burası tamamen yanıtlayana kalmış. İsterseniz kısaca, isterseniz uzun uzun nedeninizi yazabilirsiniz. İsterseniz, çünkü gökte yürürken başı dönmüş pat diye aşağı düşmüş de diyebilirsiniz. Burası cevaplayanın. Önemli olan burayı boş bırakmamak.

III - Herkes alıp yapabilir. (Olur da hoşuna giden, yapmak isteyen olur diye yazıyorum bunu :P) Herkesin ilgi alanı farklı olduğu için kimse tüm soruları cevaplamak zorunda değil. İsteyen hepsini cevaplar, isteyen hoşuna giden soruları alıp cevaplar. Tek şart; en az 10 soruyu cevaplamak.

---

Hepsini cevaplama şartı yok neyseki, ben de en az 10 tane olmak üzere cevap vermek istediklerimi seçiyorum :)




1 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi müzik imiş, ikincisi bale, üçüncü ise ....

Çünkü ...

Resim. Çünkü renkler ile oynamak bambaşka bir şey.



2 - Gökten üç elmanın içinde üç masal düşmüş. 1. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler  imiş 2. Hansel ile Gretel  imiş  3. ......   imiş.

Çünkü.....

Rapunzel. Çünkü birisi yalnızlığın masalını da yazmış olmalı (sonu klasik bitse de).



3 - Gökten 3 elma asılı duruyormuş. 1. Dünya 2. Mars 3. ise  .... imiş.

Çünkü...

Venüs. Çünkü sevgiyi temsil eden bir gezegen.



4- Gökten ak sakallı dede sarkıp fısıldamış; "Kardeş elimde üç elma var. Her biri ayrı bir zaman dilimini temsil ediyor. Hangi yy. a  gitmek istersin? Ama  ikisini sana hayatta vermem." Ak sakallı dedenin elindeki ilk elma   13. yy'mış. İkinci elma 24.yy. 3. elma ise...

Çünkü....

55. yüzyıl, çünkü öyle bir yüzyıl olacak mı merak ettim.



5- Gökten 3 elma düşmüş. 1. piyano imiş. 2. gitar 3. ise .... imiş.

Çünkü.....

Akordeon, çünkü sesini seviyorum...



6- Göklerin kafasına esmiş, yönleri elma yapmış eğlenmek için jonklörlük yapıp bunları çeviriyormuş ki üç elmayı düşürmüş. 1. elma batı imiş 2. elma güney 3. ise... imiş.

Çünkü....

Güneybatı, çünkü hem güney hem de batı :)



7-Gökten 3 elma düşmüş. Yaşamak için 1. ve 2.de kontenjanlar doluymuş, 3. elmada kontenjan boşluğu varmış.  1. Beijing imiş 2. Londra  3. ...... miş.

Çünkü.....

Maldivler olsun bari. Huzur içinde yaşarız.



8 - Gökte üç elma süzülüyormuş. 1. Planör 2. Uçak 3. ise ..... imiş.

Çünkü ....

Drone. Çünkü izlemesi komik kullanması keyifli görünüyor.



9 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Yunan Mitolojisi imiş. 2. İskandinav Mitolojisi imiş 3...... imiş.

Çünkü....

Çin Mitolojisi. Çünkü ilginç geliyor.



10 - Gökten 3 elma düşmüş. 1 Oğuz Atay imiş 2. Reşat Nuri Güntekin 3. ise ....

Çünkü...

Halit Ziya Uşaklıgil. Çünkü, neden olmasın.


---

Açıklamada da yazdığı gibi, mimi isteyen cevaplayabilir.

24 Ocak 2017 Salı

24 / 365


Bulutlara bakarak kurulan hayaller gerçek olur mu?

Öğrendim #3


Marilyn Monroe fotoğraflarda yüzü parlak çıkmasın diye, çoğunlukla yüzündeki tüyleri almazmış.

---

Christine Chubbuck 15 Temmuz 1974'te canlı yayında, kendi televizyon programını sunarken intihar etmiş. Hayatını anlatan 2016 yapımı filmin adı "Christine" imiş.

---

Traci Johnson, 19 yaşında bir gençtir ve antidepresan deneylerine katılan bir denek olduğu için, sağlık problemi olmamasına rağmen 7 Şubat 2004'te intihar etmiştir. (kaynak)

---

Acun Ilıcalı ile Şeyma Subaşı arasındaki yaş farkı 21'dir.

---



Kemancı yengeçlerin dişilerinin kıskaçları eşit ve küçük ama erkeklerinin bir kıskacı diğer kıskacından çok daha büyükmüş. Büyük olan kıskaç düşerse, diğer taraftaki küçük olan kıskaç büyür ve düşen kıskacın yerine minik yeni bir kıskaç oluşurmuş.
Kıskacı büyük olan yengeç, yuvasını daha büyük yapabildiği için daha fazla dişiyle birlikte olabilirmiş. Ve bu yengeçler, genelde canlıların tercih etmediği gel git bölgelerinde yaşarlarmış.

23 Ocak 2017 Pazartesi

23 / 365


Pek iyi hissetmediğim halde, sabah erkenden kalkıp işe gittim. Bir süre sonra karın ağrısı ve mide bulantısı şiddetlenince dayanamayıp müdürden eve gitmek için izin istedim. İzin istemeye cok çekinen bir tipim, ne kadar hasta da olsam işte kalabildiğim kadar kalmaya çalışırım ama bugün kendimi zorlayamadım.
İzin verdi sağolsun, hemen çıkıp eve geldim su torbalarını alıp battaniyeye sarıldım. Hala çok iyi sayılmam ama yarın işe gideceğim.

22 Ocak 2017 Pazar

22 / 365


"Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın"

21 Ocak 2017 Cumartesi

21 / 365


Yoruldum bugün baya.
Eğitimin ilk günüydü, sabah erkenden başladı gün boyu sürdü.

Sınıfın kaloriferi arızalanmış yanmıyordu, üşüdük ama bi şekilde bitirdik dersleri.

Akşam karşıya geçmem gerekiyordu. Eğitimden çıkıp direk geçtim, işimi halledip geldim.

Yarın da eğitim var, yine gün boyu. Sonraki gün de pazartesi, iş başı...

Yani bol üşümeceli yorulmacalı bir gün oldu bugün, bakalım yarın nasıl olacak.

20 Ocak 2017 Cuma

20 / 365


İstanbul'u bırakıp Ege'ye yerleşmek istiyorum.
İstanbul yaşanacak bir şehir olmaktan her geçen gün daha da uzaklaşıyor, doğaya, aslına hasret kalıyor insan...

19 Ocak 2017 Perşembe

İyi geceler

İnsanın en büyük imtihanı hep sevgiyle alakalı.
Sevmeye de sevilmeye değer eşit derecede muhtacız.
Ama sevginin de sorumluluğu çok fazla.
Cesaret gerek.

Bu çizim ile alakasız bir yazı oldu ama...
Napcanı şaşırıp şaşmaloza dönmüş ruhun resmi diyelim.

İyi geceler, iyi uykular :)

19 / 365


Hayat beynin yansımasıdır.

18 Ocak 2017 Çarşamba

18 / 365


Sanki artık güneş doğmuyormuş gibi gelmeye başladı, size de oluyor mu?
Sabah hava aydınlanmadan iş başı yapıyoruz, öğle tatilinde dışarı da çıkamıyorum bir kaç gündür(hoş zaten çıksam da hava kapalı), akşam eve geldiğimde de hava karanlık. Kutuplara mı taşıdılar ülkeyi gizli gizli yoksa, 6 ay gece 6 ay gündüze geçmiş gibi hissediyorum.
Güneş ışığı istiyorum, D vitamini istiyorum. Derman kalmadı. Servis fren yapsa yuvarlanıyorum, "önümüze çıkana bin tekme" edasıyla insanlara çarpa çarpa yürüyorum. Pek dayanıksızmışım ben de canım. Galiba güneş enerjisiyle çalışan bir bünyem var... Hastayım belki de ama hasta olamam bu tempoda, olmamalıyım. İnşallah olmam.

Bir arkadaşın çalıştığı şirkette eleman alcaklarmış, hemen istifayı basıp oraya gitmek istedim. Çalıştığım yer beni çok boğuyor artık. Ama sonra, başlayacağımız eğitim geldi aklıma. O kadar isim verildi ödeme yapıldı falan... Bir şans daha vereyim bu çalıştığım yere dedim.

Ama eninde sonunda bu yerden gidicem, sakin ve olumlu bir gidiş olur umarım. Gittiğim zaman bir daha ziyarete bile gelmem herhalde. Huyumdur zaten, pek vefalı sayılmam. Yeni hayat eskisini artmasın da...

Maybelline Affinitone 24h Fondöten


Cam şişede, pompalı ve 24 saat kalıcı. 12 ay ömrü var. Bunu bir de kapağı vardı tabi, ama ben resin denemesinde kullandığım için ve sonra resin içine yapışıp çıkmadığı için kapaksız kullanmak zorunda kaldım.

Kapak içinde canlı çiçek ölümsüzleştirme

Geçen sene bir arkadaşımın verdiği bu fondöteni bir yıldır çok beğenerek kullanıyordum. Dün ne yaptıysam içinden bir şey çıkaramadım ve bittiğini kabullendim :)

Beğendim. Gerçekten de süper kalıcı ve süper kapatıcı.

Bendeki ton 21 Nude idi. Bir ton açığını kullanabilirdim diye düşünüyorum, sürdüğümde bir tık koyu gösterse de tonuna takılmadan kullanmaya devam ettim.

Fondöten kullanmayı bırakmayı düşünüyorum ama hop diye de bırakamıyor insan :) Şimdi elimde Avon'un bir fondöteni var onu bitirmeye çalışıyorum, bittiğinde artık fondöten almam sanırım. Bakalım...

Listerine Advanced White


Düzenli kullanınca bir haftada dişlerin daha beyaz göründüğünü söyleyebilirim ama sonra geçiyor. "Sadece 2 haftada daha beyaz dişler" derken sadece 2 hafta süren beyaz dişler demiş olabilirler mi acaba? Çünkü iki hafta sonra bir fark göremedim ben.


Tadını sevmedim. Midemi bulandırıyordu, o yüzden fazla çalkalayamadan tükürüyordum hemen.
Ama ilk haftadaki etkisi hoşuma gitmişti yalan yok.

Ekleme: Şimdi denk geldiğim şu yazıdan öğrendim ki, bu ağız bakım sularını bir hafta kullanıp bir hafta ara vererek kullanmak gerekiyormuş.

17 Ocak 2017 Salı

17 / 365


Bu kasvetli, soğuk, karanlık havalar ne zaman bitip de yaza ulaşcaz yaa... Sıcak ve güneşli yaz günlerini özledim.

---

Reina saldırganı yakalanmış, doğru kişiyi mı yakaladılar acaba? Bi şüphe uyandıran Amerikalı vardı o noldu?

---

Bugün mars ve şiron biraraya gelip ortalığı  birbirine katmak istemişler. İnsanların geçmiş yaraları acıyabilirmiş ya da iyileşe de bilirmiş. Belki de insanlar yeni yaralar edinirmiş.

---

Ya bi söz var ya hani Allah nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz diye, kim demiş onu ya valla yok öyle bişey. Allah bişeyin hayalini kurdurunca o konudan imtihanı çekiyor hemen. Yani imtihan için kurduruyor hayali sonra da istediğini vermiyor. Kim demişse teselli vericem ayağına kandırmış hepimizi.

---

Ekşi sözlükteki bir yazıyı paylaşmışlar, ben de denk geldim. İçime bisey oturdu resmen.



Öylesine...


Görmek istemediğin insanları görmek zorunda olmak, yaşatılan haksızlıklara karşı hakkını arayınca daha fazla haksızlık görmek, bir türlü bir şeyleri düzeltememek, hazmedememek zor... İş hayatında mutlu olabilen var mı acaba? İşsizlik çok zor, iş hayatı ayrı zor...

Amigurumi albümüm


Amigurumiye giriş bu baykuş ile oldu, ilk denemem.
Persephone'un bu yazısı ile aklıma geldi de şimdiye kadar yaptığım amigurumileri tek yazıda toplayayım dedim.

Bir süredir yapmıyorum, çünkü sıkılıyorum ve her gören bana da yap dediği için yapmaya korkar oldum.
Kıramıyorum da kimseyi. Bu eklediklerimin yarısı hediye olarak yapıldı neredeyse, altlarına açıklamalarını da ekledim.

Sonra kendime de bir tane yapayım bari diyerek pembe şapkalı şirin bir bebek yaptım(son yaptığım oyuncak bu oldu), tabi ki gören herkes yine ben de istiyorum demeye başladı ve hepsine çok zor olduğu için bir daha yapmayı düşünmediğimi söyledim. Artık oyuncak yapınca suçlu hissediyorum, "x'e de yaparım demiştim hala yapmadım" diye. Ne diye yaparım diyorsam :)

Sonra bazıları yapıp satmalısın bence dedi ama nedense "ben de hepsinden istiyorumcular"ın "bi de şunu yap bunu da istiyorum onu da yap" demelerinden dolayı hevesim kaçtı...

Aslında böyle istekler olunca hoşuma da gidiyordu, bu sayede tarif araştırıp bulup deniyordum, öğreniyordum ama bazılarının emeğime çok da saygılı olmadığını hissedince soğudum. Bir de zor geldi artık yapmak. Tarifler kolay olsa bile sık iğne ile uzun süre bir şey örünce parmakları acıyor insanın, en azından benim.

Neyse çok uzatmayayım, hadi albüme bakalım neler yapmışım.
Kız kardeşime yaptığım anahtarlık, sonra yakın bir arkadaşı da istemişti ona da yapmıştım.
Bu da ilk yaptıklarımdan...

Ve bu da.

Pembe panteri birleştirmeden önce

İş yerinde bir arkadaşa hediye olarak yaptığım Angry Bird.

Bunun yapımını bir arkadaşıma da öğretmiştim. Bizi öğle tatilinde birlikte örgü yaparken görüp her defasında "ne güzel yapıyorsun kesin yapıp satmalısın" diyen temizlikçi ablaya da bir tane yapıp hediye etmiştim.

Aynı arkadaşa bir de balina yapımını göstermiştim. Onunki pembe olan :)
İpin kalınlığından dolayı daha büyük oldu.

Bu da benimki tek
Bi de yavru yapmayı denedim oldu :)

Yine iş yerindeki bir başka arkadaşa, ikizi ile kendisini temsilen istek üzere yaptığım Edi ile Büdü :)

Öylesine yaptım, sonra iş yerinden birine doğum gününde hediye ettim.

Kuzenime düğün hediyesi olarak yaptığım gelin bebek.

Yine öylesine yapıp, kimselere vermediğim kalem başlığım.

Yalnız kalmasın dedim :)

Kalpler
Bir ara telefonda çok oynardım bu oyunu "omnom" :)

Kendime yaptığım bebek, yapımı...

Bitmiş hali


Bunu da bir arkadaşa yapmıştım.
Kuş istemişti ama adam akıllı bir kuş tarifini hiçbir yerde bulamayınca bunu yapmıştım.
Başka bir arkadaşa, yeni arabası için hediye idi. Sonra o arabayı satarken oyuncağı da içinde gönderdi diye biliyorum. Çünkü arabayı sattığını öğrenince "oyuncağı aldın di mi içinden" demiştim ses çıkarmamıştı, sonra "alsa mıydım" gibi bir şeyler demişti. "yok sana hediye vermiştim sonuçta naparsan yaparsın tabi" demiştim ama bozulmuştum. Şimdi gel de hediye yap artık birilerine...

Son olarak, bu da uğur böceği.
Hatırladığım kadarıyla başka yoktu.
Varsa ve bir yerlerden çıkarlarsa bu yazıya eklerim fotoğraflarını ;)
Ekleme:
Unutmuşum ben geçen haftalarda bir kurbağa yapmıştım bayadır "kurbağa yapar mısın bana" diyen bir arkadaşa. Ama sonra beğenmedim yaptığım kurbağayı istediğim gibi olmadı pek, bir de uzun zaman oldu unutmuştur diye vermedim çekmecemde duruyor.