31 Mart 2019 Pazar
90- Seçim günü
Oyları kullandık. Hayırlısı olsun.
The Umbrella Academy i izlemeye başladım.
Amigurumi ördüm, fotoğraftaki. Sanki yine bir ebat farklılığı var gibi geldi. Benimkiler neden lalylala nınkiler gibi toparlak değil de daha uzun ince oluyor bilemiyorum. İnstagramda birine sordum, ipten olabilir dedi. Aynı ipin farklı renginde bile değişiklik olabiliyormuş.
Pfff keşke yarın bize de tatil olsaydı.
Kitap: Otuzların Kadını
Otuzlarında bir kadın olmam hasebiyle tabi ki öncelikli olarak beni çeken şey kitabın adı oldu: Otuzların kadını.
Sonra yazarı dikkatimi çekti: Tomris Uyar.
Hiç okumamıştım bu yazarı. Dikkatimi çeken bir kitabına denk gelmem belki de işaretti onu okumam için. Bir de dört şairin aşık olduğu bu kadını merak diyordum, nasıl şeyler yazıyordu ve nasıl anlatıyordu mesela.
Tomris Uyar’ın okuduğum ilk kitabı bu oldu.
Doğrusu kitap bitene kadar ne okuduğumu anlamadım. Bittiğinde de çok anladım sayılmaz. Yarısına gelince arka kapağını okumak aklıma geldi, hafif bir aydınlanma yaşadımsa da sonuç olarak kitap bana pek uymadı.
Tomris Uyar kitaplarında hep üstü kapalı anlatımlar yaparmış, hatta bu kitabı diğer kitaplarına göre daha açıkmış. O yüzden herkes okuyup sevemezmiş. Herkese hitap etmezmiş yani.
Otuzların kadınında sekiz ayrı hikaye ve her hikayede bir otuzlu kadın var. Bu kadınların öykülerinde ise Tomris Uyar ile bazı benzerlikler var.
Çok fazla isim geçmiyor. Genelde hikayedeki kadına Otuzların kadını diye hitap ediyor. Otuzların kadını şöyle yaptı, otuzların kadını böyle dedi gibi... diğer karakterler de otuzların kadınının kocası ya da kızıl saçlı kadın vs şeklinde.
Güzel kitap ama bana ağır geldi sanırım. Hiç okumadığım farklı bir tarzı var. Alışamadım.
Neden dört şairin birden Tomris Uyar’a aşık olduğunu da anladım, çünkü fazla gizemli bir kadın. Kitaplarındaki anlatımı bile üstü kapalı; açık ve net değil. Erkeklerde onu keşfetme isteği uyandırmış olmalı. Üstelik ulaşılmaza sevdalanmaya ve acı çekmeye can atıp bundan beslenerek şiirler ve öyküler üreten sanatçılar için tam aşık olunacak kadın tipi Tomris Uyar olsa gerek.
30 Mart 2019 Cumartesi
89- Neler neler yapmışım
Bugüne dair hiç fotoğraf çekmediğini fark ettim, bu yüzden birkaç gün önceki fotoğrafı ekliyorum. Normalde gazlı içecekler mideme dokunuyor ama aylar sonra tekrar içiverdim. Fark ettim ki, ağır bir yemeğin yanında içince rahatsız etmiyor ama tek başına içersem hemen mideme vuruyor.
Bugün spora başladım. Evde, kendim yaptım. Uygulama indirmiştim o ne derse onu yapıyorum :)) sonra temizlik yaptım. Yemek yapmayı denedim ama olmadı.
Amigurumi ördüm, ör ör bitmiyor. Kocaman bir şey oldu tarife göre yapıyorum ama bu kadar büyük olmasını beklemiyordum.
Marie Kondo belgeselinden bir kaç bölüm izledim. Sadece son bölüm kaldı.
Boleyn Kızı’nı izledim. Şimdi de kitap okuyacağım, Otuzların Kadını’nı. İnşallah biter artık, elimde sürünüyor kitaplarım bu aralar.
Film: Boleyn Kızı
Bu gösterişli tarihî dramada hırslı Boleyn kardeşler Anne ve Mary, güçlü ama ölçüsüz Kral VIII. Henry'nin kalbini kazanmak için yarışır.
Yıllar önce bir arkadaşım kitabını okumuştu. Ben de merak ettiğim için ödünç alıp okumamıştım.
Kitap ödünç aldığımda geri vermeyi unutmamak için kendimi sürekli uyarıyorum o yüzden de keyfini çıkaramıyorum.
Bir de bazen ne yaparsam yapayım kitap okuyamıyorum.
O günlerde de kitap okuyamama halindeydim.
Sırf daha fazla elimde kalmasından rahatsız olduğum için okudum diyip geri vermiştim. Çünkü bitmedi dediğimde kalsın diye ısrar ediyordu ve ben daha da geriliyordum.
Her neyse, Netflix’te ne izlesem diye bakınırken Boleyn Kızı’na gözüm çarptı. İzledim.
Harikaydı, çok etkileyiciydi. Zaten oyuncular muazzam. Saray hayatı, entrikalar offf çok fenaydı. Hırsın insana neler yaptırabileceği, kral bile olsan zaaflarının nasıl her şeyi mahvedebileceği çok iyi işlenmişti. Tekrar izlenebilecek filmlerden.
29 Mart 2019 Cuma
88- Haydarpaşa
Haydarpaşa’ya ne olmuş böyle, görünce inanamadım. Bir süredir köprü yeniden yapılıyordu, yol kapalıydı ve yaya yolu çok dolambaçlı bir şekilde tren raylarının olduğu yerden geçiyordu. Etraf duvarlarla kapatılmış olduğu için ne olup bittiğini göremiyorduk. Bugün köprünün açılmış olduğunu gördüm, üstünden yürüyerek geçerken Haydarpaşa’da da kazı olduğunu ve yerin altından tarih çıktığını farkettim. İnşallah ihtişamlı görüntüsüne döner yine ama bilemiyorum ne olacak bu kazılarla çıkan duvarların sonu?
28 Mart 2019 Perşembe
87- Günler parladıkça ve ısındıkça artan yaşam sevinci
Böyle bir yenilenme ihtiyacı, iyi bir şeyler yapma hevesi, bir özgüven, bakımlılık hali falan... güzel şeyler bunlar. Keşke sonbahar-kış aylarında da devam edebilseydi.
Film: Aşıklar Şehri - La La Land
Aşıklar Şehri (La La Land)
Aşıklar Şehri, yolları kesişen iki insanın hikayesini anlatıyor. Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir.
Türü müzikal, romantik.
Müzikal film sevenlerin daha çok hoşuna gideceğini düşünüyorum, diğerleri için yeterli gelmeyebilir. Müzikal filmleri izlediğimde kısa film izlemiş tadı alıyorum ben şahsen.
İlk sahnesi müzikal başladı, eyvah dedim böyle sürüp gidecek herhalde, neyse ki korktuğum kadar olmadı.
Tatlı, romantik, sevimli bir filmdi ama aşka hak ettiği değeri vermedi bence.
Bu kısım spoiler: Seni ömrümün sonuna kadar seveceğim deyip ayrılıp başkasıyla evlenip çoluk çocuğa karışmak nasıl bir aşka sığar ben çözemedim. Sana yazık değilse de aşık olduğun seni unutamayan insana yazık, evlendiğin insana yazık. Diğerinin de aynı şekilde ben de seni hep seveceğim deyip gitmesine izin vermesi... Bilemiyorum bence gerçek aşk böyle olmamalı.
27 Mart 2019 Çarşamba
86- Zorlaştırma hayatı
Bu aralar kitap okuyamıyorum yine. Film izlemek daha kolay geliyor. Az önce La La Land’i izledim TV+tan.
Bir de,
Amigurumi yapmaya başladım yeniden.
26 Mart 2019 Salı
85- Sağlıklı beslenememek
Neden yapamıyorum bir türlü? Neden sürekli bir şeyler yiyorum? Mesela bu çikolatayı yemesem de olurdu ama yedim. Kendimi engelleyemiyorum, acaba yiyerek bir şeylerden kaçmaya mı çalışıyorum?
---
Güçlü kadınlara hayranlığım hep oldu ve devam ediyor, bu sebeptendir ki Aşk-ı Memnu'yu defalarca izledim ve hâlâ izlerim. "Ben beceremem, ben bilmem, ben yapamam"cılar o kadar irrite ediyor ki beni bu aralar anlatamam. Tahammül edemiyorum.
Birilerine bağlı yaşayan, kendi başına bir sorun çözemeyen herkese gıcık oluyorum. Bu yüzden bu günlerde o ben yapamamcılara "ben de yapamam ay ben de beceremem" deyip oradan uzaklaşıyorum. Ne uğraşıcam.
Bir de kendisini asla geliştirmeyen, kendisi bir şey beceremediyse suçu karşısında bulanlara da gıcığım. Doğru düzgün iletişim kurmasını beceremeyip, ne istediği anlaşılmayıp sonra da neden herkes anlaşıyor da bir tek sen benimle anlaşamıyorsun diye kızanlar... Üstelik aramızda hiçbir tartışma olmadan, sadece ben sessiz kalıp kendi halimde takıldığım için olur bu. Anlaşmak zorunda mıyız?
Kütüphane haftamız kutlu olsun
Bu hafta (25 Mar 2019 Pzt – 31 Mar 2019 Paz) kütüphane haftasıymış. 1964 yılından beri Mart ayının son Pazartesi günü başlıyormuş.
Şahsen benim yeni haberim oldu.
Kitap sitelerine baktım da onların da haberi yok galiba. İlla indirim yapmalarına gerek yok ama en azından bir kutlama yazısı ekleselerdi sitenin baş kısmına iyi olurdu.
Kitap alıyorsak, kendi çapımızda küçük bir kütüphanemiz de var demektir. Kütüphane haftamız kutlu olsun :)
25 Mart 2019 Pazartesi
84- Çocuğa sevgilim demek ?
Markette sıra beklerken yanımdaki kadın iki üç yaşlarındaki kızına sevgilim diye hitap ediyordu. Sevgilim dur gitme, sevgilim gel buraya falan. Tuhafıma gitti. Aşkım bebeğim bitanem diyeni duydum, ben de derim hatta ama sevgilim diyeni ilk defa duyuyorum.
Fotoğraf Tebessüm Kahvesi isimli yerden. Hani down sendromlu garsonların olduğu yer. Bu öğlen yemeği orada yedik. İlk defa gittim, çok beğendim.
Haftasonu ve hafta sonuna doğru izlediklerim :)
Sevdiğim Tüm Erkeklere
Gizli aşk mektupları, âşık olduğu beş kişiye bir şekilde gönderildiğinde Lara Jean'in sakin lise yaşantısı altüst olur.
Farklı zamanlarda, aynı ortamda bulunup hoşlandığı bazı erkeklere içindekileri döktüğü bir mektup yazıp bunu kutusunda saklamış Lara Jean, daha sonra kız kardeşi onun yalnızlığına son vermek için mektupları sahiplerine vermiş en azından biri tutar diyerek. Böylece gelişiyor olaylar, eğlenceli :)
Ayrılık
Birlikte yaşayan Gary ve Brooke'un ufak tefek ağız dalaşları, evleri için verdikleri topyekûn bir savaşa dönüşür.
Benmerkezci bir adam, anlaşılmayı bekleyen bir kadın. Bir akşam limonun eksik olmasıyla başlayan tartışma kadının eteklerindeki taşları dökmesiyle devam ediyor ve ipler kopmaya başlıyor. Ayrılık aşamasında kadının neler yaşayıp nasıl yansıttığı, erkeğin ne düşünüp nasıl davrandığı işlenmiş.
Tidying Up with Marie Kondo
Dünyaca ünlü düzenleme uzmanı Marie Kondo, evlerde yarattığı bir dizi ilham verici dönüşümle müşterilerinin dağınıklıktan kurtulup neşe bulmasına yardımcı oluyor.
Kalkıp tekrar elimden geçiresim geldi eşyalarımı. Marie Kondo'nun kitabını okurken fazlalıkları atmıştım ama hala rahatsız edici fazlalıklar var gibi hissediyorum. Aslında belgeselini izleyince biraz daha netleşti kitapta okuduklarım, o yüzden de tekrar elden geçireceğim eşyalarımı ilk fırsatta.
Her bölümde başka bir ailenin evine gidiyorlar ve bölüm boyunca o evin toparlanmasını izliyoruz, bölümün sonunda eski hali ve yeni halini karşılaştırıp gösteriyorlar ve ailelerin düşüncelerini alıyorlar.
Kalkıp harekete geçmemiş olsam bile o aileler o evleri fazlalıklardan arındırıp toparladıkça oturduğum yerden ben bile o kadar rahatladım ki. Onların gözyaşları içinde, içlerindeki rahatlık ve mutluluğu anlatmalarındaki samimiyete inanıyorum.
İzlediğim bölümler:
1. Küçük Çocuklarla Düzenleme
İki küçük çocuklu bezgin bir çift, oyun odası dağınıklığını azaltmayı, mutfağı düzenli tutmayı ve giysileri yerleştirmeyi öğrenerek huzur buluyor.
2. Boş Bir Yuva
Marie emekli bir çifte giysilerini azaltmayı, Noel süslerini depolamayı ve eski aile fotoğraflarını sergilemeyi göstererek evlerini daha iyi kullanmalarına yardım ediyor.
3. Eşya Azaltanlar
Marie, küçük bir dairede yaşayan bir aileye geçici depolama çözümleri yaratma yollarını ve ulaşılması zor dolapları nasıl daha iyi kullanabileceklerini gösteriyor.
24 Mart 2019 Pazar
Mini buzdolabını boyadım ve bitti
Buz dolabının kapağına karatahta uygulaması da yaptım sonunda, son hali budur.
İkinci defa vernikleyip yine istediğim sonucu alamayınca bir süre ilgilenmeyi bırakmıştım. Bugün tamamladım. Bu rengi yakıştırdım ben, güzel oldu :) Ayrıca çok da kolay, sadece vernik kısmını çözemedim ben o da benden kaynaklı bir şeydir muhtemelen siz daha başarılı olursunuz belki. Renklendirmek istediğiniz beyaz eşyalarınızı korkmadan boyayabilirsiniz. Herhalde en az iki hafta oldu boyayalı. Aşınma, soyulma falan olmadı.
83- c2c ve waffle örgü modeli
Bugün bu iki modeli öğrendim. Yeni modeller öğrenmek aşırı keyifli.
Ama baya ip alıyorlar. Özellikle waffle olan. Bir yumak turuncu ipim vardı neredeyse, bu kadar ördüm ve ip bitti :)
23 Mart 2019 Cumartesi
82- Denizi görmek ve huzur
Bazı insanlar ne kadar güzel sokaklarda yaşıyorlar. Burası Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdayi mahallesine bağlı bir sokak. Yokuş inerken yol boyunca denizi ve karşı yakayı izlemek çok güzel :)
22 Mart 2019 Cuma
Sophies Universe dördüncü kısım bitti
Sonunda bitirdim dördüncü kısmı da. Bu haliyle kırlent boyuna geldi.
Üçüncü kısım bittiğinde yukarıdaki şekildeydi.
Dördüncü kısım bitince böyle oldu:
Nasıl yastık haline getireceğim bilmiyorum henüz 😁 Hiç yastık yapmadım.
Baya uğraştım ama değdi, güzel oldu bence. Sizce?
81- Caramel frappuccino
Sütlü filtre kahve için gidip, başkasının elinde görünce frappuccino’ya yöneldim. İyi de oldu, özlemişim soğuk kahveyi.
Bugün sophies universe bitti sonunda. Tabi battaniyenin tamamı değil, kırlent olacak kadarı. Annem normalde kolay kolay beğenmez bir şeyleri o bile çok güzel olmuş dedi. Bir sonraki yazıda paylaşacağım.
21 Mart 2019 Perşembe
80- Hayata karşı
Bugün hayata karşı asi yanımı koca bir doritos cips paketini bitirerek gösterdim. Bundan daha fazlası beklenemez benden. O yüzden fanusta yaşatılası insanlardan biriyim bence 🤪
Son zamanlarda özellikle bu hafta konuşma özürlü hissediyorum kendimi. Cümleleri öyle yalpadanak kuruyorum ki aklıma hangi kelimeler gelirse onlarla cümleler oluşturmaya çalışıyor gibiyim. Yeni kelimeler üretemiyorum sanki. Başka bir kelime gelmesi gerekiyorsa halihazıdaki kelimeye ekler getirerek evrilmesini sağlamaya çalışıyorum.
Böyle işte. Gidip biraz Nutella kaşıklayayım bence.
Şimdi düşündüm de;
Bendeki bu garip hallerin nedeni geçen hafta bu hafta için sağlıklı beslenmeye başlama kararı almış olmam olabilir. Sağlıksız beslenmenin dibine vurup cümle kuramaz hale gelmiş biriyim şu an.
Az önce film izledim. Adı, sevdiğim tüm erkeklere. Aşık olasım geldi.
20 Mart 2019 Çarşamba
Yasin süresinin ikinci ya da üçüncü sayfasında kirpik ya da saç teli bulmak
Okuduğum lise imam hatip değildi ama dini anlamda dikkatli ve elinden geleni yapmaya çalışan bir kız lisesiydi.
Bir gün sınıftan birisi başka bir sınıftan duyduğu havadisi anlatmaya başladı, dediğine göre önceki gece birkaç kişi Yasin'in ikinci ya da üçüncü sayfasında ya bir kirpik ya da saç teli bulmuştu.
(Sonradan biz de çevremize sorduğumuzda teyzemlerde bile çıkmıştı, dindar aileler arasında hızla yayılan mucizevi bir olay haline gelmişti.)
O zamanlar mirc, msn ya da bunu dokuz kişiye gönder tarzı mail zincirleri vardı oradan duyulmuş olabilir bilmiyorum. Şimdiki gibi anlık milyonlara ulaşan sosyal medya paylaşımları yoktu.
Bir kaç hocamız da "evet ben de duydum ve hemen kuranı açıp baktım gerçekten vardı" dedi. İnsanlar birbirine telefonla haber verip "sen de baksana seninkinde de var mı" diye sormuşlar. Benim haberim yoktu. Haberi olmayanlara "bu akşam bakın hala orada olabilir" dediler, gerçekten de akşam baktığımda ben de minik bir kirpik bulmuştum. Bir anda aklıma geldi de internetten araştırdım hiçbir şey bulamadım şimdi. Sahi o neydi ya?
Diğer sayfalarda olmayıp sadece 2 ya da 3.sayfada olması, neredeyse herkeste çıkması. Ha bir de, o kirpik ya da saç telinin peygamber efendimize ait olduğu söyleniyordu. Sarışınlarınkinden bile esmer bir tel çıkıyordu.
Film: Güzel ve Çirkin
Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast)
Saatlerin ve şamdanların hayat bulduğu büyülü bir kaleye hapsedilen cesur bir genç kadın, çirkin ama iyi kalpli bir prens...Filmin türü fantastik, romantik, müzikal.
Müzikal kısmı beni biraz sıktı.
Emma Watson role çok yakışmış.
Prensin canavar hali daha yakışıklıydı.
Kötü diyemem, masaldan uyarlama bir film anca bu kadar olur. Güzeldi.
Telefonun ekranında izledim, sinemada izleseydim daha fazla keyif alabilirdim belki, daha filmin içinde hissedebileceğim için.
79- 20 Mart Dünya Mutluluk Günü
Bugün Dünya Mutluluk Günü'ymüş, biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Çiçeksepeti'nden gelen mesajla öğrendim böyle bir gün olduğunu.
19 Mart 2019 Salı
78- Hayata bir mola verebilsek keşke
Bugünle alakalı yazacak bir şey bulamıyorum. Pek sağlıklı beslenemedğim, planladığım bazı şeyleri yine yapamadığım bir gün oldu. Yorgun hissediyorum.
Film: Yalın Ayak
Yalın Ayak(Barefoot)
Psikiyatrik bir hasta olan Daisy, varlıklı bir ailenin oğlu olan Jay ile tanışır. Hastalığından dolayı hayattan izole olan Daisy'i abisinin düğününe götürür. İşte herşey orada başlayacaktır...Annesi tarafından yıllarca eve kilitlenmiş olarak yaşayan, okula dahi gitmemiş bir kız annesinin ölümüyle dış dünyayla tanışmaya başlıyor ve bu sırada da zengin bir ailenin oğlu Jay ile yolları birleşiyor.
Aslında ben bu kadar kapalı yaşamış bir kızın bu kadar dışa dönük olabileceğine ihtimal veremedim, orası biraz saçma geldi ama kızın saflığı, içtenliği çok iyi işlenmiş. İzlenebilir.
Rüyada ekilmek
Tuhaf bir rüya gördüm etkisinden hemen sıyrılamadım. Rüya günlüğü diye bir kategori oluşturduğumu hatırlayınca buraya yazayım dedim. İnternetten bakınca yorumlar pek bir içimi kararttı, belki siz bir kaç güzel bir şey söylemek istersiniz de içim açılır :P
Rüyamda kalbimin olduğu yerde içe doğru açılan kocaman bir delik vardı. Ama kalbe doğru küçülüp kapanan ters koni şeklinde ya da girdap gibi bir delik. Kalbim görünmüyor, oraya gelene kadar delik kapanmış.
Tam o deliğe -aslında oyuk desem daha doğru olur- piercing yerleştirmeye çalışıyorum ama bir türlü durmuyor, düşüyor. Piercing tutacak gibi de değil zaten neden uğraşıyorum bilmiyorum. Pes ediyorum sonra.
Derken akşama doğru biriyle buluşuyorum. Kendim tanıyıp buluştuğum biri mi yoksa birinin tavsiyesiyle görüştüğümüz biri mi bilmiyorum ama normalde tanımadığım biriydi.
Çok içime sinmiyor, bir daha görüşmem diye düşünüyorum. Sonra bana "Göksü deresine gidelim mi?" diye soruyor. "Orası çok uzak değil mi?" diyorum. "Yoo, buradan çok uzak değil. Zaten yolun yarısını gelmiş sayılırız başka zaman gelmeye kalksak gelemeyiz hazır bu kadar yakınken gidelim" diyor. Saate bakıyorum, şimdi yakınız hemen gideriz ama bunun dönüşü de var eve dönmem gece on biri geçer diye düşünüyorum, sonra eve biraz geç gidersem bir şey olmaz diye kabul ediyorum. Göksu deresini merak ediyorum çünkü ve böyle anlık gezme kararları hoşuma gidiyor. Onun hakkındaki olumsuz düşüncem yok olmaya başlıyor.
Otobüsle gideceğiz, durağa yürüyoruz. Otobüsün duraktan kalkmak üzere olduğunu görünce koşuyoruz. Duraktan kalkıyor ama yolda durdurup biniyoruz yine de. Bir süre gidiyoruz, otobüste ayaktayız, yanındaki adamla konuşuyor sürekli. Arkadaşı mı yoksa o an tanıştığı biri mi bilmiyorum. Ben hiç yokmuşum gibi hep onunla muhabbet ediyor. Durağa geliyoruz ve bu ikisi inip gidiyor, dönüp bakmıyor bile bana.
Camiye ya da mescide gidiyorlar, bunu nereden biliyorum bilmiyorum ama biliyorum. Namaz kılacağını söylüyordu, inince kılarım diyordu. Arkadaş bulunca cemaate yetişmeye karar verdi herhalde diyorum sonradan düşününce.
Nerede ineceğimi, nereye gideceğimi bilmiyorum. Hava kararmaya başlamış ve ben dumura uğramış bir şekilde gözlerim dolu dolu onların merdivenden hızlıca alt geçide inişini izliyorum. Otobüs kapıları kapatıp devam ediyor. İnip karşı duraktan otobüse binip geri mi gitmeliydim, inip peşlerinden mi gitmeliydim şimdi nereye kadar gideceğim bilemiyorum. Çok kararsızım. Bu otobüsün seferleri çok sık olmadığı için ve bir tek bu otobüsün geçtiği duraklardan geçtiğimiz için eve ne zaman dönerim nasıl dönerim düşünceleri birbirini kovalıyor. Bu belirsizlikte uyandım. Ekilmişlik duygusu, birinin umrunda olmama, yolda bırakılma duyguları kalbime dokundu her ne kadar rüya olsa da...
18 Mart 2019 Pazartesi
77- Baharla birlikte canlanmak yeniden
Havalar iyice ısınmaya başladı.
Bu sabah işe gitmek için evden çıktığımda hava aydınlıktı. İki günde bu kadar farketmesine şaşırdım, daha Cuma günü karanlık sayılırdı.
Bahar geldikçe sadece gezmek, spontane yaşamak ve kendime odaklanıp toparlanmak istiyorum. Ama hayaller ve hayatlar birbirini tutmuyor.
Bu hafta sonu izlediğim 5 film
Başımıza Gelenler (Life As We Know It)
Holly ve Eric ilk randevularında birbirlerinden nefret ederler. Fakat arkadaşlarının bebeğine bakmak zorunda kalınca, duygularını bir kenara bırakmaları gerekir.
Yeniden 17 (17 Again)
Otuzlu yaşlarında orta yaş krizi geçirmek üzere olan Mike her şeye yeniden başlayabilmeyi diler... Ve uyandığında istediği olmuştur: Yeniden on yedi yaşındadır!
Kadın Aklı Erkek Aklı (The Ugly Truth)
Şovenist bir sabah programı yorumcusu, Çirkin Gerçek adlı program kesitinde ilişkilere dair ortaya attığı teorileri kanıtlamaya girişir.
Arkadaştan Öte (Friends With Benefits)
Bu romantik komedi, duygu ve bağlılık olmadan dostluklarına cinselliği dâhil etmeye çalışan iki meşgul bekârın ilişkisini konu alıyor.
Romantik Değil mi (Isn't It Romantic)
Romantik komedilerden nefret eden ve sıradan bir hayat süren bir mimar, başını çarpmasının ardından gözünü klişelerle dolu, göz alıcı bir romantik komedi dünyasında açar.
17 Mart 2019 Pazar
76- Alışveriş günü
Her şey ne kadar da pahalı. Alışverişe çıktım sadece iki parça alabildim, çok güzel şeyler yok ama olanlar da çok pahalı.
Hava güneşli, çok güzeldi. Adım başı parti büfeleri ve zangır zangır çalan şarkıları da olmasa daha iyi olabilirdi. Şu seçim gelse de bitse artık.
Hindistan cevizi kesip yedik bir de bugün. İçindeki cevizi çıkarmakta baya zorlandık. Kolay bir yöntemi yok mu bunun acaba?
16 Mart 2019 Cumartesi
75- Dizi film günü
Dört film izledim, hala izleyesim var.
Bir de Sherlock dizisine başladım.
Fotoğraftaki haribolar çok güzel ama mor olan marshmallow’dan ziyade jelibon gibi. Diğeri, içi çikolata dolgulu marshmallow.
15 Mart 2019 Cuma
74- Tuzlu donut
Hafta başından beri bugünü bekliyorduk arkadaşla tuzlu donut yemek için. Çok da bir esprisi yokmuş, tuzsuz tatsız poğaça gibiydi. Tuzlu donut demişler ama neredeyse şekerli sayılırdı. Hiç tuz koyulmamış gibi geldi.
Fotoğrafta elimde tuttuğum tuzlu olan, peynir ve zeytinli. Krem peynirle zeytin ezmesini karıştırıp ortasına enjekte etmişler. Neyse ki bir tuzlu bir tatlı alıp bölüştük de tatlı olanla kapanışı güzel yaptık.
Bu arada biz hep donutu danıt diye okurduk ama donat diye okunuyormuş. Gerçi biliyordum ama benimseyeniyorduk. Alışmaya çalışıyorum donat demeye 🤓
Capitol’den eve yürüdük yine. Akşam yürüyüşü iyi geldi.
Zoretanin tedavisi bittikten yedi ay sonra
3 Eylül'de tedavim bitmişti. Bırakalı yedi ay olacak yani. Son olarak Tre krem kullanma dönemimden bahsetmiştim, ama düzenli kullanmayıp doktor kontrolüne de bir türlü randevu bulup gidemeyince pek bir etkisini gözlemleyemedim. Buraya da yazamadım o yüzden.
İlacın vücuttan atılması 6 ayı bulur diye bir söylenti vardı. Bilimsel olarak araştırmadım. Eğer öyleyse benim şu an vücudumdan, karaciğerimden atılmış olması lazım. Tekrar sivilce sorunum olmadı ama cildim hassaslaştığı için bazı şeyler alerji yaptı. Bir yerimi kaşırken çok sert olmamaya çalışıyorum. Göz kuruluğu, burun kanaması, eklem ağrılarım bitti ama dizimde sabah kalktıktan sonra bir süre ağrı hissediyorum.
Sivilce hiç mi çıkmıyor derseniz, çıkıyor. Adet döneminde illa ki bir kaç tane çıkıyor. Bir iki tane demek isterdim ama bende üç beşi buluyor. Neyse ki fazla büyümeden ve çoğalmadan yok oluyorlar birkaç gün sonra. Bir de yememe içmeme dikkat etmezsem ertesi gün bir iki tane çıkıyor. Mesela dün annem komşuları çağırmış bir sürü de hamur işi yapmıştı, eve gidince yemek için gömülüp abarttım biraz ve bu sabah masa lambasından yüzüme bakınca ilk defa gözüme bu kadar yakın bir sivilce gördüm. Kaş başlangıcının altında, göz ucunun bir tık üstünde. Sonra biraz aşağısında, iki tane daha ve diğer yanağımda da bir tane daha gördüm.
Zaten dün akşam hafiften kaşınmaya da başlamıştım, ne yediğime dikkat etmem gerekiyor benim kesin.
Aslında fotoğraf eklemeyecektim ama merak edenler için daha açıklayıcı olsun ve kendim de dönüp bakabileyim diye ekliyorum:
Masa lambasından bu sabah çektim. Işık sarı olduğu için kızarıklığı çok belli değil, biraz daha kızarıklar normalde. En fazla bu büyüklükte çıkıyor işte.
Bir de kavrulmuş bademi hayatımdan tamamen silmem lazım gibi. Çünkü tek bir tane bile yesem ertesi sabah sivilceyle uyanıyorum hem de baya kaşınan ve sinir bozan türden sivilce... Sivilcenin yemekle içmekle alakası yok diye kim demişse halt yemiş. Bal gibi de var. Hem yediklerime dikkat etmeliyim hem de karaciğerimi temizleyecek bir kür uygulamalıyım, sabahları maydonoz limon içebilirim mesela. Sizin önereceğiniz bir şey varsa siz de yoruma yazabilirsiniz.
14 Mart 2019 Perşembe
73- Kalpli kahve
Kahvemden bir yudum almamla oluşan bu kalp şeklini fotoğraflamasam olmazdı :)
Bugün tıp bayramıydı, tüm sağlıkçıların tıp bayramını kutlarım.
13 Mart 2019 Çarşamba
Kitap: Altıncı Koğuş
Dışarıdan bakıp beylik laflar etmek kolaydır, bir de işin içine girip de dediklerini uygula bakalım... Bu kitabın bende oluşturduğu düşünce bu oldu. Ben de kendimi o koğuşa kapatılmış gibi hissettim. İç sıkıntım arttıkça arttı, farkındalığım ile birlikte...
68 sayfalık, incecik bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
72- Çikonat
Sebebi nescafe bence.
Kahve içince yanında tatlı bir şey yeme ihtiyacı hissediyorum, o an tutsam da kendimi sonraki saatlerde hep aklımda takılı kalıyor. Sabah içtik arkadaşla, sade. Öğleden sonraya kadar anca dayandım abur cubursuz.
Yine de sadece 1 cocostar ve biraz leblebiyle bitirdim sayılır iş gününü. Akşam evde de çok abartmazsam problem kalmayacak :))
Serkan Altuniğne'nin karikatürlerine sardım bir süredir instagramdan. Bobo çok tatlı :D
12 Mart 2019 Salı
71- Aburcubursuz
Bugün gün boyu hiç abur cubur yemedim. Kahve ve çay da çok fazla tüketmedim. Kendimi çok iyi hissediyorum, esaretten kurtulmuş gibi falan 🤓 Böyle rahatlatacaksa, zorlamayacaksa iyi ya. Yemem paketli şeyleri artık.
Fotoğraftaki kahve geçen haftadan. Bugün hiç içmedim, şimdi kalkıp yapıcam. Bir de yanına çikolata alabilirim, çünkü bir anda bırakmak olmaz yavaş yavaş olsun tam olsun di mi 🤪
11 Mart 2019 Pazartesi
70- Tartıda 60‘ı görmek...
Hayatımda ilk defa 60 kilo oldum, hatta 61... Şimdiye kadar en fazla 58 olmuştum, iniyordum ama hiç üstüne çıkmıyordum. Geçen haftalarda bir gün evdeki tartıya çıkıp 60ı gördüm, neyse ki annemi de 2 kilo fazla tartmıştı o yüzden direk tartının bozulduğuna ve iki kilo fazla tartmaya başladığına kanaat getirdik. Ama kilomu merak ediyordum o yüzden hemen yeni bir baskül siparişi verdim. Bugün geldi ve acı gerçek, tartımız bozuk değilmiş biz kilo almışız...
60 olduğumu öğrenen kardeşimin sevimsiz sevimsiz gülüp aramıza hoşgeldin demesiyle iyice gerildim. Aranıza falan gelmedim vericem o kiloyu diyip ayrıldım oradan.
Babamın acımasız şakaları da iyice ortamı tatsızlaştırdı çünkü.
Ciddi ciddi bir şeyler yapmam lazım.
Gülerken yanaklarımda gamze belirmesinden anlamıştım bir şeyler olduğunu. Pantolonlarım da artık bacağımda dönmüyor, aksine uzun süre oturunca bacağımı sıkmaya başlıyorlardı. Göbeğimi içime çekmekten pes edeli de biraz olmuştu.
Bir süredir neredeyse hiç aç kalmadığımı farkettim. İşyerinde her saat başı bir şeyler atıştırıyorum. Bugün dolabımı açıp da hiç abur cubur kalmadığını görünce elim ayağım boşandı resmen. Hemen çıkıp markete gidip bir şeyler almamak için kendimi zor tuttum.
Sabahları poğaça, öğlene kadar kahve çikolata, öğle yemeğinden sonra yine kahve çay abur cuburlar ve yatana kadar bu böyle devam ediyor... Tüm hayatıma yayılmış olan hareketsizlik de cabası.
Kendimi TLC kanalında çıkan, hayatındaki travmaları bastırmak için yemeğe saran obezler gibi hissediyorum.
Dizi: Breaking Bad
Dün son sezonunun son bölümünü de izleyerek bitirdiğim dizi.
Fazla kanlı bitti ama bitmesi gerektiği gibi bitti bence. Olması gerektiği gibi oldu. Bazı kayıplar belki olmasa daha iyiydi ama kurunun yanında yaş da yanıyor maalesef...
İlk sezon biraz sıkıcı gelmişti doğrusunu söylemek gerekirse. İlk bölüm iyiydi de sonra aynı şeylerin tekrarlanması sıkmıştı. İyi ki pes edip bırakmamışım, son iki sezon özellikle çok iyiydi. Son sezon takır takır çözülerek sonuca ulaştı.
İzlemeyen varsa tavsiye edebilirim. Narkotik, uyuşturucu, bağımlılık, arafta kalan bir ana karakter var. Ailesi için en iyiyi isteyerek yola çıkıp belki de en kötüye ulaştıran bir baba...
Kitap: Ben Bir Gürgen Dalıyım
Kızkardeşime hediye gelen bir kitaptı, kendisi bitirir bitirmez bana getirdi mutlaka okumalısın diyerek.
Dün bir çırpıda okudum ve bitirdim. Masal tadında, çok güzel bir kitap.
Bir gürgen ağacının dilinden anlatılıyor her şey. Bir gürgen ağacının gözünden insanlığı gösteriyor. Ağaçların, bitkilerin ne yaparlarsa yapsınlar seslerini insanlara duyuramadığı ve her şeyin insanda başlayıp insanda bittiği bir öykü... Akıcı ve etkileyici.
Kitap: Elia ile yolculuk
Okuyalı baya oldu ama buraya yazmak bir türlü nasip olmadı.
Kitabın içine giremedim bir türlü, yarısına kadar zor okudum. Normalde Livaneli severim ama bu kitap zorladı beni nedense. Fazla isim olması kafamı karıştırdı. Yarısından sonra biraz daha akıcı gelse de bazı yerleri anlayamayarak devam ettim. Çok içine girerek okuduğum bir kitap olmadı. Kötü diyemem, yine de güzel ama daha güzel kitaplarını okumuştum.
10 Mart 2019 Pazar
69- Bardak altlığı
Pinterest’te gördüğüm bu bardak altlığını, bakarak anladığım kadarıyla yapmaya çalıştım ve oldu bence. Bugün hiç sofi örmedim. Buzdolabını vernikleyecektim onu da yapmadım. Biraz tembel bir gün oldu. Hasan Ali Toptaş’ın Ben bir gürgen dalıyım adlı kitabını kardeşimin ısrarı sonucu okudum. Çok güzeldi. Breaking bad dizisini bitirdim. Başım ağrıyor bugün. Aslında bir şeyler yapmışım yine de ama hiçbir şey yapmamış gibi hissediyorum nedense.
9 Mart 2019 Cumartesi
68- Sophie’s Universe
Soficilikte 3.part bitmiş durumda. Kaldı 4. Baya farklı modeller öğrendim, misal son sırayı sağdan sola değil de soldan sağa ördüm. Böyle bir şey olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi 😄
Ama bitmek bilmedi bir türlü. Mandanın çapı da genişledikçe daha fazla zaman alıyor örmek.
Bunun dışında bugün hava müthişti. Çok uzaklaşmasak da dışarı çıkıp değerlendirdik çok şükür :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










































