Sayfalar

31 Aralık 2023 Pazar

Hoş geldin 2024

Çok zorlu bir 2023ten sonra şifa gibi bir yıl olsun dilerim. 

Yaralar tamamen kapanmaz belki ama daha katlanır hale getirilebilir ve yaşama devam etmek daha kolaylaşabilir. 

Mutluluk, umut, neşe, sağlık, zenginlik, huzur dolu bir yıl olsun. Her şey hep yolunda gitsin, hep olması gerektiği gibi olsun. Adalet yerini bulsun. Hakeden hakettiğini bulsun, yüreği yananların yüreği ferahlasın. Kızgın kumlardan serin sulara atlayıp tertemiz mavilikte süzülmek gibi geçsin gitsin inşallah.

——

Bu yıl için kendime hedeflerim;

- En az 1 yurt içi şehir gezisi

- 1 yurt dışı gezisi

- 1 konser

- 1 tiyatro

- 1 sinema

- 1 yeni hobi edinmek / kursa gitmek

- En az 3 seminere ya da etkinliğe katılmak

- En az 10 kitap

- En az 5 film

- Sağlıklı ve güzel bir ilişkiye başlamak 

- Düzenli günlük/ajanda tutmak (blog dahil)

- Yeni arkadaşlar edinmek, yeni çevre yapmak

- Herkese her şeyimi anlatmamak

- Dedikoduyu sıfıra indirmek

- Sağlıklı beslenmeye devam etmek

- Sporu hayatıma entegre etmek

- Kilomu 60ın altında tutmak 

- Önceliği kendime vermek

- İş arkadaşlarıyla mesafeyi korumak

- Evin fazla eşyalarını çıkarıp olabildiğince minimalist olmak

- Programlı yaşamak/günleri programlamak 

- Ve tekrar söylüyorum: Önceliği kendine vermek. Kimse için kendinden ödün vermemek. 

Cesaretin var mı aşka (film)

Ahmet Mümtaz Taylan ile Empati başlıklı YouTube videolarını izlediniz mi? 

Bugün Hazal Kaya ile olan bölüme denk geldim. Güzel bir konsept oluşturulmuş bence. Yaşanmış hayat hikayelerini kimlik belirtmeden anlatıp, konuğun kendini bu hikayedeki kişi yerine koyup ne düşündüğü ne hissettiği soruluyor sen olsan ne yapardın deniyor ve en sonunda da bu hikayedeki kişinin kim olduğu açıklanıyor. 

Arada da konuk ile kendi hayatı ile alakalı muhabbet ediyorlar.

Hazal Kaya’ya en sevdiği film soruldu, o da biraz düşündükten sonra “Cesaretin var mı aşka” dedi, Türkçeye böyle çevrilmiş adı dedi ama orjinal adını söylemedi. Ben de rasgele seçmektense beğenilmiş bir film izleyip kafa dağıtmak istiyordum. Video bitince filmi bulup hemen izlemeye başladım. 

Pek beklediğim gibi değildi ama bu kötüydü anlamına gelmesin. Çok farklı bir ilerleyişi var ve bu aslında hoşuma gitti. Klasik filmlerden farklıydı. 

Aşk, gurur, nefret, kararsızlık, pişmanlık, özür, çaresizlik her şey var filmde. 

En çok da, daha kendileri bile ne yaşadığından bir türlü emin olamayan ve kuru yaprak gibi savrulup duran iki insanın  çırpınışlarını izlemek, onların ne düşündüğünü ne hissettiğini anlamaya çalışmak ilgi çekiciydi. Psikolojik test gibi bir film. 

Vurdumduymaz, karasız, başına buyruk olmanın hayat akıp giderken kişiye ne kattığını ya da kişiden ne aldığını anlamak zor. Sürekli ders alarak, tecrübe ederek öğrenme yoluyla yaşamak yıpratıcı. Hayat çok fazla savurgan olmak için hiç konforlu bir yer değil ama gözü kara olmak marifet sanıyoruz. 

Sen hayatı yumrukladıkça o da seni yumrukluyor, bir tarafın alttan alması gerekiyor ve bu taraf sen olmak zorundasın. Hayat, tamamen içgüdüsel davranan, korkunçluğu aslında sığlığından gelen koca bir yaratık gibi. 

Bir sonraki izlemek istediğim film ise Limitless. Çok defa izlemeye niyetlendim ama vakit yaratamadım. İzleyip izlemediğimden de çok emin değilim aslında ama izlesem hatırlardım herhalde. 

Bu arada burnum neredeyse tamamen iyileşti. Hala bantlı ama yarın çıkaracağım artık bantları da. Doktor banyoda sıcak suyla çıkarırsın demişti. Arada çok az masaj yapıyorum. Yamuk sandığım yer de eskisi gibi yamuk görünmüyor gözüme, ödemdenmiş galiba gerçekten. Şiş indikçe yüzüm küçülüyor ve oturuyor. Burun spreylerim bitti, doktora sordum ne yapayım diye çünkü bişey kullanmam lazım burnum çok tıkanıyor. Kanlı parçalar çıkıyor hala. Okyanus suyu kullan dedi. Eczaneden aldım, bir kere kullandım baya rahatlattı gerçekten fısfıs artık işe de yaramıyormuş temizledi baya bu. Ama ikinciye kullanamadım çünkü sprey başlığı bozuldu. Pazar günü olduğu için bugün, değiştirmeye de götüremedim. Beyaz sprey başlığı çıkarıp siyah çubuğu tırnağımla bastırarak çok manuel bir şekilde kullanmaya çalışıyorum ben de.

Salı günü iş başı yapacağım. 

Bir de hayatımda farklı yaşam alanları oluşturmak istiyorum. İş ve ev dışında zaman geçirdiğim başka yerler olsun istiyorum. Biraz bunun üzerine düşüneceğim.

Son olarak bugün çok farklı bir hissiyat oluştu içimde. Anne olmak istediğimi düşündüm. Annelik hep bana korkutucu ve asla yapamayacağım bir şey gibi gelirdi ve evlensem bile anne olmayacağımdan neredeyse emindim. Hatta karşı taraf çocuk ister diye evlenmekten hep kaçtım. Ama bugün biri tarafından gerçekten koşulsuz sevilmek, sevgisinden şüphe duymadan, sana muhtaç olan bir varlığın olması çok muazzam geldi. Hep yeteri kadar sevilmediğimi düşünüp kendimi üzen biriyim ama annelikte çocuğun ne olursa olsun seni sevmekten vazgeçmeyeceği gerçeği bu açıdan çok iç rahatlatıcı değil mi? Sadece bunun için çocuk sahibi olunur mu, ne kadar sağlıklı olur bilmiyorum ama böyle düşünmek bi an anneliği sevdirdi bana. Erkeklere asla tam anlamıyla güvenip sevginin karşılığını alamıyorsun maalesef. Eşim olsun seveyim sevileyim yeter diye düşünsen de öyle olmuyor. Hatta fazla sevince cozutuyorlar pişman ediyorlar insanı. Ama bu içimdeki büyük sevgiyi çocuğa verip onu sevgiye doyurabilir ve hayata dayanıklı bir birey olarak yetiştirebilirim gibi geldi bi an. Yaşım 35ten 40a doğru gidiyor diye böyle oldu belki de. Biyolojik saatim “yaşın geçmeden iyi düşün” diye beni dürtüyor sanırım. Nasip.

25 Aralık 2023 Pazartesi

Rinoplasti -2

Tamponlar çıktıktan sonra rahatladım. Nefes alabiliyorum artık arada bir tıkansa da spreylerim var onları sıkıyorum. 

İlk defa o çıktığı gece biraz daha uyudum nihayet. Sonraki geceler de sabaha kadar rahat bir uyku olmasa da nispeten daha iyileşti uykularım. Hala biraz diken üstünde yatıyorum, ya burnumun üzerine yatarsam diye. 

Banyo yapamamak çok gerdi bir de beni. Yıkanamadıkça ağırlık çöktü sanki üstüme. 

Bugün tam 1 hafta oldu. Sabah atel alındı, aynadan burnuma baktım gayet güzel. Ama biraz sola kayma var gibi. Doktora söyledim, çok görünür bir şey değil dedi. Dikişleri aldı, ben kendi erir diye beklerim sanıyordum ama duramadı doktorum o görüntüye sanırım. Biraz acıdı, kanlanmıştı çünkü. Bir yerde bıraktı gerisini sen temizlersin dedi. 

Sonra bantlar yapıştırdı burnumun üzerine ve yapılacak masajları anlattı. Masajlar diyorum çünkü bana iki tane masaj verdi, burnum azıcık sola kaymış galiba dediğim için sanırım. Kendisi burnumda uygularken baya canım acıdı. Çatır çatır sesler geliyordu burnumdan, kemiklerden. 

Masajlardan biri, işaret parmaklarıyla yanlardan yuvarlak masaj yapmak. Gün içinde 3-4 kere birkaç dakika dedi yanlış hatırlamıyorsam. 

Diğer masaj ise burnu yana katlama masajı gibi bişey. Nasıl anlatayım bilemiyorum internetten de bulamadım. Baş parmağını burnumun sağ yanına bastırıp işaret parmağıyla sol tarafı kökten uca aşağı doğru eğdi hilal görüntüsü oluşana kadar. Bunu bir kaç kere yaptı. 

Tüm bu masajlarda gözlerimden yaşlar geldi. Kendim nasıl yapacağım hiç bilmiyorum. 

Burun spreylerinden birini fazla kullanıyormuşum yanlışlıkla, ama bişey olmaz bundan sonra doğru devam edersin dedi. Spreylere devam edeceğim, antibiyotiği bitireceğim, prednol günde 2ydi 1e indirdi sabah tok. Ağrı kesiciyi bırakabilirsin dedi  

Banyo yapabilirsin dedi, sauna, hamam, havuz yok gözlük kullanma ve çok sıcak banyo yapma dedi. Artık başımı öne eğmemde de sıkıntı yokmuş. Pazar günü de banyo yapıp bantları çıkarabilirmişim banyoda sıcak suyla. 

Burnumun alçısını çıkarırken biraz ödem var ama çok değil dedi. Yüzüm aşırı ödem yapmadı çok şükür. Çok fazla buz uyguladım doktor nasıl dediyse öyle yaptım o baya etkili oldu ödem konusunda bence.  

Doktorun odasından çıkarken biraz başım dönüp midem bulandı. Burnumla böyle oynanabilir olması tuhaf hissettirdi ve zorlandığım için kötü hissettim biraz ama toparladım kendimi. Hala düşünüyorum nasıl yapacağım bu masajları diye. Olmazsa o C gibi, hilal çizer gibi olanı yapmam yani napayım. Bi de korkuyorum çünkü onu yapayım derken başka bişey çıkarsa diye. 


————

Banyo yaptım geldim. Buraya yazarken bir arkadaş mesaj attı ona resim atıp yamukluktan ve masajlardan bahsettim. Ödemden olabileceğini, güzel göründüğünü söyledi. Ödem inince düzelir dedi. Doktorun da böyle demesini bekliyordum aslında ama adam direk masaj verdi :) muhtemelen hastalardan bunu duyunca sonra ben demiştim diyip şikayet edenler olduysa bi önlem olarak hemen masaj veriyor da olabilir. Doktorumu sevdim aslında, hiç şikayetim yok, elinden geleni yaptığına eminim ve bence o da çok dikkatli olmaya çalışıyor.

Sonra kız kardeşimle konuştum o da pek yamuk göremedi çok çok az var dedi ama şişliktendir dedi. Onun bir arkadaşının burnu da yapılıydı onda da varmış, şimdiye kadar farketmemiş ben ameliyat olunca farketmiş biraz yamuk olduğu. Sonra başka bir arkadaşının kardeşininki de yamukmuş. Eğer burun normalde yamuksa ameliyat ile dümdüz olamıyor illa biraz yamuk kalıyormuş. Neyse, dediğim gibi ben memnunum şu an çok şükür. İnşallah daha da güzel olacak. İnternetten araştırınca bazı doktorların artık masaj önermediğini okudum. Sürekli yapmak şart değil ama arada bir yapılmalı bence ödemin kolay atılması için. Ben böyle yapmayı düşünüyorum. 

Bir arkadaş grubumuz var whatsappta onlara foto attım onlar da ödemden öyledir dedi. 

Bunlar içimi rahatlattı. Bugün burnuma pek dokunamıyorum belki akşam masaj yaparım belki yarın başlarım. Günde 20 kere 5 dakika değil de 3-4 kere yaparım herhalde. Bakıcaz artık. 

Banyo yapmak o kadar iyi geldi ki, yenilendim resmen. Ferahladım, rengim açıldı resmen. 

Burnuma su alıp sümkürebilirmişim artık, bir hafta sonra ilk defa sümkürerek burnunu temizlemenin rahatlığını da yaşadım. 

Ameliyat zor iş. Mecbur değilseniz girişmeyin bence. Estetik ameliyatı olmak çok daha stresli çünkü sürekli kontrol edip bir şeyler buluyorsunuz. 

Geçen sene bir arkadaş “burnumu çok seviyorum ama kemik var onu aldırmam gerekiyor. Ya şeklini bozarlarsa diye çok korkuyorum o yüzden yaptıramıyorum” demişti. Şimdi daha iyi anlıyorum onu. Düzelttirme istemiyorsanız yapmıyorlar tabi ama yine de kemikler alınıp kapatılınca bir şekil değişimi olur mu bilemiyorum. Mesela çok düzgün güzel bir burun ameliyattan sonra yamuk gibi görünüyorsa ne kadar gerilir insan. 


Neyse bitti gitti şükür bu ameliyat işleri. Üç aydır beklediğim ameliyatı oldum. Zorlu geceler geçirdim. Atel çıktı, banyo yaptım, dikişler çıktı, bant da çıkacak, normal hayatıma döneceğim 🙏 

Şimdi tek sıkıntı masajlar kaldı, onu da kolaylıkla geçireceğim inşallah 🙏 

20 Aralık 2023 Çarşamba

Rinoplasti -1

 Merhaba

Ben ameliyat oldum çıktım bugün 3.gün. 

Her şey yolunda çok şükür. 

Telefondan girdiğim için yorumlara cevap yazamıyorum en kısa zamanda gelmeye çalışacağım. 

Pazartesi günü sabah doktorun asistanı aradı, sizden önceki ameliyat iptal oldu şimdi gelebilir misiniz dedi biz de zaten yoldaydık. Geliyoruz dedim. Gider gitmez danışmadan yatış işlemleri yapıldı. Anestezi doktoruna gidip anesteziye uygun olup olmadığıma bakıldı, yani form dolduruldu. Devamlı kullandığın ilaç var mı, kalıcı rahatsızlığın var mı, hamilelik var mı, öksürük var mı vs. En son ekg sonucuna da baktı tamam uygunsunuz dedi. Tam odaya çıkacakken doktorumla karşılaştım. Herkes hasta tüm randevular birbirine girdi dedi. Ben de hastalanmamak için baya direndin dedim. Ailece gitmiştik hep birlikte asansöre bindik doktorla benim odaya geçtik. Yüzümün fotoğraflarını çeşitli açılardan çekip ne işlemler yapacağını anlattı. Tamam dedim. Hemşire gelip doldurmam için bir sürü kağıt bıraktı, hızlı hızlı doldurdum. Anesteziden vs doğacak şeyleri kabul ediyorum falan yazıyordu. 

Önlüğü giydim, saçımı arkadan ördüm rahatsız etmesin diye. Alt çamaşır hariç her şeyi çıkartmak gerekiyormuş. Hemşire gelip damar yolu açtı. Sedye geldi yatırıldım ve asansöre binip ameliyat katına giderken hemşire damar yolunda sakinleştirici enjekte etti. Ondan önce de daha odadayken ilk damar yolu açtıktan sonra bir şey enjekte etti, kolay akışkanlık olsun diye mi ne dedi hatırlamıyorum şu an. 

Ameliyathaneye indik, içeri girdik, koridorda ağzıma sarı bi maske uzatıldı. Kötü bi kokusu vardı, bir kaç saniyede gitmişim. Kimse bişey konuşmadı, bir şey sormadı. Bayılmışım. Millete hangi şarkıyı açalım diye sorarlar, 10dan geriye say derler benimki alelacele oldu :) ama iyi de oldu bi yandan, beklemek tedirginliğimi arttırabilirdi mutlu girdim mutlu çıktım. Uyanmadan önce bir kaç rüya görür gibi oldum. Ailemi gördüm herkes mutlu ve hareket halindeydi sanki güzel bir koşuşturmamız var gibiydi. “Özlem. Özlem. Özlem!” Diye gittikçe yükselen bir sesle uyandım. Sol tarafımda önlüklü bir adam, benim doktor değil belki anestezici belki de hemşir bilemiyorum. “Bitti, çok güzel oldu” dedi gülümseyerek ve gitti. Tekrar yanımdan geçerken “her şey yolunda gitti di mi” dedim evet dedi. Çok şükür diyip durdum. İki de bir etrafıma bakıp şükür çektim. Bittiğine inanamadım. Gerçekten çok tuhaf, gözünü kapatıyorsun, açıyorsun bitmiş. 

Sonra iki hemşire geldi beni ordan çıkarırlarken kapıda kız kardeşimin beklediğini gördüm. Hemşire “çok güzel oldu, zaten güzel” dedi. Kardeşim de “evet fotoğrafları gördüm” dedi. Asansörle odaya çıktık. Yatağıma yatırıldım. Çok üşüyordum. Üstüme montumu ve sabahlarımı da örttüler. Sonra iş yerinden arkadaşlar geldi ziyarete sağolsunlar. 

Uyandığımda bilincim tamamen yerindeydi, her şeyi net hatırlıyorum ama bazı şeyleri çok tekrar tekrar sormuşum. Sorduğumun da farkındayım aslında ama sanki bi inanamamazlık vardı. Mesela kardeşime 4-5 kere ameliyatın kaç saat sürdüğünü sormam gibi. 

Ağrım sızım yoktu. Sadece sersemlik vardı. İki saat sonra bir şey yiyebilir demişler. Yemek geldi çorba ve hoşaf. Çorbadan biraz yedim sadece. Bir tane de refakatçiye yemek geldi onun menü daha fazlaydı.

Bu arada ameliyat sonrası ilk uyandığımda burnumdan nefes aldım, burundan alma dediler. Delikli tampon nasılsa diye düşünmüştüm ama zaten daha sonra o kadar kan doldu ki orası istesem de nefes alamıyordum. 

Burnum kapalı olunca da bir şey yiyip içmekte çok fazla zorlanıyorum o yüzden pek yiyip içemedim. Nefes alırken de ağızdan almakta zorlanıyorum biraz. 

Odaya geçtikten bir süre sonra doktorum geldi, nasılsın dedi her şey yolunda gitti dedi hem sağlık olarak hem görüntü olarak tam istediğimiz gibi oldu dedi. Teşekkür ettim. 

Ben çıkmadan önce de doktor gelip bilgi vermiş bizimkilere. Fotoğrafları atmış. Kemikleri aldık demiş. Her şey yolunda demiş. 

Burnumun altına deliklerden akan kanlar toplansın diye pamuk yapıştırmışlardı o dolunca hemşireyi çağırdık. Odada arkadaşların getirdiği çiçekler vardı, hemşire abla gülerek dedi ki bu çiçekleri bırak boşver napıcan daha 17 yaşındasın zaten. Kardeşime dönüp “di mi” dedi güldü. Refakatçim kızkardeşimdi annem eve geçmişti. “Ben hala tam algılayamıyorum galiba” dedim. “Kız kardeşin sana anlatır” dedi giderken. Meğerse benim yaşıma inanamamışlar. Nasıl 37 olabilir falan demişler çok küçük gösteriyor demişler. Zaten ilk görüştüğüm hemşireye de yaşımı sorduğunda 37 dediğimde şaşırmıştı “ben de reşit mi acaba diyorum” demişti. Kardeşim “herkes yaşından bahsediyor nazar değecek calla” dedi. Biraz abarttılar ama tamam küçük gösteriyorum ama 17 de değil yahu :)

Akşama kadar damar yolu sol elimde takılı kaldı. Akşam 17:00de çıkış yapılabilir dendi. Doktorun asistanından rapor istedim 10 gün yazdı, 10 gün bitince haftasonuna 2 gün kalıyor diye 12 gün istemiştim 12 günü toplu yazamıyorlarmış. 10 gün bitince ara 2 gün daha yazalım dedi. 

Parayı da nakit verdim bu arada. 

Saat 5r doğru yine yemekler geldi, bu sefer benimki de tam menüydü. Babamla annemin bizi almasını beklerken ben biraz yemeye çalıştım ama çok az yiyebildim. Burnum tıkalıyken çok zorlanıyordum. 

Neyse çıktık hastaneden, eve geçtik. Hastanede 2 saat kadar sonra buz tutmaya başlamıştık. Yarım saat buz tutup yarım saat tutmuyorduk. Buna evde de devam edin dediler. Buz tutarken başımı aşağı yatırıyorum ki buz kaymasın yüzümde dursun, buzu kaldırınca yine hafif oturur pozisyona geçiyordum. Evde de, gece boyunca da devam ettik. Annem sağolsun yardımcı oldu. Ama sabaha kadar da neredeyse hiç uyuyamadık. Yarım saat o kadar çabuk geçiyordu ki. 

Eve gelirken eczaneden ilaçları da almıştık, antibiyotik, ağrı kesici, kortizon, iki burun spreyi ve teramisin. Spreyleri tamponlar çıktıktan sonra kullanacaksın dedi hemşire. O akşam hapları içtim. Teramisine ertesi sabah başladım. 

Alarm kurarak aksatmadan buz koyduğumuz için olsa gerek, korktuğumuz kadar şişip morarmadı yüzüm. Doktor cildimin çok hassas olduğunu ve gözlerimin şişlikten kapanabileceğini söylemişti. Ameliyat sonrası fotoğrafı çekerken bile burnum biraz şişmişti. 

Çok şükür o kadar kötü olmadım. 

Ertesi gün bir iki lokma anca kahvaltı yapabildim antibiyotik içebilmek için. Buza devam ettik. Yine akşam olunca hem uykusuzluk hem beslenmemiş olmam ve sürekli ağızdan nefes alıp vermekten boğazım uyuşmuş gibi hissetmemden dolayı biraz kötüleştim. Sanki boğulacakmışım gibi, nefes alamayacakmışım gibi hissettim. Artık aşırı uykum vardı ama uyuyamıyordum. Sabaha kada yine uyuyamadım, buz tutma işimi biraz savsakladık bıkkınlık geldi çünkü. Sabaha doğru biraz uyumuşum o beni azıcık kendime getirdi. 

Tam uykuya dalıyorum burundan nefes vermeye başlıyorum ve aniden uyanıyorum. Hep böyle oluyordu. En sonunda bayıldım mı noldu bilmiyorum uyudum azıcık. 

Sabah 7 gibi hastaneye gidip tamponları çıkaracaktık allahtan.  Bir gün-gece daha dayanacak gibi değildim. 

Birinci gün, yani ameliyat günü ve gecesi en zoru olur sanıyordum ama ikinci gece en zoruydu. 

Şimdilik burda bırakıyorum. Devamı sonra. 

17 Aralık 2023 Pazar

Son 1

Yarın ameliyat günü. Ameliyat sebebi burun kemiğimin burnumu kapatmasından kaynaklı. Önceden çok sıkıntısını çekmezdim ama son bir kaç yıldır alerjim başlayınca nefes alamaz olduğum için doktor ameliyat olman gerekiyor dedi. 

Bugün daha iyiyim, dün yorgana sarılıp uyudum gün boyu neredeyse. Ve şundan kesin emin oldum ki hastayken gün boyu yataktan çıkmayıp mümkünse terleyip iyice dinlenmek şifaymış. Özellikle hastalık ilk belirtilerini verdiği an bunu yaparak ağırlaşmadan atlatılabilir bence. 

16 Aralık 2023 Cumartesi

Burun ameliyatı

Herkese merhaba. 

Pazartesi günü burun ameliyatı oluyorum inşallah her şey yolunda giderse.

Bugün biraz hasta gibiyim de maalesef. 

Doktora bir şey yazmadım internetten araştırdım gripken ameliyat olan bile varmış. Çok kötü değilim bu halim engel olacak kadar değil aslında.

Üç aydır bu günü bekliyorum şimdi son dakika hasta olmak biraz moralimi bozdu ama direncimi kaybetmemeye çalışıyorum. 

Dün akşam biraz kuru öksürmeye başladım. Sabah yine biraz geniz akıntısı var gibiydi. Bugün gün içinde az az öksürüğüm oluyor ama sanki ateşim çıkıyor gibi ve o tedirgin ediyor beni. 

Sabah güzel bir kahvaltı yaptım. Kızılcık şerbetinin dünkü bölümünü izlemeye başladım. Baktım daha fazla duramıyorum yarıda bırakıp yatmaya gittim, yorgun hissediyordum. Ama dön dön yatamadım. Sonra kalktım bi mandalina yedim bir de Türk kahvesi içtim kendime geleyim diye. Bir de nebülizatöre içme suyu damlatıp ondan tuttum burnuma. Ama sanki bu beni yeniden öksürttü. Pek fark etmedi bişey. Psikolojik mi gerçek mi anlayamadım bu hastalık hali. İki de bir de tuvalete çıkıyorum, annem heyecan yaptığın için diyor ama bilemiyorum.

Üç aydır gerim gerim geriliyordum ameliyat nasıl olacak ilk defa ameliyat olacağım diye, şimdi de ya ameliyat olamazsam korkusu başladı. 

İşyerinde cuma günü etrafımda bir sürü hasta oldu bir anda. İnsanlar öksürüyor, halsiz hissediyor falan. Evde babam da hasta, hatta bugün erkek kardeşim de hastalık başlangıcında gibi.

Ameliyat açısından harika bir tarih ama böyle hastalık riskini hiç düşünmemiştim çünkü ben çok sık hasta olan biri değilim normalde. 

Tamamen stres ile bağışıklık sistemi arasında bir şey bu bence.

Birazdan bi banyo yaparım. Sonra ibucold içer yatarım. Azıcık terlesem toparlarım herhalde. Yarın pazar. Evden çıkmamayı düşünüyorum. Pazartesi sabah da ameliyat inşallah.🙏 

Dualarınızı beklerim.

Salı günü gidip tetkikleri vermiştim, ses çıkmadığında göre ters bir durum yok. Ekg, akciğer filmi ve 5 tüp kan verdim. Pazartesi sabah da anestezi için kontrol yapılacak sanırım. Herkes diyor ki bi bayılacaksın sonra gözünü açacaksın bitmiş olacak. Asıl sonrası biraz zor diyorlar. Allah kolaylık verir inşallah. 

Buraya da durum güncellemesi yaparım. İnşallah her şey sorunsuz, yolunda ve kolay geçer.

Görüşmek üzere. 👋 

15 Kasım 2023 Çarşamba

Pms gazileri bi bakıverseniz

Bugün işyerinin doktoruna sordum magnezyumu. Adet depresyonuna iyi geliyormuş dedim ben de almak istiyorum hangisini alayım diye soracaktım dedim. Eğer tahlillerde düşüklük yoksa vitaminleri kafamıza göre almamalıyız dedi. Vücut neden boş yere depolasın ki dedi. Hak verdim. Mayısta bir tahlil vermiştim magnezyuma da bakmışlardı o sonuca şimdi baktım da magnezyumun normalmiş. Herhalde hala normaldir. 

İnternette biraz daha araştırdım, baya tedavi edilmesi gereken bir durum olabiliyormuş. 4 kadından 3 ü yaşıyormuş. Terapiye gidince ciddi olarak bi sorayım bunu terapistime. Kafein, nikotin, şeker, tuz tüketimini azaltmak gerekiyormuş bu dönemlerde, benim de aksine daha da arttırasım geliyor oysa. Tevekkeli değil dün daha yazıya başlarken -kahveyi azaltmam lazım- diye başlamam. Akşam da pizza yemiştim. Halbuki diyetteyim, bozdum diyeti de. 

Dün akşam ama gerçekten çok karamsardım. Eğer yeme içme ile düzeltilecek bir şeyse iyi, bi denerim belki. Deneme konusunda bile söz veremiyorum kendime, canın deli gibi hamur işi, kızartma, abur cubur, tatlı isterken kendini tutmak ne kadar mümkün?

14 Kasım 2023 Salı

Durum güncellemesi

Ben geç vakitte kahve içmemeliyim. Bundan bu gece bir daha emin oldum. Hele iki gün peşpeşe akşam kahvesi hiç içmemeliyim. Sütlü olup olmaması fark etmiyor, geriyor ve huzursuz hissediyorum. 

Bir tek o değil tabi sebebi. Çok yoğun bir iş günü geçirdim. Biraz sağlıksız beslendim ve tabi menstrüasyon döngüsünde hormonlar… derin bir depresyon hissi. Neden yaşıyoruz soruları. Hayata anlam yüklemekte zorlanma…

Böyle olunca çok canım sıkılıyor. Genelde pozitif biriyken bu kadar negatife batmak bazen korkutuyor. Ya artık hayattan hiç tat alamazsam korkusu basıyor. 

Bayadır buraya yazmamışım. Farketmemiştim. Önceden bir iki ay yazmayınca yıllardır yazmamış gibi hissederdim, şimdi ise aylardır yazmamışım ama sanki daha dün yazmışım gibi. Kendimle çok uğraşmak zorunda kaldım çünkü. Bir çok şeyin üstüste gelmesi artık psikolojimi de zorlamaya başladı. Bir iki aydır terapiye gidiyorum. Son yıllarda hayatımda tutunacak bir şey bulamaz oldum. Hep yıkım, başarısızlık, hayal kırıklığı yaşadım ve bir yerde dengemi sağlayamamaya başladım artık. Hayat gerçekten zormuş, ve yaş ilerledikçe daha da zorlaşıyormuş. İnsan bir yerde çektiklerinin mükâfatını görür sanıyor ama öyle bir şey yok ne yazık ki. Sürekli bir sınav verme hali…

Bilmiyorum ne olacak böyle. 

Hem kendim için çok endişeleniyorum, hem de sevdiklerimi çok fazla düşünüyorum. Terapist açık açık, başkalarını düşünme kendini düşün diyor artık bana. Ama kendim diye birini bulabiliyor muyum? Kendimin varlığını görebiliyor muyum? Kendimi kabul edebiliyor muyum? Seviyor muyum? Belki de sorun budur. Kendi varlığımı hissedememek. 

Bu menstrüasyon dönemlerinde ciddi depresyona giriyorum bazen. İnternette B6 ve magnezyum eksikliğinin buna sebep olabileceği yazıyor. Bir doğruluğu var mıdır acaba bilen var mı? Geçen bi doktora sordum bişey diyemedi. Bi tek onlar sebep olur diyemeyiz bir çok şey olabilir vs bir şeyler genelledi gönderdi beni. Kadın doğuma gidin falan dedi ne alakası var kadın doğumla. Ben psikolojik olarak ne kadar değiştiğimi ve karamsarlaştığımı söylüyorum bunun yüksek ihtimalle bir vitaminle bir kan değeriyle alakası var. Sonra da biz b6 bakmıyoruz dedi. Ben de aldım çantamı çıktım. Valla hiç kimsenin umrunda değiliz ya. Baya yalnızız şu hayatta. Kimse kimsenin umrunda değil. 

Alerjim de yeniden nüksetti. Malum, mevsimsel. Ama hiç sonbaharda olmamıştı, daha çok yeni olduğum için alerji hastalığında… Art de huile nin akar spreyi varmış. Anlaşmalı eczanelerden hazırlattırabiliyormuşuz. Geçen hafta aldım. Her sabah yatağın nevresimlerini çarşafını çıkarıp yastık, yorgan ve döşeğe sıkıp akşama kadar beklettim ve akşamları nevresimleri geçirip yattım. Gerçekten de biraz rahatlatmaya başladı. Hala kaşınıyorum ama günde 1-2 defa hafif kaşıntı oluyor mesela. Deriyi kazımak istercesine bir kaşıntı çok olmuyor artık çok şükür. 7 gün her sabah yaptım, şimdi haftada birkaç kere yapıcam. Şikayetlerim azaldıkça azaltıcam. Böyle giderse 3 ayda bir sadece hatırlatmak için sıkacak hale gelebilirmişim. Hadi inşallah. 

Bende durumlar böyle. 

Hayat devam ediyor. Hala nefes alıyoruz. Bazen çok anlamsız gelse de yaşıyoruz işte. 

Dün instagramdan takip ettiğim bir influencer vefat etti “Ayşenur Parlak”. O da biraz kötü etkiledi beni. Ölümü tekrar hatırladım. Ne tuhaf, bir varız bir yokuz. Ayşenur artık yok. Bir daha geri gelmeyecek. Bir daha sesini duymayacağız, yüzünü görmeyeceğiz… zamanla yokluğuna alışılacak. Hayat çok acımasız. Zaten bir kere ölüyoruz, bari ölen herkese öleceği mesela bir saat önceden bildirilse ve sevdikleriyle vedalaşma imkanı verilse. Ölümün böyle keskin bir şekilde olması acımasızca geliyor… Zaten şu Hatay depremi öyle bir şok etlisi yaptı ki ülkece hepimiz hala o şokun etkisindeyiz bence. Sizde de öyle mi bilmiyorum ama bende bazen içten içe hissettiğim bir anda her şeyi kaybetme korkusu oluştu. Sevdiklerimi, eşyalarımı, her şeyi. Birden dımdızlak ortada kalma korkusu. Offf çok kötüydü çok. Ortak travmamız oldu maalesef. 

Gelmişken yazdıkça yazdım. Yine konudan konuya atladım. 

Geçmişe Yolculuk filmini izliyordum YouTube’dan, az kaldı bitmesine ama o da bi gerdi beni. Belki bırakırım, bitirmem bugün. Papatya çayı yapmıştım, buraya yazınca onu unuttum soğumuştur şimdi. İçeyim de biraz rahatlatır belki, okuduğunuz için teşekkürler. Görüşmek üzere canım blogum ve blogger ailem. 

15 Ağustos 2023 Salı

Ev akarına ve kediye alerji

Dün doktora gidip test yaptırdım. Ev akarları ve kediye alerjim varmış. Sonra doktor sen zor nefes alıyorsun bi de tomografi çektirelim dedi çektirdim. Ama sonucu bir ay sonra gösterebiliyormuşum. Alerji ilacına devam et dedi, tomografi sonucunu da görünce ona göre bi tedavi verecekmiş. 

Zyrtec’e başladım dün gece yine. Eğer yetmezse sabahları da bilaxten’i eklerim. İnşallah gerek kalmaz. 

Cumartesi günü bir arkadaşımın düğünü var şehir dışında. Birkaç arkadaş birlikte gidicez arabayla. Erken gidip gezelim önce dedik, sonra dsi misafirhanesinde kalıcaz bi gece yer ayırttık. Güzel geçer inşallah yolunda olur her şey. Ben daha kıyafet almadım, yarın çıkıp bakıcam inşallah bulurum. 

YouTube’daki international çiftlere sardım bugün. Bi video çıktı karşıma, siyah tenli Amerikalı bir kadın ve Koreli erkek evlenmişler ikiz çocukları var. Çocukların yüzü Koreli gibi çekik gözlü falan ama ten renkleri esmer. Tam bir karışım olmuş. 

Merak eden olursa önerilenlerde karşıma çıkan videonun linki: https://youtu.be/EDUNPuX801M

Bunların dışında, çok sıkıcı geçiyor günlerim. Çok iyi hissedemiyorum. Egzama ile geçen zorlu sıcaklar beni yıprattı sanırım. Toparlanma sürecindeyim hala bence. Ve bu ilaçlarla yaşayacak olma düşüncesi de canımı sıkıyor olabilir biraz. İlacı bırakınca başlıyor yine çünkü. 

Ev akarlarına alerjisi olup nasıl önlemler aldığını paylaşmak isteyen olursa yorumlara beklerim :)

Şimdilik hoşçakalın…

13 Ağustos 2023 Pazar

Alerji ilaçlarını bıraktıktan 10 gün sonra

Uzun zaman oldu buraya bilgisayardan yazı girmeyeli. İnterneti genellikle telefonda ya da tablette kullanıyorum artık. Koca bilgisayarı açmaya üşeniyorum. İş yerinde de durumlar baya karışık olduğu için bilgisayar başına geçip sakince yazı yazmak hayal oldu, boşladım buraları gelemedim bir türlü. Şimdi evdeki laptopu açtım oradan yazıyorum.

İlacı bırakalı bugün 12.gün. Doktor ilacı bıraktıktan en az 10 gün sonra test yaptır dedi daha önce yaptırırsam sonuç tam çıkmazmış ilacın etkisi hala devam ettiği için. Gerçekten de 10.günü tamamlayınca benim kaşıntılar yine ufaktan kendini hissettirmeye başladı. İlaç ile uyuttuğumuz noktalar uyanışa geçti.

Fotoğrafta da kızarıklıklar biraz görünüyor. Hep aynı aşamalarla ilerlediğini fark ettim, önce ense tarafında saç diplerinde kaşıntılar ve sivilce gibi şeyler çıkıyor, aynı zamanda durup dururken gün içinde 2-3 defa hapşırıyorum. Ve gün geçtikçe hem kaşınan alan genişliyor hem de hapşırmalar artıyor. Bu sırada parmaklarımda kaşıntılı kabarcıklar çıkmaya başlıyor, fotoğrafta da çok az belli oluyorlar, daha büyümemiş halleri bunlar. Sonra kasıklar başlıyor ve en zoru en geçmeyeni burası oluyor maalesef. Ayrıca hafif de olsa nefes darlığı da yaşıyorum.

Yarın Süreyyapaşa Devlet Hastanesine gidip alerji testi yaptıracağım, eğer çıkmazsa özele gideceğim daha kapsamlı yaptırmak için. Önümüzdeki haftasonu arkadaşımın düğünü var. Bu hafta izinliyim, çıkıp elbise ayakkabı çanta almam lazım. Düğün için giyecek pek bir şeyim yok çünkü.

Sanırım düğünden önce yine ilaca başlamam gerekecek çünkü kaşıntı yeniden başlıyor gerçekten...

25 Temmuz 2023 Salı

Egzama ve alerji

 Var ya bu sene ne ilkbahardan ne de yazdan bi gram bişey anlamadım. 

Gecen hafta Perşembe günü işyerinden ağlayarak çıktım artık dayanamıyorum diye çünkü kaşıntılarım çok arttı ve iş çok yoğundu kafayı yiyecektim artık. "Ben gidiyorum haftaya da izin alıyorum" dedim işten çıkarırız deseler ona bile eyvallah derdim o kadar gemileri takmıştım artik. Tamam dediler. 

Alerji ilaçlarını neden içmiyorum diye merak ederseniz çünkü içince sadece biraz hafifletiyor ama tam geçirmiyor, bırakınca yine eskiye dönüyorum ve ilaç çok sersemletiyor. Zaten sıcaklar beynimi durduracak hale gelmişken bir de ilacın sersemlik eklenince her şeyi unutup yanlış yapabiliyorum.

İşten çıktığım gibi hemen ido biletlerine bakıp annemlerin yanına gitmeye hazirlandim. Birkaç saat sonra gemideydim. Hava kararmadan hemen denize girdim. Belki iyi gelir umuduyla. Çok iyi gelmese de sanki hafifletti ya da ben öyle olmasını istedim. Eve gidince duş almadım o tuz üzerimde kalırsa belki mikrobu alır diye. Direkt yattım, hemen de uyudum zaten saat daha 8 mi neydi. Ertesi gün sabah 10a kadar uyumuşum. Hem kaşınmak, hem yol hem de deniz yorgunluğu ile hiç uyanmadim gece. Normalde illa ki bir kere gece kasintiyla uyanırım sonra sabaha kadar doğru düzgün uyuyamam.

Sabah uyanınca hemen yine hafif hafif başladı kaşıntılar. Annemin aklına kaplıcaya gitmek geldi. Google'dan baktı kaşıntıya iyi gelir yaziyormus hemen kahvaltıdan sonra hazırlandık en yakın kaplıcaya gitmek üzere yola çıktık. Özellikle o kaynar suyu kullandım ki bakteriler iyice ölsün bitsin bu çile. Eve geldik yine biraz rahatlamış gibiydim ama sonraki gün yine başladı kaşıntılar ve biraz daha yayılmış gibiydi. Yine denize gideyim dedim, o daha iyi gelmişti sanki ve bi seferde olmaz zaten birkaç sefer girmek lazım diye. Bi de teyzemler bize yakın bi yer tuttular tatil için, onlarla takilayim kafam dagilinca gecer belki dedim. Yok, yok, yok. Günün sonunda yine kaşınıyorum. Bu böyle olmayacak sizin de tatilinizi bozuyorum diyip eve döndüm. En azından evde istediğim zaman soğuk duşa girerim ya da hareketsiz yatarım vs.

İstanbul'a eve geldim yine bi kaşıntı krizi tuttu o kadar yol gelince bu sıcakta. Hep kendimi tutmaya çalışıyordum kasimamak için ama bu sefer saldım artık. Alt bacaklarımı komple, kollarımı katır kutur kasidim artık hassasiyet oluştu ama kaşıntı da durdu bir yerde. Sonra korktum bu kaşıntıyı bir kere azdırdım artık iflah olmaz gece de uyutmaz beni diye bir tane zyrtec içip öyle yattım. O gece uyanmadim. Kaşıntısiz geçti gece. Sabah biraz kasiniyordu ben de kasiyordum artık napim kasılmış bir sekilde durup kendimi kasimamak için engellemek çok yorucu. Kasiyip sonra da ya soğuk su ya da buz tutuyorum.

Sonraki gece de zyrtec içtim ama bu sefer 4 saat sonra kasintidan uyandım. Bacaklarım iğne batıyor gibiydi. Soğuk su tuttum, sakinledi. Sabah kahvaltidan sonra özel bir hastanede doktora gittim bi arkadaşın tavsiyesiyle. Bu arada elimdeki kabarciklar da hep var ve daha da dağıldılar tüm parmaklarimda varlar.

Doktor tek tek inceledi. Elime baktı, kistik bişey dedi yabancı kelimeler kullandi. Bcagima baktı egzama dedi. Alerji testime baktı kandan bakılan. Alerji var ama ne olduğu burdakilerde çıkmamış koldan yapılandan lazım dedi. Zyrtec icitigim için şimdi yapılamayacağını ilacı kullanıp bırakıp 10-20 gün sonra yaptirabilecegimi söyledi. Devlette yaptırsam olur mu dedim olur ama devlet 10 kalem karşılıyor biz 30-50 kalem bakıyoruz dedi. Testin adını yazıp verdi devlette yaptırırsam diye.

Çıkışta hastaneye sordum alerji testi fiyatını 2500-3000 dedi. Zaten muayene de 1.250ydi. Hasta olmak bir dert verilen paralar ayrı dert.

Neyse sonuç olumlu olsun çare bulunsun da... Şu an huzurum yok para neyime yani.

Gerçekten psikolojim bozulmaya başladı artık kasindikca ağlıyorum. Bahardan beri kaşınıyorum her gün. İğne oldum onda bile bi hafta sonra yine başladı.

Neyse bu doktor zyrtece gece devam et bir de sabah bilaxten al dedi. Bir tane iğne verdi prednol değil başka. Bir de merhem verdi, internetten araştırdım sedef hastaları kullanıyormuş bu merhemi.

Ay Allah'ım sedefe falan çevirmez inşallah.

Doktor stres tetikliyor dedi toz da tetikler dedi. Ama en başta buna zemin hazırlayan bir alerjim varmış onu bulmamız lazım.

İşyerinde taşınma var başka yere taşınıyoruz ama yeni binada sorunlar çıkıyor vs bi ton stres tabi. İnanır misiniz herkeste birşeyler çıktı. Kiminin göbeğinde kırmızı lekeler kiminin bacağında. Stres, sıcak , işlerin ters gitmesi bissuru şey. Ama benim zaten bu taşınma olayı başlamadan önce de başlamıştı sorunlarım. Hatta seçimlerde görev aldığımda ellerimde kabarciklar vardı elimi gizlemeye çalışıyordum o yüzden.

Bu kaşıntılar da görüntü de geçmedikçe iyice stres oldum artık kısır döngü gibi ben stres oldukça o arttı o arttıkça ben strese girdim. Psikiyatriste gidip sakinleştirici mi istesem diye düşündüm ama geçen sene istediğimde güya çok küçük dozda(10mgydi sanırım) bi sakinleştirici vermiş olsa da 5.gun panik atak gibi bişey oldum anksiyetem tuttu ödüm koptu bir daha da ne ilacı kullandım ne de doktora gittim. 

Neyse şimdi on gün haplara devam, 10 gün sonra bırak 10-20 gün sonra test yaptır dedi. Merhemi bırakmana gerek yok dedi. Yarın da gidip iğneyi yaptıracağım. 

En azından net bişey söyledi, egzama dedi. Diğer doktorlar bakıp bakıp hmm mmm diyip bişey açıklamayıp ilaç verip test isteyip yolluyodu. 

Banyo yaparken çok sıcak su kullanma dedi.

Ya ama benim isyerinde bi kızın da egzaması var sadece stres yapınca cikiyo sonra geçiyor benimki neden hiç geçmiyor ya. Gerçi onun da tam geçmiyor olabilir ama en azından çok ufak ufak çıkıyor. Benim bacaklar kol,el,kasıklar komple. Bi tek sırtımda ve karnımda yok ama orda da çıkmıştı da gecti kendiliğinden. 

Böyle işte. Gizli okuyan düşmanlarım varsa sevinecek belki ama zor günler geçiriyorum(eski sevgililerime söylemiştim ve eski bazı arkadaşlarıma bu blogu). Sağlık çok önemli. Bugün doktor bi teşhis koydu da rahatladım diye biraz güç bulup gelip yazabildim, buraya gelmeye bile gücüm yoktu. Tüm enerjimi sabretmeye ve dayanmaya harcıyorum. Gerçi o teşhis bile tam değil henüz ama en azından en kötü 3bin verip 50 kalemlik testle bulurum diye düşünüyorum sebebini. Tamamen çaresiz hissetmiyorum artık.

Ya bi de bi arkadaş zamanında karşıda(İstanbul Avrupa yakasında) bi hastaneye yonlendirilmis ayrıntılı test için ama sonra gerek kalmamış o yüzden gitmemiş. Ayrıntılı alerji testi yapıyorlarmış. Adını sordum hatirlayamadi, bileniniz var mı?

3 Temmuz 2023 Pazartesi

Son durumlar

Nihayet ataleti üzerimden atıp kalkıp temizlik yaptım. Her yer toz içindeydi. 

Alerjim hala geçmedi. Geçen hafta bayram tatilinde yazlıktaydım, orda da aynı hararetle devam ediyordu ama son bir iki gün hafiflemeye başladı. Geçen sene ve önceki sene de böyle olmuştu sanki. Bu kadar uzun süre bu kadar şiddetli etkilememişti iğne olunca baya azalmıştı ama yine baharda başlayıp temmuz sonuna doğru geçmişti. 

Pazartesi gününe randevu buldum alerji bölümü için. Bu sefer o testi yaptıracağım diye umuyorum. 

Bir de arkadaşım pazartesi günü birlikte detoksa başlamayı teklif etti. Önce yapabilir miyim diye tereddütte kaldım sonra yaparım diyip kabul ettim. Sadece akşam yemeği yemeyip detoks suyu içiyormuşuz ama kahvaltı ve öğle yemeği yiyebiliyoruz. Çok abartmamak kaydıyla tabi. 

Bir YouTube kanalım var, 3 haftadır haftalık vloglar atıyordum özet gibi, ama bugün hiç video çekesim gelmedi, bu haftayı muhtemelen atmayacağım. Belki haftasonunu ya da sadece belli bişeyler yaptığım zamanları çekip atarım. 

Bu arada kaşıntılara sarı kantaron yağı çok iyi geliyor söylemiş miydim bilmiyorum ama yine söylemek istedim. Mucize bişey. 

Ha bir de sevdiğim bir arkadaşımın düğün tarihi belli olmuş 🥹 duygulandım. Ağustos ortası evleniyor ve şehir de değiştirecek. Hem üzülüyorum hem de seviniyorum çok karışık. Özleyeceğim…

Bende durumlar böyle. Sizde ne var ne yok? 😊

9 Haziran 2023 Cuma

Geçmeyen alerji ve iç dökme


Valla bu nedir ya bitmiyor. 

Dün eksik kalan ilacı aldık eczaneden, Narisat ismi, gece başladım. Hiç bir etkisini fark etmedim henüz. Bir günde etki eder yazıyor nette halbuki. Bu ilaçların tek faydası burun akıntımın ve hapşırmamın tamamen durması oldu ama zaten hastaneye gittiğim gün de sadece 2 ya da 3 kere burnumu silme ihtiyacı hissettim ciddi oranda azalmıştı. Hapşırık hiç yoktu ya da eve gelince bir iki kere hapşırdım sanırım. İşyerindeki tozdan uzaklaşmama bağladım ben bu azalmayı.

Bugün odamı biraz temizledim, süpürdüm, kışlıkları çıkarmıştım yıkamak için bir kısmı kalmıştı onları hallettim toz moz bişey kalmasın dedim hapşırık burun akıntısı yok artık ama yine de kaşınıyorum. 

Bahar alerjisi olan arkadaşlarım bahar mevsiminden nefret ettiklerini söylerlerdi de çok anlamazdım. Onlara bir şey demesem de içimden “alerji olunca ilaç içerler geçer zaten bi daha da çıkmaz neden bu kadar büyütüyorlar ki” derdim. En sevdiğim mevsimdi bahar ve alerji olsam bile sevmeye devam edeceğimi sanırdım. Ama siz sevseniz de bahar sizi sevmiyor. Çıkma dışarı diyor, gelme yanıma, eğlenme, gezme, yine mi sen diyor. Karşılıksız sevda olunca da ızdıraba dönüyor.

İşyerindeki arkadaşa sormuştum bu sene benim alerji daha net bir şekilde başlayınca “ya bu meret ilaç içince geçip bitmesi gerekmiyor mu” diye, çünkü hapşırık falan tuttu ilaç içtim geçti sonra yine ufaktan bu sefer kaşıntı başladı benim, sonra da böyle önünü alamaz hale geldim işte. O da demişti ki “yook bitmiyor ilacı bırakıyorsun 2-3 gün sonra yine başlıyor burnumu koparıp atasım geliyor kaşıntıdan” demişti. 

Gerçekten yaşamayana anlamsız gelebiliyor. Abartılıyor gibi gelebiliyor ama değil. Bahar gibi güzel bir mevsimden bile nefret ettirecek raddeye getiren bir şey bu düşünün. Hayat kalitesini aşırı düşürüyor. İşe gidemiyorum, alışverişe çıkamıyorum, yemek yiyesim de gelmiyor tadım tuzum kalmadı neyin alerji yaptığını da bilmiyorum, bahar okey ama ekstra bişey de olabilir kaşıntı kabarma yoktu hiç arkadaşlarda. İki gündür yine parmaklarımda minik kabarcıklar çıkmaya başladı sakin kalmaya çalışıyorum ama cidden yeter da.

Bu ilaçlar niye etki etmiyor ya. Daha geçen hafta üç tane iğne vuruldum neden bitmedi ya. Tam oh dedim söndü kabarcıklar bitti gitti şükür dedim bir hafta sonra sıfırdan başlıyor gibiyim.

Acaba soğuk algınlığı yüzünden mi tetiklendi yeniden bilemiyorum.

Bu arada kan tahlili sonucum çıkmış, enabızdan baktım alerjim var çıkmış. Biliyordum zaten, doktor emin olmak istedi herhalde ya da beni boş yollamak istemedi bari bi kan alalım dedi.

Bayram tatili 9gün olmuş, o bağlanan pazartesi günü hastaneler açık olur mu acaba o güne alsam randevuyu? İşten izin almaya çekiniyorum artık.

Bi de bir hafta önceden ilacı bırakmam lazım yine. Hoş içsem de fayda etmiyor gibi geliyor yarın da bırakasım var.

Ya bu kaşıntılı alerji için ilaç dışında bi çare bilen varsa söylesin lütfen. Duş almak iyi gelir denmişti ama pek bir şey fark etmiyor. Çok stresli olduğumda (ama sakinim sanıyorum o an) acayip artıyor. Kendi kendimi çok iyi yanıltıyormuşum onu fark ettim. Kafaya takmıyorum, düşünmüyorum sanıyorum ama içimde volkanlar patlıyormuş. Mesela seçim akşamı sessiz sedasız geçirdim güya ama yatmadan önce bi kaşıntı krizi tuttu beni komple tüm bacaklarım göbeğim kollarım kıpkırmızı oldu kaşımaktan ve kendimi engellemek de istemedim artık yetti gari diyip Allah ne verdiyse giriştim ben de. Hem seçimde görev almışım yorgunum hem sonuç vs neyse…

Ayrıca bu sene Maraş depremi de psikolojik olarak çok etkiledi, babalatv’nin videosunu hala izlemeye cesaret edemedim mesela çünkü biliyorum başından sonuna kadar salya sümük ağlayacağım. Psikolojik olarak iyi hissetmediğim için düşündüğüm herhangi bir olumsuz senaryoda bile ağlamaya başlıyorum. Ben kendimi çok çok çooook mu sıktım çooook mu baskıladım duygularımı acaba…

YouTube’da Nami adında Japon bir kızın sessiz vloglarına bakıyorum arada bir. Bugün de açtım birini izledim, çok sakinleştirici bir etkisi var videolarının. Tek yaşıyor, neler yaptığını çekiyor, altyazı var sadece. Endişelerden uzak hissettim, uykum geldi huzurlu bir uyku hali…

Benim böyle bi güzel kafamı boşaltmam, düşüncelerden uzaklaşmam, sakin, huzurlu ve anda kalmam lazım. Meditasyon deneyebilirim belki.

Geçen sene yine böyle kaşıntılı alerjim olmuştu da iki gün tatile gidince mucize gibi geçivermişti diye hatırlıyorum ama alerjinin etki süresi geçmiş de olabilir temmuz ortası falandı çünkü galiba. Denk gelmiş de olabilir. Ama yine de o tatile gittiğim gün durmuştu mesela. Bunları düşündükçe İstanbul daha da basıyor beni sanki, dışarıdaki sesler, havadaki toz, kalabalık, kirlilik, üstüme üstüme geliyor her şey. Nasıl yaşıyorum ya ben burda diyorum, neden çekiyorum bunları bu kısa ömrümde. Bir kere geliyorum dünyaya ve doğduğumdan beri buradayım, bunu mu istiyorum gerçekten. Bu kalabalık, bu stres, bu insanlar beni bu kadar boğarken bu kadar sabırlı olmak zorunda kalmak, tahammül etmek, bunlar zor şeyler ve bi şekilde vücut uyarı veriyor işte. Zaten hassas yapıda bir insanım hem ruhen hem fiziken her ne kadar güçlü olduğum söylense de o gücü korumakta zorlanıyorum artık. 

Ha bu arada annem dün kendi yaptığı sarı kantoron yağından verdi biraz kaşınan yerlere süreyim diye ve gerçekten de kaşıntıyı kesiyor. Ama krem geçince kaşıntı yine başlıyor. Yine de şiddetli kaşıntılarda ilk müdahale olarak kullanılabilir bence baya rahatlatıyor. Unutmayayım da yarın çayını demleyip içeyim sarı kantoronun belki içerden de etkiler. Benim içten bi şeyler yapmam lazım çünkü bunun kökü içerde belli ki. Sivilce tedavisinden sonra başladı bunlar hep.

Son olarak da dün müydü evvelsi gün müydü hatırlamıyorum ama günlük yazdım yeniden defter kalem ile. Bir seneye yakın zaman olmuştu yazmayalı. Bana günlük yazmak her zaman çok iyi gelmiştir ama yazdıklarımı görmek istemediğim için bırakmaya çalışıyordum günlük tutmayı. Çok şikayet dilinde yazmamaya çalıştım, olan biteni anlattım sadece. Biraz zihnimi sağaltmış oldum iyi oldu.

Şimdilik gidiyorum, geç oldu. İyi geceler. 

7 Haziran 2023 Çarşamba

Alerji testi yaptıramadım

Bugün alerji testi için randevum vardı. 

Dün çok kötüydüm. İşyerinde akşamı zor ettim, eve geldiğimde de dermanım kalmamıştı. Sürekli hapşırmaktan ve burnumu silmekten yorulmam bir yana, ateş de başlamıştı. 38 dereceydi. 

Alerji testi yaptırıcam diye soğuk algınlığı ilacı da içmedim, içmemek gerekiyormuş. Hem alerji hem de soğuk algınlığını birlikte yaşadım çok zorlandım. Nefes almakta zorlanıyordum artık. Neyse sirkeli sular adaçayları falan bi şekilde geçirdim. Gece rahattım. Hapşırmam durmuştu, burnum ara ara akıyordu ve ateşim yoktu. Galiba dün işyerinde ortamın tozundan etkilendiğim için atak geçirdim uzun sürdü ama gece geçti. 

Sabah erkenden kalkıp hastaneye gittim. Baya da uzak bir yerdi, her hastane yapmıyor testi çünkü. Kadıköy’den 16Bye binince önünde indiriyormuş, trafik yoktu yarım saat erkenden oradaydım. Gittiğim yer Maltepe, Süreyyapaşa göğüs hastalıkları Başıbüyük. İlk defa gittim baya büyük bir hastaneymiş. Sonradan annemden öğrendim ki rahmetli amcam ve annemin rahmetli dayısı da burada tedavi görmüşler. Hiç duymadığım farklı farklı bölümler vardı. 

Hastaneyi hiç sevemedim. Koskoca hastane ama ufacık odalara koymuşlar poliklinikleri, herkes oralara yığılmış haliyle. 

Bir de aldığın saatin hiçbir önemi yokmuş onu öğrendim. Ne ekranda adım yazıyor ne sistem üzerinden birbirlerine haber veriyorlar hiç teknoloji uğramamış gibiydi yani. Ben İsmet beye almıştım İsmet Bulut’tu galiba adı. İnternetten araştırınca çok iyi bir doktor olduğunu okumuştum ama oraya gidince doktorun sadece adının orada olduğunu fark ettim. Bir kaç odada onun adı yazıyor ama içeride hep başka doktorlar var sanırım asistan doktorlar. Bir odada iki doktor var hatta ve ikişer hasta alıp birer birer bakıyorlar. 

Randevu saatimden bi yarım saat kadar sonra çağrıldım sanıyorum. Girdim içeriye şikayetlerimi sıraladım. Doktorlar bilgisayar başında oturup dinliyor, ben söyledikçe doktor ekrana giriyordu. Dün ateşimin olduğunu söyleyince alerji ateş yapmaz dedi, soğuk algınlığı ihtimali olduğu için test yapamayız dedi. Sadece kan testi ile alerjiye bakılırmış, soğuk algınlığı için ilaç yazdı bir ay sonra randevu al yeniden dedi ve randevudan bir hafta önce alerji ilacını kes dedi. Rapor istedim alerji bölümünden veremiyoruz kbbye gitmen gerek dedi. Acile gideyim o zaman dedim olur dedi. Çünkü durumum acil yani işe dönsem yine başlayacak biliyorum. Kan verdim. Acile gittim durumu anlattım bugüne ve yarına rapor aldım ama cumaya vermedi o kadar veremezmiş. “Yarın işe döndüğünde atak gelebilir diye yarına verdim” dedi sonra ilaçla geçer diye düşündü herhalde. Buhar aldın mı hiç dedi yok dedim. Sarı oda diye bir yer varmış oraya yönlendirdi, hasta yatağına yatıp bir süre buhar aldım bitince kalktım eve döndüm.

Bugün de yıllık izin almıştım, yarın sağlık ocağına gider iki gün rapor alır haftasonuna bağlarım diyordum ama sağlık ocağında da randevu kalmamış. Acil de bugün ve yarına verince işyerine mesaj attım bugünki izni iptal etsinler raporum var diye. İptal ettiler ve izni cumaya aldık. Bugün ve yarın rapor, cuma izin oldu.

Bu hastane çok yeterli görünmedi gözüme. Mesela acildeyiz doktor o kadar küçük bir kızdı ki, belli ki çok yeniydi bilgisayara bişeyler girerken bile telefonundan fotoğrafını çektiği örneklerden yardım alıyordu. Buhar almak için gittiğim yerde bir sürü yatak ama tek hemşire vardı ve dolayısıyla yetişemiyordu. Ve buhardaki ilaç sürekli duruyordu doğru düzgün bir verim alamadım yani. Alerji bölümü ana baba günüydü ve asla bir düzen yoktu isimler karışabilir sıralar karışabilir ya da arada kaynayabilirler gibiydi.

Bir dahaki randevumu Göztepe hastanesinden almaya çalışacağım. Bugün işimi halledemedim ama en azından gidip hastaneyi görmüş oldum ve mecbur kalmadıkça orayı seçmemeye karar verdim. Hem yeri ters hem de çok karışık. 

Bugün dünden iyiyim. Üstelik ilaç vs almadığım halde. Dışarıda uzun süre kalmak sanki rahatsız etmeye başlamıştı tam zamanında geldim eve. Ama sanki dışarıdan çok metro, hastane daha çok rahatsız ediciydi. Benim alerjim direkt toza galiba ya. 

Bu iki ilacı aldım eczaneden, bir tane daha vardı ama o ellerinde yokmuş yarın getirecekler yarın alacağım. Biri soğuk algınlığı ilacı diğeri burun spreyi. Üçüncü neydi bilmiyorum, reçeteyi de aldı eczacı. E-nabızda da farklı şeyler yazıyor theraflu, mucovit falan yazıyor. Anlamadım kafalarına göre mi yazıyorlar, veriyorlar… 

Bu arada doktora elimde çıkan kaşıntılı kabarcıkları söyledim o alerji değildir cildiyeye baktırman lazım dedi. Cildiyeye gittim zaten o alerji testine yönlendirdi dedim bişey demedi. 

Geçen hafta üç tane iğne vuruldum geçti kabarcıklar, bu alerji demek olmuyor mu?

Ay bu sağlık ne önemli şey ya valla dün de akşam çok zorlanınca baya ağladım. Ağladıkça da ateşim çıktı. Nefret ediyorum hasta olmaktan dedim sanki millet bayılıyor da. Allah tüm hastaların yardımcısı olsun çok zor. Ve bir tek çeken biliyor ne kadar zor olduğunu.

Ve ben çok inanıyorum ki hepsinin olmasa da %90nının sebebi stres. Stres bağışıklık sistemini çökertiyor ve türlü türlü hastalıklar başlıyor maalesef…

Mutsuzluk, depresyon, stres, öfke…

Ayrıca kalabalık, kirli hava, kirli ortam, egzoz gazı, işlenmiş gıdalar…

Ohooo o kadar çok şey var ki sayılacak, bedenlerimiz iyi bile dayanıyor valla…

3 Haziran 2023 Cumartesi

Mevsim geçişi

Biz ne ara böyle keskin geçişler yapar olduk. Hani bizim baharlarımız. Bir tek alerjiyle kendini gösteriyor artık. Bir anda sıcakkkk bastırıyor ama öyle böyle değil nefes alınmıyor. Bulutlar çıktı biraz bu akşama doğru, belki yağar gece. Yağarsa rahatlar biraz belki hava.

Kıyafetlerimi ayıklıyorum. Kışlıklar, yazlıklar… Hepsini döktüm sırayla makineye atıp yıkıyorum. Hurçtakileri ayrı hurca koyacaklarımı ayrı… 

Giymediklerimi ayıklayacağım, belki Dolap uygulamasına koyup satarım. Ama artık şans vermeyeceğim o kesin, bi kere giymediysem ya da ilk aldığımda giydim ama ikinciye giymiyorsam bir daha da giymiyorum onu fark ettim. Sadece giydiklerim kalacak artık, belki bir gün giyerim dediklerim değil.

Siz dolabınızın devir teslimini yaptınız mı? :))

Ayyy boğazım da bi acayip, dün akşam ve bu sabah burnum da akıyordu. Bu sene bahar mevsimi ne biçimdi ya herkesin alerjisi başladı olanlarınki de geçmek bilmedi. Seçim stresi falan da eklenince bağışıklığımız düştü baya.

Şu an makinede yıkanıyor ilk posta kıyafetler. Hepsini yıkayacağım artık bu hafta full çalışır herhalde. Sonrası rahatlık, mis koku, huzur, azaltma ve hafiflik… umarım :)

2 Haziran 2023 Cuma

Soğuk kahve

Seviyorum Starbucks kahvesini. Markanın büyümesini anlatan kitabı da okuduktan sonra (Starbucks: Gönlünü İşe Vermek) saygım arttı. Soğuk filtre aldım sütlü, iyi geldi. 

İnşallah alerjim kahveye ya da süte çıkmaz…

Bu fotoğrafı ofisten çektim daha bir dakika bile olmamıştır çekeli. Şu an burada oturuyorum. Işıklar kapalı ben de açmaya üşendim, bazen arıza oluyor belki arızalıdır diye de hiç denemedim. Arkada görünen sarımtrak kağıtlar 1965 yılına ait evraklar. Arşiv bölümünde çalışıyorum bir yıla yakın bir süredir. Bu tozlu, eski, dökülen evrakları fotoğrafta arkada görünen tarayıcıda tarıyoruz. Birkaç ay önce tetanoz aşısı olduk, çünkü paslanmaktan parçalanan zımba telleri ve iğneler de çıkabiliyor.

Her ne kadar buraya gelmeden önce de baharları alerjim kendini hissettirmeye başlamış olsa da, bu tozlu ve kapalı ortamın da daha fazla tetiklemiş olabileceğini ve o yüzden bu sene daha ağır geçirmiş olabileceğimi düşünüyorum. Eğer gerçekten geçtiyse. Çünkü az önce dışarıdaydım ve duramadım. Bir kaç kere peş peşe hapşırınca korkup içeri geçtim. Dün bi dükkana girince hapşırmaya başlamıştım, bugün de pazara girince hapşırık başladı. Tozdan mı, polenden mi, her ikisinden mi bilmiyorum… Toz derlerse ne yaparım onu da bilmiyorum çünkü toz içinde çalışıyorum.

Bitkin hissediyorum kendimi acaba onun da alerji ile alakası var mı?

Haftaya alerji testi için randevu aldım demiştim ya hani, en az bir hafta önce ilaç kullanmayı bırakmak gerekiyormuş ben de tam bir hafta önce kesmiş oldum çok iyi denk geldi.

Bu sabah ne kahvaltı yapasım geldi ne de kahve içesim. Sadece oturdum biraz kitap okudum, sonra su içtim. Ama saatler geçtikçe halsiz ve aç hissetmeye başladım. 2 saat sonra duramayıp gidip poğaça aldım. Çok da güzel değildi aslında boşa karbonhidrat almış oldum. Ondan da 2 saat sonra öğle tatiline çıktık, yemek de yağlıydı. Ya da benim yeme keyfim devredışı kaldı alerji stresinden. Canım hiçbir şey istemiyor ama böyle normal bi istememe değil, sanki küsmüşüm gibi yiyeceklere. Neden bana dokunuyorsunuz der gibi. Kolestrolüm yüksek çıktı ya mesela, tüm hamurişlerine ve tatlılara veda etmeliymişim gibi geliyor. 

Az önce dışarıdayken D&R’a da uğradım. Hastalıkların duygusal sebepleriyle alakalı bir kitap vardı. Alerji için yazılan sayfayı açtım:

Hem özgür olmak istiyorum hem de yanımdakiler olmadan yapamam diye düşünüyorum diye anladım ben. Diğer sayfaları da okuyarak vardım bu kanıya tabi sadece ilk sayfadan saçma gelmiş olabilir bu dediğim şey.

Çalıştığım yerdeki insanlara tahammül etmek en zorlandığım şey. Herkesin hayatında zorlandığı ama kalmaya devam etmek zorunda olduğu yerler vardır ya da zaman zaman olabilir. Hayat böyledir işte…


1 Haziran 2023 Perşembe

Alerji, karaciğer, sağlık

Pazar günü ellerimdeki kaşıntılar arttığında artık daha fazla beklemek istemediğimi fark ettim pazartesi günü sağlık ocağına gidip doktorun verdiği iğneye başlamak istedim ama ilk olduğu için hastanede vurdurmam gerektiğini söylediler ben de hastaneye gidip vurdurdum ve hemen fark etti. Ertesi sabah kalktığımda parmağındaki baloncuklar sönmeye başlamıştı. Önceki akşam jel kullanmaya da başlamıştım belki onun da etkisi olmuş olabilir. İğneler üç günlüktü üç tane üç gün peş peşe sabahları tok karna ikinci gün ve üçüncü gün de vurdurdum bugün iğnem bitmişti artık ve ellerim tamamen iyileşti gibi sadece birazcık iz kaldı ayrıca pazartesi günü hastaneye gidip kan tahlili verdim çarşamba günü sonuçları gösterdim kolestrol sınırda çıktı. Yemene içmene dikkat et dedi doktor ilaç kullanmaya gerek yok hamurişi yeme kızartma yağlı yeme yürüyüş yap su iç dedi onun dışında D vitamini çok düşüktü D vitamini için kapsül verdi haftada iki kapsül içeceğim ve alerji testi yaptırmak için dahiliye ya da cildiyeden yönlendirilmek gerekiyormuş onu söyledim doktor randevu almam için izni açtı ve bugün randevu buldum haftaya çarşambaya alerji testi yaptırmaya gideceğim. Tüm bunları Google dokümanlardan sesli olarak yazıyorum tek tek klavyeye tıklayarak yazmaya çok üşendim sesli deniyim dedim. Ama böyle de çok hızlı ilerlediği için düşünmeye vaktim kalmıyor ne diyeceğimi şaşırıyorum 😄

Başka neyden bahsedecektim diye düşünüyorum da bir de kırılan bir dişim vardı ucu azıcık kırılmıştı dolgu kırıldı muhtemelen onun için de dişçiye gitmem gerekecek belki haftaya iki gün izin alıp bir gün alerji testi bir günde diş dolgusu yaptırabilirim. Yalnız ellerim alerjiden şişip kaşınırken o kadar paniklemiştim ki her yere yazıp çare bulmaya çalışıyordum ama iğne vurdurduğum gün daha o günün akşamına bile sönmeye başladı şimdi hani buraya yazmaya bile üşeniyorum ne kadar acayip insanoğlu. İğne yaptırmak hiç istemiyordum aslında ama baktım ki geçmiyor zaten doktora da sormuştum iğne olmazsam geçer mi diye o da çok zor demişti çünkü zyrtec kullanıyorsun ama geçmemiş demişti ben yine de daha ilaca yeni başladığım için geçmemiş olabilir diye düşündüm ve hemen başlamadım iğneye ama gerçekten de geçmedi iğne kullanmam şart oldu. Ağır bir iğne, Prednol 40 yazıyordu sanırım üstünde. Yakıyor, sonrasında ağrı da yapıyor gerçekten eli hafif bir hemşire gerekiyor. İlk yaptırdığım kişinin eli hafif gibiydi yaparken yakmadı ama sonra bacağımda ağrı oldu bi yarım saat sonra falan geçti, ikinci yaptırdığım hemşire stresli olduğu için galiba hızlı yaptı çok acıdı ve çok ağrıdı, son iğnemi yaptırırken hemşire gayet sakindi ve çok yavaş yaptı acıma da olmadı ağrı da olmadı çok hafif bir ağrı oldu sadece. İnşallah artık iğneye de ilaca da ihtiyacım kalmaz diye umuyorum alerji testinden sonra nasıl bir sonuç çıkacağını merak ediyorum. İğneyi devlet hastanesinde ücretsiz yapıyorlar, özellerde ücretliymiş.


Bunlar hep karaciğer ile bağlantılı diye düşünerek iki gün maydonoz kürü denedim, İbrahim Saraçoğlu‘nun maydonoz, yarım limon ve bir bardak suyu sabah bilendırdan geçirip aç karna içme olarak devam ettirdiği kür. Ama o iki günde de bu suyu içtikten yarım saat kadar sonra yüzümde kızarıklıklar oluşmaya başladı ilk gün bana öyle gelmiştir diye düşündüm ama ikinci gün iş yerindekiler de yüzün neden kızarık bir şey mi oldu dediklerinde bırakmaya karar verdim. Sonuçları göstermeye doktora gidince bunu da söyledim, karaciğer için iyi aslında ama sana alerji yapmış olabilir dedi. Maydonozu salatalarda yediğimde bir şey olmuyor, limon da öyle, acaba birleşince mi dokunuyor anlamadım. 

Gün geçtikçe narinleşiyoruz anlaşılan, büyüdükçe sağlamlaşırız sanarken…


Elimin durumu şöyle:


Görüntü kötü biliyorum, ama bir daha olursa en azından buraya bakıp “bak o zaman geçmişti yine geçecek” diyebilmek için dursun. İhtiyacım olmamasını diliyorum. Biraz leke kaldı sadece, o da geçer diye düşünüyorum.


Bu arada başta koyduğum resmi de yapay zekaya yaptırdım.

27 Mayıs 2023 Cumartesi

Günübirlik Eskişehir Gezisi

Haftalar öncesinden aldığımız 20 Mayıs 2023 Cumartesi İstanbul-Konya yüksek hızlı treni ile Eskişehir yolculuğumuzun zamanı geldi. Sabah 6:45te Söğütlüçeşme'den hareket ettik. Yanımıza yiyecek bişeyler almıştık ama su almamıştık. Yemek vagonundan da çok geç haberimiz oldu yerimizden kalkasımız gelmedi.
Tren pek de hızlı değildi açıkçası. İlk duraklarda dakikası dakikasına varıp kalkarken git gide bir kaç dakika gecikmeler olmaya başladı ve sonunda 15-20 dakika gecikmeli indik. Sonradan öğrendim ki bu hızlı trenlerin de hızlısı ve yavaşı varmış biz yavaş olanına binmişiz. Bilet alırken kalkış saati ve varış saatine bakarak hızlı olup olmadığını anlayabilirmişiz... 
Yol boyunca "bu mu hızlı tren" diye diye gittik. Siz biletinizi alırken buna dikkat ederek alın. 
Sadece Bilecik'te hızlandı. 250 kmyi geçti. Sürekli bir tünelden çıkıp diğerine giriyordu hızlı bir şekilde.


Bu arada gidişte de dönüşte de oturduğumuz ikili koltuğun cam kenarında cam yoktu duvara denk geldik. Çok küçük bir kısımdan görünüyordu sadece. Giderken ön taraftan camın ucundan biraz görebiliyorduk, gelirken de arkadaki camın ucundan birazcık bize de kalmıştı ama akşam zaten içerisi ışıklı olduğu için camlar ayna görevi görüyordu dışarısı asla görünmüyordu.


Fotoğrafta ekranda 250km yazıyor, en fazla 272 oldu diye hatırlıyorum. Ayrıca önümüzdeki vagon yemek vagonuymuş biz inmeye yakın fark ettik.


İnip biraz yürüyünce Porsuk Çayına ulaştık, soldan devam ederek Doyuran Kahvaltıya geldik. Her Eskişehir gezi yazısında buradan bahsediliyordu. Gidene kadar yollar, çevre, dükkanlar boşken burası 3 metre kuyruktu. Bizim gibi düşünüp trenden inip direkt buraya gelen ne çok kişi olduğunu görüp şaşırdık. 

Zaten günübirlik geldiğimiz için bu kuyruğu bekleyerek zaman kaybetmemek için vazgeçtik. Yol üstünde A101 görmüştük, oradan sandviç ekmeği, peynir, salam vs alıp hemen karşısındaki Millet Bahçesine oturup piknik yaptık. 


Sonra kahve içelim de önce bi kendimize gelelim öyle gezelim dedik. Haritadan Starbucks'a baktık, tam da çayın yanındaymış, oraya da gitmeyi düşünüyorduk zaten. Bu seferki gondolların da kalktığı yerdi. Trenden çıkıp ilk baktığımız yer gibi değildi burası daha renkliydi.

Gondolların sıra sıra süzülerek gitmesi, çay kenarındaki yeşil alanlar, ortam çok hoştu. 



Bir süre kahvelerimizi yudumlayıp Porsuk Çayı'nı, Gondolları izleyip fotoğraf çektikten sonra Millet Bahçesine geri döndük minibüslere binmek için. Çünkü çayın oradaki bir büfeye Sazova Parkı'na nasıl gideceğimizi sormuştuk, bizi buradaki minibüslere yönlendirmişti. 16 ve 38 numaralı minibüsler gidiyormuş. 38 numaraya bindik. Kişi başı 7,5tl ödedik (Mayıs 2023).
Yukarıdaki fotoğrafı minibüsün camından çektim. Mavi Şato'yu gördük ama hemen inmedik, biraz daha giderek tam giriş kapısında indirdi minibüs.

Sol tarafta hayvanat bahçesini görünce önce buraya bakalım dedik. Sualtı Dünyası da içerideydi ve ayriyetten bilet alınmıyordu. 
Baya sıra vardı ama çabuk ilerliyordu.

Biletlerin fotoğrafını orada çekmeyi unuttuğum için evde çekip yükledim. Tam 35tl, öğrenci 20tl idi.

Önce hızlıca Sualtı Dünyası'nı dolaştık.

Sonra Hayvanat Bahçesi'ni...


Bu şapşikler çok tatlıydı.

Ve çıkıp Mavi Şato'ya doğru yürüdük. Yol üstünde Nuh'un Gemisi vardı ona girmedik (Giriş 10 ya da 15 tlydi). 
Şatoya giriş bileti için çok sıra vardı. Ama hızlı ilerliyordu orası da. Kart geçmiyor, sadece nakit alıyorlar. Hemen karşılarındaki dondurma ve pamukşeker satan yerde ise sadece kart geçiyor, nakit almıyorlardı. 
Sıra baya O şeklindeydi başı ve sonu aynı yerdeydi biraz daha devam etse spiral şeklinde içe kıvrılacaktı.


Biletleri alıp içeri girdik ama içerisi hayal kırıklığı oldu. Şu çektiğim bir iki fotoğraf dışında pek bir şey yoktu. Seanslar oluyormuş, masal anlatılıyormuş belki onlar eğlenceli olabilir ama tüm seanslar dolmuş olduğu için deneyemedik. 



Ve oradan da çıkıp biraz da uzaktan izledik Mavi Şato'yu.

Sol tarafta Nuh'un Gemisi var Sağ tarafta Şato.

Minibüsten indiğimiz yerde gidiş yolunda bekleyip, 38 numaralı minibüs gelince bindik tekrar Millet Bahçesi'ne dönmek için.
Minibüs o kadar doldu ki parayı uzatmak mümkün değildi, kimse de "şunu uzatır mısınız" diye para uzattırmıyordu, ben de sustum. Şoför de hiç "parasını vermeyen var mı" falan demedi. Bir kaç erkek arkadaş grubundan biri uzatmaya çalışırken içlerinden biri inerken veririz dedi sadece onu duydum. Ben İstanbul'da yaşadığım yerden hiç alışkın değilim böyle bir şeye o yüzden çok şaşırdım. İneceğimiz yere kadar tedirgindim. İnerken verdim parayı ve şoför gayet güler yüzlü karşıladı. Burada olsa kesin surat asardı. 
İndikten sonra Abdüsselam Balaban Köfte'ye gittik. Oradan hiç fotoğraf çekmemişim o yüzden ekleyemiyorum. Yine bi 3 metre sıra vardı. Ama bu sefer çok acelemiz yoktu, bekledik. Beklerken sağ taraftaki pastanede değişik bir tatlı gördüm. İsmi petifürmüş, tadına baktık güzeldi, biraz paket yaptırdık. Yemek için sıramız gelince içeri girdik, 1 porsiyon Balaban Köfte 140tl idi (Mayıs 2023). Çok beğendik, baya lezzetliydi gerçekten övüldüğü kadar varmış. Bol soslu ve köfteleri de çok lezzetliydi. Hemen yedik kalktık zaten çok sıra olduğu için yiyen kalkıyordu herkes yiyebilsin diye.

Petifür'ü orada çekmemiştim, evde yerken çektim buraya eklemek için. Aslında profiterol hamuruna kremayı enjekte ederken üstünden biraz taşırıp oraya da hindistan cevizi bulamışlar. Hamuru yumuşacık ve bayatlasa bile yumuşak kalıyor, ertesi gün bile hala lezzetliydi.

Abdüsselam Balaban Köftecisi'nden çıkıp Odun Pazarı'na doğru yürüdük ama doğru yere mi gittik emin değilim. Zira çok yorulmuştuk, ofis-ev arası pek bir hareket alanı olmayan insanlarız hamlamışız. Ayaklarımız şiş, dizlerimizde derman kalmamıştı. Hemen sağ tarafta bir çay bahçesi vardı oturup Türk Kahvesi içmek istedik ama sadece çay vardı geri kalktık. 
Aşağıda bir park vardı orada oturup dinlendik, gölgelikti, çok iyi geldi. 

Sonra Çibörek yemeye meşhur Papağan'a geldik. İki tane dükkan varmış burası ikinci şubesiydi. Yine burada da sıra vardı tabi ki. Gitmeden önce araştırma yapan herkes aynı noktalarda buluşup duruyorduk. Turla gitmemiştik ama tur ile gitmiş gibi belli noktalarımız vardı.
 
Bazı kişiler hemen solda, yolun karşısında kalan Karakedi Bozacısı'ndan bozasını alıp sıraya öyle giriyordu. Biz çıkınca aldık.

Sıramız geldi, içeri girdik çibörek siparişimizi verdik beklemeye başladık. Baya bekledik. Balaban köfte için bu kadar beklememiştik. Ayrıca çalışanlar çok mutsuzdu. Muhtemelen çok yorulmuşlardı haklı olarak, ama onların stresli halleri bize de yansıdı. Çok fazla keyif alamadık oradan. Yine de Çibörek lezzetliydi. Beğendik. Bir porsiyonda 5 tane vardı ve 75tl idi, yanına ayran aldık onun da tanesi 10tlydi (Mayıs 2023).

Sonra hemen yandaki Karakedi Bozacısı'ndan boza aldık. Plastik su bardağında plastik kaşıkla birlikte veriliyor, tanesi 12,5tl (Mayıs 2023). Çok beğenince eve de almak istedik, yarım kilo aldık 25tlye (Mayıs 2023) ama veriliş şekli dumura uğrattı biraz. Yarım kiloluk, bir kiloluk poşetler hazırlanmış, öyle veriliyordu. Yolda taşırken poşetleri üstüste koyunca oraya buraya kaykılıyordu. Neyse ki patlatmadan sağlam şekilde eve ulaştırabildik.

 Bunun dışında Met helvası ve Çibörekten de yiyemediğimiz kısmı paket yaptırdık. Met helvayı aldığımız yerin adı Tanınmş Helvacı'ydı, lezzetliydi. Eminönü Mısır Çarşısındaki Kurukahveci Mehmet Efendi'nin yeri gibi sıraya girip hemen camdan paket verilerek alınan bir yerdi.

Son olarak tüm harcamalarımızı fikir olması açısından buraya ekliyorum. Fiyatlar 20 Mayıs 2023 tarihine aittir :
  • Minibüs Millet Bahçesi - Sazova gidiş-geliş toplam 30₺ (kişi başı 7,5₺) (38 ya da 16 numaralı minibüsler gidiyor)
  • Balaban köfte 280₺ (Kişi başı 140₺) (Abdüsselam Balaban Köftecisi)
  • Çibörek 95₺ (porsiyon 75₺ + 2 ayran 20₺) (Papağan Çibörek)
  • Petifür 80₺ (Kilosu 150₺) (Divanes Pastanesi)
  • Met helva 70₺ (yarım kilo) (Tanınmış Helvacı)
  • Boza - bardağı 12,5₺, yarım kilo 25₺ (Kara kedi Bozacısı)
  • A101 -kahvaltılıklar 80₺
  • Sütlü Filtre Kahve 2 tane 78₺ (Starbucks - Tall)
  • Hayvanat bahçesi 55₺ (tam 35₺ + öğrenci 20₺)
  • Masal şatosu 27₺ (tam 15₺ + öğrenci 12₺)

Akşam tren saatimiz 20:29'du ama anonsla geç geleceği söylendi. 20 dakika gecikmeli gelecekti ama yarım saati buldu yanlış hatırlamıyorsam. Dönüş yolu biraz daha sıkıcıydı ve yorulmuştuk haliyle. Günübirlik çok güzel geziliyor ama bir gece kalmalı gidilse daha rahat olabilir. Gitmediğimiz yerler oldu zaten Eskişehir'e gitmeden önce planımızdan çıkarmıştık oraları. Mesela Balmumu müzesi gibi. İstanbul'da da var ve daha güzel olduğu söyleniyor. Zaten Eskişehir hemen trene binilip gidilebilen bir yer olduğu için diğer yerlere başka zaman da gidebiliriz diye düşündük. 3 saat sürüyor tren yolculuğu. Sanki İstanbul içinde bir ilçeye gezmeye gelmişiz gibiydi.

Gitmek isteyenlere tavsiye ederim. Trafik yok, sakin, huzurlu bir yer. İnsanları da kibar.
İstanbul'a göre daha yaşanabilir bir ortamı var. 

Eskişehir gezimiz bu kadardı başka gezilerde görüşmek üzere :)