Sayfalar

31 Ocak 2019 Perşembe

31- Yoğunluk ve bitki filizlendirmeler


Yoğun bir gündü. 
Limon filizim fotoğraftaki gibi. Bir de hurma çekirdeği sapladım dün toprağa. 2-3 haftaya çimlenir diyorlar. 
İnternetten araştırırken Hindistan cevizini bile filizlendirenleri gördüm. Müthiş bir şey! Ama kolay değil. 

30 Ocak 2019 Çarşamba

30- Limon filizi


Limon filizi hızla büyüyor :)

Reynmen’in şarkısını dinledim, klibini izledim. Bana da Muhsin Yazıcıoğlu’nu hatırlattı. Kara saplanmış uçak, sürükleyip getirdiği bir insan falan...

29 Ocak 2019 Salı

29- Limon çekirdeği çimlendirme


İzinden döndüğümde masamdaki minik saksıya ektiğim limon çekirdeklerinden birinin filizlendiğini gördüm.
İş yerinde çayın yanına aldığım limonlardan topladığım beş tane çekirdeği çok derine batırmadan toprağa ekmiştim. Filiz büyükmüş gibi görünebilir ama değil, ektiğim saksının genişliği çay bardağı kadar boyu ise çay bardağının bile yarısı kadar. 27 Aralıkta ekmiştim, bir ay sonra filizlenmiş oldu.
Şu an bu fotoğraftakinden daha düzleşmiş halde. Saatler içinde büyüyor, bebeklerin daha çabuk büyümesi gibi filizler de çok çabuk büyüyor herhalde :)

Bugün o kadar bitkinim ki...

Bir kaç gündür geceleri rahat uyuyamıyorum, bir kaşıntı hali aldı beni niyeyse. Kolum, bacağım, boynum... Stres mi yapıyorum acaba diyorum ama yapmıyorum ki. Farkında mı değilim acaba... Alerji gibi değil, kabarma kızarma yok sadece kuru kaşıntı... Çok kurumaktandır diye krem sürüyorum o da bazen fayda etmiyor. Karaciğerime detoks yapmalıyım artık belki de.

28 Ocak 2019 Pazartesi

28- İşe döndük


İzinden sonraki ilk iş günü güzel geçti. Çok zorlamadı şükür :)

Bu hafta o kadar çok kişi sözlendi ki. Bazı günler herkes anlaşmış gibi birbirinden bağımsız bir sürü söz ya da nişan aynı günde yapılıyor çok şaşırıyorum.

27 Ocak 2019 Pazar

27- Aslı gibidir


Starbucks bana sponsor olsa ya :)

Bugün Aslı Gibidir filmine gittik. Hangi filme gideceğimiz belirsizdi, sinemada filmlere ve seanslara bakarken Aslı Gibidir filminin bir sonraki seansının oyunculu seans olduğunu gördük ve hemen ona aldık biletleri.
Saati gelip de sinema salonuna girdiğimizde bizden sonraki seansa geleceğini, saatinin değiştiğini öğrendik. Neyse yapacak bir şey yok dedik.
Film bence harikaydı, klasik Türk komedi filmlerinden farklı. Konusu marjinaldi ve Aslı İnandık’ın performansı çok iyiydi. Aslı İnandık’ı instagramda ilk keşfettiğimde saatlerce instagramından çıkamayıp her gönderisine katıla katıla güldüğümü ve hemen ertesi gün arkadaşıma da gösterdiğimi hatırlıyorum :)) Hızla büyümeye ve tanınmaya devam etiği için çevremde de tanıyanlar çoğaldı. Filminde de instagramındaki bazı tiplemeler var, çok güzel bir şekilde filme entegre edilmişler.
Film biter bitmez içeriye oyuncular girdi, çok şaşırdık ve sevindik. Bir sonraki seans için erken gelip bizi de ziyaret etmek istemişler. Genelde filmin başında izleyicilerle konuşuyorlarmış ilk defa film sonunda konuşmuş oldular bizimle. Çok beğendiğimizi söyledik ve isteyenler fotoğraf çekindi, ben de kararsız kaldım ama sonra çektiriverdim :)
Çok samimi, içten, bizden biri. Sıcakkanlı, sempatik. Tıpkı filmdeki gibi.
İzlemenizi tavsiye ederim. Küfür yok, cinsellik yok, tertemiz ve kaliteli bir komedi filmi. Çoluk çocukla da rahatlıkla izlenebilir.
Birinci yarı bittiğinde inanamadık ne çabuk geçtiğine. İkinci kısmı da birincisinden aşağı kalmadı. Kısacası çok güzeldi.

Onun dışında yarın işe dönüyorum. Hiç hazır hissetmiyorum, inşallah kolay geçer.

26 Ocak 2019 Cumartesi

26- Eski defterler


Program yapıp kendime daha düzenli günler hazırlamak için eski bir defterimi aldım elime, dolu sayfalarına bakarken bu çizime rastladım. 2013 yılında, işsiz (tecrübesiz diye iş verilmeyen), KPSS’ye hazırlanan ama 85 üzeri yapması gerektiği için istediği puana ulaşamayan, katiplik yapabilir miyim acaba diye düşünen ve bu sırada da ismek’in yemek kursuna giden, içine kapanmamaya ve umudunu korumaya çalışan bir ben var bu çizimde.
O günler de geçti ya, bazen inanamıyorum. Zor günlerdi. Çok şükür bu günlerimize.

25 Ocak 2019 Cuma

Öğretmen olmak



Bu sene yeni mezun olup atanıp Doğu’ya giden bir öğretmenin maaşını açıklıyorum. Öğretmenlerin en az 15 saat ders alması mecburi ve 15 saatlik dersin ücreti (aylık 60 saat ediyor) 3700₺. Bu kişi ayriyetten 9 saat daha derse girmesi gerektiği için ders saati 24 ve maaşı da 4700₺ oluyor. İkinci dönem kurs açıp ordan da ders verecekmiş, Bi 15 saat de ikinci döneme eklemek istiyor 4700+3700 etti 8400₺. Allah’ım sana geliyorum.

25- Boş durmak doğamıza aykırı


Son iki gündür neredeyse hiçbir şey yapmıyorum. Bu hafta izinli olduğum için gezip tozucam düşüncesiyle zaten pek bir şey yapmadım ama gezmediğim zamanlarda da elime bir şey almak istememem beni huzursuz etmeye başladı.

Böyle zamanlarda hemen bir kısır döngüye giriyorum ve eminim siz de aynı şeyi yaşıyorsunuzdur; hiçbir şey yapmak istememek ve hiçbir şey yapmadığın için sıkılmak ama hiçbir şey yapmadıkça daha fazla hiçbir şey yapmak istememek.

Bugün son izinli günüm olunca sabah kardeşimle kahvaltıya çıktık. Nevmekan Sahil'e gittik, gayet güzeldi. Oradan çıkınca sahilde biraz yürüyüp sahil kenarındaki bir cafeye girdik, Hollywood adı ve dekorasyonu bizi cezbetti. Çok da kahve için hevesli değildik ama güleryüzlü, ilgili, saygılı çalışanları ve lezzetli kahvesi iyi ki girdik buraya dedirtti.

Daha sonra eve geldiğimde elime yarım kalan atkımı aldım, bir süredir başladığım ama daha bir top ip bile bitiremediğim atkım. Ördükçe rahatladım ve bir şeyler yapıyor olmanın hazzını yaşadım. Yaşadığımı, bir şey üretebildiğimi, sadece tüketici değil üretici de olabildiğimi, bir şeyler alırken bir şeyler de verebildiğimi gördükçe rahatladım.

İnşirah süresinin 7.ayetinde de demiyor mu "boş kaldığında yine kalk ve yorul" diye. Bizi yaratan, hamurumuzu, çamurumuzu, her halimizi bizden daha iyi bilen yaratıcımız böyle diyorsa aksini iddia etmek mümkün mü?

O zaman boş durmak yok, işleyen demir pas tutmaz. Her zaman elimizde yapılacak işler olsun, hobilerimiz olsun ve yarım bırakmadan devam edelim mümkün olduğunca. Yoksa yarım bırakılmış işlerin enerjisi hep sırtımızda yük olur, yavaşlatır.

Boş durmak bize yaramıyor, bereketli güzel günlerimiz olsun...

24 Ocak 2019 Perşembe

24- Hayatlarımız birer proje


Her birimizin hayatı, başına kendimizin görevlendirildiği birer proje aslında. Süresi belirsiz, eldeki imkanlarla en iyi şekilde sürdürülebilecek projeler. Projeyi nereye taşıdığımız, nasıl sürdürdüğümüz önemli.

İmkanları nereye harcadık, nasıl şeyler hedefledik, ne kaybettik ne kazandık hepsi ömür sonunda grafiklerle karşımıza çıkacak. Elimizden gelenin en iyisi bu mu?

Neden müdürün/patronun verdiği projeye neredeyse ömrümüzü adarken asıl büyük patronun verdiği hayat adlı projemize gereken önemi vermeyelim ki? Hadi bir durup silkelenelim ve bakalım, şimdiye kadar neler yaptık, şimdi neler yapıyoruz ve neler yapmayı planlıyoruz...

23 Ocak 2019 Çarşamba

23- Hüzün

Size de oluyor mu bilmiyorum, durup dururken bir hüzün hali çöküyor bazen. Pişmanlık, üzgün olmak ya da çaresizlik gibi bir his değil. Düpedüz hüzün. Sebepsiz, garip. Yorgunluktan belki de. Yorgun ve hasta olunca kendimi hayata karşı yetersiz ve savunmasız hissediyorum. Her ne kadar yanımda ailem olsa da. Hayatta aslında yalnız olduğumuzu ve ölünce de yalnız gömüleceğimizi fazlasıyla idrak ediyorum. Her koşulda yalnızlığı da düşünmeden edemiyorum.

Uludağ’dan manzaralar



Yolda birkaç dilim sucuk aldık ve ilk defa karda mangal yapmış olduk. Çok keyifliydi. Sonra da muzun arasına çikolata koyup köze oturttuk ama hava akşam üzeri çok soğuduğu için sadece alttan ısındı üstü soğuk kaldı istediğimiz sonucu alamadık.

Bulunduğumuz yer tam olarak ne tarafta kalıyordu bilmiyorum ama kar motorları geçiyordu sürekli yanımızdan gruplar halinde ve en önde hocaları ile birlikte. Biz onların fotoğrafını çekiyorduk onlar da bizim. Genelde Araplardan oluştuğu için bizim karda mangal yapmamız ilgilerini çekti herhalde.

Ağaçlar hep buz sarkıtlarıyla doluydu. Kar o kadar fazlaydı ki, yazın kamp yapmaya gittiğimiz yere uğradık boyumuzun iki katı karla kaplanmıştı. Karşımızda cami vardı onun kapısının sadece üst tarafı açıkta kalmıştı. Kapı komple karla kapanmış sadece üstündeki kemer ile kapı arası boş ve biz oradan yürüyerek geçtik. Şok geçirdim resmen :)

Bundan sonrası fotoğraf.











22 Ocak 2019 Salı

22- Uludağ


Bu hafta beş günlük yıllık izindeyim. Ailece günübirlik Uludağ’a geçtik Yalova’dan. Güneş batmak üzere olunca havanın ısısı nasıl ani bir düşüş yaptı anlatamam. Tamam zaten soğuktu ama güneş gidince soğuk adeta ısırmaya başladı ellerimizi ve ayaklarımızı.
Şu fotoğraftaki buza bakar mısınız.

21 Ocak 2019 Pazartesi

21- Doğanın mavi rengi


Annemin yaptığı bu salatanın suyu dikkatimi çekti, maviyi sadece gıda boyasında görmüş olduğum için bu kadar şaşırdım herhalde. Görüntü çok hoşuma gitti. Yeşil, mor ve mavi...

Mim #15 : 2019 yılından beklentilerim


Değerli blogger kardeşimiz JDSezer beni mimlemiş. Konumuz 2019 yılından beklentilerimiz. Onun yazısını okumak isterseniz buraya tıklayın.

Benim 2019 yılından en büyük beklentim, kendi kazancımı sağlayabilmek. Ufak da olsa kendi işimi kurabilmek ya da kurmak için en azından bir kaç adım atabilmek. Ayrıca bereketli kazanç, güçlü sağlık ve kalıcı aşk diliyorum :)

Daha da devam edersek,
Vizesiz ülkelerden başlayarak yurt dışına açılmayı, gezerek görerek yaşamayı,
Hobilerim ile ayrı ayrı ilgilenip elimdeki materyalleri eritmeyi ve ortaya güzel şeyler çıkarmayı,
Youtube’da istediğim sadelik, özgünlük ve kalıcılıkla yer edinebilmeyi,
Hayatımda beni aşağı çeken her şeyden kurtulup huzurumun ve mutluluğumun sevdiklerimle birlikte devamlı artması ve daha verimli bir hayat yaşamayı diliyorum.

Ya siz?

Mim’i isteyen herkes alabilir :)

20 Ocak 2019 Pazar

20- Günün en güzel saatlerini kaçırıyoruz


Bu sabah uyandığımda beni karşılayan manzara buydu. Evin çeşitli yerlerine yayılan güneş içimi ısıttı. Hafta içi boyunca kapalı, havasız ortamda bilgisayara bağlı yaşıyor olmama acıdım her ne kadar orada çalışarak geçimimi sağlıyor olsam da.
Ofisimiz şirketin iç tarafına baktığı için hayattan biraz kopuk ve güneşten daha habersiz yaşıyoruz. Sabah güneş doğarken ben bilgisayarımın ekranına bakarak çalışıyor oluyorum, öğlene doğru açıyı dikleştrirken ben bilgisayar başında yine işle uğraşıyorum. Öğle tatilinde yarım saatlik paydosta dışarı çıkıp “Aaa bugün hava ne güzelmiş” diyor ve öğle tatilim bittiği için istemeyerek de olsa yerime dönüyorum. Yanlış anlaşılmasın, çok şükür bir işim var ondan şikayet etmiyorum edemem de çünkü neredeyse 4yıl işsiz kaldım ve işsizliğin acısını da çok iyi bilirim... Ama demek istediğim, belki de birazcık daha cesaretle kendi işimi kurma, kendimi geçindirebilme şansını elime almaya çalışsam daha iyi olabilir. Ben ki yıllarca işsiz kalıp uğraşmışım, bu çok da zor olmamalı belki de. Gereken şey cesaret, sabır ve daha fazla özgüven.

Dualarımızın ya da sadece ağzımızdan çıkan bazı sözlerin gerçekleşip gerçekleşmemesi neye göre oluyor bilmiyorum ama üstüne basa basa ısrarla devamlı ettiğimiz duaların gerçekleşmeyip de sohbet arasında arada sırada söylediğimiz bir şeyin bir gün gerçek olması çok garip. Elbet vardır bir nedeni...

Bugünkü yazımı sabah yayınlıyorum, sabah beni karşılayan güneşin hatrına :)

19 Ocak 2019 Cumartesi

19- Amigurumi


Geçen hafta, neredeyse bir kaç yıldır istediğim tarifi (ve görünce dayanamayıp başka bir tarifi daha) sonunda parama kıyıp aldım. Ve ilk denememi yaptım.
Bu fotoğraftaki, görünce dayanamayıp aldığım üçlü grubun birincisi. Asıl almayı çok isteyip de aldığım tarif başka, ona daha başlamadım.

Aşağıya da tarifteki fotoğrafını koyuyorum, niyeyse benimki farklı oldu. Kollar yok bende henüz ama onun dışında da daha uzun ve fazla kozalaklı oldu.



Tarif İngilizce olduğu için acaba bir yerlerde bir şey mi kaçırdım diye bakıyorum ama bulamadım. Bir sonraki denemelerde anlarım herhalde.

Sizce nasıl olmuş?

18 Ocak 2019 Cuma

18- Avokadoyu budadım


Geçen gün bir mail aldım. Avokado yetiştirdiğimi gören ve kendisi de yetiştiren birisi, avokadomu budamam gerektiğini yoksa ince gövdesi yapraklarına yeterli besin taşıyamayacağı için kaybedeceğimi söyledi. Nasıl bir budama diye sordum, sadece üstteki bir kaç minik yaprak sanıyordum ama gövdesinin neredeyse yarısından kesmemi söyledi.
İlk avokado çekirdeğimi filizlendirmeden önce avokado yetiştirmek hakkında yaptığım araştırmalarda tepeden budamak gerektiğini ben de okumuştum ama yeni yapraklar bu kadar heyecan verirken elim gitmemişti. Şimdi ise avokadomu kaybetmek üzereyim ama inşallah bu budama işe yarar ve tekrar canlanır.
Tüm yapraklara kıyamadım. İki tane bıraktım. Bazı yapraklar elimi değdirmemle kendisi düştü. Bu kalanlar daha sağlam olanlar. Tekrar çoğalmalarını ve ağaca dönüşmesini umuyorum.

17 Ocak 2019 Perşembe

17- Mango

Canım mango suyu çekince aldım ama bu soğukta çok da mantıklı bir seçim olmadı sanırım. Hasta olmasak bari.
Şu an bir yandan eve yürürken bir yandan da telefonla bu yazıyı giriyorum. Çoğu zaman dışarıda telefona bakarak yürüyüp de nasıl başıma bir şey gelmediğine şaşıyorum. Önümü görmeden gidiyorum ama aslında çok tehlikeli. O yüzden daha fazla yazmayacağım.

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak


Tarık Tufan'ın kitaplarını seviyorum, dili akıcı, bitirmeden bırakamıyorum.
Zülfü Livaneli'ninkiler gibi.
Bu kitabın roman olmasını tercih ederdim ama kısa denemelerden oluşmuş. Yine de sıkmadı, beğendim.
Böylece 2019'un 4. kitabı da bitmiş oldu. Sırada Elia ile Yolculuk var nasipse :) Livaneli tabi ki.

16 Ocak 2019 Çarşamba

16- Bereketli bir gün


İş çıkışı kardeşimle takıldık biraz, ne zamandır yapmıyorduk. Nevmekan sahile gittik ne güzel bir yer. Ama çok kalabalıktı, tam çıkmak için kapıya yönelmiştik yer yok diye, hemen yanımızdaki bir masa kalkınca oturduk. Oradan da sinema mı yapsak dedik ama istediğimiz seansa film yoktu. Şu “bizim için şampiyon” filmine gitmek istiyorduk. Olmadı.
Ümraniye’ye geçelim dedik. Hep erteliyorduk. Fotoğraftaki yer Alemdağ caddesi. Anadolu yakasının İstiklal caddesi gibi oldu trafiğe kapanınca. Çok uygun fiyata ikişer tane kazak aldık. Bir de bel çantası. Bu kadar uygun fiyatlı alışveriş yapınca mutlu oluyor insan.
Böyle kafamıza estiği gibi plansız programsız çıkıp gezmeler o kadar iyi geliyor ki. Tabi anlaşabildiğin ve aynı şeyleri isteyebildiğin birileri varsa.
Sanki sabah işteyken başka bir gündü ve akşam tatil günüm gibiydi. O kadar iyi geldi. Evden işe işten eve ya da iş arkadaşlarıyla iş çıkışı bir kafede zaman geçirip eve dönme dışında daha hayata karıştıran şeyler yapmak lazım arada.

15 Ocak 2019 Salı

15- Soğuk havalar


Bu gece kar yağacakmış, hava buz gibi şu an. Bakalım sabah bir sürprizle karşılaşacak mıyız...
Kedi evimizden çıkan bir kedi görmüş kardeşim geçen gün. Sabah yem bırakmıştım geldiğimde bitmişti ama ortalıkta kedi yok. Hayalet kediler dolaşıyor kedi evimizde galiba :))

Sevgi Bağı - Sıradışı bir kedi hikayesi


Eve kedi almak istiyorum diyince "al önce bu kitabı oku sonra karar ver" diyen iş arkadaşım, ben kitabı okuyup kediden vazgeçince şimdi de beni eve kedi almam için teşvik etmeye çalışıyor :))

Neden vazgeçtim, çünkü sorumluluğu çoook fazla.

Yarısına kadar kitabı her okuduğumda içimde çok büyük bir heyecan oluşuyordu "hemen bir kedi sahiplenmeliyim" diye, fotoğrafta da yazdığım gibi. Ama kapattığımda bu his geçiyordu. Yarısı bitti, sonlara doğru kedi alma hevesim gitgide azalarak bitti. İkiz kulelerin patlama anı ve kedilerine ulaşamayışı beni oturduğum yerde bile o kadar zorladı ki ne işim var dertsiz başıma dert alacağım dedim ve vazgeçtim.
Ama kitap çok güzel.
Bana veren arkadaş, çevirisini çok beğenmediğini söyledi ama beni rahatsız eden bir şey olmadı.
Yazarın bazı yerlerde kedilerin dilinden ne demek istediklerini yazması çok komikti:)
Kitabın konusu kabaca, yeni doğmuş siyah bir yavru kedinin gözlerini kaybetmesi, kimsenin onu sahiplenmek istemeyişi ve en son Gwen Cooper'a söylediklerinde Gwen'in aslında çok hevesli olmadan görmeye gidip bir anda almaya karar vermesiyle başlıyor ve birlikte geçirdikleri günler anlatılıyor. Halihazırda iki kedisi var, bu yeni kedi Homeros ile üç oluyorlar. Ama bu kedi gözleri olmamasına rağmen oldukça hiperaktif ve becerikli bir kedi.

14 Ocak 2019 Pazartesi

14- Akışına bırakmak


Tripsiz, kaprissiz, alınmadan, gücenmeden, küsmeden, kinlenmeden yaşayıp hayatı kendi haline bırakmak lazım. Çocuğunu parkta oynarken izlemek gibi, kendi haline bırakıp sadece çok gerektiğinde ortaya çıkmak lazım. Suyu tutmaya çalışmayıp, dereyi akışına bırakmak lazım.

Her şeyi kontrol edemezsin, yönetemezsin. Yaşa ve geç.

13 Ocak 2019 Pazar

13- Resim çizmek


Bir zamanlar ne güzel resimler çiziyormuşum. İş hayatı insanı yeteneklerinden alıkoyuyor. Terk ettiğim o kadar çok hobim var ki....

12 Ocak 2019 Cumartesi

12- Kedi mamaları neden ıslak kedi gibi kokuyor


İlk defa kedi maması aldım. Meyve suyu aldığım kabı yıkayıp kurulayıp içine koydum çantamda taşırım diye. Merak ettim koklayayım dedim koklamaz olaydım. Kediler sever inşallah. 


11 Ocak 2019 Cuma

Mücella



Başta biraz sıkıldım, biter mi bu kitap böyle dedim çünkü upuzun cümleler bitmeyen betimlemeler kitaba yoğunlaşmamı zorlaştırıyordu. Ne zaman ki nihayet duvarı, kapıyı, halıyı tasvir etmeyi bırakıp olaylara geçti sayfalar da akıp gitti. Çok beğendim. Mücella isimli karakterin çocukluktan yaşlılığa kadarki hayatı anlatılmış, sakin, akıcı, tam da kış aylarında kahveyi alıp battaniyeye sarılıp okunabilecek bir kitap.
Kapağında neden dikiş makinesi olduğunu da söyleyeyim, ben terzi olan ya da dikiş yapmayı çok seven bir karakter bekliyordum ama aslında bu baba mesleğiymiş ve soyadı kanunu gelince de soyadlarını Terzi seçmişler. O yüzden çok fazla olmasa da biraz alakası var kitap ile kapağın.

11- Sarı Kivi


Bim’deki son kalanlardan aldım diye hemen bozuk olduklarına kanaat getirdim ama bir yandan da inanamadım. Bozuk olsa bile en azından nokta kadar bir yeri yeşil kalmış olmalıydı. Tadına baktım, olgunlaşmış kivi tadı vardı. Ekşi değil, tatlı. İnternetten bakınca sarı kivi diye bir şeyin olduğunu öğrendim. Boşuna evham yapmışım.

Dün paylaştığım kitabı çok kişi beğendi. O yüzden içinden bir sayfayı çekip koymak istiyorum:


Kitabın adı: Büyümek diye bir şey yok.

10 Ocak 2019 Perşembe

10- Okuyun okutun


Fotoğraftaki beyaz kitap bir karikatür kitabı: Büyümek diye bir şey yok.

O kadar komik o kadar sevimli ki, kargo gelir gelmez açıp okumaya başladım ve yarım saat olmadan bitmiştir herhalde. Çok güldüm, tamamen hayattan gerçek anlar komik bir şekilde resmedilmiş.
Hemen arkadaşıma verdim okuması için, sonra başka bir arkadaş aldı okudu daha sonra bir arkadaş da eve götürdü okumak için. Tekrar bana geldiğinde evdekilere de sırayla okutmak istiyorum. Size de tavsiye ederim alın okuyun keyfiniz yerine gelsin :))
Kitapyurdundan aldım, 22 liraydı. Normalde 40 liraymış.

Mutluluk kürleri kitabını da YouTube’dan izlediğim gündem özel programından sonra merak edip aldım. Biraz inceledim, o da çok güzel görünüyor. Elimdeki kitabı bitirir bitirmez başlamayı düşünüyorum.

Elimdeki kitap: Sevgi bağı.


9 Ocak 2019 Çarşamba

9- Nefes alıyorsak hâlâ tehlikedeyiz demektir


Üsküdar’ın kedisi, velisi, delisi meşhurdur derler.
Birkaç gündür havalar çok soğuk. Evleri hiçbir şekilde ısıtamıyoruz. Soğukta hayattan kopan biriyim, kan dolaşımım duruyor resmen. İnşallah en kısa sürede bu dondurucu soğuk son bulur.

Not1: Başlığın yazıyla, yazının fotoğrafla ve fotoğrafın başlıkla bir ilgisi yoktur.

8 Ocak 2019 Salı

8- Hayatı tıkır tıkır gidenler ve yerinde sayanlar



İnsanlar genel olarak ikiye ayrılıyor, toplumca kabul edilmiş basamakları sırayla ve doğru zamanda çıkanlar ve yerinde sayanlar. Ben yerinde sayanlardan olduğumu hissediyorum bugünlerde ve merak ediyorum da, hayatı tıkırında gidenler acaba çok mu mutlu?
Tıkırında derken, okul hayatı başarılı geçip istediği okul ve bölümü bitirir bitirmez iyi bir iş hayatına atılıp biraz eli para tutup birikim de yaptıktan sonra evlenip bir kaç yıl içinde çoluk çocuğa karışıp yaşayanları kastediyorum. Bunun devamında da çocukların başarılı okul hayatları iş hayatları mürüvvetleri ve torun tombalaklar geliyor. Her şey böyle adım adım, olması gerektiğine inandığımız gibi giderse her şey daha mı güzel daha mı mutluluk verici oluyordur acaba?...

7 Ocak 2019 Pazartesi

7- Kedi evim Adoreden geldi


Kargo şirketinin teslim edilemedi diyip iade ettiği, iade sırasında yolda kaybolduğu ve Adore’nin tekrar gönderdiği kedi evim sonunda bana ulaştı. 
Hemen ailecek monte ettik ama dışarıya henüz koymadık... Nereye koyacağımıza tam karar veremedik. 
Yarın işe giderken kapının önüne indiririm herhalde. 
O kadar kaliteli o kadar güzel ki 😊 
Çok teşekkür ederiz Adore Mobilya!

Vidaları, çivileri ayakları her şeyi içinde geldi. Tahtalar çok kalın, kapısı küçük, sıcacık olur içi. Alt kısmına dört tane plastik küçük ayak koymak için bile delikler açılmış ve tabi ki ayaklar da gönderilmiş. Onu çekmedim ama o ayrıntıyı da yazmadan edemedim. Her ayrıntı düşünülmüş:)

6 Ocak 2019 Pazar

5 Ocak 2019 Cumartesi

5- Çamlıca Tepesi ve Çamlıca Camiisine ulaşımın kolaylaşması için yıkılacak evlerden biri bizim


İkinci etapta yıkılacak binalar arasında bizim ev de varmış. Bunu bugün öğrendiğimden beri çok mutsuzum. Bu evi, bu yeri bırakıp gitmek zorunda mı kalacağız yani? Neden mecbur oluyoruz ki buna?
Burada doğdum büyüdüm, annem buraya gelin geldi. En az 50 yıldır sahibiyiz buranın.
Seçeneksiz bırakılmak çok sinir bozucu. Önce ön sıralardaki binalar gidecek, ki onlar da çocukluk arkadaşlarımın evleri. Gerçi onlar evlerinin yıkılacağını öğrenince taşındılar ve kiraya verdiler ama yine de o binaların orada olması bile yetiyordu. Önce onlar peşinden de bizim sıradaki evler yıkılacakmış...
Haberi alanlardan biri hemen evi satıp başka yerden ev aramaya başlamış bile. Bu işlerin içinde olan biri olduğu için bu kadar hızlı gidiyor. Bakalım biz napacağız...

Üstelik bizim binanın olduğu yere yol da gelmiyor, park yapılacakmış. Zaten Çamlıca yeterince çamlı ve yeşil bizim yerimiz de eksik kalsa nolacak ki? Resmen keyfi bir şey için evimizden olacağız ya :(

4 Ocak 2019 Cuma

4- Poşetler paralı oldu


Bildiğiniz üzere bu yıl poşetler 25 kuruştan satılmaya başlandı. İşten döndüğümde markete uğradım , sırt çantam dolu olduğu için poşet almam gerekti ve ilk paralı poşetimi almış oldum. Benden başka hiçkimsenin elinde  poşet yoktu, sanki dünyada kalan son poşeti ben almışım gibi biraz saklama ihtiyacı hissederek gittim eve. Poşetleri cebe atıp marketlerde ikinci üçüncü defa kullanmak çok doğal bir hale gelecek gibi. Kimsenin poşete 25 kuruş vermek isteyeceğini sanmıyorum, zenginlerin bile. İnsan kendini enayi gibi hissediyor çünkü.

Belki bu sayede çeşit çeşit bez çantalar yapılır ve renklenir marketler :))

3 Ocak 2019 Perşembe

Neden kötü rüyalar görüyoruz?



Gece kötü rüyalar gördüm. Dolayısıyla bu benim ruh halimi de etkiledi. Düşünmemeye çalışıyorum ama bir yandan da ne alakayla gördüğümü merak ediyorum. Sanki birilerine işkence ediliyor gibiydi, hatırlamak istemiyorum. Silinse gitse keşke.

Google'dan bir bakayım dedim, ilk çıkan sonuçta "Bilinçaltımız, boş yere yüklenen fazla enerji nedeniyle kötü rüyalar olarak bize geri dönebiliyor." yazıyor.


Fotoğraftaki martı kardeş Üsküdar'dan :) Hani milli piyangoda 70 milyon TL'lik biletin çıktığı Üsküdar 😄

2 Ocak 2019 Çarşamba

2- Kediler büyülü varlıklardır


Öğlen çay içtiğimiz yerde, evini kedilere açmış bir ablayla tanıştım. Torununun eve aldığı bir yavru kedi ve torununun arkadaşının da o kedinin kardeşini alıp bakamayıp kardeş kedinin bu ablaya kalmasıyla başlamış kedili hayatı. Normalde kedi korkusu varmış, korkusunu yenip evde kedi beslemeye başlamış. Derken bu sayı artmış. Şu an evinde dokuz kedi bakıyor. 

Aliexpressten verdiğim son sipariş de geldi. Miyuki boncuk diye almıştım ama bildiğin kum boncuk çıktı. Neyse ki renkleri efsane olduğu için üzülmedim. Fotoğrafta biraz karanlık çıkmış, daha güzel renkleri. Hapishane işi bileklik yapmak istiyorum bu boncuklarla, ne kadar güzel olur!



Aliexpress linki: https://tr.aliexpress.com/item/1000Pcs-lot-2mm-Crystal-Glass-Czech-Seed-Beads-Loose-Miyuki-Spacer-Hama-Beads-For-DIY-Jewelry/32828792055.html