Sayfalar

30 Mart 2023 Perşembe

Severdim ben ilkbaharı

Bahar alerjisi olan varsa bilgilendirebilir mi? Ben alerji ilacı kullanmaya başladım diye artık maske falan takmadan rahat rahat çayır çimen gezebilecek miyim yoksa ilaç kullanıyor olsam bile önlem almaya devam mı etmeliyim? 

Bu akşam burun spreyimi biraz geç sıktım, hatta sıkmasam mı diye düşünüyordum ama burnum ve genzim yine akmaya başlayınca sıktım. İlacı içmeye de devam ediyorum ama sadece akşamları. Bugün öğlen çıkıp biraz yürüdüm, önce maskeyle çıktım sonra bişey olmaz herhalde diye maskeyi çıkardım oksijen almak amaçlı. Ondan mı oldu acaba yoksa spreyi zamanında sıkmadığımdan mı? Ya da tamamen geçmesini beklemek için çok mu erken?

Alerjiyle nasıl yaşanır? Nasıl yapmak gerekir?

Ben ilkbaharı artık sevemeyecek miyim?

Yine dişçi koltuğunda…



Bir önceki yazdığım günün akşamı diş dolgum yerinden çıkmaya başladı. Kanal olmadan kurtarmak için büyük bir dolgu yapılmıştı geçtiğimiz sonbaharda. Ama dile bakan yan duvarı tam düzeltilmemişti biraz bombeli kalmıştı. Ben de geceleri tel taktığım için çıkarıp takarken oraya takılıyordu. Ertesi gün diş telimi de alıp doktora gitmiştim, durumu anlatmıştım. Gülüp bir şey olmaz demişti. Neyse işte geçen akşam dolgum kenarlardan açılmaya başladı. Sahura kalktığımda da yoktu. Gece tamamen çıkmış ben de yutmuşum. Dipsiz kuyu gibi açılmıştı dişimin o odası. Sabah hemen aradım randevu aldım, randevusuz direk gidecektim ama orda beklersem çok stres yaparım diye haberli gitmek istedim. Gittiğimde kendimi hatırlattım doktora, diş teli muhabbetini de anlattım. Hatırladı. Hak da verdi o telin baskısıyla yerinden oynamış olabileceğine. 
Baktı, eti kesmek gerek dedi anestezi yapılması lazım ama oruç gider dedi, iftardan sonraya randevu verdi normalde o saatte kapalı olsa da. Ertesi gün oruç tutmayıp gelmeyi teklif ettim ama orucuma kıyamadığını söyledi. İyi oldu çünkü doğru düzgün bir şey yiyemiyordum oraya giriyor diye. Biran önce halledilsin istiyordum. 
Akşam gittim, sanıyorum ki orayı temizleyecek yeni dolgu malzemesi koyup gönderecek. O da öyle sanıyordu aslında. Ama açınca, alttan çürümeye devam ettiğini gördü. Temizledikçe ağrı hissetmeye başladım ve sürekli onu durdurdum. Çürük sinire dayanmıştı anlaşılan. Kanal olması gerektiğini söyledi. Ve kanala başladık. Sonra eşi geldi, o da dişçiymiş. O da oradayken kanalı tamamen yapıp kapatalım mı diye sordu bana, yani ilaç koyup 1-2 hafta sonra devam etmek yerine tek seferde bitecekti. Olur dedim. Ne kadar daha sürer dedim ama tabi böyle yazdığım gibi düzgün konuşamıyorum ağzım açık, yanağım dilim pamuk dolu ve sol tarafım komple uyuşmuş şekilde “gegağa eğeğ” gibi bişeyler diyorum ama doktor anlıyor neyse ki “ne kadar sürer” demek istediğimi. Yarım saat kadar sürer dedi. Tamam dedim ben de işime geldi açıkçası tekrar gelmemek. Zaten dişçilerin kanal tedavilerini iki güne bölmeleri de genelde çok yorucu olduğu ve çok uzun sürdüğü içinmiş. Klinik benim için kapatılmış gibiydi zaten tek müşteri bendim. Ve iki tane dişçi vardı tepemde, dönüşümlü yardımlaşmalı devam ediyorlardı. Ben de 2 saat boyunca ağzım sonuna kadar açık olmasına rağmen “kocaman aç” demelerine karşın daha da açmaya çalışarak olduğum yerde kasılıp durdum. Bazen nefes alamıyor gibi oluyordum artık. Hatta bi kere yutkunmaya çalışırken cidden nefesim kesilir gibi oldu biraz yerimden kıpırdamak zorunda kaldım doktor sakın kapatma ağzını iğne var daha da kötü olur dişin diyip durdurdu beni. Çok zordu valla. Baya uzun sürdü. Hem dişçi hem de ben baya yorulduk. Öğlen tek gelmiştim ama akşam gerildim kardeşimi de yanımda götürdüm o yüzden, bi yandan da çok küçük bi iş hemen dolguyu basıp gönderecekler nasılsa diyorum. İyi ki de kardeşimle gitmişim yoksa çok kötü hissederdim muhtemelen orda tek başıma, hareketsiz ve tedirgin halimle. 
20:30da gittik 10 buçuğa doğru da çıktık. Herhalde bu ilk kanalım. Ya da hatırlamıyorum daha önce yaptırdıysam da. Dişçilerle alakalı hiçbir şeyi hatırlayasım gelmiyor. Her defasında ufak bir şey için gittiğimi sanıyorum kocaman bir şey çıkıyor iş uzuyor. Baya can sıkıcı. 

Bugün işe döndüm. İki günlük rapor yine doktorlarla geçti. Bu sene ne zaman izin alsam bi doktorluk işim çıkıyor iznimden bişey anlamıyorum, özellikle de diş konusunda çok oldu. 20leri çektirdim çok zor oldu mesela. Ondan sonra da iyice travmatik olmaya başladı dişçiye gitmek benim için zaten. 

Dün iftarı açıp başka bir şey yiyip içmeden dişçiye gitmiştim anca yetişirim diye. Dişçiden o kadar geç çıkınca da bişey yiyemedim, uyuşukluğum da tam geçmemişti. Bi de tedirgin oldum daha yeni yapıldı diş eti kesildi sıkıntı olabilir vs diye. Sahura kalkarım nasılsa diye yattım öyle bişey yemeden içmeden. Sahurda da yiyesim gelmedi sadece bir bardak su içip yattım. Bugün çok zorlanmadım, sadece bazen başım dönüyordu biraz. Ama öyle çok açlık susuzluk çekmedim. İftardan önce tartıya çıktım 1 kilo 100 gram eksik çıktı nasıl mutlu oldum. İftarda da çok kaçırmadım ama iftar sonrası tekrar çıktığımda eski kiloma geri dönmüştüm. Ramazan sonrası öğünlerimi iyi ayarlayabilsem keşke. İşyerinde yemekhaneye yazıldığından beri yine kilo almaya başladım. Sadece salata çorba alırım diye çıkıp hepsinden alıyorum, görünce dayanamıyorum ya. Bi de paralı zaten maaştan kesiyorlar, madem ödüyorum hakkımı alayım diyorum. 2 kere sildirdim, evden götürmeyi ya da dışarıdan bir şeyler almayı denedim ama öyle de olmuyor. Daha masraflı ve sağlıksız oluyor. Neyse böyle devam, irademi kaybetmemem ve dikkat etmem lazım. Gerçi asıl bozan şey akşam eve gelince de bir şeyler yemem. Alışkanlık herhalde, eve gelince illa yemek zorundaymışım gibi bir his. Çok hafif yiyorum mesela yoğurt, meyve gibi genelde ama o bile gereksiz oluyor hiç aç hissetmeden yiyorum. Akşamları bişey yeme mecburiyeti nasıl kodlandı kafamıza ya. Yemek olmasa bile çayın yanına tatlı falan bişeyler. Akşamları gerçekten bir şey yemeden geçirebilen var mı? Bir kaç kere yapılsa normalleşecek bir şeydir belki de, cesaret gerekiyordur. Aç hissetmeyi göze alma cesareti…



28 Mart 2023 Salı

Alerjik rinit


Dün işyerinde öğle arasında çıkıp biraz yürüyeyim dedim. Genelde öğlenleri yürüyüş yapıyorum. Deniz kenarına çok uzak değiliz ama bi 15-20 dk falan sürüyor. Ramazanda yemeğe de çıkmadığım için içerde uyuyamıyorum bari çıkıp hava alayım diyorum. Neyse işte, dün de çıktım yürüdüm. Tam sahile ulaştım başıma kuş pisledi. Neyse ki çoğu hemen sağ tarafımdan yere düştü bana damlacıklar isabet etti sadece. Bi anda patır patır bir şeyler döküldü başıma. Biri kuşlara buğday atarken bana mı isabet etti acaba diye düşünüp etrafa baktım kimse bir şey atmıyordu. Telefonun ön kamerasını açıp kendime bakınca saçımda biraz kuş pisliği gördüm. Hemen geri döndüm. Lavaboya girip yıkadım. Montumu çıkarıp baktım ona da biraz gelmişti onu da temizledim ve yerime geçtim. Yerime oturduğum gibi hapşırmaya başladım. Ama nasıl peşpeşe. Tam bitti diyorum yine burnum gıdıklanıyor. Burnum akmaya da başladı. Lavaboya gidene kadar yolda iki adımda bir hapşırıyordum. Lavaboda burnumu silerken bile tam kurulayacağım yine kaşıntı ve yine hapşırık… Yan masamda oturan arkadaşa tozlu dosya falan mı kaldırdınız dedim yoo dedi. Her zamanki şeyler dedi. O gün öğlen başlayan hapşırık ve burun akıntısı bir daha durmadı. Sadece hapşırık biraz daha azaldı. Şefe yarın sabah sağlık ocağına gideceğim dedim tamam dedi. Akşam anneme söyledim randevu aldın mı dedi yoo dedim. Sanıyorum ki randevusuz aradan alırlar beni. Ama almıyorlarmış, sistem kabul etmiyormuş. MHRS uygulamasına girdim neyse ki randevu vardı, en erken 9:40 boştu onu aldım. Bugün gittim, anlattım durumu. Çalıştığım ortamın da çok toz olduğunu söyledim. Ama zaten şikayetimi anlatınca alerji olduğunu anladı. Bahar da geldi tam alerji zamanı zaten dedi. İki tane alerji hapı ve bir burun spreyi verdi. Akşamları sadece bilaxten kullan dedi yani günde bir ilaç, ama eğer geçmezse bilaxteni sabah kullan akşam da atarax kullan günde iki ilaca geç dedi. Bir de rapor istedim 2 gün yazdı, 3 gün yazsanız olmaz mı dedim ağır griplerde bile bazen 3 gün yazamıyoruz ki seninki sadece alerji. Zaten döndüğünde yine başlar ne kadar rapor versek de dedi. Eğer bu ilaçlarla geçmezse kulak-burun-boğaza git dedi. 
Ben soğuk algınlığı der ibucold falan verir sanarken hiç öyle olmadı. Sonra düşündüm, geçen sene de alerji olmuştum. Bahar sonuna kadar da direnmiştim ha geçti ha geçecek diye. Doktora artık dayanamadığım bir zamanda gitmiştim ve nihayet rahatlamıştım. Kabul edememiştim sanırım alerjimin olduğunu. Ki daha önce hiç yoktu, ama anlaşılan her sene bahar ayı bana da dokunuyor artık. Bu arada ense tarafında saç diplerimde de egzama gibi şeyler çıktı son bir kaç haftadır ve kaşıntısı da arttı bir kaç gündür. O da alerjiden sanırım, bakalım ilaçla geçecek mi. 
Geçen sene vücudumda egzama çıktı sanarken, strestedir geçer derken artık kaşıntıdan ağlayacak hale gelmiştim. Hatırlıyorum, sağ bacağımın üst yan tarafı komple kabarmıştı ve yanıyordu. Doktora gittiğimde alerji demişti ve yine bu bilaxten i vermişti. Yanına başka ne vermişti hatırlamıyorum. Bilaxteni de ambalajını görünce hatırladım zaten. 
Doktorun yanından çıkınca ilaçları alıp almama konusunda tereddüt yaşadım. Alerjik olduğunu reddetme eğilimindeydim hala. Nurofen ibucold alırım geçer diye düşündüm. Sonra dedim ki gidip alayım ilaçları, kullanıp kullanmayacağıma sonra karar veririm. Alerjimin olmasını reddetmek onu yok etmiyor. En azından grip gibi halsizlik, ateş yapıp yataklara düşürmüyor. 
Aldım ilaçları. Bugün oruç tutmadım çok su kaybediyorum burnum çok akıyor diye ve daha kötü olmaktan korktum. Bağışıklığım daha da düşer iyileşmem diye önlem aldım kendimce, alerji olacağını hiç düşünmediğim için. Eve gelip kahvaltı yaptım. Sonra burun spreyini sıktım. Normalde burun spreyi tıkalı burnu açmak için sıkılır diye biliyordum ama bu farklıymış. Prospektüsünde saman nezlesi, alerjik rinit için de yazıyordu, herhalde akıntı dursun diye verdi. Sıktım, biraz gaz gibi bi kokusu var. Akşam da yatmadan önce sıkıp hapı da içerim. Eczaneye ne kadar süre kullanmam gerektiğini sordum bu ilaçları, doktor bir şey demedi dedim. 1 aya kadar kullanabilirsiniz ya da şikayetiniz geçince bırakabilirsiniz dedi. İnşallah bir kaç güne geçer diye umuyorum. Bu sene daha erken müdahale etmiş oldum bunun bi artısı olur umarım. 
Bunun dışında, yukarıya eklediğim fotoğrafı fotoğraf makinemden çektim. Samsung nx3000 makinem var ama iOS güncellemesi yapmadıkları için telefonuma aktaramıyormuşum fotoğrafları. Baya uğraştım olmadı. Uygulama yorumlarını okuyunca öğrendim neden olmadığını. İlk aldığım zamanlarda da yapamamıştım, ben yapamadım sanıyordum. iPhone 8plus telefonum. Meğer o zamandan beri güncelleme olmamış. Anca kabloyla bilgisayara bağlamak lazım ona da ben üşendim. Telefondan yazıyorum bu yazıyı. Yalnız yazasım varmış baya da yazdım. Düşündüm de, defter kalemle ajanda tutmak sanki hiç not tutmuyormuşum gibi hissettiriyor ama buraya yazınca fotoğraf ekleyebiliyorum tarih saat güncel oluyor yorum gelebiliyor vs bir de istediğim gibi arama yapıp bulabiliyorum yazdıklarımı ya bu çok pratik oluyor o yüzden. Bir ara yaptığım 365 gün yazılarına yeniden devam etmeyi düşünüyorum. Her gün olmaz belki ama yapabildiğim kadar yapıcam. Kendimi takip etmek açısından çok güzel oluyor çünkü. Hala bazen eski yıllardaki bir şeyi hatırlamak için buradan arama yapıp yazımı bulup okuyorum. Çok güzel bir anı defteri oluşuyor zamanla, hayatımın arşivi. 

Benden şimdilik bu kadar.

21 Mart 2023 Salı

Dilek

Bir dilek tut ve kimseye söyleme. Ama dileğini değil, dilek tuttuğunu…

Çünkü mutsuz insanlar her şeye rağmen içinde bir umut yeşertebilen insanlardan nefret ederler. İsterler ki kendileri hep bir kaç basamak üstte olsun, diğerleri hep ondan daha kötü olsun. Olsun ki kendisi dışında acıyacak birilerini bulsun ve hep gözünün önünde dursun. 

Mutlu ol ama çok belli etme. Umut et, hayal kur ama anlatma. Sadece çok yakın ve çok güvendiğin kişilere ucundan biraz belki. O kadar. Gerçekleştiğinde herkes görür zaten. Bırak o zaman öğrensinler. Sen gülümse, hayata devam et. Kimseyi mutluluğuna ikna etmeye çalışmana gerek yok.

Sana iyi hissettiren şeyler yap ama biri gelip senden talep etmedikçe ne yaptığını anlatma. Ve biri gelip nasıl böyle iyi kalabildiğini ne yaptığını sorarsa da “ben şunu yapıyorum bana iyi geliyor ama herkese iyi gelmeyebilir, dene istersen” de geç. Çoşkuyla, heyecanla anlatma. Şöyle iyi geliyor böyle iyiyim bu muazzam süper harika vs diye ballandırma. 

Hayat senin hayatın. Mutluluk senin mutluluğun, mutsuzluk senin mutsuzluğun. Hissettiklerini hiç kimse senin gibi hissetmiyor. Hayatı başkaları için değil kendin için yaşa. 

Önce kendini mutlu et. Çok mutlu ol ve çevrene iyi davran. Onları mutlu etmek için çok fazla çabalama. Bazı insanlar mutsuzluktan beslenir. Bazıları acı çekmeyi sever. Onları da öyle kabul et ama kim acıdan beslenir kim neyi sever diye insanları kategorileştirmeyi de kendine görev edinme. 

Kimseyi zorla iyileştiremezsin, kimseyi değiştiremezsin. Sadece kendini değiştirebilirsin. En iyi versiyonuna ulaşmaya çabala ve bırak seninle yürümek isteyen gelsin. 

Ben bugün böyle düşünüyorum. Ama doğru ama yanlış. Bilemiyorum. Yanlışım varsa düzeltin, ben de size göre mi yanlış yoksa gerçekten öyle mi diye bir düşüneyim. 

Hayattan son zamanlarda öğrendiğim şeyler bunlar. Farkındalık. Kendim olma çabası. Fedakarlığı bırakma, herkesi kendi gibi görmemeye çalışma vs vs vs. Ekleme yapmak isteyen varsa seve seve okurum.