Sayfalar

31 Aralık 2018 Pazartesi

İki film bir kitap


Bu hafta sonu evdeki saksılarla ilgilendim, dikiş makinemle etek dikmeye çalıştım(bitmedi), film izledim ve kitap okudum.

Bu yaz Datça'da çöpten bulduğum, İstanbul'a gelene kadar tatil ve yol boyunca pet şişede taşıdığım kaktüs parçasının kök vermiş olduğunu gördüğümdeki sevincimi görmeniz lazımdı :) Yukarıdaki fotoğraf.

Gözle görülür bir büyüme olmadığı için -en azından uzun bir süre- kök vermeyeceğini ve bıraktığım gibi durduğunu düşünüyordum, saksısını değiştirmek için topraktan söktüğümde gözlerime inanamadım. Belki de büyüme vardı ama uzunlamasına düz bir şekilde büyüdüğü için ben fark etmemiş de olabilirim. Önceki telefonumdan Datça'dan aldığımdaki fotoğrafını bulursam öncesi-sonrası yapmak istiyorum.



Momo kitabına ba-yıl-dım. Herkese tavsiye ederim. 7'den 70'e herkese hitap edebilecek bir kitap. Bitirdiğim gibi orta sona giden kardeşime verdim, o da zaten bitirmemi bekliyordu.


Arkadaşım Tuğba'nın tavsiye ettiği yarım saatlik bir animasyon olan Angela'nın Noel'ini izledim. Çok sevimli bir filmdi, biraz da duygusaldı. Dramlık bir şey yoktu ama yine de ağladım, bir yandan da kendime saçmalama animasyon filmde ağlanır mı diyordum ama içime dokundu nedense. Neyse ki bende sorun yokmuş, Tuğba da ağlamış :))


Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izlediğim yazıya bu filmi de izlememi tavsiye eden bir yorum gelmişti. Güzeldi ama ağlamadım :D
Ben ne ara filmleri dökülen gözyaşı miktarına göre ayarlar oldum acaba ya.
Kadın ana karakteri yani Hümeyra'yı beğenmemiş kimse, çirkin falan demişler ama bence değil. Sadece o rol için fazla hanımefendi bir duruşu var. Çok oturtamadım o karaktere. Kadir inanır tabi ki yine çok iyiydi. O yüzden puanım 7. :P

Bunların dışında birkaç gündür YouTube'dan Canan Karatay ve Ümit Aktaş'ın konuk olduğu CNNTürk Gündem özel programını izliyorum, 3 Aralık 2016 tarihli. 4 buçuk saatlik bir video olduğu için günlere yaydım, hala bitmedi ama çok güzel. Tavsiye ederim, farkındalığı çok arttırıyor.

Bir de bugün aliexpressten aldığım geyik desenli zarflarım geldi :)
Videodan ekran görüntüsü aldığım için biraz bulanık.
Aldığım adres de şurası: https://tr.aliexpress.com/item/10-PCS-Deer-Paper-Envelope-4-Designs-Cute-Mini-Envelopes-Vintage-European-Style-for-Card-Scrapbooking/32815713572.html?spm=a2g0s.9042311.0.0.6d154c4dQUL7rB
10lu paketler :)

Ha bir de, avokadonun saksısını da nihayet değiştirdim :)

24 Aralık 2018 Pazartesi

Pastel Profashion Nude Matte 553 - Chocolate



Normalde Pastel'in bu serisinin 588 numaralı rujunu bayılarak kullanıyorum, indirimde görürsem alıp stok yapmayı bile düşündüm. Rujumun numarasını soran o kadar çok kişi oldu ki. 

Ama maymun iştahlılığım yüzünden bununla yetinemedim, internette benim aldığım numarayla ilgili neler yazılmış herkes benim kadar bayılıyor mu acaba diye bakınırken benim rujumdan çok 553 numaralı rujun konuşulduğunu ve çok sevildiğini fark ettim.

Bende de olmalı diye bir kurt düştü içime. Rossmann indiriminde 19,99 olduğunu da görünce dudağımda nasıl duracağına çok takılmadan aldım. Yine beğenenler oldu, kötü de durmuyor bence ama 588 kadar bayılmadım.

Tam dudağımın renginde neredeyse, sürüyorum sürüyorum bir şey yok gibi geliyor sonra biraz kenara taşınca fark ediyorum baya boya verdiğini. Böyle olunca da pek ruj sürme hevesim kalmadı, azcık renk gelsin diye sürüyorum ben bunları sonuçta :))

Bir de benim yanaklarım genelde kızarıktır. Sıcak havada, sıkılınca, utanınca vs hemen kızaranlardanım. Yanaklarım pembeyken dudaklarımın kahveye dönük bir renk olması çok hoşuma gitmedi.

Sonbahar ve kış aylarında böyle daha soluk, az pembemsi bir ruj kullanmak doğru bir tercih olur ama yaz aylarına çok gitmez diye düşünüyorum. İlkbahar yaz ruju 588, sonbahar kış ise 553 diyebiliriz. Şimdilik düşüncem bu ve bu şekilde kullanmayı planlıyorum. Arada kaçamak yapıp 588'e geçerim muhtemelen. Ayrıca indirimler bitmeden gidip 588 stoklamam lazım :))

Dudakta duruşunu çekemiyorum ama bilekte şöyle görünüyor:



Aliexpress alışverişi - Balmumu Mühür




Aliexpress'ten bir ay önce sipariş verdiğim ürünlerden 3 tanesi geldi, kaldı 2.

Normalde bir ayı bulmazdı pek ama Noel'e denk geldiği için gecikti. Bilgilendirme mesajı gelmişti ürünlerin gelmesi uzayabilir sabrınız için teşekkürler falan diye... Yılbaşından sonraya kalmasa bari diyordum, bu üçü kalmadı, sevindim :)

Bunları ayrı ayrı satıcılardan almıştım, set almışım gibi hepsi birlikte geldi birini alıp diğerini beklemem gerekmedi :) O yüzden hemen bir deneme de yapabildim. Bayıldım !

Şimdi miyuki boncuklarımı ve geyik desenli zarflarımı bekliyorum :)

Aldığım yerlerin linkleri:

Balmumuhttps://tr.aliexpress.com/item/12-renk-DIY-S-zd-rmazl-k-eritleri-M-h-r-Adanm-Balmumu-Sopa-Markala-ma/32841065879.html

Balmumu kaşığıhttps://tr.aliexpress.com/item/Kaliteli-Balmumu-Damga-S-zd-rmazl-k-Balmumu-Ka-k-Eski-Ah-ap-Kolu-S-zd/32849415267.html

Damgahttps://tr.aliexpress.com/item/Retro-Ah-ap-Damga-S-zd-rmazl-k-Balmumu-Damga-DIY-Zarf-Kart-Dekorasyon-D-n/32851555302.html

İlk avokado ağacının tepe yaprakları


Güya daha büyük saksıya geçirmek için eve getirdim ama aylardır duruyor böyle. Artık kolları sıvayıp saksıyı genişletme vakti...
Getirdiğimden beri kapalı balkondaydı, aynı haliyle duruyordu, ne zaman içeri aldım üst yapraklar hızla gelişmeye başladı :) İçeride kalmak istiyor, havalar soğudu tabi.

Ahmet Ümit - Beyoğlu Rapsodisi


Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabıydı.

1000kitap'tan baktım da 47 günde okumuşum. Bu kadar uzun sürmüş olmasına şaşırdım Uzadığının farkındaydım ama bu kadar beklemiyordum. Ya yanlış zamana denk geldi ya da ben Ahmet Ümit'in dilini kolay sindiremedim. Konsantre olup okumakta zorlandım, ama dediğim gibi bu benden mi yoksa kitaptan mı kaynaklandı onu çözemedim.

Kitap bittiğinde hissettiğim şey kırgınlık ve sinir oldu. Bitirip kapağı kapattığımda, kitap boyunca aldatılmış gibi hissettim. Çok büyük bir ters köşe yaptı. Bu kadar sinirlenmiş olmam kitabın başarısının da göstergesi sayılabilir. Öyle ki bir daha Ahmet Ümit okumayacağım diye bile düşündüm.
Kitaplarını peşpeşe okumayı hâlâ düşünmüyorum, araya mutlaka başka yazarlar eklemeliyim. Bir süre geçtikten sonra tarzını özlediğimde tekrar okuyabilirim.

Ahmet Ümit, sana hâlâ birazcık sinirliyim ama hakkını yemeyeyim iyi yazmışsın :))

Bu arada kitapyurdu'nda Ahmet Ümit'in kitapları hep Satışı yok olarak görünüyor, nedenini bilen var mı?

19 Aralık 2018 Çarşamba

Bir Röportaj :)



JDSezer sordu ben cevapladım :)

Kendi blogundaki linki şu: https://jdsezer.blogspot.com/2018/12/ozlem-kutlu-kimdir.html

Kendisine röportaj teklifi ve soruları için teşekkür ediyorum.

Soru ve cevapları buraya da ekliyorum... Umarım keyif alırsınız :)

🌸 Özlem Kutlu kimdir bize kendinizi anlatır mısınız?
Sınırda doğanlardan biri olarak hem ikizler hem yengeç burcu özelliklerini gösteren, iki burcun da git-gelleri ve kararsızlıkları içinde bir hayat süren 32 yaşında bekar bir kamu çalışanıyım. Mühendislik okudum ama mesleğimi yapmıyorum. Neredeyse 4 yıl geçtiği için bundan sonra da yapabileceğimi pek sanmıyorum. Yapmayı istemediğimden ziyade hayat şartları beni böyle yönlendirdiği için böyle bu durum.
Bir çok hobim var, yeni şeyler öğrenmeyi ve el becerilerimi geliştirmeyi seviyorum.
Örgü, kanaviçe, miyuki, amigurumi, keman ve bitki yetiştiriciliği bunlardan bazıları. Yeni bir hobi olarak da dikiş makinesi aldım dikiş dikmeyi öğrenip geliştirmeyi istiyorum.

🌸 Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi hazırlamak nereden aklınız geldi?
Hayatımda bazı dönüm noktaları yaşayıp bunları zaman geçtikçe unutmaya başladığımı fark ettim. Mesela öğretmenlik yaptığım dönemi hatırlayıp, vay be ben bunu da deneyimlemiştim diye kendi potansiyelimin farkına varınca daha ne gibi başarılarım olabileceği fikri beni heyecanlandırdı. Bir nevi kendime ufak ufak meydan okuma maddeleri hazırlamak istedim. Maddeleri gerçekleştirince başarmanın verdiği hazzı yaşamak güzel. Herkese tavsiye ederim.

🌸 IMDB Top 250 listesi hakkında bilgi verir misiniz?
Senaryo Yazarlığı kursuna başladığımda derste bahsedilen filmlerin yarısından çoğunu izlememiş olduğumu farkedince böyle bir karar aldım. En çok izlenen ve beğenilen filmlerden başlayarak izleme listemi arttırmak istedim. IMDB'nin kendi sitesinden top250 film listesini olduğu gibi kopyaladım ve izlediklerimin üstünü çizmeye başladım. Hâlâ izlenecek çooook film var :)

🌸 Avokadolara ilginiz nasıl başladı?
İş aradığım dönemde, bu dönemi daha az stresli atlatmaya çalışırken bitkilerle tanıştım. Tohum filizlendirmek, bitki yetiştirmek terapi gibi geliyordu. agaclar.net'ten üyelerin bahçelerini hayran hayran izlerdim. Sonra bir yerde avokado çekirdeğinin suda filizlendirilme fotoğraflarını gördüm. Aklımda hiç böyle bir şey yoktu, tropikal bir meyvenin yanıbaşımda yetişmesi fikri çok hoşuma gitti. Ayrıca avokadonun tohumu hayatımda gördüğüm en büyük tohumdu. Koskocaman bir çekirdeğin filiz vermesini izlemek harika bir duygu olmalıydı. Bu heyecanla bir iki deneme yapıp sabırsızlığım sonucu çöpe attığım çekirdekler oldu. En az bir ay beklemem gerektiğini daha sonra biraz daha araştırınca öğrendim. Çok zordu beklemek ama devamlı gözümün önünde tutmayarak başardım ve filiz verdi. Başarmıştım. Bu beni daha da şevklendirdi, önüme gelen her avokado çekirdeğini suya koymaya başladım ve hâlâ devam ediyorum. Meyve verecekleri zamanı dört gözle bekliyorum.

🌸 Senaryo yazarlığına nasıl başladınız?
Blogta yazdığımı bilen bir iş arkadaşım, yazı dilimin çok kuvvetli olduğunu, duyguları çok iyi yansıtabildiğimi söyleyip bir yazarlık kursuna gitmemi önerdi. Daha sonra İsmek'in böyle kursları olduğunu öğrenmiş ve bana senaryo yazarlığı kursuna gitmemi, bu kursu kaçırmamamı söyledi. Benim de aklıma yatmıştı, böylece başladım. Henüz senaryo yazmaya başlamış sayılmam, eğitim devam ediyor. Derslere devam edebilirsem belki bir gün benim de senaryolarım olur.

🌸 Gezi ve kamp listenize başka nereleri ekleyeceksiniz?
Kamp için pek hevesli değilim mecbur kalmadıkça bir daha yapmam sanırım :) ama gezi konusunda vizesiz ülkelerden başlayarak yurt dışına açılmak istiyorum. Ondan önce Kapadokya ve Alaçatıya da gitmek istiyorum.

🌸 Gezi ve kamp yapmak sizin için nasıl bir duygu?
Geziler harika, tebdil-i mekanda ferahlık vardır derler. Gerçekten geziler beni yeniliyor. Ama kamp bana göre değilmiş onu anladım. Biraz fazla rahatına düşkün biriyim belki de bilmiyorum ama gece çadırda yatmak(ya da yatamamak) ve üşümek bütün modumu düşürüyor.

🌸 Sizinle iletişime geçmek isteyen okuyucular hangi bağlantılardan faydalanabilir?
Sağ altta iletişim formu var, oradan yazarak bana ulaşabilirler. Onun dışında,
mail adresim: ozlemkutlu2@gmail.com
instagram: @ozlemkutlu__
twitter: ozlem_kt

🌸 Bizim blog sayfamız hakkında görüş ve önerileriniz nelerdir?
Sosyal ve girişken bir blog, alışılmışın dışında yazılar var. Tasarımını ve yazıları beğendim, röportajlar özellikle dikkat çekici. Başarılarınızın devamını dilerim :)

Soruları cevaplamak keyifliydi, tekrardan JDSezer'e ve okuduğunuz için sizlere çok teşekkürler... 🌼 🌻


*Fotoğraf temsilidir.

18 Aralık 2018 Salı

Kendime dikiş makinesi aldım- Singer 8280


Aslı Afşaroğlu'nun eski videolarını izledim biraz haftasonu, geçen haftadan aklımdaydı makine almak aslında(mağazaların satış fiyatlarını gördükçe) ama Aslı'nın videoları iyice heveslendirdi beni. Dikmeye başlama hikayesini, makinesini, diktiklerini gördükçe ve dinledikçe "neden olmasın" dedim. O da "en fazla ne kadar zor olabilir ki?" diyerek başlamış.

Onun da ilk makinesi olan Singer 8280 modelini aldım ben de. Makinelerden hiç anlamam, kullanmış memnun kalmış biri olunca diğer modelleri araştırmayla uğraşmadan bunu aldım. Kendisi bu makineyle kaban bile dikmiş. Makineyle ilgili internetteki yorumlar da çok iyi.

Bir an önce eve gidip açmak için heyecanlanıyorum. Önce uzun gelen pantolon paçalarımdan başlarım herhalde, ya da evdeki kumaş yığınlarından denemeler yaparım. Bakalım iyi anlaşabilecek miyiz...

Makineyi n11'den aldım, merak eden varsa linkini bırakıyorum: https://urun.n11.com/dikis-makinesi/singer-8280-dikis-makinesi-dikis-seti-hediyeli-P23798265
Dün sipariş verdim, bu sabah geldi.

En ucuz burasıydı, ben alırken 439,90 TL'ydi şimdi baktım 457,90 TL olmuş. Ama hâlâ internetteki en ucuz fiyat bu.

17 Aralık 2018 Pazartesi

Selvi Boylum Al Yazmalım


Cuma akşamı ilk defa Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izledim.
Eskiden arada bir TVde denk geliyordum ama hiçbir zaman oturup baştan sona izleme imkanım olmuyordu. Youtube'dan izledim. O kadar çok ağladım ki, ben bile kendime şaşırdım. Bitti, tekrar baştan başlattım ama yarısında geldiğimde uykum geldiği için kapattım.

Ne kadar kaliteli filmler yapıyormuşuz eskiden. Şimdikilere bakınca bir duyguyu hissettirmek için o kadar gözümüze sokuyorlar ki her aşamayı uzun uzun gösterip bunaltıyorlar ama bu film her sahnenin altında bir dolu mesaj ve yoğunluk içeriyordu. Çok beğendim.

İki haftadır kursa gitmiyorum, galiba bırakacağım. Tam gitmeye karar veriyorum, aklıma son birkaç derstir gidip bomboş geçtiği için sıkıntıdan patladığım geliyor vazgeçiyorum.
Yine bomboş geçen, hava kötü diye neredeyse kimsenin gelmediği bir ders sonunda otobüsler gelemediği için durakta baya beklemek zorunda kaldığım ve baya ıslandığım bir akşam da gözlerimin önüne gelince iyice soğuyorum. İnsan bari yağmur çamur demeden gelen 3-5 öğrencinin hatrına kaliteli bir ders yapardı. Çok pişman olmuştum o gün.

Bu haftasonu nihayet alışverişe çıkıp bot ve pantolon alabildim. Neredeyse bir aydır internetten bakıp denemeden almaya cesaret edemediğim ve alışverişe çıkmaya da üşendiğim için erteleyip duruyordum. Öylesine bir dışarı çıktık kardeşimle güya sadece ona ajanda alıp dönecektik ama ikimiz de alışveriş niyetiyle çıkmamış olmamıza rağmen(alışveriş için gezmeye üşendiğimiz için) ihtiyacımız olan şeyleri alıp döndük. kârlı bir gün oldu.

Tee Eylül'de bir avokado çekirdeğini suya koyup mutfak dolabına koymuşum, kızkardeşim geçen gün görmüş. Köklenmiş aralanmış ama filizlenmemiş. Hiç aklımda yoktu tamamen unutmuştum.
Devamlı çekirdek filizlendiriyorum inşallah ağaç olup meyve verdiklerini de görürüm.
Bir de mango çekirdeğim var, onu da filizlendireceğim.

Bir de kedi evleri Adore'den dağıtıma çıkmış ama mng kargo benimkini mesaiden sonra iş yerine getirip sonra da sizi bulamadık diye mesaj atıp Adore'ye iade etmiş. Buradaki bir arkadaşa ise ne mesaj ne de arama yapılmış, ben kendiminkini sorarken onunkini de sorayım dedim önce teslim edilmiş dediler sonra biraz bekleyin deyip o da iade edilmiş dediler. 9'da çıkmışlar ama bizi bulamamışlar güya, gün boyu işteydim beni arayan soran olmadı kargo de gelmedi dedim. Burada gelmiş görünüyor dedi...
Adore'yi aradık, neyse ki ulaşmadan iade gelen kedi evlerini tekrar gönderiyorlarmış o yüzden beklemeye devam ediyoruz... Bazılarınınki ulaşmış, onlar ev adresini vermişti. Burası merkez olduğu için yoğunluk çok ve kedi evleri biraz ağır olduğu için taşımak istemiyorlar galiba...

11 Aralık 2018 Salı

3 dizi 1 kitap ve kurs


Dün akşam 1 bölüm Breaking Bad izledikten sonra (telefonumu şarjda bırakmak zorunda kalınca) kitabımı okumaya başladım. Annem tatlı yaptığını söyleyip yanına çağırdı, kitabı bıraktım, döndüğümde devam edecektim ama ne yazık ki şarjı tamamen dolmamış olsa da işimi görecek seviyeye gelen telefonum yanımda olunca kendimi ondan alamadım.
Friends dizisine başladım, ilk iki bölümünü izledim. Sonra da (yanlış hatırlamıyorsam)üçüncü defa Aşk-ı Memnu dizisini baştan izlemeye başladım. Niyeyse bir zaman geçtikten sonra aşk-ı memnu dozu almam gerekiyormuş gibi geliyor, tekrar baştan izlemekten kendimi alamıyorum.


Geceleri bölük pörçük uyuyorum bu aralar. Devamlı uyanıyorum.

Bugün eve Kaymakamlıktan yazı gelmiş, Tüketici heyetinden yani aslında. Gönül Kolat ile ilgili başvurumun kararını göndermişler. Annemden fotoğrafını çekip göndermesini istedim. Karşı taraftan savunma yazısı gelmediğini, 60 TLnin Gönül Kolat'tan istendiğini, eğer ödemezse icra yoluyla alınacağını yazmışlar.
E-devletten giriş yapıp başvuruma baktım, Karara Bağlandı yazıyor.


İki derstir senaryo kursuna gitmiyorum, çok boş geçmeye başladı çünkü. Sınıf nüfusu da azaldı, gittiğim zaman çok sıkılıyorum birisi söz alıyor boş boş uzatıp duruyor hoca asla müdahale etmiyor çünkü ders bir şekilde geçiyor bu sayede ve onun da işine geliyor diye düşünüyorum.
Telefonla uğraşmaya başlıyorum, bu sefer de hoca bir anda direk bana hitap ederek bir şey soruveriyor kalıyorum öyle. Dersle ilgileniyormuş gibi görünmeye çalışıyorum ama bir yerden sonra gerçekten milletin boş muhabbeti bayıyor beni. Hoca, öğrenci sayısı da azaldıkça sadece ders saatini doldurmaya çalışıyormuş gibi gelmeye başladı. Hevesle ve güzel başlamıştı kurs ama şu haliyle beni hiç cezbetmiyor, yine de arada uğrarım... belki.
Az kişi kalınca kalan bir kaç kişi daha çok hocanın gözüne batıyor bu da huzursuz ediyor beni, neden böyle her başladığınız kursu bırakıyorsunuz ey Türk halkı. Sonra biz de bırakmak zorunda kalıyoruz :)
Genel olarak istikrarsız bir milletiz galiba...

5 Aralık 2018 Çarşamba

Film: Hayalimdeki Aşk | ve Benden haberler



Neden kitap okuyamıyorum? :(
Elimdeki kitabı çok beğenmeme rağmen(beyoğlu rapsodisi) okumaya çok üşeniyorum, böyle bir şey olabilir mi?
Bu kitap kesinlikle elimde sürünmeye layık değil. Vicdan azabı duyuyorum.

---

Geçenlerde vitamin değerlerime baktırmak için sağlık ocağına gittim. Tahlil sonucuma internetten baktım henüz doktora göstermedim. Anladığım kadarıyla d vitamini çok düşük bir de TSH düşük çıkmış. TSH tiroid demekmiş. Cuma gününe randevu aldım, bakalım doktor ne diyecek...

---

Dün akşam "Hayalimdeki Aşk" filmini izledim. Başlangıçta çok güzeldi, sonlara doğru ana karakter saçmalamaya başladı. "Lütfen beni öldürme" kadar beğenmesem de konusunun farklı olması nedeniyle güzel bir filmdi.

---

Dizi olarak da Breaking Bad 4.sezondayım. Güzel gidiyor.

30 Kasım 2018 Cuma

Arama çeşitleri


Ziraat atm'den sim kart blokesi kaldırmayla ilgili bir yazı yazmıştım bilenleriniz vardır, linki şu: https://yinebirgunbizboyle.blogspot.com/2018/09/ziraat-bankas-sim-kart-blokesi-kaldrma.html

Bugün SearchConsole'da, kişileri bloguma yönlendiren aramalara baktım da, ziraatbankası ile ilgili o kadar çok kelime öbeği oluşmuş ki şaşkınlığımı gizleyemedim.
Düşünün ki ziraat bankasından sim kartınızın blokesini kaldırmanız gerekiyor ve bunu internetten aratıyorsunuz, arama kutusuna bu talebinizi kaç şekilde yazarsınız?
86 tanesi aşağıda:

  1. ziraat sim kart bloke kaldırma atm
  2. ziraat sim kart bloke kaldırma atm'den nasıl yapılır
  3. sim kart bloke kaldırma ziraat
  4. ziraat atm den sim kart bloke kaldırma
  5. ziraat sim kart bloke kaldırma nasıl yapılır
  6. ziraat sim kart blokesi kaldırma
  7. ziraat sim bloke kaldırma atm
  8. ziraat sim bloke kaldırma
  9. atm den sim kart bloke kaldırma ziraat
  10. ziraat atmden sim kart bloke kaldırma
  11. sim kart bloke kaldırma ziraat atm
  12. ziraat atm sim kart bloke kaldırma
  13. ziraat sim kart bloke kaldırma atm'den
  14. atm sim kart bloke kaldırma ziraat
  15. ziraat atmden bloke kaldırma
  16. ziraat bankası sim bloke kaldırma atm
  17. ziraat simkart bloke kaldırma
  18. sim bloke kaldırma ziraat
  19. sim kart blokesi kaldırma ziraat
  20. atmden sim kart bloke kaldırma ziraat
  21. ziraat bloke kaldırma atm
  22. sim kart bloke ziraat
  23. ziraat sim kartı bloke kaldırma
  24. ziraat atm sinden sim kart bloke kaldırma
  25. ziraat atm bloke kaldırma
  26. ziraat atm sim bloke kaldırma
  27. ziraat sim kart bloke nasıl kaldırılır
  28. ziraat atmden sim bloke kaldırma
  29. banka sim kart bloke kaldırma ziraat
  30. ziraat atm den bloke kaldırma
  31. ziraat kart sim kart bloke kaldırma
  32. ziraat hat bloke kaldırma
  33. ziraat bankası sim kart bloke kaldırma atm nasıl yapılır
  34. ziraat sim kart bloke kaldirma
  35. ziraat atm sim kart bloke kaldırma nasıl yapılır
  36. sim kart bloke kaldirma ziraat
  37. ziraat sim kart blokesi nasıl kaldırılır
  38. ziraat sim kartı blokesi kaldırma
  39. ziraat sim blokesi kaldırma
  40. ziraat atm telefon bloke kaldırma
  41. ziraat bankası sim kart bloke kaldırma atm
  42. sim kart bloke kaldırma ziraat nasıl yapılır
  43. sim kartı bloke kaldırma ziraat
  44. ziraat mobil sim kart bloke kaldırma
  45. ziraat bankası sim kart bloke kaldırma atm
  46. ziraat sim bloke kaldirma
  47. ziraat mobil sim kart bloke kaldırma atm
  48. ziraat bank sim kart bloke kaldırma
  49. ziraat bankasi sim kart bloke kaldirma
  50. ziraat müşteri hizmetleri sim kart bloke kaldırma
  51. ziraat mobil sim bloke kaldırma
  52. ziraat sim kart bloke
  53. ziraat bankası bloke kaldırma
  54. ziraat bankası sim bloke kaldırma
  55. sim kart bloke kaldırma ziraat bankası
  56. ziraat sım kart bloke kaldırma
  57. ziraat bankası hesap bloke kaldırma
  58. ziraat bankası sim kart bloke
  59. ziraat sim bloke
  60. ziraat atm den sim kart bloke kaldırma nasıl yapılır
  61. ziraat bankası atm den sim kart bloke kaldırma
  62. ziraat atm sim kart bloke
  63. ziraat bankası internet bankacılığı sim kart bloke
  64. ziraat mobil bloke kaldırma
  65. ziraat bankası sim bloke
  66. ziraat bloke kaldırma
  67. ziraat bankası kart bloke kaldırma
  68. ziraat bank sim bloke kaldırma
  69. ziraat bankası atm den bloke kaldırma
  70. ziraat bank bloke kaldırma
  71. ziraat bankası atm'den sim kart bloke kaldırma
  72. ziraat bankası sim kart blokesi kaldırma
  73. ziraat bankası atm sim kart bloke kaldırma nasıl yapılır
  74. ziraat bankası sim kart bloke kaldırma nasıl yapılır
  75. ziraat internet bankacılığı sim kart bloke kaldırma
  76. banka kartı bloke kaldırma ziraat
  77. ziraat bankası bloke kaldırma atm
  78. ziraat kartı bloke kaldırma
  79. kart bloke kaldırma ziraat
  80. "ziraat bankası" or ziraatbankası or "ziraat bankası" or ziraatbankası
  81. ziraat kart bloke kaldırma
  82. ziraat kartım bloke oldu
  83. ziraat bankası bankamatik kartı bloke kaldırma
  84. ziraat hesap bloke kaldırma
  85. ziraat internet bankacılığı bloke kaldırma
  86. ziraat banka kartı bloke kaldırma


29 Kasım 2018 Perşembe

Film : Lütfen beni öldürme



Dün akşam izledim.

Harold Crick, bir çarşamba günü, yaptığı hareketleri seslendiren edebi bir ses duymaya başlar. Televizonda denk geldiği bir söyleşideki yazarın sesinin bu ses olduğunu fark eder ve bir yazarın yeni yazdığı kitabındaki ana karakter olduğunu anlar.
Sıradan bir günde yine ses onun bulunduğu anı seslendirirken ölüme yaklaştığından da bahseder. Öleceğini duyan Harold, kendisini öldürmemesi için yazarı bulmaya çalışır.

Güzel bir filmdi, dün akşam film izleyesim vardı ama hiçbir filmin konusu beni cezbetmiyordu. Son anda bu film geldi aklıma, bir blogger'da görmüştüm. İyi ki bu filmi seçmişim. Çok beğendim.

Vizyon tarihi: 15 Aralık 2006 (1s 45dk)
Yönetmen: Marc Forster
Oyuncular: Will Ferrell, Emma Thompson, Maggie Gyllenhaal, Dustin Hoffman, Queen Latifah, Tony Hale, Linda Hunt, Tom Hulce.
Tür: Komedi, Fantastik, Romantik
Ülke: ABD



26 Kasım 2018 Pazartesi

Senaryo yazarlığı kursunda Sultanahmet ile ilgili yazdığım öykü


Aslında senaryo yazmam gerekiyordu ama ben kaptırmışım kendimi öykü olmuş, düzeltmem lazım.
-di'li geçmiş zaman yerine geniş zaman kullanmalıymışım mesela.

Düzenlenmemiş halini paylaşıyorum, çünkü düzenlenmiş hali yok :)

Yoğun ve stresli bir iş gününün ardından eve gitmek yerine biraz yürümek ve kafasını dağıtmak istiyordu. Ona en iyi gelen yere, Sultanahmet’e gitmeye karar verdi. Kadıköy’den vapurla Eminönü’ne geçti. Bu sefer tramvayı kullanmak yerine yürümeyi tercih etti.
Gülhane parkının önünden geçti, sokağın başında bulunan küçük kafelerden yayılan nargile ve Türk Kahvesi kokularıyla yokuşu çıkmaya başladı. Burası sağ tarafı boydan boya Ayasofya’nın bahçesini çevreleyen duvar ile devam eden ve sol tarafında ise dokuz ahşap ev ve şimdilerde Roma Tavernası olan Roma Sarnıcı’nın bulunduğu Soğukçeşme Sokağı’ydı. Evlerin arka tarafının da Topkapı Sarayı’nın duvarına dayandığı bu Arnavut kaldırımlı yolda, geçmişe açılan bir gizli bir geçidin içinde ilerliyor gibiydi.
Soğukçeşme Sokağı’ndan çıkarak Topkapı Sarayı’nın ve Ayasofya’nın girişlerinin bulunduğu büyük meydana çıktı. Meydandan geçip Sultanahmet’e yöneldi.
Sultanahmet Camii’sinin ihtişamından gözünü alamayarak ilerledi. Burası ona huzur veriyordu. Şehrin modern kargaşasından sıyrılmış hissediyordu.
Meydanda bulunan üç dikili anıta ulaştı. Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş. Üçüne de teker teker baktıktan sonra Obelisk’in önünde durdu. Diğer adı Theodosius(tedosius) Dikilitaşı olan ve Mısır’dan getirilen bu eseri Sultanahmet meydanına taşımak için özel raylı yollar yapıldığı söyleniyordu. Dört bir yanında antik yazıtlar olan 20 metre boyundaki dikilitaşın alt tarafındaki kabartmalara daldı gözleri.  Kemerin altında oturan dört figürden en iri olanının Theodosius olduğunu okumuştu.
Melda böyle dalgın bir şekilde dikilitaşı incelerken ona doğru yaklaşan orta yaşlı bir adamı fark etti. Boynunda profesyonel makinesiyle yaklaşan Amerikalı turist önce İngilizce bilip bilmediğini sordu ve adının William olduğunu söyleyerek kısaca kendisinden bahsetti. Emekli öğretmen olduğunu, emekli olduğundan beri Fotoğrafçılıkla ilgilendiğini ve sergiler açtığını, birkaç ay sonra “İstanbul” adında bir sergi açacağını ve bunun için Türkiye’ye gelip fotoğraflar çektiğini anlattı. Dikilitaş’ın fotoğrafını çekerken Melda da kadraja girmişti ve fotoğraf bu haliyle çok hoşuna gitmişti. İzin verirse bu fotoğrafı sergisinde kullanmak istiyordu. Hatta eğer Amerika’ya gelebilirse kendisini sergide ağırlamak isteyeceğini de ekledi.
Melda fotoğrafı inceledikten sonra teşekkür ederek kullanabileceğini söyledi William’a. Sergiyi ziyarete gelmesinin pek mümkün olmadığını ama yine de sergi açılışını haber vermesi için kendisine mail atmasını isteyerek e-posta adresini verdi.
3 ay sonra gelen mailde o gün tanıştığı fotoğrafçı William, açtığı serginin yoğun ilgisinden bahsediyordu. Melda’nın fotoğrafının olduğu köşeyi çekip eklemişti maile, birkaç kişi fotoğrafın önünde durmuş izliyordu. Gurur vericiydi. William’ın teşekkür ederek sonlandırdığı mailine cevap yazarken serginin ne zamana kadar açık olacağını da sordu. Bilgisayarı kapatıp yatağına uzandığında kendisini Amerika’da, kendi fotoğrafının önünde poz verirken hayal ederek uykuya daldı.

Bu ödevin ilk aşamasıydı. İkinci aşaması ise ana karakterimizin biyografisini yazmak. Onu da en kısa zamanda yazacağım. Melda'nın nasıl bir geçmişi var hep birlikte göreceğiz.

Son günlerde neler yaptım?


  • Ben Çağırmadım oyununu izlemek için Haldun Taner Sahnesine gittim. İlk defa Haldun Taner'de bir oyun izledim. Oyun güzeldi, beğendim. Bazı yerlerde tırsmadım desem yalan olur :) çok güldüğüm yerler de oldu :)
  • Breaking Bad dizisinin 2.sezonunu bitirdim. 3 de bitmek üzere.
  • Beyoğlu Rapsodisi'ni hala okuyorum. Aslında çok sürükleyici, akıcı bir kitap ama elime kitap alamıyorum bu aralar nedense... Aklım hep kitapta ama okuyamıyorum.
  • İkea'ya gittim, ne zamandır gitmemiştim. Küçücük ev dizaynlarına hayran kalarak dolaştım.
  • Miyuki yapmaya başladım, sadece tilki yaptım şimdilik. Bu tilkinin bir de mavisini yapmayı düşünüyorum ama icraat yok henüz...
  • Udemy.com'dan eğitim satın aldım. Android programlama ile ilgili. Kampanya vardı, 27 liraydı sanırım.
  • Sonra yine udemy'de, kara cumadan alınan eğitimlerde kredi hediye ediliyor diye bir de çizim kursu aldım (eğitimler 25 lira olmuştu ve satın alma işleminden sonra 25 liralık kredi veriyordu). Hediye kredimin aktifleşmesini bekliyorum. Bugün kullanıma açılacak. (not: açıldı, hediye kredimle youtube kanal geliştirme eğitimini aldım)
  • Kara cuma demişken, kahve makinesi, filtre kahve, şal falan aldım internetten cuma günü. Ne zamandır bot arıyorum ama hâlâ istediğimi bulamadım.
  • Haftasonu burger kinge gittim, aldığım big king hamburgerime koca bir ısırık atılmıştı. Hamburgerin kapağını açıp ısırılmış hamburgeri görünce gülesim geldi, sinirlenemedim. Gidip iade edip yenisini aldım.
Aklıma gelenler bu kadar. Başka yaptığım bir şey varsa, hatırlarsam ekleme yapabilirim.

Kedi Evim Adore'den


Sadece kargo ücretini ödeyerek kedi evi siparişi verip bulunduğunuz bölgedeki sokak kedilerine barınak inşa edebilirsiniz. Şu an dağıtımda değil, 28 Kasım'da başlayacak. Her üyelik için 1 kedi evi isteyebiliyorsunuz.
Daha detaylı bilgi için linke tıklayabilir ya da aşağıya eklediğim alıntıyı okuyabilirsiniz.

Link


Kedi Evim Adore'den

7. Geleneksel Ücretsiz Kedi Evi Sosyal Sorumluluk Projesi - 2018
Adore Mobilya olarak yıllardır geleneksel hale getirdiğimiz ve bu yıl 7. sini gerçekleştireceğimiz "Geleneksel Ücretsiz Kedi Evi Sosyal Sorumluluk Projesi" için, yılın başından bu tarafa sizlerden gelen büyük yoğun ilgi ve talepler de değerlendirilerek, ücretsiz olarak sizlerle paylaşacağımız kedi evi miktarı 2018 yılında rekor seviyede üretilerek toplamda 41.119 adete ulaşmıştır.
Kedi Evleri ÜCRETSİZDİR. (suistimal ve kötü niyetli ticari alımları engellemek için, kargo ve ambalaj maliyeti olarak 10 TL alınmakta ve her üyeye sadece 1 adet gönderilmektedir.)
Kedi evleri, sürekli üretimi olan ve satılan bir ürün değildir. Tüm yıl boyunca biriktirilen hasarlı ve atıl malzemeler,  ticari mal olarak değerlendirilmek yerine, Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında özenle üretilerek siz değerli hayvan severler aracılığı ile sokak kedilerine ulaştırılmaktadır.
Geçmiş yıllarda 67.262 kediyi, sizlerle beraber ev sahibi yapmayı başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Kedi evleri sosyal sorumluluk projesine neden ve nasıl karar verildi?
Merhaba Değerli Hayvan Sever,
Biz her zaman “ Daima En Kalitelisi, En Hesaplısı” felsefesi ile ürünlerimizi tasarlıyor ve üretiyoruz.
“En Kaliteli” olmak için yonga levhadan, bağlantı parçalarımıza kadar bütün malzemelerimizi en ince ayrıntısına kadar özenle seçiyor, son teknoloji sistemler kullanıyoruz.
“En Hesaplı” olmak için de ergonomiden ve şıklıktan ödün vermeyecek şekilde, olması gerekenden fazla malzeme ve iş gücü kullanmamaya dikkat ediyoruz.
Bütün bunları gerçekleştirirken en çok dikkat ettiğimiz konu ise çevre dostu olup doğaya zarar vermemek. Bu nedenle ürünlerimizde sadece endüstriyel amaçlı yetiştirilen ağaçlardan üretilen yonga levhalar ve üretim süreçleri denetlenen, doğaya zarar vermeyen bağlantı parçaları kullanıyoruz.
İleri teknoloji ile ulaştığımız üretim kabiliyetimiz ve hesaplanarak yapılan tasarımlarımız sayesinde neredeyse hiçbir malzememizi israf etmiyoruz. Fakat hammaddelerimiz yani yonga levhalarımız taşınırken en alt ve üste konan ham yonga levhalar hasar görmekte ve ürünlerimizde kesinlikle kullanılmamaktadır. Normalde hasar gören bu malzemeler ayrılıp satılmaktadır. Ticari gelir sağlamak yerine Sosyal Sorumluluk projesinde nasıl değerlendirebiliriz diye düşündük ve sokaktaki kedi dostlarımız için ev yapmanın güzel bir fikir olduğuna karar verdik. Böylelikle kedi dostlarımız soğuk kış günlerinde ısınabilecekleri ve korunabilecekleri ev sahibi olabilecekler.
Kedi evlerini tasarlarken elimizdeki malzemeyi en verimli şekilde kullanarak çok sayıda kedi evi ürettik. Kedi evlerini hiçbir el aletine gerek olmadan kurabileceksiniz,  çünkü vidalar ve gerekli olan alyan anahtar da paketlerin içinde. Fakat biz, kedi evini kurmadan önce veya kurduktan sonra naylon veya benzeri su geçirmez bir malzeme ile kaplamanızı öneririz ki, kış şartlarına daha uzun dayanabilsin. Dilerseniz kedi evlerini boyayabilirsiniz ama kedilerin boya kokusundan hoşlanmadığını da hatırlatmak isteriz eğer boyarsanız iyice havalandırdıktan sonra kedi dostlarımızın hizmetine sunabilirsiniz.
Adore Mobilya ailesi olarak ürünlerimizi evlerinizde ve ofislerinizde görmekten mutluluk duyuyoruz ve her zaman diyoruz ki; etrafınıza dikkatli bakın mutlaka en az bir komşunuzun, akrabanızın evinde ya da ofisinde bize rastlayacaksınız. Şimdi de Adore Kedi Evlerini her sokakta görmek istiyoruz.
Adore Mobilya, Kedi Evlerini Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında üretildiği için siz değerli hayvan severlere ücretsiz olarak sunuyoruz. Fakat bu durumla ilgili kötü niyetli ticari suiistimal olmasın, isteyen her hayvan sever alabilsin ve evlerimiz daha çok kediye hizmet edebilsin diye sadece 10 TL kargo ve ambalaj maliyeti ödemeniz gerekiyor.
Kurduğunuz kedi evlerinin fotoğraflarını bizimle paylaşırsanız çok mutlu oluruz.
#kedievimadoreden
#bukışgeçerüşümeden

12 Kasım 2018 Pazartesi

Aralanmayan avokado çekirdeği



Açılmasını bekliyorum ama açılmıyor. Kök salmaya devam ediyor. Ne ilginç bir çekirdek bu. Meraktan yan tarafını soydum, şerit var ama aralanma yok.

7 Kasım 2018 Çarşamba

Son birkaç gündür ben



  • Cuma günü sinema sezonunu açtım, Müslüm filmine gittim. Çok güzeldi...


  • Cumartesi günü senaryo kursu hocasının ödev verdiği Bülbülü Öldürmek filmini izledim. Siyah beyaz bir film olduğu için sıkılacağımı düşünmüştüm ama beğendim.


  • Cumartesi günü Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabını okudum. Çok güzeldi. Şaşırtıcıydı.
  • Yine cumartesi günü çocukken çatlayan ve kanal yaptırdığım dişim için istenen 3 boyutlu röntgeni doktoruma gösterdim ve kökte gerçekten de kırık olduğunu öğrendim. Hatta dişimde ince ince kırıklar olduğunu, dişimin nasıl yerinde kalabildiğine şaşmak gerektiğini de... Tekrar bir kanal (daha derine) yapıldı ve takip edileceği söylendi. Şubat'ta kontrole gideceğim, rahatsızlık yaşarsam ameliyat olabilirim...


  • Pazar günü Ahmet Ümit'in Beyoğlu Rapsodisi kitabına başladım. Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı olacak.


  • Geçen hafta başladığım Breaking Bad dizisinin ilk sezonunu dün akşam bitirdim, 2.sezona başladım. 1. Sezonun ilk iki bölümünü çok beğenmemiştim, gittikçe güzelleşti. Walter baya gözüme girmeye başladı cesaretinden ve bilgisinden dolayı. 
  • Senaryo yazarlığı kursunu hastalık(grip) yüzünden ödevleri yapamayınca savsakladım ve derslerden biraz koptum.
Bu kadar...

Yuvarlak avokado çekirdeği son durum



Üst kısmı sivrilerek uzayan diğer çekirdekten farklı olarak fotoğrafta gördüğünüz yuvarlak olan avokado çekirdeği tek bir kök salmıyor, kenarlardan saçaklı kökler çıkıyor.
Çekirdeğin alt kısmında oluşan çatlama yukarıya doğru devam edip çizgi oluşturmuş. Hala bir aralanma yok.
Diğer çekirdek önce aralanmış sonra kök vermeye başlamıştı, bu çekirdek aralanmadan kök vermeye başladı.
Yavaş ilerliyor, cinsi ne çok merak ediyorum. İnternette çekirdek şekillerine göre avokado cinsini arattım ama bir şey bulamadım. Müsait bir zamanda daha derin bir araştırma yapmayı düşünüyorum. Öğrenince paylaşırım ya da bilen varsa yazabilir. :)

5 Kasım 2018 Pazartesi

Mim #14 : Dünün Hikayesi


Sevgili Umman Aslan'ın başlattığı ve mimlediği, ayriyetten Fatma Nur'un da mimlediği ama bir türlü düne dair hatıralarımı toparlayıp da yazamadığım (ve yazmaya değer bir şey olmadığını düşündüğüm) için sürekli ertelediğim bir mim ile sonunda birlikteyiz. Kendilerinin mim yazılarını okumak için isimlerinin üzerine tıklayabilirsiniz.


Haydi başlayalım...

Sabah dokuz buçukta kendiliğinden uyandığında, Pazar sabahı bu kadar erken uyanmış olmasına şaşırmıştı. Normalde tatil günlerinde ev ahalisi kahvaltı faslını bitirdikten ve dağıldıktan sonra anca uyanıp güne başlarken, evde yalnız olduğu bu gün erken kalkası gelmişti.

Hemen çay koyup kahvaltı hazırlayıp Spotify'dan müzik listesini açarak kahvaltıya başladı. Bir yandan da marketten almak istediği şeyleri deftere not ediyordu.
Kahvaltı, tek olmasına rağmen baya uzun sürmüştü. Bu aralar olabildiğince sakin, durgun, tekdüze yaşıyordu. En ufak şeyde bile hareket etmek için kendisini ikna etmesi gerekiyordu. Elini eteğini çeker gibi bir hali vardı hayattan, balkondaki kurumuş defne fidanına takıldı gözü, tembellik edip düzenli sulamamıştı. Kuru yaprakları ve eğilen gövdesi vicdanına dokunuyordu ama artık yapacak bir şey yoktu. Yine de kalkıp hem onu hem de tüm diğer bitkileri suladı.
Dışarı çıkmaya hazırlanırken eve tamirat için gelen ustaları bahane edip vazgeçti. Yarınki senaryo yazarlığı kursu için Sultanahmet'e gidip gözlem yapıp yazı yazması gerekiyordu ama çok üşeniyordu. "Zaten çok defa gittim, aklımda kalanlarla bir şeyler yazarım" diyerek vazgeçti. Marketten alınacak şeylerin de tekrar üstünden geçip acillik düzeyini kontrol etti, bir gün daha onlarsız yaşayabilirdi. Sonuç olarak evden çıkmamaya karar verdi.

Senaryo yazarlığı kursunun bir diğer ödevi olan Bülbülü Öldürmek filmini izleme ve snopsis yazma görevinin de sadece film izleme kısmını yapmıştı önceki akşam. Son derse katılmadığı için tam olarak nasıl bir şey istendiğini kestirememişti, belki de işine gelmemişti. Kursa gitmemesine hasta olmasını bahane etmiş ama sinemaya, Müslüm filmini izlemeye gitmişti. Hocası bunu duymasa iyi olurdu.

Evi temizleyip toparlayıp ödevleri yapmayı düşündü ama temizlikten sonra yaptığı tek şey uzanıp telefondan youtube videoları izlemek oldu. Bir iki youtube fenomeninin son günlerde yaptıklarını, ruh hallerini, ev turunu vs izledi. İnsanlara hayatlarını bu derece açmış olmalarına şaşırdı, kendisinin asla yapamayacağı bir şey olduğunu düşündü. Başkalarına, kendileri ve hayatları hakkında istedikleri gibi konuşma fırsatı vermemek için bu yola hiç girilmemeliydi herhalde...
Tanınmamış biriyken tanınmış olma ihtimalin var ama tanınmış olduktan sonra tanınmamış olma seçeneğin kalmıyor. Ve insanların hepsi iyi niyetli değil. Tanınmış olmayı seçmek çok ciddi bir karar diye düşündü. Ona hak verircesine bir Youtuber, ailesini videolarında göstermemesinin nedenini onların zarar görmesini istememesi olduğunu anlatıyordu. Çünkü insanlar çok acımasız olabiliyorlardı.

Günün devamında yemekti, bulaşıktı derken akşamı etti. Kahve ve tatlı tabağını alıp bilgisayarını açtı. Bir kaç hafta önce ilk iki bölümünü izlediği Breaking Bad dizisinin 3.bölümünü izlemeye başladı. Bitti, 4.bölüme başladı. O da bitince biraz ara verip yarın giyeceği kıyafetlerini ütüledi ve tekrar bilgisayarının başına dönüp 5.bölüme başladı. Bitince 6.bölüme başlamak istedi ama saat geç olmuştu. Henüz tam iyileşmediği için hastalıktan geriye kalan öksürükler uyumasına izin verene kadar yatakta döndü durdu. Öksürdükçe, akciğer kanseri olan Walter White geldi aklına.
Ne ara uykuya daldığını bilmiyordu, gözünü sabah çalan alarm ile açtı.


Benim dünüm bu şekildeydi, bu güzel mimi başlattığı için Umman'a, beni mimledikleri için hem Umman hem de Fatmanur'a çok teşekkür ediyorum.

Üç kişiyi mimlemem gerekiyormuş, o zaman Cem, Mehtap ve Pınar'ı mimliyorum...

*fotoğraf düne ait.

30 Ekim 2018 Salı

Senaryo Yazarlığı - İkilemler


Son derste ikilemlerden bahsettik. Hayatımızda kaldığımız ikilemleri anlattık. Örnek ikilemler ürettik. Sonra da her birimiz ikilem içeren birer hikaye yazdık. Karakterimiz iki şey arasında karar vermekte zorlanıp sonunda bir karar veriyor ve bitiyor şeklinde.

Bir de bir öykü dinletti hoca telefondan. Not almıştım adını telefona ama silmişim :(
Bir adamın doğduğu topraklara geri dönmesi ama orada durmak istemeyip tekrar dönmek istemesi. Çevre etkisiyle bir kadınla evlendirilmiş olması ve karısının hamile olması nedeniyle gitmesine izin vermemeleri ile adamın kaldığı ikilemler anlatılıyordu.

Benim yazdığım öyküde, 30lu yaşlarında boşanmış bir kadının tekrar evlenme korkusu ama çocuk sahibi olma isteği vardı. Evlenmek istemediği için bir çocuk evlat edinmek istiyordu ama annesi karşı çıkıyordu, kızının evlenip kendi çocuğunu büyütmesini istiyordu. Annesinin ısrarla tanıştırmak istediği bir taliple tanışıp hala evliliğe sıcak bakmayınca kesin bir kararla bir çocuk evlat edindi olarak anlattım.

25 Ekim 2018 Perşembe

Bugünlerde pişmanım


Birkaç gündür, eski günlüklerimi keşke atmasaydım diye düşünüyorum.

Attığım zaman çok hafiflemiştim. Sadece ağlama duvarı olarak kullandığım defterlerim, okudukça sinir ve hüzün katsayımı arttırdığı için tutmama gerek yok diyordum.

İki gündür eski anılar geliyor aklıma, günlüğüm olsa açar okurdum diyorum. Beni üzen şeyleri okuyup "sen neler neler atlattın bak gör" derdim kendime.
Böyle diyorum ama her okuduğumda da yok etmek istiyordum tüm günlüklerimi. İki gün kendime gelemiyordum yeniden o üzüntüleri yaşadığım için.
Şimdi ben böyle anlatınca neler yaşadı bu kız bu kadar diyeceksiniz, belki rutin sıkıntılardı bilmiyorum ama benim narin yapıma fazlaydı :)

Olsaydılar ve okusaydım iyi mi olurdu kötü mü bilmiyorum, kararsızım. Ara ara pişman olsam da 16 tane kocaman defteri nerede saklayacağımı da şaşırmıştım artık. Hafifledim mi evet hafifledim onları yok edince ama sanki bir yanım eksik gibi şimdi.

Zahmet oldu canım ya :) - (ikinci avokado çekirdeği kök verdi)



En son burada paylaşmıştım > Link
31 Temmuz 2018'de suya koyduğum çekirdeğin nihayet kök verdiğini fark ettim az önce :)

İncecik, kürdandan bile ince.


Garip bir şekilde, üst kısmının tam çaprazından açılmaya başlamış alt kısmı.


Bu çekirdeğin bu kadar geç köklenmesinin nedeni cinsinin farklı olmasıydı. Yuvarlak bir çekirdek, diğerleri gibi uca doğru sivrilmiyor.

agaclar.net'te bu cinsler için 3-4 ay süreceğini okudum. Tam da 3 ay dolmak üzere.


Gözde çıkan arpacık için ilaçsız kesin çözüm


Gözünüzde arpacık çıkmaya başlıyorsa, vakit kaybetmeden sarımsak sürün. İsterseniz ezip suyunu pamukla göz kapağınıza sürebilir ya da direkt bir diş sarımsağı ikiye bölüp yine göz kapağınıza sürebilirsiniz. Bir kaç dakika uygulayın biraz yakabilir, bu iyiye işaret. Gözün içine gelmesin, sadece göz kapağına sürüyorsunuz.
20 dakika ara verip tekrar sürün, yıkamayın.

Kendi deneyimimi anlatmam gerekirse:
Dün değil evvelsi gün akşama doğru sol gözümü kırparken acı hissetmeye başladım. Aynadan bakınca göz kapağımın kızarıp şişmeye başladığını fark ettim.

Ben lavaboda aynadan gözümü incelerken bir arkadaş geldi ve annesinin gözünde arpacık çıktığında hemen sarımsak sürdüğünü, biraz acıttığını o yüzden kendisinin hiç cesaret edip de denemediğini ama annesinde hemen işe yarayıp arpacığı dışarı attığını söyledi.

Nee, sarımsak mı? Acıtır yaa ben süremem dedim. Akşam eve gittiğimde annem de sarımsak sür deyince internetten araştırıp kesin çözüm olduğunu okuyunca bir diş sarımsağı ikiye bölüp göz kapağıma sürmeye başladım. Arpacık iç tarafta çıkmıştı ama dışarıdan göz kapağına sürmenin işe yarayacağı söyleniyordu.

Bir süre sürdükten sonra karıncalanmaya, hafif acıtmaya başladı. Az daha devam edip bıraktım. İnternette 20 dakika aralıklarla tekrar sürebileceğimiz yazıyordu. 20 dakika sonra tekrar sürdüm, yine acıtana kadar sürüp bıraktım. Yıkamadan yattım. Ertesi gün hiçbir şey kalmamış olur sanıyordum ama pek bir fark yok gibiydi. Uyandığımda biraz atmıştı iltihabı ama hâlâ hafif kızarık ve şişikti. Yeni uyandığım için olabilir diye düşündüm. Önceki güne nazaran daha iyi olsa da o hafifi şişlik ve kızarıklıkla geçirdim günü. Ama batma falan yoktu, rahatsız etmiyordu. Akşam tekrar sarımsak sürmedim. Ona rağmen bu sabah gözüm akarak uyandım. Şu an öğlen olmak üzere ve gözümde geçmeyen bir ıslaklık hissi var, yani görüntüde bir şey olmasa da demek ki akmaya devam ediyor.

Arpacık çıkma nedenleri olarak vitamin eksikliği, stres, kötü kozmetik ürünü ya da temizleme suları olabileceği söyleniyor. Ben son birkaç gün göz makyajımı temizlemeye üşenip de yatmıştım. Göz makyajı derken de birkaç gün sadece eyeliner, son günlerde de sadece göz kalemi vardı. Sabahları gözlerim batarak uyanıyordum, o hissin geçmesi için göz damlası kullanıyordum. Tembellikte nirvana yani :) Onu yapana kadar akşam temizleme suyuyla çıkartsam daha kolaydı gerçi... Sonuçta bana arpacık olarak geri döndü bu hareketim.

Sizin de aklınızda bulunsun, hiç ezcaneye gitmeye kremler hatta antibiyotik almaya gerek yok. Doğal ve kesin çözüm: Sarımsak.

24 Ekim 2018 Çarşamba

Yükselen burç hesaplama


Tam doğum saatinizi bilmiyorsanız ama yükselen burcunuzu merak ediyorsanız bu yazı size faydalı olabilir. Kendimden yola çıkarak baktım, gerçekten uyuyor.
Ben akşam ezanından sonra doğmuşum, burcum yengeç. Aşağıdaki açıklamada da yazdığı gibi tam karşıt burcum Oğlak benim yükselenim.
Kardeşlerimin ikisi de sabah doğdu, ikisinin de yükselen burçları kendi burçları ile aynı.

Yazının devamı şu adresten alıntıdır.
Bir diğer şekilde yükselen burcu bulmak için, sadece pratik zekanızı ve bilgileriniz kullanmanız yeterli olur. Bunun için burçların sırasını, doğum tarihinizdeki güneşin doğuş ve batış zamanlarını bilmek gerekli...

Eğer; sabah güneş doğmadan evvel, gecenin sonuna doğru doğmuşsanız yükselen burcunuz iç burcunuzla aynı burç olacaktır. Güneşten bir, iki saat sonra doğmuşsanız iç burcunuzdan bir sonraki burç yükselen burcunuzdur.

Daha özet anlatımla; sabah ezanı, güneşin doğuşu ve onu takip eden belli bir süre içinde doğmuşsanız, yükselen burç iç burçla aynı veya bir evvelindeki veya bir sonrasındaki burç olacaktır..

Akşam ezanına doğru, akşam ezanı ve onu takip eden belli bir zamanda olan doğumlarda, iç burcun 180 derece karşısına gelen burç, bir öncesi veya bir sonrasındaki burç yükselen burç olacaktır.

Gece yarısındaki doğumlarda ise yükselen burç, iç burçtan 3 veya 4 önceki burç olur. Bu durumda güneş ayak ucuna yakın bir yerlerde olacaktır.

Güneşin, doğum zamanına göre haritada bulunduğu yerleri şu şekilde de özetleyebiliriz.

Öğlen zamanı; haritanın tepe noktasında,

Şafak vakti; 1. evde

Gece yarısı; ayak ucu noktasında

Grup vakti, Alçalan burçda bulunur. Diğer vakitlerdeki doğumlar için bunlara kıyasla hesaplama yapmak mümkündür.

Burçların sıralanışı saatin tersi istikametindedir. Bu husus unutulmamalıdır.

Bu bölümde verilen örnekler çok pratik ve kabaca tahmin yöntemleridir. Burçlara ait bilgiler ışığında, bulduğunuz burcu incelemeli ve kişide mevcut özelliklerle karşılaştırmalısınız. Aksi halde çok sağlıksız bir tahmin yaplımış olur...

Soğuktan donmayacak kadar yakın, dikenler batmayacak kadar uzak


Arthur Schopenhauer’un kirpilerle ilgili anlattığı bir hikaye var.
Karda donmak üzere olan kirpiler donmamak için birbirlerine yaklaşırlar. Ama yakınlaşınca dikenleri birbirlerine batar.
Dikenleri batınca birbirlerinden uzaklaşırlar. Ama uzaklaşınca üşüdükleri için yeniden yakınlaşırlar.
Böyle yakınlaşa uzaklaşa, soğuktan donmayacak kadar yakın, dikenler batmayacak kadar uzak durmayı öğrenirler.

23 Ekim 2018 Salı

Dünün kötü olayları ve Safer Ayı


Önceki yazımda, yani şurada vefat eden tanıdıkları, ters giden olayları anlatmıştım. Dün de bu durum devam etti.
İş yerinde bir kız, fotokopi makinesinden çıktısını alıp döndüğü anda ayağı kaymış ya da burkulmuş tam bilmiyorum o anı görmedim ve yüz üstü yere düşmüş. Ciddi anlamda yüzü yere çarpmış.
Ben gördüğümde yerde kanlı peçetelerin arasında uzanmış, arkadaşlarının desteğiyle kafası yukarıda duruyordu. Sağlık görevlileri gelene kadar kız bayıldı. Hastaneye kaldırdılar, burnu kırılmış.
Dümdüz zeminde, hafif topuklu normal ayakkabılarla, tehlikeli hiçbir durum yokken kızın burnu kırıldı... Bazen olacağı varsa merdivenden yuvarlanmaya falan gerek kalmadan dümdüz zeminde bile oluyor.

Akşam eve gittiğimde, kız kardeşimin ücretli öğretmenlik yaptığı yere aynı branştan bir öğretmenin atanma yazısının geldiğini ve kardeşimin işten çıkartılabileceğini öğrendim. Eğer dersler ikisine birden bölüştürülürse kalacak ama diğer öğretmen kabul eder mi? Bir de bulunduğu okulda genelde ders programı ile uğraşmak istemeyip ne varsa onu verdikleri için çok umudu yok.

Bu sabah asansör beklerken arkadaşlara "ne lanetli bir ay oldu bu Ekim" dedim, birisi "Safer ayındayız ondan böyle oluyor. Bela ayı diyorlar ama hurafe aslında" dedi. İnternetten arattım, sefer ayında peygamberimiz hastalandığı için kötü biliniyormuş. Bu ayda bir işe başlamak, evlenmek tavsiye edilmezmiş çünkü devam etmezmiş.
Hurafe deniliyor ama hurafe olması için de destekleyici şeyler yaşanmış demek ki.

Ya ülkenin negatif enerjisi ya da yıldız açıları falan kesin bir şey var diyordum ya hani geçen yazımda, evet bir şey varmış Safer ayındaymışız. Çok dikkat edelim.

Safer ayı bu yıl 10 Ekim 2018'de başladı, 9 Kasım 2018'de bitecek.

Safer ayı duası diye arattığımda şu duayı buldum, okumakta fayda var bence:
Bu zamanın ve diğer zamanların şerrinden Allah’ım sana sığınıyorum. Senin celalin ve cemaline sığınıyorum. Bu yılın belalarından ve o yıl içerisinde hükmettiğin sıkıntılardan Sana sığınıyorum. Ey ikramı bol olan Allah’ım! Bize Safer ayında ikram et. Ey merhametlilerin en merhametlisi, merhametin hürmetine bu ayları bize, ailemize, akrabamıza ve tüm ümmeti Muhammed’e bereket ve aydınlık kıl. Allah’ım! Safer’in gelişini bize rahatlık kıl. Hayır ve zaferle bitmesini nasip eyle.

18 Ekim 2018 Perşembe

Son zamanlar


Yakın zamanda çevremden 4 vefat haberi aldım: Biri arkadaşımın babası(dün), biri yengemin babası(evvelsi gün), biri diğer yengemin amcası(evvelsi gün), ve diğeri iş yerinden birinin eski öğretmeni(dün) olmak üzere.
Bir kaza haberi aldım: İş yerinden bir arkadaş motorsikletini temizlerken elini kaptırmış ve parmakları kopmuş... dikilemiyormuş.
Bunların yanında ufak tefek aksilikler ve yer yer parçalı bulutlu ruh halleri yaşanıyor devamlı.

Dün kız kardeşim dolandırılmış eve ağlayarak gelmiş, ben dişçide dişçinin negatifliğiyle gerildim eve ağlayarak geldim. Dün akşam bizim evde gözyaşı geceleri yaşanıyordu anlayacağınız :)

Dişçi konusunu kısaca özet geçeyim: İki hafta önce kanal tedavisine başladığımı yazmıştım burada, çocukken çatlayan dişim için gitmiştim. İkinci aşama için dün yine gittim ama yine kanama durmadı, benim diş köküm erimiş ne derece eridiğini bilmiyormuş doktor elindeki röntgende görünmüyormuş 3boyutlu röntgen çekip bakmamız lazımmış ameliyat gerekebilirmiş buradaki malzemelerle olmazmış... Felaket senaryoları yazdı da yazdı, ben zaten randevu saatimden 1 saat geç alınmışım beklerken iki katı gerilmişim, bir de bunları duymak iyi gelmedi. Röntgeni henüz çektirmedim bu akşam çektireceğim ne olacak son karar bilmiyorum belli olunca yazarım.
Dolandırıcılık da şöyle: 30 liralık ürün için 50 lira kasko yaptırmışlar kızkardeşime, o da boşluğuna gelmiş kabul etmiş. Sonradan aklına gelmiş ben kasko yaptıracağıma gider yenisini alırdım diye... Neyse ki 7 gün içinde iptal ettirme hakkımız var galiba.

Ülkenin de üzerinde kara bulutlar dolaşıyor zaten... Hani annenin ruh hali çocuğuna da sirayet edermiş ya onun gibi, ülkenin ruh hali vatandaşın da hayatını etkiliyor. İşler ters gidiyor, bir şeyler oluyor...

Ekonomi, zamlar, Kaşıkçı olayı, cirit atan dolandırıcılar... Sonbahar değil de bu olaylar bunalıma sürüklüyor insanı. Yani sonbahar depresyonu diye bir şey yok da olay üstüne olay yaşatıp bize öyle empoze ediliyor sanki.

Ya dış ülkeler Türkiye üzerine fazla kafa patlatıp uğraştıkça o enerjileri bize yayılıp dengesizlikler oluşturuyor ya da gökyüzünde çok fena ters açı tutulma retro falan bir şeyler var bence...

Sizde ya da sizin çevrenizde durumlar nasıl?



16 Ekim 2018 Salı

Avokadonun solan yaprak uçları


Yaprak uçlarında minicik kurumalar vardı, gittikçe büyüdüğünü fark edince az önce makasla kestim.
Galiba artık bu havasız ortamdan çıkarıp eve götürme vakti geldi. Aslında saksısını da değiştirmem gerek belki de büyümesi için, gelişimi durdu çünkü.
Gerçi araştırmalarıma göre filizlenip büyüme kısmı hızlı geçiyor ama sonra yine duruluyormuş. E bu ne zaman ağaç olacak ya?

Şu ortamını bir değiştireyim bakalım yarın.

Kahramanın Yolculuğu


Dün akşamki dersimizde bir önceki ders izlediğimiz filmin sahnesi üzerinde pek duramadık maalesef. Çünkü hiç kimsenin aklına farklı bir şey gelmemişti. (bilmeyenler şu linkteki yazıma bakabilirler, ana karakterimiz karşısındaki kişinin kaşmir dokumadığını başka nasıl anlayabilir onu düşünecektik.)

Hoca sordu düşündünüz mü diye. Eli titrer, bir an önce gitmeye çalışır vs türü şeylerden öteye gidemediğimiz için ve yeni konulara giriş yapmak istediği için konu kapandı. Şimdi aklıma geldi de, elleri nasır tutmuş olabilirdi bak keşke dün aklıma gelseymiş bu. Neyse.

Dünkü derste kahramanın yolculuğu üzerinde durduk. Hocamız iki kısa video izletti.
Biri şu: https://www.youtube.com/watch?v=oxd1VrbipIs
Diğeri de satranç oyununun stop motion ile çekilip seslendirilmiş haliydi, üstteki videodan esinlenerek yapılmış: https://www.youtube.com/watch?v=5hpM0aUSUT0

En başta eklediğim şema var ya, dikkat ederseniz izlediğimiz filmlerde hep bu şemanın kullanılmış olduğunu görebilirsiniz. İzlediğiniz herhangi bir filmi düşünün, özellikle hollywood filmleri. Hemen hepsinde önce kahramanın sıradan bir yaşamı vardır ama arayış içerisindedir, maceraya çağrı alır, önce korkar/çekinir reddeder sonra kabul eder, sınavlar/düşmanlarla karşılaşır, mağaranın en karanlık yerine yaklaşır (en karanlık yeri kahramanın en büyük korkusuyla yüzleşmesi olarak düşünün). Burada büyük değişim başlar. Ödüle ulaşır ve sıradan hayatına dönüş başlar ama kahraman artık eskisi gibi değildir.

Mesela Matrix. Neo'nun sıradan bir hayatı varken bir sabah ekranına beyaz tavşanı takip etmesi yazılır. Akıl hocası Morpheus'tur. İlk eşik de mavi hap ile kırmızı haptan birini seçme sahnesidir... Bu şekilde şemaya göre devam eder.

Bu şemayla biz de ikişerli gruplar olup bir şeyler yazdık. Şema elimizde nasılsa, kolay olur sanıyorduk ama zorlandık biraz. Bazıları kolay yazdı bazıları zorlandı, biz zorlanan kısımdandık. Sıra elimizdeki senaryoyu okumaya geldiğinde alelacele bir son yazıp kapatmaya çalıştık dolayısıyla biraz oldu bittiye geldi biraz da rayından çıktı :)) Ana karakter bir anda başkası oldu, gülme krizlerine girdik. Nasıl olmayacağını öğrenmiş olduk 😁

Bir sonraki derse ödevimiz yok ama iki hafta sonrasına var :)
Herkes bir parça kağıda bir mekan ismi yazdı ve katladı. Sonra hoca onları alıp elinde karıştırıp teker teker bize seçtirdi. Kime neresi çıkarsa oraya gidip etrafı gözlemleyip yazacak. Bana Sultanahmet çıktı :) Sevindim kolay bir yer çıkmasına. Birisine Rasathane çıktı, başka birisine Bisiklet Tamircisi, Galata Kulesi, Lunapark falan  :))

Hadi siz de bu şemaya göre kendi senaryonuzu yazın, gerçi senaryo da denmez de kısa hikaye ya da sinopsis benzeri bir yazı :)