Sayfalar

29 Mart 2021 Pazartesi

Codex Gigas (Dev Kitap)

Bir Ortaçağ kilisesi rahibi ciddi bir cinsel suç işler, diğer rahipler onun yavaş ve acı çekerek öldürülmesine karar verir. Buna göre rahip canlıyken bir duvarın içinde kalacak şekilde üzerine duvar örülecek ve orada acı çekerek can verecektir..

Rahip bu cezadan kurtulmak için bir teklifte bulunur, bir gecede kilisenin ününü sonsuza kadar devam ettirecek bir kutsal kitap hazırlayacağına dair söz verir. Diğer rahipler de kabul eder. Bir sürü mürekkep ve tabaklanmış 160 eşek derisini yanına koyup kapıyı kapatırlar. Bir süre sonra mürekkep sesi değil de tuhaf sesler, bağırma sesleri duyulmaya başlar. 

Rivayete göre, rahip saat gece yarısına gelince bu işi başaramayacağını anlar ve bir ritüel yaparak karanlık tarafla bağlantıya geçer. Yardım ister. Şeytanla bir anlaşma yapar, şeytan kitabın hazırlanmasına yardım edecek ama karşılığında rahip ona ruhunu satacaktır. Kabul eder rahip ve böylece Şeytan İncili de denilen Codex Gigas ortaya çıkar.

Sabah diğer rahipler kapıyı açtıklarında rahibi yerde baygın halde bulurlar. Yanında ise 92x55 cm büyüklüğünde, 22 cm kalınlığında, 72 kiloluk bir kitap vardır. Dış kapağı tahta üzerine deri ile kaplanmış, üzeri metallerle sağlamlaştırılmıştır. 

Rahipler bu yeni kutsal kitabı incelerlerken karşılarına bir sayfa çıkar, sayfada sadece şeytanın resmi vardır. Kitabın hazırlanmasını sağlayan şeytan, kitaba kendinden bir iz bırakmış ve kendi görüntüsünü de araya eklemiştir.

Kitap kimin eline geçse, ona felaket veya hastalık getirdiği söyleniyor. 

Bulunduğu kütüphanede çıkan büyük yangında tam o da diğer eserler gibi yanacakken gizemli bir el tarafından pencereden dışarıya atılır ve yanmaktan kurtulur. Zarar görüp görmediği incelendiğinde ise sadece şeytanın resminin olduğu sayfa ve ona yakın sayfaların kararmış olduğu görülür.

Bunun haricinde 700 yıl hiçbir zarar görmeden günümüze kadar gelmiştir. Yalnız 10 sayfasının kraliçe Christina tarafından yırtılıp alınmış olduğu söyleniyor. Şu an İsveç Kraliyet Sarayı'nda 15 milyon dolarlık sigorta ile korunma altındadır.


Uzmanlara göre bu kitabı tek bir kişinin yazmış olması mümkün değil, en az 30 yıl gerekir. Ama el yazısı incelendiğinde tüm kitabın tek bir elden yazılmış olduğu da kesin.

Bu ürkütücü hikayenin yanı sıra, kitapta bulunan şeytan figürünü dövme yaptıran da var, tişört baskısı yapan da, kitap resmini telefon kılıfı olarak satan da.


Siz ne dersiniz, bu söylenenler gerçek olabilir mi?

28 Mart 2021 Pazar

Yedi Kilise

Hristiyan inancına göre, Mesih Dünyaya tekrar indirilmeden önce Tanrı tarafından bildirilecekmiş. Yedi kiliseye mesaj göndererek yapacakmış bunu. Ve bu yedi kilisenin hepsi Türkiye'de. Mesajın alınabilmesi için kilise bölgelerinde Hristiyanların bulunması gerekiyor. 

Ayrıca İstanbul'da da Hristiyanlar için çok önemli yapılar bulunuyor ve bu yüzden hâlâ alınmak isteniyor.

Ekim 1923'te İşgal orduları komutanı General Harington İstanbul'u terk etmeden önce iki şey söylemiş; Biri "Biz gidiyoruz ama arkamızdan ağlayan çok olacak", diğeri de "100 yıl sonra geri döneceğiz".

Ayrıca arkadaşı İsmet İnönü de Lozan'dan sonra "Lozan'ı imzaladık 100 yılı kurtardık" demiş.

Onlar için bu sayılar kutsaldır ve gerçekten de 100 yıl sonra gelirler diyor Erhan Altunay. Youtube'daki kanalını izlemeye başladım. Keyifle dinliyorum, tavsiye ederim.

Bahsi geçen kiliseler: Smyrna, İzmir Efes, Denizli Laodikya, İzmir Bergama, Salihli Sardes, Alaşehir St. Jean, Akhisar Thyateira Kiliseleri.

Video linki : https://www.youtube.com/watch?v=Y4jMnF8Furs&t=687s

27 Mart 2021 Cumartesi

Eti Ahenk mini çikolata

 

"Özlem'le Farklı Tatlar"ın bugünkü konuğu Eti Ahenk Mini :)))


Eti ve Ülker'in tatlı rekabeti hız kesmeden devam ediyordu...


Ülker Napoliten mi? Eti Ahenk Mini mi?
Tarafını seç :))

Etinin çikolataları hep biraz daha sütlü gibi geliyor bana. Napoliten ile bunun arasında pek bir fark göremedim, ama napoliteni de yemeyeli baya oldu zaten.

Sırf farklı bir ambalaj görünce merakımdan aldım. Yoksa bildiğin çikolata işte :)))

26 Mart 2021 Cuma

Contact

1997 yapımı bir Bilim Kurgu filmi. Çocukluğundan beri uzaydan bir ses yakalamaya çalışan Eleanor Arroway sonunda Vega yıldızıyla bağlantıya geçmeyi başarıyor ve oraya gidebilmesi için çalışmalar başlıyor.

Filmin çoğu yerinde dindarlar ve bilim insanları karşı karşıya kalıyor. Dindar kesim Tanrının işine karışmayın, haddinizi aşmayın diyerek engellemeye çalışıyor. Ama engelleyemiyorlar.

Bu koskoca evrende sadece bizim olmamız bana da çok saçmaymış gibi geliyor. Bunca gezegen, galaksi... Bunca gök cismi varken sadece Dünya mı yaşanabilir bir yer? Sadece biz mi varız?

Masaüstümde şu resim var:


Bazen bilgisayarı ilk açtığımda durup sadece bu resmi izliyorum.

Merkür, Venüs, Mars hatta koskoca Jüpiter, Satürn varken sadece minicik Dünya yaşam merkezi haline gelmiş ve bir uydu tahsis edilmiş öyle mi? Acaba insanlık gezegen gezegen geziyor mudur? Her gezegenin kendi kıyameti vardır belki... Sadece Dünya üzerinde yaşam olmasını kabul edemiyorum. Gerçekten de tüm bu düzen, ulaşamadığımız kadar uzaklara dayanan bu koca evren sadece minicik bir gezegendeki minicik insanlar için mi? Saçma olmaz mı?

Filmdeki Dr.Arroway'in de dediği gibi "Orada dört yüz milyar yıldız var. Sadece bizim galaksimizde. Eğer bunların milyonda birinin gezegenleri olsa ve eğer bunların milyonda birinde hayat olsa ve bunların milyonda birinde düşünsel hayat olsa orada milyonlarca uygarlık olur. Eğer yoksa korkunç bir yer israfı demektir".

Boyoz

İlk defa boyoz yedim.

İzmir'lilerin dillerinden düşürmedikleri boyoz neymiş merak ettim. Migros Hemen uygulamasından market siparişi verirken boyoz satıldığını görünce bir deneyeyim bakalım deyip attım sepete.

Aslında niyetim yöreye uygun lezzetleri yöresinde yemek ama şartlar el vermiyorsa da bekletmeye gerek yok bence.

İzmir'e gidemiyorsak da boyoz ayağımıza geldiyse geri tepmeyelim. 

Biraz da küçümsediğim için bulup denemediğim bir tattı aslında. Ne var yani altı üstü bi sade poğaça gibi bir şey, kuru poğaça gibi işte dedim hep. 

Soğuk geldi tabi. Tavada ısıttım. Bir de usulüne uygun olsun diye yumurta kaynattım. Sıcak yenilmesi gerekiyormuş. Güzelmiş beğendim. Sade yesem ya da soğuk yesem bu kadar beğenir miydim bilmiyorum ama yumurtayla ikisi de sıcakken yediğimde enfesti. 

Evet güzel, lezzetli ama İzmir'e özgü olmasını sağlayan şey ne ile yenildiği herhalde. Yoksa bulunmayacak bir lezzet değil, bizim sade kuru poğaça gibi. Ama işte yanına haşlanmış yumurta, İzmir tulumu koyunca başka oluyor :)

25 Mart 2021 Perşembe

Aşk ve Gurur

 

Aşkta gurur yapar mısınız?

"Ondan hoşlanmıyor sanıyordum" dedirtecek kadar duygularınızı saklar mısınız?

Kibir ve gurur yaptığınızı fark edince vazgeçecek kadar dürüst olabilir misiniz? Asıl büyük olay da bu herhalde. Daha önce kibir yaptığın için artık bu yoldan dönmek yok diye düşünmeyip, aksine kabul edip yelkenleri suya indirebilmek. Kendinin farkında olmak.

Bu filmi ilk olarak lisede hocamız izletti diye hatırlıyordum ama yayınlanma yılına bakınca öyle olamayacağını anladım. Herhalde üniversite zamanında çok duyunca merak edip izlemeye çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü sırf izlemiş olmak için izlediğim çok belli. Tamamen karakterleri farklı hatırlıyormuşum, konuyu anlamamışım. 

Filmin bitişi çok ani oldu ama, biraz daha devam edebilirdi bence. Güzel olurdu. En azından karar verildikten sonra bir iki sahne daha olsaydı...

Genel olarak filmi sevdim. Verdiği mesaj güzel. 

22 Mart 2021 Pazartesi

Bioderma Photoderm spf 50 - Renkli güneş koruyucusu


 İlkbahara girdik, yaz yaklaşıyor. Güneş koruyucusu arayışları da başladı beraberinde.

Ben güneş kremini yüzümü parlatıyor, sivilce yapıyor vs diye kullanmayı pek sevmezdim. Aslında o etkilerin nedeninin çok da araştırmadan ya da son kullanma tarihine bakmadan kullandığım ürünler olduğunu düşünüyorum şimdi. Bir de kim ne uzatırsa onu sürmek de cilde çok iyi gelmiyor. Kişinin kendine özel bir kremi hep olmalı bence.

Zoretanin tedavisinde doktorum renkli güneş koruyuculardan tavsiye etmişti. Cildimi pürüzsüz göstermesi hoşuma gittiği için tedaviden sonra da alıp kullanmaya devam etmiştim ama yüzümü parlattığını fark edince hızla soğumaya başladım bu kremden.

Sivilce tedavisinde yüz çok fazla kuruduğu için rahatsız etmiyordu ama cildim nem dengesine geri dönünce her sürdüğümde lamba gibi parlamaya başladım. Ve bıraktım.

Belki çok fazla kuru ciltliyseniz renkli güneş kremleri size göre olabilir ama yağlı ya da karma ciltliyseniz sevemeyebilirsiniz.

Çünkü renkli güneş kremleri tam olarak cilt tarafından emilmiyor, biraz yüzeyde kalıyor gibi. Yani fondöteni ya da kapatıcıyı kremle karıştırıp sürmekle aynı şey. Krem biraz emilse de renk veren kısım kremlenmiş ve parlatılmış şekilde yüzeyde kalabiliyor :) Belki de benim cildim karma olduğu için öyle görünüyor. Dediğim gibi, kuru ciltlerde daha iyi görünebilir.

Fotoğrafta tüpün eski olduğu belli oluyor, içi aslında neredeyse yarısına kadar dolu ama bir kaç kere daha şans versem de kullanmaya dönemedim. Ben yüzümün parlaklığına tahammül edemiyorum galiba. Bi de tabi kremin ömrü de bitti ben beklettikçe. Fotoğrafını çektikten sonra çöpe uğurladım anlayacğınız :)

Ben bu sene için Bioderma'nın klasik(renksiz) 50 faktörlü güneş koruyucusunu aldım, turuncu kutulu olan. Onu kullanacağım. Şimdilik memnunum. Çok güzel emiyor yüzüm, parlaklık yok :) 

19 Mart 2021 Cuma

Ülker Çikolatalı Gofret Ekstra


Millet pandemi sonrası hangi dükkanlar açmış, hangisi kapamış, fiyatlar nolmuş falan diye bakar ben de hangi aburcuburlar çıktı da yetişemedim diye bakıyorum :)))

Ülker çikolatalı gofretin extra bitterlisini paylaşmıştım, normal extrası da varmış meğer. Zaten normal gofret hali varken buna neden gerek duyuldu ki? Sırf Eti'ye rakip olduğu için galiba...

Eti, karam tutunca bi de sütlü sevenlere Ahenk çıkarmış ya hani. O da baya lezzetli 

Ahenk'i de denedim aslında ama fotoğrafını çekmemiş olabilirim.

Bu ülker extra ahenke göre daha gofretli tabi, böyle bi yanık gofret tadı geldi ağzıma yerken. Gerçekten de ülker çikolatalı gofretin yoğunlaştırılmış hali.

Ahenk'te daha sütlü, daha yumuşak bir tat var.

Bu kalın gofretlerin bitterlileri daha çok hoşuma gidiyor benim. Etinin de Karamın da bitterli tombik gofretleri daha güzel. Sütlülerin o kadar katmanlı olmasına gerek yok bence onlar yassı kalabilir.

Siz denediniz mi? Ne düşünüyorsunuz?

---

Bu arada arka fonda gördüğünüz gibi Kiralık Aşk izliyorum. Bu hafta başladım, izlememiştim daha önce. Çok tatlı bi diziymiş ya. Aşk dolu, cıvıl cıvıl. Zaten süs püs cıvıltı pırıltı en sevdiğim :))

11 Mart 2021 Perşembe

Avene Hydrance Optimale Legere Spf 20 | Hassas Ciltler için Nemlendirici


Yağlıya yakın karma bir cilde sahip olsanız dahi daha da yağlandırıp parlatmayacak, sivilce yapmayacak, yüzün nemini çok güzel ayarlayan çok sevdiğim bir kremdir Avene Hydrance Optimale. 

Zoretanin tedavisine başlamadan önce sivilceler için cildiyeye gidip doktorlardan kremler alıp sürdüğüm dönem tanışmıştık kendisiyle. Cildi yatıştırması için günlük kullanıyordum ve bir daha da kullanmayı bırakamadım çünkü aşırı beğendim.

Yüzde ağırlık yapmıyor, en önemlisi parlaklık yapmıyor mat ama nemli, yumuşacık, bebek gibi bir yüzünüz oluyor sürdükten sonra. Bir de yüzün rengini de dengeliyor gibi geldi bana.

Hala çok beğenerek kullanıyordum ama yakın zamanda elimdeki tüp bitti ve yenisini araştırırken bu sefer aklım başka markaya gittiği için şu an kullanmaya devam etmiyorum. 

Yüzümü her gün değil de birkaç günde bir nemlendireyim istedim ve clinique 72 saat nemli tutan kremini aldım bu sefer. Ama her zaman dönüp tekrar bunu alıp kullanabilirim. Favorilerimdendir.

9 Mart 2021 Salı

Baraka (The Shack)

Son zamanlarda çok fazla karşıma çıkınca izlemeye karar verdiğim, affetmek üzerine derin mesajlar veren güzel bir film Baraka. 

Yaratıcının insan suretinde olması gibi bir kaç şey, eğer bu konularda hassassanız başta rahatsız edebilir. Ama vaz geçmeyip filmi izlemeye devam ederseniz filmin verdiği mesaja odaklanmaya ve keyif almaya başlıyorsunuz. Diğer şeylerin konunun pekişmesini sağlaması için gerekli olduğunu anlıyorsunuz.

Film affetmenin, empati kurmanın, kendini suçlamamanın hem kendi hayatına hem de evrene iyileştirici etkisinin olduğunu anlatıyor . 

Affetmek, ilişki kurmak değildir. Sadece onun boğazını sıkmayı bırakacaksın.

Kötü bir insanın kötü olmasının da nedeni var, ona da çocukken kötü davrananlar olmuş ki böyle bir insana dönüşmüş. Ona kötü davranan kötülere de çocukken kötü davrananlar vs böyle Hz.Adem'e kadar uzar gider diyor. O yüzden yargıç rolünden çıkıp, affetmek gerek.

Tüm bunlar çocukken şiddet görmüş ve yetişkin olduğunda da küçük kızı kaçırılıp öldürülmüş bir baba üzerinden anlatılıyor. Yaşadığı acılar sonucu her şeye sırt çeviriyor, yaratıcının adaletini yargılamaya başlıyor ve sonra bir barakaya davet edilerek işin özünü görmeye başlıyor.

Sonuna kadar izlendiğinde herkesin beğeneceğini düşünüyorum. Tekrar tekrar izlenebilir. Her izlendiğinde farklı bir mesaj yakalanabilir.

Fragman: