Bir deli rüzgar esse bir yerlerden
Savurur mu, götürür mü beni bilmem
O deli aşık mazide kaldı artık
Dönecek mi geriye onu bilmem
<<Dinle 🎧 >>
Bir deli rüzgar esse bir yerlerden
Savurur mu, götürür mü beni bilmem
O deli aşık mazide kaldı artık
Dönecek mi geriye onu bilmem
<<Dinle 🎧 >>
Çok fazla düşünceyle uyandım bu sabah. Çok fazla duygu ve özlemle. Birbirini kovaladı her biri beynimin içinde. Kalkamadım, toparlanamadım. İşlerimi yaparken ne yaptığımın farkında bile olamadım. Sonra dur dedim kendime. Ne yapıyorsun? Neden başka yerlerdesin şu an? Ben buradayım, başkalarına ya da başka şeylere odaklanmayı bırak ve sen de buraya gel artık.
Kendime döndüm. Kafana takılan şey ne diye sorup konuştum iç sesimle. Kendime dönmek bile yetti beynimdeki gürültüyü susturmaya.
Ben kendimi biliyorum, ne yaptığımı biliyorum. Hayatta her şeyi kontrol edemem, bazı şeyler hatta çoğu şey benim kontrolüm dışında gelişir ve ben de kabul etmek zorunda kalırım. Geri dönüp hiçbir şeyi değiştiremem ya da şu an hiç kimseye zorla benim düşüncemi kabul ettiremem. Ben elimden geleni yaparım, gerisini kişilere ve zamana bırakırım.
“Hiçbir şeyi kaçırmıyorsun, acele etmene gerek yok” diyerek teskin ettim kendimi. “Kendini bu kadar hırpalama, elinden geleni zaten yapıyorsun” dedim. Kendimi hatalarımla birlikte kabul ediyor ve seviyorum.
İhtimaller üzerine gelecek senaryoları kurup orada yaşayarak şu yaşadığımız anı kaybederiz. Bu içinde bulunduğumuz an, bir daha hiç gelmeyecek. Gelecek büyük ihtimalle kafamızda kurduğumuz gibi şekillenmeyecek, belki benzer ama aynısı değil. Bu anımızı kaçırmaya değer mi?
Şimdiden gelecek için endişelenmek, gelecekteki bize güvenmediğimizi gösterir. Gelecekteki sen, aklına gelen herhangi bir durumda ne yapacağını da nasıl davranacağını da bilir.
Aynı şekilde geçmişteki sana da çok takılmamak lazım. O da mevcut durumunda yapabileceğinin en iyisini yaptı. Şu anki sen kadar gelişmemişti, öğrenmemişti bazı şeyleri. Geçmişteki sen’i suçlama ve gelecekteki sana güven, ikisini de oldukları yerde bırak... Şu an nerede nefes alıyorsun? Etrafına bak, şu anki manzaran ne mesela, ne görüyorsun, ne duyuyorsun, neye dokunuyorsun… Şu anda buradasın.
Önce kendinle ilişkini olabildiğince en güzel hale getir. Kendine olan sevgin o kadar dolsun ki taşan kısmı da başkalarıyla paylaş, sevmek işte böyledir. Birini, ondan gelecek sevgiye ihtiyaç duyduğun için sevme. O biri sana iyi geliyor olsun, anlaşabilmenizi sev ve sevdiğin için ona ihtiyaç duyuyor ol. “Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var” değil, “Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum”.
Hayatına giren her insan sana mutluluk verecek diye bir şart yok, sana ders vermek için gelmiş de olabilir. Hayatta kalman için, o hayalini kurduğun hayatı sana vermek için ihtiyacın olan şey neyse onu verir. Seni itmek için belki de, ilerle artık demek için… Bir ayrılık yaşıyorsan, belki de bu ilişkide ayrılığı da deneyimlemiş olman gerekiyor bir olma olgunluğuna erişebilmek için. Ya da belki de tamamen farklı yollarda ilerleyeceksiniz. İki türlüsü de kayıp değil, yanlış değil. Hayat olması gerektiği şekilde akıp gidiyor. Biz algılayabildiğimiz kadarını bilebiliyoruz sadece. O yüzden hayata güvenmek zorundayız.
Çizim: Pinterest
Hayattaki en önemli şeyler 1-Ruh sağlığı 2-Para 3-Sağlıklı beslenme 4-Kaliteli çevre
1- Hayatın nirvanası nedir? Kendinle barışık olmak. Kendinle konuşabilmek, ihtiyaçlarını duyabilmek, kendini avutabilmektir.
Hiç kimseyle değil, öncelikle kendinle geçinmeyi bilmeyi öğrenmeye geldik bu hayata. İnsan-ı kamil kişi bence kendisiyle tanışmış ve kendisini olduğu gibi kabul edip sevmiş insandır.
Sevginin bir ölçüsü varsa bunun en yüksek seviyesi kesinlikle “hatalarıyla birlikte sevmek”tir. Bir anne bile bazen bir çocuğu hatasıyla sevemeyebilir. Biz kendimizi ne zaman ki hatalarımızla da seversek, kabul edersek o zaman gittiğimiz her yerde çiçek açarız.
Ruhumuzla bağlantımız açık kaldıkça ruh sağlığımız da korumamız altında olur.
Elbette ki bizim dışımızda gelişen travmatik olaylar, istemediğimiz kötü şeyler yaşayabiliriz. Her zaman güllük gülistanlık olmayacak hayat. Ama ruhumuzu tanıdığımız ve onu yalnız bırakmadığımız için bu aşamalardan geçmek bir nebze daha kolay olur.
2- Kim ne derse desin para ile dönüyor dünya, her sıkıntının altından para çıkıyor öncelikle. Ruh sağlığının yerinde olduğunu varsayarak söylüyorum. İkinci madde kesinlikle para.
Miktarına takılmadan düzenli bir geliri olmalı insanın. 10-20 lira bile olsa kenara para koyabilmek, bunu alışkanlık haline getirmek önemli. Yani bir yatırım yapılmalı her daim. Var olanı tüketip anlık yaşamak çok da doğru değil. Yarınını da düşünerek hareket etmek daha güvende hissettirir. Hayatı, elverdiği kadarıyla, maddi olarak da güvence altına almak gerek.
Pasif ya da aktif, bir şekilde düzenli bir para akışı sağlamak da hayatın amaçlarından biri olmalı.
3- Bunu kaçıncı madde yapacağıma karar vermekte zorlandım, aslında maddelendirmeden hepsine azar azar dahil etmek de mantıklı olabilir.
Bağırsaklarımızın duygusal beynimiz olduğu söylenir. Ruh sağlığımızı da etkileyen, fiziksel hastalıkları da tetikleyen aslında bağırsaklarımızdaki bakteriler.
Şahsen ben her gün bir bardak kefir içmeyi alışkanlık haline getirdiğimde stres seviyemin düştüğünü, daha mutlu ve sağlıklı hissettiğimi kendimde farkettim. Ne zaman ki 2 gün üst üste hamur, yağlı ve kızartma türü şeyler yesem içime sıkıntı bastığını da fark ettim.
Bizim maddi yakıtlarımız yemek, su ve hava. Vücudumuza en kaliteli yakıtı doldurmamız gerekmez mi? Bizi hayat boyu taşıyacak, kim bilir kaç sene daha birlikte yaşayacağımız bu bedene iyi bakmak zorundayız. Acı çektiğimizde o acıyı bir tek biz hissediyoruz başkasına devredemiyoruz. Biz söylemeden kimse bilemez hasta olup olmadığımızı, acı çekip çekmediğimizi. Öncelik her zaman kendimiz olmalıyız.
4- Sev, saygılı ol, kendini bil. Sen kendine güven, kendine yet, mutlu ol ve kimseyi zorla yanında tutmaya çalışma. Seninle olmak isteyen senin yanında olur zaten.
Zorlanma varsa orda bir sıkıntı vardır. Zaman yanlıştır, tekamül düzeyleri eşleşmiyordur, geçilmemiş dersler vardır. Zorlama.
Kendin de kimsenin yanında kalmaya çalışma. Su akar yolunu bulur. Akışa bırak olması gereken kendiliğinden olur.
Herkesi almaya gerek yok hayatımıza. İnsanları seviyor olabiliriz ama bu hepsini kucaklamak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Çevremizi oluştururken titiz davranmak zorundayız, çünkü muhatap olduğumuz insanlara benzeriz zamanla. Nasıl bir hayat ve kişilik istiyorsak öyle olan ya da ona yakın bir kişilik ve hayat tarzına sahip insanları tutmak daha mantıklı. Mesela mutlu bir ilişki mi istiyoruz, mutlu ilişkisi olan kişilerle, zengin olmak istiyorsak parayı nasıl kullanacağını bilenlerle zaman geçirmek gibi.
Bu hayatı, dünyayı, her şeyi senin gözlerinle bir tek sen görüyorsun. En çok sen lazımsın sana. En çok kendine iyi bakman lazım. Sen iyi ol ki sevdiklerin, çevren, yaşamın da iyi olsun. Kilit nokta sensin, kendi ruhuna dokunabildin mi? Onu bir kontrol et başkalarının ruhunu dokunmaya çalışmadan önce.
Enerjinin ana kaynağına başarılı bir şekilde bağlantı kurulduğunda veri akışı aksamadan devam eder ve ahenkle yaşarız.
Hepimizin bu tatmini yaşayarak hayatlarımıza devam etmesini diliyorum tüm kalbimle 🙏💖
Görsel: Pinterest
Ruh sağlığı çok önemli. Umudu kaybetmemek, gülebilmek, anın kıymetini bilmek çok önemli.
Geçmiş de gelecek de bizden uzak. Biz şu andayız. Ve şu anımız geleceğimize etki ediyor.
Ruha iyi gelen şeyler bulunmalı ve içimizdeki çocuk unutulmamalı…
(Görsel: Pinterest)