Sayfalar

27 Ocak 2018 Cumartesi

Haftalık YouTube


Datça'dan dayımlar geldi ve geldikleri akşam çoluğu çocuğu toplayıp Enes Batur'un filmine götürdüler bizimkilerle birlikte. Çünkü İstanbul demek AVM demek, AVM demek sinema+alışveriş demek... Ama bilet bulamamışlar o yüzden girememişler.

Filmin fragmanını izledim, bence kötü değil. Gidip izlemem sinemada ama internete düşerse izleyebilirim belki meraktan.

Şu an 19 milyon izlenmiş olan bu fragmanı ekleyerek bu haftanın dört videosunu paylaşmaya başlıyorum:



***

Beyaz Show'dan bir kesit. Komik olmuş:



***

Ruhi Çenet'in bu videosu içimi ürpertti:



***

Ayrıca yine Ruhi Çenet'in, ne kadar kazandığını paylaştığı videosu ile de baya gaza geldiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. 4.video da o olsun:

25 Ocak 2018 Perşembe

Karşımıza çıkan hayvanların bir anlamı var


Böyle yazınca da ex sevgililerden bahsediyormuşum gibi oldu ama değil :)) Aslında onların da karşımıza çıkmasının bir anlamı var bence, hepsi bize kendimizi tanıyıp geliştirmemiz için gönderiliyorlar. Ama bu yazının konusu onlar değil kürklü, kanatlı, kuyruklu, yüzgeçli vs bildiğimiz hayvanlar.

Tuğçe Işınsu'ya göre bu hayvanların bir anlamı varmış.
Zaman zaman karşıma çok alakasız hayvanlar çıkıyor ve ben de hep bir anlamı olup olmadığını merak ediyordum. Anlamının olması mantıklı geliyor bana.

Mesela geçenlerde yeni biten ilişkime bakarsak, başladığımız gün benim iki muhabbet kuşumu da kafesinde ölü bulmuştum. Biri dişi biri erkekti, belki de mesajı "olmayacak bir şeye başlıyorsun"du.
Tuğçe Işınsu da kitabında "kuş özgürlük ve mesaj demektir ama ölü kuş görmek hayal kırıklığı demektir" demiş.

Bundan önceki ilişkimde ise apartmanda akrep görmüştüm. Ki bizim bahçemiz bile yok, İstanbul'un merkezindeyiz orman falan yok 5.kattayız. Simsiyah yavru bir akrepti, şok olmuştuk. Bence bunun anlamı "acı çekeceksin"di. Gerçekten de, belki de yaşadığım en ağır ayrılıktı.

Tuğçe Işınsu'nun El Vedud kitabını, spritüel konulara meraklı olan ben de aldım. Daha çıkar çıkmaz 60.baskısını yapmasından belli ki, baya kalabalığız. Kitapta rehber hayvanlarla ilgili bir sayfa var. Oradan bir kaç şey eklemek istiyorum. Buna bağlı olarak biz de evrenin verdiği mesajları anlayabiliriz ve ona göre hareket edebiliriz bence.

Geçtiğimiz yaz, işyerine yarasa girmişti. Sabah geldiğimizde tavana yapışmış bir yarasa ile karşılaşmıştık. Buraya da yazmıştım hatta. Her zaman olan sıradan bir şey değil bu sonuçta ve anlamı ne acaba diye baya düşünmüştüm ama bir şey bulamamıştım. Tuğçe Işınsu'ya göre anlamı başarı, risk alma, gizem demekmiş. İşyerine uygun bir anlamı var bence.

Kelebek, denge, güzellik, kısa sürme ; yunus barış, sevgi; at hızlanma, sadakat; örümcek bağlantı, fırsatlar demekmiş. Kaplumbağa yavaşlamak; arı üretkenlik demekmiş. Fazla hayvana değinmemiş kitabında Tuğçe Işınsu, buna göre biz de diğer hayvanları yorumlarız diye düşündü herhalde. Bizim onlara yüklediğimiz anlam da önemli.

Bu hafta işyerine kedi girmişti, hem de girmekle kalmamış bizim 4.kata kadar çıkmış, sabah işe geldiğimizde onunla karşılaştık, işe böyle başladık. Onun da bir anlamı vardır belki de ama ne ola ki acaba? Belki de "senin yerin burası değil" demek istemiştir. Onun yeri orası değildi çünkü ve ben de kendimi oraya ait hissetmiyorum. Kediler nankör bilinirler, çalışanların nankörlüğünü de öngöstermek istemiş olabilir. Neyse yakında anlarız :)

22 Ocak 2018 Pazartesi

Geçen haftanın beğendiğim YouTube videoları



Geçtiğimiz hafta izlediğim, beğendiğim, aklımda kalan videolardan 4'ünü paylaşmak istedim. Belki siz de beğenirsiniz diyerekten :)

Gomedya.tv diye yeni bir kanala denk geldim. Korsan Görengil ile Astarotoloji :)
Aslında favorim balık burcu, her izlediğimde gülüyorum ve kime izletsem gülüyor ama benim burcum yengeç olduğu için yengeç'i ekliyorum buraya tabiki de. Biraz müstehcen olabiliyor anlatışı, bunun dışında çok komik güzel olmuş bence. İnşallah bozmazlar da bu komiklikte devam ederler.




***

Manuş baba eteği belinde + dönersen ıslık çal cover. Bu çocuk çok başarılı değil mi ya?(Berk Coşkun)




***

Doğu ekspresi - Biz evde yokuz. Doğu ekspresi videolarını izleyip izleyip özeniyorum. En kısa ve öz açıklayıcı olan video bu bence.
Bir türlü bilet bulamıyoruz ya... Bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Bir ay sonrasına bile bilet yok. Ne zaman çıkıyor satışa ve ne zaman bitiyor anlamıyoruz.




***

Pazarda meşhur olan çocuğa klip yapmışlar, şarkıyı evde erkek kardeşim sürekli söyleyince dilime dolandığı için ekleyeyim dedim. "Korktun mu?" diyen sevimsizden daha sevimsiz değil bence. Ayyy o kıza irrite oluyorum.

19 Ocak 2018 Cuma

Instagram son görülme


Instagram'a son görülme özelliği gelmiş. Gözünüz aydın :)

Hiç bir yerde gizlimiz, saklımız, özelimiz, özgürlüğümüz kalmadı gördüğünüz gibi, sosyal medya içimize işlemeye devam ediyor.
Ne gerek vardı ki? Bence yoktu.

Her neyse sonuçta böyle bir özellik gelmiş ama ben uygulamayı güncellemediğim için henüz bende yok.
Bende olmadığı için benim son görülmem görünmüyor.(düzeltme: görünüyormuş) "Ne çabuk haber aldın da kapattın son görünmeni" diyenlere henüz ona bulaşmadığımı söyledim, bulaşmaya da niyetim yok aslında ama kaçış yok biliyorum.

Kişisel düşüncelerimi geçip, uygulamanın bu yeniliğinin ne olduğuna, nasıl kapatıldığına vs değinmek istiyorum şimdi.

Instagram son görülmeye nereden bakılıyor?

Mesajlar kısmında, mesajlaştığınız kişilerin son görülmeleri paylaşılıyor. 

Son görülme nasıl kapatılır?

Ayarlar kısmından Hareket Durumunu Göster seçeneğini devredışı bırakarak son görülmenizi kapatabilirsiniz. Bunu kapatırsanız arkadaşlarınızın son görülmelerini de göremezsiniz, Whatsapp gibi yani.



Siz ne düşünüyorsunuz bu güncelleme hakkında?

16 Ocak 2018 Salı

Günlük hit 3 bin ile 4 bin arasında


Neeyy, üçbinyediyüzyirmidört görüntülenme mi?
Tamam arkadaşlar ben artık bloğun yeni konseptini buldum. Ritüeller, spritüel şeyler paylaşıcam 😁
Bloğun bugün anlık online kişi sayısı ben baktığım sürece 30larda 20lerde  seyrediyordu sürekli, rüya gibiydi 😁
Toplam günlük ziyaretçi sayısı ise 3724 şu an ve hâlâ artıyor.

Bak sen Nuray Sayarı'nın gücüne ya. Bir önceki yazı da bindörtyüz küsür görüntülenme almış,  daha bugün paylaşılan bir yazı üstelik.

Dilekleri gerçekleştirme ritüelleri ile donatıcam burayı 😂

Nuray Sayarı Yumurta Ritüeli


Dün blogumun ziyaretçi sayısının birden beklenmedik şekilde artmasının nedenini, uyumadan önce instagram hikayelerine bakarken buldum. Dün meğer ünlü astrolog Nuray Sayarı bir ritüel paylaşmış. (bu arada 1369 ile kapattık dün ziyaretçi sayısını ama hala trafik devam ediyor)
Benim bloguma normalde de google aramalardan gelenler hep Nuray Sayarı'dan Soğan Ritüeli başlıklı konuma geliyorlar.
Dün paylaşmış ritüeli sanırım tvde, o yüzden galiba dün akşam yapmak gerekiyordu, bugün de yapılsa olur mu bilmiyorum. Gece Satürn kavuşumu mu ne varmış, gökyüzü bu konumdayken yapılıyormuş bir tek.

Madem seviliyor bu ritüeller, bunu da paylaşayım istedim.

Şöyle ki:

Bir kaseye çeşme suyundan koyuyorsunuz, avucunuza bir yumurta alıp dileğinizi diliyorsunuz sonra o yumurtayı kasedeki suyun içine kırıyorsunuz.
Sabah kalktığınızda yumurta pişmiş olursa dileğiniz gerçekleşti demekmiş.
Önce bir ton dalga geçtik, sonra çok merak ettim yumurta pişebilir mi öyle bir ihtimal olabilir mi diye, gerçekleşebilecek bir dilek dileyerek denedim. Sabah fotoğrafını çekemedim zaman bulamadığım için ama kasenin dibinde dağılmış olursa negatifmiş, yüzeyde, toplu ve pişmiş gibiyse pozitifmiş. Benimki dağılmamıştı ve neredeyse pişmiş gibiydi. Yüzeye yakındı. Yani dileğim gerçekleşti sayılır demek oluyor bu sanırım.

---

Aslında yapılan ritüeller, bakılan fallar, çekilen tesbihler hep inanca bağlı. Ona ne kadar inandığına ve istediğin şeyi olmuş bilmene bağlı. Hiç şüphe beslemeden, bir şeyi olmuş kabul edersen oluyor. Şimdi ben size, bu yazının altına yorum yazarsanız bugün çok güzel bir şey olacak desem ve siz de yorum yazıp buna tüm kalbinizle inanırsanız, neden olmasın? Enerjinizle o şeyi zaten çekecebilecek gücünüz var elinizde ama bahane gerekiyor bu gücü harekete geçirmek için. Değiştirilemeyen kader dışında her şey özgür iradeyle değiştirilebilir diye düşünüyorum. Ve olmayan şeyler aslında siz olmasını istemediğiniz için olmuyor, içinizde bir yerlerde o çok istediğiniz şeyin aslında olmasını istemeyen bir parça var. O parçayı bulup nedenini anlamanız gerekiyor. Böylece, ya o şey düzelecek ve yol açılacak ya da siz o şeyi istemediğinizi farkedip başka yöne yöneleceksiniz.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Lise arkadaşım ile aynı yerde çalışıyormuşum


Lise hazırlık sınıfı arkadaşım ile bir buçuk yıldır aynı yerde çalışıyormuşuz ve biz bunu daha dün farkettik. O da nasıl oldu anlatayım, bu arkadaş bir ortak arkadaşa bizim sınıftan kimler var Instagram'da diye sormuş. Benim instagramda sadece bir küçük fotoğrafım var o da profil fotosu, ondan tam çıkaramamış sonra Facebook'tan da aratıp bakınca "aa ben bu kızı görüyorum" demiş. Instagram'dan mesaj attı dün akşam, görür görmez hatırladım ama nasıl aynı işyerinde karşılaşıp da hiç göz aşinalığı bile olmadı hâlâ şaşkınım. Gerçi sadece bir yıl birlikte okumuştuk, sonra o başka liseye geçmişti. Üzerinden de o kadar yıl geçmiş tabi...

Bugün geldi yanıma, baya konuştuk ya da o konuştu ben de nefes aldığı fırsatları kollayıp konuşmaya çalıştım diyeyim 😁 Bu kadar konuşkan olduğunu hatırlamıyorum. Farketmemişim demek ki. Ayrıldığımızda ciddi anlamda başım dönüyordu hem hiç tahmin etmediğim anda hatıraların canlanması hem de fazla muhabbetten :))

Benim gülüşümü hatırladığını söyledi, gülüşümle biliniyormuşum okulda. Bilmiyordum bunu, şaşırdım. Burda sessiz sakinsin dedi. Burada başka türlü olunmuyor ki dedim. Her şey yanlış anlaşılıyor her şey insanların gözüne batıyor maalesef...
Lise hazırlıktan sonra ben adapte olamamıştım liseye. Sınıf dağılmıştı ve yeni sınıf arkadaşlarım ile kaynaşamıyordum, çok farklı dünyalardaydılar. Fazla zengindiler ve yetişemiyordum. O yüzden hazırlık sınıfı hariç lise dönemini pek severek hatırlayamıyorum.

Diğer arkadaşlarla da iletişime geçip bir araya gelelim dedik ama bakalım...

Değişik bir his, tam da benim neden lise arkadaşlarım yok herkesin var diyordum :) Bir tane de olsa var artık 😁

Üniversite arkadaşlarımı da özledim aslında ama ben koptum uzaklaştım onlardan ve şimdi dönmeye yüzüm yok 🙄

4 Ocak 2018 Perşembe

Haydi bu gece birlikte küçükprens okuyalım


Küçük prens hiçbir üzüntü hissetmeksizin, son baobap filizlerini de söktü. Bir daha hiç geri dönmeyeceğine inanıyordu. Ama o sabah son kez yaptığı bu günlük işler ona öyle güzel gelmişti ki... Ve nihayet çiçeğini sulayıp korunağını üzerine yerleştirmeye hazırlanırken, ağlayacak gibi oldu.

"Elveda" dedi çiçeğe. Ama çiçek cevap vermedi.

“Elveda” dedi tekrar. Çiçek öksürdü. Ama üşüdüğü için öksürmemişti bu kez.

“Aptalca davrandım” diye fısıldadı sonunda. “Lütfen beni affet. Mutlu olmaya çalış.”

Oysa küçük prens çiçeğin sitem edeceğini sanıyordu. Şaşırmıştı. Elinde çiçeğin korunağı, öylece kalakalmıştı orada. Bu davranışına bir anlam veremiyordu.

Çiçek: “Seni elbette seviyorum” dedi. “Eğer bunu anlayamadıysan, suç bende. Ama sen de en az benim kadar aptalca davrandın. Neyse, mutlu ol. O korunağı da bırak elinden, artık onu istemiyorum.”

“Ama rüzgar...”

“O kadar da hasta değilim. Gecenin derinliği bana iyi gelecektir. Bir çiçek olduğumu unutma.”

“Ama hayvanlar...”

“Eğer kelebekleri görmek istersem, birkaç tırtılla iyi geçinmem gerekecek. Eğer bunu yapmazsam, hiç arkadaşım olmaz. Sen uzaklarda olacaksın. Hayvanlara gelince, onlardan korkmuyorum. Benim de pençelerim var” diyerek dört küçük dikenini gösterdi. Sonra da “Böyle oyalanma, sinirlerim bozuluyor. Gitmeye karar verdin, o halde git” dedi. Ağladığının görülmesini istememişti. Çok gururlu bir çiçekti.

3 Ocak 2018 Çarşamba

İlk (bebeklik) küpem


Küpelerim diyemiyorum çünkü çift değil tek. 

Hâlâ 3.delik iyileşmedi kulağımda. Halka küpe ne kadar küçük halka da olsa olmuyor, sürekli hareket halinde oluyor ister istemez o yüzden de hep yara kalıyor. Gümüş küpe de yaramadı kulağıma. Altın küpe olması lazım dedi annem, sonra da benim bebeklik küpem geldi aklına yani bebekken kulağımı deldirdiklerinde aldıkları ilk küpe. Teki yok çünkü biz yeni eve taşınınca bir kaç defa eve hırsız girmişti, takıları da alırken benim küpenin teki yere düşmüş alamamışlar. Annem yerden bulup alıp saklamış neyse ki. Zaten bana da tek bir küpe gerekiyordu bu kadar denk gelir. Çok mutlu oldum. Küpeyi çocukken, biraz daha büyüdüğümde de takıyordum, baya bir süre taktım diye hatırlıyorum. O yüzden annem verince hatırladım, bakıp duygulanmadım desem yalan olur. Çocukluğumu gördüm sanki.
Çubuk kısmı vidalı, arkadan tak diye ittirip takılmıyor yani çevirip çevirip vidayı öyle geçirmek gerekiyor arka kilit kısmına. Hemen dezenfekte edip taktım. Bir daha da çıkarmayı düşünmüyorum, mümkünse ölene dek. Baktıkça küçük özlem canlanıyor gözümde. Aynada minik beni görüyorum :) çocukluğumu kulağımda taşıyorum artık. Muazzam bir şey bu.