Sayfalar

30 Nisan 2026 Perşembe

Nisan’ın son günü

Evetttt 2026’nın 120.gününden merhaba.

Mutluyum çünkü yarın izinliyim. Bol bolllll uyuyacağım kimse uyandırmasın beni :) Bol bol dediğim de 10-11e kadar en fazla, yeterli.

Kendimden bahsetmem gerekirse, sabah ve öğlen sıcaktan bunalıp akşam serinliğinde üşüdüğüm dengesiz bir günde yine de iyi ilerledim. Sabah bir simitçi keşfettim, sandviçini denedim çok iyiydi. Daha önceden aldığım yerdekiler çok lezzetsizdi, mecburen alıyordum başka yer yok diye. Bu simitçi seyyar, ve meğer çok kişi alıyormuş neredeyse kuyruk olacaktı önü. “Elinin lezzeti” denilen şey gerçekten var, mesela önceden aldığım yerin el lezzeti pek yok, bizim yemekhanedekilerin de elinin lezzeti yok. Kaliteli ürünler geliyor ama lezzetli yapamıyorlar bir türlü.

Çevremden bahsetmem gerekirse, babaannem hızla toparlanıyor. Ayağa kalkıp yürüyebiliyor bile biraz. Eskisi gibi değil tabi hala. Bir de beton ablanın durumu var, geçende fenalaştı ama iyi demiştim ya, öyle ummuştum ama değilmiş. O da hareket etmekte güçlük çekiyor ama sebebini bulamıyorlar, o günden beri yatıyor hastanede. Her gün ziyaret ediyorum moral veriyorum. Birkaç tane daha sağlık sorunu yaşayan var çevremde artık tek tek hepsini sıralamayayım ama hepsinin bu kadar üst üste gelmesi şaşırtıyor beni. Peş peşe de düzelirler umarım. 

Bugün hiç fotoğraf çekmemişim, internetten bu yukarıdaki görseli görünce hoşuma gitti bari bunu koyayım dedim. Kimseye laf sokma amacım yokturrrrr :))) hepinizi seviyoree ❤️ 

29 Nisan 2026 Çarşamba

Günü gün eden şeyler

Günü gün yapan şeyler, sıradan bir günü özel yapan küçük detaylar yani. 
Hani İngilizcede bir söz vardır ya “You made my day”. 
Ufacık bir şey tüm günü kurtarıverir. Seninle aynı kafadan biriyle ayaküstü beş dakikalık sohbet de olabilir bu, içinden çıkamadığın bir konuda fikir almak için yaptığın telefon görüşmesi de ya da sadece yılın ilk icedlattesini içmek bile olabilir. 
İnsan sosyal bir hayvandır ne de olsa, bir süredir içimin git gide daha da şişmesinin sebebinin, sürekli bir şeylerle mücadele halinde olunca yeterince konuşmadığımdan olduğunu fark ettim. Hani kadınlar günde bilmem kaç bin kelime konuşmalıymış ruh hallerini iyi tutabilmek için derler ya, o sayı bende biraz daha azdır muhtemelen ama gerçekten de gereklidir. Hepimize gereklidir aslında. Anlaşılmak, bilgilenmek, ufuk açıcı şeyler bulmak iyidir iyi… 
Artık içinden çıkamayıp çatlayacak gibi hissettiğim bir konu hakkında güvendiğim biri ile konuştuk, taşlar yerine oturdu ve rahatladım. Neden ille de tek başıma çözeceğim inadına bindim diye de kendime kızdım. Dünya varmış ya. 

Dip not: Bugün 2026nın 119.günü. Acaba bu sıralamayı başlıklara da eklesem mi?

27 Nisan 2026 Pazartesi

Sakinim

Bu aralar ne yaparsam yapayım sanki hep bir şeyler eksik, yanlış, hatalı gibi geliyor. Mükemmeliyetçilik damarım mı kabardı nedir. Beğenmiyorum hiçbir şeyi. 
Bugün biraz sıkıntılı bir gündü zaten. Herkeste bir şikayet havası… içim şişti.
Dünün sıcacık havası bugün biraz kırılıp serinlemişti, ondan mı acaba? Baya rüzgarlı ve serindi bugün. İnce giymiştim üşüdüm.
Aslında bugüne dair ne yazacağımı pek bilmiyorum, yorucuydu. Bi de beton abla rahatsızlandı biraz, panikledim gerildim azıcık ama şu an iyi. 
Tavuk gibi hemen uyumaktan sıkıldığım için kahve sayısını üçe çıkardım sabah öğle akşam. Yine de bu akşam belki içmem, bilmiyorum. Ya da içerim. Ayyyy çok kararsızım bu aralar her şeyde, n’oluyo bana. Dümdüz yaşasam bir süre robot gibi. Karar vermeden karşıma ne çıkarsa onu yaşayarak. Yok yapamam ki illa kontrol edicem hayatı. Birazdan güneşi batırmam lazım mesela töbestağjsjdahhs kontrol manyağıyım galiba. Bazen size de oluyor mu bilmiyorum sanki olan biten her şeyin sorumlusu olabilirmişim gibi, her şeyin ucu bana çıkar gibi falan böyle acayip bi hallerdeyim işte garip bi sorumluluk hissi tuhaf. 


Görsel Pinterest 

26 Nisan 2026 Pazar

Leylaklar açmış, gördün mü?

Mis gibi bir hava ve pazar. Biraz yürüyüşe çıktım, maskeyle tabi. Arada maskeyi çıkardığımda hemen burnum akmaya başlıyordu o yüzden pek çıkarmadım. Yine de güzel bir gezi oldu. Her yer renk renk çiçeklerle dolu. Ağaçlar, yerler… kuşların cıvıltısı, kelebekler ve hatta leylekler. Tam gökyüzüne başını çevirdiğimde bu leylekleri görüp hemen fotoğraf çektim, ikinci bir fotoğrafı çekemedim bile çünkü bittiler. Sanırım sürünün sonuna yetiştim. 
Bahar ne güzel, yaz ne güzel. Doğanın canlanması ne güzel. Masmavi gökyüzü, sıcacık güneş ne güzel.
Güzel olmasına güzel de, depresyon da bu zamanlarda çok tetikleniyormuş biliyor muydunuz? Her şey canlanırken ve herkes neşelenirken ben neden hala aynıyım ve mutlu olamıyorum diye düşünüp dibe çekilebiliyormuş insan. Doğaya uyum sağlamak zorunda hissedip, sağlayamayınca depresyona girebiliyormuş. Dışarıda kuşlar cıvıldarken, insanlar gezerken ve doğa renklenirken bizim içimizin karanlığının devam etmesi de normal. Hiçbir şeye mecbur değiliz. Bugün çıkıp dolaşmak iyiydi evet ama içimde eski neşem yoktu benim de. Yine de bununla da yetinebilirim şu an. 
Kendimi zorlamıyorum, zorbalamıyorum. Elimden gelenin en iyisini yaptığımı biliyorum. Kimseyle de kıyaslamıyorum, her zaman benden daha iyileri ve kötüleri hep var olacak. 
Biraz günlük yazdım bugün, buraya da her şeyi yazıyorum zaten ama kağıda yazdığım zaman cümlenin gidişine hikayenin akışına falan takılmadan aklıma ne gelirse yazıp sonra da atıyorum. Oraya da böyle şeyler yazdım işte, sosyal medyada çok mutlu paylaşımlar görüp kendimi sorgulamıştım, yazınca rahatladım. Ben de bişey paylaştığımda en iyi anımı paylaşıyorum mesela, hiçbir hayat dört dörtlük değil. 
Eve gelip güzel bir duş aldım, çamaşırlar yıkanıyor, bir şeyler pişireceğim ve YouTube eşliğinde yiyeceğim. Biraz da evi toparlarım. He bi de paçası uzun gelen pantolonum var onu keseceğim. Saçaklı kesik paçalı pantolonların yaygınlaşması iyi oldu terzi bulmaya gerek yok :)

Başlık buradan geliyor: Hişt 

25 Nisan 2026 Cumartesi

Zdravo. Kako ste?


Avonun bu dudak yağını seviyorum. Sürekli kuruyan dudaklarıma bir tek bu çare oldu. Yıllardır kullanıyorum. Normal lipstickler kesmiyor beni. Kuru dudaklardan şikayet eden arkadaşlarıma da hep bunu tavsiye ediyorum, biri hala kullandığını söylemişti geçende. Şu an fiyatı ne bilmiyorum, en son zam geldiğini görünce stok yapmıştım. İşe başladığımdan beri bu yağlar da rujlarım da ışık hızıyla bitmeye başladı. Bişeyler yiyip içtikçe yenilemek gerekiyor öyle olunca da çabuk bitiyorlar. Her şeye sürekli zam geldiği için de stok yapmak en mantıklısı.


Ne güzel çiçeklenmiş her yer. Altunizadede mor salkımlar muazzam görünüyordu. Bu yoncalar ise bizim apartmanın, ne güzel açmışlar. 


Cappynin bubble içeceğini aldım, o topçukların ağızda patlaması bazılarına eğlenceli gelebilir ama ben çok hoşlanmadım. Meyve parçacıkları olmasını yeğlerim. 


Az önce instagramda bu üstteki gönderiye denk geldim. Özgürlük mü yalnızlık mı? Aslında bu biraz da süreye bağlı. İlk zamanlar özgürlük, ama yıllar geçince yalnızlık oluyor. Kişinin sosyal kapasitesine de bağlı olabilir. Özgürlük kısmı daha baskın ama yine de yalnızlık hissi kaçınılmaz. 


Babam beni Makedonya’ya hazırlıyor. Benim bu seyahatle ilgili tek hissettiğim şey, gerginlik. Şu seyahate bi çıksam rahatlayacağım. Şu uçağa bi binsem, havaalanına bi insem. Sonrasını düşünmüyorum, stres seviyem sadece bu kadarına yetiyor şimdilik :) 
Whatsapptan bu resmi gönderdi. Makedoncada harflerin böyle olduğunu bilmiyordum. Okunuşlar da çok net değil gibi, mesela iyi akşamlar dobro vecer mi dobro veser mi diye okunuyor? O c’nin üstündeki şey ne?

Bu arada babaannem iyi, eve geçti. Evde fizik tedaviye devam edecek.

24 Nisan 2026 Cuma

Dünya dilleri


Hadi dil testi yapalım. Kıyafetimden kestiğim bu etiketteki dillerin hepsinin ne olduğunu bilen var mı? Şu değişik harfli olanların hepsi Rusça gibi geliyor bana mesela şaşırdım böyle görünce. Sanırım sadece sağ en sondaki Rusça, ve sol ikinci sıradaki de Yunanca. Bi de Arapça ile Azerice’yi anladım. Diğer diller yok bende :)

Bugünün nasıl geçtiğini soracak olursanız, sıkıcı ve yoğundu yine.

Beton abla bir iki aya işten ayrılacakmış. Önceki haftalarda da söylüyordu ama havada kalır sözleri sanıyordum, bugün ciddi olduğunu anladım. Yazın burada olmayacak gibi görünüyor büyük ihtimalle.

Bugün hava durumuna bakmamıştım dün üşüdüm diye biraz sıkı giyindim ama sıcakmış ya. Yarın daha da sıcakmış ince giyineyim bari. Piştim. Herkes de hasta zaten bu hava geçişlerinden, kim gelse hastayım diyip burnunu çekiyor. Dikkat edelim kendimize. 

23 Nisan 2026 Perşembe

Hayatın gerçekleri

Dün akşam annem aradı gelsene sana bişey dicem dedi. Hep çağırıyorlar bi bahane bulup gitmiyorum diye bilinçli gizem yaptığını düşündüm gittim ama üzgün bir yüzle beni karşısına oturtunca tüm kötü ihtimaller beynimde yarışa girdi. 
Babaannen bugün rahatsızlandı hastanede yoğun bakımda şu an dedi. Babaanneme düşkünümdür, inanamadım. Anlattı neler olduğunu. Beynine pıhtı atmış kısmi felç geçirmiş yoğun bakımda kan sulandırma yapıyorlarmış. Yalnız yaşıyor, bir akrabamız aramış konuşamadığını farketmiş de annemlere haber vermiş. Ben kendimi tutamayıp ağlamaya başladım babam da zor tutuyomuş kendini zaten onun da sesi titremeye başladı sonra televizyonda bişey yok mu ya dedi bi kanal açtı kafamız dağılsın diye. Biraz konuştuk dua ettik sonra eve döndüm. 

Bugün 23 Nisan resmi tatil ama bize tatil yok dönüşümlü çalışıyoruz. Bu tatilde ben çalıştım 1 mayısta yanımdaki çalışacak. Aklım pek işte değildi, geçmek bilmedi gün. Akşam hastaneye gittim ziyarete, yoğunbakımdan çıkmış normal odaya geçmiş. Konuşmada güçlük çekiyor, hala bi tarafı tam tutmuyor ama gitgide iyi olacakmış. Birkaç gün hastanede kalacak. 
Çıkarken morgun yanından geçtik, az evvel cenaze çıkmış içerden. Tıbbi arşiv ve morg yazısını birlikte görünce çekmek istedim. Yukarıdaki foto. Hastanelerde arşiv ve morg hep aynı yerde galiba. 


Devlet hastanesi bir anda 80li yıllara götürüyor insanı içi dışı eski yapı, odalar, yerler, kapılar, zaman tünelinden geçer gibi. Eski Gata burası. Bir helikopter yaklaşıyordu askeriyeden gelen vardı herhalde.

Bu arada Ulusal egemenlik ve çocuk bayramımız kutlu olsun. Daha nicelerine, coşkuyla ulaşalım. Bayramlarımızı kutlama hevesimiz sürekli baltalansa da kutlamaya devam edeceğiz. Gelecek bugünden daha güzel olacak buna inanmak istiyorum.

Yeni profille merhaba

Bazılarınız takipçi listesinde beni görmeye başlamış olabilir, çünkü görünür şekilde takip edebilmek için yeni profil oluşturdum :)) Şahsi gmail hesabımla giriyordum ve anonim takip etmezsem adım soyadım fotoğraf vs her şey görünüyordu o yüzden ben de bloguma özel bir gmail olsun sadece buraya kullanayım buranın bilgilerini gireyim istedim. Bu yazıyı da yeni kullanıcı profilimle giriyorum artık bunu kullanırım. Mail adresim yinebirgunbizboyle@gmail.com

Bugünün yazısını daha sonra yazacağım, sadece bu bilgiyi vermeye ve kendime not olsun diye yazı bırakmaya geldim. Dün akşam babaannem rahatsızlandı ve şu an yoğun bakımda. Umarım akşam güzel haberlerle gelirim...

22 Nisan 2026 Çarşamba

Sıkıcı, uykulu ve yağmurlu

Sabah kahvaltı olarak yoğurt ve kahvaltılık gevrek yedim ardından da Türk kahvesi. Öğlene kadar midem gurul guruldu. Başka şeyler de yedim içtim ama günün geri kalanında da arada ses verir oldu. Yani midem ve bağırsaklarıma bişeyler oldu ve içeride orkestra başlamak üzere her an. 

Esneyip durdum bugün. Bu aralar hemen uykum geliyor yaa, saat 9 bile olmamıştı dün akşam yattığımda ve yine de sabah zor uyandım. Bugün direneceğim.

Çokk sıkıcı bir gündü. Hava yine kapalı yağmurlu zaten. Sıktı artık bu kapalı hava da bu sene he. Yağmadı yağmadı susuz kaldık diye ödümüzü kopardı şimdi de durmuyor. Nerde o eski yağmurlar, yılın içine özenle dağıtılmış yağmurlu günler.

İşler rahattı bugün. Yoğun değildik. Buna sevinmeli miyim bilemiyorum çünkü yarın nöbetçiyim tek çalışacağım ve cuma günü de tek olacağım hatta cumartesi de, işler bir anda patlamasa bari. Umarım bu fırtına öncesi sakinlik değildir. 

Pmste kurtkadına dönüşüp tüm erkeklerden nefret ederken ovülasyonda önüne gelene aşık olmak nedir yaaaa? Dümdüz yaşayamıyoz valla şu hayatı kadınlar olarak, düz adam sami diye bir karakter var mesela ama düz kadın neriman falan yok neden çünkü kadınlar düz olamaz kadınlar inişli çıkışlı renkli eğlenceli her an süprizlerle dolu muhteşem varlıklar ❤️

O zaman dans. Bu şarkı yapay zeka ile oluşturulmuş biliyor muydunuz?


(Foto Pinterest)

21 Nisan 2026 Salı

Do you belive in life after love

Sıradan sakin bir gündü bugün.

Uyuz olduğum biri var burada, en son birbirimize girmiştik. Çiçek Abbas’taki atışma sahnesi gibi birbirimize laf soka soka ayrılmıştık ve bayadır da konuşmuyorduk. Bu aralar benimle iletişim kurmaya çalışıyor yine, ben yüz vermiyorum. Bugün kapıya geldi benim de keyifli bir anımdı güleryüzle açtım kapıyı, oo yüzün gülüyor dedi boşluğuma geldi dedim hıııı yaptı ağzını eğe eğe. Bir şey demedim işle ilgilendim. Dersimi aldım ben kızımmm artık sana bir şans daha verir miyim? Noooo.

Bana oldukça soğuk ve yabancı gelen bu yer artık daha samimi ve tanıdık. İş görüşmesine geldiğim günü hatırladım asansörde, wow ne havalı bir yer demiştim. Çalışanlar çok bakımlı gelen hastalar çok zengin görünümlü vs. Evet hala havalı ama her zaman değil :)


Bu da ikindi atıştırmalığım :)

Dinleyelim

20 Nisan 2026 Pazartesi

Sevim koş kavga

Ama ben seni çöpe atacaktım neden yeni yapraklar çıkardın kiiiiii…

Ay sabah bizim ofisin kapısı kolilerle kutularla doluydu. Hafta sonu gelen koymuş gelen koymuş. Sinirlenmicem, sakinim, hallederiz diyip içeri geçip kapıyı kapattım görmeyim diye. Sonra aradık hallettik yanlışlıkla olmuş vs bişeyler bişeyler işte. Kendimi kavgaya çok hazırlamıştım ama çok sakin bir şekilde halloldu.

Öğleden sonra bizimkinin bir iki saatlik işi vardı çıktı, ben de o fırsatı değerlendirip kızları topladım odaya kahve içip sohbet ettik offff çok iyi geldiiii. Arşiv arşiv olalı böyle ortam ilk defa görmüştür kesin. Zaten aralarından biri içeriyi ilk defa gördüğünü söyledi. Güzel oldu ya.

Beton ablam bana mini mini bir şort getirmiş abla allahaşkına sen beni ne zaman şortla gördün ille de giycen diyor yani illa açacaz gtübaşı. Bir de fosforlu leoparlı bir ceket verdi :) pavyon gülüne dönerim ben onu giysem gibime geliyor ama benim kombinleyemeyişimle de alakalı olabilir bilemiyorum. 

Neyse hadi iyisiniz pazartesiyi de bitirdik. Kaldı Salı çarşamba cuma.

“Bizimkiler” dizsine denk geldim youtubeda, biraz bakayım derken beş bölüm izlemişim. Çok özlemişim yaaa tüm o repliklerin bana hatırlattıkları, çocukluğum. Harika bir dizi.

19 Nisan 2026 Pazar

Cheri cheri lady

Dün erkenden bi uyumuşum ki sormayın saat 8 mi neydi, sabah 9 gibi kalktım. Çok iyi geldi bu uyku, dinç uyandım. 
Güzel bir kahvaltı, kahve, temizlik, çamaşır, bulaşık ve dinlenme…

Dün ben buraya yazmadım ama bi psikiyatriste gidip ilaç istedim. En son vazgeçmiştim konuşma terapisiyle devam ederim demiştim ama düşündükçe terapiye falan sabrım kalmadığını anladım. Direkt doktora bana bişey yazın diye geldim dedim, durumumu biraz anlattım, tamam dedi çok düşük bişey yazıyorum bir kaç ay kullanırsın modunu biraz toparlar dedi. Dün başladım ondan da güzelce uyumuş olabilirim.

Güneşli mis gibi bir pazar, ev de pırıl pırıl. Her hafta temizleyip evde fazla durmamama rağmen nasıl bu kadar toz çıktığına şaşırıyorum.

Bu arada ingilizce I have a crush on you sana aşığım demekmiş. I love you’dan daha derin bir söylem sanırım. Sana çarpılmış haldeyim gibi bişey. Yeni öğrendimm güzelmişş benim galiba aşık olasım var ya 

18 Nisan 2026 Cumartesi

Günaydın hoşgeldin sabah güneşim

Bu salyangozlar kabukları ile yaşamıyorlar mıydı? Bir sürü kabuksuz salyangoz var bahçelerde. Neden bırakıyorlar ve nereye bırakıyorlar kabukları ve bir de daha sonra nasıl buluyorlar yoksa bir süre kabukla yaşadıktan sonra yumurtadan çıkar gibi artık artık kabuk kullanmıyorlar mı?
Dur merak ettim bi sorayım yapay zekaya. 
Aaaaaa bunlar salyangoz değilmiş ki sümüklüböcekmiş. Ben ikisi aynı şey sanıyordum, salyangoz kabuklarını hiçbir zaman bırakmazmış, sümüklüböcekler kabuksuz olurmuş.

Dün akşam Ajet’ten kalbimi anlık tekleten bir sms aldım, uçuşunuz iptal edildi diye. Gidiş biletim iptal edilip bir sonraki güne aktarılmış saat aynı ama gün farklı, dönüş ise aynı duruyor. Yani gidip gece kalıp ertesi gün dönmelik olmuş. Hayır yaaaa olamaz dedim. Gidip akşam yemeği yiyip ertesi gün gelmeye mi gidicem çok saçma. İster iptal ettirip iade alabiliyorum istersem de değişimi kabul edebiliyorum. Diğer uçuş firmalarına bakıyorum benim gitmek istediğim güne ve saate bilet kalmamış, olanlarda da fiyatlar uçmuş. Gidiş yine iyi de dönüş 11bine var 22 bine var yuh yani. Bayram tatili olduğu için fiyatlar diğer günlerden baya fazla. Ajet’e giriş yapıp ne yapabilirim diye kurcalarken değişimi kabul ettiğimde hem gidiş hem de dönüşü değiştirebileceğimi farkettim ikisini aynı anda aldığım için. Ve takvimden istediğim güne aktarabiliyorum ikisini de. Gidiş değiştirmem zorunlu ama dönüşü değiştirmek benim tercihime bağlı. Bunu görünce oh be dedim bi rahatladım, gidiş tarihini onların dediği gibi bir gün sonrasına yapıp dönüş tarihimi de normal dönüş günümden bir sonrası seçtim. Yine iki gece kalmalı olacak yani. Fiyatta falan da değişim yok. Kalma yeri ayarlamamıştım zaten onu da bu tarihlere göre ayarlarım artık. “Ya bi sıkıntı çıkar da gidemezsem diye düşünmekten sıkıntıyı kendime çektim işte” diye kendime kızarken neyse ki hallettim. İlk olunca bu evhamlar normal.
Thy uygulaması da biletleri Ajet olarak gösteriyordu seçince de ajet uygulamasına yönlendiriyordu bu da çok garibime gitti. Kendi biletleri bitti mi demek oluyor bu acaba..
Seyahatlere devam edersem hepsine aşina olacağımmmmm ilerde. Devam ederim diye düşünüyor ve umuyorum.

Havalar yine ne tuhaf, hafif serin gibi görünüyor bi tık fazla giyersen terletiyor ince giyersen üşütüyor. Doğalgazı kapatamadık bi türlü bu sene bi de. Yaz gelsin artık.

Karacaahmet mezarlığının yanından geçerken bir mezartaşına gözüm takıldı, ölüm tarihi 2803 gibi görünüyordu. Dikkatli bakınca 2003 olduğunu anladım. Sonra düşündüm de, insanlık binlerce yıldır bu kronometreyi aksatmadan ilerletmeye nasıl devam edebiliyor. Bir gün 2803 yılı gelecek biz olmayacağız ama o zamanın insanlar takvimde 2803 yılını görecekler. O zamana kadar tam doğru bir şekilde ilerletebilecekler mi bizden sonrakiler de? Acaba eski zamanlarda insanlık bir yere kadar gelip yeter iyice boka battık her şeyi sıfırlayalım tarihi de sıfırdan başlatalım demiş midir? Gidişat yine her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıp baştan başlayalım noktasına gidiyor olabilir mi? Tüm dünya aynı fikirdeyse, hiçbir şeyde olmayıp bunda aynı fikirde olasıları tuttuysa, hep birlikte takvimleri sıfırlayıp insanlığın en ilkel haline dönüp sadece içgüdülerle hareket ederek yeniden öğrenmeye başlamaya karar verilmişse ya? Maymundan evrimleşmek böyle bir şeyse? Maymunlaşıyorsak ve yeniden evrimleşiyorsak defalarca? Kıyamet denen şey de budur belki? Kim bilir ne kadar zamandır var bu dünya ve kimler kimler geçti üzerinden. Tamam hadi sıfırlayalım diyip en ilkel hale dönenlerin yanında gizli gizli hala gelişmeye devam edenler de varsa peki? Ve bizi yönetiyorlarsa, simülasyonu onlar devam ettiriyorsa, oh my gosh! 

17 Nisan 2026 Cuma

Uzay boşluğunda gezegen şekerlemeler

Bugün cuma. 
Nasıl geçtiğini anlamadığım bir gün oldu. Yoğun muydu? Sanırım. İşler yolunda mıydı? Galiba evet. 
Kahve saatimi çok erken yaptım, afyonum patlamıyordu bir türlü. Etkisi oldu tabi, kahveyle hayata dönüyorum resmen.

Bir sürü eğitim vardı onlara katıldım tamamlamak gerekiyormuş diye. Sıkıcıydı.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan olayları biliyorum ama takip etmiyorum. Edemiyorum. Benim psikolojim kaldırmıyor artık böyle şeyleri. Birkaç ayda bir felaket yaşanmasından da bıktım açıkçası. Sonrasında hayata kaldığımız yerden devam etmek zorunda kalmaktan da… Takip etmesem de tabi bilmem gereken kadarını en azından biliyorum ve işe gelirken her önünden geçtiğim okula baktığımda içimi hüzün kapladı. Dün akşam kardeşime “şu ülke bi düzelse artık ya” dedim, “hiç sanmıyorum” dedi. 20 yaşında ve doğduğundan beri bu modda. Üzülüyorum…

Rüyamda bizim ofise biri şarap bırakmış. Kırmızı. Ortalığı toplarken buluyoruz ve yanımda çalışan kız da bi sürahiye koyuyor arada içeriz diye. Sürahiye niye koydun diyorum hem başhekim görürse ne dicez neyse şuraya saklayalım diyip kitaplığa saklıyorum. Keşke biraz da içiverseydim ya sadece gördüm koydum yerine ve uyandım.

Görseli chatgpt ile oluşturdum.

16 Nisan 2026 Perşembe

Maskelerimizi takalım

Dışarıdayken maske takmak alerji etkisini azaltmak için gerçekten de fark ediyor. Tamamen engellemese de ciddi anlamda düşürdü semptomları. 
Bizim kat birkaç gündür ya temizlenmiyor ya da yalapşap yapılıyor gibiydi bu sabah farkettim. Bu da tetiklemiş olabilir beni. Aradım bi kontrol eder misiniz galiba temizlenmiyor dedim, sessiz sedasız gelip temizlemişler odadan çıktığımda farkedince sevindim. Bazı insanlara bir kere söylemek yetiyor ve bu beni baya mutlu ediyor ya. Sorumluluk bilinci böyle bir şey işte.

Öğlen bir kargo iadem vardı, istemesem de yine maske taktım. İyi ki de taktım sonrasında sıkıntı çekmeye gerek yok. Bugün rahat geçiriyorum bu sayede biraz daha.

Beton ablayla konuştuk yine bugün. Aramızdaki ilişki baya güçlendi ya, beni bu kadar iyi tanıyıp analiz etmesine hem çok şaşırdım hem de çok sevindim. Sevgisini de çok içten hissediyorum. Bana o kadar önemli şeyler söyledi ki, ders niteliğinde. Bazılarını not bile aldım. Müteşekkirim. Başlardaki kaçışlarım belki de sevgiden kaçıştı, görülmekten kaçıştı, bilmiyorum ama baya iyiyiz şuan. Ben onu dinlerken bir anda bendeki hali fark edip direkt bana odaklandı. Sen nasılsın diyip halimi anlattırdı, kendi sözü bitmemişti bile tam olarak. Bu çok kıymetli bence. Bir ara cafeye geçip orada da konuştuk ve bir kadın kulak misafiri olmuş o da ablanın sözlerinden kendine pay çıkarıp hak verdi, abla bir iki söz de ona söyledi. Akşama doğru tekrar bir araya geldik bu sefer bir arkadaşı telefonla aradı ona da bir kaç şey söyledi. Resmen ablanın kabul günüydü bugün :)) maşallah herkese de yetişti. Bizim ilk tanışmamız benim kahve çekirdeği kargomu almam ile olmuştu onu konuştuk. Ne kargosuydu o dedi kahve çekirdeği dedim, “o zaman kahvenin bizim için yeri daha da ayrı olsun ve gerçekten 40 yıl hatrı olsun buradan ayrılırsak bile görüşmeye devam edelim” dedi, tamam bence de öyle olsun dedim.

Bu akşamki menüdeeee köfte patates vardı. Eve gelip üstümü başımı değişip mutfağa geçmek o kadar da korkunç değilmiş. Ama sonra bulaşıkları yıkayıp kaldırma kısmı biraz korkunç olabilir :D Şimdilik beklesinler ya, birazdan meyve saati yapıcaz. Sıradan hayatın muhteşem günleri.

Bu arada fotoğrafımla azıcık oynamış olabilirim 😁

Ay bi de bugün servisimiz arızalıymış siyah bir mercedes servis aldı bizi gıcır gıcır offf çok havalıydı. Manifest kızları gibiydik yoldakiler dönüp bakıyordu kim bu içerdekiler ünlü mü acaba diye hahaha

Bugünlük benden haberler böyle. Görüşmek üzereee

15 Nisan 2026 Çarşamba

Ah şu papatya falları

Servis kapısına yapıştırılan bu görsel önce hoşuma gitti ama sonra günde kaç defa ayrılıp tekrar kavuşuyorlardır kim bilir diye düşününce onları sürekli uzaklaştırıp duran servis sahibine gıcık oldum.

Bu gece güzel uyudum. Biraz yavaş hazırlanmışım sabah, neredeyse servisi kaçırıyordum ama yetiştim. Bugünkü göz makyajımı çok beğendim. Göz makyajı derken eyeliner ve rimel aslında ama çok güzel çekmişim, akşam eve gelince aynadan gözümü alamadım ve hala çıkarmadım makyajımı :D

Tam bir ev kadını modunda, eve gelirken markete uğrayıp tavuk ve içecek aldım. Erkek kardeşim tek diye yemek yapim dedim. Bi güzel kızarttım tavukları pilavla yedik. Hiç de sevmiyorum ev mutfak işlerini ama sevdiğim birine yedirince de hoşuma gidiyor. Böyle bir tezatlık var işte. Yine dertten değil de normal hayattan konuştuk. Twitch yayınlarından bahsetti, yeni platformları “Kick”miş. Liseden bi arkadaşı da yapıyormuş. İnsanlar 8 saat kesintisiz yayın açıyorlarmış. Tüm anlattıklarını ağzım açık dinledim ve yaşlanıyor olduğumu hissettim. Bizim zamanımızda MSN vardı, mirc’i anlatırdı abilerimiz ablalarımız, o ne ya o mu kaldı derdik. Bi de q’lu bişey vardı o neydi ya? Google’dan baktım icq evet. Ama biz bunlara yetişmemiştik mesela. Çocuktuk, küçüktük, sokaklardaydık. Bi de radyo programları vardı matrax, aRıza falan.

Hani karikatürlerde insanlık gelecekte böyle olacak diyip kapsül gibi odalarda, yerinden kalkmayan, yemeği ve her şeyi ayağına gelen, oturmaktan kamburu çıkmış yamulmuş tipler çiziliyordu ya onlar şaka değilmiş. Gidişat öyle görünüyor gerçekten de. Gece 10da yayını açıp sabah 6da kapatıyorlar sadece tuvalete kalkıyorlar. Ya da sabah açıp akşam kapatıyorlar. Hayatları bu odada geçiyor.

Bi korkutucu gelmedi değil, sonra biz de 20lerin başındayken bizim ilgi alanlarımızın da büyüklerimize nasıl korkutucu geldiğini hatırlayıp ürperdim. Saygı duyup ağzıma fermuar çekmeye karar verdim. Çağ ilerliyor abi yapacak bişey yokkk. Zaten erkek kardeşimle aramda resmen bi çağ var, onu söyleyip dalga geçti bi güzel :))) MSN ne ya ablam MSN diyor ben twitch diyorum diyip güldü. Ben dinazor mu oluyorum lannnnn.. Çocuklarınız arasında bu kadar yaş farkı yapmayın sevgili anne baba adayları, kamu spotudur. Kesin bilgi, yapmayın.

İş yerinde kahve içtim, uzun zamandır kapatmıyordum kapattım. Bişey anlamayınca çekip Chatgptye attım. Dedi ki işte stres yapıyorsun ama sorun sen değilsin sistemde sorun var boşuna yapıyorsun. Sen birlerine bağlı çalışmak yerine kendin iş yapmalısın dedi. Biriyle birlikte olabilirmişim ama yavaş geliyormuş sabırlı olmam gerekiyormuş. Kim olduğunu çiz dedim çizdi, yazının sonuna ekledim ahahshdhd

İki tip arasında kalacakmışım biri çekici ama problemli diğeri sakin ve güvenilir. Benim ikinciyi seçmem lazımmış. Fincanı ekliyorum bişey gören varsa yoruma yazın :D




Bu da çiz bakim kimmiş dediğimde çizdiği eleman 😁:


Pek tipim değil ama neyyyyseee 😂

14 Nisan 2026 Salı

Eğlenmek gerek

Eveeett dünkü ölü toprağı(ya da deli toprağı) üzerimizden attıysak bugünü anlatabilirim. 

Benim psikolojimi biraz da alerji bozdu bence. Zaten alerji ilaçlarının yan etkisi de kaygı bozukluğu, depresyon. Ne için ilaç içsen başka yeri tetikliyor biri de hakkıyla sadece düzeltmesi gereken yeri düzeltmeye odaklanamıyor bu ilaçların.

Her sabah ve akşam çam ağaçları ve bilimum bitkilerle dolu mezarlıktan geçiyorum. İşyerinde de ne kadar temizlense de tozu eksik olmayan arşiv biriminde çalışıyorum. Normalde de akar ve bahar alerjim var zaten, bu ortamlarda derbeder olmama şaşmamalı. Sabahları daha da fazla polenli oluyormuş havalar, o yüzden yarın sabah maske ile evden çıkmayı düşünüyorum bakalım fark olacak mı… Çok algılarım zayıfladı tepkisiz ilgisiz bitik bişey oldum hiç hoşlanmadım bu durumdan. 

Bugün arkadaşla sigara molasına çıktık. Ben yıllardır sadece çok bunaldıysam ortam da müsaitse canım çeker bir iki tane yakarım ama normalde içmiyorum. Bugün arkadaşla çıkınca versene bana da bi tane dedim ciğerlerimi boğazımı yaka yaka of bi güzel gitti ki. İçtiğim zaman normalde çok ciğerlerime de çekmem ama bu sefer saldım kendimi. Bu sigaraya alkole gelene kadaaaarrr daha neler neler var zarar veren aslında. Ama sigaranın kokusunu ve ciğerleri kirletmesini sevmiyorum. O yüzden bir tercih yaparsam şaraptan yana yaparım ya da votka da olabilir ajshshsh

Erkek kardeşimle oturuyorduk az önce. Fark ettim de sadece dert anlatma ya da dert dinleme odaklı bir ortamımız var. Bunu değiştirmek için dinlediği müzikleri sordum, en son hangisini dinledin, en çok hangisini dinledin, ingilizce konuşurken aksan yapabiliyor musun falan… bu konulara neden daha önceden de girmiyorduk ki? Azıcık kafamız dağıldı. Fransızca bir rap şarkı dinliyormuş onu dinletti falan.

Klişe olacak ama biz eskiden gerçekten de böyle değildik ya, mesela erkek kardeşimle müzik açar deli gibi dans ederdik. Yaşam enerjimiz bitmiş. Mutsuz, dertli insanlar olmuşuz 7den 70e. Eskiden eğlenecek şeyler bulmamız daha kolaydı. Ülkenin yönetim şekli toplumu etkiler tamam da artık bu kadar da yeter yaa. Gerçi diğer ülkeler de çok farklı değil, covidden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı diyebiliriz belki de. Aman ya ben artık hayatımın “kış aylarını sri lanka’da bir sahil kasabasında geçiriyorum, kokonat suyumu içip sörf yapıyorum” dönemine geçmek istiyorum. 

Biliyor musunuz ben o idolüm dediğim kadından köşe bucak kaçar oldum. Aniden bir travmatik bilgi daha yükler diye ödüm kopuyor 😅. Bi de dışarıdan wow çok güçlü gibi görünse de bi zayıflık ve bağımlılık sezinledim. Bağımlı insandan korkarım. Yani artık idolüm değil diyebilirim şu an.

Düşüneyim bakayım başka bişey oldu mu bugün… pek anlatılacak bişey yok başka. O zaman ben gideyim. Hoşçakalınnnn 🤡

13 Nisan 2026 Pazartesi

Terapiye dönüş

 Bugüne uzun uzunnn bir yazı girmeyi düşünüyordum aslında ama şu an hiç halim yokkk.

Acayip uykum geldi çok yorgunum.

Her gün yazma serim bozulmasın diye yazabildiğim kadar yazıp gideceğim.

Dün alerjim için bilaxten içtim daha iyi oldu, zyrtec gibi sersemletmiyor ve sanki bana daha çok etki ediyor. 

Bu aralar enerjimi toparlamakta zorlandığımı ve pek iyi hissedemediğimi beton ablaya söylediğimde “zaten farkettim” dedi. Bir haftadan fazladır böylesin neredeyse ama senin anlatmanı bekledim dedi. Valla abla anlatacak bir şey olsa anlatıcam ama yok ki dedim. Neden böyle düşük olduğumu bir sebebe bağlayamayınca iyice düşüyorum dedim. Bir psikiyatriste gidip düşük dozda bir ilaç yazdırmaya karar verdim. Ama öncesinde benim birkaç ay önce bıraktığım terapiste de danışmak istedim. Yazdım terapistime, hemen bu akşama randevu oluşturdu gittim görüştüm. Bence ilaç kullanmanı gerektiren bir durum yok yine de istersen bir psikiyatristle de görüş tabi ama ilaç vermeyebilir dedi. Sen işe adapte olmaya çalışırken kendini ihmal etmişsin, biraz daha yine kendine yönelmen gerek dedi. Konuştukça iyi geldi ve biraz daha kedisiyle seanslara devam etmek istediğimi söyledim. İki haftada bir gideceğim.

Bugün öğlen kahve içmeye çıktım. Aslında sırf kendim için bir şeyler yapmış olmak için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Baya kalabalıktı boş bi masaya geçtim ve masadaki boş bardakta Cem yazıyordu bizim Cem’e (Yaşamdan Yazılar) çekip yolladım:

Yıllardır tanışsak da bir kahve içmişliğimiz olmayan arkadaşlardan kendisi de. Buradan tribimi de atayım :D

Kafam kazan gibi şu an, hiçbir şey düşünemiyorum bu terapi seansı iyice karıştırdı beni. Kafam karıştı. Birleri bir şeyler diyor mal mal bakıyorum zor bela mantıklı bir iki cümle çıkarmaya çalışıyorum. En iyisi yatayım ben. 

İyi geceler millet.

12 Nisan 2026 Pazar

Babil kulesine dönen Twitter

X’te dil bariyerinin kalkması sizce de çok keyifli olmadı mı? Elon sonunda güzel bişey yaptı bence. 

Diğer milletlerle bu kadar benzer olmamıza şaşırıyorum. Bir Türk attı sandığım tvit İspanyol ya da Portekiz çıkabiliyor. En çok da Rusça. Ruslar x’i istila etmiş resmen! Ya da algoritma Türklere çok gösteriyor.

Bu arada x diyen pek yok ben de twitter diyordum genelde ama x dedikçe daha kolay gelmeye başladı twitter çok uzun yaa :P

Işıl ışıl bir pazar günüydü. Dün alerji ilacımı alıp bebekler gibi uyudum öğlene doğru uyandım. Mis gibi bir kahvaltı ve kahveden sonra uzunca bir tembellik yapıp kendimi itekleye itekleye dışarı çıktım. Aslında bir psikiyatriste gidip hafiften bir antidepresan talebinde bulunmayı düşündüm. Aşırı isteksizim çünkü her şeye ve hayattan kopuyormuşum gibi geliyor bazen. Bana neyin iyi geleceğini biliyorum, ne yapmam gerektiğini de yani mesela bir yerlere yazılabilirim uzaklaştığım arkadaşlarla tekrar yakınlaşabilirim yürüyüşe falan çıkabilirim ama hiç birini istemiyorum. Belki bir ilaç desteği heves katar bünyeye diyip gittim, meğer pazar günü çalışmıyormuş. Hani derler ya varış değil de yol iyi gelir bazen diye, o karar verme yola çıkma gidip sorma süreci bile iyi geldi aslında. Yolda ne diyeceğimi de aklımda düşündükçe sanki gerçekten seans yapmışım gibi oldu. Sonra gezdim dolaştım döndüm eve. 

Bu gerginliğin ve hayattan bezmişliğin sebebi aşağıdaki durum da olabilir tabi 👇 

Pms’te uzatmaları oynadık azıcık, biraz daha gecikseydi roller coaster'dan inmeyen ruh halim yüzünden huni takacaktım. Her ay sağlam bir şekilde bir sonraki aya çıkabildiğimiz için bile ödüllendirilmemiz gerek!

Stranger Things izlemeye başladım, tabletin şarjı bitince bıraktım ama devam edicem. Azıcık da kitap okurum, dün akşam da okumuştum birkaç sayfa. Bi de dün biraz deftere bişeyler yazdım içimi döktüm bugün de yazıcam. Zihnimde car car car beynimi yediler kağıda dökelim de bakalım dertleri neymiş.

11 Nisan 2026 Cumartesi

Koniçiva

Efenim sabah güneşin doğuşuyla uyandık yine. 
Herkes bizim gibi cumartesi günleri de çalışmadığı için hafta içine göre baya ıssızlaşan yollarda radyomuzu açıp fiiiiuuppp diye gittik işe. 
Yarım gün de olsa iştesin işte, yine arayanlar, iş takibi vs. 
Dün bir sipariş vermeyi unutmuştuk, bugün sabah ilk iş onu yaptık. Normalde günler sonra gelir, 2 saat sonra geldi istediklerimiz. Kapıdan aldırmaya adam gönderdik. Bu sırada benimki de whatsapptan çocuğa yazmış neden bugün gönderdi diye. Sonra çocuk bunu arayınca konuşmasından anladım bana da hiç söylemiyor. Elimizde hazır vardı gönderdik hata mı ettik dercesine kısa bir konuşma yaşanıp kapandı. Ve ben kıza dönüp "mesaj atarken bana neden söylemediğini" sordum. Gönderebilmiş göndermiş işte ne sorguluyorsun. Şaşırmış da ondan sormuş da bilmem ne... Anlamıyoz sanki beni dışta bırakmaya çalıştığını. Çünkü bu çocuk da bu kızla muhatap olmak istemiyor pek, benimle iletişime geçiyor daha çok. Kız için bu skandallll tahtı sallanııyor çünkü. Mecburen bir nutuk daha çekmek zorunda kaldım. Öfkeden kulaklarım kızarsa da olabildiğince sakin ve açıklayıcıydım. Belki buraya böyle yazınca size saçma gelebilir tepkilerim ama benden önceki 6 kişiyi de böyle istifaya sürüklediğini bildiğim için kullandığı yıldırma yollarını önceden fark edip yerimi korumak zorundayım.

Öğlen yemekhaneye indim, tek başıma hızlıca yiyip çıkayım dedim. Zaten tek gidiyorum genelde, birileriyle birlikte gidince beklemek gerekiyor falan sevmiyorum. Bi tane kadın var burada, beton ablanın yakın arkadaşı aslında o tanıştırdı beni de. Kadın 50 yaşlarında o kadar bakımlı, tatlı dilli, güleç ki idolüm resmen. Makyajını yapar şıkır şıkır giyinir gülücükler saçar... Ona baktıkça ben de 50lerimde böyle olacağım derim hep. Beni görünce yemeğini alıp masama geldi ve sohbet etmeye başladık. Daha önce de ayaküstü konuşmuşluğumuz var ama böyle birebir sohbet ilk defa oldu. Sonra konu konuyu açtı ve hayatıyla alakalı öyle bir şey anlattı ki şoka uğradım. En büyük travmasını paylaştı belki de. "Bunu pek kimseye anlatmıyorum" dedi, "bana güvenip anlattığın için teşekkürler" dedim ben de. Ama daha sonrasında "şimdi ben bu bilgiyi napıcam" oldum :)) bilmeme gerçekten gerek var mıydı, acaba neden anlattım diye pişman olmuş mudur vs bir sürü düşünce. Çünkü sürekli görüştüğün yakın bir arkadaşına sır gibi anlatabileceğin bir şey bu. Demek ki o da beni sevdi, çok yakın gördü kendine ve bir sırrını paylaşarak bağı güçlendirmek istedi. Anlattığı şey kadar travmatik olmasa da ona yakın bir olay da ben yaşamıştım ama ben anlatamadım. Sadece ben de benzer bir şey yaşadım diyebildim, devamı çıkmadı. Zaten yanımıza da başkaları oturmuştu o yüzden de anlatmak istemedim. Kalktık. Kahveye de gel dedi tamam dedim. Bir ara kahveye gidersem belki de dökerim içimi ben de.

Görseldeki kız benim anime halimmiş. İşten çıkarken kendimi çektim, sonra yapay zekaya bunu animeye dönüştür dedim. Fotoda sempatik duruyorum aslında ama bu baya asabi olmuş, yine de hoşuma gitti buraya eklemek istedim.

Ayyy hapşurup duruyorum. bu gece de alerji ilacımı içeyim en iyisi.

Ne acayip bir gündü ya. Arkadaşlarımın aile krizleri, benim ailemin bana ulaşma hevesleri vs anlatmaya değecek detaylar yok ama karışık bir gündü.

Eve gelmeden önce de kadıköye geçtim, nautilus'a girdim. Hey gidi günler dedim. Gençken okuldan çıkıp giderdik. Özellikle sinemasına çok giderdim çünkü salonları diğer avmlerinkinden daha büyüktü, daha keyifliydi. Vay be ne güzel zamanlardı, vizyona çok iyi filmler gelirdi koca salon dolardı ve herkes aynı yerde gülerdi şaşırırdı falan. Güzeldi ya. Çıkma teklifi sinema davetiyle olurdu zaten, flörtle ilk film izleme. Sinema kültürü geri gelsin yaaaa. Sinemalar kapanmasın. Netflix metflix mahvetti bizi.

10 Nisan 2026 Cuma

Dizilerde iğrençleşmeye hayır

Baktım hepiniz izliyorsunuz ben de izliyim dedim daha ilk 13 dakikada iki mide bulandırıcı sahneye maruz kaldım buna gerçekten gerek var mıydı? Bu ekrandaki herifin büyük tuvaletini yapmasını görmesek de akış bozulmazdı ya da “şövalyeyim ben” diye gittiği adamın balgamını tabağa çıkarması gerçekten olmazsa olmaz bir sahne miydi? Amacınız ne olum, iğrenme duygusu yaşatarak diziye bağlamak mı? Sinir oldum bi tane daha mide bulandıran şey görürsem izlemeyi bırakıcam.

Evin interneti de sıkıntılı zaten, güya fibere geçtik daha kötü oldu. Neyse ki gsm operatörümden haftalık hediyemi istediğimde bana 1 günlük 10gb verdi. Tam da diziyi izle hadi der gibi lütfetti. 

Lütfetti derken bir buçuk aydır bilgiişlemle cebelleşerek yaptırmaya çalıştığım şeyi nihayet bugün hallettiler. Bi de bahane üretiyo şu yüzden gecikti bilmem ne hadi len ordan, alakası yok. Her aradığımda başka masal anlatıyolar. Buradakiler hap map bişey kullanıyor olabilir bence kafaları bi acayip çünkü. 

Soğanlı bi menemen yapıp yedim akşam yemeği niyetine. Bence menemen soğanlı olmalıdır. Sodamı aldım diziyi açtım bakalım devam edebilecek miyim…

Bu arada dün akşam zyrtec içtim ve bugün akşamüzerine kadar sersemlik devam etti hafif de olsa. Bugün içmeyi düşünmüyorum. 

Dizinin adı: A knight of the seven kingdoms

9 Nisan 2026 Perşembe

Oyuncak bebek

Markette alışveriş yaparken bu bebeklere takıldı gözüm. Çocukken barbie bebeğimin olması ne kadar da çok heyecanlandırıyordu beni. Pembe simli mini elbiseli sarışın bir barbie’m vardı, kıyafetlerini değiştirip gezdiriyordum. Heyecanlı ve mutlu bir şekilde oynuyordum. O duyguyu hatırladım. İçimin kıpırtısını, yüzümün ışıltısını, dünyadan kopup bebeklerimle oluşturduğum yeni dünyayı… vay canına ne kadar büyülü… komşunun kızıyla arkadaş olmuştuk, onun evine gidip barbielerimizi tanıştırmıştık ve onları arkadaş edip oynatmıştık. Onunki esmerdi. Bi de galiba onda erkek olan da vardı, Ken.
Ben kendimi hep prenses olarak hayal ederdim ilkokulda, hatta ortaokulda da. Bazen uyumadan önce okula kabarık etekli prenses elbisesiyle gittiğimi düşünürdüm. Hatta sınıfın en güzel bir kaç kızını da prenses elbisesiyle düşünüp diğer herkesin bize hayran kaldığını falan hayal ederdim. Hoşlandığım çocuğun karşımda eriyip gittiğini falan :)))
Her zaman etrafımda birileri olurdu ilkokulda bile, ama ben hep bana bakmayacak serserilere kafayı takardım. Bi de birini beğensem bile o da beni beğendiyse bir anda soğumak gibi bir huyum vardı 20lerime kadar. Brad Pitt bile karşıma geçip aşkını ilan etse bir anda gözümden düşerdi. Bunun nedeninin değersizlik duygusu olduğunu öğrendim sonradan. Kendimi değersiz gördüğüm için beni seven de otomatikman değersizleşiyordu gözümde…
İlkokulda bi çocuğun bana “al kadınlar bunu çok sever” diyip kırmız gül vermesi, ortaokulda evimin önünde nöbet tutacak kadar takıntılı birine denk gelmem vs… lisede kim bilir neler yaşardım ama babam beni dindar bir özel kız lisesine yazdırınca rahibe hayatına geçivermiştim. Depresyonla tanıştığım ve hayatımın en kötü dönemiydi lise… bitti ama ben de bittim. Ünide de kendimi toparlayana kadar üni bitti sonra işsizlik sonra iş hayatı falan filan. Ay nerden girdik bu konulara bi barbieden nerelere geldik. 

Dün güya alerji ilacı içip yatacaktım meğer benim ilacım bitmiş. İçemedim. Bugün işyeri hekimine gidip yazdırdım, ay onu da süs olarak koymuşlar oraya ben de bilgisayarına girip kendime yazsam aynı şeydi yani. Bilaxten mi zyrtec mi kararsızdım, normalde daha az sersemletiyor diye bilaxten alıyorum ama daha hızlı etki etsin diye zyrtec almayı düşündüm. Doktora da fikrini sordum, hepsi benzer birbirine ama sana hangisi uyuyorsa onu alırsın diyip tekrar hangi ilaç diye sormaya bile gerek duymadan zyrteci yazdı verdi ben ilk konuşmaya zyrtec yazdıracağım diye başladığım için. Eczacı uyku yapar diye uyardı akşam iç dedi, sabah da devam etmez di mi dedim edebilir dedi. Ama bazılarını hiç etkilemeyebiliyormuş da. Bakıcazzz bu akşam. Ve yarın.

Bugün ne bulduysam yedim, hâlâ yiyesim var. Marketteki fırın köşesinden muffin almıştım onu yicem şimdi kahveyle. Bu saatte yemesem daha iyi aslında ama yiyesim var yemezsem aklım kalır yicem.

Dün dalgıç ve kelebek filmi sıkıcı geldi bıraktım. Konusunu da biliyordum zaten. Bugün “I feel pretty” filmini izledim. Türkçeye “acayip güzelim” diye çevrilmiş. Güzellik değil de özgüvenin daha etkili olduğunu gösteren bir romantik komedi. Güzeldi.

Çekici gösteren şey görüntüden ziyade yaydığımız enerji yani aura aslında. Kendiyle barışık insan hep bir adım önde oluyor.

D vitaminimin son kapsülünü içtim bugün. Güneşe emanet ediyorum kendimi.

Haydi o zaman görüşürüz yarın 🌺 

Bu arada benim ilk oyuncağım kocaman bir pandaydı 🐼, özledim oyuncağımı 🥹

8 Nisan 2026 Çarşamba

İnadına güzel geçen çarşamba

Bugün öğlene kadar çok iyi gidiyodu, öğleden sonrasını da ben itekleye itekleye iyi götürttüm. Sabah kalan işleri bitirirken karnım acıktı, kahvaltı yapmamıştım. İşlerden ara verip kaçtım, yakındaki büfeye gidip tost yaptırdım. İyi oldu kendime geldim. Sonra işler aksamadan ilerledi, aksar gibi olunca ufak bir düzeltmeyle yine yoluna girdi falan oh ne güzel ya dün çarşamba güzel geçsin diye dilemiştim gerçek oldu dedim. Sonra öğleden sonraki bir görüşmemde karşımdakinin ciddiye almak istemeyen tavırlarına bozulacak gibi oldum bozulmamaya karar verdim enerjimi korudum. Güzel güzel devam ederken başka birine bir türlü ulaşamamak gerdi ama gerilmeye gerek yok diyip yine sakin ve huzurlu devam ettim. Son olarak da servis beklerken bi kız geldi yanıma muhabbete başladı benle, ben de iyi ne güzel muhabbet edecek bir kişi daha eklerim listeme derken başka biri gelip bizim muhabbete ucundan katılınca ilk benle konuşan kız beni unutup diğer kızla muhabbete girdi. Sonradan gelen bile rahatsız olup bana kusura bakma falan dedi bu ilk olan hiç bişey olmamış gibi devam etti hala. Ama ben yine enerjimi bozmadım. Önce sinir oldum sonra kendimi toparladım. Demek ki böyle bir kadınmış dedim ve listeden geri çıkardım. O an yanımda eski psikologum olsaydı “onun halkında veri toplamış oldun bu sayede” derdi, öfkelenmek ya da alınganlık yapmak yerine veri toplamak olarak baktım olaya.

Sonra eve geldim ve günümü güzelleştirerek devam etmeye niyetliyim. Bugün güzel bir gün geçirip huzurla uyuyacağım. Film izlemek istiyorum, kaç gündür isteyip yapamıyorum ama bu sefer olacak. Yanına da yiyecek bir şeyler, sonra belki kahve.

Bölümümdeki tüm işleri üzerime aldım gibi bu arada, ama resmi işler bunlar. Böylece sahiplenme duygum da arttı. Yanımdaki şahıs tahtı sallandığı için huzursuz ama kusura bakmasın artık böyle olmak zorunda. İnsanlara “onu değil beni arayacaksınız” diye söylenmelerim de işe yaradı benimle muhatap oluyorlar direkt, ve yanımdakinin bana yaptığı gibi ben de ona söylemiyorum. Sora sora zorla ağzından laf alıyordum. Çok merak ediyorsa sorsun o da.

Saçlarıma da alışmaya başladım. Hâlâ aynaya ilk bakışımda bu kim ya oluyorum 😁 ama artık aşinalık başladı. Az önce babamla görüntülü konuştuk, birkaç günlüğüne başka yere gittiler de, senin saçların sarıya dönecek de bize mi söylemiyorsun yoksa diye takıldı. Biraz açılmış rengi, öyle dedi. Açılması normal, yıkayınca akıyor biraz ama ikinci boyamada oturacak dedim.

İnsanlar görüntüye aşırı önem veriyor ya. Bi de tabi dikkat çekiyorum bu renkle ama bi gelip yanıma muhabbet etmeler falan önceden nerdeydiniz? Koyu renk saç hakkaten aşırı mı ciddi gösteriyordu beni acaba.. hatta bana yürümeye çalışan biri bile var ama benlik biri değil o yüzden gördüğüm yerde uzaklaşıyorum. Ve hala saçımın yüzüme çok yakıştığını söyleyen yeni kişiler çıkıyor. Beton abla da güzelliğimden bahsederken yüzün, gözün, kaşın, ağzın, burnun, cildin, kulakların hepsi çok güzel diye bi nefeste saydı hepsini kulak kısmında gülecektim tuttum kendimi teşekkür ettim. O yüzden de bana yakışmış bu renk öyle dedi. Başkası için mesela çingene gibi olursun yapma diyor, açık sözlü bi de yani. Yaaa bazen gömüyorum ama seviyorum da kadını valla canım benim. Her gün sarılıp öpüşmelerimize de alıştım ya insan her şeye alışıyor işte asimile olan ben oldum haha :))

Ben bugün yatmadan bi alerji ilacı içeyim, hafiften bi hissettiriyor minik minik kaşıntılarla. Artmadan önlemek lazım.

Şu “kelebek ve dalgıç” filmini izleyeceğim şimdi. Görüşürüüüzzz byeeeee

7 Nisan 2026 Salı

Büyümek zor iş


Bugünkü yazıya koyacak foto yok diye eve yürürken anlık çektim yine. Bugün siyahlar içindeydim. Mezarlıktan geçerken cenazeden yeni ayrılmış gibiydim.


Sonra uzaktan dalgalanan Türk bayrağını gördüm ama ağaçların arasına takılmış gibi görünüyor, foto güzel çıkmadı normalde daha güzel ve ihtişamlıydı.


Mezarlıktan caddeye çıkış kapısında oturmuş bekliyordu bu kedicik. Gözgöze gelmeden geçmek mümkün değildi. Yaklaştıkça hareketleniyordu. 


Kenardan geçebilmem için biraz hareket etmesi gerekti. Bu sırada da öpücük attım. O da peşime takıldı. Sen dur gelme desem de dinlemedi. Birlikte yürüdük bir süre mecbur.





Durup sevdim biraz ama yürüyünce yine peşimdeydi. Benim de karşıdan karşıya geçmem gerekiyor. Yol iyice boşalınca geçtim benim yüzümden başına bişey gelmesin diye. Tahmin ettiğim gibi o da hoplaya zıplaya peşimden geldi karşıya geçti. Kaldırımda çömeldim yanına bi güzel sevdim. O anları fotoğraf çekemedim çünkü deli gibi sevdiriyo kendini durmuyordu. Kedilerden anlayan varsa söyleyebilir mi sürekli burnunu elime değdirip yüzünü bastırması ne anlama geliyor? Yüzünü başını boynunu seviyordum sırtını da sevip bitirince hop kafasını elime bastırıyordu yine ve yeniden başından itibaren sevmeye devam ediyordum. Keşke yanımda mama ya da verecek herhangi bişey olsaydı. Gerçi aç gibi değildi, sevilmek istiyordu sadece. Keşke ben de sevgi ihtiyacı hissedince birilerine kendimi böyle zorla sevdirebilseydim. Önemli olan o sevgiyi almak değil mi? Aldı işte akıllı kedicik. Mırlaya gırlaya sevdirdi kendini. Biraz sevdirmeyi azaltınca kalkıp yoluma devam ettim ama o yine beni takip etti ağlicam yaaa. Sonra araya başka insanlar girince beni gözden kaçırdı ve gelemedi. Eğer gelseydi apartmanın önünde beslemeyi düşündüm, içeri almayı düşünmedim çünkü eve yerleşirdi ve ben bakamam kendimi biliyorum hayvancağıza yazık. Keşke alabilseydim ama… bi de veteriner masrafını mama kum karşılayamam ki yaaa acaba karşılayabilir miyim ki bi kedi mi alsam eve napsam offff kafamı karıştırdı yok yok hiç girmeyeyim o topa ben. Zamanında acı deneyimlerim de oldu kesin yine bişey olur falan boşver.

Başka ne dicektim ya, sütlü filtre yaptım kendime onu içerek yazıyorum şu an. Bugün stresli bi gündü yine. Ben stres yapınca iştahım kesiliyor ve cırcır oluyorum direkt. Sonra hatta kilo bile veriyorum. Vücut bir anda “içeri besin almayalım var olanı da dışarı atalım ve yok olalım” moduna giriyor sanki. Bugünlerde böyleyim.
Pek konsantre olamıyorum, düşünemiyorum, yalnız hissediyorum garip hallerdeyim yani. Eskiyi özlüyorum bazen, daha genç zamanlarımı. Keşke öyle yapmasaydım dediğim anları. Aaah ahhh yaşlılık zor. Büyümek hiç güzel değil, hayat eskiden de zordu ama en azından suçu ebeveynlere atıp sıyrılıyorduk şimdi tüm sorumluluk kendimizde olunca baya zormuş.

Hadi bi de büyümek demişken kitaplığımdaki “büyümek diye bişey yok” kitabından rasgele bir sayfa bırakayım buraya. 


Sallanan Salı bittiğine göre çarşamba güzel gelsin lütfen 🙏 
Yarın güzel şeyler yazmak istiyorum.
Görüşürüz millet.

6 Nisan 2026 Pazartesi

Yeni bir gün doğdu merhaba dostlar merhaba

Merabayın.
Ben ve çevremden yola çıkarak bugün oldukça yoğun, gergin ve uyku bastıran bir gün olduğunu söyleyebilirim. Sizin için de öyle miydi?
Güneşli, sıcacık bir hava. Sıcak kahve ya da karamel tonunda saçlarım. İşyerinde iltifatlar aldım. İlk serviste “özlemin saçı” diye fısır fısır konuşmalarla başladı. Haha kendimi çok önemli hissettim.
Başhekim ile tekrar konuştuk ve bana bir şeyler daha söyleyip onu da ayarlayıp tekrar gel dedi. Ayağım alışsın diye mi yapıyor beni göresi mi var yoksa gerçekten yardımcı olmaya mı çalışıyor tam çözemedim. “Benim de bazen istifa edesim geliyor” dedim diye biraz daha fazla ilgilendi sanırım. Yanımdakinden minimum düzeyde etkilenmem için yardımcı oluyor sağolsun. İnşallah yarın artık son düzenleme yapılıp uygulamaya geçeceğiz. 
Form basma kısmına da yeni bi çocuk gelmiş abidik gubidik her şey için arıyor bas gönder formları işte kardeşim aaaa, sinir etmeye başladı beni. Yok böyle olur mu yok şöyle olur mu… neyse bişey demiyorum o da alışma sürecinde yazık, benim ilk zamanlarım gibi aslında ben de herkesi darlıyordum :)))


Bugün kahvaltım böyleydi. Babamın akşamdan verdiği kruvasan ve ellerimle hazırladığım granül kahve. Ve ilk defa bu kadar açık renk pantolon giydim, zormuş.


Öğleden sonra fenalık bastığı bir vakit zaman yaratıp ikinci kahvemi içtim. Türk kahvesiiiiii. Fellas da beton ablanın ikramı. 


Bugün annemin doğum günüydü pastayı ben aldım böğürtlenli çikolatalı güzel bir pastaydııııı. Bu da eve yürürken bi foto.

Bugünüm böyleydi işte.
Yarın iş var hiç gidesim yok yaaaa… keşke mesaiye istediğimiz saatte başlayabilsek. 10-11 gibi gitsek mesela. Ay neyse böyle dedim diye bi de uyuyakalırmışım. Ya da işyerine çok yakım bir ev tutsam 5dkda gitsem öyle erkenden kalkmak zorunda kalmasam süper olurdu. Ama aileden uzak ve tek yaşayanlar hep çok zor olduğunu söylüyor, ben aynı apartmanda anlamıyorum ama çok yalnız hissedebiliyorlarmış. Kendime güvenemedim şimdi.

Rahat batıyor diye bir tabir vardır ya hani, bu aslında o kadar gerçek bir söz ki. Eskiden bunu babamda çok görür anlam veremezdim sinir olurdum. Her güzel anı bozacak bir şey illa ki bulurdu, yapardı. En kolay yoldan bozma şekli de şöyle, biriyle tartışır ortamı mahvederdi. Çoğunlukla da bizimle kavga ederdi ve dayanamayıp karşılık veren hep ben olduğum için kabak hep benim başıma patlardı. Evde aramızda kıyametler kopardı. Yaşlandıkça bunu azalttı sanırım ya da ben o kadar içlerinde olmayınca farketmiyorum. Ve kendimde de ne yazık ki benzer durumlar fark ediyorum. Ben kavga tartışma vs ile ortamı germiyorum babam gibi ama acayip huzursuz oluyorum. Çok geriliyorum. Çok ciddi sıkıntılar varmış da ben göremiyormuşum gibi bi tedirginleşiyorum. İçim daralıyor işler yolunda olunca doğru halletttiysem falan. Çok enteresan. Kendimi eleştirecek şeyler arıyorum sürekli. Chatgpt ile konuştum biraz bunu, rahatsız hissetmeye alıştığım için rahat batıyormuş. Tabi benimle laubali konuşma diye komut verdiğim için böyle demedi ama ucu buna çıktı. Böyle işte. Hadi yarın görüşürüz kankileytolarım


5 Nisan 2026 Pazar

Para saçmalı bir gün

Bugün erken uyandım. Evi havalandırdım, menemenli bi kahvaltı yaptım. Sonra tatlı istedi canım, Beylerbeyi profiterolden profiterol sipariş ettim bizimkilerin yanına geçtim. Kahveyle yedik. Hava güneşli ve sıcaktı. Haftalar sonra güneşi görmek temizlik yapma gücü verdi ve evi temizledim. Çamaşırları yıkadım, astım. Kurutma makinem yok evet. Sonra acıktım pizza sipariş ettim “migros yemek”ten. Kuponlarla falan baya iyi fiyata geldi bence ya da bana öyle geldi emin değilim. Bugün dışarı çıkma planım vardı ama çok üşeniyordum. Bişeyler yiyince çıkma gücüm de olur diye aldım pizzayı biraz da. YouTube eşliğinde yiyip bu sefer yemek bittiği halde videolara devam etmedim, videoyu da kapattım ve hazırlanıp dışarı çıktım. Bir iki mağazaya baktım sadece, istediğim tarz şeyleri bulunca alıverdim çok bişey bulamadım zaten bulduğumu aldım. Koyu kahve/siyah saçtan sonra kıyafetlerim pek bu yeni saçıma gitmiyor diye kahve ve krem tonları bir şeyler aldım. Gerisine de internetten bakarım diyip eve döndüm zira alerjiden burnum fışırdamaya başlamış ve başıma da ağrı girmişti. Şu an evdeyim ve dinleniyorum. Kalkıp bi kahve yapayım kendime. Ve belki bir film açarım. “Kelebek ve Dalgıç” filmini merak ediyordum onu izlerim büyük ihtimalle.

Bugün içimden size bi de şarkı bırakmak geldi. Hoobastang - The Reason gelsinnnnn. Görüşürüz 👋 

4 Nisan 2026 Cumartesi

Hürrem Style

Sabah işe gidicem anahtarı bulamıyorum bi türlü, kapıyı bi açtım görüntü buydu. Meğer akşamdan üzerinde unutmuşum. Evet evimin anahtarını anahtarlıksız tekil ve hür şekilde kullanıyorum :)) işe giderken de ayakkabılıktaki ayakkabılarımdan birine atıp öyle gidiyorum. 



Sabah eski işyerimdeki gibi kahvecide kahvaltı yapıp öyle işe geçmek istedim. O kadar iyi geldi ki… ve ilk defa eski işyerimi özlediğimi fark ettim, iyi kötü bi çevre oluşturmuştum işi oturtmuştum vs ama eğer dönme şansım olsa ilk günden pişman olacağımdan da eminim. Anlık bi özlemdi sadece. 


Bugün kuaför randevum vardı. Kumral olmak için gittim bakır olup çıktım 😁 bu turuncumsu ton asla yakışmaz sanıyordum ama baya yakıştı, hoşuma gitti.

Saçım açıcıyla açıldıktan sonra böyle görünüyordu, patlayan bir turuncu. Bu renkle bile havam bi güzel değişti ki inanamadım. Kuaför de çok yakıştırdı ve kesinlikle bakır olmalı dedi. Ben de hak verdim ve bir üst resimdeki son haline bayıldım. Bir sonraki boyamada renk tam oturacak, şimdi alt kısmlarda boya vardı diye hafif geçişli oldu ama rahatsız edici değil. Eve gelirken insanlar sürekli dönüp bakıyordu. Metroda, yolda, otobüste. İnsanlar böyle kendine engel olamayıp bakıyorsa ya çok komik görünüyoruzdur ya da çok güzel. Eve gelip tekrar bi inceledim komik bi tarafım yok bence demek ki çok güzel olmuşummmm. Ve şunu da farkettim, erkeklerin bi turuncu sevdası olabilir mi? Sarışın sevmek gibi? Özellikle erkekler farketmiyormuşum gibi gözünü dikip bakıyodu çünkü, bi de babam ve erkek kardeşim de öyle her şeyi beğenmezler ama bu saçımı beğendiler baya. Daha eğlenceli bi hava katmış bana öyle dedi babam.

Akşam oldu eve geldim ve manzaram yine aynıydı hahah meğer anahtarı çıkarmayı da unutmuşum kapıda durmaya devam etmiş. Neyse ki yabancı bi apartman değil de bişey olmamış bi de ayakkabılık kapatıyor anahtar yuvasını o yüzden de görmemişlerdir. 

Bugünüm böyleydi işte. Yarın biraz çıkıp gezme planım var yeni saçlarımla :)))