Sayfalar

19 Şubat 2026 Perşembe

Çocuk sesleri

 

Çıktım parkta oturdum bugün biraz. Etrafta ne çok küçük çocuğu olan varmış, çocuğunu kapan parka getirmiş. Küçükler baya, 2-3 yaşlarındalar sanırım. Şişme montları, minicik botları, kedi/ayı kulaklı şapkaları. Çocukların ciyaklamalarıyla doluydu park. Parkın diğer tarafında ise amcalar sıra sıra dizilmiş bankta oturuyorlardı güneşe doğru. 

Yaş almak çok tuhaf bir his. Küçükken görmezden geldiğimiz çoğu gerçekle yüzleşmeye başlamak, daha doğrusu buna mecbur kalmak… olgunluk böyle bir şey işte. Artık gerçekleri görmezden gelememek mecburen olgunlaşmaya sebep oluyor. 

Bu aralar, zamanı hiçbir zaman geriye alamayacağımızı daha net idrak edip, bazen üzülüyorum. Ebeveynlerimiz yaşlanıyor, biz çocukken genç olan herkes yaşlanıyor, biz de yaşlanacağız, aslında her günümüz ilk ve son günümüz. Birlikte yapılan her şey anı olarak kalıyor, gelecekte bizi ne bekliyor bilmiyoruz. Bu kadar korkutucu bir simülasyonda yine iyi dayanıyoruz aslında…

Birkaç ay önce amcam ve dedemin mezarlarını ziyaret etmiştim. Biri 34, diğeri 38 yaşında vefat etmiş. Ben yaşlarını hesaplayınca bi ağlamaya başladım ki sormayın, eve kadar durduramadım kendimi. O zamanlar ne kadar büyük sanıyordum, dedemi hiç görmedim ama amcamı gördüm. Ben şu an 39 yaşındayım ve ikisinden de büyüğüm. Bu gerçek beni çok etkiledi. İkisi de öldüğünde 3 çocukları vardı. İkisinin de son çocuğu daha 2 yaşındaydı. Onlar ise hep 34 ve 38 kaldılar. 

4 yorum:

  1. Hayatta gitmeyeceğim yerler çocuk parkları. mesleki deformasyon. kafamın çekmediği gibi etrafta yanlış davranan ebeveyn gözüme gözüme giriyor ve bunlara çok sinir
    oluyorum artık.
    39 yaş!
    Enerjisi, kendinden eminliği, bir çok duygunu tanımanla çok güzel bir yaş dönemi. ama on yıl en fazla. Ellili yaşlara geldim şimdi kendimi çok farklı hissediyorum ve bir çok dünyevi iş güç, ilişki öyle anlamsız geliyor ki artık. Bence tadını çıkar bu yaşların. O kadar çok ağlaman bence artık yaşamın ne kadar kutsal olduğunu idrak ettğiin için. Çok erken yaşlarda ölümler, hayaller yarım kalmış, işler yarım kalmış, evlatlar eksik. Ama inan bana bunu bilenler geride bıraktıkları yaşayanlar. Onlar için bir anlamı yok hiç bir şeyin.
    Her gün gerçekten elimize verilmiş bir armağan. Kendimize odaklanıp huzurlu olacak bir yola başlamalıyız. Çünkü bu yaşlarda başlanan yollar sadece kendi seçimlerimiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sıkıntıymış gerçekten de ya, kayıtsız kalamıyorsun.
      40 yaş baya bir şeylerin çatırdaya çatırdaya yerine oturmaya başladığını hissettiriyor, 50 yi düşünemiyorum :) Sanki artık taşıyamayıp bıraktığımız şeyler düşüp yerlerine yerleşiyor gibi.
      20 lerimdeki duygusal çöküşlerimi hatırlayıp inanamıyorum kendime, ama yine o yaşlara dönsem yine öyle olurdum iyi ki geçip gidiyoruz hayattan ölümsüz olmak isteyenler nasıl bi kafa yaşıyor bilemiyorum. Ama ani, genç ölümler çok acı oluyor malesef. Allah sıralı ve hazırlıklı ölümler versin. Evet gidene değil kalana zor aslında...

      Sil
  2. Parkta oturmayı ve çocukların seslerini duymayı severim. Nedense iyi gelir bana o çocuk sesleri. Yaş aldıkça her şeyi derinlemesine düşünüyorsun. Ölüm, hayat, yaşlılık falan. Böyle sorgulamaları severim ben de.

    YanıtlaSil