Sayfalar

15 Ocak 2026 Perşembe

Bazı günler yaralarımızı hissederiz

Şu kahveye bu kadar para vermeyi hiç istemiyorum ama bugün güne başlama motivasyonumu kazanmak için bir şeyler yapmam lazımdı, çalıştığım yerin çevresinde de başka bir seçenek ne yazık ki yok. Her yer bina, yol, araba. Evde tost yapmıştım, bari yiyeceğe para vermiyim dedim onu yedim. Sabah sabah çarpıntı yapmasın diye filtre yerine bol sütlü latte aldım.

Bizim bi akraba whatsapp grubu var ama sadece kadınlar ve yakın olanlar. Oraya çok eski bir foto koymuş teyzem. Toplu bir fotoğraf. Bir tane de birinin kucağında çok tatlı bir bebek var. Annem yok fotoğrafta, yorum yapmış ne güzel foto gibisinden. Sonra teyzem o bebeğin ben olup olmadığımı sormuş, annem de aa evet yazmış. Sadece aaa evet. Ne bir gülücük ne bir kalp. Benmişim o bebek. 

Benim bebeklik fotoğraflarım eskiden iyi muhafaza edilmediği için küflenip çürümüş o yüzden hiç yok. İlk defa kendi bebekliğimi gördüm. Babam “çok güzel bir bebektin seni görünce böyle bi kızım olacağını bilsem hemen evlenirim diyordu arkadaşlarım” derdi. Gerçekten de öyleymişim. Çekik gözlü, ağzı yüzü minicik, tombik elli bembeyaz bir bebek. 1,5 yaş civarıyım sanırım fotoda. Kucağına alan kişi zoraki almış gibi, asık suratlı biri. Annem yok, o sırada nerede olduğunu da hatırlamıyor, belki de ben çekmişimdir diyor. Ben gülüyor gibiyim ama fotoğrafı yaklaştırınca ağlamak üzere olduğumu farkettim. Ayaklarımı birbirine yaklaştırmışım rahat değilim belli ki. 

Bu fotoğraf beni o kadar duygulandırdı ki. Ben de bir zamanlar böyle bir bebektim işte. Masum, sevimli. Benim böyle bir bebeğim olsa bir dakika bile sevmeden duramazdım sanırım. Neredeyse canım pahasına herşeyden önde tutardım. Benim çocuğum bu ya ötesi var mı? Herkesten her şeyden önemli. Ama gel gör ki temel ihtiyaçlar hariç ekstra hiçbir ilgi, sevgi görmemiş bir bebek. Üstelik temel ihtiyaçları karşılandığı için bile suçlu ve borçlu hissettirilen… unutulmuş, ihmal edilmiş, nasılsa ses çıkarmıyor uyumlu diye hep daha fazlası beklenmiş… “biz seni kucağımıza alıp gezdirmemişizdir hiç” diyorlar bizimkiler "önüne oyuncaklarını koyardık kendi kendine oynardın" diyorlar, babam “belki de seni hiç kucağıma almamış olabilirim” diyor mesela, kalabalık aile olmayı bahane ederek. 

Ben küçük kardeşimi rüyamda hep bebek haliyle görürdüm, onda kendi küçüklüğümü görüp koruma moduna geçerdim sürekli. Bu fotoğrafı gördükten sonra rüyamda yine küçük kardeşimi gördüm ama ilk defa şu anki büyümüş haliyle… artık kendi küçüklüğümle tanıştım çünkü, ben varım, görünürüm artık, kendimi kabul ediyorum, seviyorum, koruyorum. 

Sabah bu düşüncelerle servis beklerken instagramdan aşağı eklediğim paylaşım çıktı karşıma. Okudukça her sayfayı ekran görüntüsü aldım. Sonra derin düşüncelere dalmışım. Normalde servis yaklaştığı an farkeder hazırlanırım binmek için, bu sefer gelmiş önümde durmuş görmemişim korna çaldı dönüp baktım ama hâlâ anlamadım en sonunda şoför el salladı da anladım bindim hemen. 
Hayatım boyunca evlenmeyi hep çok istedim ama herkese istemiyorum dedim. Çünkü istediğimi söylersem neden evlenmiyorsun o zaman diyecekler. Ama ben evlilikten çok korkuyorum. Mecbur kalmaktan korktum. İstemiyorum ben demek kolay bir kaçış oldu. Hala bile öyle bir ihtimal olsa cesaret edemem gibi geliyor maalesef. Belki de hiçbir zaman cesaret edemeyeceğim, bilmiyorum… Bekarken güçlü hissetmek batağından hiçbir zaman çıkamayacakmışım gibi geliyor.












2 yorum:

  1. bizim gibi yaralı çocuklar anne olunca nerlerini öpeceğini biliyorsun yavruların.Misal benim bir tane evladım oldu ama bazen kocamın ve kendi yeğenlerim bile yaralarını bana açar.Bence bu bizim hem en hassas hemde en mahir olduğumuz yer.Evliliği bilemem orada ikili bambaşka dinamikler var ama çok güzel anne olacağına kalıbımı basarım Allah gönlüne göre versin

    YanıtlaSil