Sayfalar

Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2026 Cumartesi

Son 7 günlük ziyaretçi dağılımı

 


Bu görüntü beni biraz şaşırttı. Son 7 gündür blogger ziyaretçilerimin binleri bulan kısmı Singapur ve Hong Kong'muş. Türkiye 5.sırada. 
Singapur'dan, Hong Kong'tan gelen ziyaretçiler gerçekten burada mısınız? :))

16 Şubat 2026 Pazartesi

Mutluluk kavanozu

Bakın bu gördüğünüz kavanoz benim 2025 mutluluk kavanozum.

Diğer yüzünde tersten de okuyabilirsiniz 2025 mutluluk kavanozu yazıyor. 

Görüldüğü üzere kavanozun dibini anca örtebilmişim. 

Tek tek ne yazdığıma baktım da, şunu ziyaret ettim bunun engelimi kaldırdım vs türünden şeyler. 

Sadece aşağıya eklediğim iki not belki kavanozun hakkını veriyor olabilir.  


Suluboya kursu birkaç aylık kısa bir kurstu ve aslında beklentimin altındaydı ama iyiydi yine de.

Sevgilim var dediğim de 3 ay sonra ruh hastası olduğundan artık emin olup yolları ayırdığım bi eleman. 

İlişkilerde 3 ay gerçekten çok önemli. Çünkü 3 ay sonra pembe bulutlar dağılıyor ve gerçekler çok farklı çıkabiliyor.

Bu sene kavanoz yapmayı düşünmüyorum, onun yerine bloga her günümü yazıyorum zaten. <3


 

12 Haziran 2024 Çarşamba

2


Bugün bi Üsküdar’a gittim geldim. Evet hava çok sıcak ama esiyor en azından. Estiği sürece yaz günleri çok güzel bence. Ama evde dururken değil, dışarıdayken  

İşten ayrıldığımdan beri ilk defa 11:30a kadar uyudum. Sıcaktan bayılmışım galiba. Evdeyken çok sıcaksa hava o zor işte. Klima ya da vantilatör olmalı bi nebze kolaylaşması için nefes almanın. 

Maaş günüydü bugün. İşyerinden son maaşım da yattı. Biraz kesintili oldu tabi ay bitmeden işten ayrıldığım için. Önemli olan miktarı değil bereketi diye düşünüyorum. Düzelicez inşallah. 

11 Haziran 2024 Salı

1



Sadece evlilikler, bebek sahibi olmak, yeni bir iş mi kutlanır. İnsan işten ayrılışını ve toksik bir ilişkiden çıkışını da kutlamalı. 

Bugün kendime bir kutlama pizzası aldım. Onun haberi yok ama 365353632662.kez bu sefer tamam bitti kesin diyerek ne olduğu belli olmayan ilişkimsi bi şeyden vazgeçişimi kutluyorum. Araya bir de işten ayrılışımı ekliyorum. 


26 Mayıs 2024 Pazar

38 yaşında ve işsiz

 Böyle yazınca çok acıklı oldu. 10 yıllık iş yerimde ne uzayıp ne kısalarak geçen, aslında çoğunlukla kısalmak zorunda bırakılmış, çoğunlukla baskılanmış, görmezden gelinmiş halde geçen yıllarımın ardından, artık gelişimime engel olunmasına daha fazla tahammül edemeyip istifa ettim. Bana kalsa asla bu kadar beklemezdim ama bilirsiniz, işsiz kalma korkusu, aile ve çevrenin ikna edişleri ile sabır ede ede bu zamana kadar geldim. Yolun sonu burasıymış. Hem korkuyorum hem de zincirinden kurtulmuş bir hayvanat bahçesi üyesi gibi özgür hissediyorum. Benzetme hoş olmadı gibi görünse de cuk oturdu aslında. Bakalım bundan sonrasında neler olacak.

Bu arada henüz 38 olmadım, ama bir ay kaldı. Haziran'da yeni yaşıma gireceğim. 40 olmadan yapmalıydım bunu, yoksa artık emekli olana kadar bir şey yapamazdım... Denemek istedim, kendi potansiyelimi görmek istedim, pişman değilim ve olmayacağımı düşünüyorum. Güzellikler olsun hep hayatımızda.


21 Mayıs 2024 Salı

Ömür biter sorular bitmez

Neden yanlış insanları severiz? Bizi hayatta tutan şey nedir? Umut mu?

Neden kalbimiz onu kıracak kişilere ısınır, neden ayrılırız? Neden inanırız ya da en başta? İlişkiyi sürdüren şey nedir? Sevgi neden yeterli olmaz?

Neyin peşindeyiz bu hayatta? Ne istiyoruz? Bir destek mi? Desteksiz de ayakta olabilmek mi? Kendi gücümüzü keşfetmek mi yoksa birilerini hayatımıza dahil etme kabiliyetini geliştirmek mi? Beraberlik de zor yalnızlık da. İlişkilerden bir beklentimiz olmalı mı? Ne bekliyoruz ya da ne düzeyde beklemeliyiz? 

Herhalde ilişkilerde de bir süre sonra yine yalnız devam ediliyordur gibi, değil mi? Sürekli yapışık yaşanmaz ki. Zamanla insanlar kendi özel alanlarına daha fazla yönelmeye başlar yeniden. Hem birlikte hem yalnız yaşamaya devam edilir. 

Eğer biz kendimizi tamamlayamıyorsak hiç kimse bizi tamamlayamaz. Ben tam olacağım, diğerleri de tam olacak ve tamlar bir olacak. Kimse kimseyi kurtarmayacak, kimse kendini diğerine adamayacak, kimse muhtaç olmayacak. 

İki çınar birlikte rüzgarda dans edebilmek mesele. 

Kendini olduğun gibi kabul edebilmek. Başkasını olduğu gibi kabul edebilmek. Sana iyi gelmeyeni kendinden uzaklaştırabilmek en büyük meziyet. Yalnızlığa geri dönme cesaretini gösterebilmek… Bazen tek başına mücadele etmek, yanlış kişilerle birlikte mücadele etmekten daha iyidir.

27 Şubat 2024 Salı

Kasıntı insan

Kasıntı insan nedir? Ben bugün bir süredir eskisi kadar yakın olmadığım (ama aramızın bozuk olmadığı) arkadaşımla ayak üstü bir muhabbet edince kendimi onunla konuşurken rahat hissetmediğimi fark ettim. Kendisi konuşurken o kadar dikkat edip o kadar kelimeleri seçiyor ki, bazen cümleleri yarım bırakıyor daha fazlasını söylemekten vaz geçtiği için mesela. Ya da cümleyi toparlayamayor pes ediyor. Bir anda bi sessizlik olup sözü ben alıp toparlama ihtiyacı hissediyorum ve bu üzerimde bir baskı oluşturuyor.

Bu kişi kasıntı insan mıdır? Kasıntı insan, muhatap olunan insanı da kasar mı? Karşımdaki insan rahat olmayınca ben de olamıyorum, herkes böyle mi bilmiyorum ama ben yengeç burcunun etkisiyle daha yoğun yaşıyor da olabilirim.   

Herkesle uyuşamıyor olabiliriz, bu onların kötü insan oldukları anlamına gelmiyor. İyi gelmiyorsa çok yakında tutmaya da gerek yok bence. Buna karar vermek ve ayarlamak ciddi bir iş, bunu yapınca hayatın büyük bir bölümü çözülür gibi sanki. 

Ruhun ihtiyacı olan

Haber sitelerinde gezinirken Esra Erol’un bu sözlerine denk geldim. İhtiyacım varmış, iyi hissettirdi. Esra öyle hayranı olduğum takip ettiğim biri değil, ama bu dediklerinin sanki benim karşıma çıkması evrenin mesajı gibi geldi. 

Okurken bile ferahlattınız göre yapıldığında yaratacağı fark göz ardı edilemez.



30 Ocak 2024 Salı

Ölmeden önce yapılacaklar listesi


Böyle bir listeyi yıllar önce yapmıştım, listelemeye başlarken sadece o an ve yakın zamanda en çok istediğim şeyleri düşünmüştüm. Gerçekten bir gün öleceğim ve o zaman geldiğinde keşke bunu da yapsaydım diyeceğim şeyleri düşünecek kadar derin bakamamıştım ya da kaçınmıştım bundan. Ama yaşım artık 40a geliyor ve hayatımın geçip gittiğini çok daha gerçekçi bir şekilde görmeye başladım. Yaptığım seçimlerin hayatımı nasıl şekillendirdiğini görmek, kararlı ve istikrarlı olmadığım şeylerden duyduğum hayıflanma duygusu hayatımın bundan sonraki dönemi için biraz daha dikkatli olmam gerektiğini gösterdi yeniden. Ama bu sefer artık göz ardı etme lüksümün de git gide azalacağını öngörebiliyorum. Bir şeyleri ertelemek kolay ve rahatlatıcı olabilir ama bunu sürekli yapmak hayatı ölü bir hayata çeviriyor. Bazı şeyleri o zamanki ruh haliyle, o enerjiyle yapmanın tadı daha başka. Ve geçmişe dönülmüyor. 

Murat Tavlı’nın “Yanlış Kişiler Doğru Keşkeler” kitabını okurken çocuk esirgeme kurumunu ziyaret ettiği zamanı anlattığı satırlara geldim. Daha 20li yaşlarımda bunu düşünüp karar vermiş olduğumu hatırladım, ama çekinip, tek gitmeye cesaret edemeyip, çok da dillendiremeyip erteleye erteleye unuttum. Ömür geçiyor ve ben sadece hayal ederek, bir gün yaparım diye erteleyerek mi yaşayacağım?

Şimdi yeni bir ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlayacağım ve ek olarak bu çemberi biraz daha daraltıp bu yıl yapılacaklar şeklinde bazılarını ayıklayacağım. Umarım yaşlılığımda çok pişmanlığım olmadan, sona yaklaşmayı daha huzurlu bir şekilde kucaklayabilirim. 

Listemin şimdilik tek bir maddesi var, daha geniş bir zamanda üzerinde düşünüp maddeleri çoğaltacağım. 

1- Bir çocuk esirgeme kurumunu ziyaret et ve çocuklarla vakit geçir.  

6 Ocak 2024 Cumartesi

Aile yemeği ve Soul animasyonunu tekrar izledim, bir de görücü meselesi


Ameliyat sürecinde yanımda olup, nazımı çekip, daha kolay atlatmamda yardımcı oldukları için aileme teşekkür babında ve işyerinde verilen promosyonun da etkisiyle bir yemek ısmarladım bugün. Bayadır ailece yemeğe çıkmıyorduk, güzel oldu. Hesap tabi bin lirayı geçti ve yediğimiz yer sosyal tesisti yani normale göre daha uygun bir yerdeydik. 

Akşam da hep birlikte Soul filmini izledik. Benim tavsiyem ve ısrarımla tabi :) Ben de ilk defa izliyormuş gibi izledim ve yeni şeyler fark ettim. Gerçekten bu filme bayılıyorum. Ne kadar izlesem de bıkmam sanırım. 

Bu arada birkaç hafta önce annemin bir arkadaşı büyük bir hevesle beni oğluyla tanıştırmak istediğini söylemişti anneme. Annem de bana söyleyince asla istemiyorum dedim ama ısrarlar üzerine bir kere görüşmeyi kabul ettim. Sonra buluştuk ve oğlan hayır dedi. Evlenmeyi pek düşünmüyormuş sırf annesi çok istiyor diye böyle görüşüyormuş. Ben sırf annemler ilk görüşmede hemen hayır deme diye tembihlediği için kesip atmadım ama karşı taraf direk kestirip attı. Ne yalan söyleyim baya ağırıma gitti. Çünkü Allah’ın gücüne gitmesin ama normalde pek bakacağım biri de değildi yani. Annesi daha bugün cesaretini toplayıp sorabilmiş oğluna ve öğrenir öğrenmez de bize geldi, benden ve annemden helallik istedi. Son bir kaç yıldır oğlu evden ayrılmış ve “ben artık oğlumu tanıyamıyorum” dedi. Söyleyecek çok şeyim vardı ama daha fazla üzmek istemedim. Oğlunuzun evlenme niyeti yok boşuna uğraşmayın diyecektim, sonra düşündüm de belli mi olur belki de biriyle tanışır fikri değişir. Bi yorum yapmadım, sorun değil nasip bu işler helal olsun dedim. Zaten benim başta istemediğimi, onlar istedi diye kırmamak için görüştüğümü biliyordu. Karşı tarafın hayır demesi işime geldi, beni suçlayamıyor kimse ve üstümden bi yük kalktı aslında. Sadece reddedilmek koyuyor insana biraz :)) 

2 Ocak 2024 Salı

İş hayatı hayatımızı elimizden almasın

Size bir arkadaş tavsiyesi vereyim mi? İş arkadaşınıza sırrınızı vermeyin, iş arkadaşlarınızla özel hayatınızı paylaşmayın. Adı üstünde onlar iş-arkadaşı. Mecburen aynı ortamda bulunup muhatap olduğunuz kişiler. Bunu unutup da çok samimi dostlar olacağınızı sanmayın. Asla iş arkadaşından dost olmaz demiyorum, olabilir de, ama olsa bile bir yerde bitiyor tecrübeyle sabit. 

Her hafta 5 gün sabahtan akşama kadar gördüğümüz insanlar bunlar, bir yerde tabi yanılabiliyoruz, aileymişiz gibi çok samimiymişiz gibi düşünebiliyoruz. İş ortamı demek dedikodu demek, hakkımızda konuşulmasını istemediğimiz şeyleri açık etmemek gerek. İş ortamı politik bir ortam. Hakkında konuşulmasını istediğin şeyleri bilinçli konuşturabilirsin, çok gizli bir sır gibi söyleyip dedikodu kazanında kaynamasını izlersin. 

Bu yüzden de hayat iş ve evden ibaret olmamalı. Mutlaka başka çevreler de olmalı. İş hayatı, hayatımızın %80-90nını oluşturmamalı. 

——

Bugün iş ortamında bir arkadaş sadece ona söylediğim bir konu hakkında bir şey sordu herkesin içinde. Kısaca cevaplayıp geçiştirdim ama huzursuz oldum. Çok ciddi bir şey değil ama ben her şeyimi herkesle kolayca paylaşan biri değilim, hatta neredeyse hiçbir şeyimi paylaşmam. Özel hayatım bana özel kalmalı. Bir gafletle samimi arkadaş moduna girip evdeki huzursuzluklardan biraz bahsetmiştim. Birilerinin hayatındaki huzursuzluk başka birilerinin iştahını açabiliyor bunu da unutmamak lazım. Bir de ben bunu ona geçen yıl falan söylemiştim. Hafızasından nasıl sileyim şimdi. 

——

Hiç tek başına sinemaya gittiniz mi? Bu ara böyle bir ihtiyaç hasıl oldu nedense bende:) Kendimle başbaşa bir şeyler yapasım var. 

Bugün yoldayken düşündüm de, benim şikayet ettiğim şey “hayattan keyif alamamak”. Peki neden hayattan keyif alamıyorum? Çünkü hayattan keyif alabileceğim şeyler yapmıyorum. Mesela üniversite zamanında nasıldı, hayat nasıldı, ben nasıldım? Hayat yine çok güzel değildi, bir sürü sorun bir sürü sıkıntı vardı. Sağ-sol çatışması vardı, ülkede huzur yoktu, ailelerde huzur yoktu, bir sürü haksızlık vardı. Ama ben mesela aklıma esince çıkıp geziyordum, seminer araştırıp gidip hemen katılıyordum. Anlık yaşıyordum. Bir şeyler yapmaya ihtiyacım olduğunda nasıl bir şey istediğimi düşünüp bu konuda araştırma yapıp hemen harekete geçiyordum. Kadıköy’de yürüyüp insanların arasına mı karışmak istiyorum, çıkıp Kadıköy’e gidiyordum. Deniz havası mı almak istiyorum, vapura binip Eminönü’ne gidip geliyordum. Tarzımı mı değiştirmek istiyorum, farklı bir avm deneyip oradaki mağazaları geziyordum. Hayattan keyif almak böyle bir şey işte aslında, anı yaşamak, anda karar vermek, harekete geçmek. Ötesini berisini düşünmeye kalkarsan oturduğun yerde çakılıp kalıyorsun. 

Sizin hayattan keyif almak için yaptığınız şeyler var mı? En son ne yaptınız? 



(Fotoğraf geçen hafta dolunay gecesi Çamlıca Camisinden)

1 Ocak 2024 Pazartesi

Yeni yıla giriş videosu

Yeni yıla bu videonun güzel enerjisiyle başlayalım. Sabah kahvaltı yaparken izledim, beni çok iyi hissettirdi. 

Olumlu, mutlu enerjilerle dolu günlerimiz olsun. 

Fotoğraf da yeni yılımın ilk kahvaltısı :) 

Video: https://youtu.be/snwH6loVeAw?si=T8OooBx0vc6CmFf4

31 Aralık 2023 Pazar

Hoş geldin 2024

Çok zorlu bir 2023ten sonra şifa gibi bir yıl olsun dilerim. 

Yaralar tamamen kapanmaz belki ama daha katlanır hale getirilebilir ve yaşama devam etmek daha kolaylaşabilir. 

Mutluluk, umut, neşe, sağlık, zenginlik, huzur dolu bir yıl olsun. Her şey hep yolunda gitsin, hep olması gerektiği gibi olsun. Adalet yerini bulsun. Hakeden hakettiğini bulsun, yüreği yananların yüreği ferahlasın. Kızgın kumlardan serin sulara atlayıp tertemiz mavilikte süzülmek gibi geçsin gitsin inşallah.

——

Bu yıl için kendime hedeflerim;

- En az 1 yurt içi şehir gezisi

- 1 yurt dışı gezisi

- 1 konser

- 1 tiyatro

- 1 sinema

- 1 yeni hobi edinmek / kursa gitmek

- En az 3 seminere ya da etkinliğe katılmak

- En az 10 kitap

- En az 5 film

- Sağlıklı ve güzel bir ilişkiye başlamak 

- Düzenli günlük/ajanda tutmak (blog dahil)

- Yeni arkadaşlar edinmek, yeni çevre yapmak

- Herkese her şeyimi anlatmamak

- Dedikoduyu sıfıra indirmek

- Sağlıklı beslenmeye devam etmek

- Sporu hayatıma entegre etmek

- Kilomu 60ın altında tutmak 

- Önceliği kendime vermek

- İş arkadaşlarıyla mesafeyi korumak

- Evin fazla eşyalarını çıkarıp olabildiğince minimalist olmak

- Programlı yaşamak/günleri programlamak 

- Ve tekrar söylüyorum: Önceliği kendine vermek. Kimse için kendinden ödün vermemek. 

15 Kasım 2023 Çarşamba

Pms gazileri bi bakıverseniz

Bugün işyerinin doktoruna sordum magnezyumu. Adet depresyonuna iyi geliyormuş dedim ben de almak istiyorum hangisini alayım diye soracaktım dedim. Eğer tahlillerde düşüklük yoksa vitaminleri kafamıza göre almamalıyız dedi. Vücut neden boş yere depolasın ki dedi. Hak verdim. Mayısta bir tahlil vermiştim magnezyuma da bakmışlardı o sonuca şimdi baktım da magnezyumun normalmiş. Herhalde hala normaldir. 

İnternette biraz daha araştırdım, baya tedavi edilmesi gereken bir durum olabiliyormuş. 4 kadından 3 ü yaşıyormuş. Terapiye gidince ciddi olarak bi sorayım bunu terapistime. Kafein, nikotin, şeker, tuz tüketimini azaltmak gerekiyormuş bu dönemlerde, benim de aksine daha da arttırasım geliyor oysa. Tevekkeli değil dün daha yazıya başlarken -kahveyi azaltmam lazım- diye başlamam. Akşam da pizza yemiştim. Halbuki diyetteyim, bozdum diyeti de. 

Dün akşam ama gerçekten çok karamsardım. Eğer yeme içme ile düzeltilecek bir şeyse iyi, bi denerim belki. Deneme konusunda bile söz veremiyorum kendime, canın deli gibi hamur işi, kızartma, abur cubur, tatlı isterken kendini tutmak ne kadar mümkün?

14 Kasım 2023 Salı

Durum güncellemesi

Ben geç vakitte kahve içmemeliyim. Bundan bu gece bir daha emin oldum. Hele iki gün peşpeşe akşam kahvesi hiç içmemeliyim. Sütlü olup olmaması fark etmiyor, geriyor ve huzursuz hissediyorum. 

Bir tek o değil tabi sebebi. Çok yoğun bir iş günü geçirdim. Biraz sağlıksız beslendim ve tabi menstrüasyon döngüsünde hormonlar… derin bir depresyon hissi. Neden yaşıyoruz soruları. Hayata anlam yüklemekte zorlanma…

Böyle olunca çok canım sıkılıyor. Genelde pozitif biriyken bu kadar negatife batmak bazen korkutuyor. Ya artık hayattan hiç tat alamazsam korkusu basıyor. 

Bayadır buraya yazmamışım. Farketmemiştim. Önceden bir iki ay yazmayınca yıllardır yazmamış gibi hissederdim, şimdi ise aylardır yazmamışım ama sanki daha dün yazmışım gibi. Kendimle çok uğraşmak zorunda kaldım çünkü. Bir çok şeyin üstüste gelmesi artık psikolojimi de zorlamaya başladı. Bir iki aydır terapiye gidiyorum. Son yıllarda hayatımda tutunacak bir şey bulamaz oldum. Hep yıkım, başarısızlık, hayal kırıklığı yaşadım ve bir yerde dengemi sağlayamamaya başladım artık. Hayat gerçekten zormuş, ve yaş ilerledikçe daha da zorlaşıyormuş. İnsan bir yerde çektiklerinin mükâfatını görür sanıyor ama öyle bir şey yok ne yazık ki. Sürekli bir sınav verme hali…

Bilmiyorum ne olacak böyle. 

Hem kendim için çok endişeleniyorum, hem de sevdiklerimi çok fazla düşünüyorum. Terapist açık açık, başkalarını düşünme kendini düşün diyor artık bana. Ama kendim diye birini bulabiliyor muyum? Kendimin varlığını görebiliyor muyum? Kendimi kabul edebiliyor muyum? Seviyor muyum? Belki de sorun budur. Kendi varlığımı hissedememek. 

Bu menstrüasyon dönemlerinde ciddi depresyona giriyorum bazen. İnternette B6 ve magnezyum eksikliğinin buna sebep olabileceği yazıyor. Bir doğruluğu var mıdır acaba bilen var mı? Geçen bi doktora sordum bişey diyemedi. Bi tek onlar sebep olur diyemeyiz bir çok şey olabilir vs bir şeyler genelledi gönderdi beni. Kadın doğuma gidin falan dedi ne alakası var kadın doğumla. Ben psikolojik olarak ne kadar değiştiğimi ve karamsarlaştığımı söylüyorum bunun yüksek ihtimalle bir vitaminle bir kan değeriyle alakası var. Sonra da biz b6 bakmıyoruz dedi. Ben de aldım çantamı çıktım. Valla hiç kimsenin umrunda değiliz ya. Baya yalnızız şu hayatta. Kimse kimsenin umrunda değil. 

Alerjim de yeniden nüksetti. Malum, mevsimsel. Ama hiç sonbaharda olmamıştı, daha çok yeni olduğum için alerji hastalığında… Art de huile nin akar spreyi varmış. Anlaşmalı eczanelerden hazırlattırabiliyormuşuz. Geçen hafta aldım. Her sabah yatağın nevresimlerini çarşafını çıkarıp yastık, yorgan ve döşeğe sıkıp akşama kadar beklettim ve akşamları nevresimleri geçirip yattım. Gerçekten de biraz rahatlatmaya başladı. Hala kaşınıyorum ama günde 1-2 defa hafif kaşıntı oluyor mesela. Deriyi kazımak istercesine bir kaşıntı çok olmuyor artık çok şükür. 7 gün her sabah yaptım, şimdi haftada birkaç kere yapıcam. Şikayetlerim azaldıkça azaltıcam. Böyle giderse 3 ayda bir sadece hatırlatmak için sıkacak hale gelebilirmişim. Hadi inşallah. 

Bende durumlar böyle. 

Hayat devam ediyor. Hala nefes alıyoruz. Bazen çok anlamsız gelse de yaşıyoruz işte. 

Dün instagramdan takip ettiğim bir influencer vefat etti “Ayşenur Parlak”. O da biraz kötü etkiledi beni. Ölümü tekrar hatırladım. Ne tuhaf, bir varız bir yokuz. Ayşenur artık yok. Bir daha geri gelmeyecek. Bir daha sesini duymayacağız, yüzünü görmeyeceğiz… zamanla yokluğuna alışılacak. Hayat çok acımasız. Zaten bir kere ölüyoruz, bari ölen herkese öleceği mesela bir saat önceden bildirilse ve sevdikleriyle vedalaşma imkanı verilse. Ölümün böyle keskin bir şekilde olması acımasızca geliyor… Zaten şu Hatay depremi öyle bir şok etlisi yaptı ki ülkece hepimiz hala o şokun etkisindeyiz bence. Sizde de öyle mi bilmiyorum ama bende bazen içten içe hissettiğim bir anda her şeyi kaybetme korkusu oluştu. Sevdiklerimi, eşyalarımı, her şeyi. Birden dımdızlak ortada kalma korkusu. Offf çok kötüydü çok. Ortak travmamız oldu maalesef. 

Gelmişken yazdıkça yazdım. Yine konudan konuya atladım. 

Geçmişe Yolculuk filmini izliyordum YouTube’dan, az kaldı bitmesine ama o da bi gerdi beni. Belki bırakırım, bitirmem bugün. Papatya çayı yapmıştım, buraya yazınca onu unuttum soğumuştur şimdi. İçeyim de biraz rahatlatır belki, okuduğunuz için teşekkürler. Görüşmek üzere canım blogum ve blogger ailem. 

15 Ağustos 2023 Salı

Ev akarına ve kediye alerji

Dün doktora gidip test yaptırdım. Ev akarları ve kediye alerjim varmış. Sonra doktor sen zor nefes alıyorsun bi de tomografi çektirelim dedi çektirdim. Ama sonucu bir ay sonra gösterebiliyormuşum. Alerji ilacına devam et dedi, tomografi sonucunu da görünce ona göre bi tedavi verecekmiş. 

Zyrtec’e başladım dün gece yine. Eğer yetmezse sabahları da bilaxten’i eklerim. İnşallah gerek kalmaz. 

Cumartesi günü bir arkadaşımın düğünü var şehir dışında. Birkaç arkadaş birlikte gidicez arabayla. Erken gidip gezelim önce dedik, sonra dsi misafirhanesinde kalıcaz bi gece yer ayırttık. Güzel geçer inşallah yolunda olur her şey. Ben daha kıyafet almadım, yarın çıkıp bakıcam inşallah bulurum. 

YouTube’daki international çiftlere sardım bugün. Bi video çıktı karşıma, siyah tenli Amerikalı bir kadın ve Koreli erkek evlenmişler ikiz çocukları var. Çocukların yüzü Koreli gibi çekik gözlü falan ama ten renkleri esmer. Tam bir karışım olmuş. 

Merak eden olursa önerilenlerde karşıma çıkan videonun linki: https://youtu.be/EDUNPuX801M

Bunların dışında, çok sıkıcı geçiyor günlerim. Çok iyi hissedemiyorum. Egzama ile geçen zorlu sıcaklar beni yıprattı sanırım. Toparlanma sürecindeyim hala bence. Ve bu ilaçlarla yaşayacak olma düşüncesi de canımı sıkıyor olabilir biraz. İlacı bırakınca başlıyor yine çünkü. 

Ev akarlarına alerjisi olup nasıl önlemler aldığını paylaşmak isteyen olursa yorumlara beklerim :)

Şimdilik hoşçakalın…

13 Ağustos 2023 Pazar

Alerji ilaçlarını bıraktıktan 10 gün sonra

Uzun zaman oldu buraya bilgisayardan yazı girmeyeli. İnterneti genellikle telefonda ya da tablette kullanıyorum artık. Koca bilgisayarı açmaya üşeniyorum. İş yerinde de durumlar baya karışık olduğu için bilgisayar başına geçip sakince yazı yazmak hayal oldu, boşladım buraları gelemedim bir türlü. Şimdi evdeki laptopu açtım oradan yazıyorum.

İlacı bırakalı bugün 12.gün. Doktor ilacı bıraktıktan en az 10 gün sonra test yaptır dedi daha önce yaptırırsam sonuç tam çıkmazmış ilacın etkisi hala devam ettiği için. Gerçekten de 10.günü tamamlayınca benim kaşıntılar yine ufaktan kendini hissettirmeye başladı. İlaç ile uyuttuğumuz noktalar uyanışa geçti.

Fotoğrafta da kızarıklıklar biraz görünüyor. Hep aynı aşamalarla ilerlediğini fark ettim, önce ense tarafında saç diplerinde kaşıntılar ve sivilce gibi şeyler çıkıyor, aynı zamanda durup dururken gün içinde 2-3 defa hapşırıyorum. Ve gün geçtikçe hem kaşınan alan genişliyor hem de hapşırmalar artıyor. Bu sırada parmaklarımda kaşıntılı kabarcıklar çıkmaya başlıyor, fotoğrafta da çok az belli oluyorlar, daha büyümemiş halleri bunlar. Sonra kasıklar başlıyor ve en zoru en geçmeyeni burası oluyor maalesef. Ayrıca hafif de olsa nefes darlığı da yaşıyorum.

Yarın Süreyyapaşa Devlet Hastanesine gidip alerji testi yaptıracağım, eğer çıkmazsa özele gideceğim daha kapsamlı yaptırmak için. Önümüzdeki haftasonu arkadaşımın düğünü var. Bu hafta izinliyim, çıkıp elbise ayakkabı çanta almam lazım. Düğün için giyecek pek bir şeyim yok çünkü.

Sanırım düğünden önce yine ilaca başlamam gerekecek çünkü kaşıntı yeniden başlıyor gerçekten...

25 Temmuz 2023 Salı

Egzama ve alerji

 Var ya bu sene ne ilkbahardan ne de yazdan bi gram bişey anlamadım. 

Gecen hafta Perşembe günü işyerinden ağlayarak çıktım artık dayanamıyorum diye çünkü kaşıntılarım çok arttı ve iş çok yoğundu kafayı yiyecektim artık. "Ben gidiyorum haftaya da izin alıyorum" dedim işten çıkarırız deseler ona bile eyvallah derdim o kadar gemileri takmıştım artik. Tamam dediler. 

Alerji ilaçlarını neden içmiyorum diye merak ederseniz çünkü içince sadece biraz hafifletiyor ama tam geçirmiyor, bırakınca yine eskiye dönüyorum ve ilaç çok sersemletiyor. Zaten sıcaklar beynimi durduracak hale gelmişken bir de ilacın sersemlik eklenince her şeyi unutup yanlış yapabiliyorum.

İşten çıktığım gibi hemen ido biletlerine bakıp annemlerin yanına gitmeye hazirlandim. Birkaç saat sonra gemideydim. Hava kararmadan hemen denize girdim. Belki iyi gelir umuduyla. Çok iyi gelmese de sanki hafifletti ya da ben öyle olmasını istedim. Eve gidince duş almadım o tuz üzerimde kalırsa belki mikrobu alır diye. Direkt yattım, hemen de uyudum zaten saat daha 8 mi neydi. Ertesi gün sabah 10a kadar uyumuşum. Hem kaşınmak, hem yol hem de deniz yorgunluğu ile hiç uyanmadim gece. Normalde illa ki bir kere gece kasintiyla uyanırım sonra sabaha kadar doğru düzgün uyuyamam.

Sabah uyanınca hemen yine hafif hafif başladı kaşıntılar. Annemin aklına kaplıcaya gitmek geldi. Google'dan baktı kaşıntıya iyi gelir yaziyormus hemen kahvaltıdan sonra hazırlandık en yakın kaplıcaya gitmek üzere yola çıktık. Özellikle o kaynar suyu kullandım ki bakteriler iyice ölsün bitsin bu çile. Eve geldik yine biraz rahatlamış gibiydim ama sonraki gün yine başladı kaşıntılar ve biraz daha yayılmış gibiydi. Yine denize gideyim dedim, o daha iyi gelmişti sanki ve bi seferde olmaz zaten birkaç sefer girmek lazım diye. Bi de teyzemler bize yakın bi yer tuttular tatil için, onlarla takilayim kafam dagilinca gecer belki dedim. Yok, yok, yok. Günün sonunda yine kaşınıyorum. Bu böyle olmayacak sizin de tatilinizi bozuyorum diyip eve döndüm. En azından evde istediğim zaman soğuk duşa girerim ya da hareketsiz yatarım vs.

İstanbul'a eve geldim yine bi kaşıntı krizi tuttu o kadar yol gelince bu sıcakta. Hep kendimi tutmaya çalışıyordum kasimamak için ama bu sefer saldım artık. Alt bacaklarımı komple, kollarımı katır kutur kasidim artık hassasiyet oluştu ama kaşıntı da durdu bir yerde. Sonra korktum bu kaşıntıyı bir kere azdırdım artık iflah olmaz gece de uyutmaz beni diye bir tane zyrtec içip öyle yattım. O gece uyanmadim. Kaşıntısiz geçti gece. Sabah biraz kasiniyordu ben de kasiyordum artık napim kasılmış bir sekilde durup kendimi kasimamak için engellemek çok yorucu. Kasiyip sonra da ya soğuk su ya da buz tutuyorum.

Sonraki gece de zyrtec içtim ama bu sefer 4 saat sonra kasintidan uyandım. Bacaklarım iğne batıyor gibiydi. Soğuk su tuttum, sakinledi. Sabah kahvaltidan sonra özel bir hastanede doktora gittim bi arkadaşın tavsiyesiyle. Bu arada elimdeki kabarciklar da hep var ve daha da dağıldılar tüm parmaklarimda varlar.

Doktor tek tek inceledi. Elime baktı, kistik bişey dedi yabancı kelimeler kullandi. Bcagima baktı egzama dedi. Alerji testime baktı kandan bakılan. Alerji var ama ne olduğu burdakilerde çıkmamış koldan yapılandan lazım dedi. Zyrtec icitigim için şimdi yapılamayacağını ilacı kullanıp bırakıp 10-20 gün sonra yaptirabilecegimi söyledi. Devlette yaptırsam olur mu dedim olur ama devlet 10 kalem karşılıyor biz 30-50 kalem bakıyoruz dedi. Testin adını yazıp verdi devlette yaptırırsam diye.

Çıkışta hastaneye sordum alerji testi fiyatını 2500-3000 dedi. Zaten muayene de 1.250ydi. Hasta olmak bir dert verilen paralar ayrı dert.

Neyse sonuç olumlu olsun çare bulunsun da... Şu an huzurum yok para neyime yani.

Gerçekten psikolojim bozulmaya başladı artık kasindikca ağlıyorum. Bahardan beri kaşınıyorum her gün. İğne oldum onda bile bi hafta sonra yine başladı.

Neyse bu doktor zyrtece gece devam et bir de sabah bilaxten al dedi. Bir tane iğne verdi prednol değil başka. Bir de merhem verdi, internetten araştırdım sedef hastaları kullanıyormuş bu merhemi.

Ay Allah'ım sedefe falan çevirmez inşallah.

Doktor stres tetikliyor dedi toz da tetikler dedi. Ama en başta buna zemin hazırlayan bir alerjim varmış onu bulmamız lazım.

İşyerinde taşınma var başka yere taşınıyoruz ama yeni binada sorunlar çıkıyor vs bi ton stres tabi. İnanır misiniz herkeste birşeyler çıktı. Kiminin göbeğinde kırmızı lekeler kiminin bacağında. Stres, sıcak , işlerin ters gitmesi bissuru şey. Ama benim zaten bu taşınma olayı başlamadan önce de başlamıştı sorunlarım. Hatta seçimlerde görev aldığımda ellerimde kabarciklar vardı elimi gizlemeye çalışıyordum o yüzden.

Bu kaşıntılar da görüntü de geçmedikçe iyice stres oldum artık kısır döngü gibi ben stres oldukça o arttı o arttıkça ben strese girdim. Psikiyatriste gidip sakinleştirici mi istesem diye düşündüm ama geçen sene istediğimde güya çok küçük dozda(10mgydi sanırım) bi sakinleştirici vermiş olsa da 5.gun panik atak gibi bişey oldum anksiyetem tuttu ödüm koptu bir daha da ne ilacı kullandım ne de doktora gittim. 

Neyse şimdi on gün haplara devam, 10 gün sonra bırak 10-20 gün sonra test yaptır dedi. Merhemi bırakmana gerek yok dedi. Yarın da gidip iğneyi yaptıracağım. 

En azından net bişey söyledi, egzama dedi. Diğer doktorlar bakıp bakıp hmm mmm diyip bişey açıklamayıp ilaç verip test isteyip yolluyodu. 

Banyo yaparken çok sıcak su kullanma dedi.

Ya ama benim isyerinde bi kızın da egzaması var sadece stres yapınca cikiyo sonra geçiyor benimki neden hiç geçmiyor ya. Gerçi onun da tam geçmiyor olabilir ama en azından çok ufak ufak çıkıyor. Benim bacaklar kol,el,kasıklar komple. Bi tek sırtımda ve karnımda yok ama orda da çıkmıştı da gecti kendiliğinden. 

Böyle işte. Gizli okuyan düşmanlarım varsa sevinecek belki ama zor günler geçiriyorum(eski sevgililerime söylemiştim ve eski bazı arkadaşlarıma bu blogu). Sağlık çok önemli. Bugün doktor bi teşhis koydu da rahatladım diye biraz güç bulup gelip yazabildim, buraya gelmeye bile gücüm yoktu. Tüm enerjimi sabretmeye ve dayanmaya harcıyorum. Gerçi o teşhis bile tam değil henüz ama en azından en kötü 3bin verip 50 kalemlik testle bulurum diye düşünüyorum sebebini. Tamamen çaresiz hissetmiyorum artık.

Ya bi de bi arkadaş zamanında karşıda(İstanbul Avrupa yakasında) bi hastaneye yonlendirilmis ayrıntılı test için ama sonra gerek kalmamış o yüzden gitmemiş. Ayrıntılı alerji testi yapıyorlarmış. Adını sordum hatirlayamadi, bileniniz var mı?

3 Temmuz 2023 Pazartesi

Son durumlar

Nihayet ataleti üzerimden atıp kalkıp temizlik yaptım. Her yer toz içindeydi. 

Alerjim hala geçmedi. Geçen hafta bayram tatilinde yazlıktaydım, orda da aynı hararetle devam ediyordu ama son bir iki gün hafiflemeye başladı. Geçen sene ve önceki sene de böyle olmuştu sanki. Bu kadar uzun süre bu kadar şiddetli etkilememişti iğne olunca baya azalmıştı ama yine baharda başlayıp temmuz sonuna doğru geçmişti. 

Pazartesi gününe randevu buldum alerji bölümü için. Bu sefer o testi yaptıracağım diye umuyorum. 

Bir de arkadaşım pazartesi günü birlikte detoksa başlamayı teklif etti. Önce yapabilir miyim diye tereddütte kaldım sonra yaparım diyip kabul ettim. Sadece akşam yemeği yemeyip detoks suyu içiyormuşuz ama kahvaltı ve öğle yemeği yiyebiliyoruz. Çok abartmamak kaydıyla tabi. 

Bir YouTube kanalım var, 3 haftadır haftalık vloglar atıyordum özet gibi, ama bugün hiç video çekesim gelmedi, bu haftayı muhtemelen atmayacağım. Belki haftasonunu ya da sadece belli bişeyler yaptığım zamanları çekip atarım. 

Bu arada kaşıntılara sarı kantaron yağı çok iyi geliyor söylemiş miydim bilmiyorum ama yine söylemek istedim. Mucize bişey. 

Ha bir de sevdiğim bir arkadaşımın düğün tarihi belli olmuş 🥹 duygulandım. Ağustos ortası evleniyor ve şehir de değiştirecek. Hem üzülüyorum hem de seviniyorum çok karışık. Özleyeceğim…

Bende durumlar böyle. Sizde ne var ne yok? 😊

9 Haziran 2023 Cuma

Geçmeyen alerji ve iç dökme


Valla bu nedir ya bitmiyor. 

Dün eksik kalan ilacı aldık eczaneden, Narisat ismi, gece başladım. Hiç bir etkisini fark etmedim henüz. Bir günde etki eder yazıyor nette halbuki. Bu ilaçların tek faydası burun akıntımın ve hapşırmamın tamamen durması oldu ama zaten hastaneye gittiğim gün de sadece 2 ya da 3 kere burnumu silme ihtiyacı hissettim ciddi oranda azalmıştı. Hapşırık hiç yoktu ya da eve gelince bir iki kere hapşırdım sanırım. İşyerindeki tozdan uzaklaşmama bağladım ben bu azalmayı.

Bugün odamı biraz temizledim, süpürdüm, kışlıkları çıkarmıştım yıkamak için bir kısmı kalmıştı onları hallettim toz moz bişey kalmasın dedim hapşırık burun akıntısı yok artık ama yine de kaşınıyorum. 

Bahar alerjisi olan arkadaşlarım bahar mevsiminden nefret ettiklerini söylerlerdi de çok anlamazdım. Onlara bir şey demesem de içimden “alerji olunca ilaç içerler geçer zaten bi daha da çıkmaz neden bu kadar büyütüyorlar ki” derdim. En sevdiğim mevsimdi bahar ve alerji olsam bile sevmeye devam edeceğimi sanırdım. Ama siz sevseniz de bahar sizi sevmiyor. Çıkma dışarı diyor, gelme yanıma, eğlenme, gezme, yine mi sen diyor. Karşılıksız sevda olunca da ızdıraba dönüyor.

İşyerindeki arkadaşa sormuştum bu sene benim alerji daha net bir şekilde başlayınca “ya bu meret ilaç içince geçip bitmesi gerekmiyor mu” diye, çünkü hapşırık falan tuttu ilaç içtim geçti sonra yine ufaktan bu sefer kaşıntı başladı benim, sonra da böyle önünü alamaz hale geldim işte. O da demişti ki “yook bitmiyor ilacı bırakıyorsun 2-3 gün sonra yine başlıyor burnumu koparıp atasım geliyor kaşıntıdan” demişti. 

Gerçekten yaşamayana anlamsız gelebiliyor. Abartılıyor gibi gelebiliyor ama değil. Bahar gibi güzel bir mevsimden bile nefret ettirecek raddeye getiren bir şey bu düşünün. Hayat kalitesini aşırı düşürüyor. İşe gidemiyorum, alışverişe çıkamıyorum, yemek yiyesim de gelmiyor tadım tuzum kalmadı neyin alerji yaptığını da bilmiyorum, bahar okey ama ekstra bişey de olabilir kaşıntı kabarma yoktu hiç arkadaşlarda. İki gündür yine parmaklarımda minik kabarcıklar çıkmaya başladı sakin kalmaya çalışıyorum ama cidden yeter da.

Bu ilaçlar niye etki etmiyor ya. Daha geçen hafta üç tane iğne vuruldum neden bitmedi ya. Tam oh dedim söndü kabarcıklar bitti gitti şükür dedim bir hafta sonra sıfırdan başlıyor gibiyim.

Acaba soğuk algınlığı yüzünden mi tetiklendi yeniden bilemiyorum.

Bu arada kan tahlili sonucum çıkmış, enabızdan baktım alerjim var çıkmış. Biliyordum zaten, doktor emin olmak istedi herhalde ya da beni boş yollamak istemedi bari bi kan alalım dedi.

Bayram tatili 9gün olmuş, o bağlanan pazartesi günü hastaneler açık olur mu acaba o güne alsam randevuyu? İşten izin almaya çekiniyorum artık.

Bi de bir hafta önceden ilacı bırakmam lazım yine. Hoş içsem de fayda etmiyor gibi geliyor yarın da bırakasım var.

Ya bu kaşıntılı alerji için ilaç dışında bi çare bilen varsa söylesin lütfen. Duş almak iyi gelir denmişti ama pek bir şey fark etmiyor. Çok stresli olduğumda (ama sakinim sanıyorum o an) acayip artıyor. Kendi kendimi çok iyi yanıltıyormuşum onu fark ettim. Kafaya takmıyorum, düşünmüyorum sanıyorum ama içimde volkanlar patlıyormuş. Mesela seçim akşamı sessiz sedasız geçirdim güya ama yatmadan önce bi kaşıntı krizi tuttu beni komple tüm bacaklarım göbeğim kollarım kıpkırmızı oldu kaşımaktan ve kendimi engellemek de istemedim artık yetti gari diyip Allah ne verdiyse giriştim ben de. Hem seçimde görev almışım yorgunum hem sonuç vs neyse…

Ayrıca bu sene Maraş depremi de psikolojik olarak çok etkiledi, babalatv’nin videosunu hala izlemeye cesaret edemedim mesela çünkü biliyorum başından sonuna kadar salya sümük ağlayacağım. Psikolojik olarak iyi hissetmediğim için düşündüğüm herhangi bir olumsuz senaryoda bile ağlamaya başlıyorum. Ben kendimi çok çok çooook mu sıktım çooook mu baskıladım duygularımı acaba…

YouTube’da Nami adında Japon bir kızın sessiz vloglarına bakıyorum arada bir. Bugün de açtım birini izledim, çok sakinleştirici bir etkisi var videolarının. Tek yaşıyor, neler yaptığını çekiyor, altyazı var sadece. Endişelerden uzak hissettim, uykum geldi huzurlu bir uyku hali…

Benim böyle bi güzel kafamı boşaltmam, düşüncelerden uzaklaşmam, sakin, huzurlu ve anda kalmam lazım. Meditasyon deneyebilirim belki.

Geçen sene yine böyle kaşıntılı alerjim olmuştu da iki gün tatile gidince mucize gibi geçivermişti diye hatırlıyorum ama alerjinin etki süresi geçmiş de olabilir temmuz ortası falandı çünkü galiba. Denk gelmiş de olabilir. Ama yine de o tatile gittiğim gün durmuştu mesela. Bunları düşündükçe İstanbul daha da basıyor beni sanki, dışarıdaki sesler, havadaki toz, kalabalık, kirlilik, üstüme üstüme geliyor her şey. Nasıl yaşıyorum ya ben burda diyorum, neden çekiyorum bunları bu kısa ömrümde. Bir kere geliyorum dünyaya ve doğduğumdan beri buradayım, bunu mu istiyorum gerçekten. Bu kalabalık, bu stres, bu insanlar beni bu kadar boğarken bu kadar sabırlı olmak zorunda kalmak, tahammül etmek, bunlar zor şeyler ve bi şekilde vücut uyarı veriyor işte. Zaten hassas yapıda bir insanım hem ruhen hem fiziken her ne kadar güçlü olduğum söylense de o gücü korumakta zorlanıyorum artık. 

Ha bu arada annem dün kendi yaptığı sarı kantoron yağından verdi biraz kaşınan yerlere süreyim diye ve gerçekten de kaşıntıyı kesiyor. Ama krem geçince kaşıntı yine başlıyor. Yine de şiddetli kaşıntılarda ilk müdahale olarak kullanılabilir bence baya rahatlatıyor. Unutmayayım da yarın çayını demleyip içeyim sarı kantoronun belki içerden de etkiler. Benim içten bi şeyler yapmam lazım çünkü bunun kökü içerde belli ki. Sivilce tedavisinden sonra başladı bunlar hep.

Son olarak da dün müydü evvelsi gün müydü hatırlamıyorum ama günlük yazdım yeniden defter kalem ile. Bir seneye yakın zaman olmuştu yazmayalı. Bana günlük yazmak her zaman çok iyi gelmiştir ama yazdıklarımı görmek istemediğim için bırakmaya çalışıyordum günlük tutmayı. Çok şikayet dilinde yazmamaya çalıştım, olan biteni anlattım sadece. Biraz zihnimi sağaltmış oldum iyi oldu.

Şimdilik gidiyorum, geç oldu. İyi geceler.