Sayfalar

Spiritüel Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spiritüel Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2018 Perşembe

Karşımıza çıkan hayvanların bir anlamı var


Böyle yazınca da ex sevgililerden bahsediyormuşum gibi oldu ama değil :)) Aslında onların da karşımıza çıkmasının bir anlamı var bence, hepsi bize kendimizi tanıyıp geliştirmemiz için gönderiliyorlar. Ama bu yazının konusu onlar değil kürklü, kanatlı, kuyruklu, yüzgeçli vs bildiğimiz hayvanlar.

Tuğçe Işınsu'ya göre bu hayvanların bir anlamı varmış.
Zaman zaman karşıma çok alakasız hayvanlar çıkıyor ve ben de hep bir anlamı olup olmadığını merak ediyordum. Anlamının olması mantıklı geliyor bana.

Mesela geçenlerde yeni biten ilişkime bakarsak, başladığımız gün benim iki muhabbet kuşumu da kafesinde ölü bulmuştum. Biri dişi biri erkekti, belki de mesajı "olmayacak bir şeye başlıyorsun"du.
Tuğçe Işınsu da kitabında "kuş özgürlük ve mesaj demektir ama ölü kuş görmek hayal kırıklığı demektir" demiş.

Bundan önceki ilişkimde ise apartmanda akrep görmüştüm. Ki bizim bahçemiz bile yok, İstanbul'un merkezindeyiz orman falan yok 5.kattayız. Simsiyah yavru bir akrepti, şok olmuştuk. Bence bunun anlamı "acı çekeceksin"di. Gerçekten de, belki de yaşadığım en ağır ayrılıktı.

Tuğçe Işınsu'nun El Vedud kitabını, spritüel konulara meraklı olan ben de aldım. Daha çıkar çıkmaz 60.baskısını yapmasından belli ki, baya kalabalığız. Kitapta rehber hayvanlarla ilgili bir sayfa var. Oradan bir kaç şey eklemek istiyorum. Buna bağlı olarak biz de evrenin verdiği mesajları anlayabiliriz ve ona göre hareket edebiliriz bence.

Geçtiğimiz yaz, işyerine yarasa girmişti. Sabah geldiğimizde tavana yapışmış bir yarasa ile karşılaşmıştık. Buraya da yazmıştım hatta. Her zaman olan sıradan bir şey değil bu sonuçta ve anlamı ne acaba diye baya düşünmüştüm ama bir şey bulamamıştım. Tuğçe Işınsu'ya göre anlamı başarı, risk alma, gizem demekmiş. İşyerine uygun bir anlamı var bence.

Kelebek, denge, güzellik, kısa sürme ; yunus barış, sevgi; at hızlanma, sadakat; örümcek bağlantı, fırsatlar demekmiş. Kaplumbağa yavaşlamak; arı üretkenlik demekmiş. Fazla hayvana değinmemiş kitabında Tuğçe Işınsu, buna göre biz de diğer hayvanları yorumlarız diye düşündü herhalde. Bizim onlara yüklediğimiz anlam da önemli.

Bu hafta işyerine kedi girmişti, hem de girmekle kalmamış bizim 4.kata kadar çıkmış, sabah işe geldiğimizde onunla karşılaştık, işe böyle başladık. Onun da bir anlamı vardır belki de ama ne ola ki acaba? Belki de "senin yerin burası değil" demek istemiştir. Onun yeri orası değildi çünkü ve ben de kendimi oraya ait hissetmiyorum. Kediler nankör bilinirler, çalışanların nankörlüğünü de öngöstermek istemiş olabilir. Neyse yakında anlarız :)

16 Ocak 2018 Salı

Nuray Sayarı Yumurta Ritüeli


Dün blogumun ziyaretçi sayısının birden beklenmedik şekilde artmasının nedenini, uyumadan önce instagram hikayelerine bakarken buldum. Dün meğer ünlü astrolog Nuray Sayarı bir ritüel paylaşmış. (bu arada 1369 ile kapattık dün ziyaretçi sayısını ama hala trafik devam ediyor)
Benim bloguma normalde de google aramalardan gelenler hep Nuray Sayarı'dan Soğan Ritüeli başlıklı konuma geliyorlar.
Dün paylaşmış ritüeli sanırım tvde, o yüzden galiba dün akşam yapmak gerekiyordu, bugün de yapılsa olur mu bilmiyorum. Gece Satürn kavuşumu mu ne varmış, gökyüzü bu konumdayken yapılıyormuş bir tek.

Madem seviliyor bu ritüeller, bunu da paylaşayım istedim.

Şöyle ki:

Bir kaseye çeşme suyundan koyuyorsunuz, avucunuza bir yumurta alıp dileğinizi diliyorsunuz sonra o yumurtayı kasedeki suyun içine kırıyorsunuz.
Sabah kalktığınızda yumurta pişmiş olursa dileğiniz gerçekleşti demekmiş.
Önce bir ton dalga geçtik, sonra çok merak ettim yumurta pişebilir mi öyle bir ihtimal olabilir mi diye, gerçekleşebilecek bir dilek dileyerek denedim. Sabah fotoğrafını çekemedim zaman bulamadığım için ama kasenin dibinde dağılmış olursa negatifmiş, yüzeyde, toplu ve pişmiş gibiyse pozitifmiş. Benimki dağılmamıştı ve neredeyse pişmiş gibiydi. Yüzeye yakındı. Yani dileğim gerçekleşti sayılır demek oluyor bu sanırım.

---

Aslında yapılan ritüeller, bakılan fallar, çekilen tesbihler hep inanca bağlı. Ona ne kadar inandığına ve istediğin şeyi olmuş bilmene bağlı. Hiç şüphe beslemeden, bir şeyi olmuş kabul edersen oluyor. Şimdi ben size, bu yazının altına yorum yazarsanız bugün çok güzel bir şey olacak desem ve siz de yorum yazıp buna tüm kalbinizle inanırsanız, neden olmasın? Enerjinizle o şeyi zaten çekecebilecek gücünüz var elinizde ama bahane gerekiyor bu gücü harekete geçirmek için. Değiştirilemeyen kader dışında her şey özgür iradeyle değiştirilebilir diye düşünüyorum. Ve olmayan şeyler aslında siz olmasını istemediğiniz için olmuyor, içinizde bir yerlerde o çok istediğiniz şeyin aslında olmasını istemeyen bir parça var. O parçayı bulup nedenini anlamanız gerekiyor. Böylece, ya o şey düzelecek ve yol açılacak ya da siz o şeyi istemediğinizi farkedip başka yöne yöneleceksiniz.

28 Temmuz 2017 Cuma

Rezonans Kanunu


Sizinle çok etkilendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Biraz uzun olduğu için hepsini buraya eklemeyeceğim ama verdiğim linki ziyaret etmenizi ve yazıyı okumanızı öneririm.

Demek ki kalbimizle, beynimizle yaydığımızdan çok daha fazla enerji yayıyoruz. Peki bunu bilmek, bizim için neden bu kadar önemli? Çok basit, çünkü bu sayede, bazı dileklerimiz hemen gerçekleşirken, bazılarının gösterdiğimiz tüm çabalara rağmen neden bir türlü tezahür etmediğini anlıyoruz.

İsteğimizin gerçekleşeceğine gerçekten inanmadan olumlama (imgeleme) yaparsak ya da bir şeylerin hayalini kurarsak, sadece beynimiz elektromanyetik dalgalar yayarken, duygularımızın gerçek merkezi olan kalbimiz beş bin kat daha büyük bir kuvvetle, genellikle tereddüt ve korku olan asıl inancımızı dünyaya yayar. Bunun sonucu apaçık ortadadır; hayatımızda sadece kalbimizin derinliklerinde gerçekleşeceğine inandığımız şey gerçekleşecektir.


Yazının tamamı için: https://holyharmony.wordpress.com/2010/09/11/rezonans-kanunu-isteklerin-yonetimi-pierre-franckh/

Not: Lİnkteki Yazı Pierre Franckh - Rezonans Kanunu adlı kitaptan alıntıdır.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Başlangıçları Yeni Ay'a denk getirmek


Bazı zamanlar uyuyamadığımda ayın o gece Dolunay olduğunu öğrenmem ya da çok sıkıntılı bir gün geçiriyorsam sonradan o günün retro olduğunu öğrenmem gibi şeyler, beni ayın hayatımıza etkisinin hafife alınmayacağına inandırdı.

İnternetten araştırmalarımda, bir işe başlarken o işin yeni ayda başlamasının bir tohumun mevsiminde ekilmesi ve filizlenmesi gibi olduğunu okudum. Dolunay ise, çalışmalarınızın meyvesini alabileceğiniz bir gün. Dolunay günleri bir şeylerin açığa çıkmasını da sağlıyor. Kafa karıştıran belirsiz konular Dolunay'da netlik kazanabiyor.

Ayrıca önemli olan bir diğer evre de Yeni ay'dan bir önceki evre. Ayın bu şekline Balzamik Ay deniyor. Bu süre zarfında bir işe başlamamak gerekiyor. Bir çiçeğin çürüme evresi gibi düşünün bu evreyi. Ay tamamen kararmaya doğru son adımını atarken yapılacak girişimlerden çok fazla bir gelişme beklememek gerekir.

Vücudumuzun %70inin su olduğunu da hatırlarsak, uçsuz bucaksız denizlerde ve okyanuslarda gel-gitlere sebep olan Ay, bizim de vücudumuzdaki dengeleri değiştirebilir. Duygusal durumumuzu olumlu/olumsuz etkileyebilir.

Bu bağlamda, kafanızda daha belirgin bir tablo oluşabilmesi için ay içinde Ay'ın evrelerini gösteren bir takvim hazırlamak istedim ama hiç gerek kalmadı çünkü tr.rhythmofnature.net zaten böyle bir takvim hazırlamış.
Her ne kadar bugün Mayıs ayının son günü olsa da, Mayıs ve Haziran aylarına ait gün gün ay görüntülerini ekliyorum.

Faydalanmanız dileğiyle...

https://tr.rhythmofnature.net/ayin-evreleri-takvim




29 Mart 2017 Çarşamba

Nazar, aura ve çakra hakkında


Nazardan korunmak için o kadar çok şey yazıyor ki internette. Dualar, hadisler, tütsüler vs... İnsan, alıntılarla uzadıkça uzamış yazılar içinde nereye bakacağını şaşırıp beziyor.

Kısaca şunu bilmemiz gerekiyor ki, nazar en fazla enerjisi düşük, endişeli, alıngan, mutsuz insanları buluyor. Halk deyişiyle yıldızı düşük olan insanlar, çok zayıf bir auraya sahip oldukları için gelen negatif enerjilere iyi bir kalkan oluşturamıyorlar.

Bunun için doğal taşlardan yardım alabileceğimiz söylenmiş bazı makalelerde. Mesela Ametist. Ne kadar etkili olur bilmiyorum, denemedim. Sürekli topraklanması gerekiyormuş kullanırken. İlgilenenler araştırabilir. Ben normal enerjimizin nazar karşısında nasıl etkili olduğundan bahsedeceğim.

Neşeli ve enerjik insanlar, yaydıkları güzel enerji ile nazar enerjisinden hem kendilerini hem de yanlarında bulunan kişileri korumuş olurlar. Çünkü enerjileri, çevrelerindekilere de yayılacak kadar yüksektir. Auraları güçlü olduğu için, kendilerini koruma altına almıştırlar. Auraları görebilen kişiler, bu insanların bedenini saran auranın daha kalın ve canlı renkte olduğunu söylerler.

Ama yıldızı düşük insanların auralarının daha ince bir halde ve soluk göründüğü söyleniyor.



Auramızı nasıl güçlendiririz?

Auramızın daha sağlıklı olması için çakralarımızı açmamız gerekiyor. Hangi çakramız daha iyi çalışıyorsa, auramızın rengi o renge daha yakın oluyor.

Çakra açma ile ilgili çok bilgim olmadığı için ahkam kesmeyeceğim. Ama hayat kalitemizin yükselmesi, enerjinin içimizde normal bir akışta seyretmesine bağlı. Bu da çakralar ile mümkün. Çakralardan bazıları düzgün çalışmazsa ya da çok fazla çalışırsa bu, içimizdeki enerjinin aksamasına ve akışın bozulmasına neden olur. Hayatımıza da yansır. Sürekli problemler üst üste geliyor dediğimiz şeyler belki de karşılaştığımız bir olay karşısında çalışması bozulan çakradan dolayı doğru enerjiyi içimize alamamaya başlamamızdan olabilir.

Meditasyon, yoga, reiki, bioenerji gibi yöntemler ile çakralarımızı dengeleyebiliriz. Olumlamalar yaparak enerjimizi arttırabiliriz. Mesela, nazarının değdiğini düşündüğümüz kişi ile aynı ortamdaysak üçüncü çakramızın olduğu yere (solar plexus) elimizi koyup derin nefes alarak 'Şu anda bana gelen ve hayrıma olmayan tüm enerjileri kesiyorum ve geri gönderiyorum' diyebiliriz.

Modumuz yüksek, enerjimiz neşemiz yerinde ve her şey her zaman yolunda olsun dileklerimle... :)

7 Ocak 2017 Cumartesi

Nuray Sayarı ritüeli sonucu

Hatırlarsanız Kasım ayının başında Nuray Sayarı'nın bir ritüeline denk gelip uygulamaya karar vermiştim. Okumayanlar için o yayının linki şu >>> Nuray Sayarı'dan soğan ritüeli


Nihayet soğanım filizlenmeyi başarmış. Peki beni mutsuz eden durumlar bitti mi, işe yaradı mı derseniz pek bir fark olduğunu söyleyemeyeceğim, zaten bu kadar zaman geçince tabi ki zamana bırakmak gerektiğini öğreniyorsunuz ister istemez, bir süre sonra artık baştaki kadar canlı kalmıyor hisleriniz.
Yani aslında keramet soğan filizlendirmede falan değil zamana bırakabilmekte. Zaman nasılsa her şeyin ilacı değil mi?


4 Kasım 2016 Cuma

Nuray Sayarı'dan soğan ritüeli



Kısaca anlatayım, zaten kendisi de programın son dakikasına geldikleri için hıpızlıca anlattı.
Bir kurusoğanı sol elimize alıp bize acı veren şeyi söylüyoruz ve iyi sonuçlanması için üç kere niyet ediyoruz. Örneğin, eşi ile problemi olan biri "sana kırıldım ama affediyorum, eğer hayrımıza ise birlikte olmamıza niyet ediyorum" diyebilir. Üç kere niyet ettikten sonra burnumuzdan derin nefes alıp veriyoruz ve soğanımızı, beyaz bir kaba ekiyoruz.

Önemli olan üç nokta :

  1. Kap beyaz olmalı (yoğurt kabı falan olabilir, ben peynir kabına ektim)
  2. Bu işlem akrep burcunun ayında yapılmalı yani 23 Ekim 22 Kasım arası.
  3. Perşembe günü yapılmalı. 


Soğanımız, filizlenip yeşermeye başladığında niyetimiz gerçekleşecekmiş... Bakalım :)