Sayfalar

Astroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Astroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2019 Salı

Türkiye'nin astrolojik haritası - Öner Döşer Röportajı



Tempo Dergisi Röportajı 09.Mayıs.2008

Türkiye için genel bir değerlendirme… Harita yorumu… Nasıl bir ülkeyiz?

Tıpkı insanların olduğu gibi ülkelerin de astrolojik haritaları vardır. Bu haritalar potansiyelleri açısından ve belirli bir zamanda transit yapan gezegenlerin etkilerine bakılarak analiz edilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin astrolojik haritası, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan ettiği an esas alınarak 29 Ekim 1923 saat 20:30 Ankara’ya göre çıkartılır.

Astrolojik haritamızda Güneş Akrep burcundadır. Daha anlaşılır bir ifadesi ile, Türkiye Akrep burcundandır. Sadece Güneş değil, aynı zamanda Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin de Akrep burcunda yerleşmiş olduğunu görürüz. Akrep burcunun gizemli ve derine inme arzusu, bu üç önemli gezegenin buradaki yerleşimi ile fazlasıyla aşikar hale gelmiş olur. Bu yerleşim güç elde etmek için derin bir arzu duymayı, dışarı belli edilmese de, son derece rekabetçi olunduğunu gösterir. Şartları kendi lehimize çevirmek için yeri geldiğinde, tüm şartları zorlamayı, başarıya tüm benliğiyle odaklanmayı ve asılmayı anlatır. Kararlılık ve hedeflerine ulaşma uğrunda, hiç çekinmeden hayatını bile ortaya koyma potansiyelini gösterir. Belli edilmese de, duygusal anlamda çok derin ve kırılgan yapıda olunduğunu; sessiz ve sakin olunmasına rağmen, kızdırılmanın hiç de akıllıca olmayacağını gösterir. Bu yerleşim, kendisine zarar veren kişilerin dersini vermekte usta olunduğunu da anlatır. Bu yerleşim aynı zamanda, cinsellik temasının öne çıkacağını da gösterir. Dünya Astrolojisi’nde 5. ev genç nüfusu gösterir. Akrep burcu da en verimli burçlardan birisidir ve 5. evde yerleşmiş gezegenlerin çoğunluğunun Akrep’te olması, genç bir nesil olduğumuzu ve nüfus yoğunluğumuzu da açıklıyor. Bu yerleşim aynı zamanda spora düşkünlüğümüzü, borsa gibi risk içeren yatırımları ve şans oyunlarını, eğlenceleri çok sevdiğimizi; çocuklarımıza düşkünlüğümüzü, turizm ülkesi olduğumuzu da gösteriyor. Dünya Astrolojisi’nde 5. ev tüm bu konularla alakalıdır ve bu evdeki gezegen yoğunluğumuz, bu konuları belirgin bir şekilde vurguladığımızın açık bir göstergesidir.

Türkiye astrolojik haritasında Yengeç burcu yükselmektedir. Bu burcun en önemli özellikleri eve ve aileye düşkünlüğüdür. Biz de milletçe hem aile kavramımıza hem de anane ve örflerimize çok önem veririz. Yengeç burcunun diğer insanlarla ilgilenme ve onları koruma ihtiyacı duyan, geçmişe çok önem veren, olaylara karşı son derece hassas ve duyarlı, hareketleri ve kararlarına genellikle duyguları yön veren, hatta bazen aşırı hassas, alıngan ve fazla duygusal olma özelliklerini milletçe çok belirgin bir şekilde taşıdığımızı düşünüyorum.

Yükselen burcun yöneticisi olarak ve genel gösterge olarak Ay, astrolojik haritamızda halkımızın durumunu anlatır. Haritamızda Ay kontrol dışı faktörleri ve gizli düşmanlıkları anlatan 12. evde yerleşmekte. Bu yerleşim, milletçe duygularımızı ifade etmekte, diğer ülkelere kendimizi güçlü bir şekilde anlatmakta zorlandığımızı gösteriyor. Ay, genel olarak kadınların göstergesidir. 12. evdeki yerleşimi, kadınlarımızın da görünür olmakta zorlandıklarını, dışa fazla kapalı kaldıklarını göstermekte. Aslında Ay’ın İkizler burcunda oluşu sebebiyle sözlü ifadede güçlü olması beklenir. Fakat, 12. ev gibi gözükmeyen, dışa kapalı bir alanda kalınca, bu sözel yetenekler rahatça açığa çıkamıyor. Diğer taraftan, milletçe dedikoduyu biraz sevdiğimizi de atlamamalıyız tabii.

Astrolojik haritamızın yükselen derecesine çok yakın duran Plüton, kendisinden beklenenin üzerinde bir mücadele gücüne sahip olmayı, dayanıklılığı, imkansız gibi gözüken şeyleri bile başarma potansiyelini, kendini yeniden yapılandırabilme özelliğini gösteriyor. Plüton’un Yengeç burcundaki yerleşimi, söz konusu vatan ve millet olduğunda, ölümü bile göze alabilmeyi, bağımsızlığından asla ödün vermemeyi anlatıyor.

Astrolojik haritamızın yönetim ve yöneticilerle ilişkilendirilen Tepe Noktası’na (MC) çok yakın duran Uranüs bu devletin, bir devrimle ve süregelen yönetimin halkın gücüyle yıkılmasıyla, tüm dünyayı şok edici bir şekilde kurulduğunun işareti durumunda. Öte yandan Uranüs yeni gelişmelere, heyecanlara, teknolojik buluşlara düşkünlüğümüzün de göstergesi. Ancak yönetimleri ve hedeflenen yönü gösteren nokta üzerindeki Uranüs, her an ani yönetim değişikliklerine, beklenmedik olaylara, şok gelişmelere ve gittiği yolda ani değişikliklere maruz kaldığımızın da göstergesi olarak çalışmakta.

Astrolojik haritamızın 4. evinde Terazi burcunda yerleşmiş olan Mars da bir başka dikkat çekici husustur. Dünya Astrolojisi’nde 4. ev genel anlamıyla imar-iskân durumu ve yaşam koşullarıyla ilişkilendirilir. Mahsul ve tarım ürünleri, ziraatçılık, çiftçilerin durumu, bu evden bakılır. Vatanseverlikle, milliyetçi temalarla ilgisi vardır. Siyasette muhalefet partisini veya hükümete karşı çıkanları temsil eder. Kurumsal yapılar ya da fabrikalarla ilgili konuların nasıl gelişeceğine de bu evden bakılır. Bu ev, toplumsal temeli, toplumun derin köklerini ve geleneklerini anlatır. Bu alanda Mars’ın bulunması, muhalefetlerin hükümetle hep çok sert çekişmeler ve sürtüşmeler içerisinde olduğunu, iç huzursuzluklarımızı gösterebileceği gibi, bir deprem ülkesi olduğumuzu da göstermekte. Terazi burcu diplomasiyle, Mars da silahlı kuvvetlerle ilişkilendirilir. Bu yerleşim bazı zamanlarda silahlı kuvvetlerin politik arenaya müdahale etmek durumunda kaldığını da gösteriyor.

Kaynak: http://www.astrosohbet.com/forum/showthread.php?tid=1917

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Sade Sati dönemi


Yaklaşık bir hafta önce şu adresten Hint astrolojisine göre burcumu öğrenmek için başvurdum. Dün mail olarak cevap geldi. Hint astrolojisine göre yani Vedik astrolojiye göre hem ay burcumun hem de yükselen burcumun yay olduğunu öğrendim.

Vedik astrolojisindeki burcumuzun Batı astrolojisindeki burcumuzdan farklı olması çok doğal. Çünkü Batı astrolojisi, burçları mevsimlere göre sıralarken; Hint astrolojisi takım yıldızlarına göre belirler. Bu sebeple batı astrolojisinde zaman zaman "burçların sırası kaydı, bir önceki burca geçtiniz" ya da "yeni bir burç keşfedildi" diye haberler çıkarken, hint astrolojisinde durum hep stabildir.

Bana gönderilen cevap mailinde sade sati döneminde olduğum yazılmış. Kasım 2014'te girmişim ve Nisan 2022'ye kadar sürecekmiş. Sade sati dönemi hayatımızda gecikmeler, kesintiler, kopuşlar yaşatır. Bir nevi kabuk değiştirme ve olgunlaşma dönemidir ama bu hiç de kolay olmaz. Sade Sati Sanskritçe'de 7.5 yıl demekmiş zaten. Yani sade sati dönemine girince yedi buçuk sene boyunca hayatımızda işlerimiz aksar, ters gider, sabrımız zorlanır.

Satürn'ün doğum haritamızda Ay'ın olduğu evin üstünden geçmesiyle bu zorlu sürece gireriz. Elinden cetveli bırakmayan ve tabiri caizse döve döve öğreten bir öğretmen gibi anlatılır burada Satürn.

Kasım 2014 tam da benim işe girdiğim tarihten bir ay sonrası. O yerde barınamayıp bir buçuk sene sonra bir sürü haksızlıkla başka yere sürüldüm. Aynı dönem, erkek arkadaşımla çok şiddetli bir şekilde ayrıldık. Peşi sıra ufak tefek bir sürü aksaklık, işlerin hep ters gitmesi hep son damla oldu. Bir ara terapiye gittim, "bende bir sorun var galiba ama ne olduğunu çözemiyorum, anlayamıyorum" diyerek. Aylarca süren terapilerde psikolog hiçbir sorun bulamamasına rağmen içim rahat etmemişti... Şimdi düşünüyorum da, neler oluyor böyle, neden oluyor bunlar diye bir türlü anlamlandıramayıp artık kafayı sıyıracak gibi hissetmeme sebep olan şey sade sati döneminde oluşummuş...

Vedik astroloji hakkında Türkiye'de ilk ve en kapsamlı (ve galiba tek) kitabı çıkaran Şebnem Ekşib'in sitesinde gezerken ve youtube videolarını izlerken onun dikkatini çeken şey beni de şaşırttı. Ona danışan, soru soran kişiler genelde sade sati döneminde oluyormuş. Çünkü kişi bir değişim istiyor, kurtulup çıkmak istiyor bu dönemden ama tabi öyle kaçıp gitmek mümkün değil. O 7,5 sene öyle ya da böyle geçecek.

Son birkaç haftadır Can Aydoğmuş ile başlayan astroloji merakım son hafta vedik astrolojisine yöneldi. Can Aydoğmuş'un vedik astrolojisi ile çalıştığını duyunca araştırıp buldum vedik'in ne olduğunu aslında. Sonra Şebnem Ekşib'in sitesi ve videolarına denk geldim. Hatta iki kitabını da aldım n11'den. "Vedik Astroloji" ve "Daşalar" kitaplarını. Bütçem müsait olsa danışmanlık da almak istiyorum ama çok da zorlamak istemiyorum kendimi, özellikle de 'sade sati'deyken riskli davranışlar yapmak istemiyorum. O yüzden kitapları alıp önce kendim uğraşmak istedim. Bilgisayara programı da kurdum ama adam akıllı bakmak için daha fırsat bulamadım.

Yani sonuç olarak bir geçiş dönemindeyim. Dualarınızı beklerim.

24 Ekim 2018 Çarşamba

Yükselen burç hesaplama


Tam doğum saatinizi bilmiyorsanız ama yükselen burcunuzu merak ediyorsanız bu yazı size faydalı olabilir. Kendimden yola çıkarak baktım, gerçekten uyuyor.
Ben akşam ezanından sonra doğmuşum, burcum yengeç. Aşağıdaki açıklamada da yazdığı gibi tam karşıt burcum Oğlak benim yükselenim.
Kardeşlerimin ikisi de sabah doğdu, ikisinin de yükselen burçları kendi burçları ile aynı.

Yazının devamı şu adresten alıntıdır.
Bir diğer şekilde yükselen burcu bulmak için, sadece pratik zekanızı ve bilgileriniz kullanmanız yeterli olur. Bunun için burçların sırasını, doğum tarihinizdeki güneşin doğuş ve batış zamanlarını bilmek gerekli...

Eğer; sabah güneş doğmadan evvel, gecenin sonuna doğru doğmuşsanız yükselen burcunuz iç burcunuzla aynı burç olacaktır. Güneşten bir, iki saat sonra doğmuşsanız iç burcunuzdan bir sonraki burç yükselen burcunuzdur.

Daha özet anlatımla; sabah ezanı, güneşin doğuşu ve onu takip eden belli bir süre içinde doğmuşsanız, yükselen burç iç burçla aynı veya bir evvelindeki veya bir sonrasındaki burç olacaktır..

Akşam ezanına doğru, akşam ezanı ve onu takip eden belli bir zamanda olan doğumlarda, iç burcun 180 derece karşısına gelen burç, bir öncesi veya bir sonrasındaki burç yükselen burç olacaktır.

Gece yarısındaki doğumlarda ise yükselen burç, iç burçtan 3 veya 4 önceki burç olur. Bu durumda güneş ayak ucuna yakın bir yerlerde olacaktır.

Güneşin, doğum zamanına göre haritada bulunduğu yerleri şu şekilde de özetleyebiliriz.

Öğlen zamanı; haritanın tepe noktasında,

Şafak vakti; 1. evde

Gece yarısı; ayak ucu noktasında

Grup vakti, Alçalan burçda bulunur. Diğer vakitlerdeki doğumlar için bunlara kıyasla hesaplama yapmak mümkündür.

Burçların sıralanışı saatin tersi istikametindedir. Bu husus unutulmamalıdır.

Bu bölümde verilen örnekler çok pratik ve kabaca tahmin yöntemleridir. Burçlara ait bilgiler ışığında, bulduğunuz burcu incelemeli ve kişide mevcut özelliklerle karşılaştırmalısınız. Aksi halde çok sağlıksız bir tahmin yaplımış olur...

13 Kasım 2016 Pazar

14 Kasım dolunayı


21.yüzyılın en yakın dolunayına 14 Kasım 2016'da şahitlik edeceğimizi söylüyor NASA.

Bu akşam eve dönerken ay dikkatimi çekti, kocaman ve çok parlak...

Biraz araştırdım. Ay bu kadar yakınken etkileri de daha fazla oluyormuş tabi.

İçimizde biriktirdiğimiz enerjiler, dolunayın etkisi ile patlayabilirmiş. Ayrılıklar, kopmalar, karmaşık duygular yaşanabilirmiş.

Romalı bilim adamları, dolunay geceleri ortaya çıkan nemin beyinde rutubet yaptığına inanıyorlarmış. Kurtadam hikayesi bundan yola çıkarak üretilmiş olabilir.

Dolunay insan üzerinde etki oluşturduğu gibi, genel olarak dünya üzerinde de gelgitler oluşturabilir, depremleri tetikleyebilir.

Med cezir olaylarına yol açtığı gibi, insanların vücudundaki sıvı dengesini bozabilir, beynin işleyişini aksatabilir.

Kadınlar daha çok etkileniyorlar, çok duygusal oluyorlar.

İntihara meyil artabilir. Ani kararlar verilebilir ve nasıl bu noktaya geldiğimizi anlamayabiliriz.

Dolunay geceleri (özellikle bu yıl 14 Kasım'da yani yarın) bu risklerin bilincinde olmak etkileri bir nebze hafifletebilir.

Kız kardeşimin bu akşam çektiği fotoğraf