Sayfalar

Okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2024 Salı

2024 kitapları

Bu sene ilk olarak film izleyerek başladım, her hafta birkaç film izliyordum. Sonra dizilere kaydım biraz ve kitap olarak devam ettim. Arada dizilerden devam ediyorum, kitap okumayı ise ara vermeden sürdürmeye çalışıyorum. Öyle ki biri bitince hemen diğerine başlıyorum artık aynı gün. İşyerindeki arkadaşlar da böyle, hep birlikte kendiliğinden bi okuma kulübü kurmuş gibiyiz. Oturup konuşma fırsatımız olmadı gerçi ama bi kitabı biri okuyor çok güzel diyip tavsiye ediyor ve elden ele dolaşıyor kitap :)) Lafı açıldığında fikrimizi söylüyoruz. Hızla okuyunca not alamadım kitapları, çok paylaşmadım da. Unutmadan buraya listeleyeyim bari dedim. Sene başından şimdiye kadar okuduklarım: 

- Yanlış kişiler doğru keşkeler (Murat Tavlı)

- Kuru kız (Ayfer Tunç)

- Behice’nin yarım kalan işleri (Sinem Sal)

- Söyleme bilmesinler (Şermin Yaşar)

- Pazartesi mektupları (Ege Soley)

- Suzan defter (Ayfer Tunç) (okuyorum)

11 Eylül 2022 Pazar

"Acımak" - Reşat Nuri & "Uysal Kız" - Dostoyevski


Acımak

Çok farklı bir yerden başlayan ve beklenmeyecek bir şekle dönüp biten kısa bir kitap. Bitirdiğimde kendimi tutamayıp ağladım, ki pek yaptığım bir şey değildir kitaplardan sonra ağlamak. Çok acıklı geldi sonu, baş karakterin ne hissettiğini çok iyi anladım. Etkileyiciydi. Beğendim.

Uysal Kız

Dostoyevski'nin bir gazete haberinden yola çıkarak yazdığı fantastik öykü. Blogumu eskiden beri takip edenler bilir, bir ara senaryo yazarlığı kursuna gitmiştim. Orda da ödev olarak gazete haberi seçip ordan bir hikaye uydurmamız isteniyordu. Bunu yapıp kitap haline getirmiş Dostoyevski. Güzel olmuş, hemen okunup bitiyor. Kıymet bilmeyen kibirli bir adamla uysal bir kızın öyküsü...

17 Ekim 2019 Perşembe

Bunun böyle olmaması lazımdı


Twitter’da Ata Sözütok’un ev arkadaşıyla alakalı attığı twitleri ve fotoğrafları keyifle takip ederdim. Belki siz de denk gelmişsinizdir. Mesela, bir hafta kahvaltı hazırlaması karşılığında kızın saçını boyamıştı birinde.

Güzeldi, eğlenceliydi. Sonra bitti paylaşımlar. Şimdi kitap çıkarmış, tam da bu ev arkadaşıyla olan bitenleri anlatmış. Güzel. Bir edebi değeri yok tabi. Vakit geçirmelik bir kitap. Roman desen değil, twitleri toplamış desen o da değil. Biraz karışık geldi bana. Parça pinçik bir şey olmuş. Ama keyifli yine de, kötü diyemem. Sadece, okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Kahvenin yanına kafa yormayacak türden bir kitap arıyorsanız tam size göre. Pucca’nın kitapları gibi biraz ama Pucca daha detaylı ve uzun yazıyor.

4 Ekim 2019 Cuma

Deli Anne'den İnce Hayat - Mümine Yıldız


Okuyanın hayata bakışını bir nebze daha netleştirebilecek, düşünceler üzerine yazılmış bir kitap. Deli anne yaşadığı her olayda tefekkür ediyor, farklı bir pencereden bakmaya çalışıyor ve biz de kendimize pay çıkarıyoruz.

Biraz günlük tarzında gibi ama tam öyle değil.
Daha çok, hayatta karşılaştığı bazı durumlardan ders çıkarmayı ve böylece bu durumları lehine çevirmeyi anlatıyor. Günlük yaşadığı olayları konu konu işlemiş. Kendi hayatımıza dönüp, kendimizce yorum yapmamız için bizi yönlendirebilir.

3 Ekim 2019 Perşembe

Kedi Kafası - Neil Somerville



Kedilerden alabileceğimiz dersler anlatılmış, eğlenceli bir kitap...

Sayfalar çok dolu olmadığı için hızla okunuyor.
Sol tarafta bir özlü söz ve sağ tarafta da ona bağlı kısa açıklamalar var. Kedilerin neden öyle davrandığı ve insanların da böyle davranarak hayatını nasıl kolaylaştıracağı yazılmış.

Günlük hayatta, ikili ilişkilerde nasıl davranmamız gerektiği, kendimize karşı nasıl olmamız gerektiği öncelik biz olarak, kediler üzerinden örneklerle gösterilmiş.

Okuyup bitirmem bir saat sürmedi, keyifli ve bir o kadar da düşündürücü. Kedi sahibi olsun olmasın herkesin okumasını tavsiye ederim.

Kedi Bakımı - Steve Duno


Bu kitap da "Kedi sahibinin el kitabı" gibi biraz veterinerlik ders kitabına benzeyen bir kitap. Sadece daha detaylı.
Hastalıklar, gelişim, bakım vs her şey var.
Kedi sahiplerinin işine yarayacak bilgiler var.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Kedi sahibinin el kitabı - Dr. Bruce Fogle


Bir arkadaştan ödünç alıp okuduğum bu kitap bana kedim ile alakalı çok şey öğretti.

Kediler hakkında neredeyse sıfır bilgiyleyken bir kedi sahibi olmak beni çok zorladığı için devamlı öğrenme halindeyim. Bu kitapta kediler hakkında merak edebileceğiniz her şey var neredeyse. Irklarına göre kediler, tüylerine göre, cinsiyetine göre vs...
En konuşkan kediler Siyam kedileriymiş mesela, en sessizleri de İran kedileri.

Kedilerin kızgınlık dönemleri, hamilelik, doğum, yeni doğan kedilere bakım her şeyden bahsedilmiş. Göz, kulak, sinir sistemi hakkında da bilgiler var. Bazı yerler çok bilimsel olduğu için atladım. Açıkçası ben daha çok işime yarayacak kısımlara yoğunlaşarak okuyup bitirdim.
Kedi sahiplerinin kütüphanesinde bulunmasında fayda olacak güzel bir kitap. Ya da benim gibi ödünç alıp, lazım olabilecek yerlerin fotoğrafını çekebilirsiniz çünkü bildiğim kadarıyla şu an satışı yok...

16 Eylül 2019 Pazartesi

E-kitap: Benim deli anneliğim


Deli Anne blogunun sahibesi Mümine'nin yazdığı Benim Deli Anneliğim isimli 62 sayfalık elektronik kitabı, iş yerimdeki boş vakitlerimde okuyarak bitirdim. Çok keyif aldım. Mümine Yıldız annelik üzerinde yazmış ama hayattaki her konuya çekilebilecek noktalar var içinde. Kendisini yetersiz hissetme duygusu, çevreden gelen duygusal baskılar, ne kadar güçlü olduğunu fark etme çok güzel aktarılmış.

Okumak isterseniz tıklayın: http://deli-anne.com/?page_id=31420

31 Mart 2019 Pazar

Kitap: Otuzların Kadını


Otuzlarında bir kadın olmam hasebiyle tabi ki öncelikli olarak beni çeken şey kitabın adı oldu: Otuzların kadını.
Sonra yazarı dikkatimi çekti: Tomris Uyar.
Hiç okumamıştım bu yazarı. Dikkatimi çeken bir kitabına denk gelmem belki de işaretti onu okumam için. Bir de dört şairin aşık olduğu bu kadını merak diyordum, nasıl şeyler yazıyordu ve nasıl anlatıyordu mesela.

Tomris Uyar’ın okuduğum ilk kitabı bu oldu.
Doğrusu kitap bitene kadar ne okuduğumu anlamadım. Bittiğinde de çok anladım sayılmaz. Yarısına gelince arka kapağını okumak aklıma geldi, hafif bir aydınlanma yaşadımsa da sonuç olarak kitap bana pek uymadı.

Tomris Uyar kitaplarında hep üstü kapalı anlatımlar yaparmış, hatta bu kitabı diğer kitaplarına göre daha açıkmış. O yüzden herkes okuyup sevemezmiş. Herkese hitap etmezmiş yani.

Otuzların kadınında sekiz ayrı hikaye ve her hikayede bir otuzlu kadın var. Bu kadınların öykülerinde ise Tomris Uyar ile bazı benzerlikler var.

Çok fazla isim geçmiyor. Genelde hikayedeki kadına Otuzların kadını diye hitap ediyor. Otuzların kadını şöyle yaptı, otuzların kadını böyle dedi gibi... diğer karakterler de otuzların kadınının kocası ya da kızıl saçlı kadın vs şeklinde.
Güzel kitap ama bana ağır geldi sanırım. Hiç okumadığım farklı bir tarzı var. Alışamadım.

Neden dört şairin birden Tomris Uyar’a aşık olduğunu da anladım, çünkü fazla gizemli bir kadın. Kitaplarındaki anlatımı bile üstü kapalı; açık ve net değil. Erkeklerde onu keşfetme isteği uyandırmış olmalı. Üstelik ulaşılmaza sevdalanmaya ve acı çekmeye can atıp bundan beslenerek şiirler ve öyküler üreten sanatçılar için tam aşık olunacak kadın tipi Tomris Uyar olsa gerek.

13 Mart 2019 Çarşamba

Kitap: Altıncı Koğuş



Dışarıdan bakıp beylik laflar etmek kolaydır, bir de işin içine girip de dediklerini uygula bakalım... Bu kitabın bende oluşturduğu düşünce bu oldu. Ben de kendimi o koğuşa kapatılmış gibi hissettim. İç sıkıntım arttıkça arttı, farkındalığım ile birlikte...

68 sayfalık, incecik bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.

11 Mart 2019 Pazartesi

Kitap: Ben Bir Gürgen Dalıyım


Kızkardeşime hediye gelen bir kitaptı, kendisi bitirir bitirmez bana getirdi mutlaka okumalısın diyerek.
Dün bir çırpıda okudum ve bitirdim. Masal tadında, çok güzel bir kitap.
Bir gürgen ağacının dilinden anlatılıyor her şey. Bir gürgen ağacının gözünden insanlığı gösteriyor. Ağaçların, bitkilerin ne yaparlarsa yapsınlar seslerini insanlara duyuramadığı ve her şeyin insanda başlayıp insanda bittiği bir öykü... Akıcı ve etkileyici.

Kitap: Elia ile yolculuk


Okuyalı baya oldu ama buraya yazmak bir türlü nasip olmadı.

Kitabın içine giremedim bir türlü, yarısına kadar zor okudum. Normalde Livaneli severim ama bu kitap zorladı beni nedense. Fazla isim olması kafamı karıştırdı. Yarısından sonra biraz daha akıcı gelse de bazı yerleri anlayamayarak devam ettim. Çok içine girerek okuduğum bir kitap olmadı. Kötü diyemem, yine de güzel ama daha güzel kitaplarını okumuştum.

17 Ocak 2019 Perşembe

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak


Tarık Tufan'ın kitaplarını seviyorum, dili akıcı, bitirmeden bırakamıyorum.
Zülfü Livaneli'ninkiler gibi.
Bu kitabın roman olmasını tercih ederdim ama kısa denemelerden oluşmuş. Yine de sıkmadı, beğendim.
Böylece 2019'un 4. kitabı da bitmiş oldu. Sırada Elia ile Yolculuk var nasipse :) Livaneli tabi ki.

15 Ocak 2019 Salı

Sevgi Bağı - Sıradışı bir kedi hikayesi


Eve kedi almak istiyorum diyince "al önce bu kitabı oku sonra karar ver" diyen iş arkadaşım, ben kitabı okuyup kediden vazgeçince şimdi de beni eve kedi almam için teşvik etmeye çalışıyor :))

Neden vazgeçtim, çünkü sorumluluğu çoook fazla.

Yarısına kadar kitabı her okuduğumda içimde çok büyük bir heyecan oluşuyordu "hemen bir kedi sahiplenmeliyim" diye, fotoğrafta da yazdığım gibi. Ama kapattığımda bu his geçiyordu. Yarısı bitti, sonlara doğru kedi alma hevesim gitgide azalarak bitti. İkiz kulelerin patlama anı ve kedilerine ulaşamayışı beni oturduğum yerde bile o kadar zorladı ki ne işim var dertsiz başıma dert alacağım dedim ve vazgeçtim.
Ama kitap çok güzel.
Bana veren arkadaş, çevirisini çok beğenmediğini söyledi ama beni rahatsız eden bir şey olmadı.
Yazarın bazı yerlerde kedilerin dilinden ne demek istediklerini yazması çok komikti:)
Kitabın konusu kabaca, yeni doğmuş siyah bir yavru kedinin gözlerini kaybetmesi, kimsenin onu sahiplenmek istemeyişi ve en son Gwen Cooper'a söylediklerinde Gwen'in aslında çok hevesli olmadan görmeye gidip bir anda almaya karar vermesiyle başlıyor ve birlikte geçirdikleri günler anlatılıyor. Halihazırda iki kedisi var, bu yeni kedi Homeros ile üç oluyorlar. Ama bu kedi gözleri olmamasına rağmen oldukça hiperaktif ve becerikli bir kedi.

11 Ocak 2019 Cuma

Mücella



Başta biraz sıkıldım, biter mi bu kitap böyle dedim çünkü upuzun cümleler bitmeyen betimlemeler kitaba yoğunlaşmamı zorlaştırıyordu. Ne zaman ki nihayet duvarı, kapıyı, halıyı tasvir etmeyi bırakıp olaylara geçti sayfalar da akıp gitti. Çok beğendim. Mücella isimli karakterin çocukluktan yaşlılığa kadarki hayatı anlatılmış, sakin, akıcı, tam da kış aylarında kahveyi alıp battaniyeye sarılıp okunabilecek bir kitap.
Kapağında neden dikiş makinesi olduğunu da söyleyeyim, ben terzi olan ya da dikiş yapmayı çok seven bir karakter bekliyordum ama aslında bu baba mesleğiymiş ve soyadı kanunu gelince de soyadlarını Terzi seçmişler. O yüzden çok fazla olmasa da biraz alakası var kitap ile kapağın.

31 Aralık 2018 Pazartesi

İki film bir kitap


Bu hafta sonu evdeki saksılarla ilgilendim, dikiş makinemle etek dikmeye çalıştım(bitmedi), film izledim ve kitap okudum.

Bu yaz Datça'da çöpten bulduğum, İstanbul'a gelene kadar tatil ve yol boyunca pet şişede taşıdığım kaktüs parçasının kök vermiş olduğunu gördüğümdeki sevincimi görmeniz lazımdı :) Yukarıdaki fotoğraf.

Gözle görülür bir büyüme olmadığı için -en azından uzun bir süre- kök vermeyeceğini ve bıraktığım gibi durduğunu düşünüyordum, saksısını değiştirmek için topraktan söktüğümde gözlerime inanamadım. Belki de büyüme vardı ama uzunlamasına düz bir şekilde büyüdüğü için ben fark etmemiş de olabilirim. Önceki telefonumdan Datça'dan aldığımdaki fotoğrafını bulursam öncesi-sonrası yapmak istiyorum.



Momo kitabına ba-yıl-dım. Herkese tavsiye ederim. 7'den 70'e herkese hitap edebilecek bir kitap. Bitirdiğim gibi orta sona giden kardeşime verdim, o da zaten bitirmemi bekliyordu.


Arkadaşım Tuğba'nın tavsiye ettiği yarım saatlik bir animasyon olan Angela'nın Noel'ini izledim. Çok sevimli bir filmdi, biraz da duygusaldı. Dramlık bir şey yoktu ama yine de ağladım, bir yandan da kendime saçmalama animasyon filmde ağlanır mı diyordum ama içime dokundu nedense. Neyse ki bende sorun yokmuş, Tuğba da ağlamış :))


Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izlediğim yazıya bu filmi de izlememi tavsiye eden bir yorum gelmişti. Güzeldi ama ağlamadım :D
Ben ne ara filmleri dökülen gözyaşı miktarına göre ayarlar oldum acaba ya.
Kadın ana karakteri yani Hümeyra'yı beğenmemiş kimse, çirkin falan demişler ama bence değil. Sadece o rol için fazla hanımefendi bir duruşu var. Çok oturtamadım o karaktere. Kadir inanır tabi ki yine çok iyiydi. O yüzden puanım 7. :P

Bunların dışında birkaç gündür YouTube'dan Canan Karatay ve Ümit Aktaş'ın konuk olduğu CNNTürk Gündem özel programını izliyorum, 3 Aralık 2016 tarihli. 4 buçuk saatlik bir video olduğu için günlere yaydım, hala bitmedi ama çok güzel. Tavsiye ederim, farkındalığı çok arttırıyor.

Bir de bugün aliexpressten aldığım geyik desenli zarflarım geldi :)
Videodan ekran görüntüsü aldığım için biraz bulanık.
Aldığım adres de şurası: https://tr.aliexpress.com/item/10-PCS-Deer-Paper-Envelope-4-Designs-Cute-Mini-Envelopes-Vintage-European-Style-for-Card-Scrapbooking/32815713572.html?spm=a2g0s.9042311.0.0.6d154c4dQUL7rB
10lu paketler :)

Ha bir de, avokadonun saksısını da nihayet değiştirdim :)

24 Aralık 2018 Pazartesi

Ahmet Ümit - Beyoğlu Rapsodisi


Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabıydı.

1000kitap'tan baktım da 47 günde okumuşum. Bu kadar uzun sürmüş olmasına şaşırdım Uzadığının farkındaydım ama bu kadar beklemiyordum. Ya yanlış zamana denk geldi ya da ben Ahmet Ümit'in dilini kolay sindiremedim. Konsantre olup okumakta zorlandım, ama dediğim gibi bu benden mi yoksa kitaptan mı kaynaklandı onu çözemedim.

Kitap bittiğinde hissettiğim şey kırgınlık ve sinir oldu. Bitirip kapağı kapattığımda, kitap boyunca aldatılmış gibi hissettim. Çok büyük bir ters köşe yaptı. Bu kadar sinirlenmiş olmam kitabın başarısının da göstergesi sayılabilir. Öyle ki bir daha Ahmet Ümit okumayacağım diye bile düşündüm.
Kitaplarını peşpeşe okumayı hâlâ düşünmüyorum, araya mutlaka başka yazarlar eklemeliyim. Bir süre geçtikten sonra tarzını özlediğimde tekrar okuyabilirim.

Ahmet Ümit, sana hâlâ birazcık sinirliyim ama hakkını yemeyeyim iyi yazmışsın :))

Bu arada kitapyurdu'nda Ahmet Ümit'in kitapları hep Satışı yok olarak görünüyor, nedenini bilen var mı?

7 Kasım 2018 Çarşamba

Son birkaç gündür ben



  • Cuma günü sinema sezonunu açtım, Müslüm filmine gittim. Çok güzeldi...


  • Cumartesi günü senaryo kursu hocasının ödev verdiği Bülbülü Öldürmek filmini izledim. Siyah beyaz bir film olduğu için sıkılacağımı düşünmüştüm ama beğendim.


  • Cumartesi günü Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabını okudum. Çok güzeldi. Şaşırtıcıydı.
  • Yine cumartesi günü çocukken çatlayan ve kanal yaptırdığım dişim için istenen 3 boyutlu röntgeni doktoruma gösterdim ve kökte gerçekten de kırık olduğunu öğrendim. Hatta dişimde ince ince kırıklar olduğunu, dişimin nasıl yerinde kalabildiğine şaşmak gerektiğini de... Tekrar bir kanal (daha derine) yapıldı ve takip edileceği söylendi. Şubat'ta kontrole gideceğim, rahatsızlık yaşarsam ameliyat olabilirim...


  • Pazar günü Ahmet Ümit'in Beyoğlu Rapsodisi kitabına başladım. Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı olacak.


  • Geçen hafta başladığım Breaking Bad dizisinin ilk sezonunu dün akşam bitirdim, 2.sezona başladım. 1. Sezonun ilk iki bölümünü çok beğenmemiştim, gittikçe güzelleşti. Walter baya gözüme girmeye başladı cesaretinden ve bilgisinden dolayı. 
  • Senaryo yazarlığı kursunu hastalık(grip) yüzünden ödevleri yapamayınca savsakladım ve derslerden biraz koptum.
Bu kadar...

1 Haziran 2018 Cuma

Mayıs ayı kitapları


En son dün, Ahmet Şerif İzgören'in kitabını okurken bunu da bitireyim de mayıs ayına iki kitap bitmiş olsun bari diyordum. Bugün 1000kitap'ta bu ay okuduğum kitaplara bakınca şok geçirdim. Ben meğer 5 kitap bitirmişim bu ay.

Rezonans kanunu, Nisan sonundan sarkan bir kitap ama sonuçta o da bu ay bittiği için Mayıs kitapları arasında.

Ekran görüntüsünü, 1000kitaptan aldım. Puanlamalarımı da görüyorsunuz. Tek tek yorum yapmam gerekirse:

Rezonans Kanunu: Bir defa yetmez bir kaç defa okunmalı. Kitabı yere düşürüp nerede kaldığımı bulamayıp geriden okumaya başladığımda bunu daha iyi fark ettim. Bir kaç cümle tanıdık geldi sadece, gerisi ilk defa okuyorum gibiydi ve daha güçlü etkiledi beni.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku: Kızkardeşimin kitabıydı, bir saatliğine ödünç alıp okudum. İnce olduğu için hemen bitti. Değişik geldi bana, bittikten sonra ben ne okudum şimdi? dedim, iyi ya da kötü diyemiyorum, yorum yapamıyorum bu kitaba. Filmi de varmış.

Ateş Yakmak: Aslında bir günde bitecek kısalıkta bir kitap ama tek bir hikaye beklerken üç ayrı hikayeden oluştuğunu görünce hayal kırıklığı yaşadım. Ateş yakmak, ilk hikayenin başlığı sadece. Birinci ve ikinci hikaye iyiydi. Üçüncü hikaye sıkıcı geldi. Belki de ara vererek okuduğum için yüzeysel geçtim üçüncü hikayeyi. Jack London'ın genel tarzı, entrikasiz düz giden konular sanırım. İşin sonu en genel olarak nereye varabilir gibiyse oraya varıyor, bir sürpriz yok. Karakterlerin çaresizliğini işliyor genelde.

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı: Yazım hataları, noktalama hataları ve düşük cümleler yüzünden çok akıcı gitmedi, çabuk ilerleyemedim. Bazı cümleleri anlamak için çok defa tekrar okudum ama hâlâ ne demek istediğini çözemedim. En sonunda, anlaşılır gelmeyen cümleleri üstünkörü geçerek okuyup bitirdim. Çeviri ve yazım hataları dışındaki kısım etkileyiciydi. Normal kişisel gelişim kitaplarının dışına çıkmış biraz. Istırap kaçınılmaz, başarısızlık aslında başarıdır gibi pembe gözlükleri çıkarıp gerçekçi bir şekilde bu hayatı yaşamayı anlatıyor.

Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır: Bir çok kişisel gelişim kitapları okuyan biri için basit kaçabilecek bir kitap. Kitabın yarısından fazlasında anlatılan olaylar, örnekler, önceden okuduğum/duyduğum şeylerdi. O yüzden çok sıkıldım. Nasılsa yazı puntosu büyük, bazı yerlerde resimler var çabuk biter diye yani aslında okumuş olmak için okudum. Bu kitabı görüyordum ama ilgimi çekmiyordu, almayı hiç düşünmemiştim. Sonra, aynı günde iki defa okuyanlar, en kötü anında okuyup morali düzelenler vs olduğunu görünce çok merak edip aldım. Galiba fazla beklentiye girdim. Beklentimi karşılamadı. Ama ilk defa bir kişisel gelişim kitabı okuyacaklar için tavsiye edebilirim.

9 Mayıs 2018 Çarşamba

Nisan Ayı Kitapları


Koskoca ayda 2 tanecik kitap okumam yetmiyormuş gibi, fotoğrafı da çekip albümde bekletiyorum unutup.

Evet sadece iki kitap bitti, biri çizgi roman diğeri de yarım bırakılmış, bir yıldır elimde sürünüyordu.

Ben Pi'yi okurken Fi dizisi başladı. Kitabı bitirmeden diziyi izlemeyeceğim diye kendime şart koştum. Baktım kitabı elime aldığım yok, dizi almış bölümleri gidiyor herkes de ondan bahsediyor, aman ya dedim ikisini birlikte götürürüm hem zaten kitabı diğer bölüm yayınlanana kadar bitiririm ki ben dedim ama öyle olmadı. Pes ettim. Şu kitap biraz şurda dursun döneceğim ben dedim gidiş o gidiş. Nihayet Fi/Çi dizisi tamamen bitince elime alıp kaldığım yerden devam edebildim ve bitirdim.
Çok fazla karakterler arasında geçiş yapması sürükleyiciliğini engelledi bana göre. O yüzden biraz zorlandım. Dizi ile benzer bitti diyebilirim. Çok da benzer değil ama, biraz.

Diğer kitaba gelirsek, ilk defa bir çizgi-roman okudum. Önce nasıl okumam gerektiğini anlamaya çalıştım, sonra eğlenceli geldi. Kitaplardaki, hayal gücü özgürlüğü yok çizgi-romanlarda. İki öykü vardı ikisi de kısaydı. Daha uzun bir çizgi-roman okumak isteyebilirim ilerde.