Sayfalar

Rüya Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüya Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2026 Pazartesi

Atatürk'e sarılmak

 


Rüyamda Atatürk’ü gördüm. Hemen gidip ayaklarına kapanıp ağlamaya başladım. Sonra “benden sonra kadınlar erkeklerin ayaklarına kapanır mı oldu da bu kız hiç zorlanmadan ayaklarıma kapanabildi” diye düşünmesin diye kalkıp normal sarılarak ağlamaya devam ettim. Başımın sol tarafını göğsüne dayamıştım o da sağ kolunu bana dolamış, eli de sırtımda. Gözlerimden nasıl kocaman yaşlar dökülüyor ama, hiç konuşamıyorum sadece ağlıyorum. O da hiç bozmuyor istifini ağlamama izin veriyor. Yanında da başkaları vardı, İsmet İnönü, Kazım Karabekir falan. Ve herkes siyah beyazdı ben dışında. Sarıldığım Atatürk de canlıydı ama siyah beyazdı. Sanki eski bir fotoğrafın içine girmişim gibi.

Rüyada Atatürk'ü görmek rahatlama demekmiş. Son günlerde dipteydim buraya da yazmıştım, herhalde bilinçaltım beni rahatlatmak için böyle bir rüya oluşturmuş olabilir.

19 Mart 2019 Salı

Rüyada ekilmek


Tuhaf bir rüya gördüm etkisinden hemen sıyrılamadım. Rüya günlüğü diye bir kategori oluşturduğumu hatırlayınca buraya yazayım dedim. İnternetten bakınca yorumlar pek bir içimi kararttı, belki siz bir kaç güzel bir şey söylemek istersiniz de içim açılır :P

Rüyamda kalbimin olduğu yerde içe doğru açılan kocaman bir delik vardı. Ama kalbe doğru küçülüp kapanan ters koni şeklinde ya da girdap gibi bir delik. Kalbim görünmüyor, oraya gelene kadar delik kapanmış.

Tam o deliğe -aslında oyuk desem daha doğru olur- piercing yerleştirmeye çalışıyorum ama bir türlü durmuyor, düşüyor. Piercing tutacak gibi de değil zaten neden uğraşıyorum bilmiyorum. Pes ediyorum sonra.

Derken akşama doğru biriyle buluşuyorum. Kendim tanıyıp buluştuğum biri mi yoksa birinin tavsiyesiyle görüştüğümüz biri mi bilmiyorum ama normalde tanımadığım biriydi.
Çok içime sinmiyor, bir daha görüşmem diye düşünüyorum. Sonra bana "Göksü deresine gidelim mi?" diye soruyor. "Orası çok uzak değil mi?" diyorum. "Yoo, buradan çok uzak değil. Zaten yolun yarısını gelmiş sayılırız başka zaman gelmeye kalksak gelemeyiz hazır bu kadar yakınken gidelim" diyor. Saate bakıyorum, şimdi yakınız hemen gideriz ama bunun dönüşü de var eve dönmem gece on biri geçer diye düşünüyorum, sonra eve biraz geç gidersem bir şey olmaz diye kabul ediyorum. Göksu deresini merak ediyorum çünkü ve böyle anlık gezme kararları hoşuma gidiyor. Onun hakkındaki olumsuz düşüncem yok olmaya başlıyor.
Otobüsle gideceğiz, durağa yürüyoruz. Otobüsün duraktan kalkmak üzere olduğunu görünce koşuyoruz. Duraktan kalkıyor ama yolda durdurup biniyoruz yine de. Bir süre gidiyoruz, otobüste ayaktayız, yanındaki adamla konuşuyor sürekli. Arkadaşı mı yoksa o an tanıştığı biri mi bilmiyorum. Ben hiç yokmuşum gibi hep onunla muhabbet ediyor. Durağa geliyoruz ve bu ikisi inip gidiyor, dönüp bakmıyor bile bana.

Camiye ya da mescide gidiyorlar, bunu nereden biliyorum bilmiyorum ama biliyorum. Namaz kılacağını söylüyordu, inince kılarım diyordu. Arkadaş bulunca cemaate yetişmeye karar verdi herhalde diyorum sonradan düşününce.
Nerede ineceğimi, nereye gideceğimi bilmiyorum. Hava kararmaya başlamış ve ben dumura uğramış bir şekilde gözlerim dolu dolu onların merdivenden hızlıca alt geçide inişini izliyorum. Otobüs kapıları kapatıp devam ediyor. İnip karşı duraktan otobüse binip geri mi gitmeliydim, inip peşlerinden mi gitmeliydim şimdi nereye kadar gideceğim bilemiyorum. Çok kararsızım. Bu otobüsün seferleri çok sık olmadığı için ve bir tek bu otobüsün geçtiği duraklardan geçtiğimiz için eve ne zaman dönerim nasıl dönerim düşünceleri birbirini kovalıyor. Bu belirsizlikte uyandım. Ekilmişlik duygusu, birinin umrunda olmama, yolda bırakılma duyguları kalbime dokundu her ne kadar rüya olsa da...

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Rüyada uyumak


Aslında rüyalar herkese anlatılmazmış ama garip geldiği için yazmak istiyorum.
Rüyamda uyuya kalıyordum. Uykudayken uyuyakalmak çok ilginç değil mi?

Galiba yolculuktaydık ailece, evimizden uzakta olduğumuzu biliyorum. Ya bir akraba ya bir tanıdık ya da evinin kapılarını dinlenelim diye bize açmış birinin evindeyiz. Ben biraz uzanayım diyorum, yanıma kitap alıyorum. Kitabı okurken uyku bastırıyor engel olamıyorum kendime ve uyuyorum ama inatla uyanık kalmaya çalışıyorum. Bilincim bir gidiyor bir geliyor, sesleri bazen duyuyorum bazen duymuyorum falan. Sonra tamamen uyanıp kalkıyorum.
Oradan çıkıp yola devam ediyoruz. Arabadayız. Babam bizden pasaportlarımızı istiyor, çantamı karıştırıyorum bulamıyorum. Kız kardeşiminki yanında, diğerlerininki de varmış ama benimki yok, getirmemişim. E-devletten numarasını söyle o zaman o da olur diyor babam, e-devlete girip numarasını söylüyorum ve yurt dışına çıkmaya hazırız.

Nereye gidiyoruz bilmiyorum. Ülkeden çıkışımızı da görmedim. Hatırladığım kısmı bu kadar :) Hayırdır inşallah.