En masum öldürme şekli sevgiye boğmaktır


Başlık ekşi sözlükte bir girdiden alıntı. Hangi başlıkta olduğunu hatırlamıyorum ama okuyunca hoşuma gitmişti ve not almıştım.

Sevgisiz büyüyen o kadar çok insan var ki. Sadece çocukluğu sevgisiz geçmiş deyip de bitmiyor üstelik, büyüdüğünde de bu sevgisizlik katlanarak artıyor.
Anne babalar çalışıyor, çocuklar anne baba sevgisine doyamıyor. Daha küçük yaşlarda ayakları üzerinde durma çalışmaları başlıyor. Okuldan gelip anahtarla kapıyı açmak, taze akşam yemeği yiyememek annesi çalışan kişilerden genelde duyduğumuz şeyler... Bir şekilde içine ata ata belki de içinde bir yerlerde küskünlük besleyerek büyüyorsun, okuyorsun, çalışıyorsun ve o sevgiyi hiç kimsede bulamıyorsun. İş arkadaşları hep kullanma odaklı, ezip geçme, basamak atlama hevesi ile yüze gülen arkadan sallayan cinsten. Ne kadar iyi olursan ol amirine de yaranamazsın. 
Şanslıysan okul arkadaşın vardır samimi olup pişman olmadığın. Yıllar sonra bile görüştüğün lise arkadaşların vardır mesela. Ama o da bir yere kadar. Uzaklık er ya da geç soğukluğu da beraberinde getiriyor. Haftanın en az beş günü sabahtan akşama görüşmenin samimiyeti başka, haftada bir hatta ayda bir görüşmenin samimiyeti başka. İlla ki paylaşımlar azalıyor ve bu da uzaklaştırıyor.

İlla ki anne babanın çalışıyor olması da gerekmez bu sevgi, ilgi açlığı için. Ebeveynlerin karakterinde yoktur belki. Onlar da ailelerinden görmemiştir mesela, nasıl göstereceklerini bilemiyorlardır. 
Özellikle Türk babalarında görünen bir şey var ki, çocuk şımarmasın diye sevgi göstermemek için özellikle çaba gösterebiliyorlar. Bu babalar kendileri ilgi, sevgi göstermedikleri gibi, anneye de çocuğa bu ilgi ve sevgiyi göstermemesi için uyarıyorlar. Çünkü çocuk güçlü olsun, şımarmasın, hayatı kolay sanmasın vs...

Sonra sevgili mevzusu var, sana ilgi gösteren kişiye çok bağlanıyorsun. Muhtemelen normalden daha çok bağlanıyorsun çünkü o kişi sana belki hayatında görmediğin yoğunlukta bir sevgi ve ilgi gösteriyor ve sen elinde olmadan kapılıp gidiyorsun. 
Hayatlarının amacı sevilmek olan insanlar için bu ilişkilerin bitişi aşırı sancılı olabiliyor. Sevilmeye layık olmadıklarını düşünebiliyor, ama tekrar bir ilgi gördüklerinde de başa sarıp hemen yelkenleri suya indirebiliyorlar.
Ben en ağır aşk acılarını, içinde en çok sevgi boşluğu bulunduranların yaşadığını düşünüyorum. Hep yara almaktan usanıp yine de sevgisiz yapamamak hayatın geri kalan tüm bağlantılarını allak bullak ediyor. 

Bugün Çi'nin yeni bölümünü izledim, 9. Bölüm yani. Spoiler olmasın diye detay vermeyeceğim ama bir yerde Can Manay'a o kadar acıdım ve sarılmak istedim ki, sonrasında ise nefretim katlandı. Sevgiye aç insan tahmin edemeyeceğiniz kadar tehlikeli de olabiliyor demek ki. Sevgi için her şeyi yapabilecek hale geliyorlar artık. Ve bu insanlar karşılarındaki insanları sevgiye boğarak öldürüyorlar. Sevgiye aç insan bulup yoğun ilgiyle ona insanüstü muazzam bir varlıkmış gibi davranarak manipüle edip varlığından beslenerek öldürmek... çok ilginç değil mi?
Yoğun sevgi açlığı bir yerden sonra,o zamana kadar seni vuran silahı artık eline alıp, senin başkalarını vurmaya başlamana ve böylece ihtiyacın olan sevgiyi söke söke almaya çalışmana varabiliyor. Karşındakinin hayatının hiç olması umrunda değil, senin de hayatını hiç etmişlerdi çünkü.
Velhasıl kelam, buradan anlıyoruz ki, sevgi en büyük ihtiyaç ve en tehlikeli silahtır. 
Cümleleri ne kadar toparlayabildim bilmiyorum. Kafamdakileri aktarabildim mi bilmiyorum. 
Okuduğunuz için teşekkürler.

Özlem Kutlu

Merhaba, 1986 İstanbul doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Eski yazılımcı, şimdi kamu personeliyim. Bloggerlığın daha popüler olduğu ilk yıllarda bir çok blog açtım ama kısa süre sonra kapattım. Yıllar sonra geri döndüm. 5 Eylül 2016'dan beri bu blogta yazıyorum.

iletişim: ozlemkutlu2@gmail.com

12 yorum:

  1. Güzel bir poetika denemesi olabilecek kadar önemli bir konu.İnsan nadide bir çiçek gibi yetişiyor.İnsan bir çiçek ise,şüphesiz Sevgi dediğimiz madde de su olmalıdır.Zira az verildiğinde çiçek büyümüyor ve güzelliğini sergileyemiyor,çok verildiğinde ise tabiri caizse boğuluyor.

    Bu yazıyı yazmak için zorlandın mı Özlem?Zira sen böylesi yazılar kaleme alırken çok sıkılırsın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konunun ağırlığı zorladı ama ikinci defa düzeltme yapamayacak kadar içimden geldiği gibi yazdım düzeltmeye kalksam altından kalkamam gibi geldi :)) böyle yazmak, hep aklımda şöyle yazmasam mı böyle demesem mi kim kırılır kim üzülür yanılıyor olabilirim vs düşüncelerini susturmadan olmuyor.

      Sil
  2. ben de hep ailede sevgi bulamayan çocukların dışarda sevgi arayışına girdiğini ve yanlış yollara çok daha kolay saptığına inanırım. sevgi her şeyin ilacıdır. ilgi ve sevgiyi ne kadar çok verirsek aradaki bağlılık o kadar artar. en azından ben de öyle olmuştu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum, yanlış şeyler yapmak da çok olası çünkü tek hedef sevgi.

      Sil
  3. ayrıca Can Manay manyak ya :) ben izlerken sinir oldum. boğasım geldi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yaaaa :)) o duygusal konuşmadan sonra o kandırma şeklini görünce şok oldum.

      Sil
  4. Benim babam klasik Türk erkeklerinden ne zaman evlenip evden gittim o zaman daha farklı davranmaya başladı ama iş işten geçiyor tabii bir yakınlık geliştiremiyorsun. Annem de senelerce çalıştı, hatırlarım okuldan arkadaşlarımı anneleri alırdı, ben eve tek dönerdim o zaman içim acırdı tabi ama sonra bu kadar güçlü bir birey olmamın temelinde bunun yattığını anladım. Erken büyüyorsun, erken sorumluluk alıyorsun. Ama öyle büyüyorsun ki her sorunun karşısında ayakta kalabiliyorsun, en çok kendi gücüne inanmak gerektiğini biliyorsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanında o bağı kuramayınca büyüdükten sonra da kurulmuyor malesef. İyi yanı dediğin gibi güçlü, ayakta durabiliyorsun. Ama ne kadar iyi bir yan bu bilemiyorum çünkü güçlü durdukça daha çok güç isteyen şeyler çıkıyor sanki insanın karşısına.

      Sil
  5. ah evet evet bizim ülkede sevgiyi çok abartırız biz yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dengeyi bulmakta zorlanıyoruz galibaa

      Sil
  6. Her şey kararında güzel :)

    YanıtlaSil