Bitti. İnanamıyorum ama bitti. 365 günü de hiç aksatmadan, pes etmeden bitirdim. Çok farklı bir deneyim oldu, buralar gözümde başkalaştı. Herkes ömründe bir sene denemeli bence tavsiye ederim :))
Sıradan bir blog değildi burası benim için, hayatımı buraya döktüm koca bir yıl. Hüznümü, sevincimi, acı tatlı tüm günlerimi paylaştım. Yapamam, tamamlayamam diye çok düşündüm. Özellikle yaz aylarında :) tatilde olurum yazamam internet olmaz ya da ben boşveririm diyordum ama tatil, deniz, güneş dinlemeden hep yazdım.
Aslında bana iyi geldi, siz de söylediniz çevremdekiler de aynı şeyi söylüyor ama biraz da inzivaya çekilmek istiyorum artık. Bu kadar kendimi açmak yetti, gizemli halime geri dönmem lazım biraz. Kafa dinlemek, kendimle kalmak, içimde yaşamak istiyorum bir süre bir şeyleri. Çok açılmak da iyi olmuyor çünkü, herkesin bir fikri olabiliyor kafa karışıklığı olabiliyor, sağlıklı karar alamayabiliyorsunuz, etkileniyorsunuz vesaire vesaire...
Neyse, kapanışı kendi fotoğrafımla yapayım dedim. Kim bilir tekrar ne zaman gelirim... Şaka şaka dayanamam yazarım yine bir kaç güne. Ama yarın bir şey yazmak zorunda hissetmeyeceğim için şimdiden rahatladım :))
Ya bu YouTuberlar nasıl her günü istikrarlı devam ettiriyor. Hepsi değil de bazısı. Yıllardır her gün 15 dakikalık video ekleyenler var nasıl yapabiliriyorlar, insan bir gün bile aksatmaz mı? Hayatları bu olmuş, herkesle paylaşmak. Hiç sadece kendilerine ayırdıkları bir günleri yok. Ne kadar iyi bir şey bu tabi orası tartışılır. Ama acayip, şaşılası. Hastalık gibi, ya da bağımlılık.
Bugün kızkardeşim ile dışardaydık. Kapanışı kahve eşliğinde, bol sohbetli yaptık. ilk defa bu kadar derin konuşup beyin jimnastiği yaptık. İnsanın aynı cinsiyetten bir kardeşinin olması çok güzel. Bir kız bir erkek olsun der ya evliler çocuk düşünceleri için genelde, bence iki kız ya da iki erkek olmalı en azından, tek kalmamalı aynı cins olanlar. Çok farklı çünkü erkek beyni ile kadın beyni. Bir yere kadar ortak düşünebiliyorlar sonra kopuyor. Ya da kardeşi gibi en az bir arkadaşı olmalı insanın. Evlenince de kocaya bağlanıp kız arkadaşlardan kopmamalı mesela kadınlar. Erkekler de erkek arkadaşlarından aynı şekilde. İnsan olmak ne zor ya :) insan psikolojisi çok zor. Yalnız kalamıyorsun ama herkesle de anlaşamıyorsun illa ki fikir ayrılığı oluyor, kırılıyorsun bozuluyorsun kendi kendini tamir etmen gerekiyor bazen.
Vay be, 2018i de gördük he. 2017yi aratmasın bize inşallah.
Herkese musmutlu, harika bir yıl diliyorum. Huzur, sevgi, mutluluk, aşk dolu günlerimiz olsun. Hepiniziiii seviyorummm ❤️
365 gün 2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
365 gün 2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Aralık 2017 Pazar
30 Aralık 2017 Cumartesi
364 / 365
Stefan Zweig benim yazarım olabilir mi diye düşünüyorken bu kitabı ile bu düşüncemden vazgeçtim. Bir kısmına kadar okuyup gerisini atlayarak okuyup kalanını da sadece göz gezdirerek bitirdim. Zweig, bir kadının bir şey anlatırken lafı ne kadar dolandırıp aynı şeyleri tekrarladığını mı göstermek istemiş acaba diye de düşünmedim değil. Adamı karşısına aldı tek bir günü anlattı da anlattı, kitabın sonunda "kadın konuşmasını bitirdi ve ben de sessizce kalkıp oradan uzaklaştım" diye bitirse tam olurdu. Zira ben olsam beynimin içine edilmiş hissedeceğim için tek bir kelime bile söyleyemeyip sadece oradan gidebilirdim.
Kitap bana uymadı, beğenenler vardır ama ben beğenmedim.
Hava bugün yağmurluydu, geçenlerde aldığım şemsiyeyi ilk defa kullandım. Şemsiyem de olsa yine de ıslandım yağmur garip bir şekilde her yandan yağdığı için. Kar da bir yağmadı gitti bu arada.
Kızkardeşim ile çi'nin yeni bölümünü izledik. Can Manay delirmeye başladı, ürkütücü.
Günün jesti olarak, erkek kardeşim gelip yüzümü iyice bir sevip sonra ellerini kendi yüzüne sürdü ve "yüzünün güzel nuru bana da bulaşsın canım ablam" dedi, gel de erime gel de bitme :)
Ve son basamak, bugün 364. Yarın benden uzun uzadıya bir bitiş yazısı beklemeyin yazmayacağım. Canım istemiyor ayrı bir yazı yazmak çünkü, ama 365.yazı ne içerikte olur bilemem belki uzun olur.
Son olarak, ben bir ara kulağımı deldirmiştim buraya da yazmıştım. İki gün önce mi neydi, bir baktım arkası kan toplamış şişmiş benim haberim olmadan. Gümüş, halka küpe takmıştım. Ya gümüş alerji yaptı ya da halka olduğu için yatarken çok hareket edip iyilesmeyi engellediği için öyle oldu sanırım. Neyse çıkardım küpeyi tentürdiyot sürdüm temizledim falan. İki gündür takmıyordum bir şey. Bugün acaba kapanmış mıdır diye korku girdi içime. Tam da kapanmak üzereymiş, azıcık acıtsa da bir küpe geçirdik. Ne zaman iyileşecek bu ya, hep yara mı kalacak böyle? Gece küpeyi çıkarıp sabah takmayı düşünüyorum yine uykuda delik zedelenmesin diye. Sorun olmaz inşallah.
Çok çenem düştü, yeter bu kadar. Kendimi Zweig'in yazdığı kadın gibi hissettim. Yarın görüşürüz.
29 Aralık 2017 Cuma
363 / 365
Bugün iyi ki yaptım, yaptığım şeyleri.
Bugün neredeyse, biten ilişkimi bilen tüm arkadaşlarım beni teselli etti. Hepsine o kadar minnettarım ki.
Bugün ilk defa annemle bir ilişkimin her kafama takılan ayrıntısını paylaştım ve çok iyi geldi. Dün, ilişkiyi bitirirken de annemi yanımda istedim özellikle. Beni yönlendirmedi, takip etmedi. Destek oldu sadece. Keşke tüm ilişkilerimde böyle yapsaydım, tek başıma kalmazdım, o kadar yıkılmazdım. Ama dinlemiyor insan çok sevince maalesef hiç bir mantıklı konuşanı. Duymak istemiyor gerçekleri, bariz bir şekilde görünenleri görmek istemiyor.
İki gündür odaklanamıyorum işe. Konsantre olamıyorum bir türlü. Ve sanki inadına, işyerinde herkesin bana bir şey söyleme, sorma, anlatma sevdası tuttu. Her yerden birileri laf atıyor ve ben algılamakta zorlanıp kalan son enerjimle karşılık vermeye çalışıyordum. Bugün baktım bu böyle olmayacak, önümüzdeki hafta için izin aldım.
Şoktan galiba, sürekli midem de bulanıyor zaten iki gündür. Sürekli bir iştahsızlık. Ama şimdi iyiyim. Hatta iki gündür dolapta bekleyen, kardeşimin doğum günü pastasını bile yiyebildim. Yemeden önceki hali fotoğrafta :) tabi ki yanında zencefilli yeşil çay ile. İki gündür doyasıya içiyorum. Sevgili varken, "erken uyuyorsun içince, içme" diyordu ama artık yok. İçebilirim.
Dünkü yazıma yaptığınız yorumlar için de çok teşekkür ederim. Siz de iyi ki varsınız. Seriye devam et demişsiniz, yine kararsız kaldım ama şimdi yaa. Ama yok, seri olmasın da ben gelip yazarım yine çok bırakmam burayı.
Uzaktan ilişki zormuş gerçekten. Şimdiden bu kadar zordu ilerde daha zor olurdu. Nişan, düğün hazırlıklarında da hep yalnız kalırdım. Yapan yapıyor tabi her uzak ilişki bitmiyor ama bence bu aradaki sevginin büyüklüğünden ziyade kişilerin yapısı ile alakalı. İkimiz de su gurubuyduk zaten. Gelgitler, vesveseler, endişeler... Bize göre değilmiş. Hayırlısı olmuştur ve olur inşallah.
28 Aralık 2017 Perşembe
362 / 365
Bu ekran görüntüsü, büyük sanılan bir aşkın bitişinin resmi. Uzak mesafe ilişkisi olunca mesajlar da birkaç ayda 30 bini buluyor tabi...
Son zamanlarda sıkıntılar yaşamaya başlamıştık, olmuyor yapamıyorum diyerek son noktayı koydu karşı taraf.
Hayırlısı buymuş. Yeni yıla onunla girmek nasip değilmiş demek ki...
Erkekler ne tuhaf, önce sizi hayatının aşkı olduğunuza inandırıyorlar. Sonra da sıkıntı görünce kaçıyorlar.
Bu arada, yeni yılda yeniden seriye başlamayacağım.
27 Aralık 2017 Çarşamba
26 Aralık 2017 Salı
25 Aralık 2017 Pazartesi
359 / 365
Tubayla Akasya AVM'ye gidip Pinkberry'den kendi yaptığımız yoğurt cuplarının paralı hallerini denedik. Çok güzeldi ama bizim yaptıklarımızdan pek bir farkı yoktu. Hatta bence bizimkiler daha güzel :)
24 Aralık 2017 Pazar
358 / 365
İnsan ne zaman yaşlanır? Yaş alınca mı, saçı ağarınca mı, beli bükülünce mi? Hayır hiçbiri değil. İnsan içindeki çocuğu kaybedince yaşlanır. Hayatın tüm ciddiyetine rağmen içindeki çocuğu korumalı insan. Çünkü o sana her zaman kendi gücünü hatırlatır. İçindeki çocuğu asla öldürme. Öldürme ki her düştüğünde "acımadı ki" diyebilesin. Şimdi size soruyorum, içinizdeki çocuk ne alemde?... demiş Hakan Mengüç, instagram paylaşımında.
Benimki kendi halinde sessiz sedasız takılıyor şu an. Dünya ile pek iletişimi yok...
Sizinki ne alemde?
23 Aralık 2017 Cumartesi
357 / 365
Az kala unutuyordum burayı, hemen yazayım saat oniki olmadannn...
Spora gittik, ölçüm yapıldı program verildi o programı yapabilen insan evladının alnından öperim çooook zor. Zaten yağ oranım da normalmiş, sadece biraz kas yaparsam daha kaliteli bir hayatım olurmuş ama ben bırakıcam galiba yaaa. En azından bu kış dönemini es geçebilirim, dondum eve gelene kadar. Yağmur, soğuk, rüzgar çok zorladı.
22 Aralık 2017 Cuma
356 / 365
Ne kadar uyumlu bir gün, değil mi? 356 365 :))
Gün doğmadan akşam oluyor... Kutuplarda yaşıyoruz sanki, 6 aylık gece dönemine girmişiz gibi.
Bir süre tatlı yemeyi azaltmaya karar verdim, çok uyabildim mi bilmiyorum ama bugün canım tatlı çekince fotoğraftaki tablo çıktı ortaya.
Atkı yapmayı öğreten ipçi ablaya, atkının bitmiş halini göstermek nasip olmamıştı bir türlü. Bugün gösterdim çok beğendi, hatta fotoğrafını çekti instagram hesabına koyacakmış :)
21 Aralık 2017 Perşembe
355 / 365
Tuğba'yla ne zamandır giysi dikimi kursu arayıp bulamıyorduk. Özel kurs yok ya da hafta içi veriliyor, ismekte de haftasonuna koymuyorlar koysalar bile hafta içi haftasonu farketmeksizin ışık hızıyla doluyor hepsi hemen. Ama bugün mucizevi bir şey oldu adeta, Çiğdem abla müjdeyi verdi, İsmek yeni sınıflar açmış ve daha kimse kaydolmamış. Hemen kayıt yaptırdık ve hala inanamıyoruz. Öylesine bakıyordu Çiğdem abla, nasibimiz varmış demek ki :)
Bir kişi vardı yazılan, biz de eklenince 3 kişi olduk şimdilik. Nisan'da açılacakmış kurs. Kartal çok da yakın değil ama olsun çok uzak da değil :)Çok güzel oldu yaaa çok heyecanlıyızzz :)) Bakalım inşallah hocamız, sınıfımız çok güzel olur da bir sürü şey öğreniriz.
Akşam dersim vardı, dersten önce gezmelik Kadıköy'e geldi Tuğba da benimle:) yağmurluydu hava ama yağmurlu bir akşam Kadıköy'de olmak da güzeldi. Bu fotoğraf da bu akşamdan. Hâlâ Kadıköy'deyim, sınıftayım, dersin başlamasını bekliyorum.
Bu arada Tuğba bana birden fazla fotoğraf eklemeyi önermişti ama kesin bir şekilde hayır demiştim, güzel olur aslında şimdi yine düşündüm de. Bundan sonra ve yeni yılda tek fotoğrafla sınırlı kalmamaya karar verdim. Bu yazı da böylece ilk, birden fazla fotoğraflı 365 serisi yazısı oldu :)
20 Aralık 2017 Çarşamba
354 / 365
Gün boyu evde yattım ilaç içip de. Toparlandım gibi biraz.
YouTube videolarina saracağım şimdi. Belki sonra da kitap okurum.
19 Aralık 2017 Salı
353 / 365
Bugün hastayım, ama ilk gün olduğu için kimse kabullenemiyor. Ofiste biri gelip özlem hanım neden böyle üzgünsünüz neden bugün suratınız asık size gülmek yakışıyor böyle durmayın dedi üzgün değilim hastayım dedim. Hâlâ hiç bir şey için üzülmeye gerek yok elinizi yüzünüzü yıkayın dua edin iyi gelir demeye devam edince tamam teşekkür ederim deyip uzatmadım. Önümdeki sümüklü mendilleri de mi farketmedi acaba?
Müdürden yarın için istirahat izni istedim, sağolsun verdi. Kendi sağlık problemim olması dışında orada çalışanlara da bulaştırma riskim var tabi.
Eve gelip bi çorba pişireyim derken annemin zaten tarhana çorbası yapmış olması çok iyi oldu.
İnşallah yarına hiç bir şeyim kalmayacak, inanıyorum buna ben. Şırıl şırıl akan burnuma ve zonklayan başıma rağmen. Lütfen öyle olsun.
18 Aralık 2017 Pazartesi
352 / 365
Bir ara böğürtlen kollu hırka yapıyoduk Tuğba'yla, her yerde popüler oldu biz daha kimse bilmiyorken başlamıştık ama onlar bizden önce bitirip giydi :( kolları çok uğraştırdığı için elimize alamıyoruz bir türlü, alamayınca da bitmiyor tabi. Bugün biraz ördüm ama bu sene yetişmez bu...
Ama bu yılki ilk örgü olan atkımı çok severek kullanıyorum. Delikli falan ama baya sıcak tutuyor. Bu potansiyeli beklemiyordum iyi ki örmüşüm.
Bu arada Çiğdem ablayla bu yıl kendimize hedef koyduk, her ay iki kitap okuycaz okumayan ya hediye alacak ya da bi kutuya para koyacak. İyice bir netleştircez ceza kısmını iyice konuşamadık henüz ama hedef net, ayda iki kitap. İnşallah :)
17 Aralık 2017 Pazar
351 / 365
Şu karanlık günler (kış ayları) biran önce geçip gider mi, ilkbahara çabuk kavuşur muyuz?
Aralık'ı da ortaladık ama hala hava ılık. Bu günler hep ilkbahar'ımızdan çalıyor kesin. Yine Haziran'a kadar baharı bekleyip koca mevsimi anca iki gün yaşayıp cayır cayır yanan yaz mevsimine bodoslama dalacağız gibi geliyor bana.
16 Aralık 2017 Cumartesi
350 / 365
Size de oluyor mu? Bazen beynimde o kadar fazla görev ve düşünce geziniyor ki ekranı donmuş ve klavyedeki hiç bir tuşun etki etmediği bir bilgisayar gibi hissediyorum. Bildiğin kilitleniyorum. Çok zorlarsam mavi ekran veriyorum. Böyle durumlarda tek kurtarıcım defter kalem oluyor. Beynimde ne var ne yok kağıda dökmem gerekiyor acilen. Kağıda döküp hepsini gözümün önünde tutuyorum. Beynimi velveleye veren her şey gözümün önünde küçülüveriyor.
Sabah spora gittik Tuğba'yla, giderken de yeni açılan Üsküdar metrosunu kullandık. İstasyonlarda boydan boya cam duvar yapmışlar, metro yanaştığında cam duvardaki kapılar ile metronun kapıları eşleşip ikisi birlikte açılıyor ve böylece trene geçiş sağlanıyor. Tasarım çok güzeldi, istasyonlar da çok güzel süslenmiş hoşuma gitti. Bağlarbaşındakinde kuşlar ağaçlar var mesela yürüyen merdivenin duvarlarında, kabartma şeklinde yapılmış. Tavandaki ışıklandırma da güzeldi.
Akşam açıköğretim kursum vardı, aslında benim cumartesi günleri kursum yok ama pazar günkü dersin hocası sağolsun her cumartesi ek ders koyuyor, tüm haftasonumuz gidiyor... Bizi düşünerek yapıyor o da aslında, iyiliğimiz için tabi ama ben bugün son anda gitmek zorunda mıyım diye bir sordum kendime ve anında vazgeçtim gitmekten. O kadar üşendim ki. Nasılsa yarın da aynı ders var, alırım notları dedim yattım.
Evdekiler de ani bir kararla toparlanıp halamlara gittiler, ben yatıcam siz gidin dedim. Uzun zamandır ilk defa evde tek kaldım. Bir süre, ne yapıcam şimdi tek başıma diye mavi ekran verdikten sonra aç kapa yapmak lazım bilgisayarı düşüncesi ile power düğmem olan günlüğüme sarıldım. Evde kafa karıştırıcı ses yok, çağıran yok, merak edip gelip bakacak kimse yok rahat rahat yazdım ne var ne yoksa. Planlar, programlar, yapılanlar, düşünceler... hepsi. Yazdım, hafifledim ama sanki unuttuğum bir şeyler de olabilirmiş gibi geliyor. Aslında düzenli günlük tutmak çok önemli, düzenli bir hayat için.
15 Aralık 2017 Cuma
349 / 365
Üsküdar'dan Ümraniye'ye, Türkiye'nin ilk sürücüsüz metrosu açıldı bugün. Henüz deneyimlemedim. Yarın binebilirim belki.
Fotoğraf, geçende spora giderken Tuğba'yla girdik dediğim kafe. Bağlarbaşında. Peşrev kafe diye bir yer. Minik, ev sıcaklığında bir yer. Çok tatlı.
14 Aralık 2017 Perşembe
348 / 365
Şurada(link), bir güzellik merkezi hakkında muhtemelen bloğumun en öfke içeren yazısını yazmıştım.
Bugün bunca zaman sonra o merkez beni yine aradı. Sizi ağırlamak istiyoruz yanınızda arkadaşınızı da getirin hediye hizmet suncaz bizzat ilgileneceğim sizinle falan dedi. Oradan ben en son kötü ayrılmıştım, tekrar gelmeyi düşünmüyorum dedim. Ama adımız, kadromuz her şeyimiz değişti artık eskisi gibi değiliz dedi.
Evet ismi değişmiş, Moda güzellik merkezi olmuş. Beautyland'di önceden.
Kalan bakımlarımı, masajları falan saydı kullanmadığım. Ben de, gelip bir yetkiliyle görüşsem bile bana ancak başka paket alırsam onunla birlikte kullanma imkanı vereceklerini biliyorum istemiyorum dedim. Buraya gelin oturup birlikte konuşalım telefonda olmuyor dedi. Zamanım da yok dedim zaten istesem de gelemem dedim. Zamanım yok deyince, ben Ocak'ta tekrar arayayım sizi o zaman hemen karar vermeyin dedi, peki tamam dedim kapattık.
Bir daha bedava bile verseler gitmem demiştim ama aynı yer değilmiş artık.
Adı sanı her şeyi değişti diye bir düşünme ihtiyacı hissettim kestirip atmadan önce. Bakalım, ocakta tekrar ararlarsa o ruh haliyle nasıl bir karar veririm bilmem.
---
Bu arada yandaki ankete bakıyorum da açık ara farkla günlük yaz diyenler çoğunlukta. Madem bu kadar talep var, devam edeceğim tabi ki. Ama yeni yılda biraz değişiklik yapacağım. Başlıkları "x/365" değil de "1. Yazıya uygun başlık" şeklinde yapacağım (she is the man challenge'ini böyle yapınca hoşuma gitti 😊)
Yine 1 fotoğraf koyacağım yazıya uygun ve üzerinde sayı olacak yine, ama sadece sayı. 1, 2, 3 ... diye. Belki yanında bir yerine 2018 de kondurabilirim. Sizin de başka tavsiyeleriniz varsa lütfen yorum olarak yazın, şöyle yap böyle olsun vesaire diye :)
---
Fotoğraf bugünden, retro etkisini atlatmaya çalışırken biz...
13 Aralık 2017 Çarşamba
347 / 365
Bugün de spor vardı. Fitnesstan sonra pilatese kaldık. Çok yorucuydu.
Spor salonuna yürüyerek gidelim dedik, bir tane kedi peşimize takıldı caddeye kadar, fotoğraftaki :)) çok tatlıydı, arada bir önümüze geçiyordu nereye gittiğimizi bilir gibi.
Yol üstünde bir cafe keşfettik. Bayıldık. Tam bir butik cafe. Arka bahçesi, terası vardı çok sevimliydi.
Böyle yerlere gidince uzak ilişkinin zorluğunu biraz daha hissediyorum. Birlikte cafelere gitme, istediğin zaman buluşma olayları yok...
Bugün koca bir kavanoz nutella alarak bir günlük nutella orucumuzu bozmuş olduk. Nutellasız yapamıyoruz resmen. Gerçi fıstık ezmesi de aldık ve her an nutellayı geçebilir. Kesinlikle baymıyor ve çok lezzetli.
12 Aralık 2017 Salı
346 / 365
2-22 Aralık Merkür retrosu varmış. Hisseden var mı?
Sene bitecek, hâlâ daha beş kitap okumam lazım.
"Who am i?" filmini izlemek istiyorum ama vakit bulamıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















