Sevgili
Umman Aslan'ın başlattığı ve mimlediği, ayriyetten
Fatma Nur'un da mimlediği ama bir türlü düne dair hatıralarımı toparlayıp da yazamadığım (ve yazmaya değer bir şey olmadığını düşündüğüm) için sürekli ertelediğim bir mim ile sonunda birlikteyiz. Kendilerinin mim yazılarını okumak için isimlerinin üzerine tıklayabilirsiniz.
Haydi başlayalım...
Sabah dokuz buçukta kendiliğinden uyandığında, Pazar sabahı bu kadar erken uyanmış olmasına şaşırmıştı. Normalde tatil günlerinde ev ahalisi kahvaltı faslını bitirdikten ve dağıldıktan sonra anca uyanıp güne başlarken, evde yalnız olduğu bu gün erken kalkası gelmişti.
Hemen çay koyup kahvaltı hazırlayıp Spotify'dan müzik listesini açarak kahvaltıya başladı. Bir yandan da marketten almak istediği şeyleri deftere not ediyordu.
Kahvaltı, tek olmasına rağmen baya uzun sürmüştü. Bu aralar olabildiğince sakin, durgun, tekdüze yaşıyordu. En ufak şeyde bile hareket etmek için kendisini ikna etmesi gerekiyordu. Elini eteğini çeker gibi bir hali vardı hayattan, balkondaki kurumuş defne fidanına takıldı gözü, tembellik edip düzenli sulamamıştı. Kuru yaprakları ve eğilen gövdesi vicdanına dokunuyordu ama artık yapacak bir şey yoktu. Yine de kalkıp hem onu hem de tüm diğer bitkileri suladı.
Dışarı çıkmaya hazırlanırken eve tamirat için gelen ustaları bahane edip vazgeçti. Yarınki senaryo yazarlığı kursu için Sultanahmet'e gidip gözlem yapıp yazı yazması gerekiyordu ama çok üşeniyordu. "Zaten çok defa gittim, aklımda kalanlarla bir şeyler yazarım" diyerek vazgeçti. Marketten alınacak şeylerin de tekrar üstünden geçip acillik düzeyini kontrol etti, bir gün daha onlarsız yaşayabilirdi. Sonuç olarak evden çıkmamaya karar verdi.
Senaryo yazarlığı kursunun bir diğer ödevi olan Bülbülü Öldürmek filmini izleme ve snopsis yazma görevinin de sadece film izleme kısmını yapmıştı önceki akşam. Son derse katılmadığı için tam olarak nasıl bir şey istendiğini kestirememişti, belki de işine gelmemişti. Kursa gitmemesine hasta olmasını bahane etmiş ama sinemaya, Müslüm filmini izlemeye gitmişti. Hocası bunu duymasa iyi olurdu.
Evi temizleyip toparlayıp ödevleri yapmayı düşündü ama temizlikten sonra yaptığı tek şey uzanıp telefondan youtube videoları izlemek oldu. Bir iki youtube fenomeninin son günlerde yaptıklarını, ruh hallerini, ev turunu vs izledi. İnsanlara hayatlarını bu derece açmış olmalarına şaşırdı, kendisinin asla yapamayacağı bir şey olduğunu düşündü. Başkalarına, kendileri ve hayatları hakkında istedikleri gibi konuşma fırsatı vermemek için bu yola hiç girilmemeliydi herhalde...
Tanınmamış biriyken tanınmış olma ihtimalin var ama tanınmış olduktan sonra tanınmamış olma seçeneğin kalmıyor. Ve insanların hepsi iyi niyetli değil. Tanınmış olmayı seçmek çok ciddi bir karar diye düşündü. Ona hak verircesine bir Youtuber, ailesini videolarında göstermemesinin nedenini onların zarar görmesini istememesi olduğunu anlatıyordu. Çünkü insanlar çok acımasız olabiliyorlardı.
Günün devamında yemekti, bulaşıktı derken akşamı etti. Kahve ve tatlı tabağını alıp bilgisayarını açtı. Bir kaç hafta önce ilk iki bölümünü izlediği Breaking Bad dizisinin 3.bölümünü izlemeye başladı. Bitti, 4.bölüme başladı. O da bitince biraz ara verip yarın giyeceği kıyafetlerini ütüledi ve tekrar bilgisayarının başına dönüp 5.bölüme başladı. Bitince 6.bölüme başlamak istedi ama saat geç olmuştu. Henüz tam iyileşmediği için hastalıktan geriye kalan öksürükler uyumasına izin verene kadar yatakta döndü durdu. Öksürdükçe, akciğer kanseri olan Walter White geldi aklına.
Ne ara uykuya daldığını bilmiyordu, gözünü sabah çalan alarm ile açtı.
Benim dünüm bu şekildeydi, bu güzel mimi başlattığı için Umman'a, beni mimledikleri için hem Umman hem de Fatmanur'a çok teşekkür ediyorum.
Üç kişiyi mimlemem gerekiyormuş, o zaman
Cem,
Mehtap ve
Pınar'ı mimliyorum...
*fotoğraf düne ait.