10 Ocak 2018 Çarşamba
Lise arkadaşım ile aynı yerde çalışıyormuşum
Lise hazırlık sınıfı arkadaşım ile bir buçuk yıldır aynı yerde çalışıyormuşuz ve biz bunu daha dün farkettik. O da nasıl oldu anlatayım, bu arkadaş bir ortak arkadaşa bizim sınıftan kimler var Instagram'da diye sormuş. Benim instagramda sadece bir küçük fotoğrafım var o da profil fotosu, ondan tam çıkaramamış sonra Facebook'tan da aratıp bakınca "aa ben bu kızı görüyorum" demiş. Instagram'dan mesaj attı dün akşam, görür görmez hatırladım ama nasıl aynı işyerinde karşılaşıp da hiç göz aşinalığı bile olmadı hâlâ şaşkınım. Gerçi sadece bir yıl birlikte okumuştuk, sonra o başka liseye geçmişti. Üzerinden de o kadar yıl geçmiş tabi...
Bugün geldi yanıma, baya konuştuk ya da o konuştu ben de nefes aldığı fırsatları kollayıp konuşmaya çalıştım diyeyim 😁 Bu kadar konuşkan olduğunu hatırlamıyorum. Farketmemişim demek ki. Ayrıldığımızda ciddi anlamda başım dönüyordu hem hiç tahmin etmediğim anda hatıraların canlanması hem de fazla muhabbetten :))
Benim gülüşümü hatırladığını söyledi, gülüşümle biliniyormuşum okulda. Bilmiyordum bunu, şaşırdım. Burda sessiz sakinsin dedi. Burada başka türlü olunmuyor ki dedim. Her şey yanlış anlaşılıyor her şey insanların gözüne batıyor maalesef...
Lise hazırlıktan sonra ben adapte olamamıştım liseye. Sınıf dağılmıştı ve yeni sınıf arkadaşlarım ile kaynaşamıyordum, çok farklı dünyalardaydılar. Fazla zengindiler ve yetişemiyordum. O yüzden hazırlık sınıfı hariç lise dönemini pek severek hatırlayamıyorum.
Diğer arkadaşlarla da iletişime geçip bir araya gelelim dedik ama bakalım...
Değişik bir his, tam da benim neden lise arkadaşlarım yok herkesin var diyordum :) Bir tane de olsa var artık 😁
Üniversite arkadaşlarımı da özledim aslında ama ben koptum uzaklaştım onlardan ve şimdi dönmeye yüzüm yok 🙄
4 Ocak 2018 Perşembe
Haydi bu gece birlikte küçükprens okuyalım
Küçük prens hiçbir üzüntü hissetmeksizin, son baobap filizlerini de söktü. Bir daha hiç geri dönmeyeceğine inanıyordu. Ama o sabah son kez yaptığı bu günlük işler ona öyle güzel gelmişti ki... Ve nihayet çiçeğini sulayıp korunağını üzerine yerleştirmeye hazırlanırken, ağlayacak gibi oldu.
"Elveda" dedi çiçeğe. Ama çiçek cevap vermedi.
“Elveda” dedi tekrar. Çiçek öksürdü. Ama üşüdüğü için öksürmemişti bu kez.
“Aptalca davrandım” diye fısıldadı sonunda. “Lütfen beni affet. Mutlu olmaya çalış.”
Oysa küçük prens çiçeğin sitem edeceğini sanıyordu. Şaşırmıştı. Elinde çiçeğin korunağı, öylece kalakalmıştı orada. Bu davranışına bir anlam veremiyordu.
Çiçek: “Seni elbette seviyorum” dedi. “Eğer bunu anlayamadıysan, suç bende. Ama sen de en az benim kadar aptalca davrandın. Neyse, mutlu ol. O korunağı da bırak elinden, artık onu istemiyorum.”
“Ama rüzgar...”
“O kadar da hasta değilim. Gecenin derinliği bana iyi gelecektir. Bir çiçek olduğumu unutma.”
“Ama hayvanlar...”
“Eğer kelebekleri görmek istersem, birkaç tırtılla iyi geçinmem gerekecek. Eğer bunu yapmazsam, hiç arkadaşım olmaz. Sen uzaklarda olacaksın. Hayvanlara gelince, onlardan korkmuyorum. Benim de pençelerim var” diyerek dört küçük dikenini gösterdi. Sonra da “Böyle oyalanma, sinirlerim bozuluyor. Gitmeye karar verdin, o halde git” dedi. Ağladığının görülmesini istememişti. Çok gururlu bir çiçekti.
3 Ocak 2018 Çarşamba
İlk (bebeklik) küpem
Küpelerim diyemiyorum çünkü çift değil tek.
Hâlâ 3.delik iyileşmedi kulağımda. Halka küpe ne kadar küçük halka da olsa olmuyor, sürekli hareket halinde oluyor ister istemez o yüzden de hep yara kalıyor. Gümüş küpe de yaramadı kulağıma. Altın küpe olması lazım dedi annem, sonra da benim bebeklik küpem geldi aklına yani bebekken kulağımı deldirdiklerinde aldıkları ilk küpe. Teki yok çünkü biz yeni eve taşınınca bir kaç defa eve hırsız girmişti, takıları da alırken benim küpenin teki yere düşmüş alamamışlar. Annem yerden bulup alıp saklamış neyse ki. Zaten bana da tek bir küpe gerekiyordu bu kadar denk gelir. Çok mutlu oldum. Küpeyi çocukken, biraz daha büyüdüğümde de takıyordum, baya bir süre taktım diye hatırlıyorum. O yüzden annem verince hatırladım, bakıp duygulanmadım desem yalan olur. Çocukluğumu gördüm sanki.
Çubuk kısmı vidalı, arkadan tak diye ittirip takılmıyor yani çevirip çevirip vidayı öyle geçirmek gerekiyor arka kilit kısmına. Hemen dezenfekte edip taktım. Bir daha da çıkarmayı düşünmüyorum, mümkünse ölene dek. Baktıkça küçük özlem canlanıyor gözümde. Aynada minik beni görüyorum :) çocukluğumu kulağımda taşıyorum artık. Muazzam bir şey bu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


