21 Eylül 2019 Cumartesi günü 2.Seans'a almıştık biletlerimizi. Özellikle Feridün Düzağaç konserinin olduğu gün ve seansı seçtik. İş yerinden başka arkadaşlar da vardı ama herkes kiminle geldiyse onunla dolaştı. Ben kız kardeşimle gittim. Zaten cümbür cemaat dolaşılacak gibi değildi bence.
İlk defa kahve festivaline katılıyorum, keşke öncekilere de katılsaymışım. Çok keyifliydi. Ortam çok güzeldi, hava da güneşliydi. Ne çok sıcak ne de çok soğuk, harikaydı. Beş altı kahve içen çok içtim diyordu ama biz onbeş tane içtik. Tabi tam bardak içilmiyor, tadımlık veriliyor kahveler. Küçük karton bardakların dibine bir iki yudumluk konuluyor.
Aldıklarımızın ikisi kahve değildi zaten. Biri gümüş tozlu içecek diğeri smoothie'ydi. Korkmaz dağıtıyordu smoothie'yi. Korkmaz başta bunları kendi kahve fincanlarıyla dağıtıyormuş porselen fincanlarla ve fincanları da hediye veriyorlarmış. Çok geç fark ettik, insanların ellerinde bir sürü fincan görünce anladık ama bitmişti. Birer tane hatıra olması için almak isterdik.
Ayrıca Kuru Kahveci Mehmet Efendi de kağıt poşet dağıtıyormuş, içinde hediyelik bir şeyler varmış. Onları da fark etmemiş ve yetişememiş olmak üzdü. Bir kaç kere geçtik önünden aslında, neredeyse herkesin elinde görünce dağıtıyorlar galiba diye özellikle bakındık ama yoktu. O da tükenmişti herhalde.
İlk defa kahve festivaline katıldığımız için ilk girdiğimizde bir süre gözlemleyerek dolaştık. Nasıl alınıyor, nasıl veriyorlar, paralı mı falan... Sonra da sıra olmayan yerlerden ya da az sıra olan yerlerden bilindik kahveler aldık. Çok sıra olan kalabalık yerler daha ilginç şeyler veriyormuş meğer. Bunları seneye tekrar gittiğimizde aklımızda bulundurazağız. Sıra olmayan bir yerden kahve alıp bir sıraya girilebilir mesela. Bir de bir dahaki sefere Korkmaz ve Kuru Kahveci Mehmet Efendi'ye öncelik vereceğiz.
Nescafe'de de aşırı kuyruk vardı, oranın olayı ise nescafe bardağının pipetine geçirdikleri pamuk şekerleriydi. Kahvenin üstünde koca bir bulut duruyor gibiydi. Açık kahve tonlarında bir rengi vardı, belki de kahve aromalı pamuk şekeriydi bilemiyorum :)
İlk uğradığımız tezgah Yemen Kahvesi oldu. Şu an elimizde sadece soğuk Türk kahvesi var dediler, tamam dedik. Soğuk Türk kahvesi üzerine krema çook lezzetliydi. Başlangıcı güzel yaptık.
Petra'da aromalı kahveler vardı. Üç termos var istediğini söylüyorsun. Ben çilekli olanı aldım çok hafif, değişik bir tadı vardı. Kötü değil ama yoğun ve sert kahveye alışanlar için garip biraz :)
Kızkardeşim limonlusunu aldı, ona da garip geldi. Çok beğenemedik.
Sonra Tchibo'dan soğuk latte aldık, oh mis :)
Daha sonra rastgele kuyruk olmayan yerlerden kahveler aldık. Filtre, latte, çikolata, sıcak, soğuk...
Bir de Lotus bisküvi standı vardı. Karamelize edilmiş bisküvi dağıtıyorlardı ve bisküvinin kremasından tattırıyorlardı. Çok güzeldi o da. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de pek satılmıyor Lotus, olan yerlerde de pahalı baya. O standı çekmemişim, ekleyemiyorum.
Kahvelere devam... :)
İnsanların elinde görüp nereden aldıklarını çözemediğimiz bu simli, göz alıcı içeceğe taktık kafayı. Sora sora bulduk yerini. Herhalde beş metre kuyruk vardı. İnat ettik bekledik.
Bazıları beğenmemişti ama biz beğendik. İçinde yenilebilir gümüş tozu ve bubble tea topları vardı. Üstüne de Sprite eklediler. Hem görüntüsü hem de tadı çok güzeldi.
Bu fincanları alıp gidesimiz geldi, ama herkes bırakıyordu biz de bıraktık :)) Belki alabilir miyiz desek verirlerdi, sonuçta herkese poşet poşet dağıtmışlar.
Bu sefer sıcak Latte...
Biraz konser mahalline geçelim dedik. Bir rapçi kız bir şeyler söylüyordu ama bize pek hitap etmedi.
Asıl bomba akşamdı. Feridün Düzağaç konseri harikaydı. Biz biraz ortada ve arkalarda kaldık, bacak kadar boyumuzla pek bir şey göremedik ama görebildiğimiz sürece müthişti.
Sahneyi göremeyince kayıt dinliyormuş gibi hissediyor insan, konserde olmanın pek bir artısı kalmıyor. O yüzden de çok fazla kalmadık. Ama yine de çok güzeldi tabi FD'nin canlı performansını dinlemek.
Bazı yerler aşırı çamurluydu. Ayaklardan soğuk bir sızı içerimize işlemeye başlamıştı, bunun da etkisi var konserin sonunu beklemememizde.
Bizden sonra çok devam etmemiş zaten, başka biri geçmiş sahneye.
İmkanınız olursa gitmenizi tavsiye ederim, o ortamda bulunmak da tadımlar yapmak da çok keyifliydi! Canlı müzikler ve konser de bonusu.
Bu arada hatıra kalacak bir şey(fincan, hediye vs) alamadım diye üzüldüm dedim ama yine de eli boş dönmedik aslında, cam bardakla kahve veren bir yerden cam bardakları alıp gidiyor herkes diye biz de aldık. Kimse bırakın demeyince ve kimse de bırakmayınca alınıyor demek ki diye düşündük, hatıra olsun istedik ama sonraki gün arkadaşımdan öğrendim ki aslında beş liraya veriyorlarmış ama isterseniz hediye verebiliriz demişler onlara. Herkes alıp gidince hediye etmeye döndürdüler herhalde :) Kimse parayla almadı çünkü. Acemilik işte, biz de sormadık. Gerçi bilete o kadar para vermişiz, bir küçük bardağı da çok görmesinler artık ya :)
Harika bir yazı olmuş :) Kardeşinle birlikte, elinizde kahvelerle çekilmiş bir fotoğraf da yakışırdı bak.
YanıtlaSilTeşekkürler 😊
Silİstanbul'da yaşıyor olsaydım böyle bir festivali hayatta kaçırmazdım. Kahve var sonuçta:)
YanıtlaSil