En son beş gün önce yazmışım... Naber? Nasıl gidiyor hayat?
Geçen senaryo yazarlığı kursunda, gazeteden bulduğumuz haberin en fazla bir A4 sayfası kadar olacak halini yazıp götürdük ve derste okuduk. Hoca ve diğer arkadaşlar değerlendirme yaptı. Benimkilerde gelişme bölümü biraz eksik kalıyordu onu doldurdum. Bu haberden anca bu kadar olay çıkarabildim. Siz de okumak isterseniz buraya ekliyorum.
Haberin ne olduğunu merak edenleri önceki yazıma alayım >> burayı tıklayın
Mustafa 3 yaşındayken anne-babasını trafik kazasında kaybetmiş, duygusal, içe kapanık, bekar bir gençtir. Esmer, tıknaz bir yapısı vardır. 15 yaşına kadar babaannesiyle yaşamıştır ama babaannesi vefat edince kalan tek yakın akrabası olan amcasına taşınmıştır. Bir türlü doğru düzgün bir iş tutturamadığı için neredeyse hiç para kazanamamaktadır.
Amcası 7 çocuk babasıdır. Yengesi ise kendisini ev işlerine adamış, çok sessiz ve yüzü her daim hüzünlü bir kadındır. Evde herkes kendi derdinde olduğu için Mustafa ile ilgilenen yoktur.
Mustafa, amcasının yanına taşınmadan bir sene önce, 14 yaşındayken büyük kızı Zehra’yı görüp aşık olur. Bir yıl sonra amcasının yanına taşınınca bunu Zehra’ya söyler. Zehra, Mustafa’yla aynı duyguları hissetmediği için bir daha bu konunun açılmamasını ister. Mustafa kabul eder ama umudunu kaybetmez. Bir gün Zehra’nın da onu seveceğinden emindir. Sadece biraz daha zaman gerektiğini düşünür.
Aradan 3 yıl geçer, artık Mustafa 18 yaşındadır. Bu süre içinde Zehra’ya tekrar o konuyu açmaz ama çok iyi anlaştıkları için kendisine karşı boş olmadığını düşünür. 18. Yaş gününün ertesi akşamı balkonda Zehra’yla oturuyorlardır. Zehra, Mustafa’ya çok önemli bir şey söylemek istediğini söyler. Mustafa yıllardır beklediği anın nihayet geldiğini düşünerek heyecanla ne diyeceğini bekler. Zehra birini sevdiğini, 5 aydır görüştüklerini ve seneye, kendisi 18 yaşına girdiğinde evlenmeyi düşündüklerini söyler. Mustafa beyninden vurulmuşa döner. Bir şey belli etmemeye çalışarak onun adına sevindiğini söyleyip uykusunun geldiğini bahane ederek odasına gider. Sonrasındaki günlerde de hep düşünceli, durgun ve asık suratlıdır. Neyi olduğunu soranlara bir şeyim yok deyip geçiştirir.
Bu çaresizlik ve yalnızlık hisleriyle boğuşurken bir akşam mahalle arkadaşlarıyla buluşur. Beş kişilerdir, ikisi bir süredir uyuşturucu kullanmaya başlamıştır. Mustafa‘nın bitik halini gördükçe ona da kullanması için ısrar etmeye başlarlar. Mustafa her defasında reddetse de bu sefer denemeyi kabul eder. Aşırı baş dönmesi ve mide bulantısıyla eve kendisini zor atar. Biraz beyninin boşalması iyi gelmiştir ama ertesi gün daha şiddetli bir çaresizlik hissine bürünür. O günü evden çıkmadan geçirir, ertesi gün arkadaşının yanına giderek tekrar uyuşturucu ister. Böylece zamanla bağımlı hale gelir.
Zehra’nın özel hayatında her şey normal seyrinde gitmektedir. Aileler tanışır, anlaşır, isteme, söz, nişan olur. Düğüne artık bir ay kalmıştır.
Mustafa hem alkol hem de uyuşturucuya iyice alışmıştır. Düğün günü gelir. Bir süredir işsiz kalan Mustafa, amcası da düğün masrafları yüzünden harçlık veremediği için uyuşturucu alamamaktadır. Düğünde takılan takıları çalmaya karar verir. Takı merasimi bittikten sonra takı çantası gelin odasına saklanır, Mustafa nereye saklandığını gizlice gözleriyle takip etmiştir. Ortamı müsait bulduğu ilk fırsatta içeri girip takı çantasını aldığı gibi odadan çıkar. Kapıda Zehra’nın 10 yaşındaki erkek kardeşi Ahmet’le karşılaşır. Kimseye bir şey söylememesini tehdit edercesine söylese de Ahmet dinlemez. Tam “BABA!” diye seslenirken Mustafa’nın tokadı yüzüne iner. O sırada yengesi görür, amcası gelir “bırak o çantayı paraya ihtiyacın varsa ben sana veririm” der, Mustafa bırakmaz. Zayıf bir anında Mustafa’nın üzerine yürüyüp çantayı elinden almaya çalışırlar. Mustafa köşeye sıkışınca cebinden bıçağını çıkarır ve önüne gelene bilinçsizce sallamaya başlar. Amcası çok yakınında olduğu için ağır yaralanır. Ahmet, yengesi ve kendisi de yaralanmıştır. Dördü ambulansla hastaneye kaldırılır, amcası hastanede vefat eder. Ahmet’in, Mustafa’nın ve yengesinin durumu iyidir.
Mustafa cezaevine gönderilir ve orada uyuşturucu bağımlılığı tedavisi görmeye başlar.
Onun dışında, son dersimizde Vezir adlı hint filminin bir kısmını izledik. İzlerken yorumladık. Karakterimizin Sağlık Bakanı ile tokalaştığı sahnede durdurdu hoca ve bir dahaki derse kadar ödev verdi. O sahnede adam Bakan'ın elini sıkıp, "kaşmir dokumak için fazla sert elleriniz var" gibi bir şey diyordu (sağlık bakanı kaşmir dokuduğunu söylemişti). Hocanın verdiği ödev, başka nasıl anlayabilirdi sağlık bakanındaki herhangi ele verici bir ipucunu idi. Şahsen aklıma pek bir şey gelmiyor. Belki elinin terlemesi yalan söylediğini gösterebilir ya da kaçmaya çalışır panik yapar ya da saçma cevap verişinden anlar ters bir şeyler olduğunu... Bakalım bu akşamki derste neler çıkacak ortaya.
