Bugün holter sonucumu gösterme günümdü, kontrole gittim. Doktor inceledi ve hiçbir sorun olmadığını söyledi. Şükürler olsun. Doktora holteri taktığım gece çok rahatsızlandığımı söyledim “bak ona rağmen normal çıkmış” dedi. Peki dedim acaba önceki günler olan çarpıntım vücut virüsle savaş verdiği için miydi? Olabilir dedi. Holteri taktığın sürece çarpıntın olmamış olabilir, bazen gerçekten de stres kaynaklı çarpıntı yaşıyor olabilirsin. Ben sana bir ilaç yazacağım, kendini iyi hissetmediğin zaman istersen o ilaçtan yarım içebilirsin dedi. İlacı aldım, araştırdım, dideral ismi. Anksiyete yatıştıran bir ilaçmış.
Ama büyük ihtimalle ben işyerinde yalnızlık çektiğim için strese girmiş de olabilirim. Bir süredir rahatım şükür, artık çok kişiyle de tanıştım. Daha rahat ilerlerim ilaca da gerek kalmaz diye düşünüyorum. Umarım.
Bu sabah uyuya kaldım. Servis grubunu yöneten kız aradı ben de alarm sanıyorum aa alarmımın sesi mi değişti diye kapatmaya uzanırken telefonumun çaldığını fark ettim. Açıp uyuyakaldığımı söyledim. “Hass..tir” diye bi kalktım yataktan her şeye nefretle baka baka hazırlandım. Çünkü servisi kaçırınca zor oluyor, işyerim ters yerde. İki aktarmayla anca gidebiliyorum. Burdan otobüse bindim, bu kısım nispeten kolaydı. Aktarma yapacağım yerde indim ama doğru yerde beklediğimden emin olmak zordu. Çok karışık bir yerde aktarma yapıyorum ve duraklar arası baya mesafe var. Neyse ki biraz yürüyerek doğru yerde beklemeyi başardım. Sonra otobüsüm geldi ama o kadar doluydu ki beni almadı. Diğer otobüsler boş boş gelirken benimkiler hep full. Bir sonraki de full doluydu ama şoför acımış olacak ki arka kapıyı açtı ben de sıvışıverdim. Bir durak sonra bi trafik başladı. Dur kalk dur kalk… ineceğim durağa gelip indiğimde yürümekte zorlanıyordum. Yürürken ayaklarımın altında yaylar varmış gibi garip bi his vardı. Tam 09:09da kartımı bastım.
Çalıştığım odada durmamaya çalışarak geçti bu gün, tahammülüm azdı. Sürekli orda burda zaman öldürmeye çalıştım arada bir yerime geçip işleri tamamlayıp çıkıyordum. Çıkışa doğru da erkenden çıktım. Meğer zaten herkes erkenden çıkıyormuş ben boşuna yanımdakine uyup da tam çıkış saatini bekliyormuşum. Çıkıp dışarıda denk geldiğim yeni tanıştıklarımla ayaküstü konuştum biraz. Kendimi aştım ben bu işyerinde mecbur kalınca. Gidip zorla tanışıp kendimi tanıtıyorum. Muhabbeti uzatıyorum falan. Ama herkes halinden memnun görünüyor. Yeni biriyle tanışmak onlara da iyi geliyor. Ne kadar konuşkan olduğumu düşünüyor olabilirler halbuki sessiz, sakin biriyim. Şu an kendime network oluşturuyorum, harıl harıl çalışıyorum bunun için. Sonra durulacağım ve gerçekten kurulan bağlantılar kendini belli edecek :)
He bi de bugün isg uzmanıyla karşılaştık, emin olmak için sordum evet benim dedi. Kendimi tanıttım su ile alakalı konuşmuştuk dedim su diyince zaten hemen hatırladı. O gün gergindim size de yansıttıysam kusura bakmayın dedim yooo hiç öyle yansıtmadınız dedi. Ben gidip müdürle konuştum ayarlayacaklarını söylediler ayarladılar sanıyordum ayarlamamışlar mı dedi yok dedim. Haklısınız bu konu gerçekten hassas dedi. Önceki çalıştığı yerden örnek verdi o da, orda biraz su vermesek çay kahve verilmese ortalık karışırdı, dedi. Madde var mıydı ben bulamadım dedim çok geniş bir madde var dedi ama yöneticilere direkt kanun bu gibisinden gidilince her zaman gerginlik yaratır hiç onu söylememek gerekir dedi. Ben de konuşurken hiç kanundan maddeden bahsetmiyorum dedi.
Burada işler nasıl yürüyor biliyor musunuz, kim nereden ne koparırsa yanına kalıyor :))) mesela dolaba mı ihtiyacın var istiyorsun istiyorsun veren yok ama ortalıkta bir dolap gördün sahipsiz duruyor alıp kullanırsan da kimse neden aldın kullandın demiyor. O sebil olan odaları söyledim onlar nasıl almış dedim, bir yerde sahipsiz bulup almışlardır dediler :))) damacana pompası için ilgili birimden bir kızla arkadaş oldum zaten ve ayarlayacağını söyledi “tabi tabi ben ayarlarım merak etme” dedi ama tekrar hatırlatmadım henüz, yanına gidip söylediğimde bir tane verir nasılsa diye düşünüyorum. Burda işler böyleymiş yani. Anam babam usulü :)





