Size bir arkadaş tavsiyesi vereyim mi? İş arkadaşınıza sırrınızı vermeyin, iş arkadaşlarınızla özel hayatınızı paylaşmayın. Adı üstünde onlar iş-arkadaşı. Mecburen aynı ortamda bulunup muhatap olduğunuz kişiler. Bunu unutup da çok samimi dostlar olacağınızı sanmayın. Asla iş arkadaşından dost olmaz demiyorum, olabilir de, ama olsa bile bir yerde bitiyor tecrübeyle sabit.
Her hafta 5 gün sabahtan akşama kadar gördüğümüz insanlar bunlar, bir yerde tabi yanılabiliyoruz, aileymişiz gibi çok samimiymişiz gibi düşünebiliyoruz. İş ortamı demek dedikodu demek, hakkımızda konuşulmasını istemediğimiz şeyleri açık etmemek gerek. İş ortamı politik bir ortam. Hakkında konuşulmasını istediğin şeyleri bilinçli konuşturabilirsin, çok gizli bir sır gibi söyleyip dedikodu kazanında kaynamasını izlersin.
Bu yüzden de hayat iş ve evden ibaret olmamalı. Mutlaka başka çevreler de olmalı. İş hayatı, hayatımızın %80-90nını oluşturmamalı.
——
Bugün iş ortamında bir arkadaş sadece ona söylediğim bir konu hakkında bir şey sordu herkesin içinde. Kısaca cevaplayıp geçiştirdim ama huzursuz oldum. Çok ciddi bir şey değil ama ben her şeyimi herkesle kolayca paylaşan biri değilim, hatta neredeyse hiçbir şeyimi paylaşmam. Özel hayatım bana özel kalmalı. Bir gafletle samimi arkadaş moduna girip evdeki huzursuzluklardan biraz bahsetmiştim. Birilerinin hayatındaki huzursuzluk başka birilerinin iştahını açabiliyor bunu da unutmamak lazım. Bir de ben bunu ona geçen yıl falan söylemiştim. Hafızasından nasıl sileyim şimdi.
——
Hiç tek başına sinemaya gittiniz mi? Bu ara böyle bir ihtiyaç hasıl oldu nedense bende:) Kendimle başbaşa bir şeyler yapasım var.
Bugün yoldayken düşündüm de, benim şikayet ettiğim şey “hayattan keyif alamamak”. Peki neden hayattan keyif alamıyorum? Çünkü hayattan keyif alabileceğim şeyler yapmıyorum. Mesela üniversite zamanında nasıldı, hayat nasıldı, ben nasıldım? Hayat yine çok güzel değildi, bir sürü sorun bir sürü sıkıntı vardı. Sağ-sol çatışması vardı, ülkede huzur yoktu, ailelerde huzur yoktu, bir sürü haksızlık vardı. Ama ben mesela aklıma esince çıkıp geziyordum, seminer araştırıp gidip hemen katılıyordum. Anlık yaşıyordum. Bir şeyler yapmaya ihtiyacım olduğunda nasıl bir şey istediğimi düşünüp bu konuda araştırma yapıp hemen harekete geçiyordum. Kadıköy’de yürüyüp insanların arasına mı karışmak istiyorum, çıkıp Kadıköy’e gidiyordum. Deniz havası mı almak istiyorum, vapura binip Eminönü’ne gidip geliyordum. Tarzımı mı değiştirmek istiyorum, farklı bir avm deneyip oradaki mağazaları geziyordum. Hayattan keyif almak böyle bir şey işte aslında, anı yaşamak, anda karar vermek, harekete geçmek. Ötesini berisini düşünmeye kalkarsan oturduğun yerde çakılıp kalıyorsun.
Sizin hayattan keyif almak için yaptığınız şeyler var mı? En son ne yaptınız?
(Fotoğraf geçen hafta dolunay gecesi Çamlıca Camisinden)