Dikişlerimin günlük pansumanını yaptım ve günü bitirmek üzereyim. Yarın arkadaşlarımla buluşacağım ama aslında hiç gidesim yok. İptal etsem mi gelemicem desem mi hastayım derim diye düşündüm ama bi yandan bana iyi gelme ihtimali de yüksek. Kendimi eve kapatmak sorunları çözmek için bir şey ifade etmiyor. Ayrıca sorun zaten benim bunalmış olmam, sıkılmam. Al işte sana fırsat, böyle fırsatlar çıkınca da yapasım gelmiyor bu sefer. Bi arkadaşa sordum git git dedi anneme sordum git iyi gelir dedi, kimse de isteksizliğimi desteklemedi. Terapistimin söylediği bir şey geldi aklıma, bana demişti ki önceden planladığın bir şeyin zamanı geldiğinde canın onu yapmak istemiyorsa bile yap böylece seni durduran, aşağı çeken duygularına başka bir açıdan da bakma şansın olur ve o felç inmiş gibi hissettiren halin geçer. Bunu da hatırlayınca kesin karar verdim gidicem…
Şu pansumanın bantlarını da biraz gergin yapıştırmışım galiba bi çekiyo sanki deriyi anlamadım yarın da bu şekilde çıkıcam ya dışarıya dikkatimi ona verdiğim için daha çok hissettiriyor da olabilir. Bantı kaldırıp yeniden yapıştırsam bu sefer de yapışkanlı gidebilir. Neyse esner herhalde yarına kadar.
Bu arada asgari ücret açıklandı 22.104₺. Valla ne yalan söyleyim iyi ki istifa etmişim dedim yoksa aşırı üzülürdüm herhalde. 10 yıllık iş hayatımda hep asgari ücretin bi tık üstü maaşla çalıştım ve son zamanlarda durum iyice kötüydü. Şu an iş arkadaşlarımın beklentisini biliyorum ve hayal kırıklıklarını tahmin edebiliyorum…
Zaten bu maaşın yarısı kıyafet, yol, yeme, içmeye gidiyor çalışan bir insan olunca. İş hayatının stresini atmak için bir yerlere gitmek, gezmek, bişeyler yiyip içmek, etkinliklere katılmak istiyorsun ki mental sağlığını koruyabilesin. Ama mümkün değil bu maaşla ya. Hele ki bi de kiradaysan, evliysen, çocuğun varsa...
Ayrıca ben çalışan insanların kesinlikle belli aralıklarla terapiye gitmeleri de gerektiğini düşünüyorum ama bu o kadar lükse giriyor ki, mümkün değil bu durumda…
Ama benim için terapi hep birinci sıradaydı biliyor musun, ne zaman bi işe girsem hemen terapiye giderdim. Benim için ekmek su gibi bir ihtiyaç sanki. İş hayatına adapte olamadığım için mi, ev ile iş hayatı arasındaki uçurumu sindiremediğim için mi yoksa hayat mücadelesinde ruhsal bunalımlarımın sesi daha çok çıktığı için mi bilmem. Maaşım hep düşüktü, yetiremediğim zaman mecburen bırakırdım terapiyi. Bir süre kendimi toparladıktan sonra ve depresyonum da başlayınca mecbur yine giderdim… Hala gidiyorum, 1,5 senedir gittiğim bir terapistim var. Aslında düşünüyorum da mecbur kalmasam belki ikinci plan yapardım ama benim duygusal hezeyanlarım baya şiddetli oluyor içinden çıkmam için illa ki bir destek almam gerekiyor gerçekten. Bu son terapiste de panik atak başladığı için gittim, geçti çok şükür 🙏 Alt sebeplerini kazıyoruz, bitecek inşallah.
Hayat herkes için ayrı zor ve herkesin mücadele şekli kendine özgü, farklı. Hepimizin yolu farklı, çıkışı farklı… Dilerim herkes kendi yolunu bulsun ve güvenle ilerleyebilsin…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder