Odayı temizlemeye gelen abla Yozgat’lı olduğunu söyledi. Pek Yozgat’lıyla karşılaşmıyorum dedim. “Yozgat 50 yıllık kalkınma cezası aldı ya Yozgat’lılar geçinebilmek için hep yurt dışına gidiyorlar” dedi. “Biz de İstanbul’a geldik işte ama genelde yurtdışındadır Yozgat’lılar” dedi. Hiç bilmiyordum öyle bir yasak olduğunu dedim. O gidince internetten araştırdım, Atatürk Konya, Yozgat ve Kayseri’yi cezalandırmış diye yazıyor ama şehir efsanesi diyen de var. Bir de Wikipedia’da Yozgat Ayaklanması diye bir başlık var. Daha önce duyan oldu mu? Aranızda Yozgat’lı var mı doğru mu bu acaba?
Sabah baya yağışlıydı. Çarşambaya kadar yağış gösteriyor hava durumu, hatta pazartesi kar da varmış. Fotoğrafı servis beklerken çektim, durağın ötesinde bekliyorum normalde ama yağmurdan korunmak için bugün durakta bekledim.
Bugün cuma olmasına seviniyorum, yarın da iş var ama olsun, haftasonu en nihayetinde. Çok bunalınca kendime tamam seneye istifa edersin azıcık para biriktir de öyle çık en azından diyorum...
Akşamları izlediğim dizi, program hiç yok tv’de. Önceden Bahar, Kıskanmak, Kızılcık Şerbeti ve Kral Kaybederse’ye bakardım. Bazıları bitti, bazıları da saçmaladığı için izletmiyor artık kendini. Bugün kızılcık şerbeti var, izlesem mi diye düşünüyorum ama o kadar saçmalıyorlar ki keyif alamıyorum. Masterchef ve Survivor da sevmiyorum. Yine YouTube ya da telefon kalıyor geriye. Her hafta merakla yeni bölümünü beklediğim dizleri izlemek ne güzeldi. Diziler mi kötüleşti yoksa biz mi hiçbir şeyden keyif alamaz olduk bilmiyorum.
Yemekhanede çalışan bir kıza, başka birimde çalışıp yemeğe gelen biri buradan memnun olup olmadığını sordu. Kız da memnun olmadığını ama mecburen çalıştığını söyledi. Merdivenden inerken de başka bir çalışan abi ile yol üstü konuştuk. Hem bu kadar az para veriyorlar hem de tek çalıştırıyorlar yetişemiyorum dedi o da. Burada herkes bir dokun bin ah işit modunda. Ben de çok yoğun olup yetişemediğimizi, iki kız başımıza erkek işini de yapmak zorunda kaldığımızı söyledim. Kolileme yapıyoruz, yani 2025 dosyalarını sırayla kutuluyoruz sonra o kutuları odadan dışarı çıkarıyoruz. Hem kutu yapmaktan el bilek ve parmaklarım ağrıyor hem de kutu doldurup taşımaktan ayaklarım, dizlerim ve belim… yaşlanıyorum galiba hakkaten sorgulaması yaşıyorum ağrılarım olunca.