Sayfalar

27 Mayıs 2023 Cumartesi

Günübirlik Eskişehir Gezisi

Haftalar öncesinden aldığımız 20 Mayıs 2023 Cumartesi İstanbul-Konya yüksek hızlı treni ile Eskişehir yolculuğumuzun zamanı geldi. Sabah 6:45te Söğütlüçeşme'den hareket ettik. Yanımıza yiyecek bişeyler almıştık ama su almamıştık. Yemek vagonundan da çok geç haberimiz oldu yerimizden kalkasımız gelmedi.
Tren pek de hızlı değildi açıkçası. İlk duraklarda dakikası dakikasına varıp kalkarken git gide bir kaç dakika gecikmeler olmaya başladı ve sonunda 15-20 dakika gecikmeli indik. Sonradan öğrendim ki bu hızlı trenlerin de hızlısı ve yavaşı varmış biz yavaş olanına binmişiz. Bilet alırken kalkış saati ve varış saatine bakarak hızlı olup olmadığını anlayabilirmişiz... 
Yol boyunca "bu mu hızlı tren" diye diye gittik. Siz biletinizi alırken buna dikkat ederek alın. 
Sadece Bilecik'te hızlandı. 250 kmyi geçti. Sürekli bir tünelden çıkıp diğerine giriyordu hızlı bir şekilde.


Bu arada gidişte de dönüşte de oturduğumuz ikili koltuğun cam kenarında cam yoktu duvara denk geldik. Çok küçük bir kısımdan görünüyordu sadece. Giderken ön taraftan camın ucundan biraz görebiliyorduk, gelirken de arkadaki camın ucundan birazcık bize de kalmıştı ama akşam zaten içerisi ışıklı olduğu için camlar ayna görevi görüyordu dışarısı asla görünmüyordu.


Fotoğrafta ekranda 250km yazıyor, en fazla 272 oldu diye hatırlıyorum. Ayrıca önümüzdeki vagon yemek vagonuymuş biz inmeye yakın fark ettik.


İnip biraz yürüyünce Porsuk Çayına ulaştık, soldan devam ederek Doyuran Kahvaltıya geldik. Her Eskişehir gezi yazısında buradan bahsediliyordu. Gidene kadar yollar, çevre, dükkanlar boşken burası 3 metre kuyruktu. Bizim gibi düşünüp trenden inip direkt buraya gelen ne çok kişi olduğunu görüp şaşırdık. 

Zaten günübirlik geldiğimiz için bu kuyruğu bekleyerek zaman kaybetmemek için vazgeçtik. Yol üstünde A101 görmüştük, oradan sandviç ekmeği, peynir, salam vs alıp hemen karşısındaki Millet Bahçesine oturup piknik yaptık. 


Sonra kahve içelim de önce bi kendimize gelelim öyle gezelim dedik. Haritadan Starbucks'a baktık, tam da çayın yanındaymış, oraya da gitmeyi düşünüyorduk zaten. Bu seferki gondolların da kalktığı yerdi. Trenden çıkıp ilk baktığımız yer gibi değildi burası daha renkliydi.

Gondolların sıra sıra süzülerek gitmesi, çay kenarındaki yeşil alanlar, ortam çok hoştu. 



Bir süre kahvelerimizi yudumlayıp Porsuk Çayı'nı, Gondolları izleyip fotoğraf çektikten sonra Millet Bahçesine geri döndük minibüslere binmek için. Çünkü çayın oradaki bir büfeye Sazova Parkı'na nasıl gideceğimizi sormuştuk, bizi buradaki minibüslere yönlendirmişti. 16 ve 38 numaralı minibüsler gidiyormuş. 38 numaraya bindik. Kişi başı 7,5tl ödedik (Mayıs 2023).
Yukarıdaki fotoğrafı minibüsün camından çektim. Mavi Şato'yu gördük ama hemen inmedik, biraz daha giderek tam giriş kapısında indirdi minibüs.

Sol tarafta hayvanat bahçesini görünce önce buraya bakalım dedik. Sualtı Dünyası da içerideydi ve ayriyetten bilet alınmıyordu. 
Baya sıra vardı ama çabuk ilerliyordu.

Biletlerin fotoğrafını orada çekmeyi unuttuğum için evde çekip yükledim. Tam 35tl, öğrenci 20tl idi.

Önce hızlıca Sualtı Dünyası'nı dolaştık.

Sonra Hayvanat Bahçesi'ni...


Bu şapşikler çok tatlıydı.

Ve çıkıp Mavi Şato'ya doğru yürüdük. Yol üstünde Nuh'un Gemisi vardı ona girmedik (Giriş 10 ya da 15 tlydi). 
Şatoya giriş bileti için çok sıra vardı. Ama hızlı ilerliyordu orası da. Kart geçmiyor, sadece nakit alıyorlar. Hemen karşılarındaki dondurma ve pamukşeker satan yerde ise sadece kart geçiyor, nakit almıyorlardı. 
Sıra baya O şeklindeydi başı ve sonu aynı yerdeydi biraz daha devam etse spiral şeklinde içe kıvrılacaktı.


Biletleri alıp içeri girdik ama içerisi hayal kırıklığı oldu. Şu çektiğim bir iki fotoğraf dışında pek bir şey yoktu. Seanslar oluyormuş, masal anlatılıyormuş belki onlar eğlenceli olabilir ama tüm seanslar dolmuş olduğu için deneyemedik. 



Ve oradan da çıkıp biraz da uzaktan izledik Mavi Şato'yu.

Sol tarafta Nuh'un Gemisi var Sağ tarafta Şato.

Minibüsten indiğimiz yerde gidiş yolunda bekleyip, 38 numaralı minibüs gelince bindik tekrar Millet Bahçesi'ne dönmek için.
Minibüs o kadar doldu ki parayı uzatmak mümkün değildi, kimse de "şunu uzatır mısınız" diye para uzattırmıyordu, ben de sustum. Şoför de hiç "parasını vermeyen var mı" falan demedi. Bir kaç erkek arkadaş grubundan biri uzatmaya çalışırken içlerinden biri inerken veririz dedi sadece onu duydum. Ben İstanbul'da yaşadığım yerden hiç alışkın değilim böyle bir şeye o yüzden çok şaşırdım. İneceğimiz yere kadar tedirgindim. İnerken verdim parayı ve şoför gayet güler yüzlü karşıladı. Burada olsa kesin surat asardı. 
İndikten sonra Abdüsselam Balaban Köfte'ye gittik. Oradan hiç fotoğraf çekmemişim o yüzden ekleyemiyorum. Yine bi 3 metre sıra vardı. Ama bu sefer çok acelemiz yoktu, bekledik. Beklerken sağ taraftaki pastanede değişik bir tatlı gördüm. İsmi petifürmüş, tadına baktık güzeldi, biraz paket yaptırdık. Yemek için sıramız gelince içeri girdik, 1 porsiyon Balaban Köfte 140tl idi (Mayıs 2023). Çok beğendik, baya lezzetliydi gerçekten övüldüğü kadar varmış. Bol soslu ve köfteleri de çok lezzetliydi. Hemen yedik kalktık zaten çok sıra olduğu için yiyen kalkıyordu herkes yiyebilsin diye.

Petifür'ü orada çekmemiştim, evde yerken çektim buraya eklemek için. Aslında profiterol hamuruna kremayı enjekte ederken üstünden biraz taşırıp oraya da hindistan cevizi bulamışlar. Hamuru yumuşacık ve bayatlasa bile yumuşak kalıyor, ertesi gün bile hala lezzetliydi.

Abdüsselam Balaban Köftecisi'nden çıkıp Odun Pazarı'na doğru yürüdük ama doğru yere mi gittik emin değilim. Zira çok yorulmuştuk, ofis-ev arası pek bir hareket alanı olmayan insanlarız hamlamışız. Ayaklarımız şiş, dizlerimizde derman kalmamıştı. Hemen sağ tarafta bir çay bahçesi vardı oturup Türk Kahvesi içmek istedik ama sadece çay vardı geri kalktık. 
Aşağıda bir park vardı orada oturup dinlendik, gölgelikti, çok iyi geldi. 

Sonra Çibörek yemeye meşhur Papağan'a geldik. İki tane dükkan varmış burası ikinci şubesiydi. Yine burada da sıra vardı tabi ki. Gitmeden önce araştırma yapan herkes aynı noktalarda buluşup duruyorduk. Turla gitmemiştik ama tur ile gitmiş gibi belli noktalarımız vardı.
 
Bazı kişiler hemen solda, yolun karşısında kalan Karakedi Bozacısı'ndan bozasını alıp sıraya öyle giriyordu. Biz çıkınca aldık.

Sıramız geldi, içeri girdik çibörek siparişimizi verdik beklemeye başladık. Baya bekledik. Balaban köfte için bu kadar beklememiştik. Ayrıca çalışanlar çok mutsuzdu. Muhtemelen çok yorulmuşlardı haklı olarak, ama onların stresli halleri bize de yansıdı. Çok fazla keyif alamadık oradan. Yine de Çibörek lezzetliydi. Beğendik. Bir porsiyonda 5 tane vardı ve 75tl idi, yanına ayran aldık onun da tanesi 10tlydi (Mayıs 2023).

Sonra hemen yandaki Karakedi Bozacısı'ndan boza aldık. Plastik su bardağında plastik kaşıkla birlikte veriliyor, tanesi 12,5tl (Mayıs 2023). Çok beğenince eve de almak istedik, yarım kilo aldık 25tlye (Mayıs 2023) ama veriliş şekli dumura uğrattı biraz. Yarım kiloluk, bir kiloluk poşetler hazırlanmış, öyle veriliyordu. Yolda taşırken poşetleri üstüste koyunca oraya buraya kaykılıyordu. Neyse ki patlatmadan sağlam şekilde eve ulaştırabildik.

 Bunun dışında Met helvası ve Çibörekten de yiyemediğimiz kısmı paket yaptırdık. Met helvayı aldığımız yerin adı Tanınmş Helvacı'ydı, lezzetliydi. Eminönü Mısır Çarşısındaki Kurukahveci Mehmet Efendi'nin yeri gibi sıraya girip hemen camdan paket verilerek alınan bir yerdi.

Son olarak tüm harcamalarımızı fikir olması açısından buraya ekliyorum. Fiyatlar 20 Mayıs 2023 tarihine aittir :
  • Minibüs Millet Bahçesi - Sazova gidiş-geliş toplam 30₺ (kişi başı 7,5₺) (38 ya da 16 numaralı minibüsler gidiyor)
  • Balaban köfte 280₺ (Kişi başı 140₺) (Abdüsselam Balaban Köftecisi)
  • Çibörek 95₺ (porsiyon 75₺ + 2 ayran 20₺) (Papağan Çibörek)
  • Petifür 80₺ (Kilosu 150₺) (Divanes Pastanesi)
  • Met helva 70₺ (yarım kilo) (Tanınmış Helvacı)
  • Boza - bardağı 12,5₺, yarım kilo 25₺ (Kara kedi Bozacısı)
  • A101 -kahvaltılıklar 80₺
  • Sütlü Filtre Kahve 2 tane 78₺ (Starbucks - Tall)
  • Hayvanat bahçesi 55₺ (tam 35₺ + öğrenci 20₺)
  • Masal şatosu 27₺ (tam 15₺ + öğrenci 12₺)

Akşam tren saatimiz 20:29'du ama anonsla geç geleceği söylendi. 20 dakika gecikmeli gelecekti ama yarım saati buldu yanlış hatırlamıyorsam. Dönüş yolu biraz daha sıkıcıydı ve yorulmuştuk haliyle. Günübirlik çok güzel geziliyor ama bir gece kalmalı gidilse daha rahat olabilir. Gitmediğimiz yerler oldu zaten Eskişehir'e gitmeden önce planımızdan çıkarmıştık oraları. Mesela Balmumu müzesi gibi. İstanbul'da da var ve daha güzel olduğu söyleniyor. Zaten Eskişehir hemen trene binilip gidilebilen bir yer olduğu için diğer yerlere başka zaman da gidebiliriz diye düşündük. 3 saat sürüyor tren yolculuğu. Sanki İstanbul içinde bir ilçeye gezmeye gelmişiz gibiydi.

Gitmek isteyenlere tavsiye ederim. Trafik yok, sakin, huzurlu bir yer. İnsanları da kibar.
İstanbul'a göre daha yaşanabilir bir ortamı var. 

Eskişehir gezimiz bu kadardı başka gezilerde görüşmek üzere :)

25 Mayıs 2023 Perşembe

Mütemadiyen kaşınıyorum

 Ellerimdeki kabarcıklar biraz daha büyümüş gibi bugün ve hala kaşıntı var. Jeli sürünce duruyor biraz, ama elimi yıkayınca ya da jel bi şekilde yok olunca yine başlıyor kaşıntı. Bugün işyerinde başka bir doktor vardı ve bu doktorun çok sırası oluyor. Ona da göstermek istedim ama hemşire izin vermedi bir türlü. İkide bir çok yoğun diyip yolladı. Diyorum ki tedavi olmayacağım sadece bi göstereyim alerji mi ne bu onu söylesin diye. Yok bırakmıyor. 

Baktım ondan hayır yok ben boş bulduğum bi an daldım içeri. Doktor da hemşireden çekiniyor ondan izin aldı bakayım mı diye. Gerçekten sinir harbi yaşadım zaten kaşıntım var gerginim oturup ağlayacaktım artık. Bu doktor aslında geçici geldi ve akapunkturcu normalde. Bunu duyan personel de hasta olanından olmayanına hepsi bi yerlerine iğne batırmaya geliyor. Hemşire de kendince haklı başa çıkamıyor belki tamam ama biliyor benim kişiliğimi, tahmin etmesi lazım gerçekten gösterme ihtiyacı hissetmesem utangaçlığımdan gelemeyeceğimi, yüzsüzlük yapamayacağımı... ikide bir beni "iğne koyalım der bişey demez ki" diyip geri yolladı. Bırak da bunu doktor söylesin insanlar yüz kere tekrar geliyor ben ilk defa gelmişim niye görünemiyorum. Neyse çok sinirlendiğim için yazmayı da uzattım neyse doktorun yanına sızdım kenardan ama o da hemşireye sordu hemşire tamam dedi. Baktı doktor elime alerji değil içten bişey dedi. Dilime baktı süt ürünlerini kes bi süre geçer dedi. Tamam dedim çıktım. Adama da ikide bir yoğun olduğunuzu biliyorum tedavi için gelmedim sadece sormak istedim diyip durdum yok önemli değil dedi belli ki adam kibar, kimseyi geri çeviremiyor diye hemşire almış ipleri eline...

Doktorla görüşemeyeceğimi kabul edip mhrsden cildiyeci randvusu bakmıştım en son yanına sızmadan önce ve ne ilginçtir ki randevu buldum. Cildiyeye randevu bulmak inanılmaz zor bilen bilir. İki doktor açılmıştı önce ama ben daha tıklamadan bitti. Sonra tekrar tekrar yenileyince bi tane daha çıktı ışık hızıyla hemen almaya çalıştım ve tek kalan bi saat vardı onu aldım. 6 Haziran salı gününe. 

Bu bizim doktor bana sütü yoğurdu kes dedi ama ben bu ürünleri sadece baharda yemiyorum ki hep yiyorum. Acaba Bahar alerjisi mi tetikliyor. Neyse içim tam rahat etsin diye cildiyeye de gidicem. Pazartesi gününe de dahiliye randevusu almıştım vitamin değerlerime baktırmak için, ona da bi gösteririm belki onunla alakalı da olabilir.  

Son zamanlarda tam bir sinir küpü gibiyim. En sonunda birine fena patlicam salya sümük hem ağlayıp hem sağlam bi kavga çıkarıp artık sonsuza dek o kırılgan ve nahif özleme veda edecekmişim gibi geliyor. Ama ben anca içime içime ağlıyorum sinirimi de başkalarına öfkeyle anlatarak atıyorum...

Doktor tatlıyı da azalt dedi bu arada.

Bu arada bişey daha; makyajı bebe şampuanı ile yıkayarak çıkartmaya başladım çok pratik. Disk pamukla sürterek çıkarmaktan bin kat iyi, hem tam temizlenmeyebiliyordu da. İşyerinden bir arkadaş söylemişti de aklıma yatmadığı için denemiştim. İki gündür deniyorum, rimel dahil her şeyi temizliyor sadece alt kirpiklerin biraz altında siyahlık kalabiliyor ama onu da yıkayıp ya da silip temizleyebiliyoruz. Gerçekten temizledi mı diye iki gündür pamuğa makyaj temizleme suyu döküp üstünden geçiyorum ve pamuk bembeyaz kalıyor. Gerçekten başarılı. Ayrıca kirpik dibi iltihabını önlemek için de gözleri bebe şampuanı ile yıkamayı önermişti bir keresinde bir göz doktoru bana gözlerimin çok kaşındığını söylediğimde. Belki cildi kurutabilir, o da nemlendiriciyle halledilir. 

Şu an yine kaşınıyorum, az önce duş almıştım. Göbeğimde bir bölge var özellikle o kaşınıyor eve geldiğimden beri. Tam da pantolon düğmesinin denk geldiği yer. Ve bu bölge ilk zoretanin tedavim bittikten sonraki dönemde de böyle çok kaşınmıştı. Kaşımaktan artık kızarmayı geçtim kararmaya başlamıştı. Doktora gidip sormuştum o da hazır turşu, hazır gıda, hamurişi yeme demişti ve fermuar da alerji yapmış olabilir demişti pantolon fermuarımı kastederek. Vay be aslında ilk o zaman…yok yok öncesi de var. 18 yaşında ÖSS’ye hazırlanırken çok stres yapıyorum diye rehber hocası psikiyatriste yönlendirmişti çok hafif doz sakinleştirici versin diye. O zaman da mevsim bahardı. Sol yanağımın alt yarısı komple çenemden kulağıma doğru pütür pütür kaşınıp kabarmıştı. Annemle doktora gidip ilaçtan mı oldu diye sormuştuk, o da bahardandır demişti “şimdi bu zamanda tırtıl keseleri açılıyor yumurtaları tozları falan dökülüyor rüzgarla gelmiştir yüzüne o dokunmuştur” diye senaryo yazmıştı. Tuhaf bir kadındı, elektriklenmiş gibi kabarık, kıvırcık sarı saçları vardı. Yaşlıydı, gözlüklerinin üstünden bakıyordu. Zayıf ve sinirliydi. Ben psikoloji okumak istediğimi söyleyince “ne uğraşıcan delilerle boşver, bak bana geçen biri geldi adam belinde silahla gelmiş mesela ya farketmeseydim, hemen güvenliği çağırdım da çıkardılar dışarı” falan deyip beni vazgeçirmişti. Tuhaf biriydi, sevmemiştim ama en ucuz yer orasıydı. 

Ondan önce böyle bir kaşıntı vs yaşadığımı hatırlamıyorum ama sonrasında birkaç yıl arayla iki ya da üç kere cildimin(yüzümün) alerjik reaksiyon göstermesi sonucu şiştiğini, yandığını, kaşındığını falan hatırlıyorum. Hatta anca iğnelerle geçirebildiğimi de…

Kolestrol var bende zaten, bi iyi bi kötü kolestrol varmış bende yüksek olan kötü. Cilt de direk karaciğerle bağlantılı. Çok kilolu değilim aslında ve çok yağlı yememeye de dikkat ediyorum ama yine de var. Çok su içmem ve hareket etmem gerekiyor. Kolesterol karaciğer, damar, kalple alakalı. Bazen ağır yemekler yiyorum kalbim deli gibi çarpmaya ağzım kurumaya başlıyor mesela. Karaciğer yağlanması var demişti biri de. Böbrek üstü bezlerim için de çok mu çalışıyor az mı çalışıyor ne bişey demişlerdi ya da onda da yağlanma mı vardı neydi. Ha bu arada benim bir böbreğim doğuştan yamuk. Annem söyledi, bir gün doktora gidersen şaşırma diye. Sağ taraftaki herhalde, diğeri gibi dik durmuyormuş yan duruyormuş. 

Neyse ne diyordum, ilk antidepresan ile yüzümdeki alerjiyi yaşadım. 10mgnin yarısını içiyordum sanırım o bile kafa yapıyordu hatırlıyorum da şimdi. Gülesim geliyordu stres oldukça, annemlere gülmemi engelleyemiyorum diyormuşum sonra baya bir süre bunu anlatıp dalga geçmişlerdi. 

Sonra yaptırdığım bir cilt bakım sonrası nasıl devam edeceğim anlatılmadığı için yüzüme sürdüğüm şeylerin alerji yapmasıyla yüzümün şişmesi ve iğnelerle anca toparlanmam, sonra kullandığım bir sivilce ilacının yüzüme alerji yapması, sonra belki bir tane daha alerji vakası ama tam hatırlayamıyorum. Sonrası son üç yıldır bahar alerjisi şeklinde. Ama hep ciltte kaşıntı, kabarma. İlk bu sene hapşırık, burun akıntısı oldu şiddetli şekilde. 

Kendime iyi bakmam lazım tek yol bu gibi. Bağışıklık sistemim yeterince güçlü değil mi acaba… 

Sağlıklı yeme-içme, spor, su. Az stres mümkünse. Hiç-stres diye bir şey mümkün değil çünkü.

Öyle işte. 

Bugün ikinci Zyrtec’imi içicem, 3te artık rahatlama sağlanır diye düşünüyorum. Bu elimdeki kabarcıklar kaşıntılar gider diye umuyorum ama sonra doktora ne göstericem 6 haziranda diyorum. Fotoğraf çektim, videoya aldım. Yeterli olur herhalde. En azından seneye ya da bir ay sonra falan yine olursa ne yapacağımı bilirim iyi olur belki. 

Benden bu kadar şimdilik. Görüşürüz. 

24 Mayıs 2023 Çarşamba

Alerji, kaşıntı

Geçtiğimiz Cumartesi günü hızlı trenle günübirlik Eskişehir’e gittik. Çok güzel geçti. Fotoğrafları da ekledim buraya ama daha yayınlamadım, yazıyla toparlayıp yayınlayacaktım ama İstanbul’a döndüğümden beri kaşınıyorum. Bahar alerjim var maalesef, daha yeniyiz iki senedir tanışıyoruz. Eskişehir’de özellikle Sazova parkında her yerde polenler uçuşuyordu. Bir de hayvanat bahçesine girdik orası da polen yuvasıydı. Nefes alırken burnumuza kaçıyordu o derece yani. 



Hiç aklıma alerjim gelmedi oraları keyifle gezerken. Eve de geç geldiğimiz için bişey farketmedim, ilaç içmedim, hemen yattım. Ertesi gün elim ve bacağımda sinek ısırığı gibi bişey fark ettim. Sonra kaşıntı başka yerlerde de oluşmaya başladı. Küçük küçük kabarcıklar ve tatlı bir kaşıntı başladı. Aslında oraya gitmeden önce de hafiften göbek kısmında kaşınıyordum yakında ilaç içerim yine diyordum. Keşke oraya gitmeden başlasaymışım. Gün boyu dışarıdaydık tetiklenmesi çok normal. 

Bilaxten vardı evde, onu içtim iki gece üstüste bir de ectopix vardı kaşınan yerlere sürmek için, onu da sürdüm. Ama ikisi de pek fayda etmedi. Bugün artık parmaklarım aşırı kaşınmaya başladı ve şişmişti, kalem vs tutamıyorum herhangi bir yeri elleyince iyice kaşınmaya başlıyordu. Eklem yerleri olduğu için hareket ettikçe kaşınıyor. İş yerindeki hekime gittim durumu anlattım. Zyrtec ve Fenistil jel verdi. Zyrtec sadece akşam, jel sabah akşam ama daha fazla da olabilirmiş. 

Jeli sürdüm hemen, çok bi fark hissedemedim henüz. Hapı içmeden de rahatlama hissedemeyecekmişim gibi geliyor. Bacaklarım, karnım, sırtım, ellerim, kollarım, saç diplerim kaşınıyor. Kaşınmayan yerlerim kaşınanlara göre azalıyor sanki.

Kendimi bi toparlayayım, Eskişehir gezimi de yazıcam. 

Malum pazar günü seçim var, görevliyim. En geç cumartesiye yazmış olurum diye umuyorum. 

Zyrtec’i yatmadan önce içerim diyordum, çok uyku yapıyormuş diye ama şu an o kadar kaşınıyorum ki bekleyemeyeceğim galiba. İçeyim de kaşınmadan biraz kitap okuyayım. Uyursam da uyurum artık yapacak bişey yok. Kaşıntı çok fena bişey dostlar. Gerçekten sıkıntı neyse hayattaki en kötü şey oymuş gibi geliyor. Bir yerimiz ağrıyorsa o ağrı hayattaki en kötü şey oluyor o an mesela. Ya da dişimizde bir sıkıntı olunca… Diş deyince, dün yine dilime bir bir parça geldi minicik, ince bulgur kadar. Belli ki diş parçası. Dilimi götürünce hissettim. Yine bir dişim kırılmaya başlamış. Dolgularımın süresi geçti ondan oluyor muhtemelen. Baya da bi dolgum var. Hepsi böyle kendini hatırlatırsa...

Ha bi de benim en son kanal yaptırdığım bi dişim vardı, onu bu sefer de küçük yapmıştı doktor. Ben de bu sefer devletten randevu alıp göstermek istedim çünkü oraya yiyecek giriyor farketmiyorum falan çürümesinden korkuyorum. Doktor dedi ki diş etim orayı doldurduğu için dolgu o kadar yeri kaplayabilmiş. Sıkıntı olmazmış. Benim de canıma minnet zaten bi işlem yapılmaması. Dikkat ederim madem dedim. Ama dişçi yolları görünüyor yine kaçış yok. Genetik bizde dişler maalesef çabuk bozuluyor…

Benden haberler şimdilik bu kadar.