Bana öyle geliyor ki, her ne yaşıyorsak ve yaşatıyorsak 35 ve sonrası yaşlarımız için yatırım yapmış oluyoruz.
Çocukluk, öğrencilik dönemi zaten yarış atı gibi koşturmakla, sürekli dersleri sınavları düşünmekle geçiyor.
20'li yaşlarda bir yandan "iş bulmalıyım" diğer yandan "eş bulmalıyım" paniği yaşanıyor.
Ama 30'lu yaşlara gelince bi duruluyor insan, toplumun yönlendirmeleriyle yaşamanın kendine zarar verdiğini fark ediyor, bi durup düşünüyor kimim ben, ne yapıyorum diye.
30-35 arası acı gerçekler yüze vura vura küllerinden yeniden doğuyor ve hayat 35'ten sonra daha gerçekçi bir şekilde yeniden başlıyor. Ne istediğini daha kolay anlayabiliyorsun, daha tecrübelisin ve hata yapmaktan daha uzaksın. Elalemi daha fazla yok sayabiliyorsun. Bu benim hayatım diyebiliyorsun çünkü kendini ihmal ederek başkalarının isteğine göre yaşamanın sana hiçbir getirisi olmadığının farkına varıyorsun.
Ana rahminden çıkıp dünyanın rahminde olgunlaşıyoruz sanki 35'e kadar. Ya da toplumun rahminde mi demeliyim? Malum, hayatımıza etkileri azımsanamaz. Ve sonra büyük adam oluyoruz. Anka kuşu gibi küllerimizden doğuyoruz. Olgunlaşıyoruz.
Yani bence 35 yaş yolun yarısı değil, yolun başlangıcı.
Not: Yazar birkaç ay sonra 35 yaşına girecektir :))