Sayfalar

27 Ağustos 2019 Salı

Şeytan Sofrası ve Cunda Adası


Turun ikinci gününde otelde kahvaltı yapıp Şeytan Sofrası'na çıktık.


Şeytanın ayak izinin olduğu yer.

Dilekler dilenmiş, şeytandan medet umulmuş... ne diyeyim bilemedim.


Manzara mükemmel...





Oradan çıkıp tekne turu için anlaşmış oldukları tekneye gittik. Hayalimizde sadece bizim olacağımız, çok büyük olmayan bir tekne vardı ama devasa büyüklükte, üç katlı ve seviyesi yerlerde olan bir dolu insanla birlikte tekneyle tura çıkmış bulunduk...


Gidilen koylar çok güzeldi. Tam atlamalıktı gerçekten. Deniz harika görünüyordu, ortam düzgün olsa girmek isteyebilirdim.


Tekne turu bitmek bilmedi, altı saat sürdü. Bu turun artı yanı turdan tanıştığımız iki kız oldu. Çok kafa kızlardı, enerjimiz hemen uyuştu.


Tekne bizi Cunda Adası'nda bıraktı, tekne ahalisi bir saat mola verip geri dönecekti biz dönmeyecektik. Otele gidecektik oradan. Ama mola süremiz onlarınki gibi bir saatti ne yazık ki... O bir saatin yarım saati tekneden inme, toparlanma, rehberin anlatması derken bitti zaten. Kalan sürede eski Taksiyarhis Kilisesi, şimdiki Rahmi M. Koç Müzesini gezdik. Müze kartla 3 lira mı 6 lira mı neydi. Bu arada önceki gün assos'ta müze kart çıkartmıştım. Assos'a ve Troya Antik Kentine müze kart ile giriş yaptım, Koç Müzesi'ne ise müze kartım olduğu için indirimli girdim. Müze kart olmadan Assos 15 tl, Troya Antik Kent 35 tl giriş ücreti alıyor.

Müzeden çıkıp yukarı doğru gitmeye yeltendik ama yarı yolda dönmek zorunda kaldık çünkü otobüse geç kalıyorduk. Nitekim arayıp neredesiniz diye sormaya başladılar da zaten.


Müzenin girişi...















Tekne turunun saatlerce sürmesi ama Cunda adasında bir saat bile kalamamamız sinirimizi bozmuştu. Otelimizin Sarımsaklı Sahili'ne yakın olduğunu öğrendik, yemekten sonra kızlarla sahile indik. Baya büyük sahili vardı, çok kalabalıktı. Çok iyi geldi kendi başımıza gezmek. Sahilde oturup canlı müzik eşliğinde bir şeyler içip otele geri döndük.


Bozcaada ve Assos


Kurban Bayramı'nda Bozcaada-Assos-Ayvalık turundaydık.

Rehberler, konaklama, programın düzensizliği kötüydü ama gittiğimiz yerler muazzamdı.

İlk gün, geceden başladı. Gece yolculuğu baya zor oluyormuş. Uyuyamadım. O gün normalde tekne turu olacaktı, dinlenecektik ama programı değiştirmişler bize danışmadan. Hatta otel müsait olsaydı otele bile geçebilirdik, sitesinde öyle yazıyordu ama değildi sanırım. Geçmedik.

Sabah olunca kahvaltı için bir yerde durduk. Güzel bir yer değildi, toz toprak içinde, pis ve lezzetsizdi.

Dediğim gibi, turda memnun kaldığımız tek şey gezdiğimiz yerlerin muhteşemliğiydi. O yerlerin güzelliğinin de turla alakası yok zaten. Kendi başımıza da gidip gezsek olurmuş, daha çok keyif alırdık muhtemelen :) Yine de deneyim oldu. İlk defa böyle bir kaç gece kalmalı bir tura katıldım. Kız kardeşim ise kalmalı da kalmasız da katılmamıştı, ilk defa tur adı altında bir geziye katılmış oldu.

İlk gün, kahvaltıdan sonra feribota geçtik, oraya kadar rehber yardımcımız bizimleydi, feribota binerken rehberimiz de geldi. Otobüsle değil, yaya bindik. Bozcaadaya geçtik.

Rehber şöyle bir anlattıktan sonra serbest bıraktı. Fotoğraf çekilecek bir sürü güzel yer varmış ama çil yavrusu gibi herkes bir yana dağılınca biz o yerlerin farkında bile olamadığımız için fotoğraf falan çekilemedik.

Denize girmek isteyenlerin nasıl gideceğini söyledi rehber, hava baya sert esiyordu. Normalde de ayazma plajı adından da anlaşılacağı gibi soğukmuş. O gün daha da soğuk olur diye çoğunluk gitmemişti.

Yanlış hatırlamıyorsam 3 saat verildi serbest zaman olarak. Rehber aldı başını gitti, hani gezmeyenler genelde rehberin yanında durur ya öyle bir ortam da olmadı.

Gezdik biraz kızkardeşimle ama gece de uyumadığımız için ruh gibi geziyorduk. Bir kaç magnet aldık. Domates reçeli meşhurmuş, ondan aldık. Çaybahçesinden bir şeyler yedik içtik Sonra bari camiye gidelim de azıcık ayaklarımızı uzatalım dedik. Kalan vakti orada yarı uyanık uzanarak geçirdik. Baya iyi geldi, camiden çıktığımızda adaya yeni gelmiş gibiydik. Etrafımızdakileri yeni algılamaya başlamıştık ki gitme vakti geldi.


Caminin bahçesinde yatanlar...



Sahile iniş yolu...




Deniz çok dalgalıydı, çok fazla rüzgar vardı uçacaktık neredeyse.





Yukarıda da taş değirmenleri görüyorsunuz...

Çıkmak için enerjimiz yoktu ne yazık ki.




Camiye geçmeden önce kahve içelim de bi kendimize gelelim demiştik. Kahve zihnimizi açmış olacak ki, camiye gidip dinlenmek geldi aklımıza :P


Geri dönüyoruz...




Dönüp feribottan indik, otobüse geçtik. Assos'a doğru yola çıktık.


Baya dik ve bitmeyen bir yokuş vardı, onu da çekmek isterdim ama rehberi kaçırmayalım derken hiç aklıma gelmedi.







Aşağılarda da kalıntılar vardı, ortam büyüleyiciydi.


Assos'tan sonra otele geçtik. Otelin yemek saati bitmek üzereydi ama bizim için bekletmişlerdi, toplamıyorlardı. Pek bir şey kalmamıştı kalan da soğuk ve lezzetsizdi. Zar zor bir şeyler yiyip odaya çıktık. Odalar da pisti, her şey eksikti. Bir an önce ayaklarımızı havaya dikip şişi biraz indirip uyuma derdinde olduğumuz için diğer şeylere takılmamaya çalıştık.

Bu arada otelin adı Kalif Otel. Tavsiye etmem.

Birinci gün böyle bitti. Diğer gün bir sonraki postta...