Sayfalar

24 Ekim 2026 Cumartesi

Cumartesi keyfisi

Selamlar

Bugün annemle erkenden çıkıp kahvaltıya gittik. Dün akşamdan kararlaştırmıştık. Paşalimanı beltur cafeye gidip hazır kahvaltılardan aldık tanesi 200dü ve yanında bir ekmek işe çay da veriliyor isterseniz simiti kendiniz alıyorsunuz 30 liraya. Kahvaltısı gayet güzeldi sadece haşlanmış yumurta yoktu onun dışında reçel, bal, çikolata, dört çeşit peynir, ceviz, kuru kayısı, siyah ve yeşil zeytinler vardı. Alıp dışarıda bir masaya oturduk önce ama arılar çok fazlaydı ve rahat vermiyorlardı biz de içeriye geçtik. Boğaz manzaralı, deniz kenarında güzel bir kahvaltı oldu. Saat daha 10 olmamıştı, görevliler çimleri biçiyordu, çim ve deniz kokusu ile bir sabah başlangıcı… tek sıkıntı arılardı işte hatta bi tanesi bizimle içeri girdi orda da birlikte yaptık arı kardeşle kahvaltıyı :))

Sonra sahilde yürürken anneme yeni çalıştığım yerde stresin daha az olmasının bana iyi geldiğinden bahsediyordum ki işten bir mesaj geldi. Bugün işe gitmeyip yanımdakine tembihlemiştim yapılacak bir işi, tabiri caizse salağa anlatır gibi anlatıp üstüne bir de not yazıp masasına yapıştırdım unutmasın diye. Buna rağmen yanlış kişiye göndermiş. Aradım ne alaka bu kişiye gönderiyorsun ben sana ona mı gönder dedim diye baya sinirlendim. Kâğıda sadece neyi göndereceğimi yazmışım onu dedi. İyi de ben dün kime gönderileceğini söyledim hepsini tek tek yazmam mı lazım dedim tamam dedi. Tamam ne ya, iletişim de kuramıyor ki. Ya sanki çok becerebiliyormuş gibi bir de insiyatif alıp kendi kararlar veriyor iyice delirtiyor beni. Annemi de germemek için sakin kalmaya çalışıyorum ama elimde değil söylenip durdum. Annem de engelliymiş gibi kabul et sen de onu dedi. Bu kadar beceriyor işte o da öyle biri dedi… başka çare yok zaten öyle yapıyorum ben de ama bazen de çok fazla geliyor artık çünkü ben onu öyle kabul ettikçe suyunu çıkarıyor bence. Nasıl yaparım bilmiyorum ama buna bişey yapmam lazım artık gerçekten. İş verince çok güvenmemek gerektiğini aklımda tutmam ve sürekli rapor almam lazım gibi. Arayı iyi tutunca dediklerim bi kulağından giriyor diğerinden çıkıyor iyi davranmaya da gelmiyor ya. Neyse annemden özür dileyip lafı değiştirip muhabbete devam ettim. Önce biraz sessizdim annem bişey anlatıyor ama duymuyordum, kusura bakma dinleyemedim bir daha söylesene dedim. Sonra bir yere oturduk babamı aramış yanımda onu bile farketmemişim. Bu olayın annemle geçirdiğim bu günü bozmasına izin vermemeye karar verip kendimi o ana getirdim ve annemle ilgilendim. 

Başka yere geçip kahve içtik, fotoğraf çektik, sohbet ettik. Sonra da biraz çarşı dolaşıp eve geldik. Eve gelirken Boğaz köprüsünün altından bir sürü yelken geçiyordu, bi etkinlik falan mı vardı acaba?

Küçük bir iş stresi dışında güzel bir gün oldu. Eve gelip yalnız kalınca sinirim tekrar bi depreşti. Bende de yeni bir huy başladı çok stres yapınca kaş kopartma huyu. Kaş köklerim kaşınıyor sanki çek beni diye :)) trikotillomaniye dönüşmesin de. Aynadan baktım biraz belli oluyordu göz kalemiyle düzelttim ama bu durum da hiç hoşuma gitmedi açıkçası bi endişe yarattı. Sakin kalmayı öğrenmem gerek böyle durumları tolare edebilmenin yolları olmalı. Tek kişiyi yönetemiyorum insanlar 50-60 kişiyi nasıl yönetiyor ya bu işler yufka yürekliler için hiç kolay değil. 

Birazdan annemle yine çıkıp bu sefer spora gideceğiz. İyi gelir umarımmmm hem fiziksel hem ruhsal. 

Ve bu hafta kendime daha fazla özel alan oluşturmaya karar veriyorum. Öğle yemeklerini de yemekhanede yemeyeceğim. Hem tüm hastaneyle bir de yemekhanede birlikte olmak istemiyorum hem de durduk yere kilo alıyorum. Evden sağlıklı yemeğimi götürürüm, hatta yanıma alıp dışarıda yerim. Ben mi kurtarıcam burayı yeter zaten her türlü gidiyo işler bi enayi ben miyim de stres yapıyorum bu kadar. Hiç.

Bu arada ayakkabılarım geçenki şiddetli İstanbul yağmurunda ıslandıktan sonra böyle oldu nedenini ve ne yapabilirim bilen var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder