Sayfalar

31 Mayıs 2026 Pazar

Üsküp/Kuzey Makedonya, 28-30 Mayıs 2026



Herkese merhaba!

Kurban Bayramı’nda 2 gece 3 gün kaldığım Üsküp gezimi bol fotoğraflı bir şekilde nihayet sizlerle de paylaşıyorum.

İlk yurtdışı seyahatimdi, fazlasıyla heyecanlıydım, şu an Türkiye'deyim ve heyecanım daha yeni yeni normal seviyeye inmeye başladı diyebilirim. 

Tek başıma olmak, en iyisini yapmaya çalışırken hiçbir şey yapamaz hale gelip kilitlenmek, sonra doğaçlama yapmaya karar vermek şeklinde ilerledi biraz gezim. 

Müze tarzı yerlere gitmedim, çok söylenen yerleri de gezmedim. İçimden nasıl geldiyse öyle dolaştım. Daha çok yeme-içme üzerine bir gezi oldu, bir de şehir atmosferini yaşamak üzerine.

O zaman başlayalım...


1.Gün, Sabiha Gökçen Havalimanı'na giriş:


Hemen ekrandan benim uçuşu arayıp buldum, emin olmam lazımdı :) 



Check-in noktasına gittim.



İnternetten bir önceki gün check in yapmıştım. Buradaki kiosklardan biletimin çıktısını aldım ve pasaport kontrolüne geçtim. Ben anı olsun diye yazdırmıştım ama pasaport kontrolde de kapıdan geçerken de bilet görmek istediler, herkes bilet çıktısı almış olduğu için qr kod göstermek aklıma gelmedi, biletimi kopara kopara ufacık yaptılar minicik bir anı olarak kaldı biletcim :)))


Biletleri okutup turnikeden geçmek için yılan gibi kıvrıla kıvrıla gidiyoruz.


Ve pasaport kontrolü için herhangi bir gişenin önündeki sıraya geçiyoruz.


Pasaport ve bileti aldı sadece, tepesindeki kameradan yüzümü kontrol etti ve damgayı vurup pasaportu geri verdi. Çabucak oldu bitti.


Benim kapı 504B idi, git git bitmedi. Yola yürüyen bant eklemişler, içme suyu çeşmesi koymuşlar. Pet şişem ya da termosum olmadığı için ben indim çeşmeye misali önce elimi yıkayıp sonra avucuma suyu doldurup içtim.


Shuttle ile uçağımıza götürülürken buradaki yol da git git bitmedi, sonunda nihayet uçağımıza vardık.


Ben cam kenarında değildim, koridor tarafındaki koltuktaydım. Bu uçağın camları diğerlerine göre daha geniş, dikdörtgen şeklindeydi. Oturduğum yerden bu kadar dışarıyı çekebilmemden de anlaşılıyordur.


Veeee Üsküp'e indik. Pasaport kontrolünden geçtik. Burdan geçiş sabiha gökçenden bile kolaydı. Kadın doğru düzgün yüzümüze bakmadı bile. Sonra bir kenara oturup esim ayarlamamı yaptım. Onesim kurulumumu yapıp paketimi aktifleştirdim. Birincil hattımı kapalı tuttum, onesim ile kurduğum esim'ime de Seyahat adını verdim. 


Çıkışta, tamamen dışarıya çıkmadan önce, bir sürü sıra sıra dizilmiş dükkanlar var, bizim harem otogarı gibi. Araba kiralama şirketleri genelde. İki tane de döviz bürosu var, orta-sağ kısımda da airport bus bürosu. 
Döviz bürosuna 10 Euro verdim, 530 Mkd verdi (makedonya dinarı).
Airport Bus dükkanı kapalıydı iki adam içeride boya badana yapıyordu, dışarıdan alacaksınız dedi biri ben de dışarı çıktım.



Ayakta dolanan bir kadın var, biletçi olduğu para dolu bel çantasından ve elinde tuttuğu biletlerden anlaşılıyor zaten. 200 dinar verip bir bilet aldım. 2€ olarak da ödenebiliyor. Aşırı rüzgar vardı dışarıda ve yağmur çiseliyordu. Etek, elbise giyen kızlar duramadı içeri geçti.


Otobüs 14:00da geldi bindik ve yola çıktık.


Burası ilk durduğu yer, Bus Station olarak geçiyor. Ben de burada indim, bir sonraki durak Holiday Inn otelinin önü ve aynı zamanda son durak. İki duraktan da benim otelime hemen hemen aynı mesafeydi ama bu duraktan yürürsem yol daha rahat ve köprü manzarası daha güzel gibiydi google mapsten bakınca, o yüzden burada indim.


Bunlar otobüsten inenler, hemen buranın önünde duruyor otobüs.


Vardar nehri üzerinden geçiyorum.


Milenyum Haçı ve hemen yanında da Teleferik İstasyonu'nu görüyorsunuz tepede.


Otele giriş yapıldı ✔
Booking yorumlarında Türkçe bildiklerini söylüyorlardı ama benimle ilgilenen adam bilmiyordu (çıkış yaptığım sabah ilgilenen adam farklıydı o biliyordu biraz). 
Rezervasyon kimin adınaydı dedi söyledim, pasaportumu alıp taradı geri verdi ve anahtarımı verip odamı tarif etti.
Kart bilgilerimi Booking'te odayı kiralarken istemişti uygulama, herhangi bir günde ücret çekilecek diye mesaj gelmişti ama çekilmedi. Otele geldiğimde ödemeyi buradan aldı. Kart ile ödedim. 54€, 3348Mkd. Kartımdan $63,78 çekti.


Otele girip, bizimkilerle görüntülü konuşup, eşyalarımı yerleştirip dışarı attım kendimi. Ne zorum vardıysa... Az dinlensene kızım. Ama biraz acıkmıştım o yüzden daha fazla acıkıp baygınlık geçirmeden bir şeyler yiyeyim istedim :))




Hep duyduğum Destan'a gideyim Cevapî de aradan çıksın dedim. Ara ara, yürü yürü, bulana kadar yine baya yoruldum ama geçtiğim yerler güzeldi. 



Dışarıdan pek de güzel görünen bir yer değildi, sırf başka yer aramaya mecalim kalmadığı için girdim içeri. Meğer bir de benim otele daha yakın bir Destan varmış, ertesi gün gördüm, orası daha güzel görünüyordu. Harita nedense orayı göstermedi bana. Zaten bu yolculuğum boyunca harita kafasına göre davrandı biraz.
İlgilenen çocuk Türk olduğumu anladı, ben İngilizce "Cevapi var mı" diye sormaya çalışırken "var ablam" dedi, sonrasını Türkçe hallettik. Bir porsiyon istedim 10 tane koyup getirdi ama çok geldi bana, daha az isteyebilirmişim. 5 ve 7 taneli seçenekleri varmış menüye geç baktığım için bilmiyordum. Lezzetliydi, sadece biraz fazla tuzluydu. Yanına soğan ve biber getirdi, soğanı yemedim biberden bir parça aldım acıydı onu da yemedim. Ekmek güzeldi. Yarım tombik ekmek. İçecekle birlikte toplam buraya 500mkd ödedim. Kartla ödedim, $9.52 çekti karttan.
Pos cihazına dinar cinsinden yazıyorlar ama kart ekstresinde dolar yazıyor. 


Karnımın doymasıyla geri gelen enerjimi biraz daha meydanda dolaşarak harcadım. 
Burası Makedonya Kapısı.


Tuzlu köfteleri yiyince susadım tabi, bulabildiğim ilk büfeden su aldım 35 dinar verdim. Küçük bir su için pahalıydı, yabancı olduğum için kazıkladı galiba bir daha da büfelerden bir şey almadım zaten bu sudan sonra :)


Otelime nasıl döneceğimi sordum haritaya ve yürümeye başladım yeniden. Çok yorulmuştum, artık dinlenmek istiyordum.
En hızlı dediği yola bakın, sağ elini kafanın üstünden uzatıp sol kulağı tutmak gibi :))


Giderken kalenin yanından geçtim.



Marketten bir iki atıştırmalık alayım otelde acıkırsam falan yerim dedim. Kruvasan, meyve suyu ve su aldım. Alışveriş yapan Türk çift vardı, markette alıveriş yapan Türkler bağıra çağıra konuşuyor kimse anlamaz sanıyorlar ama her yerde illa ki Türkler var. Kasada poşet alırken yanlışlıkla çocuğun ayağına çarptım, gayriihtiyari "çok pardon" dedim o da "hiç önemli değil" dedi bir anda Türkiye'ye ışınlandık sanki. Hem yabancı ülkedesin hem de değilsin burada, çok acayip.



Ve otelime geri geldim.

Aldıklarım ve kalan paracıklarım. 


Kardeşim siz neden latin alfabeye geçmiyorsunuz ya, çeviri olmasa ne yazdığı hakkında en ufak bir fikrim yok.
1,5 L su 15, meyve suyu 36, kruvasan 36, muz 24,60. Hesaplayınca 111,6 çıkıyor bir de poşet almıştım onuna birlikte 112dinar tuttu. 115 verdim, 3 dinarı çıkmayınca 5 dinarımı bana geri verdi yani 110 dinar ödedim.

Kettle'da su kaynatıp otelin koyduğu 2si 1 arada kahveden yapıp içtim. biraz da aldıklarımdan yedim. Sonra da internette gezindim, buraya yazı girdim, bizimkilerle konuştum, duş aldım ve uyudum.


2.Gün:


Çok yorulduğum için öğlene kadar uyurum sanıp saat 10'a alarm kurmuştum ama 8 gibi uyandım ve uykumu almıştım. 


Dün akşamdan araştırıp bulduğum börekçiye gitmek isterken yine bulamadım tabi. Harita da bi yol gösteriyo yolun yarısını gidince başka yol gösteriyo, süreyi uzatıyor falan. Orayı ararken bu börekçide bir sürü oturan Türk gördüm, camına bakınca internette paylaşılan "poğaça arası börek" olan yer olduğunu anladım. Yerin ismi: Burektore Etmas. Meşhur yerlerden. Hemen girip merhaba dedim ve evet adam Türkçe konuşuyor. Kıymalı börek ve çay alıp dışarıda oturup yedim. Lezzetliydi. Çayı da güzeldi. 130 dinar ödedim nakit. 
Masada otururken yan masadakilere nerede kahve içebilirim diye sordum siz gittiniz mi bir kahveciye dedim, dün kahve içmek için bir yer bulamamıştım çünkü hiç bu konuda zorlanacağımı düşünmüyordum halbuki. Ottoman cafe varmış dediler tarif ettiler. Biraz dolaşıp oraya gitmeye karar verdim. 









Taş köprüden Büyük İskender heykelinin olduğu tarafa geçiyorum.



Burda telefonu banka yerleştirip video kaydını açıp kendimi çektim sonra bu kareyi videodan ekran görüntüsü aldım :)






 Börekçidekilerin dediği yere gittim ama adam sadece dinar alıyorum Türk kahvesi 150 dinar dedi hem yanımda o kadar dinar yoktu hem de adamın sert tavrı itici geldi vazgeçtim orada içmekten. Biraz yukarı yürüyünce birkaç kahveci daha olduğunu gördüm, meğer hepsi buralardaymış kahvecilerin. Güzel duran bir tanesine girdim. İsmi Lovahcaffe. Latte istedim. İçeride iki genç çalışıyor, biri türkçe biliyor diğeri biliyor mu bilmiyor mu anlamadım ama Türkçe konuşmayın İngilizce konuşun diyor. Neyse ben latte dedim oturdum sıcak soğuk sormadı soğuk getirmiş iyi etmiş. Afiyet olsun diyerek verdi Türkçe bilen çocuk. Lezzetliydi, iyi geldi. Sonra bir anda bir kedi zıpladı yanıma, o kadar tatlıydı ki. Sevdirdi kendini, hem ona hem bana iyi geldi. Sonra arkama sıkıştırdı kendini orada durdu. Kediler vücutta ağrıyan ya da sıkıntı olan yerleri bilirmiş üzerine oturur ya da uzanırmış derler ya benim de belim biraz ağrıyordu o yüzden mi oraya girdi diye bir düşündüm. Ne muazzam varlıklar ya ❤
Kahveye 100 dinar ödedim kartla. Sonra otele döndüm. Yorulmuştum dinlenmek istedim. Yapmak istediğim bir şey de yoktu o an zaten, bulsam bulurdum yapacak şeyler ama canım biraz tembellik yapmak istedi.


Birkaç saat dinlendikten sonra geri çıktım. 


Bu heykellerden sağ yapınca East Gate Avm çıkıyor karşınıza. İçeri girdim, iStyle mağazasından iPhone fiyatlarına bakmak için.


Güvenlik, x-ray, arama cihazı falan yok elini kolunu sallaya sallaya giriyorsun.


Buralarda hep bu NLB banka var. Başka banka adına rastlamadım, popüler bir banka demek ki.


Önce biraz market gezdim.


iPhonelar bu fiyatlarda, ama 50 dolar açtırma ücreti de eklenince bizim ülkeden daha pahalıya geliyor.


Avmden bir şey almadan çıktım. Yemek için Kozmos'a geldim. Kurufasülye, shopska salata ve ajvar sos aldım, ayran da aldım. Hepsi harikaydı. Fasülyeler söylendiği kadar varmış, bayıldım. Salataya da bayıldım. 




Ajvar da güzeldi ama ben sosla alakalı beklentimi çok yüksek tuttum galiba inanılmaz bir şey bekliyordum :) yine de çok güzeldi tabi. Şişirilmiş bir ürün değil.
Kırmızı kapya biberlerden yapılan bir sosmuş.





Bir diğer popüler mekan olan Rigara Şekerlemesini bulana kadar da biraz aradım. Çünkü dükkanın hiçbir yerinde Rigara'nın Rsi bile yok. Önündeki kalabalıktan anlaşılsa da emin olmak istiyordum. Sonra etrafta başka tatlıcı olmadığı ve harita da tam nokta olarak burayı gösterdiği için ve internetten gördüğüm görsellere de benzediği için orası olduğundan emin oldum.


İçeri oturup trileçe istedim. Ödeme yaparken iki tane de acıbadem kurabiyesi paketlettim. Eve getirip bizimkilerle birlikte tatmak için. Tanesi 1.5€ idi, trileçe de 2€. Toplam 5€ ödedim.
Trileçe gayet lezzetliydi. Türkiye'dekinden lezzet olarak çok bir farkı yok bence ama keki daha yumuşaktı.
Acıbadem kurabiyeleri ise efffsaneeee! Harikaydı. Yumuşak kek gibi kurabiyelerin arasında krema, çok beğendim. Türkiye'dekiler kadar sert değil ve daha bol kremalı.



Sonra yine taş köprüden Büyük İskender heykelinin olduğu tarafa geçtim. Heykelin önünde kalabalık toplanmıştı, yaklaşınca bir akrobatın gösteri yaptığını gördüm. Pek başarılı değildi ama değişiklik oldu, biraz izledim sonra kenardaki banklardan birine oturdum. 
Burası en popüler yer olmasına rağmen aşırı kalabalık yok ve her zaman oturacak bir yer bulabiliyorsunuz. Bir de Eminönü'nü, İstiklal caddesini düşünsenize. Normal yürürken bile sıra oluyoruz mecburen kalabalıktan.


Köprüde bir kızdan rica ettim fotoğrafımı çekti. Bir sürü çekti sağ olsun, bunu eklemeyi tercih ettim buraya :)


Sokak dilencisi heykeli bile var.


Köprülerin ışıklı halini görmek istediğim için oturdum gün batımını bekledim. 


Tek bekleyen ben değilmişim :)
Bu yeni evli çift de dış çekim yapmak için harekete geçti ışıklar yanar yanmaz.


Bazı yerleri sadece videoya çektiğim için fotoğraf kalitesi iyi olmayabiliyor, videodan ss alıp ekliyorum çünkü.



Manzara, görsel olarak muazzam ama o köprülerde uçuşan sinek ve böceklerin haddi hesabı yok. Fotoğraflarda ve videolarda görünmüyor ama o kadar çoklar ki. Neden ilaçlama yapılmıyor? Ya da ilaçlama yetmiyor mu? Köprüde yürürken, hatta durduğumuz halde bile yüzümüze uçuşan sinekler çarpıyordu sürekli. O derece çoklar, her boyutta sivrisinek var ve uçan başka böcekler de...


Akşam olunca burada da bir canlılık olmaya başladı, ama sokak sanatçıları çok beceriksiz ya da bana böyle denk geldi. Bi balon şişirecekti şişiremedi mesela onla uğraştı herkes dağıldı falan. Ama olsun, yine de farklı bir ambiyans oldu izlemek.


Avm 10'da kapanıyormuş saat 9'du. Buraya ait markaların birkaç abur cuburunu alıp evde bizimkilerde denemek istiyordum o yüzden kapanmadan avmye gidip alayım dedim. Bir sonraki gün uyanıp yola çıkacağım için vaktim olmayabilirdi. Ama hep bizde de olan bilindik şeyler vardı, pek farklı bir şey görmediğim için almadım. Sadece kahveye eklemek için tek kullanımlık sıvı kahve kremalarından aldım. 43 dinardı. Bir tane de 1 litrelik su aldım 25 dinara. 68 dinar ödedim nakit.


Market burası, girişin bir altı.
Ve otele dönüp dinlenip uyudum.


3.Gün:


Tam alışıyorken geri dönüyorum, doyamadım. Keşke daha fazla kalsaydım diye düşündüm. Tadı damağımda kaldı.
Son günüme uyandım. Uçağım 14:20deydi ama airport bus 10:30da kalkacaktı. Gelirken indiğim durakta değil de, son durakta binmeye karar verdim. Nasıl olsa aynı mesafe uzaklıkta, son durakta beklemek daha rahat.


Bir muzum ve biraz meyve suyum vardı onlarla kahvaltı yapıp kalan içme suyunu da yanıma alıp, anahtarı resepsiyona teslim edip çıkış yaptım. 9:15 gibi çıktım, kipper'a uğrayıp aburcubur alacaktım.


Dm'den geçtim ama çantamda hiç yer olmadığı için içeri girmedim bile. Nedense giderken boşluk bile kalan çantama dönerken zar zor sığdım. 


Markete girdim. Çok abartmadım, birkaç paket bir şey aldım çantama sığabilecek kadar. 127 Mkd ödedim. Kartla ödedim.


Otobüs tamda bu otelin karşısından kalkıyor. Çok kolay buldum ama hiçbir yerde durak işareti vs olmadığı için birilerine sormam gerekti. Hemen yakınında taksi durağı var, oraya sormak istemedim taksiye almak isterler diye ama adam bana bakarak yaklaşınca sordum, yerini gösterdi oradan kalkıyor diye sonra taksi için ikna etme konuşması yapacaktı sanırım ağzını açtı bir şeyler demeye çalıştı ama konuşamadı. O sırada ben thank you diyip uzaklaşmaya başlamıştım. 
Durakta genç bir çift vardı. Zaten üsküp genç Türk çiftlerle doluydu 1-turlar, 2-çiftler hepsi Türk :)) Ben artık her yaklaştığım kişiye önce İngilizce sonra Türkçe selam verip hangisinden devam edeceğine baktığım için burada da benzer bir giriş yaptım. Airport bus, buradan mı? dedim. Erkek olan yea dedi kız olan evet dedi sonra erkek olan heee türk müsünüz dedi :)) Sonradan bu erkek olan otobüste ve havalimanında da pek yerinde duramıyordu, beklemek için oturma yerlerinde otururken birden telefonu kendine tutup sesli bir şekilde açıklamalar yapmaya başladı. Instagram ya da tiktok hesabı vardı belli ki. 


Otobüse bindik, koltuk numaraları yok. Bileti de burada almadık, havaalanında ödeyeceğimizi söyledi şoför. 



Bu köprünün altı bus station, yani benim gelirken indiğim durak. Buradan da yolcular bindi. Kalkış yerinden buraya gelmesi 5dk sürdü otobüsün.


Yol ayrımları, Belgrad, Atina, Sofia. Ne güzel ya :))



Havalanına 25-30 dakikada geldik, biz inmeden hemen bir kadın(fotodaki siyah tişörtlü) içeri girdi ve tek tek ödeme alarak indirdi bizi. 200 dinar yine, 2€.


Havaalanına 3 saat erken geldiğimiz için bekliyoruz. Çünkü otobüs seferleri 10:30da ve 12:30da vardı. 12:30 zorlardı, biz 14:20 uçuşu olanlar hep bu otobüsle erkenden geldik. Kiosklarda diğer havayolu şirketleri bilet yazdırabilirken ajet yazdırılmıyordu. Ajet yolcuları olarak bi de kioskun başında toplanmış olduk. Gidip information'dakine soranlar oldu uçuşa 2 saat kala açılacak dediler. Biraz bekledikten sonra bagaj kabul gişeleri açıldı ajet sabiha gökçen için, ve bagajsızlara bilet de oradan veriyorlardı. Ben de gidip aldım biletimi.
Biletleri okutup turnikelerden geçtik. Pasaport kontrolünden geçtik, doğru düzgün yüzümüze bile bakmadan bastılar damgayı verdiler. Bu arada bu havaalanı o kadar boş ve sakindi ki, hiçbir yerde beklemeden kolayca halloldu her şey.


Kapımızın başında beklemeye başladık.




Uçağa geçiyoruz. 


Sabiha Gökçen'de havaalanından uçağa gitmek için neredeyse şehir değiştirircesine yol giderken burada kapıdan geçip hemen uçağa binmek, uçaktan inip hemen dışarı çıkabilmek çok iyi yaaaa




Ve indikkkk.


Bir anda mahşer kalabalığının içine düştüm bu ne yaaaaa bizim havalimanı başlı başına bir Üsküp kalabalığında sanki.


Stresli bir şehir içi yolculuğundan sonra (metroda kafam karıştı yanlış yerde indim sonra geri bindim vs) sonunda evimdeyimmmmm.
Bizimkilere geçtim hemen. Gün boyu kahve içememiştim. Bir şeyler yiyip kahveye geçtik. Getirdiğim acıbadem kurabiyelerinden yedik, müthişşşşşti.


Sonra aburcuburları denedik.


Bunda hem acı kraker hem de ekşi jelibonumsu bir tat var. Fena değildi.


Bunu hepimiz beğendik. Biraz ağır ama bal ve soğanlı bir kraker. İkisi olur mu ya diyordum. Gayet de oluyormuş. Lezzetli.


Bu biraz hayal kırıklığı oldu ama tadından değil yapısından dolayı. Çıtır çıtır bir cips bekliyordum yumuşak mısır patlağıymış. Ketçaplı.


Bu çikolatayı beğenmedik, çok ağır. Normal çikolatalarda olan şeker miktarı da yoktu sanki. Sevemedim.


Bu güzeldi, bi mayhoş keskin bir tat da vardı içinde. Alkollü mü acaba dedik ama değilmiş. Siyah frenk üzümünün tadıymış.

Süt kremasını da filtre kahveye ekleyerek denedik, buram buram sütlü kahve sevmeyen ama kahvenin sertliği biraz kırılsın isteyenler için çok iyi bir ürün. Beğendim. Sıcak ya da soğuk kahveye ekleyip karıştırmak yeterli.


Ve aldığım anahtarlık ve magnetlerden birkaçı ile bitiriyorum yazımı. Dağıttıklarım fotoğrafa dahil olamadılar :) 
Magnetler 1€, anahtarlıklar 2€ idi.


Son olarak bir de e-sim deneyimimden bahsetmek istiyorum. Ben esim io indirip paket almıştım, kurulum yapmam için Türkiye sınırlarının dışına çıkmam gerekiyordu. Uçaktan iner inmez uçuş modundan çıkmadan wifi açıp havaalanının internetine bağlandım. Ekran kaydı alırken son ekranda çok beklettiği için kaydı sonlandırdım. Oraya kadar olan kısmı fotoğraflayıp ekliyorum. Devamında esim io uygulamasına girince tamamlandı ve aktifleşti diye hatırlıyorum.









Birincil siminizi kapatıp, ikinci yani yeni yüklediğiniz simi aktif hale getiriyorsunuz ayarlar>hücresel’den. Yeni kurduğunuz simin uluslararası seçeneğinin açık olması da gerekiyor. Uygulama onun bildirimini de veriyor zaten. 


İkinci günümde toplamda 784mb harcamıştım. Sürekli harita kullanıp görüntülü konuşmama rağmen iyi bence. Son gün ekran görüntüsünü almamışım ama 1,16gb ile kullanımımı tamamladım. Biraz da İstanbul’a indikten sonra kullandım, çünkü normal sim kartımı tekrar aktifleştirmek istediğimde pin kodu istedi ve ezbere bilmiyordum. O yüzden esim kullanmaya devam ettim, sanki ikinci bir ülke olarak Türkiye’ye geçip gezmeye devam ediyormuşum gibi algıladı uygulama. Türkiye saatine geçti ve Türk yerel operatörüne bağlanarak(Türk Telekom) internet sağlamaya devam etti. Makedonya'dayken operatör olarak Telekom.mk yazıyordu. Pin kodumu girdikten ve asıl sim kartıma geçtikten sonra ise esim kullanmaya devam etmedim tabi. 4 gün daha süresi var ve 3.84 gün kaldı. Bu süreçte yani 4 gün içinde başka ülkeye geçiyor olsaydım interneti kullanmaya devam edecektim. 


Bu arada yeni fark ettiğim bir başka şey, eğer benim referans kodumla ilk alışverişinizi yaparsanız size de bana da 3er dolar hediye veriyormuş. 30 gün içerisinde ilk bakiye yüklemesini veya plan satın alımını yapmanız gerekiyormuş. Kullanmak isteyen olursa kod: OZLEM9230

Şimdilik esim ile alakalı deneyimleyerek öğrendiklerim bunlar. 
Sizinle de paylaşmak istedim, Türk operatörlerin yurt dışı paketleri aşırı pahalı oluyor ve çabuk bitiyor çünkü. 

Şu an yazıyı tamamlarken uygulamaya girip baktım, ekran şöyle görünüyor:


Kendi operatörümün paketini kullandığım için 0 kb. 

Diğer kurduğum sim’in adına seyahat ismini vermiştim. Seyahat kartına geçersem birincil sim kartım aramalara kapanmış oluyor. Sadece internet kullanılabiliyor bu sim kart ile. 
Bu bilgilendirmeyi de yaptıktan sonra artık yazımı bitiriyorum. Gerçekten de uzuuuuuun bir yayın oldu. 
Umarım sıkılmamışsınızdır. 

Böylece Üsküp yolculuğum sona erdi. 
Bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim ❤🌹

Ekleme:

Bir bütçe hesaplaması da ekleyeyim istedim.
  • Uçak bileti gidiş dönüş: 8.842,17
  • AirPort bus: 200 gidiş 200 geliş 400mkd (347,53₺)
  • Otel 2 gece: 3348mkd, 54€, $63.78  (2.930,84₺)
  • Destan junior: $9.52 , 500mkd (434,41₺)
  • Büfe su: 35mkd (30,41₺)
  • Kipper: 110mkd 95,57
  • Burektore etmas: 130mkd 112,95
  • Kafe lovax: 100mkd 87,31
  • Kozmos: 10 Euro verdim 40 mkd verdi 533,46₺-34,75₺‎ = 498,71
  • Rigara: 5€ 266,55
  • Avm market: 68mkd 59
  • Kipper: $2.41, 127mkd 110,75
Toplam: 13.816,20TL tuttu seyahatim.