Sayfalar

17 Nisan 2025 Perşembe

Yaşamak dediğin

Hayat aslında yaşanabilir bir yer değil. Hayatı yaşanabilir hale biz getiriyoruz. Dünyaya gönderildiğimizden beri burayı yaşama uygun hale getirmek için uğraşıyoruz. Bizi mutlu edecek şeyler bulmaya çalışıyoruz ki yaşamaya devam edebilelim. Madem nefes alıyoruz bunu kaybetmek istemiyoruz. Canımız tatlı. 

O yüzden kendimizi bırakırsak depresyona giriyoruz, mutsuz oluyoruz. Mutlu olmak için hep çabalamak gerekiyor çünkü. Bir şeylerle uğraşmak, üretmek, kendimize yatırım yapmak gerekiyor. 

Düşünün ilk insan halimizi, etrafta bir sürü tehlike var, yırtıcı hayvanlar, zehirli böcekler… bitkileri tanımıyoruz zehirli mi değil mi bilmiyoruz. Bir anda yağmur bastırıyor ne yapacağımızı bilmiyoruz vs… bunlara maruz kala kala kendimizi nasıl koruyacağınızı öğreniyoruz. Kendimizi koruyabildikçe kendimize güvenimiz artıyor, güçlü, mutlu ve umutlu hissediyoruz. Başardıkça daha fazla şey yapmak ve hayatı kolaylaştırmak istiyoruz. Yapabildikçe mutlu oluyoruz. Yapamayınca üzgün… ama kendimizi toparlayıp tekrar denersek eğer vazgeçmezsek canlı kalmaya, mutlu olmaya devam edebiliyoruz. Bunu yapamazsak karanlıkta çürüyen bir çiçeğe dönüyoruz. 

Hayat güzel bir yer değil. Acımasız, umursamaz, zorlayıcı… yorulmuş olman umrunda değil, acı çekiyor olman, isyan etmen, kendine zarar vermekle tehdit etmen hayatın umrunda değil. O sadece izliyor seni hatta bazen izlemiyor bile. Sen hayatta tek başınasın. Tek, savunmasız, bilgisiz geldin ve kendini geliştirmek zorunda kaldın her zaman. Bazen etrafında yaşananlardan bazen de kendi hayatından dersler alman gerekti. 

Hayat hiçbir zaman sana ödül ya da ceza vermiyor. Hayatı sen seçiyorsun. Davranışların sana onları getiriyor. 

Hem bu kadar basit hem de bu kadar zor işte hayat…

28 Ocak 2025 Salı

Güven

Allah sevdiği kuluna dert verir derler ya? Az önce kahveyi çok sıcak içince dilim yandı ve tüm odağım dilim oldu. Böyle dünyevi dertlerden sıyrılıp tek bir şeye odaklanıp zihni dinlendirmek için mi dertler iyidir deniyor acaba? Tüm dertlerimiz böyle dilimizi yakmak gibi ufak tefek olsun…

Dün arkadaşımla buluştuk, konuştuk bol bol. Ilişkilerden konuştuk daha çok. O da bekar ve 40ın üstünde. 35ime kadar çok fazla görüştüğüm oldu dedi. Dikkat ettim de bekar olur yaşı 40 civarı ya da genel olarak 35+ olanlarda hep 20ler, 30 başları çok aktif geçmiş oluyor. Neden bittiler dedim, güven problemim var dedi hep bişey olacak diye korkuyorum güvenemiyorum dedi.

Bu yüzden bi yaşa kadar evlenmemiş kişilere sorunlu gözüyle bakılıyor işte. Ben de şu an bu kategorideyim. 40a yaklaşıyorum. Benim de o kadar çok seçeneğim oldu ki, bir sürü ilişkim oldu ama ciddiyete gidemedim bir türlü. Ve benim de sorunum güven idi. Ya yanılıyorsam, ya pişman olursam, ya üzülürsem, ya çok kötü biriyse ama rol yapıyorsa vs… Hayatta risk almadan bir yere gelinmiyor. Sevmek için de risk almak gerekiyor. Kalbini açman, sevmeye cesaret edebilmen gerekiyor… üzülürsen üzüleceksin kaçış yok, sadece süreci uzatıyoruz aslında. Anne-babamızı seviyoruz ama çok güvenilir harika insanlar mı? Hayır. Mükemmel yok zaten. Demek ki sevmek için harika insanı bulmaya da gerek yok. Makul olsun yeter.

“Amaan ben zengin olmaya bakayım, para her şeyi çözer her kapıyı açar nasılsa. Yaşlanınca da kendime bakıcı tutarım hem yalnız kalmam hem de bana bakar, ya da huzur evine giderim” falan diye düşündüğüm oldu ama işin ciddiyeti ile düşününce öyle kolay değil aslında. O günler uzak görünse de bi bakıcam 70 olmuşum, şu an 38 olduğuma inanamadığım gibi. Ben 10-20 yıl önce bu yaşımda bu şekilde olacağıma asla ihtimal vermezdim mesela.

Gerçekten zengin olacağının bir garantisi olmaması bir yana, diyelim ki geldim 79 yaşına bir sürü para, bir çok varlığım var ama bakıcılık için bile olsa o düzgün insanı nerden bulacağım? Ne malum rol kesip ölümemi beklemeyecekleri? İnsanlara o yaşta da güvenemezsin ki, hatta yaş aldıkça güvenmek belki daha bile zor olacak. 

Evlilik bu yüzden de ihtiyaç sanırım, en azından her akşam bir araya geldiğin biri var. İkiniz de birbirinize güvenmeyi, birlikte kalabilmeyi seçmişsiniz aslında eşit sayılırsınız. İki tarafın da benzer kaygıları var. Orası ikinizin de evi yani kaçış yok. Her gün iletişimde olduğun, yakın olduğun biri var, geleceği birlikte düşündüğünüz, dertleştiğiniz. Bu hayatı o kadar kolaylaştırır ki. Ama işte bunu yaşabileceğin insana denk gelmek şans, o şansı kendinde göremeyince de kimseye güvenemiyor insan… çünkü en başta belki de kendine güvenmiyor, kendini koruyabileceğine…