Sayfalar

18 Ekim 2024 Cuma

Şarkı molası

Bir deli rüzgar esse bir yerlerden

Savurur mu, götürür mü beni bilmem

O deli aşık mazide kaldı artık

Dönecek mi geriye onu bilmem

<<Dinle 🎧 >>

30- Kaybetme kendini

 

Çok fazla düşünceyle uyandım bu sabah. Çok fazla duygu ve özlemle. Birbirini kovaladı her biri beynimin içinde. Kalkamadım, toparlanamadım. İşlerimi yaparken ne yaptığımın farkında bile olamadım. Sonra dur dedim kendime. Ne yapıyorsun? Neden başka yerlerdesin şu an? Ben buradayım, başkalarına ya da başka şeylere odaklanmayı bırak ve sen de buraya gel artık. 

Kendime döndüm. Kafana takılan şey ne diye sorup konuştum iç sesimle. Kendime dönmek bile yetti beynimdeki gürültüyü susturmaya. 

Ben kendimi biliyorum, ne yaptığımı biliyorum. Hayatta her şeyi kontrol edemem, bazı şeyler hatta çoğu şey benim kontrolüm dışında gelişir ve ben de kabul etmek zorunda kalırım. Geri dönüp hiçbir şeyi değiştiremem ya da şu an hiç kimseye zorla benim düşüncemi kabul ettiremem. Ben elimden geleni yaparım, gerisini kişilere ve zamana bırakırım. 

“Hiçbir şeyi kaçırmıyorsun, acele etmene gerek yok” diyerek teskin ettim kendimi. “Kendini bu kadar hırpalama, elinden geleni zaten yapıyorsun” dedim. Kendimi hatalarımla birlikte kabul ediyor ve seviyorum.

16 Ekim 2024 Çarşamba

29- Aşk ve anda kalmak üzerine


“Ya o benim için en doğru kişiyse ve ben onu sonsuza kadar kaybettiysem” düşüncesi, bizi acının kucağına bırakan en hızlı yollardan biri sanırım. Düşündüğümüz gibi en doğru kişi o olsaydı zaten şu an hala birlikte olurduk. “Peki ya barışırsak ve uzun süre birlikte olacaksak yine de doğru kişi değil mi diyeceğiz” sorusu ise gelecekle alakalıdır, cevabı şimdide değil. Belki şu an doğru kişi değil ama gelecekte doğru kişi olabilir de, ama bu düşünceye takılmamak gerekiyor. Geleceği bu kadar fazla düşünmek bizi yormaktan başka bir işe yaramaz. Sadece kafamız daha da karışır. 

İhtimaller üzerine gelecek senaryoları kurup orada yaşayarak şu yaşadığımız anı kaybederiz. Bu içinde bulunduğumuz an, bir daha hiç gelmeyecek. Gelecek büyük ihtimalle kafamızda kurduğumuz gibi şekillenmeyecek, belki benzer ama aynısı değil. Bu anımızı kaçırmaya değer mi?

Şimdiden gelecek için endişelenmek, gelecekteki bize güvenmediğimizi gösterir. Gelecekteki sen, aklına gelen herhangi bir durumda ne yapacağını da nasıl davranacağını da bilir. 

Aynı şekilde geçmişteki sana da çok takılmamak lazım. O da mevcut durumunda yapabileceğinin en iyisini yaptı. Şu anki sen kadar gelişmemişti, öğrenmemişti bazı şeyleri. Geçmişteki sen’i suçlama ve gelecekteki sana güven, ikisini de oldukları yerde bırak... Şu an nerede nefes alıyorsun? Etrafına bak, şu anki manzaran ne mesela, ne görüyorsun, ne duyuyorsun, neye dokunuyorsun… Şu anda buradasın.

Önce kendinle ilişkini olabildiğince en güzel hale getir. Kendine olan sevgin o kadar dolsun ki taşan kısmı da başkalarıyla paylaş, sevmek işte böyledir. Birini, ondan gelecek sevgiye ihtiyaç duyduğun için sevme. O biri sana iyi geliyor olsun, anlaşabilmenizi sev ve sevdiğin için ona ihtiyaç duyuyor ol. “Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var” değil, “Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum”.

Hayatına giren her insan sana mutluluk verecek diye bir şart yok, sana ders vermek için gelmiş de olabilir. Hayatta kalman için, o hayalini kurduğun hayatı sana vermek için ihtiyacın olan şey neyse onu verir. Seni itmek için belki de, ilerle artık demek için… Bir ayrılık yaşıyorsan, belki de bu ilişkide ayrılığı da deneyimlemiş olman gerekiyor bir olma olgunluğuna erişebilmek için. Ya da belki de tamamen farklı yollarda ilerleyeceksiniz. İki türlüsü de kayıp değil, yanlış değil. Hayat olması gerektiği şekilde akıp gidiyor. Biz algılayabildiğimiz kadarını bilebiliyoruz sadece. O yüzden hayata güvenmek zorundayız.


Çizim: Pinterest