Sayfalar

18 Ekim 2018 Perşembe

Son zamanlar


Yakın zamanda çevremden 4 vefat haberi aldım: Biri arkadaşımın babası(dün), biri yengemin babası(evvelsi gün), biri diğer yengemin amcası(evvelsi gün), ve diğeri iş yerinden birinin eski öğretmeni(dün) olmak üzere.
Bir kaza haberi aldım: İş yerinden bir arkadaş motorsikletini temizlerken elini kaptırmış ve parmakları kopmuş... dikilemiyormuş.
Bunların yanında ufak tefek aksilikler ve yer yer parçalı bulutlu ruh halleri yaşanıyor devamlı.

Dün kız kardeşim dolandırılmış eve ağlayarak gelmiş, ben dişçide dişçinin negatifliğiyle gerildim eve ağlayarak geldim. Dün akşam bizim evde gözyaşı geceleri yaşanıyordu anlayacağınız :)

Dişçi konusunu kısaca özet geçeyim: İki hafta önce kanal tedavisine başladığımı yazmıştım burada, çocukken çatlayan dişim için gitmiştim. İkinci aşama için dün yine gittim ama yine kanama durmadı, benim diş köküm erimiş ne derece eridiğini bilmiyormuş doktor elindeki röntgende görünmüyormuş 3boyutlu röntgen çekip bakmamız lazımmış ameliyat gerekebilirmiş buradaki malzemelerle olmazmış... Felaket senaryoları yazdı da yazdı, ben zaten randevu saatimden 1 saat geç alınmışım beklerken iki katı gerilmişim, bir de bunları duymak iyi gelmedi. Röntgeni henüz çektirmedim bu akşam çektireceğim ne olacak son karar bilmiyorum belli olunca yazarım.
Dolandırıcılık da şöyle: 30 liralık ürün için 50 lira kasko yaptırmışlar kızkardeşime, o da boşluğuna gelmiş kabul etmiş. Sonradan aklına gelmiş ben kasko yaptıracağıma gider yenisini alırdım diye... Neyse ki 7 gün içinde iptal ettirme hakkımız var galiba.

Ülkenin de üzerinde kara bulutlar dolaşıyor zaten... Hani annenin ruh hali çocuğuna da sirayet edermiş ya onun gibi, ülkenin ruh hali vatandaşın da hayatını etkiliyor. İşler ters gidiyor, bir şeyler oluyor...

Ekonomi, zamlar, Kaşıkçı olayı, cirit atan dolandırıcılar... Sonbahar değil de bu olaylar bunalıma sürüklüyor insanı. Yani sonbahar depresyonu diye bir şey yok da olay üstüne olay yaşatıp bize öyle empoze ediliyor sanki.

Ya dış ülkeler Türkiye üzerine fazla kafa patlatıp uğraştıkça o enerjileri bize yayılıp dengesizlikler oluşturuyor ya da gökyüzünde çok fena ters açı tutulma retro falan bir şeyler var bence...

Sizde ya da sizin çevrenizde durumlar nasıl?



16 Ekim 2018 Salı

Avokadonun solan yaprak uçları


Yaprak uçlarında minicik kurumalar vardı, gittikçe büyüdüğünü fark edince az önce makasla kestim.
Galiba artık bu havasız ortamdan çıkarıp eve götürme vakti geldi. Aslında saksısını da değiştirmem gerek belki de büyümesi için, gelişimi durdu çünkü.
Gerçi araştırmalarıma göre filizlenip büyüme kısmı hızlı geçiyor ama sonra yine duruluyormuş. E bu ne zaman ağaç olacak ya?

Şu ortamını bir değiştireyim bakalım yarın.

Kahramanın Yolculuğu


Dün akşamki dersimizde bir önceki ders izlediğimiz filmin sahnesi üzerinde pek duramadık maalesef. Çünkü hiç kimsenin aklına farklı bir şey gelmemişti. (bilmeyenler şu linkteki yazıma bakabilirler, ana karakterimiz karşısındaki kişinin kaşmir dokumadığını başka nasıl anlayabilir onu düşünecektik.)

Hoca sordu düşündünüz mü diye. Eli titrer, bir an önce gitmeye çalışır vs türü şeylerden öteye gidemediğimiz için ve yeni konulara giriş yapmak istediği için konu kapandı. Şimdi aklıma geldi de, elleri nasır tutmuş olabilirdi bak keşke dün aklıma gelseymiş bu. Neyse.

Dünkü derste kahramanın yolculuğu üzerinde durduk. Hocamız iki kısa video izletti.
Biri şu: https://www.youtube.com/watch?v=oxd1VrbipIs
Diğeri de satranç oyununun stop motion ile çekilip seslendirilmiş haliydi, üstteki videodan esinlenerek yapılmış: https://www.youtube.com/watch?v=5hpM0aUSUT0

En başta eklediğim şema var ya, dikkat ederseniz izlediğimiz filmlerde hep bu şemanın kullanılmış olduğunu görebilirsiniz. İzlediğiniz herhangi bir filmi düşünün, özellikle hollywood filmleri. Hemen hepsinde önce kahramanın sıradan bir yaşamı vardır ama arayış içerisindedir, maceraya çağrı alır, önce korkar/çekinir reddeder sonra kabul eder, sınavlar/düşmanlarla karşılaşır, mağaranın en karanlık yerine yaklaşır (en karanlık yeri kahramanın en büyük korkusuyla yüzleşmesi olarak düşünün). Burada büyük değişim başlar. Ödüle ulaşır ve sıradan hayatına dönüş başlar ama kahraman artık eskisi gibi değildir.

Mesela Matrix. Neo'nun sıradan bir hayatı varken bir sabah ekranına beyaz tavşanı takip etmesi yazılır. Akıl hocası Morpheus'tur. İlk eşik de mavi hap ile kırmızı haptan birini seçme sahnesidir... Bu şekilde şemaya göre devam eder.

Bu şemayla biz de ikişerli gruplar olup bir şeyler yazdık. Şema elimizde nasılsa, kolay olur sanıyorduk ama zorlandık biraz. Bazıları kolay yazdı bazıları zorlandı, biz zorlanan kısımdandık. Sıra elimizdeki senaryoyu okumaya geldiğinde alelacele bir son yazıp kapatmaya çalıştık dolayısıyla biraz oldu bittiye geldi biraz da rayından çıktı :)) Ana karakter bir anda başkası oldu, gülme krizlerine girdik. Nasıl olmayacağını öğrenmiş olduk 😁

Bir sonraki derse ödevimiz yok ama iki hafta sonrasına var :)
Herkes bir parça kağıda bir mekan ismi yazdı ve katladı. Sonra hoca onları alıp elinde karıştırıp teker teker bize seçtirdi. Kime neresi çıkarsa oraya gidip etrafı gözlemleyip yazacak. Bana Sultanahmet çıktı :) Sevindim kolay bir yer çıkmasına. Birisine Rasathane çıktı, başka birisine Bisiklet Tamircisi, Galata Kulesi, Lunapark falan  :))

Hadi siz de bu şemaya göre kendi senaryonuzu yazın, gerçi senaryo da denmez de kısa hikaye ya da sinopsis benzeri bir yazı :)