Sayfalar

7 Ekim 2024 Pazartesi

26- Yalnızlık üzerine


İnsan, başka insanlarla birlikteyken de yalnız hissedebilir ya da etrafında hiç kimse yokken yalnız hissetmeyebilir. Yalnız mıyım yoksa yalnız mı hissediyorum diye bakmak lazım önce. 
Başkalarıyla birlikte yalnız hissetmenin de bir sınırı var, yalnızken yalnız hissetmemenin de. Bir yere kadar iyi gelip sonra fazla geliyor yani. 
İnsanlarla çok fazla iç içe zaman geçirdikten sonra yoğun bir yalnız kalma özlemi çekersin, yalnız kaldığında oh dersin sessizliğin ve sadece kendine odaklanmanın tadını çıkarırsın. Ama bir süre sonra bu yalnızlık seni zorlamaya başlar. Zorlandıkça ailenle, arkadaşlarınla görüşür dengeyi sağlamaya çalışırsın. Onlarla bir kaç gün üstüste vakit geçirmek yine sıkmaya başlar seni, bu sefer de yalnızlığı özlersin. Günler, aylar, yıllar geçer yalnız hayatında. 
Yalnızlık güzel midir?
Kendine yetmek başarı mıdır?
Yoksa korkaklık mıdır?
İnsan sosyal bir varlık, tamamen yalnız olmaya uygun değil. Bazen yalnız kalmaya ihtiyaç duyar evet bu kesinlikle doğru, ama sürekli bir yalnızlık insana göre değil. 
Aile evinde yaşarken yalnız yaşamanın hayalini kurduk çoğumuz. Hatta kendi kendimize söz verdik bazılarımız, hemen evlenmeyeceğim önce yalnız yaşayacağım diye. Evde sürekli anne, baba takibinde olmak onların kurallarına uymak ve hesap vermeden özgürce hareket edememek tak etti bazen, evden kaçmak bile istedik. 
6 yıldır yalnız yaşıyor sayılırım. Aileme yakınım ama sonuçta kendi duvarlarım ve bir dış kapım var. O kapıyı kapattığımda kendimle başbaşayım. Başlarda kardeşimle yaşasak da o sadece yatmaya eve geliyor, gününü aile evinde geçiriyordu. Şimdi evlendi, Full time yalnız kaldım. Şikayetçi değilim, ama bazen duvarlar üstüme gelmiyor değil. 
Yalnız kalmak mı istiyorum? Birileriyle birlikte kalmak mı istiyorum? Ne istediğimi ben de bilmiyorum… Birileriyle birlikteyken sıkılıyorum, yalnızken daralıyorum. Sosyalleşmekten uzaklaşıyorum sanki ya da bu aralar böyleyim. 
Çok şey yaşandı bu sene. Küçük kardeşim ciddi bir rahatsızlık geçirdi ailece travmatik bir şey yaşadık, diğer kardeşim evlilik yoluna girdi ve evlendi, ben işten ayrıldım, ben biriyle tanıştım ama birbirimizi sevmemize rağmen uyuşamadık ve daha fazla yıpranmamak için devam edemeyip ayrıldık. Bir anda çok yalnız kalmışım ben aslında, iş ortamım bitti, eve yatmaya geliyo olsa da ev arkadaşım(kardeşim) gitti, hayat boyu birlikte olabiliriz gibi gelen partnerimle ilişkimiz bitti. Yalnızlık çekmem normalmiş. Nasıl aşarım bunu bilmiyorum. 
Dün gece belediyenin şehirdeki ücretsiz etkinliklerine bakayım dedim ufak ufak bir yerlerden başlamak için, hiçbiri beni çekmedi. Hobim var mı diye düşündüm bulamadım. Zamanında hepsini denediğim için bıkkınlık ve doymuşluk var üzerimde. Yabancı dil kursları, enstrüman eğitimi, dikiş nakış, yemek kursu, kendim alıp denediğim hobi malzemeleri, kendi başıma internetten araştırıp öğrendiklerim, YouTube’a giriş denemelerim, Instagram işletme hesabı açma denemelerim, kendi paramı kazanma çabalarım vs vs. Tıklayarak para kazan, anket doldur para kazan, astroloji öğrenip danışmanlık verme çabam, farklı eğitimler, bi milyon şey yani….. gerçekten o kadar fazla ki. Çorba olmuş durumdayım. Ne arıyorum? Ne istiyorum? Neden hiçbiri beni tatmin etmiyor? Öğrendiğim bi ton şey ne işime yarıyor diye sorarsanız, hiççççç. Amigurumi öğrendim mesela internetten, sonra kendime bebekler yaptım bazen etrafımdakilere hediye ettim, öğrenmek isteyenlere öğrettim eee sonra, bir sürü ip ve tığ duruyor hala çantada. Burdan para mı kazansam dedim sonra hevesim kaçtı. Keman aldım kursa gittim bir iki parça çaldım hevesim kaçtı. İspanyolca öğrendim sıkıldım, yemek yapmayı öğrendim sıkıldım, YouTube’a video eklemeye başladım hatta biri 200bin izlendi ondan da kaçtım. Instagramda hesap açtım 2bin takipçi oldu onu da bıraktım. Her giriştiğim şeyden arkadaşlarım oldu ama hepsiyle o işleri bıraktığım gibi görüşmeyi bıraktım. Neden böyleyim? Sevgili konusu da böyle, ya bırakıyorum ya bıraktırıyorum ama asıl sorun şu ki sanki özellikle bana uygun olmayanları seçiyorum. Çünkü uygununu seçersem ayrılma ihtimalimiz çok az olur, sanki bırakabileceğim şeyleri seçiyorum özellikle. Her şeyde. Arkadaş, sevgili, hobi…
İçimdeki boşluk dolmuyor ama dolması için de mantıklı adımlar atamıyorum belli ki. Bunun farkındayım ama yapamıyorum işte. Sanki doğru bir yol tutturursam esir alınmış gibi hissetmekten korkuyorum. O yüzden de her an oradan gidebileceğim tercihler yapıyorum. 
Ailemle de bağlarım çok kuvvetli değil. Zaten ana sorun buradan başlıyor bence. Ait hissedemiyorum hiçbir yere ve hiçbir şeye… yurtdışında yaşamayı hayal ediyorum bazen mesela, ama kesin ondan da sıkılırım, ülkemi özler pişman olurum ya da orada da hayalimdeki gibi olmadı diye üzülürüm. 
Nereye gidersem gideyim, ne kadar kaçarsam kaçayım, ben buyum. Kendimden kaçamam ki. Kendimle nasıl barışacağım? Kendimle barışıp çevremdeki insanları da nasıl çevremde tutmaya devam edeceğim bilmiyorum ama çabalıyorum… düşünüyorum, kendimi çözmeye çalışıyorum. Umarım bir gün bu yazıyı okur ve “şükürler olsun ki bu huzursuz hallerimi atlattım” derim. 

(Görsel: Pinterest)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder