Sayfalar

14 Mart 2026 Cumartesi

Tıp bayramı ve eşitsizlik

Bugün tıp bayramıymış. Hastanede çalışınca hatırlamamak mümkün değil. Kutlama mailleri atıldı yönetimden. Yemekhanede de pasta kesilmiş. 

Birkaç yıl önceydi, teyzem de hemşire, jest olsun diye hastanesine çiçek göndermiştim tıp bayramında. Ama beklediğim tepkiyi alamamıştım. Çiçeği aldı mı sağlam gelmiş mi vs arayıp sormuştum ondan ses çıkmayınca, teşekkür etmişti ama ne bileyim o kadar sürpriz yapmışım bi sıcaklık yoktu. Herhalde yoğun bir zamana denk geldi diye düşünüp geçtim, bir daha da doğum gününü bile kutlamadım :) böyle şeyler ona değersiz geliyor demek ki diye düşündüm ve biraz da gücenmiştim. Bugün xteki paylaşımlarda tıp bayramının sadece doktorların kutlaması için var olduğunu yazmışlar. Hatta hemşireler “bakanlık yanlışlıkla benimkini de kutladı beni doktor mu sandılar” falan yazmış. Tıp bayramı doktorlar, hemşireler, teknisyenler ve tüm sağlık çalışanları için geçerli diye biliyorum ben. Üniversitede “tıp” bölümünü okumamış olanların dışlanması saçma geliyor. Ama belli ki sağlık çalışanları arasında böyle keskin bir ayrım var. Demek ki bu yüzden belki de teyzem çiçeğe sevinemedi. Hatta belki de rahatsız oldu. Çünkü geri bildiriminden ben yanlış bir şey yapmış gibi hissetmiştim. Ama ne bileyim internette başkaları onu etiketleyip kutlayınca paylaşıyordu. Hastanede çalışana kadar yani işin içine girene kadar gerçeği göremiyor insan.

Keşke tıp bayramı yerine sağlık çalışanları günü falan olsaymış adı. Rahat rahat kutlasaymış tüm sağlık çalışanları. 

Bloğumu okuyan sağlıkçılar var ise hepinizin tıp bayramını kutluyorum.

Bugün bizim akraba iftarı var. Bir yer ayarlanıp hep birlikte orada iftar yapılıyor. Böylece kimse birbirine iftara gitmek mecburiyetinde hissetmiyor tek günde aradan çıkıyor. Ben hiç sevmiyorum ya. Geçen senelerde ikna edilip gitsem de bu sene gitmedim. Bir anda o kadar akraba ile muhatap olmak hiç iyi gelmiyor. Böyle iyiyim. 

İşyerindekilere bayramda maaştan kesiliyor mu dedim hayır dediler. Eski çalıştığım yer belediyeydi, taşerondum. Orda maaşımızdan kesiyorlardı o bayram günlerini. Açık olsa geliriz çalışırız açık değil ki diye itiraz etsek de değişmiyordu. Üstelik yıllık iznimizi kullanınca da kesiliyordu, az önce internetten araştırdım, normalde o da kesilmiyormuş. Yani burda yıllık iznimi kullanınca maaşımdan kesmeyecekler anlamına geliyor bu yanlış anlamadıysam. Belediyede memurların kesilmiyordu ama. Bizim maaşlardan yemekhane ücreti de kesiyorlardı, servis ücreti de… hiç memurlardan alınmıyordu bunlar (Bu arada memurların hiç biri kpss ile atanmadı). Zaten istifa ettiren şey bu haksızlıklar oldu. Bu kadar ikinci sınıf muamelesi görüp, onlarla aynı işi hatta fazlasını yapıp bi de aldıkları maaşın yarısını almak. Üstüne bir de her maaş günü bordrolarını karşılaştırıp aldıkları maaştan şikayet etmelerini dinlemek…. Offff hatırlayınca içim şişti. Her maaş zamanı işkence gibiydi. Bi de belediye olduğu için ekstra ücret veriyordu devlet, diğer devlet dairelerinde vermiyormuş. Promosyon falan bir sürü ekstralar. Yine de yetmiyordu onlara işte. Biz de gariban gariban halimize şükredelim diyorduk. Çünkü ezilmekten özgüvenimiz kaybolmuş ve her şeye tamam diyorduk. Üzerimize bir sürü iş yükleniyor yapıyorduk, onlar işten çıkarılamaz ama biz çıkarılabiliriz korkusuyla. Bi de özellerin ne kadar zor olduğunu anlatıp anlatıp kendilerine mecbur hissettirmeleri… En doğru kararlarımdan biri de oradan istifa etmektir. Bunu yıllar önce yapmalıydım aslında ama annemin ikna etmeleri yüzünden panik atak olup alerjik egzamam başlayana kadar kalmış bulundum. Zaten ben ne zaman ailemi dinleyip de mutlu oldum ki? Onlara ne zaman işim düşse o iş ters gider mesela. En basitinden evde yokum ve kargom gelecektir ararım siz alır mısınız derim her gün evden çıkmayanlar o gün çıkasıları gelmiş olur evde yoklardır, gibi. Bir değil iki değil sürekli olur bu. Benimle alakalı verdikleri her karar benim aleyhime oluyor. Bile isteye yapmadıklarını iyiliğimi düşündüklerini biliyorum ama bu böyle.. Bu sefer onları dinleyeyim dediğim her şeyde yine ben pişman oluyorum. O yüzden de kararlarımı hep yalnız başıma vermek zorunda kalıyorum… gerçi illa aile değil, başka birlerinin fikrini de alabilirim. Benim yanlış yaptığım nokta, ailemin kararlarını mutlak doğru gibi algılamam. Başkalarından doğru fikir alsam da aileminkiyle ters ise kabul etmekte zorlanıyor olmam. Çok çalıştım bu konulara gerçi eskisi kadar değilim artık ama ne kadar aşabilsem de hala bazen error veriyor.

Evet şu an çalıştığım yer özel ve belediyedeki taşeronlardan az alıyorum maaşı. Ama en azından o büyük ayrımcılık, sınıf farkı yok. Haksız şekillerde alınan yeşil pasaportlar, parayı nereye harcayacağını şaşıran, kolları bilezikten görünmeyen, sabahtan akşama kadar kahve içip dedikodu yapan tipler… üzücü. Kırıcı. Benim ne eksiğim var onlardan diyor insan. Ben hak etmiyor muyum diyor, neden Allah gözümüze sokmalarına izin veriyor diyor falan… yani memur değilseniz devlet dairelerinde çalışmak zulümdür arkadaşlar. Bunlara atanamamış öğretmenler de dahil. Kız kardeşim öyle, aylık 13bin kazanıyor şaka gibi, ve tatile denk gelirse onu bile alamıyor. Ders başı ücret alıyor çünkü ve tam maaş vermemek için ders sayısını tamamlamıyorlar. Yazın okul olmadığı için sıfır bakiye işsizliğe geri dönüyor. Üstelik sigorta da tam yatmıyor. Zor yani. Haksızlıkların yaşanması çok kötü, keşke yaşanmasa ama hayat böyle bir yer ne yazık ki. Herkes bazı konularda haksızlığa uğruyor illa ki. 

4 yorum:

  1. Evet aslında Tıp bayramı tüm sağlık çalışanları için diye biliyorum ben de..

    YanıtlaSil
  2. o nasıl memnuniyetsiz bir teyzeymiş. ben direkt soğuyorum böyle ince davranışlar karşılık bulmayınca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle değildi normalde o yüzden de tepkisizliğine şaşırdım ama jestim havada kaldı... ben de soğudum valla

      Sil