Bu fotoğraf bu sabahtan. Yolda güneşin doğuşunu görüyoruz. Bu kadar erken kalkmaya değen tek an olabilir. Bu fotoğrafı çekerken radyoda çalan şarkı eşliğinde kızıllığa doğru gidiyorduk. İşe gitmiyormuş gibi düşünmek istedim, şarkıya ve manzaraya odaklandım. Ama ne mümkün iki de bir zihnim sabote etti beni. Yine de görüntü çok güzel değil mi…
Eve gelirken markete uğradım. İşe yeni başlayan biri vardı, ayaküstü anlattı diğeri nasıl yapacağını ve gitti. İlk benim ürünleri geçtik. Poşetlerken durdurdu “yanlış yapıyorsunuz” dedi, neden dedim, şöyle koyacaksınız diyip poşetin içine düzgünce yerleştirdi ürünleri. Teşekkür edip çıktım. Ama zaten ben de öyle koyuyordum, ve zaten poşet yamulan bir şey olduğu için ne kadar kenarlara yerleştirsen de ortada buluşuyorlar. İlk defa markete gitmişim gibi muamele gördüm yani. İşe yeni başlamışlığın her şeyi en doğru şekilde yapma çabası. Muhtemelen bir dahaki gidişimde umrunda bile olmayacak.
İşyerindeki abla ile arada görüşüyorum ama bugün artık sıkılmaya başladım. Biraz mesafe koyacağım. Sürekli dert anlatıyor bunaldım. Ben dinledikçe daha çok anlatıyor. Başka bir muhabbet yok. Hep şikayet hep dert. Tamam o da kendince haklı, birden fazla kanser geçirmiş ve organları alınmış şu anda bile günde onlarca ilaç içip hem kansere karşı korunuyor hem de vücutta işlevini yapmayan şeylere destek oluyormuş, ve uyuyabilmek için de yüksek dozda uyku ilacı alıp yine de gece uyanıyormuş. Sürekli ağrıları varmış ağrısız bir günü olmuyormuş. Ama benimki de can ya. Kırmadan, yanlış anlaşılmadan biraz uzaklaşmak istiyorum. Üzgün insan görmeye dayanamadığım için kurtarıcı rolüne giriyorum hemen. Şakalar gülüşmeler falan havasını değiştiriyorum ama iki saniye anca sürüyor. Ve kasvetli havayı dağıtmam hoşuna gitmiyor gibi hissediyorum. Bu gidişle yenilen ben olurum anladım. Eski işyerimde de bu konuda çok sıkıntı çekmiştim, dinleyip yardımcı oldukça dert kovası gibi görülmeye başlamıştım. Bu bir başkası için sorun olmaz belki ama benim kadar empat biri için sorun… umarım daha hayata pozitif bakan insanlar olur etrafımda.

O ablaya üzüldüm. Umarım ağrıları son bulur.
YanıtlaSilManzara güzelmiş de bizi anca ege tarafları kendimize getirir. Beton görmekten gözlerimin beyazlığı grileşti artık.
Ben de üzüldüm, umarım. Bu bi de sağlık kısmı, çocukken anneden çektikleri ve evlenince eşinden çektikleri de var.
SilGerçekten doğa görmek istiyoruzzz artıkkk
Hiç takdir görmeyen insanlar kendini kanıtlama çabasına giriyorlar. Yardımcı olmak istemesi ne güzel.
YanıtlaSilKarşısında iyi bir dinleyici bulan kişilerin hemen anlatıma geçmesi doğal.
Size güvenmese sorunlarını açar mıydı. Güven vermek ne iyi. Konuşmanın dozunu ayarlayabilmek önemli tabii.
Yardımcı olmak istemesi gerçekten güzel, bu hevesli halinin sürmeyeceğini bilmek üzücü. Çalışma hayatı enerjik, canlı şekilde başlasa da vapmir gibi kanını emip zombiye çevirebiliyor insanları. Umarım bu arkadaş için öyle olmaz.
SilEvet insanların güven duyması içini dökmesi gurur verici, ama güvenli alan bulunca da tüm yükü bir anda boşaltmak gerekmez, o sınırı biz koymalıyız karşı taraf kestiremeyebiliyor. Biz de dinlerken kestiremezsek tükenen biz oluyoruz malesef
Aynı şeyleri yaşayıp hiç belli etmeyen kimseler de var, bunlar başkalarının enerjilerini emici kesim. Valla çok da acıyamıyorum. Allah yardımcısı olsun, şifa versin. Benden de uzak olsun. Bazı insanlara iyi gelebiliyoruz, onlara elimden geleni yaparım, ama bu kara delik gibi olanlar ... Bizim de bir hayatımız var ve ne yaşayacağımız belli değil. Herkes kendisininkiyle başa çıksın anacım. Hahaha, yaşlandıkça katılaşıyor mu insan. Belki de ben katılaşmışımdır.. Her türlü hastalık çeken insanla bir arada yaşıyorum, neyse ki benimkiler mızık tipler değiller. Her şeye rağmen gülmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyırlar.
YanıtlaSilEvet tam da değinmek istediğim nokta buydu, önemli olan, olan biteni hayatına nasıl yansıttığın. Negatifte kaldığın sürece dibe batarsın. Ben zaten kendimi güç bela kara delikten çekebiliyorken başkasının karadeliğine çekilmek ağır geliyor. İlla bir karadelikte kaybolacaksam kendiminkinde kaybolurum :) ama değmez kısacık hayatta, her şeye rağmen umutlu ve mutlu olabilmeyi öğrenmemiz gerek. Düştüğümüz zamanlar tabi ki olacak, onları da dibine kadar yaşayacağız ama hayat sadece siyah değil.
SilYok yok katılaşmadın, yaş ilerledikçe bilgelik yükleniyor. Farkındalığın gelişmiştir katılık değildir o :)