Yüksek yengeç hislerime dayanarak bir teşhis koydum, bu adamın sıkıntısı mükemmeliyetçi olmak. En ufak bi hataya(ki hata bile denmez) toleransı yok. Başkasıyla ilgilendiğine de hiç denk gelmedim şansıma kasa hep boştu, o yüzden kıyaslayamıyorum davranışlarını. Eğer bi tek bana böyleyse o zaman da beni markete gitmeye yeni başlamış çömez sanıyor olabilir ama bu ihtimal çok saçma bence. 7 yaşında çocuk olsam neyse. Al geç işte ürünleri. Yok poşet öyle doldurulmazmış, yok ekmek kasa bandına koyulmazmış. Bu sefer poşeti dolduruş şeklime karışmadı ama. Bişey demesin diye dikkatlice doldurdum. Bi göz ucuyla baktı ama bişey demedi.
Diğer konuya geçiyorum: İnsanların derdini irdeleye irdeleye dinlemek ve ille de bi çözüm bulmaya çalışmak konusunda kendimi eğitmem gerekiyor. Bu kadar dinlememeyi, dinlesem de soru sorup irdelememeyi, terapist moduna girmemeyi öğrenmeliyim. Enerjim tükeniyor. Farkettim de, diğer insanlar şikayet eden kişiyi sadece dinleyip susarken ben dayanamayıp ya hak veriyorum(kendini yalnız hissetmesin diye), ya teselli ediyorum ya da kendimi çözüm bulmak için zorluyorum. Bulamayınca da kendimi yetersiz hissediyorum. Böyle bir görevim yok benim. Mecbur değilim ve zaten karşı taraf da böyle bir şey talep etmiyor. Kendi kendime kurtarıcılığa girişiyorum, gerek yok. Acaba hep annem mutsuz, üzgün, şikayetçiydi diye mi böyle oldu. Sürekli annemi dinlerdim, hak verirdim, çözüm bulmaya çalışırdım vs… ama elde var sıfır. Bu bana çok zarar veren bir alışkanlığa dönüşmüş. Acaba bunca yıl sonra, hep bunu yapmışken, artık(suçlu hissetmeden) bırakabilir miyim? En azından farkına varmış olmam bile bir gelişme bence. Bakalım göreceğiz…
Fotoğraf dün akşam kardeşimle alışveriş+kahveye çıkmıştık, ordan. Mağazalar hemen kapanıyormuş meğer ramazanda, bakabildiğimiz bir kaç yerde de hiç bişey bulamadık. Zaten herkes montları kaldırmış. Yine ne varsa onlineda var. Mağaza gezme devri de bitiyor galiba. İnternette hem daha ucuz hem de daha fazla çeşit var.
Normalde bu kadar geç vakitte kahve içtiğim için 3e 4e kadar uyku tutmazdı. Xte gezinirken 7 uyuyanların ismini sayınca hemen uyuyormuş insan öyle bir tivit okudum açtım Google’dan isimleri okudum. İsimler de baya değişikmiş bu arada. Sonra yatağa girdim, çok geçmeden uyumuşum :)) gerçekten işe yarıyor galiba.
İşyerinde bi tane kız aşırı sinirlenmişti, bizim odaya uğradığında anlattı biraz. Ay öyle küfürler etmiş ki bi sıraladı benim ağzım açık kaldı. Bi de kapalı kız ben şok. Ama çalıştığı ortam da leşmiş yani. İçimi karattı taramalı tüfek gibi döktü nefretini kustu gitti bi daha dinlemicem.

Adam çok ilginç gerçekten hahaha :)) Bazı anlar yaşarken komik gibi gelmiyor ama sonradan düşündüğünde bir farklı hissettiriyor değil mi? Mesela o kasiyer adam bana böyle karışsa ben de sinir olurdum herhalde ama düşününce orijinal bir karakter gibi. Merak ediyor insan bir yandan :) Böyle bazı insanlar bir şeylere sinir olup gelip sana boşaltıyor ya, hem de ayarsız bir şekilde, saygı sınır gözetmeksizin.. Hiç hoşlanmıyorum o anlardan ve insanlardan ya! Her şeyin bir ayarı olması gerek bence.
YanıtlaSilAy Annabell sorma ya geriyor insanı, bu adam yüzünden müşterisi azalır oranın bence, ben bile tekrar gitmesem mi oraya diye düşünüyorum :))) Ama dediğin gibi çok orjinal bir karakter, anlatırken komik :)
SilDert kovası gibi kullanan insanlardan ben de hiç hoşlanmıyorum. Kendimiz buna çok dikkat ederken, başkalarının hiç umrunda olmaması da bizi ekstra tetikliyor galiba. Neden sürekli durmaları gereken yeri hatırlatmak ya da geri çekilmek gerekiyor, insanlar sınırlarını neden öğrenemiyor ki... belki de işlerine gelmiyor.
Bu muameleyi en başta doğduğun ailede gördüysen hayatın normali gibi geliyor bi de ne yazık ki. Hatta ben önceden insanlar yeteri kadar derdini anlatmıyor diye kendimi başarısız hissedip daha fazla anlatsın diye ona güvenli alan oluşturmak için övgülere boğar hak verir tüm bilgilerimi ortaya dökerek illa işine yarayacak bir şeyler bulurdum. Ne kadar üzücü bir durum aslında... tek bağ kurma şekli olarak bunu öğrenmişim çünkü. Annemle bir tek böyle bağ kurabildiğim için benim için tek bağ kurmanın tanımı bu gibi gelmiş. Halbuki ne kadar yıpratıcı ve anlamsız. Anlamsız diyorum çünkü "heyy ben dert kovanızım gelin bana içinizi boşaltın" demek "hepiniz benden daha değerlisiniz benim dertlerim yok sayılmalı ama sizin ufacık bir derdinize bile tüm gücümle çare bulmalıyım" demek gibi... bunu fark etmek, düzeltmeye çalışmak ekstra zor ama en azından artık fark edebiliyor olmama seviniyorum... Tüm çocukluğum ve ilk gençliğim heba olmuş olsa da.
Bazıları çözüm istemiyor, yakınmak istiyor sadece. Herkesin hayat amacı mutluluk değildir diye bir şey okumuştum. Sanırım öyle.
YanıtlaSilEvet ben de bunu duymuştum. Ne yaparsan yap o kişi mutsuzluğu seçtiği sürece faydası olmuyor. Tükendiğimizle kalıyoruz.
Sil