Stresli bir günü daha geride bıraktık.
Hava kapalı, baya da soğuk.
Bayram da böyle geçecek herhalde.
Erkek kardeşimi terapiye yolladım demiştim ya, depresyon başlangıcı olabilirmiş test falan veriyor terapist. Hep ben konuşuyorum dedi yarım saat çok çabuk geçiyor dedi. Seni tanımaya çalışıyordur dedim. İki seans oldu daha.
Bazen kendimi otomatikman kardeşlerimin ebeveyni rolünde buluveriyorum. Yine öyle bir gündeyim. Kardeşimin terapi ücretini ben ödüyorum evdekilere söylemedik, yeter ki gitsin ve işe yarasın modundayım çünkü. Bunun üzerine harçlık verme dürtüsü de gelince kendime kızıyorum artık. Onu da babamdan alıversin bir zahmet. Neden vericiliğim bir anda sonsuzlaşıyor ki. Paran var mı dedim yok dedi yollarım dedim tamam dedi. Babamdan da kartı alcam zaten ayakkabı alcam dedi. Sonra ben dedim ki babam veriyor madem ben vermiyim, ben babamdan para alamadığın ama paraya ihtiyacın olduğun zaman veririm dedim. Tamam sen sordun diye dedim zaten dedi. Ne kadar versek alan moda girmesi sinirimi bozuyor bazen. Sonra düşündüm de ben de sınırı çizemiyorum. Sürekli paran var mı diye sorup duruyorum, olmadığında zaten isteyebilen biri olduğunu unutuyorum. Kendim gibi sanıyorum. Sonra da ben bu kadar şey verirken o benim için ne yapıyor ki moduna giriyorum, halbuki böyle bir mecburiyeti yok.
Birden annem babamla olan ilişkim geldi aklıma. Sürekli benden onları anlamamı, yakınlık kurmak ve onlara kendilerini iyi hissettirmek zorunda bırakılmamı hatırladım. Geçende bu kardeşimle benzer şekilde konuşmuştum “neden biraz da sen bana destek olmuyorsun ilgilenmiyorsun benimle” falan diye, o da “ben daha kendime yetemiyorum ki” demişti. Gerçi bizim durum farklı biz anne çocuk değiliz kardeşiz ve onun da benimle ilgilenmesini beklemem anormal değil bence, ama benden kaynaklı bir şekilde anne çocuk gibi olduk maalesef biraz. Bizimkilerin de işine geldi tabi beni kardeşlerime karşı iyice anne moduna soktular. Ayarlar bozuldu iyice. Şimdi düşününce o an tamamen annem olmuşum aslında. Annem zamanında nasıl sürekli benden duygusal destek beklediyse ben de küçük kardeşimden bekleme moduna geçmişim. Ona bu kadar şey yapıyorum ama karşılığını neden görmüyorum diye en gıcık olduğum şeyi yapıyormuşum. Annem babam, özellikle de annem böyle beklentiye girdiğinde nefret ediyordum. Ben sana yap demedim ki sen kendin yaptın neden karşılık bekliyorsun yapmasaydın diyordum. Demek ki çocuğum olsa ben de onun gibi olacakmışım.
Çocuk yetiştirmek gerçekten de aşırı zor bir şeymiş ya. Duygusal beklentileri bir kenara koyup, çok abartmadan çocuğa verilmesi gerekenleri verip, onun alanına ve hayatına saygı duyarak yolunu açmak, ilerlemesini izlemek aslında ne kadar olgunluk, bilgelik gerektiren bir şey. Kendi gelişimini tamamlamamış insanların aşırı zorlanması çok normal. O yüzden travmatik şekilde büyüyüp “ben çocuğuma asla böyle yapmayacağım” diyip tam olarak aynısını yapıyor insanlar. Bir yolunu bulmaya çalışıyorsun, tek bildiğin yol da bu, ve bir yol seçip gitmek zorundasın zaman yok, mecburen bu yola kayıyorsun.
Çocuğu hem disipline etmek hem de duygusal açlık hissettirmemek çok büyük iş. Becerebilenlere helal olsun.
—
Bugün, geçen bahsettiğim fluffy ile çok büyük tartıştım. Haklı olmama rağmen o burnunu yerden almadıkça, ben sinirlenip daha da üstüne gittim. Cevap veremiyor ama kuyruğu dik tutuyor lafı çeviriyor vs üstten üstten konuşuyor. İnatla beni ciddiye almadığını göstermeye çalışıyor. Gülerek konuşuyor falan. Üslubunu düzelt kendine gel fazla havalardasın dedim, aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor sorular sorup duruyor hani belki teklerim de üste çıkmaya yer bulur diye. Konuşma adabı diye bir şey var ben seninle nasıl konuşuyorsam sen de benimle öyle konuşacaksın dedim. Konuşursam ağır konuşurum dedi, konuşabiliyorsan konuş dedim, üzülürsün dedi üzülmem söyle dedim. Hala üzülürsün diyo söyle diyorum söylemiyor çekti gitti sonra. Amirine şikayet ettim benden önce o da gidip beni şikayet etmiş zaten mal ya kimi kime şikayet ediyorsa. En ufak bir şeyde gelin söyleyin canınızı da sıkmayın bi daha yapamaz öyle falan dedi. İki gün sonra hiçbişey olmamış gibi davranırsa şaşırmam fluffynin. İnsanın biraz gururu biraz omurgası olsun ya. Daha önce de tartışmıştık ve yine ben haklıydım, diğerleri bana hak verip o yalnız kalınca yine bana yanaşıp hiçbir şey yokmuş gibi hatta benimle arası çok iyiymiş gibi davranmaya başlamıştı. Ben ona kızdım diye kötü hissettiğini falan söyleyip saygılı davranmaya başlamıştı. Ben de saf gibi iyi davranmaya başladım hemen pişman etti beni. Ay o kadar doluyum ki tüm olayları buraya yazamıyorum ama düşündükçe sinirleniyorum. Neyse ki ifşa ettim artık herkes ne olduğunu biliyor. Salak gibi neden aramızda çözelim diye uğraşıyorum ki. Anlamıyor bazıları gerçekten tuhaf cinsler.
—
Bugün bi de yanımdaki kızla önceki gidenlerle alakalı konuştum. Sohbet ortamı oluştu, tam zamanı diyerek girdim konuya. Dedim ki bu abla seninle alakalı bazı şeyler söyledi ama ben bir de senden duymak istiyorum tek taraflı yargılamak istemiyorum. Ne anlattı dedi çok detaya inmeden anlattım. Öyle değil diyip kendi tarafından anlattı. Bana yalan beyannamede bulunmamı söylediler ama ben neyse onu söyledim dedi. Açıkçası bu da tam net bir şeffaflıkla anlatmadı bence ama ablanın ilan ettiği kadar şeytanlığı da yok diye düşünüyorum. Yine de güvenip sırt yaslanacak biri değil kesinlikle. Durup dururken kimseyle uğraşmaz, ama kendisine dokunan bir şey varsa kendini korumak için diğer herkesi ateşe atabilir. Öncelik tamamen kendisi, bencillik var. “Benimle alakalı bir şey olduğunda önce benimle konuş” dedim hemen gidip şikayet ediyormuş herkesi çünkü. “Ben de seninle alakalı bir şey olursa sana söylerim ki söylüyorum da zaten. Aramızda hallederiz yukarılara taşımaya gerek yok” dedim. Tamam dedi.
Buraya gelince de ne var ne yok yazıyorum günlüğüme yazar gibi. Ya da bir arkadaşımla konuşur gibi. Tam bir zihin boşaltma alanı. İyi oldu rahatladım biraz içimi dökünce buraya.

Tam bir iç dökme post şeysi olmuş, portakallı votka lazım bence sana ;)
YanıtlaSilAslında döngüleri yaşadığını fark etmen çok güçlü bir gözlem. Çocuğu yetiştirmek aslında disiplinle şefkati aynı anda dengelemek bence de doğru bir şey. Fluffy mi taktın ismine? ahaha. Gayette marjinal.
Portakallı votka = alpirik :)))) hep söylüyorsun ama göndermiyorsun sjdjdhdjd
SilEvet bir anda büyük bir iç dökme oldu ve ben de farkettiklerim karşısında çok aydınlanma yaşadım. Bu 40 yaş olgunluğu da gercek galiba. Büyümeyi reddetmeyi bırakıp kabul ettikçe yeni bilgiler akmaya başlıyor. Evet fluffy koydum adını çünkü kısa boyu kızımız uzun tüylü beyaz kürküyle yürüdükçe yuvarlak bir tüy yumağı havalana havalana gidiyor gibi görünüyor :))
Aldım ben frekansı, bir konser belirleyip portakal-votka ikilisine merhaba dememiz lazım ahah. Yaşasın 40'lar! Açıkcası artık umursamıyorum yaşımın ilerlediğini, sadece klavyede bir numara ve sen de öyle düşün ehe.
SilKürk hemde! ;) dur kürk deme şimdi ahah.
Evet kürk dedim ve diyorum kürk kürk hahah noldukine 😁
SilBen de gittikçe daha az umursuyorum ve artık büyük göstermek istiyorum yaa aslında. Abla desinler (teyze değil ama), büyük ve olgun durayım ve daha çok ciddiye alınayım falan.
O zaman konser organizasyonu sende votkaya söz veremem ama portakal suları benden ssjshdgd
Ebeveynlikle ilgili kısma katılıyorum, ailenle ilgili yazdıklarını çok iyi anlıyorum hatta özdeşlik kuruyorum. Böyle hissettiğim çok oldu. Sahi senin görevin ne hastanede?
YanıtlaSilİnsan insanı yarasından tanırmış :)
SilHastanede arşiv bölümündeyim morg ile aynı kattayiz 😁
Selam bazen farkına varmadan öğrenme oluyor. Anne ve babalığı öğreniyoruz. Bazen kardeşe anne veya baba gibi davranıyoruz. Kendimizi sorumlu hissediyoruz. ya da o özelliği alıp kendimizi ona göre davranma moduna giriyoruz. Benim ablamla aramda üç yaş var. O benim ablam değil de kardeşim çocuğummuş gibi düşünüyorum. bazen ben abla oluyorum. Onun yaşam koşulları içinde ona destek olmak hoşuma gidiyor. Ailelerde bazı insanlar toparlayıcı olur. Sizinki de biraz böyle gibi. sevgiyle kalın.
YanıtlaSilBize bu şekilde dayatilmamis olsa bunu secmezdik diye düşünüyorum. Herkes ister nazi çekilen şımarık çocuk olmayı. Biz daha olgun görününce tüm sorumluluklar birer birer yıkılmaya başlamış üzerimize. Sonra da onları suçluluk hissi bastirmasina rağmen sırtımızdan indirmeye çalışmakla uğraşıyoruz. Teşekkürler, sevgiler.
SilYapmak zorunda değilsiniz bu bir tercih meselesi. Yapıyorsunuz da olumlu düşünün. Dayatma olması kötü. Ben adını değiştirip biraz da siz rahatlayın diye yazıyorum. Paylaşmak hatırlamak iyi. Yavaş yavaş tepki vermişsiniz. Belki rahatlarsınız diye ben bazen şöyle yapıyorum. Gidiyorum kendime hediye verdiğim para kadar harcama yapıyorum. Ödüllendiriyorum kendimi o zaman rahatlıyorum. Kendinizi bu derece hırpalamayın. Siz iyi bir insansınız.
YanıtlaSilAynı miktarda kendine harcama yapmak güzelmiş hoşuma gitti. Bunu yapabilirim. Zaman zaman eski ben gibi davranıp bunu fark edince kendime çok yüklenebiliyorum ama normal aslında. Bu sayede orada kaçırdığım eksik kalan bir şey varsa tamamlama fırsatı doğmuş oluyor diye bakmalıyım sanırım. Yorumlarınız için çok teşekkür ederim 🩷🌟💜💜
Sil