29 Nisan 2018 Pazar
Zoretanin | 2.ay bitti
Dudak kuruluğu had safhada. İlk defa bir dudak koruyucu bitirmenin gururu ile yazıyorum :) Genelde alırım bir süre sonra zamanı geçer atarım. Ama bu sefer yukarıda koyduğum fotoğraf bile bitmemiş hali benim için. O kenardaki şerit daha üç dört gün idare eder beni :)) Yine de yeni dudak koruyucu aldım tabi. O da Sebamed. İlk defa kullanacağım.
Sabah akşam Hametan sürmenin yanı sıra gün içinde bu dudak koruyucularını kullanıyorum çünkü hametan çok parlak ve beyaz kalıyor.
Şimdilik gün içinde dudak koruyucu kullanmak iş görüyor ama güneş açısını arttırdıkça ne olur bilemem. Paşa paşa Hametan'a yönelebilirim.
Sabahları gözlerim hâlâ zor açılıyor. Doktora anlattım durumu, suni gözyaşı damlası yetmiyorsa göz doktoruna görünmemi söyledi.
Ha bir de, kolestrol aynı seviyede. Yani bir iniş ya da çıkış yok, hâlâ sınırda. "Çok yükselirse tedaviyi bitirmemiz mi gerekecek" diye sordum, "tedaviyi kesecek kadar yükselmesi çok nadir olan bir şey, seninki de o kadar yükselmez ama ilacın dozunu bu dozda bırakacağım kolesterolü zorlamamak için" dedi. Kilomu sordu, "zaten kilon da çok yok bu dozda devam ederiz" dedi.
Kişinin kilosuna göre doz yavaş yavaş arttırılıyor bu ilaçta. Neyse ki bende durum normalmiş. Tedavide bir değişiklik gerekmiyor. Ama yağlı, hamur işi, kızartma olaylarına çok girmemem lazım.
Hâlâ regl öncesi bir iki tane çıkıyor, onun dışında hiçbir şey yok. Ama o çıkanlar da minicik bir şey, rahatsız edici değiller.
Bir türlü geçmeyen sivilceleriniz varsa düşünün bu ilacı derim. Özel cildiyecileri pek tavsiye etmiyorum çünkü anlaşmalı oldukları kozmetik markalarından alışveriş yaptırmak için hastaları oyaladıklarını düşünüyorum. Tam geçiyor gibi oluyor yine çıkıyor başka bir ilaç veriyor ve bu döngü hasta pes edene kadar devam ediyor. Tavsiye edilen bir doktor olsun, devlet hastanesi olsun, zoretanin ya da muadili bir ilaç kullanmanız gerektiğini söylüyorsa doktor, kaçmayın.
Genelde doktor bir ilaç verir, bir ay sonra da gel geçmemiş olursa 6 aylık tedaviye başlarız der ve hasta bir ay sonra geçmediği için uğramaz. Kendimden biliyorum.
Çok korkutuyorlar iç organları parçalıyor, karaciğeri mahvediyor falan diye ama yok öyle bir şey. Uzak durun öyle 'her şey çok kötü olacak'çı insanlardan.
Mutlu pazarlar!
27 Nisan 2018 Cuma
Yine bir gün biz böyle TOP 10
Blogumun en çok ziyaret edilen 10 yazısı ve görüntülenme sayıları:
- Nuray Sayarı'dan soğan ritüeli 5667 görüntülenme
- Nuray Sayarı Yumurta Ritüeli 5048 görüntülenme
- Dr.Zafer Akıncı - Şanssızlığı Yenmek 4926 görüntülenme
- Bir blogu takip ederken G+ profili yerine Blogger profilini seçmek? 4237 görüntülenme
- Bloğu boşladım artık ziyaret eden olmaz derken 4233 görüntülenme
- Günlük hit 3 bin ile 4 bin arasında 2977 görüntülenme
- İstanbul'dan kar manzaraları :) 989 görüntülenme
- Nuray Sayarı ritüeli sonucu 804 görüntülenme
- 6 / 365 683 görüntülenme
- Karşımıza çıkan hayvanların bir anlamı var 498 görüntülenme
25 Nisan 2018 Çarşamba
Bazı şeyler
Her sabah işe gelirken sandviç aldığım pastaneye bir kaç aydır uğramıyordum. Bugün uğradım, aldığım şey belli: çavdarlı beyaz peynirli sandviç.
Benim bir önümdeki müşteri, vitrindeki tek kalan çavdarlı beyaz peynirli sandviçi isteyince bir sandviçe bir de ona uzanan ele baktım, ağır ağır vitrinden çıkışına odaklandım. Tam o sırada pastaneci de bir bana bir de sandviçe bakıyormuş, sesiyle uyandım. "Var var bir tane daha var bak orda" dedi ve gülmeye başladı. Bir tane daha sandviç olmasına sevinsem mi, kendimi bu kadar açık etmeme utansam mı bilemedim.
Ama unutulmamış olmak, hatta gelip de ne aldığı da unutulmamış olmak güzel.
19 Nisan 2018 Perşembe
1 Kitap 1 Kart
Sevgili Zeynep'in başlattığı etkinlikte eşleşen kişiler kitapları göndermeye devam ediyor :) Ben de nihayet bugün kargolayabildim. İnşallah sağ salim ulaşır ve beğenir gönderdiğim kişi.
Ben kime çıkmışım peki? Blogumun daimi ziyaretçilerinden sevgi dolu adaşım sessizkaldım'a çıkmışım. Çok sevindim :)
Kitabın yanı sıra, içine hediyeler de koymuş bayıldım ❤️
Canım benim çok çok teşekkür ederim. Hepsini çok beğendim. Çok özenmişsin paketlemişsin, çok mutlu oldum hem sana çıktığım için hem de bu güzel kitap ve hediyelere sahip olduğum için. 😘 😊
Zeynep'e de bu etkinlik için teşekkürler tekrar. Etkinlik sahibi olmak stresli ama bir o kadar da keyifli olsa gerek :)
18 Nisan 2018 Çarşamba
Seçim tarihi belli oldu
Cumhurbaşkanlığı seçim tarihi 24 Haziran 2018 olarak belirlendi. Erken seçim yapılacağını biliyorduk ama bu kadar da erken olmasını beklemiyorduk.
Ekşisözlük'te yazılanları takip ediyorum, harıl harıl girdi giriliyor. Eklediğim görüntüdeki girdiye baya güldüm :)
link
16 Nisan 2018 Pazartesi
Pratik Giysi Dikimi kursuna başladım
Bu cumartesi günü ilk derse girdim. Pratik giysi dikimi olduğu için her şeyin yüzeysel, detaysız halini görüyoruz. Tam benlik :))
İlk dersimizde hoca makineleri ve sınıf düzenini anlattı. Sonra da hemen başladık. Dağıttığı fotokopi kağıtlarındaki şekilleri önce perşömen kağıdına sonra kumaşa geçirip makine ile çizgilerin üzerinden gitmeye çalıştık. Benimkiler ne yaparsam yapayım ortası kabarık oldu. Söktüm tekrar yaptım yine kabarık oldu. Hoca çekiştirmeden dikin dediği için çekip düzeltemedim. Baya pratik yapmam gerekecek sanırım.
Önce mesuraları makineye takıp ip sardırarak başladık. Neredeyse makine ile hiç tanışıklığı olmayan ben için o bile zordu.
Dikiş yaparken hocanın uyarıları oluyordu sürekli, "pedala çok basma", "iğne kumaştayken çevir", "volanı kendine doğru çevir" gibi.
Şekillerin üzerinden geçtikten sonra overlok makinesini gösterdi hoca, sanat eserlerimizin kenarlarını overlokladık :) Onda bile, makine her şeyi kendisi yapmasına rağmen benimkinin bazı yerleri bir tuhaf oldu.
Fermuar dikimini de gösterdi hocamız ama dikmeye sıra gelene kadar ders bitti, biraz erken bitirdik dersi ilk gün gelemeyenler çok şey kaçırmasın diye. Haftaya da etek dikeceğiz. Baya hızlı gidiyoruz sanki ya :) İyi iyi.
Etek, bluz ve elbise dikecekmişiz kurs boyunca. Kurs 10 günlük.
12 Nisan 2018 Perşembe
Mutluluğu bir şeylere bağlamak çok kolay
Okul bitince mutlu olacağım.
İş bulunca mutlu olacağım.
Evlenince mutlu olacağım.
Taşınınca mutlu olacağım.
Bunu alırsam mutlu olacağım.
Oraya gidersem mutlu olacağım.
Çocuğum olursa mutlu olacağım.
Araba alınca mutlu olacağım.
Kazanırsam mutlu olacağım.
...
Neden sürekli erteliyoruz ki?
Mutluluk için sebep aramamalı insan. Hayattan devamlı hizmet ya da hediye beklememeli. Olan her şeyin sorumluluğunu üzerine almalı. Nahoş olayların müsebbibi olacak bir günah keçisi aramamalı. Sahip olduğu şeylerle mutlu olmayı bilmeli.
Her ne olursa olsun sen mutluysan da mutsuzsan da bu senin içinde oluşturduğun bir şey.
Ömer Hayyam'ın da dediği gibi, "Cennet de cehennem de senin içinde".
Yukarıda saydığım cümleleri uzatabiliriz. Hepsinin ortak noktası, o şeye ulaştığımızda mutlu oluyoruz ama bir süre sonra (bu süre genelde beklenenden çok daha kısa oluyor) yeterli gelmemeye başlıyor.
Mutluluğu bir şeylere bağlamak, durup dururken, moral bozucu onca şey varken mutlu hissetmeye çalışmaktan daha kolay. Değil mi? O şey olunca nasılsa bonusuyla(mutlulukla) gelecek...
Aslında daha kolay değil. Bize kolay geliyor. Bir sebebe ihtiyaç duymadan da o enerjiyi içinde muhafaza edebildiğini görünce ne kadar özgür olduğunu, yaşadığın mutluluğun ne kadar gerçek olduğunu göreceksin.
Uzman Klinik Psikolog Özlem Kutlu
😁
11 Nisan 2018 Çarşamba
Zoretanin 47. Gün
İnsanlar "tütütü maşallah parıl parıl parlıyorsun" diyerek bana doğru gelmeye başladı :)) Botoks mu yaptın diyen de oldu. Tabi bununla birlikte sürekli gözümüzde arpacıklar da çıkıyor birlikte tedaviye başladığımız arkadaş ile. Artık nazardan mı, tedaviden mi bilemiyorum.
Galiba en zorlandığım yan etkisi, burun içi kuruluğu ve kanaması oldu. Nefes alamıyorum resmen burnumun içindeki alan yara kabuklarından dolayı daraldığı için. Artık dayanamayıp koparıyorum kabukları, oh be diyorum dünya varmış derin bir nefes alıyorum ama kabuklar kalkınca kanama yeniden başlıyor tabi ve tekrar kabuk bağlıyor. Krem sürmeyi denedim, ama her nefes alışımda krem kokusunun gelmesi hoşuma gitmedi.
Gözlerim çok kuruyunca suni gözyaşı kullanıyorum, dudaklar için hametan ama burun içi için bir çare bulamadım.
10 Nisan 2018 Salı
Instagram'da takip ettiğin kişi ile gerçek hayatta karşılaşmak
Buna rağmen takipçilerimden biri, beni dışarıda görüp tanımış. 3 hafta sonra mesaj atmış. Yazmayayım, rahatsız etmeyeyim demiş ama sonra dayanamayıp yazmış. Yanılmış olmayasın dedim ben fotoğrafımı koymuyorum ki nasıl tanıdın falan dedim. Yok eminim dedi son kararım dedi. Başörtümden, yüzümden, profilimdeki fotoğraftan tanımış, baya dikkat etmiş sonra profilimdeki çantalı fotoğrafa bakınca iyice emin olmuş. 2-3 saat hastanede olduğumu ve sık sık karşılaştığımızı da söyledi. Sonra ben de hatırladım, biri bana nereyi beklediğimi sormuştu. Hatırlayınca o olduğunu anladım.
30 Şarkı Meydan Okuması #12 : Gençliğinden (ergenliğinden) bir şarkı
12. Gençliğinden (ergenliğinden) bir şarkı
Hatırladığım kadarıyla söğüt ağacı olduğunu düşündüğüm ağaçlar vardı kaldırım kenarında, üç tane, belirli aralıklarda. Çok büyük değillerdi, dalları aşağıya sarkmıştı. Oyun oynarken bazen o dalları tutup aşağıya doğru elimizi kaydırıp, kopan yaprakları avucumuzda tutardık. Şarkı eşliğinde havaya atardık. Tekerleme gibi geldiğinden olsa gerek, aklımda kalan şarkı: Ya bu gece gel ya da bu gece gel Ya bu gece gel ya da bu gece gel Ya bu gece gel ya da bu gece gel Ya bu gece gel ya da gelir ecel...
Sohbet
Doğum günü olan kişiye pasta&hediye alınması yerine o kişi pastasını alıp gelip herkese hediyeler dağıtsa daha güzel olmaz mı? Kim başlattı acaba doğum gününde o kişiye hediye alınıp pasta alınıp sürpriz yapılmasını?
Mesela Midyeci Ahmet, 8 Nisan'ı Dünya Midye Günü ilan etmiş. Neden mi? Çünkü 8 Nisan onun doğum günü ve o günün şerefine 8,5 ton midye dağıtmış. İnsanlar kilometrelerce kuyruk oluşturmuş.
Ama derseniz ki bu yaşanmaz dünyada bir yıl daha yaşayabildiğin için seni tebrik ediyoruz mahiyetinde bir olay bu, seni bir yıl daha yaşamaya ikna etmek için yapılan bir şey, o zaman bir şey diyemem :)
---
Dolap uygulamasına üye olup bayadır girmiyordum. Ah şu gelgit heveslerim... Ve üşengeçliğim.
İki hafta önce bir ton kıyafet fotoğrafladım, fotoğraf makinesinden telefona aktarmada sorun çıkınca bıraktım uğraşmayı. Nedense makinemden telefona artık aktarım yapamıyorum, durup dururken bozuldu... Bilgisayardan Drive'a yükleyip ordan da telefona indirmem gerekiyordu fotoğrafları, sonunda dün üşenmeyip yapabildim. Hepsini Dolap'a koydum. En düşük fiyattan koydum ve teklifleri de açık bıraktım. Yeter ki elimden çıksınlar dedim. Çoğu hiç giymediğim, etiketi bile üzerinde ürünler. Ama ben klasik bir yengeç olarak, bana ait şeylerden kolay kolay kopabilir miyim sizce? Tabi ki hayır. İnsanlar teklif verdikçe ben onlardan ayrılmayı göze alamadım. "Ama belki bir gün giyerim yaa" dedim elim bir türlü onay tuşuna gitmedi. 20TL koymuşum zaten yepisyeni ürüne, 14TL teklif veriyorlar, komisyon da kesilince bana kalıyor 11 TL. Ama diğer yandan ben bunları toplayıp bedavaya başkalarına dağıtacaktım, şimdi en azından 10 lira kalacak. Olmadı, en azından zor ayrılacağım ürünlerde teklif verilmesini kapattım. Ya 20 ya hiç, kusura bakmasınlar.
---
Yeni hesap ismi oluşturmakta zorlanınca, eski bir gmail hesabıma giriş yapmayı denedim ve girdim. Youtube'a kaydolayım derken zaten bu hesabım ile yıllar önce bir youtube girişiminde bulunduğumu farkettim. 13 Haziran 2013'te bir video eklemişim ve bir daha da uğramamışım. Kanal oluşturma tarihim de 1 Kasım 2017.
4-5 yıl arayla youtube krizim tutuyor galiba :)
Hatta kanal için kendime has bir URL bile almışım
Eklediğim şey de yukarıdaki resimde gördüğünüz video, candycrush oyununda iki tane beşliyi yanyana getirip o anı ölümsüzleştirmişim :))
Durduk yere nostalji oldu bana...
Ama adsense'e o hesapla da kaydolamayınca yeni bir hesap ile yeni bir kanal açtım, henüz hiçbir şey yok. Abone de yok tabi. Videolar ekledikçe buraya da koyarım.
5 Nisan 2018 Perşembe
Bir çocuk yetiştirmek
Bayadır kulaklığım bozuktu tek kulağından az ses geliyordu. Yeni kulaklık almayı da unutuyordum sürekli...
Bugün aldım nihayet.
Bunun şerefine The Weeknd'i ayağınıza getirdim :))
Bir de sohbet edelim biraz gelmişken.
Bu sabah iki kadın arasında geçen bir konuşmaya şahit oldum. Biri sabahları çocuklarını uyandıramamaktan bahsediyordu, diğeri de ona tüyo veriyordu. "Gidip bir kere kaldıracaksın, hadi uyan yavrum kalk geç kalacaksın diyerek uyandırmaya çalışacaksın ikinci defa gelmeyeceğim diyeceksin. Sonra gerçekten de ikinci defa uyandırmaya gitmeyeceksin, uyanmadıysa da kapıyı çekip çıkacaksın evden. Zayıf mı alır, dersini mi kaçırır ne olursa olsun o çocuğun duvara toslaması şart. Çünkü insan duvara çarpa çarpa öğreniyor, ben kendimden böyle biliyorum." dedi, diğeri de ne kadar doğru dedin diyip onayladı.
Ben zamanında şımarttıkça şımartıp, başa çıkamayınca da "toslasın duvara da kendine gelsin" diyen ebeveynlere pek ısınamıyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?
3 Nisan 2018 Salı
Kedi severlere Kedili kitaplar :)
Bir kedi sevdalısı ile birlikte çalışıyorum :)
Neredeyse her gün internetten kedili kitaplar araştırıyor, kütüphanesini kedi kitapları ile dolduruyor.
Her kitapçıdan kitap almışlığı vardır, Nadir kitap özellikle basımı olmayan kitapları sattığı için onun çok işini görüyor. Çünkü aradığı kitapların çoğu, satışı olmayan kitaplar. Sahaflarda bile yok.
Bugün işten çok bunaldım, "canım deli gibi bir sürü blog yazısı girmek istiyor ama ne gireceğimi bilmiyorum" dedim ama hem işten başımı çevirip kafa dağıtmak istiyorum hem de yazı girecek vakit yok. Yani hazır bir şeyler lazım, sonra bu kişinin geçen gün bana, elinde olan kitapları bilgisayarda tablo halinde topladığını ve istersem bloguma da ekleyebileceğimi söylediği aklıma geldi. Hemen istedim, yolladı ve paylaşıyorum :))
Kedi severler için, gözümden kaçan kedili bir kitap var mı acaba diye merak edenler için faydalı olmasını umuyorum :)
Neredeyse her gün internetten kedili kitaplar araştırıyor, kütüphanesini kedi kitapları ile dolduruyor.
Her kitapçıdan kitap almışlığı vardır, Nadir kitap özellikle basımı olmayan kitapları sattığı için onun çok işini görüyor. Çünkü aradığı kitapların çoğu, satışı olmayan kitaplar. Sahaflarda bile yok.
Bugün işten çok bunaldım, "canım deli gibi bir sürü blog yazısı girmek istiyor ama ne gireceğimi bilmiyorum" dedim ama hem işten başımı çevirip kafa dağıtmak istiyorum hem de yazı girecek vakit yok. Yani hazır bir şeyler lazım, sonra bu kişinin geçen gün bana, elinde olan kitapları bilgisayarda tablo halinde topladığını ve istersem bloguma da ekleyebileceğimi söylediği aklıma geldi. Hemen istedim, yolladı ve paylaşıyorum :))
Kedi severler için, gözümden kaçan kedili bir kitap var mı acaba diye merak edenler için faydalı olmasını umuyorum :)
2 Nisan 2018 Pazartesi
Mart ayı kitapları
Mart ayı yeni bitmişken, bu ay okuduğum kitapları buraya ekleyeyim.
2017 sonunda bir şeye karar vermiştik arkadaşlarla, takip edenler bilir, her ay 2 kitap okuyup okumayanları cezalandıracaktık ama ben ilk iki ayı boşladım, arkadaşları da takip edemedim. İşime gelince kimseyi de böyle bir şey demiştik diye uyarmadım :)) Kaldı yani öyle.
Ocak ve Şubat'ta okuduğum kitap olmuş mu diye şöyle bir instagrama baktım.
Arada bir Pi'yi birkaç sayfa okuyup bıraktığımı hatırlıyorum.
Sonra, Pierre Frank'ın Doğru İstersen Olur kitabını okudum. Ocak sonu Şubat başıydı galiba. Bir de Tuğçe Işınsu'nun Ya Vedud'unu okumuştum. Yani iki ayda iki kitap.
Bu ay dört kitap okudum, hemen bakalım nelermiş:
- Bir Zweig klasiği, incecik bir kitap: Bir Çöküşün Öyküsü, Stephen Zweig (inceleme yazısı için : tıklayın)
- Steve Jobs'ın karakterini az çok görebilmemi sağlayan: Steve Jobs Gibi Düşünmek, Daniel Smith (inceleme yazısı için : tıklayın)
- Başlarda sıkıcı gelen, ortasına doğru geldikçe çok saran, farklı konularda mektuplardan oluşan ve insanı derin düşünmelere sevk eden: Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Posta kutusundaki Mızıka kitabına yaptığım inceleme yazısını 1000Kitap'tan alıyorum, oraya yazmıştım:
İlk mektuplar sıkıcı geldi, hatta biraz okuyup bıraktım bir süre devam edemedim ama sonra tekrar devam etmek için elime aldığımda hoşuma gitmeye başladı. Biraz sabredip okumaya devam edince çok güzel bir kitap. Bir gecede okunup bitirilmiyor, sürükleyici bir roman şeklinde değil çünkü mektup mektup ayrı konular olduğu için ara vererek okunuyor.
- Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
Çalıkuşunu da dün bitirdim. Elime alınca bırakamıyordum o yüzden iki güne bitiririm sanıyordum ama bir türlü uzun uzun okuyacak kadar sakin ve geniş zaman bulamadığım için bir haftayı geçti bitmesi. Çok güzeldi. Hatta çok çok güzeldi. Ah canım Çalıkuşu, kalbinin çırpınışları ile oradan oraya savruldu durdu. Hayat da bizi hep oradan oraya savurmuyor mu zaten, hepimiz bir şeylerden kaçıyoruz. Bir şeyleri öğrenmek, bir şeylerin farkına varmak için bazen başını alıp gitmek gerekiyor sanırım.
Bu inceleme yazısını da hazır yapmışken 1000kitap'a ekleyeyim bari :) Beni takip etmek isterseniz, profilim: https://1000kitap.com/ozininkitapligi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















